2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 113

İcra ve İflas Kanunu 113. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 113 – Alacaklı talep etmeden borçlunun talebiyle de satış yapılabilir. İcra memuru kıymeti süratle düşen veyahut muhafazası masraflı olan malların satılmasına her zaman karar verebilir. Artırma hazırlık tedbirleri:[48]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2014/1819 E., 2014/6058 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDemirci İcra Hukuk Mahkemesi
İİK'nın menkullerle ilgili 113/1. maddesinde alacaklı talep etmeden borçlunun talebiyle de satış yapılabileceği düzenlenmesi, taşınmaz satışlarında da kıyasen uygulanmalıdır.
23. Hukuk Dairesi         2014/1819 E.  ,  2014/6058 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Demirci İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 11/11/2013 NUMARASI : 2013/24-2013/58 Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, şikayet dışı borçluya ait taşınmazın satışından sonra Demirci İcra Müdürlüğü'nün 2006/774 Esas sayılı takip dosyasında düzenlenen sıra cetvelinde, şikayet olunanın haczinin iki yıllık sürede satış istenmemesi nedeniyle düşmesine rağmen birinci sırada yer verildiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir. Şikayet olunan vekili, müvekkilinin haczinin düşmediğini savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; paylaşıma konu taşınmazın 14.05.2009 tarihinde satıldığı, açılan ihalenin feshi davasının kabulüne ilişkin kararın 15.09.2009 tarihinde kesinleştiği, ihalenin feshi durumunda taşınmaz üzerinde bulunan hacizlerin kalkmayacağı ve satılan malın mülkiyetinin borçluya geri döneceği, bu durumda yeniden satış istenmesinin gerektiği, ancak yeniden satış istenebilmesi için taşınmazın üzerinde haczin devam ediyor olmasının şart olduğu, ihalenin feshi durumunda satış isteme süresinin duracağı ve ihalenin feshi kararı kesinleştikten sonra yeniden işlemeye başlayacağı, taşınmaz üzerindeki haczin 27.10.2006 tarihinde konulduğu, 21.10.2008 tarihinde satışın istendiği, satıştan sonra ihalenin feshinin talep edildiği, bu talep üzerine ihalenin fesh edildiği, feshi kararının kesinleşmesinden sonra satış isteme süresinin yeniden işlemeye başlayacağı, kararın kesinleştiği tarihten sonra kalan süre kadar satış isteme süresinin uzayacağı, bu durumda ihale fesh edilmemiş olsaydı satışın son isteme süresi 30.10.2008 tarihi olduğuna göre 21.10.2008 ile 30.10.2008 arasındaki 9 günlük sürenin ihalenin feshi kararının kesinleştiği 15.09.2009 tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı, satışın en geç 24.09.2009 tarihinde istenmesi gerekirken 16.02.2012 tarihinde istendiğine göre satış isteme süresinin geçtiği, taşınmaz üzerindeki haczin 24.09.2009 tarihinde kalkmış sayılması gerektiği, haciz bulunmayan bir taşınmaz için icra müdürünün süresi geçtikten sonra yapılan satış talebini reddetmesi gerekirken olmayan haciz için satış istemi üzerine satışın yapılması ve haciz varmış gibi satıştan sonra sıra cetvelinin düzenlenmesinin yasaya aykırı olduğu, sıra cetvelinde şikayet olunana pay ayrılamayacağı gerekçesiyle, şikayetin kabulüne karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. Şikayet, sıra cetvelinde sıraya ilişkindir. Somut olayda, şikayet olunanın alacaklı olduğu icra dosyasında 27.10.2006 günü bedeli paylaşıma konu taşınmaza haciz konulduğu, 21.10.2008 tarihinde satış avansı yatırılarak satış istendiği, bu talep üzerine 14.05.2009 tarihinde ihale yapıldığı, ancak Demirci İcra Hukuk Mahkemesi'nin 24.06.2009 tarih ve 42 Esas, 68 Karar sayılı ilamı ile ihalenin feshine karar verildiği, kararın 15.09.2009 tarihinde kesinleştiği, ihalenin feshi davası nedeni ile