İcra ve İflas Kanunu 115. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 115 – (Değişik:24/11/2021-7343/17 md.)
Birinci ve ikinci ihale, icra müdürü tarafından, ilanda belirlenen gün ve saatte, haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi üzerinden başlatılır. Şartların yerine gelmesi hâlinde mal, en yüksek teklif verene ihale edilir. Şu kadar ki, artırma bedelinin haczedilen malın muhammen kıymetinin yüzde ellisi ile o malla güvence altına alınan ve satış isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından hangisi fazla ise bu miktarı ve ayrıca bu miktara ilave olarak paraya çevirme ve paylaştırma masraflarını da geçmesi şarttır.
Artırmanın sona erdiği gün ve saatte şartların bulunması hâlinde, mal en yüksek teklif verene ihale edilmiş olur ve malın mülkiyeti ihale alıcısına geçer.
İhale alıcısının en yüksek teklifi verip de süresi içinde ihale bedelini yatırmaması hâlinde alınan teminat iade edilmeyip öncelikle satış masraflarından düşülmek üzere hak sahiplerine alacaklarına mahsuben ödenir.
İcra müdürü, elektronik satış portalında artırma bittikten sonraki ilk iş gününde artırmanın sonucuyla ilgili bir artırma sonuç tutanağı düzenler ve bu tutanaktaki bilgileri aynı gün satış portalında ilan eder. Tutanakta; ihalenin hangi gün ve saatte tamamlandığı, şartlar yerine gelmişse en yüksek teklifi verene malın ihale edildiği, tutanağın ilanından itibaren yedi gün içinde ihale bedelinin icra dairesi hesabına yatırılması gerektiği ve şartlar yerine gelmediği takdirde ihalenin hangi gerekçeyle yapılamadığı belirtilir.
Satış talebi teklif verme başladıktan sonra geri alınamaz. Teklif verme süresinin bitimine kadar borcun tamamen ödenmesi hâlinde satış durdurulur.
İcra müdürü, asgari ihale bedelinin teklif edilmediği, en yüksek teklif verenin ihale bedelini yatırmadığı veya teklif verme süresinin bitiminden önce borcun ödendiği hâllerde, ihalenin yapılamadığını veya iptal edildiğini tutanakla tespit eder. Asgari ihale bedelinin teklif edilmediği veya en yüksek teklif verenin ihale bedelini yatırmadığı hâllerde ikinci artırma, birinci artırmadaki şartlar çerçevesinde daha önce ilan edilen tarihte başlar.
Artırmada, alıcı çıkmazsa veya bu maddede yazılı şartlar gerçekleşmezse alacaklı, önceki satış talebinden kalan satış isteme süresi içinde satış günü verilmesini talep edebilir. Satış isteme süresi satış talebiyle birlikte durur ve duran bu süre, ihalenin yapılamadığına veya iptal edildiğine ilişkin tutanak tarihinden itibaren kaldığı yerden işlemeye başlar.
İcra müdürü, artırma bittikten sonraki ilk iş gününde elektronik satış portalından kaynaklanan teknik sebeplerle, artırmanın son on dakikası içinde teklif verilemediğini satış portalı kayıtlarından tespit ederse artırma süresinin bir gün uzatılmasına karar verir; kararda artırmanın başlayacağı ve biteceği tarih ve saatleri gösterir ve tüm bu hususları satış portalında derhâl duyurur. Bu durumda artırmanın başlangıç tarihi, artırma süresinin uzatılmasına karar verildiği tarihten itibaren üç günü geçemez. Bu süre içinde, daha önce en yüksek teklif veren teklifiyle bağlı olacağı gibi yeni istekliler de teminatı yatırmak suretiyle artırmaya katılabilir.
İkinci artırma:
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
14 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2025/1080 E., 2025/1826 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Şikayetçi vekili dilekçesinde; Yahyalı İcra Müdürlüğü'nün 2020/204 Esas sayılı dosyasında borçlu adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazların ihale yoluyla, satış işlemlerinde yatırılan ve İİK'nın 115/2 maddesi gereği iade edilmeyen teminat bedelinin alacaklılara ödenmesi için 25.07.2024 tarihli sıra cetveli düzenlendiğini, şikayetçi tarafından bahse konu taşınmaza Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin
6. Hukuk Dairesi 2025/1080 E. , 2025/1826 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/164 E., 2025/171 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yahyalı İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/28 E., 2024/42 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ŞİKAYET
Şikayetçi vekili dilekçesinde; Yahyalı İcra Müdürlüğü'nün 2020/204 Esas sayılı dosyasında borçlu adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazların ihale yoluyla, satış işlemlerinde yatırılan ve İİK'nın 115/2 maddesi gereği iade edilmeyen teminat bedelinin alacaklılara ödenmesi için 25.07.2024 tarihli sıra cetveli düzenlendiğini, şikayetçi tarafından bahse konu taşınmaza Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/393 Esas sayılı tasarrufun iptali davasında konulan ihtiyati haczin karar tarihi itibariyle kesin hacze dönüşmesi sebebiyle sıra cetvelinde ilk sırada yer alması gerektiğini, sıra cetvelinin hukuka aykırı olduğundan bahisle sıra cetvelinin iptali ile paranın Yahyalı İcra Dairesi'nin 2021/99 E., 2021/100 E., 2021/101 E., 2021/46 E., 2020/204 E. sayılı dosyaları ile kamu haczi arasında garameten paylaştırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Şikayet olunan ... vekili cevap dilekçesinde; İİK'nın 142. maddesinde sıra cetveline itiraz süresi içinde dava açılmadığını, şikayet olunanın dava dışı borçlular ..... San. Ltd. Şti. ve ...'tan alacak olduğu 700.000,00 TL alacağı için Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/33 Değişik İş, 2020/33 Karar sayılı kararı ile 06.04.2022 tarihinde ihtiyati haciz kararı aldığını, icra takibi kapsamında borçlunun malvarlığının araştırıldığını ve borçlunun tüm taşınmazlarını devrettiğinin tespit edildiğini, bunun üzerine borçlu .... San. Ltd. Şti.'nin borcun doğumundan ve ihtiyati haciz karar tarihinden sonra, tapu kaydında bulunan ihtiyati haciz şerhine rağmen daha önce sigortalı işçisi olan diğer şikayet olunan ...'e 08.04.2024 tarihinde devrettiği Kayseri İli, .... İlçesi ... Mahallesi 150 ada, 14 parsel sayılı taşınmaz için 17.06.2024 tarihinde Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/99 Esas sayılı dosyası ile tasarrufun iptali davası açıldığını belirterek, şikayetin reddini ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikâyet olunan tarafından açılan tasarrufun iptali dosyasının İİK’nın 105/2. maddesinde belirtilen geçici aciz belgesi ile açıldığı, geçici aciz belgesi sahibi alacaklının bu belgeye dayanarak tasarrufun iptali dosyasını açabilse de bu belgenin İİK’nın 100. maddesi uyarınca hacze iştirak olanağı veren belge olmadığı anlaşıldığından, İİK’nın 100/1. maddesinde sayılan koşulları taşımadığı anlaşılan şikâyet olunanın, ilk hacizlere iştirakinin mümkün olmadığı gerekçesiyle şikayetin kabulü ile Yahyalı İcra Dairesi'nin 2020/2024 Esas sayılı ve 07.06.2024 tarihli sıra cetveli ve derece kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayet olunan ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikayet olunan takip alacaklısı ...'un Yahyalı İcra Müdürlüğü'nün 2020/204 Esas sayılı takip dosyası ile 16.06.2020 tarihinde icra takibi başlatıldığı, dosya borçlusunun alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla 150 ada, 14 parsel sayılı taşınmazın 08.04.2020 tarihinde satması nedeniyle tasarrufun iptali istemiyle Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 24.11.2022 tarihli, 2021/341 Esas, 2022/347 Karar sayılı ilamı ile tasarrufun iptaline karar verildiği, 22.06.2020 tarihinde konulan ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü, şikayetçi Vakıflar Bankası'nın tasarrufun iptaline ilişkin dosyasının dava tarihi 14.12.2021 olup, alacaklı ...'un karar tarihinden sonra olduğu gibi haciz kararının ise yine ...'un ihtiyati haciz kararından sonra verildiği anlaşıldığından, Yahyalı İcra Müdürlüğünce düzenlenen sıra cetvelinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle şikayet olunan ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasına, şikayetin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde:
a. Hacze iştirak ve hacizde sırası bakımından İİK'nın 268. maddesi gereğince değerlendirme yapıldığında; ihtiyati haczin tasarrufun iptali dosyasının karara çıkması sonucu kesin hacze dönüştüğünü, bu durumda şikayetçinin kesin haciz tarihi 24.11.2022 olup şikayet olunanın kesin haciz tarihinin ise 17.11.2022 olduğunu, şikayetçi tarafından açılan tasarrufun iptali dosyasının şikayet tarihinin 14.12.2021 olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sıra cetvelinde sıraya itiraza ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2004 sayılı İİK'nın 268. maddesi gereği aynı Yasa'nın 261. maddesine göre ihtiyaten haczedilen mallar, ihtiyatî haciz kesin hacze dönüşmeden önce diğer bir alacaklı tarafından bu Kanun'a veya diğer Kanunlara göre haczedilirse, ihtiyatî haciz sahibi alacaklı, bu hacze 100. maddedeki şartlar dairesinde kendiliğinden ve muvakkaten iştirak eder.
Somut olayda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinde şikayet olunan ...'un açtığı tasarrufun iptali davasının karara bağlanmasından sonra şikayetçinin tasarrufun iptali davası açtığı ve haciz kararının ise yine şikayet olunanın ihtiyati haciz kararından sonra verildiği belirtilmiş ise de; şikayet olunan tarafından açılan Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/341 Esas, 2022/347 Karar sayılı davasının 24.11.2022 tarihinde karara çıktığı, şikayetçi tarafından tasarrufun iptaline ilişkin Yahyalı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/393 Esas, 2022/343 Karar sayılı davanın 14.11.2021 tarihinde açıldığı ve ihtiyati haciz tarihinin ise 20.12.2021 olduğu, davanın 17.11.2022 tarihinde karara çıktığı, gerek dava tarihi gerek ihtiyati haciz tarihleri ve şikayetçinin takip alacağının dayanağı gözetildiğinde; ilk kesin haczin şikayetçiye ait olduğu, şikayet olunanın tasarrufun iptali davasının karar tarihi dikkate alındığında ilk kesin hacizden sonra hüküm verildiği ve 24.11.2022 tarihi itibariyla ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü, İİK'nın 100/1-2 maddesi dikkate alınarak, şikayet olunan ve kamu haczinin ilk kesin hacze iştiraki ile garameten paylaşılması gerekirken, şikayetin yazılı şekilde reddi doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2017/735 E., 2020/445 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nın 115. maddesinde belirtildiği üzere artırma bedelinin satış isteyen haciz alacaklısının alacağına rüçhanı (önceliği) olan muaccel ipotek alacaklarının toplamının üzerinde olması hâlinde ihale yapılabilir.
Hukuk Genel Kurulu 2017/735 E. , 2020/445 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki "memur işleminin iptali" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.
