2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 182

İcra ve İflas Kanunu 182. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 182 – Borçlu bütün alacaklılarının taleplerinin geri aldıklarına dair bir beyanname veya tekmil alacakların itfa olunduğu hakkında bir vesika gösterir veya akdolunun konkordato tasdik edilirse mahkeme, iflasın kalkmasına ve borçlunun serbestçe tasarrufu için mallarının kendisine iadesine karar verir. (Değişik ikinci fıkra: 2/3/2005-5311/14 md.) İflâsın kaldırılmasına, alacak hakkındaki taleplerin kaydı için muayyen müddetin bitmesinden iflâsın kapanmasına kadar karar verilir. İflâsın kaldırılması hakkında verilen hükme karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır.[71] İflasın kaldırıldığı ilan olunur. Reddolunmuş bir miras tasfiyesinin durdurulması:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2013/2781 E., 2013/3940 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; İİK'nın 182. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu gerekçesiyle davacı hakkında ...
23. Hukuk Dairesi         2013/2781 E.  ,  2013/3940 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki iflasın kaldırılması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde üçüncü kişi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili şirket hakkında ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/561 Esas sayılı dosyasında iflas kararı verildiğini, iflas işlemlerinin, ... İflas Müdürlüğü'nün 2006/... İflas sayılı dosyasında yürütüldüğünü, iflas isteyenin temlik alacaklısı olan şirket ile Hazine dışında alacak kaydı yapılmamış olduğunu, Hazine alacağının, şirket yetkilisi tarafından Hazine'ye verilmek üzere iflas masasına yatırıldığını, temlik alacaklısının şirketin iflasın kaldırılmasına muvafakat ettiğini iflas dosyasına bildirdiğini ileri sürerek, müvekkili şirket hakkında verilen iflas kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; İİK'nın 182. maddesinde belirtilen koşulların oluştuğu gerekçesiyle davacı hakkında ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2006/561 Esas sayılı dosyasında verilen iflas kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Kararı, alacaklı olduğunu iddia eden ... Deniz Otobüsleri San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz etmiştir. Dava, İİK'nın 182. maddesine dayalı iflasın kaldırılması istemine ilişkindir. İİK'nın 182/.... maddesine göre "Borçlu bütün alacaklılarının taleplerinin geri aldıklarına dair bir beyanname veya tekmil alacakların itfa olunduğu hakkında bir vesika gösterir veya akdolunan konkordato tasdik edilirse mahkeme, iflasın kalkmasına ve borçlunun serbestçe tasarrufu için mallarının kendisine iadesine karar verir." Buradaki alacaklılardan maksat alacaklarını masaya yazdırmış olan iflas alacaklılarıdır. Rehin ve kefalet alacaklıları da buraya dahildir. Bu alacaklılar, herşeyden önce, sıra cetveline kabul edilmiş olan alacaklılardır. Sıra cetveline kabul edilmeyen alacaklılardan ise, ancak süresi içinde sıra cetveline itiraz davası açmış olanlar bu madde kapsamındaki alacaklılardandır. Sıra cetveline süresinde dava açmamış ise, iflasın kaldırılmasında onun rızasına (talebini geri almasına) gerek yoktur. (Kuru, Baki. ... ve İflas Hukuku El Kitabı...., 2013 s. 1380 vd.) Anılan 182/.... madde kapsamında olmayıp, alacaklı olduğunu iddia edenlere iflasın kaldırılması kararının tebliğ edilmesi beklenemeyeceğinden gerekçeli karar tebliğ olduğu durumlarda dahi temyiz süresinin başlangıcının belirlenmesinde gerekçeli kararın tebliğ tarihinin değil, kararın ilan tarihinin esas alınması gerekmektedir. Kararı temyiz eden ... A.Ş., alacağını masaya yazdırıp, daha sonra taleplerini İİK' nın 182/....maddesi uyarınca geri aldığını beyan eden bir alacaklı olduğunu ya da süresi içinde sıra cetveline itiraz davası açtığını temyiz dilekçesinde iddia etmediğinden ve temyiz dilekçesine bu yönde delil eklemediğinden, temyiz süresi iflasın kaldırılması kararının ilamından başlar. Eldeki dosyada iflasın kaldırılması kararının 05...2012 tarihinde ilan edildiği halde, temyiz dilekçesi İİK'nın 164. maddesinde öngörülen ... günlük yasal süre geçirildikten sonra ....02.2013 tarihinde verilmiştir. Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/... Esas, 1990/... Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında ... tarafından da karar verilebileceği kabul edilmiş olmakla,... A.Ş. vekilinin temyiz isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle... A.Ş. vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, ....06.2013 tarihinde oybirliğiyle kabul edildi.

