2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 140

İcra ve İflas Kanunu 140. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 140 – Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir. Cetvel suretlerinin tebliği:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

430 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2023/4160 E., 2024/1685 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yer verilir" şeklinde olup, İİK'nın 140/2. maddesinde ise ‘’alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar’’ hükmüne yer verilmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2023/4160 E.  ,  2024/1685 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/648 E., 2023/1608 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 4. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/162 E., 2020/56 K. Taraflar arasındaki sıra cetveline şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararın şikayetçi vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. ŞİKAYET Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde özetle; organize sanayi bölgesi içinde bulunan borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 18’inci maddesine aykırı olarak 450.835,08 TL altyapı katılım payı, yönetim gideri ve su alacaklarının öncelikle ödenmediğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Şikayet olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; İcra ve İflas Kanunu'nun (7101 sayılı Yasa ile değişik) 206’ncı maddesinin birinci fıkrasına göre ipotekle temin edilen alacakların malın aynından doğan kamu alacaklarından da önce ödeneceğini, şikayetçinin alacağının ise, aynı maddeye göre üçüncü sırada imtiyazlı olduğunu ve ipotekli alacağın önüne geçemeyeceğini savunarak, şikayetin reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikayetçi alacağının özel kanunlarda imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklardan olduğu, ipotekle temin edilen alacağa oranla öncelikli olmadığı gerekçesiyle, şikayetçinin sıra cetvelindeki sırasına yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayetçi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Şikayetçi vekili şikayet dilekçesindeki nedenlerle kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde şikayetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Şikayetçi vekili şikayet ve istinaf başvuru dilekçesini tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sıra cetveline şikayet istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, İİK’nın 142. maddesi, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 15. ve 18. maddeleri 3.Değerlendirme Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde yer alan ve Organize Sanayi Bölgesi mülkiyetinde bulunmayan taşınmazların tamamının tapu kaydına “Taşınmazın icra yoluyla satışı dahil üçüncü kişilere devrinde Organize Sanayi Bölgesinden uygunluk görüşü alınması zorunludur” şerhi konulur. Bu durumda eski katılımcının vermiş olduğu taahhütler, yeni alıcı tarafından da aynen kabul edilmiş sayılır. (4562 Sayılı Kanunun 18/9. maddesi) Organize Sanayi Bölgesince teminat olarak gösterilen ve bu nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde; Bakanlık ve Organize Sanayi Bölgesi alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla, bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilir. Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yer verilir. (4562 Sayılı Kanunun 15/3. maddesi) Yukarıya alınan Kanun hükümlerine göre, 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu’nun 18/9. maddesinde, Organize Sanayi Bölgesi sınırları içerisinde bulunan bir taşınmazın icrada satılabilmesi için Organize Sanayi Bölgesi yönetiminin “icradan satılabilir” görüşünün alınması zorunludur. Somut olayda Organize Sanayi Bölgesi yönetimi, 10.10.2018 tarihli ve 27.08.2019 tarihli cevabi yazılarında “yönetim gideri, alt yapı katılım payı ve su tüketim bedeli olarak 450.835,08 TL alacağının öncelikle ödenmesi koşuluyla” taşınmazın icra aracılığıyla satılmasına izin vermiştir. İcra dairesi verilen izin üzerine paylaşıma konu taşınmazı satmış ve sıra cetveli düzenlemiştir. Yapılan sıra cetvelinde birinci sırada ipotekli alacaklı Türkiye İş Bankası’na, ikinci sırada ipotek alacaklısı ... Şirketine, üçüncü sırada müşteki Organize Sanayi Bölgesine yer vermiştir. Organize Sanayi Bölgesi alacağının 4561 sayılı Kanun'un 15/3 ve 18/9. maddeleri gereğince ipotek alacaklısından önce ödenmesi gerekir. Zira ipotek alacaklısının alacağını alabilmesi taşınmazın satılmasına bağlıdır. Bu satışın yapılabilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminin izin vermesi yasal zorunluluktur. İzin verilebilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminin borçlarının öncelikle ödenmesi şarttır. Kanun ipotek veya parasal alacak ayrımı yapmaksızın, “icrada satış yapılması” halinde izin alınması ve Organize Sanayi Bölgesi alacaklarının öncelikle ödenmesini şart koştuğundan, anılan rüçhaniyet koşulu, hem para alacaklarına yönelik takip hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipler için geçerlidir. Aslında Organize Sanayi Bölgesindeki bir taşınmazla ilgili ipotek tesis edilirken ipotek lehtarı, tapudaki izin şartı şerhi nedeniyle 4562 sayılı Kanundaki sınırlama ve yükleri bilerek ipotek tesis ettiği için, Organize Sanayi Bölgesinin varsa taşınmazın muhafazası ve işletilmesiyle ilgili alacağının tesis edilen ipotekten önce sıra cetvelinde yer alacağını da kabul etmiş sayılır. Bu nedenlerle şikayetçinin şikayetinin kabulü gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3-İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. - KARŞI OY YAZISI - Şikâyetçi vekili şikâyet dilekçesinde özetle; Eskişehir 8 İcra Müdürlüğünün 2017/5073 Esas sayılı dosyası borçlusu ... Toprak Ürünleri İnş. Mak. Tur. Gıda San. ve Tic. A.Ş. müvekkil Pazaryeri Organize Sanayi Bölgesi içinde bulunan 374 ada 165 parsel sayılı taşınmazda katılımcı firma olarak faaliyet göstermekte iken kredi borçları nedeniyle hakkında yukarıda icra ve esas numarası yazılı dosyadan icra takibi başlatıldığını, takipte borçlu şirketin faaliyet gösterdiği müvekkil OSB içindeki sanayi taşınmazının ve üstündeki tesisin haczi ile satışı işlemlerine gerçekleştirildiğini, ayrıca 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Sanayi Kanununun 15. maddesindeki amir düzenlemede OSB'ce teminat olarak gösterilen ve bun nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde Bakanlık ve OSB alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilir. Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yeri verilir hükmünün bulunduğunu, Kanunun 18. maddesindeki amir düzenleme de OSB sınırları içerisinde yer alan OSB mülkiyetinde bulunmayan taşınmazların icra yoluyla satışa dahi üçüncü kişilere devrinde OSB den uygunluk görüşü alınması zorunludur hükmünün mevcut olduğunu, bu amir hükümler uyarınca gerek satış öncesi ve gerek satış işlemleri sırasında OSB tarafından temin edilen altyapı, katılım payı, yönetim giderleri olmak üzere alacağını ve bu alacak öncelikli ödemek kaydı ile satışa uygunluk verdikleri İcra Müdürlüğüne bildirildiğini, paraların paylaştırılması aşamasında önce de müvekkil OSB'nin 27.08.2019 tarih 137 sayılı yazısı ile borçlu firmadan 2015 – 2016 – 2017 – 2018 yılları alt yapı katılım payları yönetim giderleri su tüketim bedelleri olmak üzere toplam 450.835.08 – TL alacak kaydının icra müdürlüğüne bildirildiği, ancak 16.09.2019 tarihli sıra cetvelinde ilk iki sıraya T.İş Bankası A.Ş ve ...’ nın ipotek alacaklarının konduğu, müvekkil OSB' nin satışa öncelik verilmesi gereken alacağın ise 3. sıraya konulduğunu ve satış bedelinin de dosya alacaklarını karşılamaya yetmediğinden müvekkil OSB' ye herhangi bir ödemenin yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini; yapılan işlemin 4562 Sayılı Yasanın 15. maddesi hükmüne aykırı olduğunu, bu nedenle sıra cetvelinin iptal edilerek yeniden sıra cetveli hazırlanmasını, yapılacak sıra cetvelinde davacı OSB'nin ilk sıraya alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. T. İş Bankası A.