2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 132

İcra ve İflas Kanunu 132. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 132 – Alacak bir taşınmaz ile temin edildikten sonra borçlu o taşınmaz üzerinde alacaklının rızası olmaksızın bir irtifak hakkı yahut bir taşınmaz mükellefiyeti tesis ederse bu tesis alacaklının hakkına tesir etmez ve alacaklı taşınmazın o hak ile birlikte veya o haktan ari olarak artırmağa çıkarılmasını isteyebilir. Taşınmaz haktan ari olarak satılıp ta bedeli alacaklının alacağından fazla çıkarsa o hakkın takdir edilecek kıymeti ödenmek üzere bedelin fazlası hak sahibine tahsis edilir. İpotek yapılmış olan taşınmazı borçlu alacaklının rızası olmaksızın başkasına kiraya verir ve keyfiyeti tapuya tescil ettirirse bu tescil ipotekli alacaklının hakkına tesir etmez. Bu hüküm haczedilmiş olan taşınmazlarda da caridir. İhalenin feshi ve farkının tahsili:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2014/7759 E., 2015/6659 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varMersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi
A..y'a devrettiği, İİK'nın 132. maddesine göre borçluların hacizli taşınmazları üzerinde 3.
23. Hukuk Dairesi         2014/7759 E.  ,  2015/6659 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Mersin 3. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/07/2014 NUMARASI : 2013/566-2014/334 Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayet olunan vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Şikayetçi vekili, müvekkilinin borçlu O.....olan alacağına binaen yapmış oluduğu takip neticesinde, borçlu adına kayıtlı taşınmaza haciz konularak, 23.10.2013 tarihinde satıldığını, hazırlanan sıra cetvelinde birinci sırada ipotek alacaklısı davalı kabul edilerek, ipotek alacak miktarı olan 60.000,00 TL'nin davalıya ödenmesine karar verildiğini, müvekkilinin alacağının ise ikinci sıraya alındığını, müvekkilinin borçlusu O.... satılan taşınmazda ipotek alacaklısı iken, bu taşınmazın 19.09.2011 tarihinde ipotek alacağı karşılığında devredildiğini, bu tarihten sonra borçlu O.... hem ipotek alacaklısı hem de taşınmaz maliki olduğunu, bu nedenle borçlunun ipotek alacağının BK'na göre ortadan kalkmış olduğunu, müvekkilince borçluya ait taşınmaza 27.07.2012 tarihinde konulan haciz sırasında taşınmaz üzerinde geçerli bir ipotek alacağı kalmadığını, icra memurluğunun 19.08.2013 tarihinde borçlu O....davalı Y.. A..y'a ipotek alacağının temliki işlemini dikkate alarak bu alacağa ilk sırada yer vermesinin hatalı olduğunu, ortada kalan bir ipotek alacağının temlikinin mümkün olmadığını, bu işlem yeni bir ipotek tesisi kabul edilirse de 19.08.2013 tarihinde teslim edilmiş olduğu kabul edilerek tüm hacizlerden sonra sıra cetvelinde yer alması gerektiğini ileri sürere, sıra cetvelinin iptaline ve ihale bedelinin öncelikle 1. sıradaki alacaklıya ödenmesine ve arta kalan kısım olması halinde ise 2. sıradaki alacaklıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmişitr. Şikayet olunan vekili, müvekkilinin taşınmazın tapu kayıtlarına itimat ederek ipotek hakkını tamamen yasal yollardan devraldığını, davacı yanın muvazaa iddiasında bulunabilecekken hukuki süreci uzatmak amacıyla iş bu davayı açmış oluduğunu, ipotek alacağının sonlanması için ipotek bedelinin ipotek alacaklısına ödenmiş olması gerektiğini, ancak açıkça bir ödeme bulunmadığını, davacının 1. ve 2. derece ipotek olacak haklarını yok edip üst sıraya çıkma gayretinde olduğunu savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; birbirini teyit eden iki rapor kapsamı itibariyle 19.08.2013 tarihinde borçlu Orhan Yılmaz'ın kendi lehine ipotekli alacağı davalı Y.. A..y'a