2. Direnme kararı şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. İNCELEME SÜRECİ
Üçüncü Kişi İstemi:
4. Şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili 17.01.2014 tarihli talep dilekçesinde; Malatya 3. İcra Dairesinin 2013/27 E. sayılı dosyasında haczedilerek satışa çıkarılan menkul malların, Malatya 3. Noterliğinin 16.11.2012 tarihli ve 33799 yevmiye nolu ticari işletme rehni sözleşmesiyle müvekkili adına rehinli olması sebebiyle icra takip dosyasına sundukları talep dilekçesi ile rüçhanlı alacaklı olduklarına dair karar verilmesini talep ettiklerini, ancak icra memurunun 07.01.2014 tarihli işlemle taleplerini reddettiğini ileri sürerek icra memurunun 07.01.2014 tarihli işleminin kaldırılarak, ticari işletme rehni nedeniyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Alacaklı Cevabı:
5. Alacaklı vekili 28.02.2014 tarihli cevap dilekçesinde; haczedilen menkullerle rehinli olduğu iddia edilen menkullerin aynı olmadığını, rehin sözleşmesinin muvazaalı olduğunu beyan ederek talebin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
6. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 06.03.2014 tarihli ve 2014/41 E., 2014/118 K. sayılı kararı ile; talep dilekçesine ek ticaret sicil belgesine göre ticari işletme rehin sözleşmesinin sicile tescil edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ticari işletme rehninin kurulduğu fabrika binasındaki eşyanın ve makinelerin ayırt edici özelliklerinin mutlaka rehin sözleşmesinde veya ekindeki listede gösterilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda ibraz edilen demirbaş listesinin benzer eşya ve makinelerden farklı olduğuna yönelik ayırt edici hiç bir özelliğinin yazılmadığı, seri veya üretim numaralarının bu listede belirtilmediği, dolayısıyla takip dosyasında haczedilen makine ve taşınır malın ticari işletme rehni kapsamında kaldığının net olarak söylenemeyeceği, bu durumda icra müdürünün rüçhanlı alacak kaydına ilişkin talebi reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 25.11.2014 tarihli ve 2014/21385 E., 2014/28252 K. sayılı kararı ile;
"... Alacaklı tarafından borçlu Mirefe Süt … A.Ş. hakkında, genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun işyerinde bir kısım menkullerin haczedildiği, bu haciz işlemine karşı 3. kişinin haczedilen menkuller üzerinde rehin alacakları bulunduğu iddiası ile icra müdürlüğüne başvurarak, satış ve sonraki aşamalarda kendilerinin rüçhanlı alacaklı olarak kabulüne karar verilmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce talebin reddi üzerine icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurduğu, mahkemece şikâyetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Şikâyetçi üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu, haczedilen taşınırlar üzerinde rehin hakkının bulunduğu iddiasıyla rehin hakkının dikkate alınmasına ilişkindir. Başvuru bu hâli ile İİK' nun 96 ve devamı maddelerine göre açılmış istihkak davası olup, şikâyet olarak icra mahkemesine gelinmesi, HMK'nun 33. maddesinde yer alan hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı doğrultusunda sonuca etkili değildir.
O hâlde mahkemece başvuru istihkak davası olarak vasıflandırılıp, varsa harç eksikliği giderildikten ve taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların iddia ve delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken istemin şikâyet olarak nitelendirilip yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ..." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 2015/89 E., 2015/168 K. sayılı kararı ile; somut olayın özelliğine göre memur işlemini şikâyet niteliğindeki bu istemin mahkemece istihkak davası olarak ele alınmasının doğru olmayacağı, tarafları ve dava konusu aynı olan istemlerle ilgili verilen red kararlarının bir kısmının Özel Dairece onandığı, bir kısmının bozulduğu, bir kısmının da başka bir gerekçeyle sonucu itibariyle doğru görülerek onandığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikâyetçi (davacı) üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusunun şikâyet mi yoksa istihkak davası niteliğinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 33. maddesi gereğince hukuki tavsif (niteleme) ve uygulanacak kanun maddesinin tespiti hâkime aittir. Ayrıca HMK'nın 119. maddesinde dava sebebi olarak hukuki sebepler değil maddi vakıalar esas alınmıştır. İcra mahkemesi tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri maddi vakıalarla bağlıdır; ancak başvuranın bu bağlamda yapmış olduğu hukuksal nitelendirmelerle bağlı değildir.
13. Tarafların ileri sürmüş olduğu maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak yani somut olay ya da ilişki bağlamında işlerlik kazanacak hukuk kurallarını araştırıp bulup uygulamasını gerçekleştirmek, hâkim tarafından kendiliğinden yerine getirilmesi gereken bir görevdir (HMK'nın 33. maddesi). Somut olaya uygulanacak olan hukuk kuralları, dava sebebinden tümüyle farklı bir kavram olan hukuki sebebi oluşturur (Tanrıver, S.; Medeni Usul Hukuku C. 1. Ankara 2016, s. 480-483).
14. Uyuşmazlığın çözümü için şikâyet ve istihkak iddiasının açıklanması gerekmektedir. Şikâyet, İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 16, 17 ve 18. maddelerinde düzenlenmiştir. Şikâyet icra ve iflas dairelerinin, kanuna aykırı olan veya hadiseye uygun bulunmayan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesi veya yerine getirilmeyen veya sebepsiz sürüncemede bırakılan bir hakkın yerine getirilmesi için icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış kendine özgü bir kanun yoludur (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 103). Şikâyeti medeni usul hukukunda yer alan hiçbir dava çeşidi içine sokmak mümkün değildir (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet 2. B., İstanbul 2017, s. 49). Şikâyet konusunu idari işlemler oluşturduğundan, şikâyet medeni usul hukuku anlamında bir dava değildir. Şikâyette kişiler arasında uyuşmazlık yoktur. Şikâyet ile icra ve iflas memurlarının işlemlerinin kanuna veya olaya aykırılığı ileri sürülür. Takibin esasını oluşturan uyuşmazlığın maddi hukuk açısından incelenmesi ve bunun hakkında karar verilmesi şikâyette mümkün değildir. Şikâyete konu işlemin iptalini talep eden kişinin takibin diğer taraflarına karşı ileri sürebileceği bir sübjektif hakkı yoktur. Medeni usul hukukundaki davada davacı ve davalı olmak üzere iki taraf yer alır. Davanın konusunu tarafların sübjektif hakları oluşturur. Örneğin eda davası söz konusu ise dava kabul edildiğinde davalı bir şeye mahkûm edilir. Şikâyet hakkında verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Dava sonunda verilen kararlar ise kesin hüküm teşkil eder ve aynı konuda ve aynı taraflar arasında yeniden dava açılamaz. İİK'nın 16. maddesine göre icra ve iflas dairesi işlemlerine karşı şikâyet yoluna ancak kanunun çözümünü mahkemeye bırakmadığı konularda (örneğin İİK'nın 142. maddesi uyarınca sıra cetveline itiraz davası) gidilebilir. Kanun koyucunun bazı hâllerde şikâyet yolunu kapalı tutmasının nedeni, takibe bağlı maddi hukuka ilişkin sorunların mahkemelere bırakılması düşüncesidir (Pekcanıtez, s. 31). Şikâyet yoluyla icra mahkemesine yapılan başvuruda 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli 1 sayılı tarifenin A-I/1 uyarınca, maktu başvurma harcı ile maktu karar ve ilam harcı alınır.
