2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 164

İcra ve İflas Kanunu 164. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 164- (Değişik: 2/3/2005-5311/12 md.) Ticaret mahkemesince verilen nihaî kararlar, 160 ıncı maddenin son fıkrasına göre alınan masraftan karşılanmak suretiyle mahkemece re’sen taraflara tebliğ olunur. Bu kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır.[60] İflâs kararına karşı kanun yoluna başvurulması, iflâsın ilânına ve masanın teşkiline mâni değildir. Yalnız ikinci alacaklılar toplantısı, iflâs kararı kesinleşmedikçe yapılamaz. Bölge adliye mahkemesince iflâs kararı kaldırılırsa, borçlunun malları üzerindeki tedbirler devam eder. Şu kadar ki, ticaret mahkemesi davanın seyrine göre bu tedbirleri değiştirmeye veya kaldırmaya yetkilidir. İflas tarihi:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

38 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2015/1720 E., 2015/2652 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
vekiline, 14.01.2014 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 27.01.2014 tarihinde verilmiştir.
23. Hukuk Dairesi         2015/1720 E.  ,  2015/2652 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki kayıt terkini davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, müfli...sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinde, müvekkili alacağının 23. sırada yer aldığını, ancak müvekkilinden önce 3. ve 8. sıralarda sıra cetvelinde yer verilen davalı alacaklının esasen müflis şirketin yönetim kurulunda görev yaptığını, davalının alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalıya sıra cetvelinde ayrılan 3 ve 8. sıraların iptaliyle, müvekkilinin alacağının bu sıralara alınarak davalının alacağı payın müvekkilinin alacağı oranında müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 2007 yılı sonuna kadar müflis şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan davalının, şirketin ayakta kalabilmesi için şirkete borç olarak verdiği toplam 13.240.999,13 TL'nin bir kısmının tahsili için icra takibi yaptığı, icra takibine esas alacak iflas tarihi olan 17.05.2011 tarihine kadar ticari faiz işletilerek toplam 9.437.772,00 TL olarak hesaplandığı halde, sıra cetvelinin 3. sırasına 11.452.407,00 TL olarak kaydedildiği, takibe konu alacak haricinde kalan ve iflas tarihine kadar ticari faiz işletilen toplam 14.179.969,00 TL alacağın ise sıra cetvelinin 8. sırasına 13.334.514,00 TL olarak kaydedildiği, davalının şirketin kasa açığını kapatmak için nakit girdi sağladığı ve şirketin finans açığını finanse ettiği, müflisten alacaklı olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulü ile, davalının iflas tarihi itibariyle 3. sıradaki alacak için 9.437.772,00 TL, 8. sıradaki alacak için ise taleple bağlı kalınarak 13.334.514,00 TL alacaklı olduğunun kabulü ile bu miktarların masaya kaydedilmesine, fazla olarak kaydedilen 2.014.634,00 TL alacağın davacının 23 nolu alacağına mahsuben davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; İflas sıra cetveline itiraz (kayıt terkini talebi) hakkında verilen hüküm temyiz eden davalı ... vekiline, 14.01.2014 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 27.01.2014 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında Yargıtay tarafından da karar verilebileceği kabul edilmiş olmakla, temyiz isteminin reddi gerekmiştir. 2-Mahkemece davanın kısmen kabul edilerek hükmedilen miktara yönelik davalının temyizinin süresinde olmaması nedeniyle davacı lehine kesinleşen kısmı dışında kalan ve davanın kısmen reddi kararına yönelik davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Dava, kayıt terkin istemine ilişkindir. İİK'nın 234/1. maddesi, "İflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder." hükmünü, 235/1. maddesinin ilk iki cümlesi, "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur." hükmünü içermektedir. Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu husus üzerinde mahkemece re'sen durulmalıdır. Bu süre, kural olarak sıra cetvelinin İcra İflas Kanunu'nun 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar, eğer davacı, aynı Kanun'un 223. maddesine göre, tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır. Bu itibarla sıra cetvelinin hangi tarihte hangi gazetede yayınlandığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklıkla belirtilmesi ve davacının tebliğe elverişli adres bildirip, gerekli avansı yatırıp yatırmadığının net olarak bilinmesi şarttır. Aynı sıra cetveline karşı açılan ve Dairemizin 2015/262 E. sayısında temyiz incelemesi yapılan ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/234 E. sayılı dava dosyası ekinde gönderilen mavi renkli klasördeki belgelere göre, davaya konu sıra cetvelinin 04.06.2012 tarihli Bolu Olay gazetesinde ve 05.06.2012 tarihli Ticaret Sicili gazetesinde yayınladığı, gazete asıllarının gönderildiği, sıra cetvelinin davacı vekiline 19.06.