satışın iki yıllık süre içinde yapılamadığı, şikayet olunanın 03.11.2010 tarihinde satış avansı yatırarak satış talebinde bulunması üzerine 24.08.2012 tarihinde ihalenin yapıldığı ve hazırlanan 18.03.2012 tarihli sıra cetvelinde satış bedelinin garameten şikayet olunan alacaklı A.. Ö.. ve Vergi Dairesine paylaştırılarak ödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nın 106. maddesi, "Alacaklı haczolunan mal taşınır ise bir sene, taşınmaz ise iki sene içinde satılmasını isteyebilir." hükmünü; İİK'nın 59. maddesi, "bir talepte bulunan taraf bununla ilgili masrafları peşin olarak verir" hükmünü; İİK'nın 110. maddesi, "Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya takip geri alınıp da bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar." hükmünü içermektedir. Haciz düşse dahi icra takibi ayakta kalmaya devam eder. İİK'nda, süresinde satış istendikten ve masrafı verildikten sonra haczi ve satışı düşüren sebepler öngörülmemiş, sadece aynı Kanun'un 129/son maddesinde, ikinci ihalede alıcı çıkmazsa ''satış talebinin'' düşeceği düzenlenmiştir. İİK'nın 106 ve 110. madde hükümleri alacaklının takibi sürüncemede bırakmaması amacıyla getirilmiş olup, bu amaca uygun olarak şikayet olunan tarafından İİK'nın 106. maddesindeki 2 yıllık süre içerisinde İİK'nın 59. maddesine uygun olarak satış talep edilerek avansı yatırılmış olmakla, bir daha satış istemesine gerek kalmaksızın, haczinin ve satışının ayakta olduğunun kabulü gerekir. Satışın da aynı iki yıl içinde yapılmasının zorunlu olduğu, aksi halde haczin düşeceği yönünde yasada bir hüküm bulunmamaktadır. Satış, satışı isteme süresi geçtikten sonra yapılsa da geçerlidir ve alacaklı satış bedelinden alacağını alır. Süresinde satış istenmemesi ile yalnız haciz kalkar, icra takibi düşmüş olmaz, icra takibi derdest kalmaya devam eder. Ödeme emrinin tebliğine gerek kalmadan, alacaklı yeniden haciz isteyebilir. (Bkz: Prof Dr. Baki Kuru, İcra ve Uflas Hukuku, El Kitabı, 2. Baskı, 2013, sh 607) Öte yandan, süresinde satış istenmiş ve satış yapılmış ise, daha sonra ihalenin feshedilmesi, İİK'nın 110. maddesindeki satış talebinin geri alınması niteliğinde görülemez. Bu maddede ihalenin feshi halinde haczin kalkacağına dair bir hükme yer verilmemiştir (A.g.e sh 608). Satış süresi, hak düşürücü süre olup, İİK'nın 20. madde hükmünde, İİK'nın tayin ettiği sürelerin kesin olduğu, sözleşme ile değiştirilemeyeceği öngürülmüştür. Yasada aksi yönde açık bir hüküm bulunmadıkça, hak düşürücü süreler kesilmez ve durmaz. İhalenin feshi kararı kesinleşmeden İİK'nın 134/6. maddesi uyarınca satış cetveli düzenlenemez ise de, ihalenin feshinin kesinleşme tarihinden sonra alacaklının yeni ihale için yeni bir satış talebinde bulunmaması halinde haczinin düşeceğine dair yasal düzenleme bulunmamaktadır. İİK'nın menkullerle ilgili 113/1. maddesinde alacaklı talep etmeden borçlunun talebiyle de satış yapılabileceği düzenlenmesi, taşınmaz satışlarında da kıyasen uygulanmalıdır. Borçlunun borcunu ödeyerek ya da satış talep edip, satışı sağlayarak, alacaklının haciz ve satış baskısından kurtulması mümkündür. Yeni ihale için yeni bir satış talebinin ve masraf yatırılmasının gerekmesi, feshedilen ihalenin zorunlu bir sonucu olup, yeni bir satış talebinde bulunulmaması halinde haciz düşeceğine dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Alacaklıya yüklenen görev, süresinde satış isteyerek avansı yatırmaktır. İİK'nın 123. maddesinde satış görevi, icra dairesine yüklenmiş olup, satış ne zaman yapılırsa yapılsın, haciz ve satış talebi ayaktadır. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir. İİK'nın kesinleşen kıymet takdirinin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe yeniden kıymet takdiri yapılamayacağını öngören 128/a-3 fıkrası, varılan bu sonucu bertaraf eden bir düzenleme değildir. Dairemizin 12.06.2012 tarih ve 2868 E, 4131 K; 26.03.2012 tarih ve 1020 E, 2296 K; 19.09.2013 tarih ve 4536 E., 5532 K; 27.09.2013 tarih ve 4460 E, 5835 K; 23.06.2014 tarih ve 5599 E., 4814 K. sayılı ilamları bu yöndedir. Bu durumda, mahkemece, şikayet olunanın süresinde olan 21.10.2008 tarihli ilk satış talebinin, dolayısıyla haczinin ayakta olduğu, gözetilerek, şikayetin reddine karar verilmek gerekirken, yasal dayanağı bulunmayan yazılı gerekçeyle şikayetin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının kabulu ile hükmün şikayet olunan yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- SUÇUN UNSURLARININ ARANMASI**- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 113 ]
Ceza Genel Kurulu 2004/16.HD-102 E., 2004/127 K. Ceza Genel Kurulu 2004/16.HD-102 E., 2004/127 K. - İTİRAZ YOLU - SUÇUN UNSURLARININ ARANMASI- 2004 S. İCRA VE İFLAS KANUNU [ Madde 113 ] - 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 253 ] - 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 257 ] "İçtihat Metni" İcra İflas Yasasının 343. maddesine aykırı davranmak suçundan sanıklar Aydın D..... ve Eren G........'in beraetlerine ilişkin İstanbul 5. İcra Tetkik Merciince verilen 5.5.2003 gün ve 5459-1984 sayılı hüküm, şikayetçiler vekili tarafından temyiz edilmekle, dosyayı inceleyen Yargıtay 16. Hukuk Dairesince 31.3.2004 gün ve 1922-5065 sayı ile; "Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere, yapılan yargılama ve uygulamada isabetsizlik bulunmadığına ve sanıklar hakkındaki şikayetin İİK.nun 343. maddesinde belirtilen İİK.nun 30 ve 31. maddelerine muhalefet etmek suçuna yönelik olduğu, şikayete konu ihtiyati tedbir kararı olup bu karara muhalefet etmek suçundan Bağcılar Asliye Ce-za Mahkemesinde ayrıca dava açılıp davanın devam ettiği, ilam niteliğinde bulunmayan mah-keme kararına muhalefetin İİK.nun 343. maddesinde yazılı suçu oluşturmayacağı mahkemece doğru olarak değerlendirilip belirlendiğine göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün İİK. 366. maddesi uyarınca onanmasına" karar verilmiştir. Yargıtay C.Başsavcılığınca 11.5.2003 gün ve 130195 sayı ile; 12.08.2002 tarihli şikayet dilekçesinde, şikayetçiler aleyhine Milliyet Gazetesinde yayınlanan haberler nedeniyle İstanbul 2.Asliye Hukuk Mahkemesince 18.03.2002 tarih 2002/46 D. İş no ile yayınların durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiği, kararın İstanbul 2.İcra Müdürlüğünün 2002/4573 E. sayılı dosyası ile infaza konulduğu, Bağcılar 1. İcra Müdürlüğünün 2002/1783 talimat sayılı icra dos-yası ile 18.03.2002 tarihinde tebliğ olunduğu, tebliğ edilmesine rağmen, sonraki gazete nüshala-rında yayın yapılarak İİK. 343. maddesine aykırı davranışta bulunulduğu, eylemin mahkeme ta-rafından verilen ihtiyati tedbir kararına aykırı davranış niteliğinde olduğu iddiasıyla icra ceza mahkemesine şikayette bulunularak sanıkların İİK.nun 343. maddesi uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir. CMUK.nun 257. maddesine göre; "hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibarettir. Fiili takdirde mahkeme iddia ve müdafalarla bağlı değildir." Şikayet dilekçesinde; " bu eylem açıkça mahkeme tarafından verilen ihtiyati tedbir kararına ay-kırı davranış niteliğindedir." denilerek eylemin ihtiyati tedbire muhalefet olduğu beyan edilmiş, hükmün gerekçesinde de "şikayetin dayanağının 2.