devrettiği, İİK'nın 132. maddesine göre borçluların hacizli taşınmazları üzerinde 3. kişiler lehine ipotek vs. Ayni haklar kurarak alacaklıların haklarının bertaraf edilemeyeceği, borçlu Orhan Yılmaz'ın alacağını devretmek suretiyle tapuda üçüncü kişi lehine ipotekli alacak oluşturduğu tarihin 19.08.2013 olup, ipoteğin aktif hale geldiği tarihin haczin kesinleşmesinden sonra oluşması sebebiyle alacaklının haklarının tesir etmeyeceğinden sıra cetvelinde ipotekli alacağın yok sayılması gerektiği gerekçesiyle, şikayetin kabulüne karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. Dava, sıra cetvelindeki şikayete ilişkinidir. 1-İİK'nın 142. maddesi şikayet alacağının aslına ilişkini olması halinde genel mahkemelerin görevli olduğu hükmünü içermektedir. Şikayete konu olayda şikayetçi; sıra cetvelinin 1. sırasında kayıtlı Y.. A..'nın ipoteği temlik aldığını, ancak ipoteğin hükümsüz kalması nedeniyle şikayet olunanın sıra cetvelinde yer almaması gerektiğini iddia etmektedir. Bu iddia alacağın aslına ilişkindir. Alacağın aslına ilişkin bu iddianın çözüm yeri ise genel mahkemelerdir. Bu itibarla mahkemece HMK'nın 114/c, 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada inclenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, kararın re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2008/10544 E., 2009/948 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
haczi 06.03.2000 tarihli olup, yasal süresi içinde satış talebinde bulunmuş ise de, 26.06.2002 tarihli ikinci satışta alıcı çıkmadığından davacının satış talebinin ve dolayısıyla haczinin de düştüğünün kabulü gerekir (Bkz., BELGESAY, M.R., İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 2.b., İstanbul 1949, s.132, m.116, n.4;
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2008/10544 E.  ,  2009/948 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili davalı borçluya ait bir taşınmazla, bir taşınmazın hissesinin satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde üst sıraya alınan davalının haczinin düştüğünü, kendi dosyalarından konulan 16.07.2004 tarihli haczin dikkate alınmadığını, ikinci sıra alacaklısının haczinin de sonraki tarihli olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 06.03.2000 tarihli hacizlerinden sonra yasal süresi içinde satış istediklerini, davacının ihale ilanlarına itiraz etmediğini ve davacının haczinin de düştüğünü bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. İcra Mahkemesince borçlu aleyhindeki davanın sıfat yokluğundan reddine, sürekli işlem yapıldığı için davalı alacaklının dosyasının düşmediği gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İİK.nun 129 ncu maddesinin son cümlesine göre, ikinci ihalede alıcı çıkmazsa satış talebi düşer. Davalının haczi 06.03.2000 tarihli olup, yasal süresi içinde satış talebinde bulunmuş ise de, 26.06.2002 tarihli ikinci satışta alıcı çıkmadığından davacının satış talebinin ve dolayısıyla haczinin de düştüğünün kabulü gerekir (Bkz., BELGESAY, M.R., İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 2.b., İstanbul 1949, s.132, m.116, n.4; DEYNEKLİ, A./KISA, S., Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, 2.b., ... 2002, s.122). Satışın yapıldığı 16.11.2007 günü itibariyle davacının 05.09.2006 tarihli haczinin ayakta olduğu ve davacının alacak tutarı da gözetilerek bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi, 2008/8235 E., 2008/9223 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Ne var ki, İcra ve İflas Kanunun 132. maddesine göre borçlunun alacaklının rızası olmadan hacizli taşınmaz üzerindeki tasarrufları alacaklının haklarını ihlal edemez ve onu ihlal ettiği ölçüde de bu tasarruflar geçersizdir.
(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi         2008/8235 E.  ,  2008/9223 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.02.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil ve şerh terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.05.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili, Tasfiye halindeki T.... Bankası A.Ş. vekili ve Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, kayıt üzerindeki şerhlerin terkini suretiyle mülkiyet aktarımı istemine ilişkindir. Kayıt maliki şirket, davayı kabul etmiş, bir kısım davalılar davanın reddini savunmuş, davalılardan ... Finans A.Ş. savunmada bulunmamıştır. Mahkemece, dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalılardan Sosyal Güvenlik Kurumu, Tasfiye halindeki T.... Bankası A.Ş. ve Hazine temyiz etmiştir. Çekişme konusu 58 numaralı bağımsız bölüm tapuda 18.12.1997 tarihinde kurulan kat irtifakı sonucu davalılardan ... İnşaat A.Ş. adına kayıtlıdır. Davalı şirket temsilcisi yargılamanın 31.05.2005 tarihli oturumunda davayı kabul ettiğinden HUMK.nun 92 ve 95. maddeleri hükmünce kabul kati bir hükmün sonuçlarını meydana getirir. Ancak; 58 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının incelenmesinden; kayıt üzerinde hangi gerçek veya tüzel kişi lehine konulduğu anlaşılamayan birden çok haciz şerhlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. İcra ve İflas Kanununun 91. maddesi hükmünce gayrimenkulün haczi ile tasarruf hakkı, Türk Medeni Kanununun 1010. maddesi anlamında kısıtlanmış olur. Yine yasanın 1010. maddesine göre, tasarruf yetkisi kısıtlamaları şerh verilmekle taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı da ileri sürülebilir. Çünkü, haciz şerhinden amaç bu şerhlerin konulduğu tarihten sonra alacaklının haklarını o taşınmaz mal üzerinde sonradan hak edineceklere karşı korumak ve üçüncü kişilerin uyarılmasını sağlamaktır. Diğer taraftan, icrayı hacizli bir taşınmazın sanki hacizsiz bir taşınmaz gibi bir işleme konulması mümkündür. Ne var ki, İcra ve İflas Kanunun 132. maddesine göre borçlunun alacaklının rızası olmadan hacizli taşınmaz üzerindeki tasarrufları alacaklının haklarını ihlal edemez ve onu ihlal ettiği ölçüde de bu tasarruflar geçersizdir. Burada üzerinde durulması gereken diğer bir hususta mülkiyet hakkı ve şahsi hak kavramlarının ne olduğudur. Bilindiği üzere hak, genel olarak kişiye hukuk tarafından tanınmış yetki olarak tanımlanabilir. Mutlak hakta, ait oldukları şeyler üzerinde mevcut olan ve tekel halindeki yetkilerdir. Nisbi (şahsi) haklar ise, sahibine bir borç ilişkisi nedeniyle bir şeyin verilmesi, yapılması, yapılmaması gibi belli bir edimin yerine getirilmesini isteme yetkisi tanır. Mutlak hakların maddi mallara ilişkin olanlarına ayni hak denir. Mutlak haklar herkese karşı ileri sürülebildiği halde şahsi haklar sadece borç ilişkisinin borçlusuna karşı ileri sürülebilir. Somut olayda, davacının dayandığı 03.02.1998 tarihli “satış sözleşmesidir” başlıklı sözleşme davalılardan ... A.Ş. tarafından davacıya yapılan bir temlik sözleşmesidir ve davacıya mahkemenin kabulünün aksine mülkiyet hakkı değil, tıpkı haciz şerhleri gibi şahsi hak sağlar. Bir tanımlama yapmak gerekirse, alacağın temliki, kazandığı şahsi haktan alacaklı ile onu devralan üçüncü kişi arasında borçlunun rızasına ihtiyaç olmaksızın yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliği taşıyan şekle bağlı bir akittir. HUMK.nun 299. maddesine göre de, bu tür sözleşmeler yapanları dışındaki üçüncü kişileri bağlamaz. Bütün bu genel açıklamalardan sonra, mahkemece yapılması gereken iş; 58 numaralı bağımsız bölüm kaydının şerhler sütununda geçen bütün icra dosyalarını ait olan yerden getirtmek, dosya alacaklıları olup da yararlarına haciz şerhi işlenen ve ancak davada taraf durumunu almayan bir kısım gerçek ve tüzel kişi varsa bunları da HUMK.nun 73. maddesine göre davaya taraf olmalarını sağlamak, 03.02.1998 tarihli temlik sözleşmesi adi yazılı düzenlenip tapuya şerh verilmediğinden, sözleşme tarihi lehlerine haciz şerhi işlenen kişileri de bağlamayacağından davacıdan temlik tarihini her türlü kuşkudan uzak ispatlayacak resmi delillerini sormak, böyle bir delil yoksa kayıt üzerindeki haciz şerhlerine değer tanınarak 58 numaralı bağımsız bölüm mülkiyetini davacıya üzerindeki haciz şerhleri ile birlikte geçirmek olmalıdır. Mahkemece, ortaya konan saptamalar ve uyuşmazlıkta uygulanacak yasa kuralları bir yana bırakılarak istem yazılı olduğu şekilde hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 11.07.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.