15. İİK'nın 96. maddesinin 1. fıkrası "Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir." şeklinde düzenlenmiştir. Haczedilen bir mal üzerinde (alacaklı ve borçlu dışındaki) bir üçüncü kişinin mülkiyet veya diğer bir ayni hak sahibi olduğunun ileri sürülmesine istihkak iddiası denir. Haczedilen bir mal üzerinde (alacaklı ve borçlu dışındaki) bir üçüncü kişinin rehin hakkı bulunduğunun ileri sürülmesi de istihkak iddiasıdır. Buradaki rehin terimini İİK'nın 23. maddesindeki gibi (geniş anlamda) anlamak gerekir (Kuru, s. 543, 544). İİK'nın 23. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde "taşınır rehni" tabirinin "ticari işletme rehnini" ihtiva ettiği düzenlenmiştir.
16. Ticari işletme rehni de diğer rehin hakları gibi rehinli alacaklıya ticari işletme veya belirli unsurlarına başvurarak alacağını öncelikle elde etme imkânı sağlayan sınırlı bir ayni haktır (Reisoğlu, S.: Ticari işletme rehni ve uygulamada ortaya çıkan sorunlar, Ankara 1977. s. 22). Ticari işletme rehni teslim koşulu aranmayan bir sicilli taşınır rehni çeşitidir. Bu nedenle bir çok taşınır malın alacaklıya teslimine gerek kalmadan üzerinde rehin hakkının kurulması mümkün olmaktadır. Rehinli malların borçlu elinde kalması nedeniyle borçluya ait ve üzerinde ticari işletme rehni bulunan malların rehinli alacaklı dışındaki alacaklılar tarafından haczedilmesi söz konusu olduğunda ticari işletme üzerinde rehin hakkına sahip üçüncü kişiler hacizli mallar hakkında istihkak davası açabilirler (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, İstanbul 1990, C. 2, s. 964; Kudret, A.: Hacizde İstihkak Davası, Ankara 2005, s. 168). Rehin alacaklısının rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip hakkının bulunması veya satış ile paraların paylaştırılmasına katılma hakkının olması istihkak davası açmasına engel değildir.
17. Rehin hakkına dayanan istihkak davasının amacı, haczedilen mal üzerinde davacının rehin hakkının varlığını tespit ettirmek ve böylece haczin rehin hakkını etkilememek koşulu ile yapılması olanağını sağlamaktır (Güneren, A.: İcra ve İflas Hukukunda İstihkak Davaları ile Tasarruf İptal Davaları, Ankara 2014, s. 150). İİK'nın 115. maddesinde belirtildiği üzere artırma bedelinin satış isteyen haciz alacaklısının alacağına rüçhanı (önceliği) olan muaccel ipotek alacaklarının toplamının üzerinde olması hâlinde ihale yapılabilir. Böylece rehin hakkı sahibi mahcuz malın satışında rehinli alacağını tam olarak tahsil edebilir.
18. İİK'nın 96. maddesinin 1. Fıkrası uyarınca istihkak iddiası haciz sırasında ileri sürülmüş ise haciz tutanağına, hacizden sonra bildirilmiş ise icra tutanağına yazılır. Anılan maddenin 2. fıkrasına göre icra müdürü (dairesi), üçüncü kişinin istihkak iddiasını, alacaklıya ve borçluya bildirir ve bu bildiri ile istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere, alacaklıya ve borçluya üç günlük bir süre verir. İcra müdürü, istihkak iddiasının yerinde olup olmadığını araştırmadan, istihkak iddiasını, haciz veya icra tutanağına geçirmek ve itiraz edebilmeleri için alacaklıya ve borçluya (üç günlük süre vererek) bildirmekle yükümlüdür. İcra müdürünün bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde süresiz şikâyet yoluna başvurulabilir. Üçüncü kişi, icra müdürünün İİK'nın 96 ve 97. maddesinin 1. fıkrasındaki işlemlerin tamamlamasını beklemek veya bu işlemlerin yapılması için süresiz şikâyet yoluna başvurmak zorunda değildir. İcra dairesinin İİK'nın 96. maddesinin 2. fıkrasına göre alacaklıya ve borçluya üç günlük süre vermemiş ve bundan sonraki işlemleri yapmamış olması nedeniyle, aynı Kanunun 97. maddesinin 6. fıkrasına hükmüne göre yedi günlük istihkak davası açma süresi henüz işlemeye başlamamış olan üçüncü kişi, (İİK'nın 96. maddesinin 9. fıkrasındaki süre ile bağlı olmaksızın) doğrudan doğruya icra mahkemesinde istihkak davası açabilir (Kuru, s. 547, 548). Rehin alacaklısı tarafından açılan istihkak davasında haczedilen mal üzerinde rehin hakkının bulunduğunun tespiti başka bir deyişle bu iddianın kanıtlanması durumunda hacizli malın bu rehin hakkı ile yükümlü olarak haczedilmiş sayılması suretiyle istihkak davasının kabulüne karar verilmesi gerekir. İcra memuruna mahcuz üzerinde üçüncü kişinin ticari işletme rehin hakkını tanıma yetkisi veren yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
19. İstihkak davası İİK'nın 97. maddesine göre genel hükümlere tabi olduğundan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesine göre (1) sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Alacak tutarı ile dava konusu mahcuzlar üzerindeki rehin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü anılan Kanunun 28. maddesi uyarınca peşin olarak alındıktan sonra, yargılamaya devam olunur. Yargılama tamamlanıp davanın kabulüne karar verildiğinde ise davada haksız çıkan taraftan eksik kalan karar ve ilam harcının alınması gerekir.