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen tedbir kararı olduğu tedbir kararına aykırı hareketin ise HUMK. nun 113/A maddesiyle cezalandı-rıldığı" kabul edilmiştir. Şikayet dilekçesi ve hükmün gerekçesiyle eylemin ihtiyati tedbire mu-halefet kabul edilmesine rağmen, ilam hükümlerine muhalefet suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmesi doğru değildir. Bu takdirde CMUK.nun 257. maddesindeki mahkemenin eylemle bağlı olduğuna, vasıflandırma ile bağlı olmadığına ilişkin kural ihlal edil-miş olmaktadır. CMUK. nun 253/3. maddesine göre " aynı konuda aynı sanık için evvelde verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine karar verilir.". Yerel Mahkeme ve Özel Dairece sanık hakkında ihtiyati tedbir kararına aykırı davranış nedeniyle Bağcılar 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı kabul edilmiş ise de; sanık hakkında bu suçtan açılmış bir kamu davası bulunmamaktadır. Açılmış kamu davasının varlığı halinde mağduru sanığı ve ey-lemi aynı olan olayla ilgili olarak verilen beraat kararının onanması o dava açısından kesin hüküm oluşturur. Aynı konuda aynı sanık hakkında Yargıtay tarafından onanmış bir beraat kararı ile karşılaşan Asliye Ceza Mahkemesi, suçun unsurları oluşsa bile sanığı cezalandıramayacaktır. Yani ihtiyati tedbire muhalefet eyleminden dolayı verilen beraat kararının onanması diğer mah-keme için bağlayıcı olacaktır. Somut olayımızda şikayete konu eylem ihtiyati tedbir kararına muhalefettir. Mahkeme eylem ile bağlı olup şikayet dilekçesindeki vasıflandırma ile bağlı değildir. İlam hükümlerine muhalefet suçundan verilen beraat kararı aynı suçtan açılan yada açılacak olan dava için kesin hüküm oluşturur. İlam hükümlerine muhalefet suçu ile ihtiyati tedbir kararına muhalefet suçlarının yargılama usulleri farklıdır. Şikayet ihtiyati tedbir kararına muhalefet olduğuna göre, ka-mu davası olarak iddianameyle açılması gereken bir davanın şikayet dilekçesi ile açılması mümkün olmadığından CMUK.nun 359. maddesi uyarınca usul muamelelerinin durdurulmasına karar verilmelidir," gerekçeleriyle itiraz yasa yoluna başvurularak Özel Daire Onama kararının kal-dırılıp, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi isteminde bulunulmuştur. Dosya Birinci Başkanlığa gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü. CEZA GENEL KURULU KARARI Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelere göre; Şikayetçiler M. Melih S......... ve Güngör S......... tarafından İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesine başvurularak aleyhlerine D..... grubuna ait (Hürrriyet, Milliyet, Posta vs.) gazeteleri ile Sabah grubuna ait (Sabah, Günaydın vs.) gazetelerinde kişilik haklarına saldırı teş-kil eden yayınların tedbiren durdurulması isteminde bulunulması üzerine, anılan Mahkemece 18.3.2002 gün ve 46 D. İş sayı ile 4721 sayılı Yasanın 24 ve 25. maddeleri uyarınca, Hürriyet, Milliyet, Sabah ve Günaydın gazetelerinde, davacıların kişilik haklarına tecavüz niteliğindeki yayınların tedbiren durdurulmasına karar verildiği, kararın Milliyet Gazetecilik A.Ş. sorumlu ya-zı işleri müdürü Eren G........'e ve Hürriyet Gazetecilik A.Ş.inde görevli danışma memuru Cihan Taşçı'ya 18.3.2002 tarihinde tebliğ edildiği, Aynı nitelikteki yazıların Hürriyet Gazetesinde devam ettiği iddiasıyla, şikayetçiler vekili tarafından Hürriyet gazetesi sorumluları ve imtiyaz hakkı sahipleri Aydın D....., Hasan K....., Tufan T......, Erol T....... ve D..... Satmış haklarında Bağcılar C.Başsavcılığına yapılan şikayet üzerine, gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü Hasan K..... hakkında 14.5.2002 gün ve 103 sayılı iddianame ile ihtiyati tedbir kararına aykırılık suçundan 5680 sayılı Yasanın 16/2 ve HUMK.nun 113/A maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle Bağcılar 2. Asliye Ceza Mah-kemesine 2002/1319 esas sayılı kamu davasının açıldığı, Yargılamaya konu olaydaki şikayetin ise, bu davadan sonra 2.8.2002 tarihli Milliyet Gazetesinin 1 ve 15. sayfalarında yayınlanan yazılar nedeniyle, bu gazetenin sahip ve sorumlu yazı işleri müdürü hakkında olduğu, Yerel Mahkemece de, eylemin HUMK.nun 113/A maddesine uygun olduğu, ilam niteliğinde bulunmayan mahkeme kararı nedeniyle İİY.nın 343. maddesindeki suçun unsurlarının oluşmayacağı gerekçesiyle sanıkların beraetlerine karar verildiği anlaşılmaktadır. CYUY.nın 253. maddesinde; "beraet", "mahkumiyet", "davanın reddi" veya "düşmesi" ve "muhakemenin durması"na dair kararların hüküm olduğu, aynı konuda, aynı sanık için evvelce verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava var ise davanın reddine, kovuşturmanın ve dolayısiyle muhakemenin yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere, muhakemenin durmasına, Ceza Kanununun birinci kitabının dokuzuncu babında davanın düşmesi sebebi olarak gösterilen, sanığın ölümü, genel af, vazgeç-me, af veya zamanaşımı hallerinden biri varsa veya muhakeme şartının gerçekleşmeyeceği anla-şılırsa davanın düşmesine karar verileceği, aynı Yasanın 263. maddesinde, sanığa yüklenen su-çun, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya görevi dışında kaldığının saptanması halin-de, bir kararla işin görevli mahkemeye gönderileceği, 359. maddesinde ise; "Davanın tahkik ve tetkikinden sonra mahkeme sabit addedilen vakıaların bu fasılda münderiç muhakeme usulü tat-bik olunmayacak suçlardan bulunduğunu görürse bu sebepten dolayı usule ait muamelelerin dur-durulmasına hükmeder ve dava evrakını Cumhuriyet Müddeiumumiliğine verir." Hükümlerine yer verilmiştir. Somut olayda, dilekçe ile İcra Tetkik Merciine yapılan şikayet üzerine, mahkemece eylemin HUMK.nun 113/A maddesinde düzenlenen ihtiyati tedbir kararına aykırılık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle, aynı eylem nedeniyle kesin yargı oluşturacak şekilde beraet kararı veril-miştir. HUMK.nun 113/A maddesinde düzenlenen, ihtiyati tedbir kararına aykırılık suçu, Asliye Ceza Mahkemesinin görevine girmekte olup, bu suçtan yargılama yapılabilmesi için iddianame ile kamu davasının açılması gerekmektedir. Mahkemeler ancak görevleri kapsamında bulunan ve usulüne uygun olarak açılmış davalarda, CYUY.nun 253. maddesindeki hükümleri verebilirler, somut olayda usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından, mahkemece, mahkumi-yet, beraet, davanın reddi, davanın düşmesi veya yargılamanın durmasına karar verilemez, yine aynı şekilde usulünce açılmış bir dava bulunmadığından görevsizlik kararı verilmesi de olanak-sızdır. Bu itibarla Yerel Mahkemece, şikayet dilekçesi ile açılan davada CYUY.nın 359. mad-desi uyarınca usule ait işlemlerin durdurulmasına ve dava evrakının C.Başsavcılığına gönde-rilmesine karar verilmesi gerekirken, aynı eylem nedeniyle kesin yargı oluşturacak şekilde beraet kararı verilmesi, Özel Dairece de, konuları farklı olduğu halde, aynı eylem nedeniyle dava açılıp derdest bulunduğu kabul edilmek suretiyle hükmün onanmasına karar verilmesi isabetsiz olup, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜ-NE, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 31.3.2004 gün ve 1922-5065 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün açıklanan nedenle BOZULMASINA, dos-yanın yerine gönderilmek üzere, Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 8.6.2004 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

İcra ve İflas Kanunu'na göre, aşağıdakilerden hangisi "pazarlık usulüyle" paraya çevrilemez?

A) Haczedilen altın ve gümüş eşyalar (Maden kıymetini bulmamışsa)
B) Borsa veya piyasada fiyatı bulunan tahviller
C) Bozulma tehlikesi olan gıda maddeleri
D) Gemi siciline kayıtlı gemiler
E) Değeri düşük olan ev eşyaları