Ş. vekili İcra ve İflas Kanununun (7101 sayılı Yasa ile değişik) 206’ncı maddesinin birinci fıkrasına göre ipotekle temin edilen alacakların malın aynından doğan kamu alacaklarından da önce ödeneceğini, şikâyetçinin alacağının ise aynı maddeye göre üçüncü sırada imtiyazlı olduğunu ve ipotekli alacağın önüne geçemeyeceğini bildirerek şikâyetin reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; ‘’Tüm dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 15/3. maddesi   (Değişik fıkra: 23.10.2008 – 5807 S.K./3. mad) OSB'ce teminat olarak gösterilen ve bu nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde; Bakanlık ve OSB alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla, bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilir. Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yer verilir" şeklinde olup, İİK'nın 140/2. maddesinde ise ‘’alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar’’ hükmüne yer verilmiştir. Şikâyetçinin alacağı İİK'nın 206/4. maddesi gereği özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklardan olduğundan ipotekle temin edilen alacaktan önce şikâyetçiye ödeme yapılması Yasaya uygun olmayıp sıra cetvelinin hukuka uygun olduğu’’ gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir. Karara karşı şikâyetçi vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; ‘’Hukuk Muhakemeleri Kanununun 359’uncu maddesinin 3 numaralı fıkrası uyarınca dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine ve özellikle Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 18.09.2023 gün ve 2022/4997 E., 2023/2788 K sayılı kararına uygun biçimde verilen kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu’’ gerekçesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1 - b. 1 düzenlemesi gereğince şikayetçi vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı şikâyetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Karar, Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunca; ‘’Organize Sanayi Bölgesi alacağının 4562 sayılı Kanunun 15/3 ve 18/9. maddeleri gereğince ipotek alacaklısından önce ödenmesi gerekir. Zira ipotek alacaklısının alacağını alabilmesi taşınmazın satılmasına bağlıdır. Bu satışın yapılabilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminin izin vermesi yasal zorunluluktur. İzin verilebilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Yönetiminin borçlarının öncelikle ödenmesi şarttır. Kanun ipotek veya parasal alacak ayrımı yapmaksızın, “icrada satış yapılması” halinde izin alınması ve Organize Sanayi Bölgesi alacaklarının öncelikle ödenmesini şart koştuğundan, anılan rüçhaniyet koşulu, hem para alacaklarına yönelik takip hem de ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipler için geçerlidir. Aslında Organize Sanayi Bölgesindeki bir taşınmazla ilgili ipotek tesis edilirken ipotek lehtarı, tapudaki izin şartı şerhi nedeniyle 4562 sayılı Kanundaki sınırlama ve yükleri bilerek ipotek tesis ettiği için, Organize Sanayi Bölgesinin varsa taşınmazın muhafazası ve işletilmesiyle ilgili alacağının tesis edilen ipotekten önce sıra cetvelinde yer alacağını da kabul etmiş sayılır. Bu nedenlerle şikayetçinin şikayetinin kabulü gerekir’’ gerekçesiyle oyçokluğuyla bozulmuştur. Uyuşmazlık, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir. Aşağıda açıklanan nedenlerle Yüksek Özel Daire Sayın çoğunluğunun bozma kararına katılmıyoruz. Çoğunluk görüşü ile azınlık görüşü arasındaki ihtilaf, Eskişehir 8. İcra Müdürlüğünün 2017/5073 Esas sayılı dosyasındaki sıra cetvelinde, davacının sırasının 1. sırada olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır. 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 15. maddesine göre; ‘’Madde 15 – Arsa satışları müteşebbis heyetin belirleyeceği prensipler ve şeffaflık ilkesi çerçevesinde yönetmelikte belirlenen usul ve esaslara uygun şekilde yönetim kurulunun yetki ve sorumluluğu ile gerçekleştirilir ve Bakanlığa satışı takip eden ayın ilk haftası içerisinde bilgi verilir. Kredi kullanan OSB’lerde kredi borcu ödeninceye kadar Bakanlığın ilgili bankaya bildirdiği bu satışları banka takip eder, tahsis ve satıştan elde edilen meblağ ile kredi taksitlerinin süresinde ödenmesini sağlar.[16] (Ek fıkra: 18.6.2017 – 7033/49 md.) (Mülga fıkra 4.4.2023 – 7451/7 md.) Arazi satışlarından elde edilen meblağı yönetim kurulunun yatırmadığının tespit edilmesi durumunda; söz konusu tutar peşinat ise satış sözleşmesinin yapıldığı tarihten, taksit ise vade tarihinden yatırılış tarihine kadar geçen süre için banka, Bakanlık lehine 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen oranlarda gecikme zammı oranını uygular ve tahsilini takiben genel bütçeye gelir kaydeder.] (Değişik fıkra: 23.10.2008 – 5807/3 md.) OSB'ce teminat olarak gösterilen ve bu nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde; Bakanlık ve OSB alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla, bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilir Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yer verilir. (Ek fıkra: 23.10.2008 – 5807/3 md.) Taşınmazların kredi alacaklısı kuruluşa satılması halinde, kredi alacaklısı kuruluş, satın aldığı taşınmazı sadece bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip gerçek veya tüzel kişilere en geç iki yıl içerisinde satmak veya aynı nitelikteki gerçek veya tüzel kişilere kiraya vermek zorundadır’’. Aynı Kanunun 18. maddesine göre; ‘’Madde 18 – (Değişik: 18.6.2017 – 7033/51 md.) Ön tahsis ve parsel tahsisi, yönetmelik hükümlerine göre müteşebbis heyetin veya genel kurulun belirleyeceği prensipler ve şeffaflık ilkesi doğrultusunda yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yönetim kurulu tarafından yapılır ve Bakanlığa, tahsisi takip eden ayın ilk haftası içerisinde bilgi verilir. Bakanlık gerekli gördüğü takdirde, OSB’de yer tahsis edileceklerin temel vasıfları ile iştigal konularını kuruluş protokolünde belirleyebilir. Katılımcılara tahsis veya satışı yapılan arsalar hiçbir şekilde tahsis amacı dışında kullanılamaz. Bu arsalar katılımcılar ve mirasçıları tarafından borcun tamamı ödenmeden ve tesis üretime geçmeden satılamaz, devredilemez ve temlik edilemez. Bu husus tapuya şerh edilir. Arsa tahsis ve satışının şirket statüsündeki katılımcılara yapılması hâlinde, borcu ödenmeden ve tesis üretime geçmeden arsanın satışını ve spekülatif amaçlı işlemlerle mülkiyet hakkının devrini önlemeye yönelik tedbirleri almakla Bakanlık yetkilidir. Ancak arsa tahsisi yapılan firmanın tasfiyesi hâlinde, firmanın katılımcı vasfını taşıyan ortağına veya ortaklarına tahsis hakkının devri mümkündür. Bu konudaki işlemlerin muvazaalı olup olmadığını tetkikle ve sonucuna göre gerekli tedbirleri almakla Bakanlık yetkilidir. Bu husustaki yasaklara aykırılığın mahkemece tespiti hâlinde, arsa kimin tasarrufunda olursa olsun tahsis veya satış tarihindeki bedeli ile geri alınarak bir başka katılımcıya tahsis ve satışı yapılır. Tahsis edilen arsaların tapuları, katılımcı tarafından tahsis bedelinin tümüyle ödenmesi veya tahsis bedelinden kalan borç için teminat mektubu verilmesi ve OSB’nin kesin olarak belirleyeceği arsa bedelleri ile yapılacak diğer yatırımlara itirazsız olarak katılacağına ilişkin noter tasdikli taahhütname vermesi koşullarının gerçekleşmesi hâlinde tesisi üretime geçenlere geri alım hakkı şerhi konulmadan, tesisi üretime geçmeyenlere ise geri alım hakkı şerhi konularak verilir. Katılımcının kendisine tahsis edilen parsel üzerinde gerçekleştireceği sabit yatırım tutarının en az % 50’si tutarında bankalar veya kredi kuruluşlarından yatırım kredisi alması durumunda altıncı fıkrada aranan şartları sağlayanlarda üretime geçme şartı aranmaksızın geri alım hakkı şerhi konulmadan; Bakanlık kredisi kullanan OSB’lerde ipotekli, Bakanlık kredisi kullanmayan OSB’lerde ipoteksiz tapu verilebilir. Katılımcının yönetmelikte belirlenen süreler içinde üretime geçmemesi ve kredi sözleşmesinin sona ermesi durumunda tahsis için ödenen tutar toplamının tahsis tarihinden sonraki yıllar için 213 sayılı Kanun uyarınca açıklanan yeniden değerleme oranlarına göre güncellenmesi ile elde edilen tutarın ilgilinin banka hesabına yatırılmasını müteakip, parsel OSB adına tescil edilir. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin hususlar yönetmelikle belirlenir. Hâlihazırda geri alım şerhli tapusunu alan katılımcılar hakkında yedinci fıkra hükümleri kıyasen uygulanabilir. OSB sınırları içerisinde yer alan OSB mülkiyetinde bulunmayan taşınmazların tamamının tapu kaydına “Taşınmazın icra yoluyla satışı dâhil üçüncü kişilere devrinde OSB’den uygunluk görüşü alınması zorunludur.” şerhi konulur. Bu durumda eski katılımcının vermiş olduğu taahhütler, yeni alıcı tarafından da aynen kabul edilmiş sayılır. (Ek fıkra: 4.4.2023 – 7451/8 md.) OSB tüzel kişiliği sanayi veya hizmet destek alanında bulunan parsellerde üstyapı inşa edebilir, üretime geçme şart ve taahhüdü veren yatırımcılara parselleri üstyapılı kiralayabilir veya üstyapılı satabilir. (Değişik fıkra: 4.4.2023 – 7451/8 md.) Yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, katılımcılar tesislerini üretim amaçlı olmak üzere bir veya birden fazla kiracıya kiralayabilir. OSB’lerde yer alacak sanayi kuruluşlarının müşterek yararlarına yönelik hizmet vermek üzere; kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları ile müteşebbis heyette temsil edilen kurum ve kuruluşlara, müteşebbis heyet tarafından, mülkiyeti OSB’de kalmak üzere arsa tahsis edilebilir’’. 2004 sayılı İcra Ve İflas Kanununun 140. maddesine göre; ‘’Madde 140 – Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir’’. Aynı Kanunun 142. maddesine göre; ‘’Madde 142 – (Değişik madde: 03.07.1940 – 3890/1 md.) Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit muhakeme usulüyle görülür. İtiraz alacağın esas ve miktarına taalluk etmeyip yalnız sıraya dairse şikâyet yoluyla icra mahkemesine arz olunur’’. Aynı Kanunun 206. maddesine göre; ‘’ ‘’Madde 206 – (Değişik: 3.7.1940 – 3890/1 md.) (Değişik birinci fıkra: 28.2.2018 – 7101/5 md.) Alacakları rehinli olan alacaklıların satış tutarı üzerinde rüçhan hakları vardır. Gümrük resmi ve akar vergisi gibi Devlet tekliflerinden muayyen eşya ve akardan alınması lazım gelen resim ve vergi, rehinli alacaklardan sonra gelir. Bir alacak birden ziyade rehinle temin edilmiş ise satış tutarı borca mahsup edilirken her rehinin idare ve satış masrafı ve bu rehinlerden bir kısmı ile temin edilmiş başka alacaklar da varsa bunlar nazara alınıp paylaştırmada lazım gelen tenasübe riayet edilir. Alacakları taşınmaz rehiniyle temin edilmiş olan alacaklıların sırası ve bu teminatın faiz ve eklentisine şümulü Kanunu Medeninin taşınmaz rehinine müteallik hükümlerine göre tayin olunur. (Ek cümle: 29/6/1956 – 6763/42 md.; Mülga cümle: 14/1/2011 – 6103/41 md.) (…) (Değişik dördüncü fıkra: 17.7.2003 – 4949/52 md.) Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, aşağıdaki sıra ile verilmek üzere kaydolunur: Birinci sıra: A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve  iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dâhil alacakları ile  iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları, B) İşverenlerin, işçiler için yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve tüzel kişilik kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları, C) İflâsın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları. İkinci sıra: Velâyet ve vesayet nedeniyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu ilişki nedeniyle doğmuş olan tüm alacakları; Ancak bu alacaklar,  iflâs, vesayet veya velâyetin devam ettiği müddet yahut bunların bitmesini takip eden yıl içinde açılırsa imtiyazlı alacak olarak kabul olunur. Bir davanın veya takibin devam ettiği müddet hesaba katılmaz. Üçüncü sıra: Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar. Dördüncü sıra: İmtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar. (Ek fıkra: 17.7.2003 – 4949/52 md.) Bir ve ikinci sıradaki müddetlerin hesaplanmasında aşağıdaki süreler hesaba katılmaz: 1. İflâsın açılmasından önce mühlet de dahil olmak üzere geçirilen konkordato süresi. 2. İflâsın ertelenmesi süresi. 3. Alacak hakkında açılmış olan davanın devam ettiği süre. 4. Terekenin iflâs hükümlerine göre tasfiyesinde, ölüm tarihinden tasfiye kararı verilmesine kadar geçen süre. (Ek fıkra: 14.1.2011 – 6103/41 md.) Gemilerin paraya çevrilmesi hâlinde yapılacak sıra cetveli, bayrağına ve sicile kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın bütün gemiler için Türk Ticaret Kanununun 1389 ilâ 1397 nci maddesi hükümlerine göre düzenlenir’’. Eskişehir 8. İcra Müdürlüğünün 2017/5073 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı Türkiye İş Bankası AŞ vekili tarafından borçlu ... Toprak Ür. İnş. Mak. Tur. Gıd. Ve Tic. AŞ aleyhine örnek 6 ödeme emri ile icra takibinde bulunulduğu, takibin kesinleştiği, icra müdürlüğünce 16.09.2019 tarihinde sıra cetveli düzenlendiği, mahkemedeki şikâyetin bu sıra cetveline itiraza ilişkin olduğu anlaşılmıştır. İİK’nın 140. maddesine göre; alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir. İİK’nın 142. maddesine göre; cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit muhakeme usulüyle görülür. İtiraz alacağın esas ve miktarına taalluk etmeyip yalnız sıraya dairse şikâyet yoluyla icra mahkemesine arz olunur. İİK’nın 206. maddesinde göre; adi ve rehinli alacakların sırası belirlenmiştir. Bir alacak birden ziyade rehinle temin edilmiş ise satış tutarı borca mahsup edilirken her rehinin idare ve satış masrafı ve bu rehinlerden bir kısmı ile temin edilmiş başka alacaklar da varsa bunlar nazara alınıp paylaştırmada lazım gelen tenasübe riayet edilir. Alacakları taşınmaz rehiniyle temin edilmiş olan alacaklıların sırası ve bu teminatın faiz ve eklentisine şümulü Kanunu Medeninin taşınmaz rehinine müteallik hükümlerine göre tayin olunur. Teminatlı olup da rehinle karşılanmamış olan veya teminatsız bulunan alacaklar masa mallarının satış tutarından, yasanın belirlediği sıra ile verilmek üzere kaydolunur: Yasaya göre alacaklar şöyle sıralanmıştır. Birinci sıra: A) İşçilerin, iş ilişkisine dayanan ve iflâsın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dâhil alacakları ile iflâs nedeniyle iş ilişkisinin sona ermesi üzerine hak etmiş oldukları ihbar ve kıdem tazminatları, B) İşverenlerin, işçiler için yardım sandıkları veya sair yardım teşkilatı kurulması veya bunların yaşatılması maksadıyla meydana gelmiş ve tüzel kişilik kazanmış bulunan tesislere veya derneklere olan borçları, C) İflâsın açılmasından önceki son bir yıl içinde tahakkuk etmiş olan ve nakden ifası gereken aile hukukundan doğan her türlü nafaka alacakları. İkinci sıra: Velâyet ve vesayet nedeniyle malları borçlunun idaresine bırakılan kimselerin bu ilişki nedeniyle doğmuş olan tüm alacakları; Ancak bu alacaklar, iflâs, vesayet veya velâyetin devam ettiği müddet yahut bunların bitmesini takip eden yıl içinde açılırsa imtiyazlı alacak olarak kabul olunur. Bir davanın veya takibin devam ettiği müddet hesaba katılmaz. Üçüncü sıra: Özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklar. Dördüncü sıra: İmtiyazlı olmayan diğer bütün alacaklar. 4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun 15/3. maddesi, OSB'ce teminat olarak gösterilen ve bu nedenle satışına karar verilen veya katılımcıların borcundan dolayı satışına karar verilen taşınmazların icra yoluyla satışı halinde; Bakanlık ve OSB alacaklarının öncelikle ödenmesi koşuluyla, bölgenin kuruluş protokolünde öngörülen niteliklere sahip alıcılara veya kredi alacaklısı kuruluşa satış yapılabilir. Satış ilanlarında kuruluş protokolünde yer alan katılımcı niteliklerine de yer verilir şeklindedir. İİK’nın 140/2. maddesi ise alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar hükmünü düzenlemiştir. Somut olayda, şikâyetçinin alacağı İİK’nın 206/4. maddesi gereği özel kanunlarında imtiyazlı olduğu belirtilen alacaklardandır. Bu nedenlerle ipotekle temin edilen alacaktan önce şikâyetçiye ödeme yapılması mümkün değildir. Düzenlenen sıra cetveli hukuka uygun olup şikâyetin reddine dair verilen kararın onanması gerektiği kanaatiyle Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunun, kararın bozulması yönündeki kararına katılmıyoruz.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2022/10791 E., 2023/3318 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Taraflar arasındaki icra memur muamelesini şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün 27/02/2021 tarihli sıra cetveli yapılmamasına ilişkin kararının iptaline, İİK'nın 140. maddesi gereğince icra müdürlüğüne sıra cetveli yapılması yönünde talimat verilmesine karar verilmiştir.
12. Hukuk Dairesi         2022/10791 E.  ,  2023/3318 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1625 E., 2022/1402 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/441 E., 2021/1092 K. Taraflar arasındaki icra memur muamelesini şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün 27/02/2021 tarihli sıra cetveli yapılmamasına ilişkin kararının iptaline, İİK'nın 140. maddesi gereğince icra müdürlüğüne sıra cetveli yapılması yönünde talimat verilmesine karar verilmiştir. Kararın davalı alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Haciz alacaklısı üçüncü kişi şikayet dilekçesinde; Ankara 14. İcra Müdürülüğünün 2019/8311 E. sayılı takip dosyasında davalı borçlu hakkında işçilik alacağına dayalı olarak ilamlı takip başlattığını, aynı borçlu hakkında davalı takip alacaklısı Vakıfbank TAO tarafından Ankara Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün 2020/376 Esas sayılı dosyasında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip sonucunda davalı borçlunun taşınmazının ihale ile satıldığını, alacağının ipoteğin tesis edildiği tarihten önce doğduğunu ve takibinin derdest olduğunu, bu hususlar dikkate alınarak sıra cetveli düzenlenmesi yönündeki talebinin icra müdürlüğünce reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek icra müdürlüğünün 27.02.2021 tarihli kararının kaldırılması ile sıra cetveli yapılarak alacağının ipotek alacağının önünde yer almasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; şikayetçi üçüncü kişi haciz alacaklısı tarafından dava açılırken maktu harç yatırmasının hatalı olduğunu, ipotek bedeli üzerinden yatırılması gereken nispi harcın tamamlanması için şikayetçiye kesin süre verilmesi, yatırılmaması halinde dava şartı yokluğundan şikayetin reddine karar verilmesi gerektiğini, rehin hakkının tapu sicilinin aleniliği ve tapuya güven ilkeleri gereğince herkese karşı ileri sürülebileceğini, taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği tarihte şikayetçinin haciz şerhinin bulunmadığını, ipotekli taşınmazın satışı sonrası elde edilen ihale bedelinin takip miktarını karşılamadığından sıra cetveli yapılmasına gerek olmadığını savunarak şikayetin reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; satılan hacizli mal üzerinde birden fazla haciz veya rüçhanlı alacak bulunması halinde, icra müdürlüğünce öncelikle sıra cetveli düzenlenmesi gerekeceği ve sıra cetveli düzenlenmeden ipotek veya rehin alacaklısına satış bedelinin ödenemeyeceği, rehinli malın satış bedelinin alacaklının alacağını karşılamaması halinde İİK'nın 151. maddesinde yapılan atıf gereğince İİK'nın 138, 141, 142. maddelerinin uygulanacağı, anılan maddelere göre; birden fazla alacaklının bulunduğu böyle durumlarda, icra müdürlüğünce, öncelikle İİK'nın 140. maddesi gereğince sıra cetvelinin yapılması ve alacaklılara, diğer alacaklara yönelik itirazlarını ileri sürme imkanının tanınması gerektiği, somut olayda, ihale konusu taşınmazın tapu kaydında ipotek şerhinin bulunduğu, şikayetçi ve diğer alacaklıların alacaklarının rüçhanlı olup olmadığı ve öne sürdükleri diğer konuların, sıra cetveli yapıldıktan sonra sıra cetveline itiraz halinde tartışılacak hususlar olduğu, bu aşamada icra müdürlüğünce sıra cetveli düzenlemekten imtina edilemeyeceği, bir başka anlatımla, alacaklıların itirazlarını ileri sürebilmesi için öncelikle sıra cetveli yapılması gerektiği, taşınmazın satış bedelinin taşınmaz üzerindeki ipotek ve haciz alacaklarının tamamını karşılamadığının görüldüğü, her ne kadar icra müdürlüğünce satış bedelinin ipotek miktarını karşılamadığı gerekçesiyle sıra cetveli yapılması gerekmediğine karar verilmiş ise de, şikayetçi tarafından haczinin ipotekten önce olduğunu ileri sürüldüğü, bu iddiaların yapılacak sıra cetvelinde tartışılması mümkün olacağından sıra cetveli yapılması ve bu şekilde şikayetçiye bu itirazlarını ileri sürme imkanı verilmesi gerektiği gerekçesi ile şikayetin kabulü ile Ankara Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün 27.02.2021 tarihli sıra cetveli yapılmamasına ilişkin kararının iptaline, İİK'nın 140. maddesi gereğince icra müdürlüğüne sıra cetveli yapılması yönünde talimat verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı alacaklı istinaf dilekçesinde; şikayetçi üçüncü kişi haciz alacaklısı tarafından dava açılırken maktu harç yatırmasının hatalı olduğunu, ipotek bedeli üzerinden yatırılması gereken nispi harcın tamamlanması için şikayetçiye kesin süre verilmesi, yatırılmaması halinde dava şartı yokluğundan şikayetin reddine karar verilmesi gerektiğini, rehin hakkının tapu sicilinin aleniliği ve tapuya güven ilkeleri gereğince herkese karşı ileri sürülebileceğini, taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği tarihte şikayetçinin haciz şerhinin bulunmadığını, ipotekli taşınmazın satışı sonrası elde edilen ihale bedelinin takip miktarını karşılamadığından sıra cetveli yapılmasına gerek olmadığını ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılması ile şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İİK’nın 100. maddesinde, borçluya ait para veya satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar birden fazla alacaklı tarafından haciz konulması halinde anılan madde hükmü gereği icra müdürlüğünce derece kararı yapılması gerektiği, derece kararının yapılması için satış sonucu para elde edilmesinin zorunlu olmadığı, İİK’nın 140. maddesinde de satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesince alacaklıların bir sıra cetvelini yapacağı, alacaklıların İİK’nın 206. maddesi mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunacakları, bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarihin haciz talep tarihi olduğu düzenlemesine yer verildiği, şikayetin icra müdürlüğü işleminin iptali istemine ilişkin olup maktu harca tabii olduğu, bu nedenle davalı alacaklının nispi harç alınmasına ilişkin itirazının yerinde olmadığı, davalı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte ipotekli taşınmazın ihalesinin yapıldığı, taşınmazda Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2019/8311 E. sayılı takip dosyası alacaklısı şikayetçi 3. kişinin haczinin de bulunduğu, şikayetçinin iddialarının yapılacak sıra cetvelinde tartışılabileceği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı alacaklı temyiz dilekçesinde; şikayetçi üçüncü kişi haciz alacaklısı tarafından dava açılırken maktu harç yatırmasının hatalı olduğunu, ipotek bedeli üzerinden yatırılması gereken nispi harcın tamamlanması için şikayetçiye kesin süre verilmesi, yatırılmaması halinde dava şartı yokluğundan şikayetin reddine karar verilmesi gerektiğini, rehin hakkının tapu sicilinin aleniliği ve tapuya güven ilkeleri gereğince herkese karşı ileri sürülebileceğini, taşınmaz üzerine ipotek tesis edildiği tarihte şikayetçinin haciz şerhinin bulunmadığını, ipotekli taşınmazın satışı sonrası elde edilen ihale bedelinin takip miktarını karşılamadığından sıra cetveli yapılmasına gerek olmadığını ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, üçüncü kişi haciz alacaklısının icra müdürlüğünün sıra cetveli düzenlenmeksizin ihale bedelinin ipotek alacaklısına ödenmesine dair işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 16., 140. ve 151. maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve sair yasal mevzuat 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/10736 E., 2023/3452 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İİK'nın 16, 100, 140, 142. maddeleri.
12. Hukuk Dairesi         2022/10736 E.  ,  2023/3452 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/186 E., 2022/1057 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/131 E., 2021/480 K. Taraflar arasındaki icra memur muamelesini şikayet üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin reddine karar verilmiştir. Kararın şikayetçi tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Şikayetçi icra mahkemesine başvurusunda; borçlunun vadesinde ödenmeyen vergi borçları nedeniyle, fabrika binasında bulunan makine ve ekipmanlara 14.09.2015 tarih ve 983021, 983022, 983023, 983024, 983025 sayılı haciz tutanakları ile 1. sırada haciz konulduğu, bahsi geçen makine ve ekipmanların ... İcra Dairesinin 2015/21384 Esas sayılı takip dosyasında fabrika binası ile birlikte satıldığını, satış bedelinin Vergi Dairesine ödenmesi talebine rağmen satış bedelinin tamamının ipotek alacaklısına ödendiğini, üzerinde kamu haczi bulunan makine ve aksamların fabrikanın mütemmim cüzü olmadığını, icra dairesi tarafından satış işlemi sırasında ipoteğe dahil olmadığı hususları araştırılmadan yapılan satışın hukuka aykırı olduğunu, yapılan satışta makine ve ekipmanların satış bedelinin ... hesabına aktarılması gerekirken ipotek alacaklısına ödenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek şikayetin kabulü ile ... İcra Dairesinin 2015/21384 Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan satış işleminin iptaline, satış bedelinin tamamının ipotek alacaklısına ödenmesi işleminin iptali ile satış bedelinin yeniden dağıtımına, hacizli makine ve ekipmanların satış bedelinin yasal faizi ile birlikte ... hesabına aktarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Borçlu ve alacaklı, taşınmazın eklentileri ile birlikte satıldığını ve mülkiyetin ihale alıcısına geçtiğini, ihalenin feshi isteminin reddine dair kararın kesinleştiğini, menkul malların mütemmim cüz niteliğinde olduğunu ileri sürerek şikayetin reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. Gerekçe ve Sonuç ... İcra Müdürlüğünden yazılan talimat üzerine ... İcra Müdürlüğünün 2015/1815 Talimat sayılı dosyasından 117 ada, 3 ve 4 nolu parsel nolu taşınmazların muhteviyatları ile birlikte satışına karar verildiği, 14.04.2019 tarihinde yapılan ihale sonucunda, taşınmazın alacağa mahsuben alacaklıya ihale edildiği, ihalenin feshi isteminin reddi kararının kesinleştiği, satış işlemlerinin iptaline karar verilemeyeceği gibi icra mahkemesince ödenmiş olan paranın iadesine de karar verilemeyeceği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Şikayetçi, şikayet dilekçesi içeriğini tekrarlayarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI C.1.Gerekçe ve Sonuç İpotekli taşınmazın, üzerindeki bina ve içindeki bütünleyici parça ve eklentileri ile birlikte satılmasında ve bunlardan elde edilen satış bedelinden öncelikle rehinli alacaklının alacağının karşılanmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile şikayetçinin istinaf başvurusun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Şikayetçi, istinaf dilekçesi içeriğini aynen tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra memur muamelesini şikayete ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK'nın 16, 100, 140, 142. maddeleri. 3. Değerlendirme Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; İİK'nın 140. maddesi gereğince; “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar.” Sıra cetvelini düzenleme yetkisi ilk haczi koyan icra dairesine aittir. Haczin talimatla uygulanması halinde sıra cetvelinin esas icra dairesince düzenlenmesi gerekir. Alacaklı, sıra cetvelindeki sıraya ve alacak miktarına yönelik iddialarını, ancak İİK'nın 140. maddesi uyarınca sıra cetveli yapılmasından sonra aynı Kanun'un 142. maddesine göre şikayet yolu ile ileri sürebilir. Somut olayda, ihale konusu taşınmaz üzerinde ipoteğin yanı sıra şikayetçinin ve üçüncü kişilerin de haczinin bulunduğu, diğer taraftan şikayetçinin taşınmazlarla birlikte satışı yapılan menkuller üzerinde de ilk sırada haciz alacaklısı olduğunu iddia ederek satış bedelinin öncelikle kendisine ödenmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Açıklanan maddelere göre, birden fazla alacaklının bulunduğu ve satış tutarının, bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmeyeceği anlaşılmış olup, böyle durumlarda, icra müdürlüğünce, öncelikle İİK'nın 140. maddesi gereğince sıra cetveli yapılmalı ve alacaklılara, diğer alacaklara yönelik itirazlarını ileri sürme imkanı tanınmalıdır. Şikayetçinin, satış bedelinin kendilerine ödenmesi gerektiği ve öne sürdüğü diğer hususlar, sıra cetveli yapıldıktan sonra itiraz halinde tartışılacak bir husus olup, bu aşamada icra müdürlüğü sıra cetveli düzenlemekten imtina edemez. Bir başka anlatımla, alacaklıların itirazlarını ileri sürebilmesi için öncelikle sıra cetveli yapılması gerekmektedir. Şikayete konu takip dosyasında ise, icra müdürlüğünce yanılgılı değerlendirme yapılarak satış bedelinin sıra cetveli yapılmaksızın ödenmesine karar verildiği görülmektedir. Buna göre, satış yapılmış ve kesinleşmiş ise de şikayet dilekçesinde ileri sürülen diğer iddialar sıra cetveli yapılmasından sonra itiraz halinde incelenebilecek hususlar olduğundan İlk Derece Mahkemesince şikayetin kısmen kabulü ile sıra cetveli yapılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Şikayetçinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2021/7558 E., 2022/553 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 140. maddesi;
12. Hukuk Dairesi         2021/7558 E.  ,  2022/553 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı-alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı ihale alıcısı kesinleşen takipte ihale konusu taşınırları alacağına mahsuben aldığını belirterek icra müdürlüğünün ihale bedelinin yatırılmasına dair 30/01/2020 tarihli işleminin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 140. maddesi; "Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar." hükmünü içermektedir. İhale konusu taşınmaz veya taşınır üzerine haciz koyduran ya da ipotek hakkı bulunan alacaklı, söz konusu taşınmaz veya taşınırı ihale ile satın alıp, kendisinden önce başka alacaklı bulunmaması halinde alacağı oranında satış bedelini ödemekten kaçınabilir, satış bedelini alacağına mahsup edebilir. İhale konusu taşınmaz veya taşınır üzerinde alıcının yaptığı takip nedeniyle koydurduğu hacizden ya da ipotekten başka haciz bulunması halinde de, yukarıda belirtilen İİK.nun 140.maddesi gereğince sıra cetveli yapılması gerekecektir. Alacaklıların ne miktar hak sahibi olacakları yapılacak sıra cetvelinin kesinleşmesi ile belirlenecektir. Sıra cetveli yapılıp, ihale alıcısı (takip alacaklısı) aleyhine fark doğduğunun tespit edilmesi, diğer bir ifade ile alacaklının ihale bedelini yatırmasının gerekip gerekmediğinin belirlenmesi gerekir. Henüz sıra cetveli yapılmadan ve taşınmaz üzerinde haciz ve ipotekleri bulunan üçüncü kişilerin alacaklarının miktarlarının ne olduğu dahi belirlenmeden, alacaklıdan ihale bedelini yatırmasının istenmesi doğru değildir. Buna göre, yukarıda açıklandığı üzere birden fazla alacaklı bulunduğundan ve ihale bedeli alacakları karşılamadığından İİK'nun 140.maddesi gereğince sıra cetveli yapılması zorunludur. Sıra cetvelini düzenleme yetkisi ilk haczi koyan icra dairesine aittir. Haczin talimatla uygulanması halinde, sıra cetvelinin esas icra dairesince düzenlenmesi gerekir. O halde mahkemece, birden fazla alacaklı bulunması nedeniyle İİK.nun 140. maddesi gereğince icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılarak ihale alıcısının ihale bedelini yatırması gerekip gerekmediği belirlendikten sonra ihale alıcısı aleyhine fark doğduğu tespit edilir ise ihale bedelini yatırmak üzere süre verilmesi yönünde işlem yapılması gerektiğine karar verilmesi gerekirken, ,yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi ve istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin 27/05/2021 tarih ve 2020/1996 E.- 2021/1580 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, ... 21. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 29/06/2020 tarih ve 2020/97 E. - 2020/575 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 18/01/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/1176 E., 2021/1522 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İcra ve İflas Kanunu’nun “Sıra cetveli” başlıklı 140. maddesine göre;
Hukuk Genel Kurulu         2017/1176 E.  ,  2021/1522 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "memur işleminin iptali" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Kocaeli 1. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar şikâyetçi üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı şikâyetçi üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Şikâyetçi Üçüncü Kişi İstemi: 4. Şikâyetçi üçüncü kişi vekili şikâyet dilekçesinde; Kocaeli 6. İcra Müdürlüğünün 2013/2439 E. sayılı dosyası ile borçlu hakkında takip başlatıldığını, aracın 03.04.2014 tarihinde satıldığını, icra müdürlüğü tarafından düzenlenen sıra cetvelinde, bedelin birinci sıra alacaklısı olarak aracın muhafaza ve depo alacağından dolayı Kızılırmak Yediemin Otopark İşletmeciliği Otomotiv Lojistik Ltd. Şti.'ye verilmesine başkaca satış bedeli kalmadığından motorlu taşıtlar vergisi (MTV) borcu için de ödeme yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, yapılan işlemin hatalı olduğunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (6183 sayılı Kanun) 21. maddesi uyarınca MTV alacağının rehinli alacaklardan önce geldiğini, ayrıca Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca, muhafaza ücretinin malın satışına esas değerin %30’unu geçemeyeceğini ileri sürerek sıra cetvelinin ve derece kararının iptalini talep etmiştir. Şikâyet Olunan Cevabı: 5. Şikâyet olunan şikâyet dilekçesine karşı cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır. 6. Dâhili şikâyet olunan vekili cevap dilekçesinde, müvekkili tarafından yedieminlik ücret alacağına ilişkin başlatılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine aracın satışının istendiğini ve ihale sonucu alacağa mahsuben aracın müvekkili şirkete ihale edildiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 138. maddesi uyarınca muhafaza masraflarının satış bedelinden öncelikle karşılanacağını ayrıca müvekkili tarafından işletilen otoparkın Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ kapsamında işletilen bir yer olmadığını, bu nedenle tarifede yedieminlik ücreti için belirlenen %30’luk üst sınırın burada uygulanamayacağını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 7. Kocaeli 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 20.05.2014 tarihli ve 2014/254 E., 2014/275 K. sayılı kararı ile; borçlu hakkında yapılan icra takibinin itirazsız kesinleştiği, borçlu adına kayıtlı araca 09.04.2013 tarihinde haciz konulduğu, aracın 03.04.2014 tarihinde 5.200TL bedelle satışının gerçekleştirildiği, satışın itirazsız kesinleştiği, Kocaeli 6. İcra Müdürlüğü tarafından düzenlenen 03.04.2014 tarihli sıra cetveli kararında “Aracın satış bedelinden kalan 2.238TL'nin 2004 sayılı İİK’nın 206/1. maddesi gereğince aracın muhafaza alacağından dolayı dosya alacaklısına verilmesine, başka kalan satış bedeli olmadığından aracın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi borcu için de ödeme yapılmasına yer olmadığına” karar verildiği, takibe konu alacağın, bedeli paylaşıma konu olan aracın otoparkta muhafazasından kaynaklanan yediemin ücreti olduğu, yediemin ücretinin İİK'nın 138/2. maddesinde belirtilen tüm alacaklıları ilgilendiren masraflardan olduğu, bu nedenle satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerektiği, sıra cetvelinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 9. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 27.04.2015 tarihli ve 2014/6344 E., 2015/2903 K. sayılı kararı ile; “…1-Şikayetçi vekilinin şikayet olunan ...'e ilişkin temyiz itirazları yönünden; İİK'nın 142/1. maddesi hükmüne göre, "Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir." Anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi, kural olarak borçluyu değil, şikayet eden alacaklıdan sıra itibariyle önce olan ve kendisine pay ayrılan alacaklıları ifade eder. Şikayet, kural olarak şikayet edene göre sıra cetvelinde öncelikli olup, pay ayrılan ya da aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılara, diğer anlatımla kendisine pay ayrılan ve şikayet sonucundan etkilenecek olan alacaklılara yöneltilmelidir. Borçlunun taraf sıfatı olmadığı halde şikayet olunan olarak şikayet dilekçesinde gösterilmesi doğru olmadığından, mahkemece borçlu ... yönünden şikayetin HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddi gerekirken yazılı şekilde esastan reddi doğru olmamış ise de karar sonucu itibariyle doğru olduğundan şikayetçi vekilinin borçlu ...'e yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Şikayetçi vekilinin şikayet olunan Kızılırmak Yediemin Otopark İşletmeciliği Otomotiv Lojistik Tic. Ltd. Şti'ye yönelik itirazlarına gelince; Şikayet, haciz sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. İİK'nın 206. maddesi, anılan Yasa'nın “İflasın hukuki neticeleri” başlıklı yedinci babında yer almaktadır. Bu madde hükmü, iflas tasfiyesi sırasında düzenlenen sıra cetvelindeki imtiyazları düzenlemekte olup, hacze iştirak hali dışında haciz yolu ile ilgili takiplerde uygulanmaz. Haciz yolu ile takiplerde bedeli paylaşıma konu malın satış tutarı bütün alacaklıların alacaklarını karşılamaya yetmezse, bir sıra cetveli düzenlenir. Haciz yolu ile takiplerde düzenlenen sıra cetvelinde kural, alacaklıların haciz tarihlerine göre sıralanmasıdır. Bunun için ilk kesin haciz sahibi alacaklı ve buna iştirak edebilecek diğer alacaklılar belirlenerek hacze iştirak dereceleri oluşturulur. Bu nedenle, sıra cetvelini düzenleyen icra memurluğunca bu maddeye dayanılmış olması doğru olmamıştır. Şikayet olunanın alacağı otopark ücreti alacağıdır. TBK'nın 580. (BK'nın 482.) maddesi hükmü uyarınca, işletenler, kendilerine bırakılan veya konaklama yerlerine, garaj, otopark ve benzeri yerlere konulan eşya veya hayvanlar üzerinde, ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler. Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla burada da uygulanır. Kiraya verenin hapis hakkını düzenleyen TBK'nın 336. (BK'nın 267.) maddesinde ise, "taşınmaz kiralarında kiraya veren, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olmak üzere, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiştir. Kiralayanın hapis hakkı, kiralanan yerde bulanan kiracıya ait taşınır eşyayı kira alacağına karşı alıkoymak ve kira borcunu ödemediği takdirde onu paraya çevirerek alacağını öncelikle tahsil etme yetkisi veren bir tür kanuni rehin hakkıdır. Taşınır malların kiralanan yere gelmesiyle işleyecek altı aylık kira nedeniyle hapis hakkı doğar. Hapis hakkı taşınır malların kiralanan yere gelmesiyle birlikte doğduğundan daha sonra hapse konu malların üçüncü bir şahıs tarafından haczedilmesi ve mahcuzların paraya çevrilmesi halinde kiralayanın geçmiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira alacağının satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerekir.(Y.19.H.D'nin 18.03.1999 tarih ve 1199 E., 1767 K. ve Y. 21.H.D'nin 29.11.2005 tarih ve 6074 E., 12377 K. ve Dairemizin 16.12.2014 tarih ve 5154E., 8161 K; 01.04.2015 tarih ve 243E., 2172 K. sayılı ilamları bu yöndedir.) Öte yandan İİK'nın paraların paylaştırılması başlığını taşıyan 138/2 maddesi; "Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ve artan para takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde alacakları nisbetinde paylaştırılır." düzenlemesine, aynı maddenin 3. bendinde ise; "Vekil vasıtasiyle yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış Sözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir." düzenlenmesine yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca, satış bedelinden bütün alacaklıları ilgilendiren ortak masraflar alındıktan sonra, artan para alacaklılara, asıl alacak, talep edilmiş ise işlemiş faiz ve takip giderleri de dahil edilerek, alacakları nisbetinde ödenir. Buradaki takip giderleri sadece o alacaklıyı ilgilendiren, onun takibine ait giderler olup, ödeme ve icra emrinin tebliği masrafları, alacaklının peşinen ödediği harçlar (İİK'nın 15 ve 59. mad.) ve vekalet ücretidir. Mahkemece, şikayet olunanın otopark ücreti alacağının, tüm alacaklıları ilgilendiren ortak masraflardan olduğu ve bu nedenle satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerektiği kabul edilmiş ise de, anılan yasal düzenlemede ifade edilen ortak masraflar, satış dosyasında yapılan yediemin ücreti, satış ve paylaştırma giderleri gibi bütün alacaklıları ilgilendiren masraflar olup, şikayet olunan alacağının bu kapsamda değerlendirilmesi isabetsiz olmuştur. Şikayetin konusu, İİK'nın 138/2. maddesinde düzenlenen ortak masraflara ilişkin olmayıp, sıra cetvelinde şikayet olunana ayrılan yediemin ücreti alacağına ilişkin sıraya yöneliktir. Diğer yandan, motorlu taşıtlar vergisi 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde yer alan taşıtların aynından doğan bir vergidir. Cebri artırmaya konu olan aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu ödenmeden ihale alıcısı adına tescili dahi mümkün değildir. Gerek Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21/2. ve gerek İİK'nın 206/I. maddesinde, eşya ve taşınmazın aynından doğan vergilerin rehinli alacaklardan da önce tahsil edileceklerini açıkça hükme bağlanmıştır. Ayrıca, ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa'nın 90. maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6, 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde, adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirme yapmasını da içerdiği belirtilmiştir. İİK'nın 18/3 ncü maddesinde "Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir." hükmüne yer verilmiştir. Kanunda açıklık bulunmayan hallerde, duruşma yapılıp yapılmayacağı hakimin takdirine bırakılmış ise de; öngörülen takdir hakkı mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre değerlendirilmesi gereken bir takdir hakkıdır. Sıra cetveline karşı şikayette bulunulması halinde bu takdir hakkının duruşma yapılarak kullanılması kanunun amacına uygun düşer. Mahkemenin takdirine göre duruşma açılmasının gerekli görüldüğü hallerde ilgililerin duruşmaya çağrılması yasal bir gerekliliktir. Şikayet sonunda hakları haleldar olabilecek alacaklıların savunma haklarını kullanabilmeleri ve adalet dengesinin sağlanabilmesi bakımından takdir hakkı, duruşma açılması yönünde kullanılmalıdır. Bu durumda, mahkemece, şikayet tarihinde yürürlükte olan HMK'nın basit yargılama usulüne ilişkin 316. vd. madde hükümleri uyarınca yargılamanın yürütülmesi, şikayet olunana şikayet dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilip, taraf teşkilinin sağlanması; İİK'nın 18. maddesi uyarınca duruşma açılması, tahkikatın duruşmalı olarak yapılması, şikayetçinin motorlu taşıtlar vergisinden kaynaklanan alacağının, şikayet olunanın rehinli alacağından önce ödenmesi gerektiği belirtilerek, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, şikayet olunanın şikayete konu alacağının İİK'nın 138/2. maddesinde belirtilen tüm alacaklıları ilgilendiren yediemin ücreti alacağı olmadığı, şikayete konu sıra cetvelinde, şikayet olunanın bu kapsamdaki alacağının ödenmesine karar verilmiş olduğu gözden kaçırılarak, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır,…’’ gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 10. Kocaeli 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/545 E., 2015/637 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir Direnme Kararının Temyizi: 11. Direnme kararı süresi içinde şikâyet isteminde bulunan üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 12. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 1- Eldeki sıra cetveline şikâyet dosyasında mahkemece duruşma açılarak karar verilmesinin gerekip gerekmediği, 2- Şikâyetçi kurumun MTV alacağının öncelikli alacak olduğu yönündeki sıra cetveline şikâyet dosyasında, satış bedelinden motorlu taşıtlar vergisinin yediemin ücreti alacağından önce ödenmesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 13. İcra ve İflas Kanunu’nun “Sıra cetveli” başlıklı 140. maddesine göre; “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklılar 206. madde mucibince iflas hâlinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir”. Aynı Kanunun 141. maddesi uyarınca “Sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilir”. 14. İcra ve İflas Kanunu’nun “Cetvele itiraz” başlıklı 142. maddesi, “Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit muhakeme usuliyle görülür. İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur”. Aynı Kanun’un 138/2 maddesi ise, “…Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ve artan para takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde alacakları nispetinde paylaştırılır…”. Şeklinde düzenlenmiştir. 15. Açıklanan bu yasal düzenlemeler ile İİK’nın 100 ve 101. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, borçluya ait paranın veya satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar birden fazla alacaklı tarafından haciz konulması hâlinde yapılan satış sonucu elde edilen satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi durumunda icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılması gerekir. Sıra cetvelinde aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (m. 100-101) bütün alacaklılar, alacak miktarları ve faizleri ile gösterilir. Bu alacaklıların her biri belli bir sıraya girer. Bu sıra, İİK’nın 206. maddesinde gösterilmiştir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s. 730, 732,733). 16. Sıra cetveli, satış bedelinden alacakları ödenecek kimselerin ve bunların alacaklarının İİK’nın 206. maddesi uyarınca imtiyaz durumlarının ve hangi sıraya dâhil olduklarının tespiti amacıyla düzenlenir. Böylece hangi alacakların öncelikle ödeneceği, hangi mahiyetteki alacakların hangi sıraya kaydedileceği sıra cetveli yapılması ile belirlenmiş olur. İİK’nın 206 ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 59. maddesinde gösterilmiştir. 17. Yönetmeliğin 59. maddesi uyarınca alacaklıların ad ve soyadları, talep edilen, kabul ve reddedilen para miktarlarının, alacak hakkındaki kararın ne olduğu ve hangi sıraya kabul edildiği yazılır. İİK’nın 141. maddesi gereğince de sıra cetvelinin birer suretinin icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilmek suretiyle alacaklılara itiraz etme imkânı sağlanmaktadır. 18. İcra dairesince sıra cetveli yapılmaması hâlinde bu husus, İİK’nın 16/2. maddesine göre bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin olduğundan alacaklılar icra mahkemesine şikâyet yolu ile başvurarak aynı Kanunun 17/2. maddesine göre sıra cetveli yapılmasının emredilmesine karar verilmesini talep edebilirler. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 16.03.2021 tarihli ve 2017/12/729 E., 2021/265 K. sayılı kararında da değinilmiştir. 19. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; alacaklı şirket vekili tarafından yediemin muhafaza alacağının tahsili amacıyla Kocaeli 6. İcra Müdürlüğünün 2013/2439 E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine aracın satışının yapıldığı ve alacağa mahsuben satışın alacaklıya ihale edildiği, icra müdürlüğünce düzenlenen 03.04.2014 tarihli sıra ve derece kararı ile, İİK’nın 206/1. maddesi uyarınca satıştan kalan bedelin aracın muhafaza alacağından dolayı dosyanın alacaklısına verilmesine, başka kalan bedel olmadığından MTV borcunun ödenmesine yer olmadığına karar verildiği, şikâyetçi Karamürsel Vergi Dairesi Başkanlığının icra mahkemesine başvurarak icra müdürünün sıra ve derece kararının iptalini talep ettiği görülmektedir. 20. Şikâyetçi vekili tarafından icra (hukuk) mahkemesine sunulan şikâyet dilekçesinde, MTV alacağının satış bedelinden öncelikli olarak ödenmesi gerektiği, ayrıca Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca, muhafaza ücretinin malın satışına esas değerin %30’unu geçemeyeceği ileri sürülerek sıra cetvelinin ve derece kararının iptali talep edilmiştir. 21. Şikâyetçi vekili; icra müdürlüğünce düzenlenen sıra ve derece kararının iptalini talep ederken, MTV alacağının rüçhanlı alacak olduğunu ileri sürmekle birlikte, alacaklı tarafından talep edilen yediemin ücreti miktarının da hatalı olduğunu belirterek yediemine ödenmesi gereken alacak miktarının da ayrıca belirlenmesini istemiştir. 22. İcra ve İflas Kanunu’nun 142/3. maddesinde, itirazın alacağın esas ve miktarına ilişkin olmayıp yalnız sıraya dair ise şikâyet yolu ile icra (hukuk) mahkemesine başvurulabileceği düzenlenmiş olup, alacağın miktarına ilişkin olarak yargılama yapılması ve sıra cetvelinin doğru düzenlenip düzenlenmediğinin buna göre değerlendirilmesi genel mahkemece yapılabilecektir. MTV alacağının yediemin ücretinden önce ödenip ödenmeyeceği hususu icra (hukuk) mahkemesinde şikâyet yolu ile çözülebilir ise de; yediemin ücretinin tespitinde yedieminin kendi tarifesi yerine Adalet Bakanlığınca belirlenen ücret tarifesinin uygulanacağına ilişkin belirleme ve yediemine ödenecek ücretin ne kadar olacağının tespit edilmesi genel mahkemelerde yapılacak yargılama ile çözülebilir. 23. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu nedenle mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde şikâyet hakkında hüküm kurulması yerinde değildir. 24. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, tarifeye göre belirlenen yediemin ücretinin takip masrafı olarak satış tutarından öncelikli alınmasının, muhafaza tedbirinin uygulandığı takip dosyasında yapılacak paranın paylaştırılması hâlinde söz konusu olduğu, yedieminin ücretini alacaklı sıfatı ile takibe koyması hâlinde İİK’nın 138/2. maddesi uyarınca öncelikli alacak olmayacağı, icra müdürlüğünce yediemin ücretini tarifeye göre hesapladıktan sonra arta kalan parayı sıraya dâhil etmesi gerektiği, yediemin ücretinin hesaplanmasının alacağın esasına ilişkin olmadığı, sadece tarifeye ilişkin olarak alınacak ücretin belirleneceği, direnme kararının açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ile, şikâyetçinin Kanun’a uygun yapılmayan sıra cetvelinin iptali talebinin, sıra cetveli düzenlenmeden önce İİK’nın 138/2. maddesine uymayan muhafaza masrafının belirlenmesi yönündeki icra müdürü işlemini de kapsadığı, icra dosyasında bulunan sıra ve derece kararının Kanun’a uygun şekilde düzenlenmediğinden sıra cetveli niteliğini taşımadığı, şikâyetin usulsüz düzenlenen bu belgenin iptaline ilişkin olduğu, direnme kararının açıklanan bu farklı değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 25. Diğer taraftan gerekçeli karar başlığında, dava tarihi 28.04.2014 olduğu hâlde 12.11.2015 olarak gösterilmesine ilişkin yanlışlık, mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde bulunduğundan bu husus ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır. 26. Hâl böyle olunca, açıklanan bu gerekçe ile direnme kararının görev nedeniyle usulden bozulması gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Direnme kararının görev nedeniyle usulden BOZULMASINA, Bozma neden ve kapsamına göre şikâyetçi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. madde atfıyla uygulanmakta olan İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.11.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY 1-Uyuşmazlık şikâyetçi Vergi Dairesi Müdürlüğünün motorlu taşıtlar vergisi alacağının öncelikli alacak olduğu yönündeki sıra cetveline şikâyet dosyasında satış bedelinden motorlu taşıtlar vergisinin takip alacağı olan yediemin ücreti alacağından önce ödenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Somut olayda alacaklı yediemin otopark işletmeciliği limited şirketi 41 K 2100 plakalı aracın 1001.2011-25.03.2013 tarihleri arasında doğan 8.350TL’lik yediemin ücreti alacağı için 26.03.2013 tarihinde borçlu ... aleyhinde genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlattığı, takip alacağının kesinleşmesi üzerine motorlu araç 03.04.2014 tarihinde ihalede alacağa mahsuben 5.200TL’ye satıldığı 21.04.2014 tarihinde düzenlenen şikâyete konu sıra cetvelinde 5.200TL ihale bedelinden, takipten satışa kadar olan 2.262TL yediemin ücreti ve 700TL satış masrafı düşüldükten sonra kalan 2.238TL’nin İİK’nın 206/1. uyarınca aracın muhafaza alacağı olmasından dolayı dosya alacaklısına verilmesine, kalan satış bedeli olmadığından aracın aynından doğan MTV borcun için ödeme yapılmasına yer olmadığına İİK 140, 141, 142. maddeleri gereğince karar verilmiştir. 2- Şikâyetçi Vergi Dairesi 6183 sayılı Kanunu’n 21. maddesi gereğince motorlu taşıtlar vergisi alacağının rehinli alacaklardan önce geldiğini, ayrıca Adalet Bakanlığına ait depo ve garajlarda muhafaza edilen mahcuz mallar için ücret tarifesi hakkındaki tebliğin 4. maddesi uyarınca muhafaza ücretinin malın satışına esas değerinin %30’nu geçemeyeceğini ileri sürerek sıra cetveli ve daire kararının iptalini talep etmiştir. 3- Mahkemece yediemin ücretinin 2004 sayılı İİK’nın 138. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen tüm alacaklıları ilgilendiren masraflardan olduğu için satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerektiği, sıra cetvelinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle şikâyetinin reddine karar verilmiştir. 4- Özel Daire bozma ilamında İİK’nın 138/2. maddesinde yazılı haciz ve paraya çevirme ve paylaştırma, masrafların satış dosyasında yapılan yediemin ücreti ve satış ve paylaştırma giderleri gibi bütün alacakları ilgilendiren masraflar olduğu, şikâyet olunan alacağın bu kapsamda değerlendirileceği, şikâyet konusunun İİK’nın 138/2. maddesinde düzenlenen ortak masraflara ilişkin olmayıp sıra cetvelinde şikâyet olunana ayrıca yediemin ücret alacağına ilişkin sıraya yönelik olduğu gerekçesiyle şikâyetin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Konuyu irdelemeden önce konu ile ilgili yasa maddelerine değinmek gerekmektedir. 5- Paraların paylaştırılması icra takibinin son aşaması olup satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmez ise icra dairesi re’sen İİK’nın 140. maddesi uyarınca alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. 6- İİK’nın 138/2. fıkrası hükmüne göre “Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ise artan para takip masrafları ve işlemin faizler olduğu hâlde alacakları nispetinde paylaşır. Bu ortak giderler, bütün alacaklıların ortak menfaat için yapılmış olup, bununla bütün alacaklılar ilgilidir. 7- Sıra cetveli, satış bedelinden alacakları ödenecek kimseleri ve bunların alacaklarının İİK’nın 206. maddesi uyarınca imtiyaz durumlarının ve hangi sıraya dahil olduklarının tespiti amacı ile düzenlenir. Böylece hangi alacaklarına öncelikle ödeneceği hangi mahiyetteki alacakların hangi sıraya kaydedileceği sıra cetveli yapılması ile belirlenmiş olur. İİK’nın 206. ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu yönetmeliğinin 59. maddesinde gösterilmiştir. 8- İİK’nın 206. maddesinin birinci fıkrası 15/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanunun 5 maddesi ile değiştirilmiş ise de, ihale tarihinde yürürlükte bulunan İİK’nun 140. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken 206 maddenin birinci fıkrasında bir malın aynından doğan devlet alacaklarının rehinli alacaklardan önce ödemesi gerektiği düzenlenmiştir. 9- İİK’nın 88. maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesi “haczedilen malların muhafazası aşamasındaki ücretler Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenecek tarife ile belirlenir.” şeklinde ifade edilmiştir. 10- Haczedilen mallar Adalet Bakanlığı tarafından yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait lisanslı yediemin depolarında muhafaza edilir (İİK. m. 88/IV c.1). Bu tür yerlerin çalışma ilkelerini gösteren ilk yönetmelik “Mahcuz malların muhafaza edildiği Adalet Bakanlığı depo ve garajların çalışmasına dair yönetmelik” ismi ile 13/07/1987 tarihinde yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir. 11- Daha sonra 14.05.2014 tarih 29.000 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan lisanslı yediemin depoları yönetmeliği yürürlüğe girmiş, bu yönetmelikte 23/08/2016 tarihli ve 29810 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği” ile yürürlükten kalkmıştır. Yedieminlere uygulanacak ücret tarifesi bu yönetmeliklere uygun olarak her yıl çıkartılan tebliğlerde düzenlenmiştir. Bu tebliğ hükümleri icra müdürlüklerince yediemin olarak görevlendirilen özel yediemin depoları için de uygulanmaktadır. Satış masrafı olarak, icra müdürü ihale sonrasında yediemin ücretini belirler. 12- İcra müdürünün yediemin ücreti belirlemesi ile ilgili işlemini yediemin icra mahkemesinde şikâyet konusu yapabilir (12 H.D. 27/1072013 gün 17419/20907 kararı ). İcra mahkemesi yargılamaya ihtiyaç duymaksızın tarifeye göre ücret belirlemesi yapılıp yapılmadığını denetler. Yargıtay bir kararında; yedieminin ücretinin ödenmesi yönünde icra müdürlüğüne başvurması gerekirken takip alacaklısı hakkında genel haciz yoluyla icra takibi yapması usulsüzdür görüşündedir (12.H.D. 20/10/2013 tarih 16384/20338 sayılı kararı: Kuru, Baki İcra İflas Hukuku El Kitabı , Ankara 2013 s. 430). 13- Yedieminler, yediemin ücretinin doğduğu icra takibinden yediemin ücret alacağını alma yerine, Adalet Bakanlığının her yıl ilgili yönetmeliğine uygun olarak çıkardığı tarife ile belirlenen ücreti az bularak daha fazla yediemin ücreti almak için ayrı bir takip yapmaktadırlar. 14- Yediemin alacağı için yedieminin yaptığı ilamsız icra takibinde yediemin alacağı artık İİK’nın 138/2. maddesinde düzenlenen bütün alacakları ilgilendiren satış masrafı olmaktan çıkıp dosya alacağı hâline gelmektedir. Bir alacağın hem satış masrafı hem de aynı zamanda dosya alacağı olması mümkün değildir. 15- Ancak Yargıtay İçtihatlarında bu hâlde icra takibine konu edinen yediemin ücretinin Adalet Bakanlığınca ilgili yönetmeliğine uygun olarak hesaplanan yediemin ücreti kısmını yapılan sıra cetveline satış tutarından öncelikle ödeneceği görüşü benimsenmiştir. Takip konusu yediemin ücreti icra müdürünün başka bir icra dairesinden görevlendirmesi sonucu değil ise bir alacağın sıra cetvelinden öncelikli olarak ödenmesi söz konusu değildir. 16- İcra dairesinin sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hükümlerine aykırı hareket ettiği ve yapılan işlemin hadiseye uygun olmadığı iddia edilmekte ise bu hâlde sıra cetveline karşı başvurulacak yol icra mahkemesine şikâyet yoludur. İİK m.142’nin üçüncü fıkrası hükmünden sıra cetveline karşı şikâyet yolunun sadece sıraya karşı itirazda bulunulması hâline münhasırmış gibi bir anlam çıkmakta ise de, icra müdürünün uymak ve re’sen yapmak zorunda olduğu bütün hususlardan dolayı İİK’nın 16. maddesi gereğince şikâyet yoluna başvurabilir. Hukuk Genel Kurulu bir kararında vergi dairesinin koyduğu haczin geçersizliği, geçerli olsa bile taşınmazın aynından kaynaklanan vergi borcu olmadığı için birinci sırada yer almayacağı isteminin şikâyete ilişkin olduğu, sıra cetvelinde ilk sırada yer alan alacaklıya itiraz ederken kendi sırasına da itiraz ettiği İçtihadında bulunmuştur (HGK’nın 05/03/2008 tarih 19/161-213 sayılı kararı; YKD 2009/28224-229). 17- İcra dairesi takip konusu alacaklıların maddi bakımından mevcut olup olmadığını araştırma yetkisine sahip olmadığı için paraların paylaştırılmasında aslında mevcut olmayan fakat borçlu tarafından inkar edilmemiş olan alacaklara da pay ayrılmış olabilir. Bu durumda asılsız bir alacağın sıra cetveline girmiş olması gerçek alacaklarının alacağını istifade imkanını ortadan kaldırabileceğinden alacaklılara bu yöndeki itirazlarını ileri sürebilmeleri için sıra cetveline itiraz hakkı tanınmıştır. Alacaklı sıra cetveline itiraz davası genel mahkemelerde açar. 18- Şikâyetçi vergi dairesi takip alacaklısının (yediemin) takipte kesinleşen alacağının miktarına değil takip alacağının İİK’nun 138/2 maddesinde belirtilen ve satış bedelinden öncelikle ödenmesi gereken satış ve paylaştırma masrafı niteliğinde olmadığını eşyanın aynından kaynaklanan motorlu taşıtlar vergisi alacağının olay

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.