20. Somut olayda; alacaklı Kavuklar Tarım Hayvancılık San. ve Tic. A.Ş. tarafından borçlu Mirefe Süt. Ür. Gıda Tar. Hayv. Nak. İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takipte 13.09.2013 tarihinde 2. Organize Sanayi Bölgesi havaalanı yolu üzeri Malatya adresinde yapılan hacizde menkullerin haczedildiği, şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekilinin 07.01.2014 tarihinde icra dairesine sunduğu dilekçesi ile haczedilen ve satışa çıkarılan menkullerin Malatya 3. Noterliğinin 16.11.2012 tarihli ve 33799 yevmiye nolu ticari işletme rehni sözleşmesi ile müvekkiline rehinli olduğunu, müvekkilinin haczedilen menkullerde rüçhanlı alacağı bulunduğunu ileri sürerek satış ve sonraki aşamalarda kendilerinin rüçhanlı alacaklı olarak kabulüne karar verilmesini ve paylaştırma aşamasında bu durumun göz önüne alınmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce 07.01.2014 tarihli işlemle; rehin sözleşmesine ekli listede menkullerin marka, seri numarası ve özelliklerinin yazılmadığı, satışa konu menkuller ile rehin sözleşmesine ekli listedeki menkuller ilişkilendirilemediğinden üçüncü kişinin taleplerinin reddine karar verildiği, şikâyetçi (davacı) üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurarak memurluk işleminin iptali ile birlikte rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulünü talep ettiği görülmektedir.
21. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu, icra müdürünün sebepsiz olarak yapmadığı İİK'nın 96. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında öngörülen işlemlerin yapılmasının sağlanması değil, ticari işletme rehni sebebiyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulünün talep edilmesine ilişkin olup, başvuru bu hâli ile İİK'nın 96 ve devamı maddelerine göre açılmış istihkak davası niteliğindedir. Şikâyet olarak icra mahkemesine gelinmesi, HMK'nın 33. maddesinde yer alan hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı doğrultusunda sonuca etkili değildir.
22. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/755 E., 2020/446 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nın 115. maddesinde belirtildiği üzere artırma bedelinin satış isteyen haciz alacaklısının alacağına rüçhanı (önceliği) olan muaccel ipotek alacaklarının toplamının üzerinde olması hâlinde ihale yapılabilir.
Hukuk Genel Kurulu 2017/755 E. , 2020/446 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki "memur işleminin iptali" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir.
2. Direnme kararı şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. İNCELEME SÜRECİ
Üçüncü Kişi İstemi:
4. Şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili 17.01.2014 tarihli talep dilekçesinde; Malatya 3. İcra Dairesinin 2013/59 E. sayılı dosyasında haczedilerek satışa çıkarılan menkul malların, Malatya 3. Noterliğinin 16.11.2012 tarihli ve 33799 yevmiye nolu ticari işletme rehni sözleşmesiyle müvekkili adına rehinli olması sebebiyle icra takip dosyasına sundukları talep dilekçesi ile rüçhanlı alacaklı olduklarına dair karar verilmesini talep ettiklerini, ancak icra memurunun 07.01.2014 tarihli işlemle taleplerini reddettiğini ileri sürerek icra memurunun 07.01.2014 tarihli işleminin kaldırılarak, ticari işletme rehni nedeniyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Alacaklı Cevabı:
5. Alacaklı vekili 28.02.2014 tarihli cevap dilekçesinde; haczedilen menkullerle rehinli olduğu iddia edilen menkullerin aynı olmadığını, rehin sözleşmesinin muvazaalı olduğunu beyan ederek talebin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararı:
6. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 06.03.2014 tarihli ve 2014/40 E., 2014/117 K. sayılı kararı ile; talep dilekçesine ek ticaret sicil belgesine göre ticari işletme rehin sözleşmesinin sicile tescil edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre ticari işletme rehninin kurulduğu fabrika binasındaki eşyanın ve makinelerin ayırt edici özelliklerinin mutlaka rehin sözleşmesinde veya ekindeki listede gösterilmesinin zorunlu olduğu, somut olayda ibraz edilen demirbaş listesinin benzer eşya ve makinelerden farklı olduğuna yönelik ayırt edici hiç bir özelliğinin yazılmadığı, seri veya üretim numaralarının bu listede belirtilmediği, dolayısıyla takip dosyasında haczedilen makine ve taşınır malın ticari işletme rehni kapsamında kaldığının net olarak söylenemeyeceği, bu durumda icra müdürünün rüçhanlı alacak kaydına ilişkin talebi reddetmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 25.11.2014 tarihli ve 2014/21387 E., 2014/28251 K. sayılı kararı ile;
"... Alacaklı tarafından borçlu Mirefe Süt … A.Ş. hakkında, genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun işyerinde bir kısım menkullerin haczedildiği, bu haciz işlemine karşı 3. kişinin haczedilen menkuller üzerinde rehin alacakları bulunduğu iddiası ile icra müdürlüğüne başvurarak, satış ve sonraki aşamalarda kendilerinin rüçhanlı alacaklı olarak kabulüne karar verilmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce talebin reddi üzerine icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurduğu, mahkemece şikâyetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Şikâyetçi üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusu, haczedilen taşınırlar üzerinde rehin hakkının bulunduğu iddiasıyla rehin hakkının dikkate alınmasına ilişkindir. Başvuru bu hâli ile İİK' nun 96 ve devamı maddelerine göre açılmış istihkak davası olup, şikâyet olarak icra mahkemesine gelinmesi, HMK'nun 33. maddesinde yer alan hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı doğrultusunda sonuca etkili değildir.
O hâlde mahkemece başvuru istihkak davası olarak vasıflandırılıp, varsa harç eksikliği giderildikten ve taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların iddia ve delilleri toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken istemin şikâyet olarak nitelendirilip yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ..." gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Malatya 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 2015/87 E., 2015/167 K. sayılı kararı ile; somut olayın özelliğine göre memur işlemini şikâyet niteliğindeki bu istemin mahkemece istihkak davası olarak ele alınmasının doğru olmayacağı, tarafları ve dava konusu aynı olan istemlerle ilgili verilen red kararlarının bir kısmının Özel Dairece onandığı, bir kısmının bozulduğu, bir kısmının da başka bir gerekçeyle sonucu itibariyle doğru görülerek onandığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; şikâyetçi (davacı) üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurusunun şikâyet mi yoksa istihkak davası niteliğinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 33. maddesi gereğince hukuki tavsif (niteleme) ve uygulanacak kanun maddesinin tespiti hâkime aittir. Ayrıca HMK'nın 119. maddesinde dava sebebi olarak hukuki sebepler değil maddi vakıalar esas alınmıştır. İcra mahkemesi tarafların dilekçelerinde ileri sürdükleri maddi vakıalarla bağlıdır; ancak başvuranın bu bağlamda yapmış olduğu hukuksal nitelendirmelerle bağlı değildir.
13. Tarafların ileri sürmüş olduğu maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak yani somut olay ya da ilişki bağlamında işlerlik kazanacak hukuk kurallarını araştırıp bulup uygulamasını gerçekleştirmek, hâkim tarafından kendiliğinden yerine getirilmesi gereken bir görevdir (HMK'nın 33. maddesi). Somut olaya uygulanacak olan hukuk kuralları, dava sebebinden tümüyle farklı bir kavram olan hukuki sebebi oluşturur (Tanrıver, S.; Medeni Usul Hukuku C. 1. Ankara 2016, s. 480-483).
14. Uyuşmazlığın çözümü için şikâyet ve istihkak iddiasının açıklanması gerekmektedir. Şikâyet, İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 16, 17 ve 18. maddelerinde düzenlenmiştir. Şikâyet icra ve iflas dairelerinin, kanuna aykırı olan veya hadiseye uygun bulunmayan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesi veya yerine getirilmeyen veya sebepsiz sürüncemede bırakılan bir hakkın yerine getirilmesi için icra takibinin taraflarına veya hukuki yararı bulunan diğer kişilere tanınmış kendine özgü bir kanun yoludur (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 103). Şikâyeti medeni usul hukukunda yer alan hiçbir dava çeşidi içine sokmak mümkün değildir (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet 2. B., İstanbul 2017, s. 49). Şikâyet konusunu idari işlemler oluşturduğundan, şikâyet medeni usul hukuku anlamında bir dava değildir. Şikâyette kişiler arasında uyuşmazlık yoktur. Şikâyet ile icra ve iflas memurlarının işlemlerinin kanuna veya olaya aykırılığı ileri sürülür. Takibin esasını oluşturan uyuşmazlığın maddi hukuk açısından incelenmesi ve bunun hakkında karar verilmesi şikâyette mümkün değildir. Şikâyete konu işlemin iptalini talep eden kişinin takibin diğer taraflarına karşı ileri sürebileceği bir sübjektif hakkı yoktur. Medeni usul hukukundaki davada davacı ve davalı olmak üzere iki taraf yer alır. Davanın konusunu tarafların sübjektif hakları oluşturur. Örneğin eda davası söz konusu ise dava kabul edildiğinde davalı bir şeye mahkûm edilir. Şikâyet hakkında verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Dava sonunda verilen kararlar ise kesin hüküm teşkil eder ve aynı konuda ve aynı taraflar arasında yeniden dava açılamaz. İİK'nın 16. maddesine göre icra ve iflas dairesi işlemlerine karşı şikâyet yoluna ancak kanunun çözümünü mahkemeye bırakmadığı konularda (örneğin İİK'nın 142. maddesi uyarınca sıra cetveline itiraz davası) gidilebilir. Kanun koyucunun bazı hâllerde şikâyet yolunu kapalı tutmasının nedeni, takibe bağlı maddi hukuka ilişkin sorunların mahkemelere bırakılması düşüncesidir (Pekcanıtez s. 31). Şikâyet yoluyla icra mahkemesine yapılan başvuruda 492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli 1 sayılı tarifenin A-I/1 uyarınca, maktu başvurma harcı ile maktu karar ve ilam harcı alınır.
15. İİK'nın 96. maddesinin 1. fıkrası "Borçlu, elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir şahıs tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, icra dairesi bunu haciz ve icra tutanaklarına geçirir ve keyfiyeti iki tarafa bildirir." şeklinde düzenlenmiştir. Haczedilen bir mal üzerinde, (alacaklı ve borçlu dışındaki) bir üçüncü kişinin mülkiyet veya diğer bir ayni hak sahibi olduğunun ileri sürülmesine istihkak iddiası denir. Haczedilen bir mal üzerinde (alacaklı ve borçlu dışındaki) , bir üçüncü kişinin rehin hakkı bulunduğunun ileri sürülmesi de istihkak iddiasıdır. Buradaki rehin terimini İİK'nın 23. maddesindeki gibi (geniş anlamda) anlamak gerekir (Kuru, s. 543, 544). İİK'nın 23. maddesinin 1. fıkrasının 2. bendinde "taşınır rehni" tabirinin "ticari işletme rehnini" ihtiva ettiği düzenlenmiştir.
16. Ticari işletme rehni de diğer rehin hakları gibi rehinli alacaklıya ticari işletme veya belirli unsurlarına başvurarak alacağını öncelikle elde etme imkânı sağlayan sınırlı bir ayni haktır (Reisoğlu, S.: Ticari işletme rehni ve uygulamada ortaya çıkan sorunlar, Ankara, 1977. s. 22). Ticari işletme rehni teslim koşulu aranmayan bir sicilli taşınır rehni çeşitidir. Bu nedenle bir çok taşınır malın alacaklıya teslimine gerek kalmadan üzerinde rehin hakkının kurulması mümkün olmaktadır. Rehinli malların borçlu elinde kalması nedeniyle borçluya ait ve üzerinde ticari işletme rehni bulunan malların rehinli alacaklı dışındaki alacaklılar tarafından haczedilmesi söz konusu olduğunda ticari işletme üzerinde rehin hakkına sahip üçüncü kişiler hacizli mallar hakkında istihkak davası açabilirler (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku, İstanbul 1990, C. 2, s. 964; Kudret, A.: Hacizde İstihkak Davası, Ankara 2005, s. 168). Rehin alacaklısının rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip hakkının bulunması veya satış ile paraların paylaştırılmasına katılma hakkının olması istihkak davası açmasına engel değildir.
17. Rehin hakkına dayanan istihkak davasının amacı, haczedilen mal üzerinde davacının rehin hakkının varlığını tespit ettirmek ve böylece haczin rehin hakkını etkilememek koşulu ile yapılması olanağını sağlamaktır (Güneren, A.: İcra ve İflas Hukukunda İstihkak Davaları ile Tasarruf İptal Davaları, Ankara 2014, s. 150). İİK'nın 115. maddesinde belirtildiği üzere artırma bedelinin satış isteyen haciz alacaklısının alacağına rüçhanı (önceliği) olan muaccel ipotek alacaklarının toplamının üzerinde olması hâlinde ihale yapılabilir. Böylece rehin hakkı sahibi mahcuz malın satışında rehinli alacağını tam olarak tahsil edebilir.
18. İİK'nın 96. maddesinin 1. fıkrası uyarınca istihkak iddiası haciz sırasında ileri sürülmüş ise haciz tutanağına, hacizden sonra bildirilmiş ise icra tutanağına yazılır. Anılan maddenin 2. fıkrasına göre icra müdürü (dairesi), üçüncü kişinin istihkak iddiasını, alacaklıya ve borçluya bildirir ve bu bildiri ile istihkak iddiasına karşı itirazları olup olmadığını bildirmek üzere, alacaklıya ve borçluya üç günlük bir süre verir. İcra müdürü, istihkak iddiasının yerinde olup olmadığını araştırmadan, istihkak iddiasını, haciz veya icra tutanağına geçirmek ve itiraz edebilmeleri için alacaklıya ve borçluya (üç günlük süre vererek) bildirmekle yükümlüdür. İcra müdürünün bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde süresiz şikâyet yoluna başvurulabilir. Üçüncü kişi, icra müdürünün İİK'nın 96 ve 97. maddesinin 1. fıkrasındaki işlemlerin tamamlamasını beklemek veya bu işlemlerin yapılması için süresiz şikâyet yoluna başvurmak zorunda değildir. İcra dairesinin İİK'nın 96. maddesinin 2. fıkrasına göre alacaklıya ve borçluya üç günlük süre vermemiş ve bundan sonraki işlemleri yapmamış olması nedeniyle, aynı Kanunun 97. maddesinin 6. fıkrasına hükmüne göre yedi günlük istihkak davası açma süresi henüz işlemeye başlamamış olan üçüncü kişi, (İİK'nın 96. maddesinin 9. fıkrasındaki süre ile bağlı olmaksızın) doğrudan doğruya icra mahkemesinde istihkak davası açabilir (Kuru, s. 547, 548). Rehin alacaklısı tarafından açılan istihkak davasında haczedilen mal üzerinde rehin hakkının bulunduğunun tespiti başka bir deyişle bu iddianın kanıtlanması durumunda hacizli malın bu rehin hakkı ile yükümlü olarak haczedilmiş sayılması suretiyle istihkak davasının kabulüne karar verilmesi gerekir. İcra memuruna mahcuz üzerinde üçüncü kişinin ticari işletme rehin hakkını tanıma yetkisi veren yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
19. İstihkak davası İİK'nın 97. maddesine göre genel hükümlere tabi olduğundan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesine göre (1) sayılı tarifedeki nispi esas üzerinden harca tabidir. Alacak tutarı ile dava konusu mahcuzlar üzerindeki rehin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü anılan Kanunun 28. maddesi uyarınca peşin olarak alındıktan sonra, yargılamaya devam olunur. Yargılama tamamlanıp davanın kabulüne karar verildiğinde ise davada haksız çıkan taraftan eksik kalan karar ve ilam harcının alınması gerekir.
20. Somut olayda; alacaklı Kavuklar Tarım Hayvancılık San. ve Tic. A.Ş. tarafından borçlu Mirefe Süt. Ür. Gıda Tar. Hayv. Nak. İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. hakkında başlatılan genel haciz yolu ile ilamsız takipte 18.06.2013 tarihinde 2. Organize Sanayi Bölgesi havaalanı yolu üzeri Malatya adresinde yapılan hacizde menkullerin haczedildiği, şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekilinin 07.01.2014 tarihinde icra dairesine sunduğu dilekçesi ile haczedilen ve satışa çıkarılan menkullerin Malatya 3. Noterliğinin 16.11.2012 tarihli ve 33799 yevmiye nolu ticari işletme rehni sözleşmesi ile müvekkiline rehinli olduğunu, müvekkilinin haczedilen menkullerde rüçhanlı alacağı bulunduğunu ileri sürerek satış ve sonraki aşamalarda kendilerinin rüçhanlı alacaklı olarak kabulüne karar verilmesini ve paylaştırma aşamasında bu durumun göz önüne alınmasını talep ettiği, icra müdürlüğünce 07.01.2014 tarihli işlemle; rehin sözleşmesine ekli listede menkullerin marka, seri numarası ve özelliklerinin yazılmadığı, satışa konu menkuller ile rehin sözleşmesine ekli listedeki menkuller ilişkilendirilemediğinden üçüncü kişinin taleplerinin reddine karar verildiği, şikâyetçi (davacı) üçüncü kişinin icra mahkemesine başvurarak memurluk işleminin iptali ile birlikte rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulünü talep ettiği görülmektedir.
21. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler karşısında üçüncü kişinin, icra mahkemesine başvurusu icra müdürünün sebepsiz olarak yapmadığı İİK'nın 96. maddesinin 1 ve 2. fıkralarında öngörülen işlemlerin yapılmasının sağlanması değil, ticari işletme rehni sebebiyle rüçhanlı alacaklı olduklarının kabulünün talep edilmesine ilişkin olup, başvuru bu hâli ile İİK'nın 96 ve devamı maddelerine göre açılmış istihkak davası niteliğindedir. Şikâyet olarak icra mahkemesine gelinmesi, HMK'nın 33. maddesinde yer alan hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu kuralı doğrultusunda sonuca etkili değildir.
22. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Şikâyetçi (davacı) üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri velmesine,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 23.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2016/2378 E., 2019/101 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece, iddia savunma ve dosya kapsamına göre, İİK'nın 115. maddesinde yer alan rüçhanlı alacağın o malla temin edilen ipotekli alacakları ifade ettiği, motorlu taşıtlar vergisi alacağının, rüçhanlı alacak olmayıp sıra cetveli kararında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmişt
23. Hukuk Dairesi 2016/2378 E. , 2019/101 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:... Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, borçlu ... adına kayıtlı aracın ... Müdürlüğünün 2014/3120 E. numaralı dosyada satışının yapıldığını ve sıra cetveli düzenlendiğini, araçların satış bedellerinden satış masrafları ve yediemin ücreti düşüldükten sonra müvekkile ödeme yapılmadığını, sıra cetvelinin hatalı olduğunu, 6183 Sayılı Yasa'nın 21. maddesine amme alacağının hacze iştirak etmesi gerektiği, yeddiemin ücreti ödenirken Adalet Bakanlığına ait depo ve garajlarda muhafaza edilen mahcuz mallar için alınacak ücret tarifesinin uygulanması gerektiğini, motorlu taşıtlar vergisinin rüçhanlı alacak olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep ve şikayet etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma ve dosya kapsamına göre, İİK'nın 115. maddesinde yer alan rüçhanlı alacağın o malla temin edilen ipotekli alacakları ifade ettiği, motorlu taşıtlar vergisi alacağının, rüçhanlı alacak olmayıp sıra cetveli kararında bir usulsüzlük bulunmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı (şikayetçi) vekili temyiz etmiştir.
Şikayete konu uyuşmazlık aracın aynından kaynaklanan MTV.nin mi yoksa aracın muhafaza masrafı olan yedieminlik ücretinin mi önce ödeneceği hususunda toplanmaktadır. Aracın muhafaza edilmemesi halinde .... alacağının ödenmesi dahi mümkün olamayacağından yediemin alacağının İİK.nın 138/2. fıkrası gereğince tüm alacaklıları ilgilendiren masraf olduğundan, .... alacağına önceliğinin olduğunun kabulü gerekir. Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yöndedir. Ancak muhafaza için alınacak bu ücretin tespitinde Adalet Bakanlığına ait depo ve garajlarda muhafaza edilen mallar için alınacak ücret tarifesi hakkında tebliğin 3 ve 4. maddeleri nazara alınmaktadır.
Bu durumda mahkemece sıra cetveli düzenlenirken yediemin için yukarıda zikredilen tarifenin 4. maddesinde belirtilen azami haddi aşmayacak şekilde ücret belirlenmesi, şikayetçinin alacağın aynından kaynaklanan ... alacağından önce ödeneceğinin göz önünde bulundurularak sıra cetveli düzenlenmesi şeklinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı (şikayetçi) vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 16.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2016/2021 E., 2019/188 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; takip konusu aracın trafikten men edilerek yedieminliğe teslim edildiği belirtildiği, İİK'nın 115. maddesine göre yediemin ücretinin öncelikle ödenmesi gerektiği, ...
23. Hukuk Dairesi 2016/2021 E. , 2019/188 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :... Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetvelindeki sıraya itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; Mudanya ... Müdürlüğünün 2015/2245 sayılı dosyasından başlatılan ... takibinde borçlu ... Endüstriyel Proje Müt. Taah. ve Tic. A.Ş. adına kayıtlı 41 LT 305 plaka sayılı aracın satışının yapıldığı ve ihale bedelinden rüçhanlı alacak olan yediemin ve satış masrafları alacaklarının karşılandığını ve dosyada para kalmaması nedeniyle söz konusu aracın aynından kaynaklanan Motorlu Taşıtlar Vergisi borcunun karşılanmadığının bildirildiğini, Motorlu Taşıtlar Vergisinin rüçhanlı olmadığından bahisle mevzuata aykırı olarak sıra cetveli düzenlenmediğini belirterek ... Müdürlüğünün 2015/2245 esas sayılı dosyasında 02.11.2015 tarihli karar tensip tutanağı ile yapılan paylaştırma işleminin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; takip konusu aracın trafikten men edilerek yedieminliğe teslim edildiği belirtildiği, İİK'nın 115. maddesine göre yediemin ücretinin öncelikle ödenmesi gerektiği, ... İçtihatları da bu yönde olduğundan ... müdürlüğünün şikayet konusu işlemi yerinde görüldüğü gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir.
Kararı şikayetçi vekili temyiz etmiştir.
... ve İflas Kanunu'nun 142/3 maddesinde itiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoluyla ... mahkemesine talepte bulunulabileceği hükmünü amirdir. Aynı maddenin 1. fıkrasında ise genel mahkemede itiraz davası açılabileceği belirlenmiştir. Somut olayda uyuşmazlık bedeli paylaşıma konu aracın muhafaza ücretinin ...'den önce ödenip ödenmeyeceği ve yediemin ücretinin miktarına ilişkindir. Motorlu Taşıtlar Vergisinin muhafaza masraflarından önce ödenip ödenmeyeceği hususu ... mahkemesinde şikayet yoluyla çözülebilir ise de yediemin ücretinin miktarı yani yediemine ödenen ücretin sıra cetveline ödenen kadar olup olmadığı iddiası genel mahkemelerde yapılacak yargılama sırasında çözümlenebilir. Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre de muhafaza masraflarının tespitinde yedieminin kendi tarifesi değil ... Bakanlığınca belirlenen tarifenin uygulanacağına ilişkin bu belirleme genel mahkemelere aittir. Bu nedenle mahkemece HMK'nın 114/1-c, 115/1, 2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de her ne kadar şikayet yargılamasında dosya üzerinden karar verilebileceği hususunda İİK'nın 18/3 maddesi uyarınca hakime seçimlik hak verilmiş ise de şikayet edilenin hukuki menfaatini doğrudan ilgilendiren dava konusu olayda taraf teşkili yapmadan anayasal hak olan savunma hakkı kısıtlanarak karar vermesi doğru olmayıp mahkemenin duruşma yapmaksızın dosya üzerinden karar vermesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.01.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
İcra ve İflas Hukuku
Birinci artırmada malın satılabilmesi için teklif edilen bedelin sağlaması gereken asgari şartlar nelerdir?
A) Tahmin edilen bedelin %50'si + Rüçhanlı alacaklar toplamı + Satış ve paylaştırma masrafları.
B) Tahmin edilen bedelin %40'ı + Tüm takip masrafları.
C) Tahmin edilen bedelin %60'ı.
D) Sadece rüçhanlı alacakları karşılaması yeterlidir.
E) Tahmin edilen bedelin %50'si olması yeterlidir, masraflar aranmaz.
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.