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Dairemizin geri çevirme kararı üzerine .... İcra Müdürlüğü'nün 21.01.2015 tarihli yazısı ve dosya içerisinde bulunan kayıt başvuru evrakına göre, davacı vekilinin 15.06.2011 tarihinde kayıt başvurusunda bulunduğu, ancak başvuru sırasında tebliğ için masraf yatırmadığı anlaşılmış, davacının alacak başvurusunun sıra cetvelinin 23. sırasına kaydedildiği anlaşılmıştır. Yine, 21.01.2015 tarihli yazı cevabına ekli olarak fotokopisi gönderilen 09.06.2012 tarihli Bugün gazetesinde sıra cetvelinin yayınlandığı anlaşılmış olup, bu bilgilere göre kayıt başvurusu sırasında tebliğ masrafı vermeyen davacı tarafça, en son gazete ilanının yapıldığı 09.06.2012 tarihinden itibaren İİK'nın 235/1. maddesinde düzenlenen 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 28.06.2012 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. İİK'nın 235/1. maddesinde düzenlenen 15 günlük dava açma süresi hak düşürücü süre olup mahkemece, davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, süresinde açılan davalar ile ilgili gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ise de; davanın kısmen reddi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasının 1. paragrafındaki "kısmen reddine" ibaresinin çıkartılması, 2. paragraftaki "mahsuben davacıya ödenmesine " ibaresinden sonra, "Fazlaya ilişkin davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine" ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, davalıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, davalı yönünden karar düzeltme yolu kapalı, davacı yönünden kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.04.2015 tarihinde (1) numaralı bent için oyçokluğuyla, (2) numaralı bent için oybirliğiyle karar verildi. .../... S.4 MUHALEFET ŞERHİ İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca ticaret mahkemesinde açılan iflasta kayıt kabul davaları sonunda verilen kararlara karşı temyiz kanun yolu bakımından, temyiz süresinin kaç gün olduğu, sürenin tefhimden mi tebliğden mi başlayacağı konusunda İİK'da açıklık yoktur. Dairemizin sayın çoğunluğu İİK'nın 164/1. maddesi uyarınca temyiz süresinin 10 gün olduğunu kabul etmektedir. İİK'nın 164/1. maddesi iflas davasında kararın tebliğinden itibaren temyiz süresinin 10 gün olduğunu düzenlemiştir. Bu hüküm istisna getiren bir düzenleme olup sadece iflas davasına ilişkin verilen kararla sınırlı uygulanabilir. İstisnanın dar yorumlanması, kıyas yoluyla genişletilmemesi ana kural olduğuna göre aynı hükmün ticaret mahkemesinde görülen iflasta kayıt kabul davalarında uygulanamayacağı açıktır. Kanunda istisnai bir düzenleme yer almadığından, temyiz süresi de genel hükümlere göre belirlenmelidir. Nitekim İİK, icra mahkemesi dışında görülen davalar bakımından genel uygulamadan ayrılıp istisna getirmişse bunu iflas davası yönünden İİK'nın 164/1'de olduğu gibi kararın tebliğinden, iflasın ertelenmesinde İİK'nın 181 atfıyla 164/1'de kararın tebliğinden, iflasın kaldırılması davasında İİK'nın 182'de kararın tebliğinden, iflasın kapatılması davasında İİK 254/4'de kararın tebliğinden, konkordatonun tasdik ya da reddinde İİK 299'da kararın tefhiminden, konkordatonun bir alacaklı yönünden feshinde İİK 307'de kararın tebliğinden, konkordatonun tamamen feshinde İİK'nın 308/2 atfıyla 299'da kararın tefhiminden itibaren 10 gün olduğunu, icra mahkemesinden verilen istisnaen temyiz yolu tanınan kararlar için de İİK'nın 363'de 10 günlük temyiz süresi olduğunu kanun düzenlemiştir. Dairemiz kurulmadan önce bu tür davalara bakan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2010 tarih 2009/12367 E., 2010/1590 K. sayılı kararındaki karşı oydaki görüş ile doktrinde Prof. Dr. B. Kuru, İcra İflas Hukuku El Kitabı Ankara 2013 s. 1332-1333'de temyiz suresinin genel hükümlere uygun olarak 15 gün olduğunu ileri sürmekte, yine Prof. Dr. T. Muşul da İcra İflas Hukuku 5. baskı Ankara 2013 s. 1409-1410'da yukarıda zikredilen karşı oydaki görüşe atıfla gerekçelendirerek temyiz süresinin genel hükümlere göre belirlenebileceğini zikretmektedir. Genel hükümlere uygun şekilde temyiz süresinin 15 gün olduğu kabulümde olduğundan, aynı şekilde karar düzeltme süresinin de HUMK 440/1. maddesi uyarınca 15 gün olduğunun kabulü gerekir. Hal bölye olunca iflas kayıt kabul davalarında iflas davası için hüküm içeren İİK'nın 164/1. maddesinin uygulama yeri bulunmadığını, genel hükümlerin uygulanması ile HUMK'nın 432. maddesi uyarınca temyiz süresinin 15 gün olduğunu (uygulanması halinde 6100 s. HMK'nın 361. maddesi uyarınca bir ay olduğunu) kabul ettiğimden, temyiz süresinde olduğundan, 1 numaralı bentle ilgili işin esasının incelenmesi görüşünde olduğumdan aksi yönde oluşan Dairemizin sayın çoğunluğunun görüşüne katılamıyorum.

Diğer kararlar (4)

23. Hukuk Dairesi, 2015/262 E., 2015/2650 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
vekiline,14.01.2014 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 27.01.2014 tarihinde verilmiştir.