Diğer kararlar (3)

11. Hukuk Dairesi, 2023/1293 E., 2024/1662 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerekçesiyle 19.04.1988 tarihi itibariyle iflasına karar verilen davalı şirketin, tasfiye işlemleri devam ederken, şirket yönünden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 182 nci maddesinde belirtilen iflasın kaldırılmasına ilişkin koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle, iflasının kaldırıldığı, bu kararın 05.04.2011 tarihind
11. Hukuk Dairesi         2023/1293 E.  ,  2024/1662 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/484 Esas, 2022/690 Karar DAVACILAR : ... mirasçıları a) ... b)... c)... vekilleri Avukat ... DAVALILAR : 1-... 2-As-Ka Balatacılık Otomotiv. San. Tic. A.Ş. vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Davanın reddi Taraflar arasındaki tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, davacı ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı As-Ka Balatacılık A.Ş.'nin %95,55 hissesine tekabül eden 95.550 adet hissesinin sahibi olduğunu, şirketin mahkeme kararı ile iflasına karar verildiğini, 2001 yılında bir kısım iflas borçlarının ödendiğini, şirketin iflastan kurtulması için şirket hisselerinin satılarak gayrimenkul bedelinin tahsili için Av. ... tarafından belirlenen ... isimli şahsa vekalet verildiğini, şirket borçları ödendikten sonra şirketin iflasının kaldırılmasına karar verildiğini, ... isimli şahsın yine davalı ... ile yapmış olduğu gayri resmi 25.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesinin onaylanması sırasında müflis As-Ka A.Ş. şirketinin vekili olan Av. ...'nun bu devir sözleşmesi üzerinde bir araştırma yapmayarak devralan ... ve diğer alıcıların taleplerini kabul ettiğini, oysa şirket hissesi devirlerinin nasıl yapılacağının belli olduğunu, imzaları noter tarafından tasdik edilmiş devir sözleşmesi ve devre muvafakat edildiğine ilişkin yönetim kurulu kararının noter tasdikli örneğinin ilgili makama verilmesi gerektiğini, hisse devir sözleşmesindeki davacıya atfen vekili sıfatıyla atılan imzanın sahte olduğunun ve İflas İdaresi Memurluğuna 19.10.2009 tarihinden bir gün önce Av. ... tarafından sahte olarak hazırlanıp sunulduğunun beyan edildiğini, hisse devri alan ... isimli şahsın Av. ...'nun akrabası olduğunu, davalı şirketin daha sonra ticaret sicil merkezini İzmir'e taşıdığını, şirket adresinin dahi Av. ...'nun adresiyle aynı olduğunu, dolayısıyla davalı ...'ın, Av. ...'nun birlikte hareket edip müvekkilini dolandırdıklarını, Av. ... tarafından yapılan işlemlerin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 47 nci maddesine aykırılık taşıdığını, emredici bu hüküm sebebiyle hisse devrinin geçersiz olduğunu ileri sürerek müvekkilinin, davalı şirketin paydaşı olduğunun tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın sahte vekaletle ya da olmayan birisinin sahte imzalarıyla vekaleten hisselerinin satıldığı yönündeki iddiaların doğru olmadığını, davanın zaman aşımına uğradığını, hissenin satış zamanının 25.08.2001 olduğunu ve şirket hissesinin devir alınmasının üzerinden 13 yıl geçtiğini, sözde bulundukları suç duyurusunun dahi zaman aşımına uğradığını, ...'un davacı ve ailesiyle taraflarının birlikte tanıdığı olduğunu ve satışa vekil olarak da davacının bizzat kendi iradesiyle noterden vekil kılındığını, hisse devrinin vekaletle yapıldığını, imzaların vekil ...'a ait olduğunu, vekaletin gerçek olup dolayısıyla da satışın yasal olduğunu, gönderildiği iddia edilen paralarla hisse devrinin hiç bir ilgisinin ve alakasının olmadığını, davacının diğer tüm iddialarının davayla bir ilgisinin olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece 04.12.2019 tarih, 2019/75 E., 2019/1368 K. sayılı kararı ile yargılama sırasında davacı ...'nin 06.07.2019 tarihinde vefat ettiği ve ... mirasçıları vekilinin dosyaya veraset ilamını ve vekaletnamesini sunduğu, davacının 95.550 payının tamamının 25.08.2001 tarihinde davacı ... adına vekili ... tarafından davalı ...'a satıldığı, vekil sıfatıyla satış işlemini yapan ...'un Kadıköy 16. Noterliği tarafından düzenlenen 24.08.2001 tarihli vekaletnameyle davacı ... tarafından As-Ka Balatacılık Otom. San. ve Tic. A.Ş.'nde bulunan davaya konu hisse devir sözleşmesini yapmaya yetkili kılındığı, bu nedenlerle davacı yanın iddialarının yasal olarak yerinde olmadığı gibi 25.08.2001 tarihinde geçerli olarak yapılan ve yüklediği edimler karşılıklı olarak yerine getirilmiş bulunan hisse devir sözleşmesinin üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra açılan işbu davanın hukuken de yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı ... mirasçıları vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemizin 06.04.2021 tarih, 2020/1912 E., 2021/3349 K. sayılı kararıyla Mahkemece bozmaya uyulmasına ve bu çerçevede eylemli olarak davanın bozmadan sonraki tahkikat aşamasının Mahkeme Heyeti marifetiyle görülmesine rağmen, uyulan bozma kararında öngörüldüğü şekliyle nisbi harcın ikmali için kanuni gereklilikler yerine getirilmeden davanın esasına girildiği ve sonuçta davanın esastan reddine karar verildiği, Mahkemece bozma ilamına uyulmuş olması nedeniyle, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429 uncu maddesi ile 09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373 üncü maddesi uyarınca ilamda gösterilen hususlarda inceleme ve değerlendirme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmekte olup Mahkemece dava konusu hisselerinin gerçek değerinin saptanıp eksik değer üzerinden nisbi harcın ikmali emredilmeksizin davanın esasına girilmiş olması, Mahkemece bu yolda işlem yapılması halinde davada verilecek kararı etkileyecek nitelikte bir usuli imkanı kullanma hakkı bulunan ve bozma kararı lehine olan davacı yararına oluşan usuli müktesep hakkı zedelendiği, davacının hükmü bu yönden temyiz etmekte hukuki yararının bulunduğu, Mahkemece uyulan bozma ilamı çerçevesinde davanın gerçek değerinin saptanması, buna göre hesaplanacak nisbi peşin harcın ikmali için davacı yana 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30 uncu maddesi çerçevesinde önel verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın esastan karara bağlanması doğru olmadığı, davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazının kabulüyle kararın öncelikle bu nedenle bozulmasına karar vermek gereğine işaret edilerek Mahkeme kararı bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerekçesiyle 19.04.1988 tarihi itibariyle iflasına karar verilen davalı şirketin, tasfiye işlemleri devam ederken, şirket yönünden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 182 nci maddesinde belirtilen iflasın kaldırılmasına ilişkin koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle, iflasının kaldırıldığı, bu kararın 05.04.2011 tarihinde kesinleştiği, davacı ...'nin bu karar öncesinde davalı şirketin iflas işlemlerini yürüten İstanbul 1. İflas Müdürlüğünün 1988/19 E. sayılı dosyasına gönderilmek üzere Kartal 4. İcra Müdürlüğüne verdiği 17.06.2010 tarihli dilekçede, As-Ka Balatacılık Otom. San.ve Tic. A.Ş. unvanlı şirketteki hisselerinin tümünü 25.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesi ile 3 üncü şahıslara satarak devrettiğinden müflis şirketin iflasının kalkmasına muvafakat ettiğini bildirmiş olduğu, dilekçenin kimlik tespiti yapılmak suretiyle davacıdan alındığı, davaya konu hisse devir sözleşmesinin ...'a verilen vekaletnameye dayalı olarak geçerli bir şekilde yapıldığı, bu hususun davacı tarafça da kabul edildiği, davacı tarafın dayandığı 1136 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi yönünden yapılan incelemede ise Avukat ...'nun masa vekili veya müflis şirket vekili sıfatıyla iflas tasfiye dosyasında herhangi bir talep veya işlem yaptığına dair bir bilgi ve belgeye rastlanmadığının İstanbul 1. İflas Dairesinin 02.10.2015 tarihli 1988/19 E. sayılı yazısı ile bildirilmiş olduğu, davalı şirketin yasal olarak müflis durumda bulunduğu sırada yapılan tüm iş ve işlemlerin mahkeme kararları ve iflas müdürlüğü tarafından verilen kararlara uygun olarak yerine getirildiği, davaya konu hisse devir sözleşmesinin, davacı ... adına vekili olarak tayin edilen ... ve davalı ... arasında yapıldığı, ...'nin yapılan işlemlerden haberdar olup, hisselerin karşılığı olan bedeli de almış olduğu, yapılan işlemlerde 1136 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinde düzenlenen çekişmeli hakları edinme yasağı kapsamında kalan bir durumun tespit edilemediği, Avukat ... yönünden ileri sürülen madde kapsamında bir işlemin bulunmadığı, bu nedenlerle davacının iddialarının yasal olarak yerinde olmadığı gibi 25.08.2001 tarihinde geçerli olarak yapılan ve yüklediği edimler karşılıklı olarak yerine getirilmiş bulunan hisse devir sözleşmesinin üzerinden uzun yıllar geçtikten sonra geçersiz olduğu iddiasıyla hükümsüz kılınmasına ilişkin olarak açılan işbu davanın hukuken de yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından ıslah dilekçesi dikkate alınmaksızın ve ıslaha ilişkin usulî işlemler tamamlanmaksızın doğrudan karar verildiğini, tüm dosya içeriğinde ayrıntılı olarak ve delilleri ile açıklandığı üzere hem müvekkillerin, hem de davalı şirketin avukatı olan ...'nun 1136 sayılı Kanun’un 47 nci maddesi uyarınca çekişmeli hakları edinmek ya da edindirmekten yasaklı olmasına rağmen, hem müvekkillerin, hem davalı As-Ka unvanlı şirketin avukatlığını yaparken şirketin alacaklarını temlik alarak, önce As-Ka şirketinin iflas masasına alacaklı sıfatıyla iflas idare memuru olarak atanması, devamla da eniştesi olan davalı ...'ın şirket hisselerini edinmesini sağlaması kamu düzenine aykırı olup, hiçbir zaman aşımı süresine tabi olmaksızın hükümsüz olduğunu, huzurdaki davada davalılar vekili de olan Avukat ...'nun dosyada mübrez kabul beyan ve ikrarı doğrultusunda 25.08.2001 tarihli hisse devir sözleşmesinin başkaca bir incelemeye gerek bulunmaksızın kamu düzenine aykırılık sebebiyle hükümsüzlüğünün tespiti ile müvekkillerin As-Ka şirketinin gerçek hissedarı bulunduğunun tespitine, davalı As-Ka Balatacılık Otomotiv San.ve Tic.A.Ş.'deki, davalı ... hisselerinin müvekkillerime devrine ve şirket pay defterine müvekkillerim adına kayıt edilmesine karar verilmesi şeklinde ıslah etmek suretiyle davanın niteliğini tespit davasından, tespit ve eda davasına dönüştürülmüş olmasına rağmen, Mahkeme ıslah talebi görmezden gelindiğini, ıslah dilekçesinin davalı taraflara tebliğ dahi etmeden ve usulî hiçbir işlemi tamamlamadan ilk celse karar verildiğini, Mahkeme tarafından dava konusu hisselerin değerinin tespiti amacıyla, davalı şirketin sahibi olduğu taşınmazın dava tarihindeki değerinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, bilirkişi tarafından dosyaya sunulan raporda arsa birim m2 fiyatı 3.545,00 TL tespit edildiğini, arsanın dava tarihindeki rayiç fiyatı ile uyuşmayan bu rakama, üç adet uzmandan özel bilirkişi raporu alınmak suretiyle gerekçeli olarak itiraz edildiğini, Mahkeme tarafından atanan bilirkişinin tespit ettiği taşınmaz değeri 21.624.650,00 TL iken, dosyaya sunulan özel bilirkişi raporunda bu rakam 7.623.750,00 TL olarak tespit edildiğini, iki rakam arasında üç kat fark olmasına rağmen itirazlarının görmezden gelindiğini, bu iki rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi için ek rapor ya da yeni bir bilirkişi raporu alınmadığını, avukat olan ve 1136 sayılı Kanun gereği çekişmeli hakları edinmek ya da edindirmekten yasaklı olan Avukat ... hem müvekkilin, hem As-Ka unvanlı şirketin avukatlığını yaparken aynı zamanda As-Ka şirketinin fabrika binasının satışına aracılık etmek amacıyla komisyon sözleşmesi yapılan babası Mehmet Kuru’nun da avukatlığını üstlendiğini, daha sonra şirketin alacaklarını temlik alarak, önce As-Ka şirketinin iflas masasına alacaklı sıfatıyla iflas idare memuru olarak atandığını, sonrasında da teyzesinin oğlu ...’a vekalet verilmesini sağlayarak, şirket hisselerini eniştesi olan davalı ...'ın üzerine geçirdiğini, bu durumun 1136 sayılı Kanun’un 47 nci maddesine aykırılık teşkil ettiğini, konu ile ilgili Doç. Dr. ... tarafından verilen ve dosyada mübrez, hukuki mütalaada 25.08.2001 tarihinde yapıldığı iddia olunan hisse devir sözleşmesinin hükümsüzlüğü açıkça ortaya konulduğunu, ...'un dosyaya sunduğu 26.05.2015 tarihli "yazılı ifademdir" başlıklı beyanında, ...'nun tam olarak olayların içerisinde ve hatta tam ortasında olduğu açıkça anlaşıldığını, yapılan işlemin tüm taraflarının vekilliğini yürüttüğü dosya kapsamından açık olan ve dahası bu durumu açıkça ikrar eden ...'nun eyleminin 1136 sayılı Kanun’un 47 nci maddeye aykırılık teşkil edip etmemesinde iflas dosyasında bir işlem yapıp yapmamasının önemi bulunmadığını, kaldı ki İstanbul 1. İflas Müdürlüğü 1988/19 E. sayılı dosyadan 20.10.2009 tarihli kararda da Av. Atila Tekinyer'in tam 8 yıl sonra dosyaya sunmuş olduğu hisse devir sözleşmesinin kabulü ve yeni pay sahiplerinin tespitine ilişkin kararı iflas masasının kanuni temsilcisi olan iflas idaresi memuru olarak ...’nun imzaladığını belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin %95,55 hissesine tekabül eden 95.550 adet hissenin davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1136 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dava, davalı şirketin %95,55 hissesine tekabül eden 95.550 adet hissenin davacıya ait olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. Davacı ...'nin 06.07.2019 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak oğulları ..., ... ve eşi ...'nin kaldığı anlaşılmıştır. 3. Davacı vekili 31.10.2014 tarihli dava dilekçesinde, davacının çocuklarının Avukat ... ile elbirliği içerisinde hareketle davacıyı dolandırdıkları iddiasında bulunmuş, konu ile ilgili olarak iki oğlu vd. hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu bildirmiştir. Dava dilekçesinde iddia edilen vakıalar karşısında terekeyle bir kısım mirasçılar arasında menfaat çatışması olduğu, bu durumda mirasçıların terekeyi temsilen davayı takibi mümkün olmayıp terekeye mümessil atanması için süre verilip mümessil tayin edildiği takdirde tereke mümessili tarafından davanın takibi gerekirken bu husus dikkate alınmayarak mirasçılarca davaya devam edilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 4. Bozma sebep ve şekline göre davacı ... mirasçıları vekilinin tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı ... mirasçıları vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ... mirasçılarına iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/12789 E., 2018/2047 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSULH HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
e getirilmiş ise de, iflas ile müflisin masaya dahil malları üzerindeki tasarruf yetkisini devralan iflas idaresi ile kiralayanın sözleşmenin aynen ifasına devam konusunda irade ortaya koymalarına engel bir yasal düzenleme bulunmadığı gibi İİK'nın 182. maddesi uyarınca iflasın kaldırılması halinde, müflisin hiç iflas etmemiş gibi muamele göreceği, masaya dahil mal varlığı unsurları üzerindeki tasa
11. Hukuk Dairesi         2016/12789 E.  ,  2018/2047 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/04/2016 tarih ve 2014/281-2016/775 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27/02/2018 günü hazır bulunan davalı ... Mağaza İşl. Tic. ve Tic. San. vekili Av. ... ile davacı ... Modern Mağ. İşlt. San. ve Tic. A.Ş. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında 29.12.1991 tarihinde ticari işletme sözleşmesi yapıldığını, daha sonra bu sözleşmenin 31.12.2009 tarihine kadar uzatıldığını, sözleşme uyarınca davalının sözleşme devam ettiği sürece cirosunun aylık %6’sını işletme bedeli olarak müvekkiline ödemesinin kararlaştırıldığını, gününde ödeme yapılmaması durumunda ilk ay için %20, takip eden aylar için %10 gecikme cezasının ödeneceğinin hükme bağlandığını, davalının sözleşme hükümleri gereği 2000 yılı aralık ve 2001 yılı ocak ayı kredili satışları işletme bedeli olarak toplam 228.527,07 TL’lik iki adet çek verdiğini, ayrıca 2001 yılı şubat ayı kirası karşılığı ödenmesi gereken 215.418,17 TL’nin de ödenmediğini, ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.07.2001 tarih ve 2001/536 Esas sayılı kararı ile temmuz ayı dahil ödenmemiş 2001 yılı birikmiş kira parasının ödenmesinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verildiğini, tedbir kararının 29.03.2012 tarihinde kaldırıldığını, bunun üzerine alacakların tahsili için icra takibine geçildiğini, davalı şirketin haksız itirazı ile takibin durduğunu ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, icra takibi ile talep edilen alacakların mesnedi ve hesaplama şekli anlaşılamadığından borca itiraz ettiklerini, ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.04.2003 tarih, 2001/536 E, 2003/225 K sayılı ilamı ile müvekkilinin 3.151.193,26 TL alacaklı olduğunun ve bu alacağın kira borcundan mahsup edilebileceğinin karar altına alındığını, sona ermiş bir alacak için takip yapılamayacağını, mahkemenin tedbir kararına istinaden ödenmeyen alacak nedeniyle müvekkilinden gecikme cezası talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddi ile %20’den aşağı olmamak üzere icra tazminatı istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı 29/12/1991 tarihinde imzalanan " ticari işletme sözleşmesi " ile davacı şirket tarafından Türkiye ... Vakfından kiralanan alanın ve sonradan ek liste ile tespit olunacak makine, tesisat ve demirbaşların işletme bedeli ve aylık kira bedeli karşılığında davalı tarafça kiralanmasının kararlaştırıldığı, sözleşme uyarınca 01/07/1993 tarihinden itibaren elde edilen cironun %6 'sının firma tarafından işletme bedeli olarak davacıya fatura karşılığında ödeneceği ve işletme bedeline yürürlükte bulunan KDV oranının da ilave edileceği, davalının alacağının gününde ödenmemesi durumunda geçen ilk ay için %20, takip eden her ay için %10 gecikme cezasının davacıya ödeneceği, sözleşme süresinin 31/12/2009 tarihine kadar uzatıldığı, ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kira bedelinin uyarlanmasına ilişkin davanın reddine karar verildiği, kira parasının ödenmemesine ilişkin tedbir kararının 29.03.2012 tarihinde kaldırıldığı, bilirkişi raporuna göre davacı yanın takip tarihi itibariyle toplam 443.945,24 TL asıl alacağı, 4.717.974,88 TL kademeli gecikme tazminatı (cezai şart), 224.204,47 TL işlemiş avans faizi alacağı bulunduğu, bilirkişinin hesap ettiği cezai şartın davalı tarafça ödenmesinin, diğer dosyalarda hesaplanan cezai şartlar ile birlikte değerlendirildiğinde işletmenin olağan giderleri dışında ciddi boyutlarda bir mali yük oluşturacağı, işletmeyi sıkıntıya düşüreceği olasılığı doğrultusunda ve şirketin son aldığı iflas ertelemesi de dikkate alınarak cezai şartın 3/4 oranında tenkis edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının ... 4. İcra Müdürlüğünün 2013/4728 sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile 443.945,24 TL asıl alacak, 1.179.493,70 TL kademeli gecikme tazminatı, 224.204,47 TL işlemiş avans faizinin KDV'si ile birlikte ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren TC Merkez Bankası tarafından uygulanan kademeli avans faizi uygulanarak takibin devamına, bakiye talebin reddine, kabul edilen asıl alacağın %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Dava, hasılat kira sözleşmesinden kaynaklanan kira alacağı ve cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan 29/12/1991 tarihli sözleşme ve ek sözleşmeler ile davalının kira bedelini gününde ödenmemesi durumunda geçen ilk ay için %20, takip eden her ay için %10 cezai şartın davacıya ödenmesi öngörülmüştür. Davaya konu kira alacağının ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.07.2001 tarihli ihtiyati tedbir kararı gereğince ödenmesinin durdurulmasına karar verildiği, 29.03.2012 tarihinde ihtiyati tedbir kararının kaldırılması üzerine davacının 2000 yılı Aralık ayı ve 2001 yılı Ocak ve Şubat aylarına ilişkin kira bedelleri ve cezai şart alacağıyla ilgili takip başlattığı, davacının takip talebinde sözleşmenin sona erdiği 31.12.2009 tarihine kadar hesaplanan cezai şart alacağını da talep ettiği, davalı şirketin ise 27.04.2007 tarihinde iflasına karar verildiği, ... 8. Ticaret Mahkemesinin 2009/2 Esas, 2009/502 Karar sayılı ilamı ile davalı şirket hakkındaki iflasın kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece gerekçesinde de; taraflar arasındaki hasılat kira sözleşmesinin 27/04/2007 tarihinde iflasın açılmasından sonra BK'nın 290 / 2 fıkrası uyarınca 31/12/2007 tarihine kadar devam edebileceği, bu tarihten sonra kiralayanın böyle bir mükellefiyetinin bulunmadığının düşünüldüğü belirtilmiş, ancak iflas kararından sonra da kira sözleşmesinin fiilen uygulanması nedeniyle davalının sorumluğunun sözleşmenin hitamı olan 31.12.2009 tarihine kadar devam ettiği, davalı şirketin iflası kaldırıldığından davalının ticari faaliyetlerini sürdürmesi için kullanılan mağazanın o tarihte ödenmeyen kira farkının sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğinden bahisle istenemeyeceğini iddia etmenin hakkın kötüye kullanımı yasağına tabi olduğu belirtilerek, sözleşmenin hitam tarihi olan 31.12.2009 tarihine kadar hesaplanan cezai şarta hükmedilmiştir. Ancak iflas tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı mülga BK'nın hasılat kiralarına ilişkin 290. maddesinde " müstecirin iflası halinde icare, iflasın açılması ile nihayet bulur. Şu kadar ki işlemekte olan kira ve bedelin ihtiva ettiği defter için kafi teminat verildiği takdirde mucir icar senesinin hitamına kadar akdi idame ile mükelleftir " hükmü getirilmiş olup, davaya konu hasılat kirasına ilişkin sözleşmenin iflasla birlikte kendiliğinden sona erdiğinin kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece taraflar arasındaki hasılat kira sözleşmesinin 27/04/2007 tarihinde iflasın açılmasından sonra BK'nin 290 / 2 fıkrası uyarınca 31/12/2007 tarihinde sona erdiği ve iflas kararının kaldırılması ile sözleşmenin yeniden vücut bulmayacağı nazara alınarak, cezai şart alacağının 31/12/2007 tarihine kadar hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 3- Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde kira bedeline KDV oranının da ilave edileceği düzenlenmiş olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda Şubat kirası olarak talep edilen 215.418,17 TL alacakla ilgili fatura kesilmediğinden bu miktarın KDV hariç tutar olduğu ve bu miktarın KDV’si ile birlikte tahsili gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen mahkemece KDV’nin tüm alacak kalemlerini kapsayacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 4-Kabule göre de; davacı takip talebinde Şubat kirası için 2.463.545,45 TL, Aralık ve Ocak kirası için 2.307.939,11 TL cezai şart istemesine rağmen, mahkemece bilirkişi raporunda hesaplanan Şubat kirası için 2.284.247,30 TL, Aralık ve Ocak kirası için 2.433.727,58 TL olmak üzere toplam 4.717.874,88TL cezai şart miktarı esas alınarak karar verilmiş olup, gizli talep aşımına yol açacak şekilde Aralık ve Ocak kirası için talepten fazla cezai şartta hükmedilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2), (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15/03/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞIOY Dava, hasılar kira sözleşmesinden kaynaklanan kira alacağı ve ceza şartın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık ve tartışma, kiracının iflası nedeniyle 818 sayılı BK'nın 290. maddesi üzerine kendiliğinden sona ermiş sayılan hasılat kirasına ilişkin sözleşmenin, iflasın kaldırılması suretiyle yeniden vücut bulup bulmayacağı, buna bağlı olarak davacının sözleşme süresinin sonu olan 31.12.2009 tarihine değin ödenmeyen veya eksik veya gecikmeli ödenen kira bedellerinden ötürü cezai şart talebinde bulunup bulunamayacağı noktasında toplanmaktadır. İflasın, müflisin taraf olduğu iki tarafa borç yükleyen sözleşmeleri, kural olarak, sonlandırıcı bir etkisi bulunmamaktadır. Bu gibi hallerde, iflas idaresinin iradesinin, sözleşmelerin akıbeti bakımından belirleyici nitelikte olduğu, iflas idaresinin müflisin ve masanın yararını gözeterek sözleşmenin aynen ifasına karar verebileceği gibi aynen ifayı reddetmek gibi bir seçeneğinin bulunduğu doktrin ve uygulamada genel kabul görmektedir. Bununla birlikte, bazı sözleşmelerin iflas ile kendiliğinden son bulacağına ilişkin kanuni düzenlemeler mevcuttur. Nitekim, hasılat kirasına ilişkin 818 sayılı BK'nın 290/1. maddesinde, kiracının iflasının, sözleşmenin kendiliğinden sona ermesini gerektireceği öngörülmüştür. Anılan kanun maddesinde, iflasın kaldırılması halinde kendiliğinden sona eren sözleşmenin yeniden vücut bulup bulmayacağı konusunda bir düzenleme yer almadığı gibi aynı maddenin 2. fıkrasında belirlenen hal üzerine iflas masası ve kiralayanın anılan düzenlemenin aksini kararlaştırmalarının mümkün olup olmadığı konusunda da bir açıklık bulunmamaktadır. Her ne kadar, doktrinde, yoğun güven ilişkisine dayalı bulunan vekalet sözleşmesi örneği üzerinden yapılan değerlendirmelere bağlı olarak, kanun gereğince, bu nitelikteki sözleşmelerin iflas ile birlikte kendiliğinden sona ermesinden sonra, iflasın kaldırılması ile vücut bulmasının mümkün olmadığı yolunda görüşler dile getirilmiş ise de, iflas ile müflisin masaya dahil malları üzerindeki tasarruf yetkisini devralan iflas idaresi ile kiralayanın sözleşmenin aynen ifasına devam konusunda irade ortaya koymalarına engel bir yasal düzenleme bulunmadığı gibi İİK'nın 182. maddesi uyarınca iflasın kaldırılması halinde, müflisin hiç iflas etmemiş gibi muamele göreceği, masaya dahil mal varlığı unsurları üzerindeki tasarruf ehliyetinin kendisine iade edileceği öngörülmüş olmakla, bu durumda da, iflasın kaldırılması halinde hasılat kirasına ilişkin sözleşmenin taraf iradeleriyle yeniden vücut bulabileceği kabul edilmelidir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davalı şirketin 27.4.2007 tarihinde iflasına karar verilmesinden sonra, iflas idaresince hasılat kirasına ilişkin sözleşme hükümlerinin ifasına yönelik olarak sözleşmeye girilerek iflastan önce açılan uyarlama davasında verilen ihtiyati tedbir kararına uygun olarak kira bedellerinin davacı kiralayana ödenmesine devam olunduğu, mecurun 818 sayılı Kanun'un 292. maddesi gereğince tahliye edilmediği, kiralayanın da bu yönde bir hukuksal girişimde bulunmadığı, hatta sözleşme süresinin uzatılması için görüşmeler yapılmasına karar verildiği, akabinde 21.10.2009 tarihi itibariyle iflasın kaldırılmasıyla birlikte sözleşme ilişkisinin sürdürüldüğü, kira bedeli ve cezai şarta ilişkin uyarlama isteminin reddi, ihtiyati tedbirin kaldırılması ve bu kararın kesinleşmesinden sonra hiç ödenmeyen ve eksik ödenen kira bedelleri ile cezai şartın tahsiline ilişkin işbu davanın açıldığı dosya kapsamı ile sabit olup davalı yanın iflas ile birlikte sözleşmenin kanun gereğince sona erdiğine ilişkin savunmasına itibar edilemeyeceği, bu nedenle davacı kiralayanın sözleşme süresinin hitamına değin ödenmeyen veya eksik ödenen kira bedelleri ve gecikme nedeniyle cezai şart isteminde bulunmasının haklı nedenlere dayandığı, aksini savunan davalının MK'nın 2. maddesi çerçevesinde iyiniyetli de sayılamayacağı kanısındayım. Bu itibarla, Dairemiz çoğunluğunun (2) bozma kararına katılmaya olanak görmüyorum. KARŞIOY Hasılat kira sözleşmesinin 19.12.1991 tarihinde imzalandığı ve 31.12.1999 tarihine kadar geçerli olduğu, ek sözleşme ile sürenin 31.12.2009 tarihine kadar uzatıldığı sabittir. Sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde davalının açtığı uyarlama davasında verilen tedbir kararı ile kira bedeli sözleşmede öngörülen oran yerine tedbir kararında gösterilen oran üzerinden ödenilen davalı şirket 27.04.2007 tarihinde iflas kararı verilmiş ve anılan karar ile iflas açılmış, 21.10.2009 tarihinde iflasın kaldırılmasına karar verilmiştir. Uyarlama davasında verilen tedbir kararı ise 29.03.2013 tarihinde kaldırılmıştır. Dava konusu icra takibi 07.03.2013 tarihinde yapılmış ve takipte 228.527,07 TL işletme bedeli, 215.418,17 TL şubat 2001 kira bedeli ile her iki kalem alacağın 31.12.2009'a kadar %20 ve %10 gecikme cezaları ve 01.01.2010'dan itibaren takip tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte toplam 5.446.473,80 TL alacağın tahsili istenmiştir. Mahkemece; işletme bedeli ile ödenmeyen kira bedeli toplamı 443.945,24 TL ile bu tutarın 01.01.2011 tarihinden itibaren avans faizi olan 224.204,47 TL'ye yapılan itirazın iptaline kademeli gecikme tazminatının ise davalının mahvına neden olacak miktarda olduğu gerekçesi ile 3/4 oranında indirilerek 1.179.493,70 TL alacağın tahsiline karar verilmiştir. Uyuşmazlık; tedbir kararı ile belirlenen yeni bir kira bedeli uygulamasının benimsenip benimsenmediği, iflasın açılması ve kaldırılmasının somut olaya etkisi, cezai gecikme tazminatının indirim koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Mahkemenin yukarıdaki kararı davacı vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek, iflasın açılması ile birlikte sözleşmenin dönem sonu olan 31.12.2007 de sona ereceği, iflasın kaldırılmasının sözleşmeyi yeniden ayağa kaldırmayacağı, cezai şartın bu tarihe kadar hesaplanması gerektiği gerekçesi ile diğer bozma nedenleri de eklenerek bozulmuştur. Daire çoğunluğunun diğer bozma nedenlerine katılmakla birlikte iflasın kaldırılması ile birlikte sözleşmenin yeniden hayatiyet kazanmayacağı görüşüne katılmadığım gibi davacı vekilinin cezai şartın indirilmemesi gerektiği yönündeki temyiz itirazının reddi yönündeki çoğunluk görüşüne de katılmıyorum. 1-Şöyle ki kira sözleşmesinin devamı sırasında uyarlama davası ile tedbir kararı verilmiş. (19.07.2001) bu karar uyarınca kira bedelleri tedbir kararında belirtilen değere göre ödenmiştir. Ancak, uyarlama davasının reddedilmesi üzerine tedbir kararı da kaldırılmış olmakla İİK 184 vd. gereğince artık sözleşme hükümleri avdet etmiş olacağından tedbir kararında belirtilen tutarla sözleşme ile belirlenen tutar arasındaki farkın davalıdan istenmesinde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Tedbir kararı devam ederken davalı şirketin iflas etmesinin hasılat kirasına etkisini eBK 290. maddesi düzenlemiş olup, buna göre sözleşme iflasın açıldığı anda kendiliğinden sona erer. Ancak kiraya veren işlemekte olan kira ve tutanağa geçirilen eşya için yeterli güvence verildiği takdirde, sözleşmeyi kira yılının sonuna kadar sürdürmekle yükümlüdür. Bu hüküm bir yandan mecuru kullanan müflisi koruyan bir hüküm olduğu gibi kira parası ve mecurun mevcudiyeti açısından güvence verilmesi konusunda kiralayanı da koruyan bir hükümdür. Müflis sözleşmeye devam etmek istemiyorsa zaten yasa gereği sözleşme sonlanacaktır. Eğer devam etmek istiyorsa kiralayana teminat göstermesi ve teminatında kiralayan tarafından kabul edilmiş olması gerekmektedir. Somut olayda taraflar sözleşmenin devamı yönünde irade göstermişler, teminata da gerek görmemişlerdir. O halde, tedbir kararı sadece ödemeleri dava sonuna kadar kararda gösterilen miktarla sınırlayıcı etkiye sahip olup tarafların iradeleri ile oluşan sözleşme hükümlerinden vazgeçme sonucunu doğurmaz. İflasın açılmasından sonra tarafların sözleşmeyi sonlandırmama yönündeki iradeleri kira dönemi sonuna kadar sözleşmenin tüm hükümleri ile yürürlükte tutulmasını sağlamıştır. Kira dönemi sonu olarak kabul edilen 13.12.2007 tarihinden sonra da taraflar sözleşmeyi yürürlükte tuttuklarına göre mahkemenin kademeli gecikme cezası ödenmesi yönündeki kararı doğrudur. Sayın çoğunluğun aksi yöndeki 2 numaralı bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum. 2- Davacının gecikme cezasının tenkisi yönündeki mahkeme kararına yönelik temyiz itirazı da daire çoğunluğunca reddedilmiştir. Karar gerekçesinde gecikme cezasının tutarının davalının iktisadın mahvına neden olacak düzeyde olduğu belirtilmiş, ancak bu konuda yeterli inceleme yapılmamıştır. Cezai şartta indirim yapılabilmesi için borçlunun mali durumunun ödemeyi yapmaya yetmeyecek ve ticari hayatını felce uğratacak nitelik olduğunun kesin olarak belirlenmesi gerekmektedir. Mahkemece bu konuda alınan bilirkişi raporuna davacı yanca ciddi itirazlar ileri sürüldüğü halde bu itirazları karşılayacak yeni bir rapor alınmadan cezai şartın 3/4 oranında indirim yapılması yoluna gidilmesi de doğru olmamıştır. Ancak daire çoğunluğu davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarını reddettiğinden sayın çoğunluğun red gerekçesine de katılmıyorum.
23. Hukuk Dairesi, 2012/459 E., 2012/2652 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/414 esas 2009/653 sayılı kararının kesinleştiği, İİK.'nun 182. ve 245. maddeleri gereğince müflise davetiye tebliğ edilmesine rağmen davanın takip edilmediği, İflas İdaresinin taraf ehliyetinin son bulması ve müflisin davayı takip etmemesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir
23. Hukuk Dairesi         2012/459 E.  ,  2012/2652 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetvelindeki sıraya şikayetin davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde şikayetçi vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Şikayetçi vekili, ... İflas Müdürlüğü'nün 2006/4 sayılı dosyasında düzenlenen 01.10.2007 tarihli sıra cetvelinde, alacaklarının üçüncü sırada yer aldığını, dördüncü sırada yer alan alacakların nizalı olup, açılan dava sonuçlarının beklenmesi gerektiğini, sıra cetvelinin masraf yatırmalarına rağmen kendilerine tebliğ edilmediğini ve süresiz şikayet hakları olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Şikayet olunan vekili, şikayetçinin dava açmakta hukuki yararı olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sırasında müflis şirketin iflasının kaldırılmasına karar verildiği, buna ilişkin ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/414 esas 2009/653 sayılı kararının kesinleştiği, İİK.'nun 182. ve 245. maddeleri gereğince müflise davetiye tebliğ edilmesine rağmen davanın takip edilmediği, İflas İdaresinin taraf ehliyetinin son bulması ve müflisin davayı takip etmemesi nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava iflas sıra cetveline itiraz davası olup,dava devam ederken iflasın kaldırılmasına karar verilmesi sonucu dava konusuz kaldığından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, dava tarihinde davacının dava açmakta haklı olup olmadığı hususları gözetilerek, buna göre vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekip gerekmediği üzerinde durulmaması da doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün şikayetçi yararına BOZULMASINA, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 05.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

İflasın kaldırılması (itibarın iadesi değil, prosedürün durması/kalkması) aşağıdaki hallerden hangisinde mümkün değildir?

A) Müflisin tüm borçlarını ödemesi
B) Tüm alacaklıların taleplerini geri çekmesi
C) Müflisin teklif ettiği konkordatonun tasdik edilmesi
D) İflas kararının Yargıtay tarafından bozulması (Bu kaldırma değil, bozmadır)
E) İflas kapandıktan sonra müflisin yeni mal edinmesi

Bu maddeyle ilgili 11 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol