2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 12

İcra ve İflas Kanunu 12. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 12 – (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) Gözetim ve denetim:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
5. Ceza Dairesi, 2013/3157 E., 2014/7093 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Mahkemesi
0 adet derdest icra takibi sayısına ulaşan dairelerinde iki personelle birlikte görev yaptıkları, 2009 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarında günlük en az 15, en çok 34 dosyada haciz günü verdikleri, öte yandan suç tarihinde yürürlükte bulunan İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 12/A maddesine göre haciz takip defterinin, haciz talebinde bulunma ve hacze gitme tarihlerinin başvuru sırasına göre kayded
5. Ceza Dairesi         2013/3157 E.  ,  2014/7093 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Görevi kötüye kullanmak HÜKÜM : Beraet İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: ... 7. İcra Müdürlüğünde müdür ve müdür yardımcısı olan sanıkların, 24/10/2008 tarihinde faaliyete geçen ve yaklaşık altı aylık sürede 18.990 adet derdest icra takibi sayısına ulaşan dairelerinde iki personelle birlikte görev yaptıkları, 2009 yılı Ocak, Şubat ve Mart aylarında günlük en az 15, en çok 34 dosyada haciz günü verdikleri, öte yandan suç tarihinde yürürlükte bulunan İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 12/A maddesine göre haciz takip defterinin, haciz talebinde bulunma ve hacze gitme tarihlerinin başvuru sırasına göre kaydedildiği defter olarak tanımlandığı, başvuru anında haciz avansı yatırmanın ilgilisine bir öncelik tanımadığı gibi deftere yapılan kayıtlarda da herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı gözetildiğinde, Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle atılı suçtan verilen beraet hükümleri usul ve kanuna uygun olduğundan katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 26/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

12. Hukuk Dairesi, 2024/1132 E., 2024/6139 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İİK'nın 82/1- 4. ve 12. maddelerine dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığı şart olduğu gibi, haczin yargılama süresince de ayakta kalması gerekir.
12. Hukuk Dairesi         2024/1132 E.  ,  2024/6139 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz itirazları yerinde değil ise de, Borçlunun icra mahkemesine başvurusunda, Tokat İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 3638 parsel ile aynı yerde kain 186 ada 2 parseldeki taşınmazlarına Sivas İcra Müdürlüğünün 2019/19850 Esas sayılı dosyasından haciz konulduğunu, taşınmazların haline münasip meskeni ve geçimi için zorunlu tarım arazisi niteliğinde olduğunu ileri sürerek hacizlerin kaldırılması isteminde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince, şikayetin kabulü ile taşınmazlar üzerindeki tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, alacaklı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nın 82/1- 4. ve 12. maddelerine dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığı şart olduğu gibi, haczin yargılama süresince de ayakta kalması gerekir. Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine, öncelikle ve mahkemece re'sen İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşüp düşmediğinin belirlenmesi gerekir. Bu açıklamalar ışığında, İİK’nın 106-110. maddeleri uyarınca haczin düşüp düşmediği belirlenirken sürenin başlama tarihi olarak icra müdürlüğünce haciz kararının verilme tarihi esas alınmalıdır. Somut olayda, Sivas İcra Müdürlüğünün 2019/19850 Esas sayılı takip dosyasında şikayet konusu taşınmazlar üzerine 18.06.2021 tarihinde haciz konulduğu, haciz tarihi itibariyle İİK'nın 106. maddesinin yürürlükte olan hükmü uyarınca satış isteme süresinin 1 yıl olduğu, şikayet tarihi olan 26.08.2021 tarihi itibariyle hacizlerin ayakta ve geçerli olduğu; ancak yargılama sırasında alacaklının, bir yıllık sürede şikayet konusu taşınmazlara ilişkin satış talebinde bulunmadığı, bu nedenle taşınmazlara tatbik edilen haczin İİK'nın 110/1. maddesi uyarınca düştüğü anlaşılmıştır. O halde, İlk Derece Mahkemesince, şikayete konu taşınmazlara tatbik edilen haciz yargılama sırasında düştüğünden, konusuz kalan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve 6100 sayılı HMK'nın 331. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tarafların, şikayetin yapıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderlerinin takdirine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ve istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 26.12.2023 tarih ve 2023/1572 E.- 2023/1647 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, Sivas 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 28.09.2023 tarih ve 2023/6 E. 2023/235 K. sayılı kararının BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11/06/2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2009/7185 E., 2009/14899 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varPendik İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Ancak, bu harç borçluya ait ise de, onun adına bu harcı yatıran alıcı daha sonra herhangi bir hükme gerek olmaksızın bu parayı borçludan geri alabilir.(İİK. m.12)
12. Hukuk Dairesi         2009/7185 E.  ,  2009/14899 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Pendik İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 23/01/2009 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü : 1-Alacaklı vekilinin tellaliye harcına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 68.maddesinde; tellallık harcını, mal ve ürünlerini satan gerçek ve tüzel kişilerin ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, harcın sorumlusu ihalede malı satılan borçludur. Ancak, bu harç borçluya ait ise de, onun adına bu harcı yatıran alıcı daha sonra herhangi bir hükme gerek olmaksızın bu parayı borçludan geri alabilir.(İİK. m.12) Öte yandan tellaliye harcı 2464 Sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereği alındığından, 492 Sayılı Harçlar Kanununun 123/son maddesinde öngörülen istisnanın, anılan harç yönünden uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle alacaklının tellaliye harcına ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden REDDİNE, 2-Alacaklı vekilinin tapu harcına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: İİK. nun 135/1.maddesi uyarınca ihalenin kesinleşmesi üzerine icra müdürü, taşınmazın alıcı adına tescili için tapuya yazı yazar. Buna göre icra müdürünün görevi yalnızca tapu sicil müdürlüğüne alıcı adına tescil yazısı yazmaktan ibarettir. Tapu harçları ise tescil işlemi sırasında tapu sicil müdürlüğü tarafından tahakkuk ve tahsil olunur. Tapu sicil müdürlüğünün tapu harcı tahakkuk ve tahsili, idari bir işlem olup, anılan işleme karşı yapılacak itirazı inceleme görevi de idari yargıya aittir. Tapu harçları konusunda, icra müdürünün tahakkuk veya tahsil memuru sıfatı bulunmadığından, tapu harçlarının alınıp alınmayacağına karar verme görev ve yetkisi de yoktur. Bu nedenle ihale alıcısının, tapu harcı alınmaması yönünde icra müdürlüğüne yaptığı başvurunun yasal dayanağı bulunmadığından, memurluk kararı sonucu itibariyle doğrudur. Açıklanan nedenlerle alacaklının tapu harcına yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 3-Alacaklı vekilinin KDV alınmasından sorumlu olmadıklarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1. maddesinde, “Türkiye’de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir.” hükmü yer almaktadır. Aynı kanunun 1. maddesinin (d) bendinde; müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışların katma değer vergisine tabi olduğu hükme bağlanmış 15 ve 48 seri nolu Katma Değer Vergisi genel tebliğlerinin müzayede mahallinde yapılan satışları düzenleyen bölümünde cebri icra, izaleyi şuyu, ipoteğin paraya çevrilmesi ve tasfiye nedenleriyle müzayede mahallerinde yapılan açık artırma, pazarlık ve diğer şekillerdeki satışların katma değer vergisine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Yasa maddesi ve uygulamaya ilişkin tebliğler birlikte değerlendirildiğinde müzayede mahallerinde yapılan aleni ve özel satışlar ile cebri satışların ticari olup olmadığına bakılmaksızın katma değer vergisine tabi olması gerekmektedir. Yüksek Mahkeme olan Danıştay’ın kararları da bu yöndedir. Uygulamada cebri icra satışlarında KDV alınmakta olup KDV Kanununda cebri icra ile ilgili özel bir düzenleme mevcut değildir. Cebri icradaki KDV alımı, Katma Değer Vergisi Kanununun 1/3-d bendi uyarınca yapılmaktadır. Yasa koyucu Katma Değer Vergisi Kanununun 11. ve sonraki maddelerinde, kanunun 1. maddesine göre KDV den sorumlu olanlarla ilgili olarak bazı hallerde muafiyete ilişkin düzenlemeler getirmiştir. Katma Değer Vergisi Kanununun 17.maddesinin değişik (r) bendinde ‘bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimleri’nin KDV den muaf olduğu açıkça belirtilmiştir. Bu durumda Danıştay kararları, Yargıtay ve diğer Daire görüşlerine ve uygulamaya uygun olarak yeniden oluşturulan içtihatlarımız doğrultusunda, alacaklı banka, alacağına karşılık borçlu ve kefilinin borçları ile ilgili olarak onlara ait taşınmazları cebri icra yolu ile aldığı takdirde KDV den muaftır. Somut olayımızda, alacaklı banka, kredi alacağından dolayı icra takibi başlatmış, kesinleşen takip üzerine, yapılan ihalede borçluya ait taşınmazı alacağına mahsuben almıştır. Bu durumda, yukarıda açıklandığı üzere alacaklı banka KDV uygulamasından muaf olacağı için, kendisinden bu konuda ödeme yapılması istenemez. O halde, mahkemece şikayetin kabulü ile KDV alınmasına ilişkin icra memuru işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile şikayetin reddi isabetsizdir. 4-Alacaklı vekilinin damga vergisine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde: Vergi Kanunlarının Yeni Türk Lirasına Uyumu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 1.1.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5281 Sayılı Kanunun 8.maddesi ile 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun, damga vergisinden istisna edilen işlemleri kapsayan (2) sayılı tablosuna 35 numaralı fıkra eklenmiştir. Bu fıkraya göre; “5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (12) numaralı bendi kapsamındaki işlemler nedeniyle düzenlenen kâğıtlar,” damga vergisinden istisna tutulmuştur. 5422 sayılı Kanun, 21.06.2006 tarih ve 26205 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13.06.2006 tarihli 5520 sayılı "Kurumlar Vergisi Kanunu"nun 36. maddesi gereği yürürlükten kaldırılmış ise de, 21.06.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 1/5.maddesindeki; “Diğer kanunlarla 5422 sayılı Kanuna yapılmış olan atıflar, ilgili olduğu maddeler itibarıyla bu Kanuna yapılmış sayılır” düzenlemesi karşısında, 488 sayılı Kanuna ekli (2) sayılı tablonun 35. fıkrasına yapılan atfın, 5520 sayılı Kanunun 5.maddesine yapıldığının kabulü gerekir. 5520 Sayılı Kanunun 5/1-f maddesi gereğince; “Bankalara borçları nedeniyle kanunî takibe alınmış veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna borçlu durumda olan kurumlar ile bunların kefillerinin ve ipotek verenlerin sahip oldukları taşınmazlar, iştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri ile rüçhan haklarının, bu borçlara karşılık bankalara veya bu Fona devri….”, istisna kapsamında sayıldığına göre, bankaların yalnızca kredi sözleşmesinden kaynaklanan değil, her türlü alacaklarının tahsili için yaptıkları icra takibi nedeniyle yapılan ihale sonucu taşınmazı alacaklarına mahsuben almaları halinde, anılan işlemin damga vergisinden müstesna olduğunun kabulü gerekmektedir. O halde alacaklı bankanın damga vergisine yönelik şikayetinin kabulü yerine reddi isabetsizdir. SONUÇ :Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (3) ve (4) nolu bentlerde yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 06/07/2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.