23. Hukuk Dairesi         2015/262 E.  ,  2015/2650 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki kayıt terkini davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. Davacı vekili, müflis ... tasfiyesine ilişkin ...2011/1 Esas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinde, müvekkili alacağının 12 ve 22. sırada yer aldığını, ancak müvekkilinden önce 3. ve 8. sıralarda sıra cetvelinde yer verilen davalı alacaklının esasen müflis şirketin yönetim kurulunda görev yaptığını, davalının alacağının muvazaalı olduğunu ileri sürerek, davalıya sıra cetvelinde ayrılan 3 ve 8. sıraların iptaliyle, müvekkilinin alacaklarının bu sıralara alınarak davalının alacağı payın müvekkilinin alacağı oranında müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 2007 yılı sonuna kadar müflis şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan davalının, şirketin ayakta kalabilmesi için şirkete borç olarak verdiği toplam 13.240.999,13 TL'nin bir kısmının tahsili için icra takibi yaptığı, icra takibine esas alacak iflas tarihi olan 17.05.2011 tarihine kadar ticari faiz işletilerek toplam 9.437.772,00 TL olarak hesaplandığı halde, sıra cetvelinin 3. sırasına 11.452.407,00 TL olarak kaydedildiği, takibe konu alacak haricinde kalan ve iflas tarihine kadar ticari faiz işletilen toplam 14.179.969,00 TL alacağın ise sıra cetvelinin 8. sırasına 13.334.514,00 TL olarak kaydedildiği, davalının şirketin kasa açığını kapatmak için nakit girdi sağladığı, şirketin finans açığını finanse ettiği ve müflisten alacaklı olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulü ile, davalının iflas tarihi itibariyle iflas sıra cetvelinde adi alacak olarak 3. sıraya kaydedilen alacağının 9.437.772,00 TL olarak, 8. sıraya adi alacak olarak kaydedilen alacağının ise taleple bağlı kalınarak 13.334.514,00 TL olarak kabulü ile bu miktarların masaya kaydedilmesine, fazla olarak kaydedilen 2.014.634,00 TL alacağın davacının 12 ve 22 sıra nolu alacağına mahsuben davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; İflas sıra cetveline itiraz (kayıt terkini talebi) hakkında verilen hükmü temyiz eden davalı ... vekiline,14.01.2014 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 27.01.2014 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar .../... verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında Yargıtay tarafından da karar verilebileceği kabul edilmiş olmakla, temyiz isteminin reddi gerekmiştir. 2-Mahkemece davanın kısmen kabul edilerek hükmedilen miktara yönelik davalının temyizinin süresinde olmaması nedeniyle davacı lehine kesinleşen kısmı dışında kalan ve davanın kısmen reddi kararına yönelik davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Dava, kayıt terkin istemine ilişkindir. İİK'nın 234/1. maddesi, "İflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder." hükmünü, 235/1. maddesinin ilk iki cümlesi, "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur." hükmünü içermektedir. Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu husus üzerinde mahkemece re'sen durulmalıdır. Bu süre, kural olarak sıra cetvelinin İcra İflas Kanunu'nun 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar, eğer davacı, aynı Kanun'un 223. maddesine göre, tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır. Bu itibarla sıra cetvelinin hangi tarihte hangi gazetede yayınlandığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklıkla belirtilmesi ve davacının tebliğe elverişli adres bildirip, gerekli avansı yatırıp yatırmadığının net olarak bilinmesi şarttır. Dosya ekinde bulunan klasördeki belgelere göre, davaya konu sıra cetvelinin 04.06.2012 tarihli Bolu Olay gazetesinde ve 05.06.2012 tarihli Ticaret Sicili gazetesinde yayınlandığı, gazete asıllarının gönderildiği, sıra cetvelinin davacı vekiline 19.06.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Dairemizin geri çevirme kararı üzerine...cra Müdürlüğü'nün 08.01.2015 tarihli yazısı ile, davacı tarafın kayıt başvurusu sırasında tebliğ için masraf yatırmadığı, davacının alacak başvurularının sıra cetvelinin 12 ve 22. sıralarına kaydının yapıldığı ve sıra cetvelinin fotokopisi gönderilen 09.06.2012 tarihli Bugün gazetesinde yayınlandığı anlaşılmış olup, bu bilgilere göre kayıt başvurusu sırasında tebliğ masrafı vermeyen davacı tarafça, en son gazete ilanının yapıldığı 09.06.2012 tarihinden itibaren İİK'nın 235/1. maddesinde düzenlenen 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 28.06.2012 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. İİK'nın 235/1. maddesinde düzenlenen 15 günlük dava açma süresi hak düşürücü süre olup mahkemece, davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, süresinde açılan davalar ile ilgili gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ise de; davanın kısmen reddi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, kararın HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasının 1. paragrafındaki "kısmen reddine" ibaresinin çıkartılması, 2. paragraftaki "mahsuben davacıya ödenmesine" ibaresinden sonra, "Fazlaya ilişkin davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine" ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, davalıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, davalı yönünden karar düzeltme yolu kapalı, davacı yönünden kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.04.2015 tarihinde (1) numaralı bent için oyçokluğuyla, (2) numaralı bent için oybirliğiyle karar verildi. .../... S.4 MUHALEFET ŞERHİ İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca ticaret mahkemesinde açılan iflasta kayıt kabul davaları sonunda verilen kararlara karşı temyiz kanun yolu bakımından, temyiz süresinin kaç gün olduğu, sürenin tefhimden mi tebliğden mi başlayacağı konusunda İİK'da açıklık yoktur. Dairemizin sayın çoğunluğu İİK'nın 164/1. maddesi uyarınca temyiz süresinin 10 gün olduğunu kabul etmektedir. İİK'nın 164/1. maddesi iflas davasında kararın tebliğinden itibaren temyiz süresinin 10 gün olduğunu düzenlemiştir. Bu hüküm istisna getiren bir düzenleme olup sadece iflas davasına ilişkin verilen kararla sınırlı uygulanabilir. İstisnanın dar yorumlanması, kıyas yoluyla genişletilmemesi ana kural olduğuna göre aynı hükmün ticaret mahkemesinde görülen iflasta kayıt kabul davalarında uygulanamayacağı açıktır. Kanunda istisnai bir düzenleme yer almadığından, temyiz süresi de genel hükümlere göre belirlenmelidir. Nitekim İİK, icra mahkemesi dışında görülen davalar bakımından genel uygulamadan ayrılıp istisna getirmişse bunu iflas davası yönünden İİK'nın 164/1'de olduğu gibi kararın tebliğinden, iflasın ertelenmesinde İİK'nın 181 atfıyla 164/1'de kararın tebliğinden, iflasın kaldırılması davasında İİK'nın 182'de kararın tebliğinden, iflasın kapatılması davasında İİK 254/4'de kararın tebliğinden, konkordatonun tasdik ya da reddinde İİK 299'da kararın tefhiminden, konkordatonun bir alacaklı yönünden feshinde İİK 307'de kararın tebliğinden, konkordatonun tamamen feshinde İİK'nın 308/2 atfıyla 299'da kararın tefhiminden itibaren 10 gün olduğunu, icra mahkemesinden verilen istisnaen temyiz yolu tanınan kararlar için de İİK'nın 363'de 10 günlük temyiz süresi olduğunu kanun düzenlemiştir. Dairemiz kurulmadan önce bu tür davalara bakan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2010 tarih 2009/12367 E., 2010/1590 K. sayılı kararındaki karşı oydaki görüş ile doktrinde Prof. Dr. B. Kuru, İcra İflas Hukuku El Kitabı Ankara 2013 s. 1332-1333'de temyiz suresinin genel hükümlere uygun olarak 15 gün olduğunu ileri sürmekte, yine Prof. Dr. T. Muşul da İcra İflas Hukuku 5. baskı Ankara 2013 s. 1409-1410'da yukarıda zikredilen karşı oydaki görüşe atıfla gerekçelendirerek temyiz süresinin genel hükümlere göre belirlenebileceğini zikretmektedir. Genel hükümlere uygun şekilde temyiz süresinin 15 gün olduğu kabulümde olduğundan, aynı şekilde karar düzeltme süresinin de HUMK 440/1. maddesi uyarınca 15 gün olduğunun kabulü gerekir. Hal bölye olunca iflas kayıt kabul davalarında iflas davası için hüküm içeren İİK'nın 164/1. maddesinin uygulama yeri bulunmadığını, genel hükümlerin uygulanması ile HUMK'nın 432. maddesi uyarınca temyiz süresinin 15 gün olduğunu (uygulanması halinde 6100 s. HMK'nın 361. maddesi uyarınca bir ay olduğunu) kabul ettiğimden, temyiz süresinde olduğundan, 1 numaralı bentle ilgili işin esasının incelenmesi görüşünde olduğumdan aksi yönde oluşan Dairemizin sayın çoğunluğunun görüşüne katılamıyorum.
23. Hukuk Dairesi, 2014/8275 E., 2014/7003 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varErzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
vekiline 01.04.2013 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 16.04.2013 tarihinde verilmiştir.
23. Hukuk Dairesi         2014/8275 E.  ,  2014/7003 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzincan 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) TARİHİ : 20/03/2013 NUMARASI : 2010/440-2013/129 Taraflar arasındaki kayıt terkini davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, müflis şirket hakkında düzenlenen sıra cetvelinin 14.06.2010 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının alacağı bulunduğu iddiası ile iflas masasına başvuru yaptığını, Hazine'nin alacaklarının kamu alacağı kabul edilerek imtiyazlı alacak olarak sıra cetveline kaydedilmesinin İİK'nın 206. maddesine aykırı olduğunu, davalının müflisten herhangi bir alacağı olmadığını ileri sürerek, davalının sıra cetvelindeki sırasının iptaline ve sıra cetvelinden çıkarılması ile, davalıya isabet eden payın öncelikle davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı tarafından sıra cetvelinin iptali talep edilmiş ise de; sıra cetvelinin iptali hususunda yargılama yapma görevinin İcra Mahkemesi'ne ait olduğu, sıra cetvelinin iptaline yönelik açılmış bir dava bulunmadığından, bu konuda bir yargılama yapılmadan uyuşmazlık konusu hakkında karar verilmesi gerektiği, davalının müflis şirketten vergi borcu karşılığında alacağının bulunduğu, sıra cetveline alacağın yazıldığı, sıra cetveline kayıt edilen alacak miktarının davalının talep edebileceği alacak miktarından fazla olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının sıra cetveline işlenen alacak miktarının 8.989,32 TL olarak düzeltilmesine, davacının sıra cetvelinde yazılı alacağına karşılık yapılacak ödemeden bu miktar düşüldükten sonra kalan miktarın alacağını karşılayacak miktarda davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Davacı vekilinin temyiz istemi yönünden; Mahkemece iflas sıra cetveline itiraz (kayıt terkini talebi) hakkında verilen hüküm temyiz eden davacı A.. A.. vekiline 01.04.2013 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 16.04.2013 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında Yargıtay tarafından da karar verilebileceği kabul edilmiş olmakla, temyiz isteminin reddi gerekmiştir. 2-Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; a)Dava, kayıt terkin istemine ilişkindir. İİK'nın 234/1. maddesi, "iflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder." hükmünü, İİK'nın 235/1. maddesinin ilk iki cümlesi "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur." hükmünü içermektedir. Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu husus üzerinde mahkemece re'sen durulmalıdır. Bu süre kural olarak sıra cetvelinin İcra İflas Kanunu'nun 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar, eğer davacı, aynı Kanun'un 223. maddesine göre, tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır. Bu itibarla sıra cetvelinin hangi tarihte hangi gazetede yayınlandığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklıkla belirtilmesi ve davacının tebliğe elverişli adres bildirip, gerekli avansı yatırıp yatırmadığının net olarak bilinmesi şarttır. Somut olayda, davacı tarafın kayıt başvurusu sırasında tebliğe elverişli adres göstermediği ve masraf yatırmadığı Dairemizin geri çevirme kararı üzerine İcra Müdürlüğü'nün 08.01.2014 tarihli yazısı ile bildirilmiş ise de; dosyanın 03.07.2013, 27.11.2013 ve 04.06.2014 tarihinde olmak üzere üç defa geri çevrilmesine rağmen dava konusu 09.05.2010 tarihli sıra cetveli İİK'nın 166. maddesinde belirtilen gazetelerde ilan edilmiş ise ilana ilişkin gazete nüshalarının asılları ya da tarihleri anlaşılacak şekilde onaylı fotokopileri gönderilmemiştir. İcra Müdürlüğü'nce 09.09.2014 tarihli yazı ile, sıra cetvelinin 10.06.2010 tarihinde Posta Gazetesi'nde yayınlandığı belirtildiği halde Ticaret Sicil Gazetesi ve müflisin muamele merkezinin bulunduğu yerde yayınlanan yerel gazetede yayınlanıp yayınlanmadığı konusunda bir açıklama yapılmamış olup, gönderilen dosya kapsamında da anılan gazete örneklerine rastlanılmamıştır. Bu durumda, mahkemece, sıra cetvelinin İİK'nın 166. maddesinde belirtilen gazetelerden yerel gazete ve Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanıp yayınlanmadığı araştırılıp, yayınlanmış ise son ilan tarihine göre davanın süresinde açılıp açılmadığının tespiti, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmamış olduğunun anlaşılması halinde 6100 sayılı HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmesi, davanın süresinde açıldığının ya da sıra cetvelinin Ticaret Sicil Gazetesi ve yerel gazetede hiç yayınlanmamış olduğunun tespiti halinde ise davanın süresinde açılmış olduğunun kabulü ile bundan sonra uyuşmazlığın esası incelenerek hüküm verilmesi gerekirken, davanın süresinde açılıp açılmadığı üzerinde yeterince durulmadan esasa girilmesi doğru olmamıştır. b)Bozma nedenine göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelemesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2-a) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, (2-b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.11.2014 tarihinde (1) numaralı bent yönünden oyçokluğuyla, diğerleri yönünden oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ İİK'nın 235/1. maddesi uyarınca ticaret mahkemesinde açılan iflasta kayıt kabul davaları sonunda verilen kararlara karşı temyiz kanun yolu bakımından, temyiz süresinin kaç gün olduğu, sürenin tefhimden mi tebliğden mi başlayacağı konusunda İİK'da açıklık yoktur. Dairemizin sayın çoğunluğu İİK'nın 164/1. maddesi uyarınca temyiz süresinin 10 gün olduğunu kabul etmektedir. İİK'nın 164/1. maddesi iflas davasında kararın tebliğinden itibaren temyiz süresinin 10 gün olduğunu düzenlemiştir. Bu hüküm istisna getiren bir düzenleme olup sadece iflas davasına ilişkin verilen kararla sınırlı uygulanabilir. İstisnanın dar yorumlanması, kıyas yoluyla genişletilmemesi ana kural olduğuna göre aynı hükmün ticaret mahkemesinde görülen iflasta kayıt kabul davalarında uygulanamayacağı açıktır. Kanunda istisnai bir düzenleme yer almadığından, temyiz süresi de genel hükümlere göre belirlenmelidir. Nitekim İİK, icra mahkemesi dışında görülen davalar bakımından genel uygulamadan ayrılıp istisna getirmişse bunu iflas davası yönünden İİK'nın 164/1'de olduğu gibi kararın tebliğinden, iflasın ertelenmesinde İİK'nın 181 atfıyla 164/1'de kararın tebliğinden, iflasın kaldırılması davasında İİK'nın 182'de kararın tebliğinden, iflasın kapatılması davasında İİK 254/4'de kararın tebliğinden, konkordatonun tasdik ya da reddinde İİK 299'da kararın tefhiminden, konkordatonun bir alacaklı yönünden feshinde İİK 307'de kararın tebliğinden, konkordatonun tamamen feshinde İİK'nın 308/2 atfıyla 299'da kararın tefhiminden itibaren 10 gün olduğunu, icra mahkemesinden verilen istisnaen temyiz yolu tanınan kararlar için de İİK'nın 363'de 10 günlük temyiz süresi olduğunu kanun düzenlemiştir. Dairemiz kurulmadan önce bu tür davalara bakan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2010 tarih 2009/12367 E., 2010/1590 K. sayılı kararındaki karşı oydaki görüş ile doktrinde Prof. Dr. B. Kuru, İcra İflas Hukuku El Kitabı Ankara 2013 s. 1332-1333'de temyiz suresinin genel hükümlere uygun olarak 15 gün olduğunu ileri sürmekte, yine Prof. Dr. T. Muşul da İcra İflas Hukuku 5. baskı Ankara 2013 s. 1409-1410'da yukarıda zikredilen karşı oydaki görüşe atıfla gerekçelendirerek temyiz süresinin genel hükümlere göre belirlenebileceğini zikretmektedir. Genel hükümlere uygun şekilde temyiz süresinin 15 gün olduğu kabulümde olduğundan, aynı şekilde karar düzeltme süresinin de HUMK 440/1. maddesi uyarınca 15 gün olduğunun kabulü gerekir. Hal bölye olunca iflas kayıt kabul davalarında iflas davası için hüküm içeren İİK'nın 164/1. maddesinin uygulama yeri bulunmadığını, genel hükümlerin uygulanması ile HUMK'nın 432. maddesi uyarınca temyiz süresinin 15 gün olduğunu (uygulanması halinde 6100 s. HMK'nın 361. maddesi uyarınca bir ay olduğunu) kabul ettiğimden, temyiz süresinde olduğundan, işin esasının incelenmesi görüşünde olduğumdan aksi yönde oluşan Dairemizin sayın çoğunluğunun görüşüne katılamıyorum.
23. Hukuk Dairesi, 2015/1721 E., 2015/2651 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
vekiline 14.01.2014 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 27.01.2014 tarihinde verilmiştir.
23. Hukuk Dairesi         2015/1721 E.  ,  2015/2651 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki kayıt terkini davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. ...vacı vekili, müflis....'nın tasfiyesine ilişkin...'nin 2011/1 esas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinde, müvekkilinin alacağının 13 ve 21 . sırada yer aldığını, ancak müvekkilinden önce 3. ve 8. sıralarda sıra cetvelinde yer verilen davalı alacaklının esasen müflis şirketin yönetim kurulunda görev yaptığı,şirket aleyhine muvazaalı olarak icra takipleri yaptığını ve davalının alacağının muvazalı olduğunu ileri sürerek ,davalıya sıra cetvelinde ayrılan 3 ve 8.numaralı sıraların iptaliyle. müvekkilinin alacaklarının bu sıralara alınarak davalının alacağı payın müvekkilinin alacağı oranında, müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 2007 yılı sonuna kadar müflis şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan davalının, şirketin ayakta kalabilmesi için şirkete borç olarak verdiği toplam 13.240.999,13 TL'nin bir kısmının tahsili için icra takibi yaptığı, icra takibine esas alacak iflas tarihi olan 17.05.2011 tarihine kadar ticari faiz işletilerek toplam 9.437.772,00 TL olarak hesaplandığı halde, sıra cetvelinin 3. sırasına 11.452.407,00 TL olarak kaydedildiği, takibe konu alacak haricinde kalan ve iflas tarihine kadar ticari faiz işletilen toplam 14.179.969,00 TL alacağın ise sıra cetvelinin 8. sırasına 13.334.514,00 TL olarak kaydedildiği, davalının şirketin kasa açığını kapatmak için nakit girdi sağladığı, şirketin finans açığını finanse ettiği ve müflisten alacaklı olduğunun sabit olduğu gerekçesiyle, davacının davasının kısmen kabulüne ile, davalının iflas tarihi itibariyle 3. sıradaki alacak için 9.437.772,00 TL, 8. sıradaki alacak için taleple bağlı kalınarak 13.334.514,00 TL alacaklı olduğunun kabulü ile bu miktarların masaya kaydedilmesine, fazla olarak kaydedilen 2.014.634,00 TL alacağın davacının 13. ve 21. nolu alacağına mahsuben davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Davalı vekilinin temyiz istemi yönünden; İflas sıra cetveline itiraz (kayıt terkini talebi) hakkında verilen hüküm temyiz eden davalı ... vekiline 14.01.2014 günü tebliğ edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süre geçirildikten sonra 27.01.2014 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında Yargıtay tarafından da karar verilebileceği kabul edilmiş olmakla, temyiz isteminin reddi gerekmiştir. 2-Mahkemece davanın kısmen kabul edilerek hükmedilen miktara yönelik davalının temyizinin süresinde olmaması nedeniyle davacı lehine kesinleşen kısmı dışında kalan ve davanın kısmen reddi kararına yönelik davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; Dava, kayıt terkin istemine ilişkindir. İİK'nın 234/1. maddesi, "İflas idaresi sıra cetvelini iflas dairesine verir ve alacaklıları 166. maddenin 2. fıkrasındaki usule göre ilan yoluyla haberdar eder." hükmünü, 235/1. maddesinin ilk iki cümlesi, "Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur." hükmünü içermektedir. Bu madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, iflas sıra cetveline itiraz davaları süreye tabi olup, bu husus üzerinde mahkemece re'sen durulmalıdır. Bu süre, kural olarak sıra cetvelinin İcra İflas Kanunu'nun 166. maddesinde gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlar, eğer davacı, aynı Kanun'un 223. maddesine göre, tebliğe elverişli adres gösterir ve gerekli masrafı avans olarak yatırırsa, süre kendisine yapılan tebliğden itibaren hesaplanır. Bu itibarla sıra cetvelinin hangi tarihte hangi gazetede yayınlandığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklıkla belirtilmesi ve davacının tebliğe elverişli adres bildirip, gerekli avansı yatırıp yatırmadığının net olarak bilinmesi şarttır. Aynı sıra cetveline karşı açılan ve Dairemizin 2015/262 E. sayısında temyiz incelemesi yapılan...liye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/234 E. sayılı dava dosyası ekinde gönderilen mavi renkli klasördeki belgelere göre, davaya konu sıra cetvelinin 04.06.2012 tarihli Bolu Olay gazetesinde ve 05.06.2012 tarihli Ticaret Sicili gazetesinde yayınladığı, gazete asıllarının gönderildiği, davacı vekiline 19.06.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Dairemizin geri çevirme kararı üzerine ... İcra Müdürlüğü'nün 14.01.2015 tarihli yazısı ve dosya içerisinde bulunan kayıt başvuru evrakına göre, davacı vekilinin başvuru sırasında tebliğ için masraf yatırmadığı, davacının alacak başvurusunun sıra cetvelinin 13. ve 21. sırasına kaydedildiği, sıra cetvelinin fotokopisi gönderilen 09.06.2012 tarihli Bugün gazetesinde yayınlandığı anlaşılmış olup, bu bilgilere göre kayıt başvurusu sırasında tebliğ masrafı vermeyen davacı tarafça, en son gazete ilanının yapıldığı 09.06.2012 tarihinden itibaren İİK'nın 235/1. maddesinde düzenlenen 15 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 28.06.2012 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmıştır. İİK'nın 235/1. maddesinde düzenlenen 15 günlük dava açma süresi hak düşürücü süre olup mahkemece, davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, süresinde açılan davalar ile ilgili gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ise de; davanın kısmen reddi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, kararın HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasında yapılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hüküm fıkrasının aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, kararın gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrasının 1. paragrafındaki "kısmen reddine " ibaresinin çıkartılması, 2. paragraftaki "mahsuben davacıya ödenmesine " ibaresinden sonra, "Fazlaya ilişkin davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine" ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, davalıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine, davalı yönünden karar düzeltme yolu kapalı, davacı yönünden kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 17.04.2015 tarihinde (1) numaralı bent için oyçokluğuyla, (2) numaralı bent için oybirliğiyle karar verildi. Nitekim İİK, icra mahkemesi dışında görülen davalar bakımından genel uygulamadan ayrılıp istisna getirmişse bunu iflas davası yönünden İİK'nın 164/1'de olduğu gibi kararın tebliğinden, iflasın ertelenmesinde İİK'nın 181 atfıyla 164/1'de kararın tebliğinden, iflasın kaldırılması davasında İİK'nın 182'de kararın tebliğinden, iflasın kapatılması davasında İİK 254/4'de kararın tebliğinden, konkordatonun tasdik ya da reddinde İİK 299'da kararın tefhiminden, konkordatonun bir alacaklı yönünden feshinde İİK 307'de kararın tebliğinden, konkordatonun tamamen feshinde İİK'nın 308/2 atfıyla 299'da kararın tefhiminden itibaren 10 gün olduğunu, icra mahkemesinden verilen istisnaen temyiz yolu tanınan kararlar için de İİK'nın 363'de 10 günlük temyiz süresi olduğunu kanun düzenlemiştir. Dairemiz kurulmadan önce bu tür davalara bakan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2010 tarih 2009/12367 E., 2010/1590 K. sayılı kararındaki karşı oydaki görüş ile doktrinde Prof. Dr. B. Kuru, İcra İflas Hukuku El Kitabı Ankara 2013 s. 1332-1333'de temyiz suresinin genel hükümlere uygun olarak 15 gün olduğunu ileri sürmekte, yine...Hukuku 5. baskı Ankara 2013 s. 1409-1410'da yukarıda zikredilen karşı oydaki görüşe atıfla gerekçelendirerek temyiz süresinin genel hükümlere göre belirlenebileceğini zikretmektedir. Genel hükümlere uygun şekilde temyiz süresinin 15 gün olduğu kabulümde olduğundan, aynı şekilde karar düzeltme süresinin de HUMK 440/1. maddesi uyarınca 15 gün olduğunun kabulü gerekir. Hal bölye olunca iflas kayıt kabul davalarında iflas davası için hüküm içeren İİK'nın 164/1. maddesinin uygulama yeri bulunmadığını, genel hükümlerin uygulanması ile HUMK'nın 432. maddesi uyarınca temyiz süresinin 15 gün olduğunu (uygulanması halinde 6100 s. HMK'nın 361. maddesi uyarınca bir ay olduğunu) kabul ettiğimden, temyiz süresinde olduğundan, 1 numaralı bentle ilgili işin esasının incelenmesi görüşünde olduğumdan aksi yönde oluşan Dairemizin sayın çoğunluğunun görüşüne katılamıyorum.
23. Hukuk Dairesi, 2013/7261 E., 2014/459 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
tam metni aç
Mahkeme ilamı, davacı vekiline 12.07.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar İİK'nın 164. maddesinde yazılı 10 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 29.07.2013 günü temyiz edilmiştir.
23. Hukuk Dairesi         2013/7261 E.  ,  2014/459 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 11/03/2013 NUMARASI : 2013/32-2013/67 Taraflar arasındaki kayıt kabul davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Temyiz tarihi itibariyle yürürlükte olan 6100 sayılı HMK'nın 103/1-e maddesinde taraflar arasında görülen iflas sıra cetveline alacağın kayıt ve kabulüne ilişkin uyuşmazlığın adli ara vermede de bakılabileceği öngörülmüştür. Mahkeme ilamı, davacı vekiline 12.07.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar İİK'nın 164. maddesinde yazılı 10 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 29.07.2013 günü temyiz edilmiştir. Tebligatın usulsüzlüğü de ileri sürülmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı HUMK'nın temyize ilişkin hükümleri uygulanmaya devam edileceğinden, HUMK'nın 432/4. maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün ve 1989/3 E., 1990/4 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle, davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.01.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Genel mahkemelerde görülen iflasta sıra cetveline itiraz davaları sonunda verilen kararlara karşı temyiz kanun yolu bakımından, temyiz süresinin kaç gün olduğu, sürenin tefhimden mi tebliğden mi başlayacağı konusunda İİK'da açıklık yoktur. Dairemizin sayın çoğunluğu İİK'nın 164/1 uyarınca temyiz süresinin 10 gün olduğunu kabul etmektedir. İİK'nın 164/1 iflas davasında kararın tebliğinden itibaren temyiz süresinin 10 gün olduğunu düzenlemiştir. Bu hüküm istisna getiren bir düzenleme olup sadece iflas davasına ilişkin verilen kararla sınırlı uygulanabilir. İstisnanın dar yorumlanması, kıyas yoluyla genişletilmemesi ana kural olduğuna göre aynı hükmün genel mahkemelerden olan ticaret mahkemesinde görülen iflasta sıra cetveline itiraz davalarında uygulanamayacağı açıktır. İİK'da düzenlendiği halde genel mahkemelerde görülen itirazın iptali, menfî tespit davası ve tasarrufun iptali davalarında olduğu gibi, aynı şekilde genel mahkemelerden olan ticaret mahkemesinde görülen iflasta sıra cetveline itiraz davalarında verilen karar bakımından, kanunda istisnai bir düzenleme yer almadığından, temyiz süresi de genel hükümlere göre belirlenmelidir. Buna göre 1086 s. HUMK'nın 432 uyarınca temyiz süresi kararın tebliğinden itibaren 15 gün (uygulamaya girmesi halinde 6100 s. HMK'nın 361 uyarınca bir ay) olarak kabul edilmelidir. Nitekim İİK genel mahkemelerde görülen davalarda genel uygulamadan ayrılıp istisna getirmişse bunu iflas davası yönünden İİK'nın 164/1'de olduğu gibi kararın tebliğinden, iflas ertelemesinde İİK 181 atfıyla 164/1'de kararın tebliğinden, iflasın kaldırılması davasında İİK 182'de kararın tebliğinden, konkordatonun tasdik ya da reddinde İİK 299'da kararın tefhiminden, konkordatonun bir alacaklı yönünden feshinde İİK 307'de kararın tebliğinden, konkordatonun tamamen feshinde İİK 308/2 atfıyla 299'da kararın tefhiminden itibaren 10 gün olduğunu açıkça düzenlemiş, icra mahkemesinden verilen istisnaen temyiz yolu tanınan kararlar için de İİK 363'de 10 günlük temyiz süresi olduğunu kanun düzenlemiştir. Dairemiz kurulmadan önce bu tür davalara bakan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2010 tarih 2009/12367 E, 2010/1590 K sayılı kararındaki karşı oydaki görüş ile doktrinde Prof. Dr. B. Kuru, İcra İflas Hukuku El Kitabı Ankara 2013 s. 1332-1333'de temyiz suresinin genel hükümlere uygun olarak 15 gün olduğunu ileri sürmekte, yine Prof. Dr. T. Muşul da İcra İflas Hukuku 5. baskı Ankara 2013 s. 1409-1410'da yukarıda zikredilen karşı oydaki görüşe atıfla gerekçelendirerek temyiz süresinin genel hükümlere göre belirlenebileceğini zikretmektedir. Hal bölye olunca iflasta sıra cetveline itiraz davalarında iflas davası için hüküm içeren İİK 164/1. maddesinin uygulama yeri bulunmadığını, genel hükümlerin uygulanması ile HUMK 432 uyarınca temyiz süresinin 15 gün olduğu (uygulanması halinde 6100 s. HMK 361 uyarınca bir ay olduğunu) davalı vekiline gerekçeli kararın 31.05.2013 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı vekilinin kararı son gün cumartesi pazara denk geldiğinden 17.06.2013 tarihindeki temyizin 15 günlük yasal süresi içinde olduğu kabul edilerek, işin esasının incelenmesi görüşünde olduğumdan aksi yönde oluşan Dairemizin sayın çoğunluğunun görüşüne katılamıyorum. 27.01.2014

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

İflas kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulmasının etkisi nedir?

A) İflas kararının infazını durdurur, iflas dairesi işlem yapamaz.
B) İflasın ilanına ve masanın teşkiline engel değildir; ancak ikinci alacaklılar toplantısı yapılamaz.
C) Masa mallarının satışına engel değildir.
D) İflas kararı kesinleşmeden hiçbir işlem yapılamaz.
E) İflas idaresi görevine başlayamaz.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol