2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 207

İcra ve İflas Kanunu 207. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 207 – Her sıranın alacaklıları aralarında müsavi hakka maliktirler. Bir sıra evvelki alacaklılar alacaklarını tamamen almadıkça sonra gelen sıradakiler bir şey alamazlar. SEKİZİNCİ BAP İflasın tasfiyesi I – MASANIN TEŞKİLİ: Defter tanzimi:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

25 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2017/1176 E., 2021/1522 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
İİK’nın 206 ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 59.
Hukuk Genel Kurulu         2017/1176 E.  ,  2021/1522 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "memur işleminin iptali" isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, Kocaeli 1. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin reddine ilişkin karar şikâyetçi üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı şikâyetçi üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Şikâyetçi Üçüncü Kişi İstemi: 4. Şikâyetçi üçüncü kişi vekili şikâyet dilekçesinde; Kocaeli 6. İcra Müdürlüğünün 2013/2439 E. sayılı dosyası ile borçlu hakkında takip başlatıldığını, aracın 03.04.2014 tarihinde satıldığını, icra müdürlüğü tarafından düzenlenen sıra cetvelinde, bedelin birinci sıra alacaklısı olarak aracın muhafaza ve depo alacağından dolayı Kızılırmak Yediemin Otopark İşletmeciliği Otomotiv Lojistik Ltd. Şti.'ye verilmesine başkaca satış bedeli kalmadığından motorlu taşıtlar vergisi (MTV) borcu için de ödeme yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, yapılan işlemin hatalı olduğunu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un (6183 sayılı Kanun) 21. maddesi uyarınca MTV alacağının rehinli alacaklardan önce geldiğini, ayrıca Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca, muhafaza ücretinin malın satışına esas değerin %30’unu geçemeyeceğini ileri sürerek sıra cetvelinin ve derece kararının iptalini talep etmiştir. Şikâyet Olunan Cevabı: 5. Şikâyet olunan şikâyet dilekçesine karşı cevap vermemiş, yargılamaya katılmamıştır. 6. Dâhili şikâyet olunan vekili cevap dilekçesinde, müvekkili tarafından yedieminlik ücret alacağına ilişkin başlatılan icra takibinin kesinleşmesi üzerine aracın satışının istendiğini ve ihale sonucu alacağa mahsuben aracın müvekkili şirkete ihale edildiğini, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 138. maddesi uyarınca muhafaza masraflarının satış bedelinden öncelikle karşılanacağını ayrıca müvekkili tarafından işletilen otoparkın Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ kapsamında işletilen bir yer olmadığını, bu nedenle tarifede yedieminlik ücreti için belirlenen %30’luk üst sınırın burada uygulanamayacağını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 7. Kocaeli 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 20.05.2014 tarihli ve 2014/254 E., 2014/275 K. sayılı kararı ile; borçlu hakkında yapılan icra takibinin itirazsız kesinleştiği, borçlu adına kayıtlı araca 09.04.2013 tarihinde haciz konulduğu, aracın 03.04.2014 tarihinde 5.200TL bedelle satışının gerçekleştirildiği, satışın itirazsız kesinleştiği, Kocaeli 6. İcra Müdürlüğü tarafından düzenlenen 03.04.2014 tarihli sıra cetveli kararında “Aracın satış bedelinden kalan 2.238TL'nin 2004 sayılı İİK’nın 206/1. maddesi gereğince aracın muhafaza alacağından dolayı dosya alacaklısına verilmesine, başka kalan satış bedeli olmadığından aracın aynından doğan motorlu taşıtlar vergisi borcu için de ödeme yapılmasına yer olmadığına” karar verildiği, takibe konu alacağın, bedeli paylaşıma konu olan aracın otoparkta muhafazasından kaynaklanan yediemin ücreti olduğu, yediemin ücretinin İİK'nın 138/2. maddesinde belirtilen tüm alacaklıları ilgilendiren masraflardan olduğu, bu nedenle satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerektiği, sıra cetvelinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 9. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 27.04.2015 tarihli ve 2014/6344 E., 2015/2903 K. sayılı kararı ile; “…1-Şikayetçi vekilinin şikayet olunan ...'e ilişkin temyiz itirazları yönünden; İİK'nın 142/1. maddesi hükmüne göre, "Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel münderecatına itiraz edebilir." Anılan hükümde yer alan "alakadarlar" ifadesi, kural olarak borçluyu değil, şikayet eden alacaklıdan sıra itibariyle önce olan ve kendisine pay ayrılan alacaklıları ifade eder. Şikayet, kural olarak şikayet edene göre sıra cetvelinde öncelikli olup, pay ayrılan ya da aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılara, diğer anlatımla kendisine pay ayrılan ve şikayet sonucundan etkilenecek olan alacaklılara yöneltilmelidir. Borçlunun taraf sıfatı olmadığı halde şikayet olunan olarak şikayet dilekçesinde gösterilmesi doğru olmadığından, mahkemece borçlu ... yönünden şikayetin HMK'nın 114/1-h ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddi gerekirken yazılı şekilde esastan reddi doğru olmamış ise de karar sonucu itibariyle doğru olduğundan şikayetçi vekilinin borçlu ...'e yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Şikayetçi vekilinin şikayet olunan Kızılırmak Yediemin Otopark İşletmeciliği Otomotiv Lojistik Tic. Ltd. Şti'ye yönelik itirazlarına gelince; Şikayet, haciz sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. İİK'nın 206. maddesi, anılan Yasa'nın “İflasın hukuki neticeleri” başlıklı yedinci babında yer almaktadır. Bu madde hükmü, iflas tasfiyesi sırasında düzenlenen sıra cetvelindeki imtiyazları düzenlemekte olup, hacze iştirak hali dışında haciz yolu ile ilgili takiplerde uygulanmaz. Haciz yolu ile takiplerde bedeli paylaşıma konu malın satış tutarı bütün alacaklıların alacaklarını karşılamaya yetmezse, bir sıra cetveli düzenlenir. Haciz yolu ile takiplerde düzenlenen sıra cetvelinde kural, alacaklıların haciz tarihlerine göre sıralanmasıdır. Bunun için ilk kesin haciz sahibi alacaklı ve buna iştirak edebilecek diğer alacaklılar belirlenerek hacze iştirak dereceleri oluşturulur. Bu nedenle, sıra cetvelini düzenleyen icra memurluğunca bu maddeye dayanılmış olması doğru olmamıştır. Şikayet olunanın alacağı otopark ücreti alacağıdır. TBK'nın 580. (BK'nın 482.) maddesi hükmü uyarınca, işletenler, kendilerine bırakılan veya konaklama yerlerine, garaj, otopark ve benzeri yerlere konulan eşya veya hayvanlar üzerinde, ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler. Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla burada da uygulanır. Kiraya verenin hapis hakkını düzenleyen TBK'nın 336. (BK'nın 267.) maddesinde ise, "taşınmaz kiralarında kiraya veren, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olmak üzere, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir." hükmüne yer verilmiştir. Kiralayanın hapis hakkı, kiralanan yerde bulanan kiracıya ait taşınır eşyayı kira alacağına karşı alıkoymak ve kira borcunu ödemediği takdirde onu paraya çevirerek alacağını öncelikle tahsil etme yetkisi veren bir tür kanuni rehin hakkıdır. Taşınır malların kiralanan yere gelmesiyle işleyecek altı aylık kira nedeniyle hapis hakkı doğar. Hapis hakkı taşınır malların kiralanan yere gelmesiyle birlikte doğduğundan daha sonra hapse konu malların üçüncü bir şahıs tarafından haczedilmesi ve mahcuzların paraya çevrilmesi halinde kiralayanın geçmiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira alacağının satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerekir.(Y.19.H.D'nin 18.03.1999 tarih ve 1199 E., 1767 K. ve Y. 21.H.D'nin 29.11.2005 tarih ve 6074 E., 12377 K. ve Dairemizin 16.12.2014 tarih ve 5154E., 8161 K; 01.04.2015 tarih ve 243E., 2172 K. sayılı ilamları bu yöndedir.) Öte yandan İİK'nın paraların paylaştırılması başlığını taşıyan 138/2 maddesi; "Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ve artan para takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde alacakları nisbetinde paylaştırılır." düzenlemesine, aynı maddenin 3. bendinde ise; "Vekil vasıtasiyle yapılan takiplerde vekalet ücretinin miktarı, alacaklı ile borçlu arasında yapılmış Sözleşmeye bakılmaksızın, icra memuru tarafından avukatlık ücret tarifesine göre hesaplanır. Bu şekilde tayin olunan vekalet ücreti de takip masraflarına dahildir." düzenlenmesine yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca, satış bedelinden bütün alacaklıları ilgilendiren ortak masraflar alındıktan sonra, artan para alacaklılara, asıl alacak, talep edilmiş ise işlemiş faiz ve takip giderleri de dahil edilerek, alacakları nisbetinde ödenir. Buradaki takip giderleri sadece o alacaklıyı ilgilendiren, onun takibine ait giderler olup, ödeme ve icra emrinin tebliği masrafları, alacaklının peşinen ödediği harçlar (İİK'nın 15 ve 59. mad.) ve vekalet ücretidir. Mahkemece, şikayet olunanın otopark ücreti alacağının, tüm alacaklıları ilgilendiren ortak masraflardan olduğu ve bu nedenle satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerektiği kabul edilmiş ise de, anılan yasal düzenlemede ifade edilen ortak masraflar, satış dosyasında yapılan yediemin ücreti, satış ve paylaştırma giderleri gibi bütün alacaklıları ilgilendiren masraflar olup, şikayet olunan alacağının bu kapsamda değerlendirilmesi isabetsiz olmuştur. Şikayetin konusu, İİK'nın 138/2. maddesinde düzenlenen ortak masraflara ilişkin olmayıp, sıra cetvelinde şikayet olunana ayrılan yediemin ücreti alacağına ilişkin sıraya yöneliktir. Diğer yandan, motorlu taşıtlar vergisi 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde yer alan taşıtların aynından doğan bir vergidir. Cebri artırmaya konu olan aracın motorlu taşıtlar vergisi borcu ödenmeden ihale alıcısı adına tescili dahi mümkün değildir. Gerek Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 21/2. ve gerek İİK'nın 206/I. maddesinde, eşya ve taşınmazın aynından doğan vergilerin rehinli alacaklardan da önce tahsil edileceklerini açıkça hükme bağlanmıştır. Ayrıca, ülkemizin de tarafı olduğu ve Anayasa'nın 90. maddesi gereği iç hukukun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6, 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkına yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 27. maddesinde, adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olarak hukuki dinlenilme hakkı düzenlenmiş, bu hakkın, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirme yapmasını da içerdiği belirtilmiştir. İİK'nın 18/3 ncü maddesinde "Aksine hüküm bulunmayan hallerde icra mahkemesi, şikayet konusu işlemi yapan icra dairesinin açıklama yapmasına ve duruşma yapılmasına gerek olup olmadığını takdir eder; duruşma yapılmasını uygun gördüğü takdirde ilgilileri en kısa zamanda duruşmaya çağırır ve gelmeseler bile gereken kararı verir." hükmüne yer verilmiştir. Kanunda açıklık bulunmayan hallerde, duruşma yapılıp yapılmayacağı hakimin takdirine bırakılmış ise de; öngörülen takdir hakkı mutlak bir seçimlik hak olmayıp, halin icabına göre değerlendirilmesi gereken bir takdir hakkıdır. Sıra cetveline karşı şikayette bulunulması halinde bu takdir hakkının duruşma yapılarak kullanılması kanunun amacına uygun düşer. Mahkemenin takdirine göre duruşma açılmasının gerekli görüldüğü hallerde ilgililerin duruşmaya çağrılması yasal bir gerekliliktir. Şikayet sonunda hakları haleldar olabilecek alacaklıların savunma haklarını kullanabilmeleri ve adalet dengesinin sağlanabilmesi bakımından takdir hakkı, duruşma açılması yönünde kullanılmalıdır. Bu durumda, mahkemece, şikayet tarihinde yürürlükte olan HMK'nın basit yargılama usulüne ilişkin 316. vd. madde hükümleri uyarınca yargılamanın yürütülmesi, şikayet olunana şikayet dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilip, taraf teşkilinin sağlanması; İİK'nın 18. maddesi uyarınca duruşma açılması, tahkikatın duruşmalı olarak yapılması, şikayetçinin motorlu taşıtlar vergisinden kaynaklanan alacağının, şikayet olunanın rehinli alacağından önce ödenmesi gerektiği belirtilerek, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, şikayet olunanın şikayete konu alacağının İİK'nın 138/2. maddesinde belirtilen tüm alacaklıları ilgilendiren yediemin ücreti alacağı olmadığı, şikayete konu sıra cetvelinde, şikayet olunanın bu kapsamdaki alacağının ödenmesine karar verilmiş olduğu gözden kaçırılarak, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır,…’’ gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 10. Kocaeli 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/545 E., 2015/637 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir Direnme Kararının Temyizi: 11. Direnme kararı süresi içinde şikâyet isteminde bulunan üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 12. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 1- Eldeki sıra cetveline şikâyet dosyasında mahkemece duruşma açılarak karar verilmesinin gerekip gerekmediği, 2- Şikâyetçi kurumun MTV alacağının öncelikli alacak olduğu yönündeki sıra cetveline şikâyet dosyasında, satış bedelinden motorlu taşıtlar vergisinin yediemin ücreti alacağından önce ödenmesinin gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 13. İcra ve İflas Kanunu’nun “Sıra cetveli” başlıklı 140. maddesine göre; “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklılar 206. madde mucibince iflas hâlinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir”. Aynı Kanunun 141. maddesi uyarınca “Sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilir”. 14. İcra ve İflas Kanunu’nun “Cetvele itiraz” başlıklı 142. maddesi, “Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit muhakeme usuliyle görülür. İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur”. Aynı Kanun’un 138/2 maddesi ise, “…Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ve artan para takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde alacakları nispetinde paylaştırılır…”. Şeklinde düzenlenmiştir. 15. Açıklanan bu yasal düzenlemeler ile İİK’nın 100 ve 101. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, borçluya ait paranın veya satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar birden fazla alacaklı tarafından haciz konulması hâlinde yapılan satış sonucu elde edilen satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi durumunda icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılması gerekir. Sıra cetvelinde aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (m. 100-101) bütün alacaklılar, alacak miktarları ve faizleri ile gösterilir. Bu alacaklıların her biri belli bir sıraya girer. Bu sıra, İİK’nın 206. maddesinde gösterilmiştir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara, 2013, s. 730, 732,733). 16. Sıra cetveli, satış bedelinden alacakları ödenecek kimselerin ve bunların alacaklarının İİK’nın 206. maddesi uyarınca imtiyaz durumlarının ve hangi sıraya dâhil olduklarının tespiti amacıyla düzenlenir. Böylece hangi alacakların öncelikle ödeneceği, hangi mahiyetteki alacakların hangi sıraya kaydedileceği sıra cetveli yapılması ile belirlenmiş olur. İİK’nın 206 ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 59. maddesinde gösterilmiştir. 17. Yönetmeliğin 59. maddesi uyarınca alacaklıların ad ve soyadları, talep edilen, kabul ve reddedilen para miktarlarının, alacak hakkındaki kararın ne olduğu ve hangi sıraya kabul edildiği yazılır. İİK’nın 141. maddesi gereğince de sıra cetvelinin birer suretinin icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilmek suretiyle alacaklılara itiraz etme imkânı sağlanmaktadır. 18. İcra dairesince sıra cetveli yapılmaması hâlinde bu husus, İİK’nın 16/2. maddesine göre bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin olduğundan alacaklılar icra mahkemesine şikâyet yolu ile başvurarak aynı Kanunun 17/2. maddesine göre sıra cetveli yapılmasının emredilmesine karar verilmesini talep edebilirler. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 16.03.2021 tarihli ve 2017/12/729 E., 2021/265 K. sayılı kararında da değinilmiştir. 19. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; alacaklı şirket vekili tarafından yediemin muhafaza alacağının tahsili amacıyla Kocaeli 6. İcra Müdürlüğünün 2013/2439 E. sayılı dosyasında ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibin itirazsız kesinleşmesi üzerine aracın satışının yapıldığı ve alacağa mahsuben satışın alacaklıya ihale edildiği, icra müdürlüğünce düzenlenen 03.04.2014 tarihli sıra ve derece kararı ile, İİK’nın 206/1. maddesi uyarınca satıştan kalan bedelin aracın muhafaza alacağından dolayı dosyanın alacaklısına verilmesine, başka kalan bedel olmadığından MTV borcunun ödenmesine yer olmadığına karar verildiği, şikâyetçi Karamürsel Vergi Dairesi Başkanlığının icra mahkemesine başvurarak icra müdürünün sıra ve derece kararının iptalini talep ettiği görülmektedir. 20. Şikâyetçi vekili tarafından icra (hukuk) mahkemesine sunulan şikâyet dilekçesinde, MTV alacağının satış bedelinden öncelikli olarak ödenmesi gerektiği, ayrıca Adalet Bakanlığına Ait Depo ve Garajlarda Muhafaza Edilen Mahcuz Mallar İçin Ücret Tarifesi Hakkında Tebliğ’in 4. maddesi uyarınca, muhafaza ücretinin malın satışına esas değerin %30’unu geçemeyeceği ileri sürülerek sıra cetvelinin ve derece kararının iptali talep edilmiştir. 21. Şikâyetçi vekili; icra müdürlüğünce düzenlenen sıra ve derece kararının iptalini talep ederken, MTV alacağının rüçhanlı alacak olduğunu ileri sürmekle birlikte, alacaklı tarafından talep edilen yediemin ücreti miktarının da hatalı olduğunu belirterek yediemine ödenmesi gereken alacak miktarının da ayrıca belirlenmesini istemiştir. 22. İcra ve İflas Kanunu’nun 142/3. maddesinde, itirazın alacağın esas ve miktarına ilişkin olmayıp yalnız sıraya dair ise şikâyet yolu ile icra (hukuk) mahkemesine başvurulabileceği düzenlenmiş olup, alacağın miktarına ilişkin olarak yargılama yapılması ve sıra cetvelinin doğru düzenlenip düzenlenmediğinin buna göre değerlendirilmesi genel mahkemece yapılabilecektir. MTV alacağının yediemin ücretinden önce ödenip ödenmeyeceği hususu icra (hukuk) mahkemesinde şikâyet yolu ile çözülebilir ise de; yediemin ücretinin tespitinde yedieminin kendi tarifesi yerine Adalet Bakanlığınca belirlenen ücret tarifesinin uygulanacağına ilişkin belirleme ve yediemine ödenecek ücretin ne kadar olacağının tespit edilmesi genel mahkemelerde yapılacak yargılama ile çözülebilir. 23. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu nedenle mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde şikâyet hakkında hüküm kurulması yerinde değildir. 24. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, tarifeye göre belirlenen yediemin ücretinin takip masrafı olarak satış tutarından öncelikli alınmasının, muhafaza tedbirinin uygulandığı takip dosyasında yapılacak paranın paylaştırılması hâlinde söz konusu olduğu, yedieminin ücretini alacaklı sıfatı ile takibe koyması hâlinde İİK’nın 138/2. maddesi uyarınca öncelikli alacak olmayacağı, icra müdürlüğünce yediemin ücretini tarifeye göre hesapladıktan sonra arta kalan parayı sıraya dâhil etmesi gerektiği, yediemin ücretinin hesaplanmasının alacağın esasına ilişkin olmadığı, sadece tarifeye ilişkin olarak alınacak ücretin belirleneceği, direnme kararının açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ile, şikâyetçinin Kanun’a uygun yapılmayan sıra cetvelinin iptali talebinin, sıra cetveli düzenlenmeden önce İİK’nın 138/2. maddesine uymayan muhafaza masrafının belirlenmesi yönündeki icra müdürü işlemini de kapsadığı, icra dosyasında bulunan sıra ve derece kararının Kanun’a uygun şekilde düzenlenmediğinden sıra cetveli niteliğini taşımadığı, şikâyetin usulsüz düzenlenen bu belgenin iptaline ilişkin olduğu, direnme kararının açıklanan bu farklı değişik gerekçe ve nedenlerle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 25. Diğer taraftan gerekçeli karar başlığında, dava tarihi 28.04.2014 olduğu hâlde 12.11.2015 olarak gösterilmesine ilişkin yanlışlık, mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde bulunduğundan bu husus ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır. 26. Hâl böyle olunca, açıklanan bu gerekçe ile direnme kararının görev nedeniyle usulden bozulması gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Direnme kararının görev nedeniyle usulden BOZULMASINA, Bozma neden ve kapsamına göre şikâyetçi vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. madde atfıyla uygulanmakta olan İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren on gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.11.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY 1-Uyuşmazlık şikâyetçi Vergi Dairesi Müdürlüğünün motorlu taşıtlar vergisi alacağının öncelikli alacak olduğu yönündeki sıra cetveline şikâyet dosyasında satış bedelinden motorlu taşıtlar vergisinin takip alacağı olan yediemin ücreti alacağından önce ödenmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Somut olayda alacaklı yediemin otopark işletmeciliği limited şirketi 41 K 2100 plakalı aracın 1001.2011-25.03.2013 tarihleri arasında doğan 8.350TL’lik yediemin ücreti alacağı için 26.03.2013 tarihinde borçlu ... aleyhinde genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlattığı, takip alacağının kesinleşmesi üzerine motorlu araç 03.04.2014 tarihinde ihalede alacağa mahsuben 5.200TL’ye satıldığı 21.04.2014 tarihinde düzenlenen şikâyete konu sıra cetvelinde 5.200TL ihale bedelinden, takipten satışa kadar olan 2.262TL yediemin ücreti ve 700TL satış masrafı düşüldükten sonra kalan 2.238TL’nin İİK’nın 206/1. uyarınca aracın muhafaza alacağı olmasından dolayı dosya alacaklısına verilmesine, kalan satış bedeli olmadığından aracın aynından doğan MTV borcun için ödeme yapılmasına yer olmadığına İİK 140, 141, 142. maddeleri gereğince karar verilmiştir. 2- Şikâyetçi Vergi Dairesi 6183 sayılı Kanunu’n 21. maddesi gereğince motorlu taşıtlar vergisi alacağının rehinli alacaklardan önce geldiğini, ayrıca Adalet Bakanlığına ait depo ve garajlarda muhafaza edilen mahcuz mallar için ücret tarifesi hakkındaki tebliğin 4. maddesi uyarınca muhafaza ücretinin malın satışına esas değerinin %30’nu geçemeyeceğini ileri sürerek sıra cetveli ve daire kararının iptalini talep etmiştir. 3- Mahkemece yediemin ücretinin 2004 sayılı İİK’nın 138. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen tüm alacaklıları ilgilendiren masraflardan olduğu için satış bedelinden öncelikle ödenmesi gerektiği, sıra cetvelinin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle şikâyetinin reddine karar verilmiştir. 4- Özel Daire bozma ilamında İİK’nın 138/2. maddesinde yazılı haciz ve paraya çevirme ve paylaştırma, masrafların satış dosyasında yapılan yediemin ücreti ve satış ve paylaştırma giderleri gibi bütün alacakları ilgilendiren masraflar olduğu, şikâyet olunan alacağın bu kapsamda değerlendirileceği, şikâyet konusunun İİK’nın 138/2. maddesinde düzenlenen ortak masraflara ilişkin olmayıp sıra cetvelinde şikâyet olunana ayrıca yediemin ücret alacağına ilişkin sıraya yönelik olduğu gerekçesiyle şikâyetin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Konuyu irdelemeden önce konu ile ilgili yasa maddelerine değinmek gerekmektedir. 5- Paraların paylaştırılması icra takibinin son aşaması olup satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmez ise icra dairesi re’sen İİK’nın 140. maddesi uyarınca alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. 6- İİK’nın 138/2. fıkrası hükmüne göre “Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ise artan para takip masrafları ve işlemin faizler olduğu hâlde alacakları nispetinde paylaşır. Bu ortak giderler, bütün alacaklıların ortak menfaat için yapılmış olup, bununla bütün alacaklılar ilgilidir. 7- Sıra cetveli, satış bedelinden alacakları ödenecek kimseleri ve bunların alacaklarının İİK’nın 206. maddesi uyarınca imtiyaz durumlarının ve hangi sıraya dahil olduklarının tespiti amacı ile düzenlenir. Böylece hangi alacaklarına öncelikle ödeneceği hangi mahiyetteki alacakların hangi sıraya kaydedileceği sıra cetveli yapılması ile belirlenmiş olur. İİK’nın 206. ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu yönetmeliğinin 59. maddesinde gösterilmiştir. 8- İİK’nın 206. maddesinin birinci fıkrası 15/03/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanunun 5 maddesi ile değiştirilmiş ise de, ihale tarihinde yürürlükte bulunan İİK’nun 140. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken 206 maddenin birinci fıkrasında bir malın aynından doğan devlet alacaklarının rehinli alacaklardan önce ödemesi gerektiği düzenlenmiştir. 9- İİK’nın 88. maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesi “haczedilen malların muhafazası aşamasındaki ücretler Adalet Bakanlığı tarafından düzenlenecek tarife ile belirlenir.” şeklinde ifade edilmiştir. 10- Haczedilen mallar Adalet Bakanlığı tarafından yetki verilen gerçek veya tüzel kişilere ait lisanslı yediemin depolarında muhafaza edilir (İİK. m. 88/IV c.1). Bu tür yerlerin çalışma ilkelerini gösteren ilk yönetmelik “Mahcuz malların muhafaza edildiği Adalet Bakanlığı depo ve garajların çalışmasına dair yönetmelik” ismi ile 13/07/1987 tarihinde yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir. 11- Daha sonra 14.05.2014 tarih 29.000 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan lisanslı yediemin depoları yönetmeliği yürürlüğe girmiş, bu yönetmelikte 23/08/2016 tarihli ve 29810 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Lisanslı Yediemin Depoları Yönetmeliği” ile yürürlükten kalkmıştır. Yedieminlere uygulanacak ücret tarifesi bu yönetmeliklere uygun olarak her yıl çıkartılan tebliğlerde düzenlenmiştir. Bu tebliğ hükümleri icra müdürlüklerince yediemin olarak görevlendirilen özel yediemin depoları için de uygulanmaktadır. Satış masrafı olarak, icra müdürü ihale sonrasında yediemin ücretini belirler. 12- İcra müdürünün yediemin ücreti belirlemesi ile ilgili işlemini yediemin icra mahkemesinde şikâyet konusu yapabilir (12 H.D. 27/1072013 gün 17419/20907 kararı ). İcra mahkemesi yargılamaya ihtiyaç duymaksızın tarifeye göre ücret belirlemesi yapılıp yapılmadığını denetler. Yargıtay bir kararında; yedieminin ücretinin ödenmesi yönünde icra müdürlüğüne başvurması gerekirken takip alacaklısı hakkında genel haciz yoluyla icra takibi yapması usulsüzdür görüşündedir (12.H.D. 20/10/2013 tarih 16384/20338 sayılı kararı: Kuru, Baki İcra İflas Hukuku El Kitabı , Ankara 2013 s. 430). 13- Yedieminler, yediemin ücretinin doğduğu icra takibinden yediemin ücret alacağını alma yerine, Adalet Bakanlığının her yıl ilgili yönetmeliğine uygun olarak çıkardığı tarife ile belirlenen ücreti az bularak daha fazla yediemin ücreti almak için ayrı bir takip yapmaktadırlar. 14- Yediemin alacağı için yedieminin yaptığı ilamsız icra takibinde yediemin alacağı artık İİK’nın 138/2. maddesinde düzenlenen bütün alacakları ilgilendiren satış masrafı olmaktan çıkıp dosya alacağı hâline gelmektedir. Bir alacağın hem satış masrafı hem de aynı zamanda dosya alacağı olması mümkün değildir. 15- Ancak Yargıtay İçtihatlarında bu hâlde icra takibine konu edinen yediemin ücretinin Adalet Bakanlığınca ilgili yönetmeliğine uygun olarak hesaplanan yediemin ücreti kısmını yapılan sıra cetveline satış tutarından öncelikle ödeneceği görüşü benimsenmiştir. Takip konusu yediemin ücreti icra müdürünün başka bir icra dairesinden görevlendirmesi sonucu değil ise bir alacağın sıra cetvelinden öncelikli olarak ödenmesi söz konusu değildir. 16- İcra dairesinin sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hükümlerine aykırı hareket ettiği ve yapılan işlemin hadiseye uygun olmadığı iddia edilmekte ise bu hâlde sıra cetveline karşı başvurulacak yol icra mahkemesine şikâyet yoludur. İİK m.142’nin üçüncü fıkrası hükmünden sıra cetveline karşı şikâyet yolunun sadece sıraya karşı itirazda bulunulması hâline münhasırmış gibi bir anlam çıkmakta ise de, icra müdürünün uymak ve re’sen yapmak zorunda olduğu bütün hususlardan dolayı İİK’nın 16. maddesi gereğince şikâyet yoluna başvurabilir. Hukuk Genel Kurulu bir kararında vergi dairesinin koyduğu haczin geçersizliği, geçerli olsa bile taşınmazın aynından kaynaklanan vergi borcu olmadığı için birinci sırada yer almayacağı isteminin şikâyete ilişkin olduğu, sıra cetvelinde ilk sırada yer alan alacaklıya itiraz ederken kendi sırasına da itiraz ettiği İçtihadında bulunmuştur (HGK’nın 05/03/2008 tarih 19/161-213 sayılı kararı; YKD 2009/28224-229). 17- İcra dairesi takip konusu alacaklıların maddi bakımından mevcut olup olmadığını araştırma yetkisine sahip olmadığı için paraların paylaştırılmasında aslında mevcut olmayan fakat borçlu tarafından inkar edilmemiş olan alacaklara da pay ayrılmış olabilir. Bu durumda asılsız bir alacağın sıra cetveline girmiş olması gerçek alacaklarının alacağını istifade imkanını ortadan kaldırabileceğinden alacaklılara bu yöndeki itirazlarını ileri sürebilmeleri için sıra cetveline itiraz hakkı tanınmıştır. Alacaklı sıra cetveline itiraz davası genel mahkemelerde açar. 18- Şikâyetçi vergi dairesi takip alacaklısının (yediemin) takipte kesinleşen alacağının miktarına değil takip alacağının İİK’nun 138/2 maddesinde belirtilen ve satış bedelinden öncelikle ödenmesi gereken satış ve paylaştırma masrafı niteliğinde olmadığını eşyanın aynından kaynaklanan motorlu taşıtlar vergisi alacağının olay

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2022/960 E., 2023/733 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İnşaat Taahhüt Ticaret A.Ş.'nin iflasına karar verildiğini, İİK'nun 206. ve 207. maddeleri uyarınca sıra cetveli oluşturduğunu, sıra cetvelinde yer alan Kozyatağı Vergi Dairesi Müdürlüğünün alacağı ile İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının alacağının aynı alacak olduğunu ve sıra cetveline mükerrer kaydedildiğini ileri sürerek mük
6. Hukuk Dairesi         2022/960 E.  ,  2023/733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1906 E., 2021/1560 K. DAVA TARİHİ : 19.03.2019 HÜKÜM/KARAR : Esasdan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/190 E., 2021/286 K. Taraflar arasındaki kayıt terkin davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın, davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... İnşaat Taahhüt Ticaret A.Ş.'nin iflasına karar verildiğini, İİK'nun 206. ve 207. maddeleri uyarınca sıra cetveli oluşturduğunu, sıra cetvelinde yer alan Kozyatağı Vergi Dairesi Müdürlüğünün alacağı ile İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının alacağının aynı alacak olduğunu ve sıra cetveline mükerrer kaydedildiğini ileri sürerek mükerrer alacağın sıra cetvelinden çıkarılarak sıra cetvelinin düzeltilmesine ve karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı müflis iflas idaresi vekili beyan dilekçesinde; Kozyatağı Vergi Müdürlüğüne ait alacağın ait mükerrer kaydedildiği beyan etmiştir. Davalılar Kozyatağı ve İstanbul Vergi Daireleri vekili beyan dilekçesinde; iflas idaresinin hatalı işlemi ile aynı alacağın mükerrer kaydedildiğini, mükerrer kayıtta müvekkili vergi dairelerinin kusurunun bulunmadığını, bu nedenle aleyhlerine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Kozyatağı Vergi Dairesinin alacağının sıra cetveline mükerrer bir şekilde kaydedildiği, mükerrer kayıt işleminde vergi dairesinin herhangi bir kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın ... yönünden reddine, İflas masası ve ... yönünden kabulü ile, müflisin İstanbul Anadolu İflas Müdürlüğünün 2018/34 İflas dosyasında 5. sırasına kaydedilen Kozyatağı Vergi Dairesinin 13.556.955,96 TL alacak kaydının mükerrerlik oluşturması nedeniyle sıra cetvelinden çıkarılmasına, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili kurumun mükerrer kaydın oluşmasında kusurunun bulunmadığını, iflas müdürlüğünün hatalı işlemi nedeniyle müvekkilinin hasım gösterilemeyeceğini, davanın müvekkili yönünden de reddi gerektiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iflas Müdürlüğünün Kozyatağı Vergi Dairesinin yazısını sehven alacak kayıt talebi gibi değerlendirdirerek alacağı sıra cetveline kaydettiği, aynı alacağa ilişkin İstanbul Vergi Dairesi'nin alacağının da sıra cetveline kaydedildiği, mükerrer kaydedilen Kozyatağı Vergi Dairesi'nin alacağının sıra cetvelinden çıkartılması gerektiği, kayıt terkini istemine ilişkin davaların, alacakları itiraza uğrayan alacaklılara karşı açılması gerektiği, iflas idaresine husumet yöneltilemeyeceği, ancak iflas idaresinin karara karşı istinaf yoluna başvurmadığı da gözetilerek ilk derece mahkeme kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı ... Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iflas sıra cetvelinde kayıt terkin istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK'nın 234/1, 235. Maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2022/347 E., 2023/512 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bu hüküm kamu alacaklarının ilk hacze iştirakleri yönünden özel bir düzenleme olduğundan, İİK'nın 206. ve 207. maddesi kamu alacaklarının hacze iştirak etmesinde uygulanmaz.
6. Hukuk Dairesi         2022/347 E.  ,  2023/512 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1349 E., 2021/1676 K. DAVA TARİHİ : 23.09.2020 HÜKÜM/KARAR : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 6. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/299 E., 2021/369 K. Asıl ve birleşen dosyalardaki taraflar arasında haciz sıra cetveline şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen dosyalardaki şikayetlerin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın asıl dosyada şikayetçi ... Bankası A.Ş. vekili, asıl ve birleşen dosyalarda şikayet olunan Vergi Dairesi Müdürlükleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, ... ve ... Müdürlüklerinin istinaf başvurularının reddine, ... Bankası A.Ş. ve ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak asıl ve birleşen dosyalarda yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetlerin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl dosyada şikayetçi ... Bankası A.Ş. vekili, asıl ve birleşen dosyalarda şikayet olunan Vergi Dairesi Müdürlükleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl dosyada şikayetçi T. ... Bankası A.Ş. vekili, sıra cetvelinde kendisine garameten pay ayrılan şikayet olunan ... ... Metal Ürt. Ve Paz. A.Ş. alacağı fiili ödeme günündeki kur esas alınmadığından hatalı hesaplandığını, öte yandan süresinde satış talebi yapılmadığından adı geçen şirketin haczinin düştüğünü, ilk haczin müvekkili bankanın haczi olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini istemiştir. 2.Birleşen dosyada şikayetçi Sosyal Güvenlik Kurumu vekili, sıra cetvelinde şikayet olunan Vergi Dairesi Müdürlüğüne garameten pay ayrıldığını, müvekkili kurumun, 6183 sayılı Yasanın 21. maddesi hükmü uyarınca Vergi Dairesi ile aynı durumda olduğundan, garameten paylaştırmaya dahil edilmesi gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini istemiştir. II. CEVAP 1. Asıl ve birleşen dosyalarda şikayet olunan ... ... Metal Ürt. ve Paz. A.Ş. cevap vermemiştir. 2. Asıl ve birleşen dosyalarda şikayet olunan ... vekili, müvekkilinin 6183 sayılı Yasanın 21. maddesi hükmü uyarınca ilk kesin hacze iştirak hakkı bulunduğunu, sıra cetvelinin buna göre düzenlendiğini savunarak, şikayetlerin reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikayete konu sıra cetvelinde, satış bedelinin 1. sırada yer alan kesin haciz sahibi alacaklı ... ... Metal Ürt. Ve Paz. A.Ş. ile kamu alacaklısı ... arasında garameten pay edildiği, diğer alacaklılara para kalmadığı, 1. sıradaki alacaklının haciz tarihinin 29.03.2010 olduğu, 14.03.2012 tarihinde masrafını yatırarak satış talebinde bulunduğu, haciz tarihi itibariyle yürürlükte bulunan yasal düzenlemeye göre taşınmazlarda satış isteme süresinin 2 yıl olduğu, bu nedenle şikayet olunan ... ... Metal Ürt. ve Paz. A.Ş.’nin haczinin ayakta olduğu, asıl dosyada şikayetçi bankanın bu yöndeki şikayetinin yerinde olmadığı, ancak 1. sıradaki alacaklının alacağının hatalı hesaplandığına yönelik şikayetinde haklı olduğu, cetvelin bu nedenle iptali gerektiği, birleşen dosyada şikayetçi SGK vekilinin talebinin yerinde olduğu, 6183 sayılı Yasanın 21. hükmü uyarınca, şikayetçi SGK’nın ve diğer kamu alacaklılarının garameye dahil edilmesi gerektiği, hakları etkileneceğinden diğer kamu alacaklılarının re’sen dosyaya dahil edildiği gerekçesiyle, asıl dosyadaki şikayetin kısmen kabulü ile sıra cetvelinin iptaline, birleşen dosyadaki şikayetin kabulü ile şikayetçi SGK’nın garameye dahil edilmesi gerektiğinin tespitine, sıra cetveli asıl dosyada iptal edildiğinden bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl dosyada şikayetçi T. ... Bankası A.Ş. vekili ile asıl ve birleşen dosyalarda şikayet olunanlar ... Vergi Dairesi, ... Vergi Dairesi ve ... Müdürlükleri vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Asıl dosyada şikayetçi T. ... Bankası A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde; şikayet olunan 1. sıradaki alacaklının haczinin 29.03.2010 tarihli olduğunu, dosyasının daha sonra işlemsizlik nedeniyle düştüğünü, 16.02.2012 tarihinde yenilendiğini, 14.03.2012 tarihinde dosyaya 200,00 TL satış masrafı yatırıldığını, bu tarihten sonra dosya yeniden işlemsizlik nedeniyle düşmüş ise de bu kez de 01.06.2017 tarihinde bir defa daha yenilendiğini, alacaklının her yenilemeden sonra yeni bir haciz talebinde bulunduğunu, ilk hacizden sonra yeniden haciz talep edilmesinin ilk hacizden vazgeçilmiş anlamı taşıyacağını, diğer yandan satış isteme süresinin hesabında haczin tapuya işlendiği tarihin değil haciz kararının verildiği tarihin esas alınması gerektiğini, bu durumda şikayet olunan 1. sıradaki alacaklının haczinin süresinde satış istenmediğinden düştüğünü, ilk kesin hacze, haciz tarihi daha önce olan kamu idaresinin iştirak edebileceğini, diğer idarelerin iştirak hakkı bulunmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. 2. Asıl ve birleşen dosyalarda şikayet olunan Vergi Dairesi Müdürlükleri vekili istinaf başvuru dilekçesinde; sıra cetvelinde 1. sırada yer alan ilk kesin haciz sahibi alacaklı ... ... Metal Ürt. ve Paz. A.Ş.’nin alacak miktarının 411.440,77 TL olarak hesap edilmesinin ve diğer kamu idarelerinin garameye dahil edilmesinin, garameten paylaşıma giren ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün cetvelden alacağı miktarı azaltacağını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, öte yandan cetvelin hatalı düzenlenmesinde bir kusuru bulunmayan müvekkili kurumun yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne ve ... Müdürlüğüne sıra cetvelinde pay ayrılmadığı, sıra cetveline karşı şikayette bulunmadıkları, mahkemece re’sen dosyaya dahil edildikleri, aleyhlerine hüküm kurulmadığı, bu haliyle dosyada taraf sıfatları bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurularının reddine; 6183 sayılı Yasanın 21. maddesi uyarınca 3. kişilerin alacağı için haczedilen mallar, malın satış tarihinden önce bir kamu alacağı için de haczedilirse anılan Yasa’nın 69. maddesinin uygulanmayacağı ve mahcuza satıştan önce haciz uygulayan bütün kamu idarelerinin ilk hacze iştirak edeceği ve satış bedelinin aralarında garameten paylaştırılacağı, şikayet olunan ... vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, cetvelde 1. sırada pay verilen ... ... Metal Ürt. Ve Paz. A.Ş.’nin haciz tarihinin 29.03.2010 olduğu, o tarihte yürürlükte bulunan Yasal düzenleme uyarınca iki yıl içerisinde satış avansını yatırarak satış talebinde bulunulduğundan haczinin düşmediği, icra müdürlüğünce bu dönemde takip dosyasının işlemden kaldırılarak arşive alınmasının önceki tarihli haczi kendiliğinden hükümsüz hale getirmeyeceği, asıl dosyada şikayetçi T. ... Bankası A.Ş.’nin bu hususa ilişkin istinaf itirazlarının haksız olduğu, cetvelde 1. sırada pay verilen ... ... Metal Ürt. Ve Paz. A.Ş.’nin alacağının eksik hesaplandığı iddiasının ise incelenebilir nitelikte olmadığı, bu iddiayı ancak adı geçen şirketin ileri sürebileceği, icra mahkemesince cetvelin neden iptal edildiğine dair gerekçesini açıklayıp hükümde sadece sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki hüküm tesisinin doğru olmadığı, her bir dosya bağımsız olmasına rağmen birleşen dosyada karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinin hatalı olduğu, taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak şikayetçi SGK dışındaki diğer kamu alacaklılarının da garameye dahil edilmesi gerektiği yönünde gerekçe tesis edilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, T. ... Bankası vekilinin ve ... vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemekle birlikte ilk derece mahkemesi gerekçesinde ve hükmünde kısmen hata edildiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen dosyalardaki şikayetlerin kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dosyada şikayetçi T. ... Bankası A.Ş. vekili ile asıl ve birleşen dosyalarda şikayet olunanlar ..., ... Vergi Dairesi Müdürlüğü ve ... Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Temyiz yoluna başvuran taraf vekilleri, istinaf başvuru dilekçesinde dile getirdikleri itirazları temyiz nedeni olarak ileri sürmüşlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen dosyalarda sıra cevtelinin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1-Şikayet olunan ... Boyal Metal Üretim ve Paz. A.Ş.'nin 29.03.2010 tarihli haczi itibariyle yürürlükte bulunan, İcra İflas Kanunu'nun 106 ve 110. maddelerine göre taşınmaz haczini izleyen 2 yıl içerisinde satış istenmezse o mal üzerindeki haciz düşer. Aynı Kanun'un 59. maddesi uyarınca, bir işlemin yapılmasını isteyen taraf, o işlemin yapılması için gerekli masrafları avans olarak (peşin) yatırmalıdır. İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 6. maddesine göre, bu masrafların, tahsilat makbuzu karşılığında para olarak alınması gerekir. Aksi takdirde talep yapılmamış sayılır. Cüz’i de olsa satış avansının yatırılmış olması, usulüne uygun bir satış talebinin bulunduğu anlamına gelir. Yatırılan masrafın yetmeyeceği sonradan anlaşılırsa, bunun tamamlanması istenebilirse de masraf hiç yatırılmamışsa geçerli bir talebin varlığından söz edilemez. Alacaklı tarafça yasal süre henüz dolmadan satış talep edilmiş ve buna ilişkin satış avansı yasal süre dolmadan yatırılmış ise haczin düşmediğinin kabulü gerekir. Öte yandan, Yasada haczin yenilenmesi diye bir müessese mevcut olmayıp, aynı takip dosyasından olsa da konulan her haciz yeni bir hacizdir. Buna göre aynı taşınmaz üzerine birden fazla haciz konulmasını engelleyen bir yasa hükmü de yoktur. Taşınmazın üzerinde haciz varken, alacaklının talebi üzerine yeniden haciz konulması, önceki hacizden vazgeçildiği anlamına gelmediği gibi daha önce konulmuş haczi ve sonuçlarını da ortadan kaldırmaz. Bu talep daha önceki haciz ve işlemlerden feragat anlamına gelmez. 2-6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 69. maddesinde, “Her amme idaresi, diğer bir amme idaresi tarafından yapılan hacizlere, amme alacağı bu haciz tarihinden önce tahakkuk etmiş olmak şartıyla, haczedilen mallardan herhangi biri paraya çevrilinceye kadar iştirak edebilir. Hacze iştirak halinde, hacizli malın bedelinden ilk önce haczi yapan dairenin alacağı tahsil olunur. Artanı hacze iştirak tarihi sırası ile alacaklarına mahsup edilmek üzere, hacze iştirak eden dairelere ödenir” hükmü kabul edilmiştir. 6183 sayılı Kanun'un 21/1. maddesinde ise üçüncü şahıslar tarafından haczedilen malların paraya çevrilmesinden önce o mal üzerine kamu alacağı için haciz konulması hâlinde kamu alacağının hacze iştirak edeceği ve satış bedelinin garameten paylaştırılacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm kamu alacaklarının ilk hacze iştirakleri yönünden özel bir düzenleme olduğundan, İİK'nın 206. ve 207. maddesi kamu alacaklarının hacze iştirak etmesinde uygulanmaz. Kamu alacağının hacze iştiraki açısından ilk haczin dayandığı alacağın niteliği ile ilgili bir ayrım yapılmadığından, ilk haczin dayandığı alacak hangi sebepten doğarsa doğsun kamu alacağı için satıştan önce haciz konulmuşsa ilk hacze iştirak eder. Öte yandan, 6183 sayılı Kanun'un 21/1. maddesi, ilk haczin üçüncü kişiler tarafından uygulanması hallerine münhasır olup, üçüncü kişiden sonra birden çok kamu alacaklısı tarafından haciz konulması halinde, haciz sahibi bütün kamu alacaklılarının ilk hacze iştirakinin kabulü gerekir. Böyle bir ihtimalde kamu alacaklıları bakımından aynı Yasa'nın 69. maddesi uygulanmaz. Diğer anlatımla, üçüncü kişilerin alacağı için haczedilen mallar, malın satışı tarihinden önce bir kamu alacağı için de haczedilirse anılan Yasa'nın 69. maddesi uygulanmaz ve mahcuza satıştan önce haciz uygulayan bütün kamu idarelerinin kamu alacağı ilk hacze iştirak eder ve satış bedeli aralarında garameten paylaştırılır. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, şikayetçi ... Bankası A.Ş., şikayet olunanlar ... ve ... Müdürlüğü vekilerinin, birleşen dosyada şikayet olunan Vergi Daireleri vekillerinin tüm, asıl dosyada şikayet olunan ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Asıl dosyada şikayet olunan ... vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; Şikayete konu sıra cetvelinde, bedeli paylaşıma konu taşınmazın satış bedeli, asıl dosyada şikayet olunanlar ... Boyal Metal Üretim ve Paz. A.Ş. ve ... arasında garameten paylaştırılmıştır. Adı geçen şirkete 171.257,39 TL, Vergi Dairesine 718.173,67 TL pay ayrılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şikayet olunan alacaklı şirketin sıra cetvelinde esas alınması gereken alacağı 411.440,77 TL olarak tespit edilmiş ise de alacaklı şirketin sıra cetveline karşı bu yönden bir şikayeti bulunmamakta olup, kendisine garameten ayrılan paya rıza göstermesine göre yeni düzenlenecek sıra cetvelinde de 171.257,39 TL tutarında pay alacaktır. Yukarıda "İlgili Hukuk" bölümünün 1 numaralı bendinde de açıklanan nedenlerle, şikayetçi ... Bankası A.Ş.'nin, alacaklı ....A.Ş.'nin haczinin düştüğüne yönelik şikayeti de yerinde olmadığından, garameye girme hakkı bulunmayan şikayetçi bankanın, şikayet olunan alacaklı şirket ve Vergi Dairesinin garameten aldığı paylara yönelik şikayeti yersizdir. Bu durumda asıl dosyada şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulü doğru olmamış, hükmün bu nedenle asıl dosyada şikayet olunan ... lehine bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1-Asıl dosyada, şikayetçi ... Bankası A.Ş., şikayet olunanlar ... ve ... Müdürlüğü vekillerinin, birleşen dosyada şikayet olunan Vergi Daireleri vekillerinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Asıl dosyada şikayet olunan ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, asıl dosyada şikayet olunan ... lehine BOZULMASINA, Aşağıda yazılı harcın şikayet olunan T. ... Bankası A.Ş.'den alınmasına, şikayet olunanlar ... ile ... Müdürlüğü harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2020/211 E., 2022/829 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
İİK’nın 206 ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 59.
Hukuk Genel Kurulu         2020/211 E.  ,  2022/829 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “sıra cetveline itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası gereğince direnme kararının temyiz incelemesinde duruşma yapılmayacağından davalı vekilinin duruşma talebinin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın ..., ... ve ...Tic. ve San. Ltd. Şti.’den olan alacağı için İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2014/29730 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, ...'ın İstanbul ili, Çatalca ilçesinde yer alan 549 parsel sayılı taşınmazdaki 4/5 hissesine haciz konulduğunu, ancak davalının borçlu hakkında Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2014/2676 E. sayılı dosyası üzerinden başlattığı icra takibi ile Çatalca İcra Müdürlüğünün 2014/286 Talimat sayılı dosyasında anılan taşınmazı sattırdığını, satıştan gelen paranın alacaklıların tümünün alacağının karşılanmasına yetmediğinden sıra cetveli yapıldığını, sıra cetvelinde tüm bedelin davalıya ayrıldığını, davalının başlattığı takibin dayanağının senet olduğunu, gerçekte böyle bir alacağın bulunmadığını, senedin her zaman düzenlenebileceğini, amacın mal kaçırma olduğunu ileri sürerek sıra cetveline itirazın kabulü ile İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2014/29730 E. sayılı dosyasına konu müvekkili banka alacağının davalıya ayrılmış olan paydan ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından başlatılan takibin dayanağı kambiyo senedinde müvekkilinin ilk lehtar olmadığını, bonoya ciro yoluyla hamil olduğunu, bu sebeple muvazaa iddiasının dinlenemeyeceğini, davacı bankanın müvekkili tarafından başlatılan icra takibinden yaklaşık yedi buçuk ay sonra takip başlattığını, müvekkilinin senette yetkili hamil olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.02.2016 tarihli ve 2015/953 E., 2016/162 K. sayılı kararı ile; senedin her zaman düzenlenmesi mümkün olup davalı alacaklının alacağının gerçek hukukî bir ilişkiye dayandığını, takipten önce düzenlenmiş ve birbirini teyit eden usulüne uygun deliller ile ispatlaması gerektiği, muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında iddianın, kural olarak borçlu ile davalı alacaklının anlaşmalı biçimde borç ilişkisi oluşturarak diğer alacaklılardan mal kaçırma amacı güttükleri yönünde olduğu, bunun için muvazaalı muamelenin borçlandırıcı işleme göre yapıldığı tarihin önem taşıdığı, muvazaadan söz edilebilmesi için kural olarak muvazaalı tasarrufun diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerektiği, davalının takibinin dayanağı bononun keşide tarihinin 12.07.2012, vade tarihinin 12.08.2012, takip tarihinin ise 28.02.2014 olduğu, bu durumda bononun düzenlenebileceği en son tarihin 28.02.2014 olabileceği, davacının 10.10.2014 tarihli takibinin dayanağı olan bononun ise 02.02.2012 keşide tarihli, 08.10.2014 vade tarihli olup, davalının dayanağı bononun keşide tarihinin davacının dayanağı bononun keşide tarihinden sonra olduğu, davalı tarafından başlatılan takibin dayanağı bononun davacı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonra düzenlendiği, davalı ile davalının başlattığı takip borçlusu ...'in kardeş oldukları, davalı tarafından ibraz edilen belgelerin ispata elverişli olmadığı, işlemin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2014/29730 E. sayılı dosyasına konu davacı banka alacağının Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2014/2676 E. sayılı dosyasında davalıya ayrılmış paydan ödenmesine karar verilmiştir. Özel Daire Onama Kararı: 7. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince 05.07.2017 tarihli ve 2016/3695 E., 2017/1997 K. sayılı kararı ile; “…Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir,..." gerekçesiyle karar onanmıştır. Özel Daire Bozma Kararı: 9. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 10. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince 30.05.2019 tarihli ve 2017/2233 E., 2019/2501 K. sayılı kararı ile; “…Davalı borçlu ile aralarında ticari ilişkiler bulunduğunu, takibe konu bonoların bu ticari ilişki sonucunda verildiğini savunmuş, mahkemece bu ilişkilerle ilgili deliller toplanmadan sırf bono tarihinin davacı takibinden sonra olması ve davalı ile borçlunun kardeş olması gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Halbuki ticari ilişkinin varlığını ve alacağının gerçek olduğunu isbat eden davalının borçlu ile kardeş olması ve takip tarihinin bir önemi olmayacaktır. Asıl olan fiktif bir alacak yaratma saikidir. Bu nedenle davalının alacaklısı olduğu, Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2014/2676 Esas sayılı takip dosyasının dayanağı olan bononun borçluları ... ve ... ile davalı arasında var olduğu iddia edilen ticari ilişkinin tespiti ile bononun tanzim sebebinin araştırılması için, davalı savunmasında bahsi geçen hususlar da dikkate alınmak suretiyle, davalı tarafça ibraz edilen belgeler ve tarafların ticari kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan bu gerekçelerle hükmün bozulması gerekirken, Dairemizce onandığı anlaşıldığından, davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulü ile Dairemizin 05.07.2017 tarihli ve 2016/3695 Esas, 2017/1997 Karar sayılı onama ilamı kaldırılarak, hükmün bozulması gerekmiştir,…” gerekçesiyle onama kararı kaldırılarak karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 11. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09.10.2019 tarihli ve 2019/534 E., 2019/921 K. sayılı kararı ile; davalı alacaklının borçlu ile olan ticarî ilişkisini usulüne uygun belgelerle ispatlaması gerektiği, davacı vekilinin tanık deliline muvafakat etmediği, tanık dinlenmesinin sonuca etkili olmayacağı, tarafların ispata yarayan tüm delillerini ibraz etmesi için kendilerine tensip zaptı ile süre verildiği, ön inceleme duruşmasında ara karar ile de ayrıca süre verildiği, davalı tarafından iddiasına konu senedin muvazaalı olmadığına ilişkin yeterli kanaat oluşturacak delillerin dayanakları ile birlikte ibraz edilmediği, cevap dilekçesi ile de herhangi bir defter incelemesi talebinde bulunulmadığı, davalının sunduğu tahsilat makbuzlarının her birinin .. Gıda Tarım Hayvancılık ve Metal Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile Yıldızlar Çelik Ticaret ve San. ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki ticari ilişkiye istinaden düzenlendiği, takibe konu senedin ise ..., ... ve ... arasında düzenlendiği, sunulan tahsilat makbuzları ekindeki çeklerin ve senetlerin olması gerektiği gibi ticarî şirketler adına düzenlenmesine rağmen takip konusu senedin gerçek kişiler adına düzenlendiği, bu belgeler üzerinde ya da şirketlerin ticarî defterleri üzerinde yapılacak bir incelemenin sonuca etkili olmayacağı, senedin gerçek kişiler arasında düzenlenmiş olması nedeniyle daha önce de şirketler adına düzenlenmiş çek ve senetlerle tahsilat yapıldığı dikkate alındığında ... ile ... arasındaki senet geçişini sağlayıcı ilişkiye dair herhangi bir delil de ibraz edilmediği, ...'ın borçlu olduğu dosyada 03.03.2014 tarihinde icra dairesine müracaat edip borcu kabul ederek lehine olan sürelerden feragat ettiği, dava konusu taşınmazı mal olarak bildirdiği, gayrimenkul satış talebinde bulunduğu ve satış avansını yatırarak satış sürecini ilerletmek için hayatın olağan akışına aykırı işlemler yaptığı, davalı alacaklının alacağın gerçek hukukî bir ilişkiye dayandığını ispat edemediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 12. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 13. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı bankanın muvazaa iddiasına ilişkin olarak davalı tarafından icra takibine konu edilen bononun düzenlenme sebebinin araştırılması için davalının ibraz ettiği belgeler ve davalı ile senet borçlularının ticarî kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak varılacak sonuca göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 14. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) “Sıra cetveli” başlıklı 140. maddesine göre; “Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklılar 206. madde mucibince iflas hâlinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir” Aynı Kanun’un 141. maddesi uyarınca “Sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilir.” 15. İcra ve İflas Kanunu’nun “Cetvele itiraz” başlıklı 142. maddesi, “Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakdarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit muhakeme usuliyle görülür. İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” Aynı Kanun’un 138/2 maddesi ise, “…Haciz, paraya çevirme ve paylaştırma gibi bütün alacaklıları alakadar eden masraflar önce satış tutarından alınır ve artan para takip masrafları ve işlemiş faizler dahil olduğu halde alacakları nispetinde paylaştırılır…” Şeklinde düzenlenmiştir. 16. Açıklanan bu yasal düzenlemeler ile İİK’nın 100 ve 101. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, borçluya ait paranın veya satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar birden fazla alacaklı tarafından haciz konulması hâlinde yapılan satış sonucu elde edilen satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi durumunda icra müdürlüğünce sıra cetveli yapılması gerekir. Sıra cetvelinde aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (m. 100-101) bütün alacaklılar, alacak miktarları ve faizleri ile gösterilir. Bu alacaklıların her biri belli bir sıraya girer. Bu sıra, İİK’nın 206. maddesinde gösterilmiştir (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 730, 732, 733). 17. Sıra cetveli, satış bedelinden alacakları ödenecek kimselerin ve bunların alacaklarının İİK’nın 206. maddesi uyarınca imtiyaz durumlarının ve hangi sıraya dâhil olduklarının tespiti amacıyla düzenlenir. Böylece hangi alacakların öncelikle ödeneceği, hangi mahiyetteki alacakların hangi sıraya kaydedileceği sıra cetveli yapılması ile belirlenmiş olur. İİK’nın 206 ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 59. maddesinde gösterilmiştir. 18. Yönetmeliğin 59. maddesi uyarınca alacaklıların ad ve soyadları, talep edilen, kabul ve reddedilen para miktarlarının, alacak hakkındaki kararın ne olduğu ve hangi sıraya kabul edildiği yazılır. İİK’nın 141. maddesi gereğince de sıra cetvelinin birer suretinin icra müdürlüğü tarafından alakadarlara tebliğ edilmek suretiyle alacaklılara itiraz etme imkânı sağlanmaktadır. 19. Sıra cetveline itiraz davası açma süresi yedi gündür. Bu süre sıra cetvelinin itiraz eden (davacı) alacaklıya tebliğinden itibaren işlemeye başlar. Bu yedi gün içinde hiçbir sıra cetveline itiraz davası açılmazsa sıra cetveli kesinleşir (Kuru, s. 738). Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 30.11.2021 tarihli ve 2017/(23)6-1176 E., 2021/1522 K. sayılı kararında da değinilmiştir. 20. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı vekili tarafından Bora Yıldız, ... ve Yıldızlar Çelik Tic. ve San. Ltd. Şti.’den olan alacağı için icra takibi başlatıldığını, ...'ın adına kayıtlı taşınmazdaki hissesine haciz konulduğunu, ancak davalının borçlu hakkında başlattığı icra takibi ile anılan taşınmazı sattırdığını, satıştan gelen paranın alacaklıların alacağının tamamını karşılamaya yetmediğinden sıra cetveli yapıldığını, sıra cetvelinde tüm bedelin davalıya ayrıldığını, davalının icra takibine dayanak senet nedeniyle bir alacağının bulunmadığını ileri sürerek sıra cetvelinin iptalini talep ettiği görülmektedir. 21. İcra ve İflas Kanunu’nun 142/3. maddesinde, itirazın alacağın esas ve miktarına ilişkin olmayıp yalnız sıraya dair ise şikâyet yolu ile icra (hukuk) mahkemesine başvurulabileceği düzenlenmiş olup, itiraz edilen alacağın esasına ve miktarına ilişkin olarak yargılama yapılması ve sıra cetvelinin doğru düzenlenip düzenlenmediğinin buna göre değerlendirilmesi genel mahkemece yapılabilecektir. 22. Alacağın esas ve miktarına ilişkin olarak açılan sıra cetveline itiraz davasında görevli mahkeme ise, davacının davasını kazanması hâlinde istifade edeceği muhtemel para miktarına [sıra cetvelinde davalı alacaklıya ayrılan paya (para miktarına)] bakılmaksızın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesidir (Kuru, s. 738; Uyar, Talih/Uyar, Alper/Uyar, Cüneyt: İcra ve İflâs Kanunu Şerhi, Ankara 2014, s. 2650; Muşul, Timuçin: İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2013, s. 808; Pekcanıtez, Hakan/Atalay, Oğuz/ Sungurtekin Özkan, Meral/Özekes, Muhammet: İcra ve İflâs Hukuku, Ankara 2011, s. 348). 23. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Bu nedenle mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın esası hakkında hüküm kurulması yerinde değildir. 24. Hâl böyle olunca, açıklanan bu değişik gerekçe ile direnme kararının usulden bozulması gerekmiştir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Direnme kararının değişik gerekçe ile usulden BOZULMASINA, Bozma neden ve kapsamına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.06.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/1912 E., 2021/320 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK’nın 206 ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 59.
Hukuk Genel Kurulu         2017/1912 E.  ,  2021/320 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “sıra cetvelinin iptali” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen şikâyetin kabulüne ilişkin karar şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK)'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası hükmü gereğince direnme kararının temyiz incelemesinde duruşma yapılmayacağından şikâyet olunan vekilinin duruşma talebinin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Şikâyetçi İstemi: 4. Şikâyetçi vekili şikâyet dilekçesinde; müvekkili banka tarafından borçlu Orhan Boz ve diğerleri hakkında İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasında 17.01.2007 tarihinde başlatılan (kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile) icra takibinde borçlu Orhan Boz adına tapuda kayıtlı olan 11 nolu bağımsız bölüme 19.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu, alacaklısı Denizbank A.Ş. olan İstanbul 8. İcra Dairesinin 2007/893 E. sayılı dosyasında da 11 nolu bağımsız bölüme 18.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu ve bu icra dosyasında bağımsız bölümün 07.10.2011 tarihinde açık artırma ile satılması üzerine satış bedeli için 20.10.2011 tarihinde sıra ve derece kararı tanzim edilerek kendilerine tebliğ edildiğini, icra dairesi tarafından yapılan sıra cetveli ve paylaştırmanın hatalı olduğunu, sıra cetvelinde kendilerinin alacaklı olduğu İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasındaki haciz tarihinin yanlış yazıldığını, doğrusunun 19.01.2007 olduğunu, sıra cetvelinde icra dosyalarının hacze iştirakinin tespiti için gereken icra takip tarihi ve ödeme emri tebliğ tarihinin yazılı olmadığını, tapu kaydındaki hacizlerin kesin haciz mi ihtiyati haciz mi olduğuna dikkat edilmediğini, İstanbul 8. İcra Dairesinin 2007/893 E. sayılı dosyasının haciz tarihinin 18.01.2007 yazıldığını, ancak haczin kesin haciz değil ihtiyati haciz olduğunu, ilk kesin haczin 23.01.2007 tarihinde kesinleşen kendi dosyalarından konulduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 268. maddesine göre ilk ihtiyati haczi koyan dosya ile garameten paylaştırılması gerektiğini, ilk kesin haczin kendi dosyalarından yapılmış olduğu hususunun dikkate alınmadan satış bedelinin tamamının ilk ihtiyati haciz koyan icra dosyasına ödenmesine karar verilen sıra cetvelinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline ve kanuna uygun olarak gerekli hesaplama yapılarak davalıya (şikâyet olunana) ödenen alacağın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Şikâyet Olunan Cevabı: 5. Şikâyet olunan cevap dilekçesinde; sıra derece kararına esas olmak üzere şikâyetçinin alacaklı olduğu İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasından İİK’nın 100. maddesine göre gerekli bilgilerin istendiği ve verilen cevaba göre sıra derece kararının tanzim edildiğini, şikâyetçinin iddia ettiği gibi garameten paylaştırmayı gerektiren bir durum bulunmadığını, şikâyetçinin haczinin İİK’nın 106 ve 110. maddelerine göre satış istenmediğinden düştüğünü, bunun üzerine 05.10.2009 tarihinde yeniden haciz koyduklarını, şikâyetin reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 29.03.2012 tarihli ve 2011/1234 E., 2012/342 K. sayılı kararı ile; İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasında alacaklı ve borçluların 10.08.2007 tarihli protokol ile 30.12.2014 tarihine kadar ana para, faiz ve fer'ileri ile birlikte ödenmesi konusunda anlaşmaya vardıkları, İİK’nın 111. maddesinin 3. fıkrası gereğince protokol süresince aynı Kanunun 106. maddesindeki hak düşürücü sürelerin işlemeyeceği, İİK’nın 100. maddesi gereği tanzim edilen malumatlar ve tüm dosya kapsamı nazarı itibara alındığında İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı takip dosyasında ilk haczin 19.01.2007 tarihinde konulduğunun tapu kayıtları ile sabit olduğu gerekçesi ile davanın (şikâyetin) kabulü ile şikâyete uğrayan 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin iptali ile alacak miktarı belirlenerek sıra cetvelinin davacının (şikâyetçinin) haczinin önceliğinin dikkate alınarak yeniden hazırlanmasına ve yanlar arasındaki sıra cetvelinden kaynaklanan uyuşmazlığın bu şekilde çözüme kavuşturulmasına karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikâyet olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesince 08.09.2014 tarihli ve 2013/4906 E., 2014/5417 K. sayılı kararı ile; “…Şikayetçi vekili, müvekkili banka tarafından Orhan Boz ve diğer borçlular hakkında kullandırılan kredilerden doğan alacak için icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin anılan borçluya 18.01.2007 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlu adına kayıtlı taşınmaz üzerine 19.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğunu, alacaklının icra dosyasından da aynı taşınmaz üzerine 18.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz uygulandığını, taşınmazın 07.10.2011 tarihinde ihale edilip, 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin düzenlendiğini, müvekkilinin haciz tarihi 19.01.2007 iken, sıra cetvelinde hatalı olarak 09.10.2009 olarak yazıldığını, sıra cetvelinde yasaya uygun, paylaştırma için gerekli bilgilerin bulunmadığını, ilk kesin haczin müvekkiline ait haciz olması nedeniyle ilk ihtiyati haczi koyan dosya ile garameye girmesi gerekirken, satış bedelinin tamamının ilk ihtiyati haciz koyan icra dosyasına ödenmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini şikayet ve talep etmiştir. Şikayet olunan vekili, sıra cetvelinin İİK'nın 100. maddesine göre, istenen bilgilere verilen cevap üzerine düzenlendiğini, bu belgeye göre şikayetçinin haczinin 09.01.2009 tarihli olduğunu, bu nedenle para isabet etmesinin mümkün olmadığını, şikayetçinin 19.01.2007 tarihli haczinin iki yıllık süre içerisinde satış istenmediğinden düştüğünü savunarak, şikayetin reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şikayetçinin alacağının 10.08.2007 tarihli protokolden kaynaklandığı, borçlu ile alacaklının 30.12.2014 tarihine kadar alacakların ana para, faiz ve fer'ileri ile birlikte ödenmesi konusunda anlaşmaya vardıkları, İİK'nın 111/3. maddesi gereğince protokol süresince icra müdürlüğü nezdinde gerçekleştirmiş oldukları takip işlemlerinin İİK'nın 106. maddesince hak düşürücü süreleri işletmeyeceği, bu sürelerin işlemesinin protokol hükümlerince engellendiği, tarafların bu konudaki iradelerinin tasarruf ilkesi uyarınca yanları bağlayıcı nitelikte bulunduğu gözetildiğinde somut olayda işlemeyen sürelerden ötürü hacizlerin kalktığından söz etme imkanı bulunmadığı, dolayısıyla davalı tarafın hacizlerin bu sebepten ötürü düşmesi gerektiğine ilişkin iddiasını benimseme imkânı bulunmadığı, ilk kesin haczin İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasında 19.01.2007 tarihinde gerçekleştiğinin tartışmadan ayrık olduğu, dolayısıyla 8. İcra Müdürlüğü'nün 2007/893 Esas sayılı dosyada gerçekleştirilen haczin bu tarihten sonra yani 01.09.2009 tarihi nazarı itibara alındığında İİK'nın 268. maddeye göre ilk kesin haczin İstanbul 10.İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasından 19.01.2007 tarihinde gerçekleştiği dikkate alınmadan sıra cetveli tanzim edildiği gerekçesiyle şikayetin kabülü ile 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin iptali ile alacak miktarı belirlenerek sıra cetvelinin davacının haczinin önceliğinin dikkate alınarak yeniden hazırlanmasına karar verilmiştir. Kararı, şikayet olunan vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, şikayet olunan vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Şikayet, sıra cetvelindeki sıraya ilişkindir. 2004 sayılı İİK'nın 111. maddesi "Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur. Şu kadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır. Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması halinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder."hükmünü içermektedir. Şikayetçiye ait İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2007/1487 Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklı şikayetçi vekili ile borçlular vekili tarafından borçların taksitlendirilmesine ilişkin 10.08.2007 tarihli protokol düzenlendiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, İİK'nın 111/3. maddesi uyarınca şikayetçinin 19.01.2007 tarihli ihtiyati haczi yönünden hak düşürücü sürelerin işlemediği kabul edilerek, şikayetin kabulüne karar verilmiş ise de, İİK'nın 111/4. maddesi uyarınca 10.08.2007 tarihli protokol hükümleri gereğince borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, taksit ödemelerinin zamanında yapılıp yapılmadığı hususlarında herhangi bir inceleme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece, şikayetçi banka kayıtları üzerinde, bankacılık konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılıp, 10.08.2007 tarihli protokol hükümleri de değerlendirilerek, borçlu tarafından takibe konu borca ilişkin protokol hükümlerine uygun biçimde anapara ve faiz ödemeleri yapılıp yapılmadığı, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, diğer anlatımla taksitlendirme sözleşmesinin ifa edilip edilmediği, buna göre satış isteme süresinin durup durmadığı, dolayısıyla şikayetçi haczinin ayakta olup olmadığı hususlarında rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. 3-Kabüle göre, sıra cetveline yönelik şikayetlerde İcra Mahkemesi, önüne gelen şikayetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, gerekçede yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini belirlemesi, diğer bir anlatımla alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini saptaması, cetvelin hukuka uygun olmayan kısımlarını göstermesi, bu çerçevede işlem yapılması için İcra Müdürüne talimat vermesi (İİK'nın m. 17/1) gerektiğinden, iptal nedenlerinin gerekçede belirtilmesi ve hüküm fıkrasında gerekçe tekrar edilmeden sıra cetvelinin iptaline karar vermekle yetinilmesi ve eda hükmü kurulmaması gerekir. Mahkemece, gerekçede yer alması gereken hususlara hüküm fıkrasında yer verilmesi, özel olarak İİK'nın 17/1. maddesine ve genel olarak da hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir sözün tekrar edilmemesine ilişkin HMK'nın 297/2. maddesine aykırı olmuştur. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nın 297/2 maddesi "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."hükmünü içermektedir. Şikayetçi tarafça, bedeli paylaşıma konu paranın şikayet olunanın alacağı ile garame hesabına göre paylaştırılması talep edilmiş ve mahkemece şikayetçinin haczinin ilk haciz olduğu kabul edilmiş olup, şikayetçinin talebi ile bağlı olduğu gözetilerek, buna göre garame yapılması gerektiği sonucuna varılması gerekirken, şikayetçinin ilk sırada tek başına yer alması gerektiği anlamına da gelebilen yazılı şekilde ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır…” gerekçesi ile (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İstanbul 9. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 02.04.2015 tarihli ve 2014/1479 E., 2015/242 K. sayılı kararı ile; taraflar arasındaki 10.08.2007 tarihli protokolün geçersizliğine ya da hükümden düşürülmesine ilişkin bir iddia, savunma ve uyuşmazlık bulunmadığı, mahkemenin tarafların iddia ve savunmalarına konu yapmadıkları bir hususu re’sen gözetmesi ya da protokolün İİK’nın 111. maddesi bağlamında etki ve sonuçlarını doğurup doğurmadığını, geçerlilik koşullarına haiz olup olmadığını kendiliğinden inceleyemeyeceği, taraflar arasında gerçekleştirilen ve kabul edilen 10.08.2007 tarihli protokolün geçerli olduğu, İİK'nın 111/3. maddesinin geçerli bir protokolün süre bakımından yaratacağı etki ve sonuçlarını açık bir şekilde belirttiği, buna göre protokol devam ettiği sürece İİK’nın 106 ve 150/e maddelerindeki sürelerin işlemeyeceği, İstanbul 10. İcra Dairesinin 2007/1487 E. sayılı dosyasındaki 19.01.2007 tarihli haczin geçerliliğini koruduğu, mahkemenin sıra cetvelini iptal etmekle birlikte hüküm dikkatle irdelendiğinde açılan davanın (şikâyetin) kabulü ile şikâyete uğrayan 20.10.2011 tarihli sıra cetvelinin iptali ile alacak miktarı belirlenerek sıra cetvelinin davacının haczinin önceliği dikkate alınarak yeniden hazırlanmasına ve yanlar arasındaki sıra cetvelinden kaynaklanan uyuşmazlığın bu şekilde çözüme kavuşturulmasına demek suretiyle hükmü 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi bağlamında lokal ve likit ve infazı kabil hâle getirdiği, sıra cetvelinin referans alacağı rakamın belli olmadığı, bu rakamın icra dairesince fer'ileri ile tespit edilerek ve sıraya dahil edileceği, mahkemenin icra dairesinin yerine geçerek alacak hesaplamasının mümkün olmadığı, İİK'nın 17/1. maddesinde şikâyet icra mahkemesince kabul edildiği takdirde işlem bozulur, yahut düzeltilir veya memurun sebepsiz yapmadığı ve geciktirdiği işlerin icrası emrolunur hükmünün düzenlendiği, talep kısmında davacının (şikâyetçinin) özellikle garame usulüne göre bir dağıtım yapılmasına ilişkin bir talebinin bulunmadığı gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde şikâyet olunan vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; İİK'nın 111. maddesinin 4. fıkrası uyarınca borçlu tarafından 10.08.2007 tarihli protokol hükümlerine uygun biçimde taksitlendirme sözleşmesinin ifa edilip edilmediğinin tespiti için anapara ve faiz ödemelerinin yapılıp yapılmadığı, taksitlendirme sözleşmesinin uygulanıp uygulanmadığı, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, buna göre satış isteme süresinin durup durmadığı, dolayısıyla şikâyetçinin haczinin ayakta olup olmadığı hususlarında bilirkişi raporu alınmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal mevzuatın ve ilgili kavramların irdelenmesi gerekmektedir. 13. Genel olarak icra takibi beş aşamadan oluşur. Bu aşamalar takip talebi, ödeme (icra) emri, haciz, satış ve paraların paylaştırılmasıdır. Paraların paylaştırılması, icra takibinin son safhasıdır. Diğer aşamalara geçilebilmesi için alacaklının talepte bulunması gerektiği hâlde, paraların paylaştırılmasına (ödenmesine) başlanabilmesi için alacaklının bir talebine gerek yoktur. İcra dairesi, satış sonucunda elde edilen paraları, kendiliğinden (re'sen) alacaklılara paylaştırır. Paraların paylaştırılması, aynı malların birden fazla alacaklı için haczedilmiş (hacze iştirak edilmiş) olması halinde söz konusudur. Hacizli mallar bir alacaklı için haczedilmişse, o zaman paraların paylaştırılması değil elde edilen paranın alacaklıya ödenmesi söz konusudur (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 729). 14. Sıra cetvelinin düzenlenmesi için birden fazla alacaklının bulunması ve borçlunun malvarlığının satılması sonucunda elde edilen para ile tüm alacaklıların alacağının ödenememesi gerekir. Hacze iştirak eden tüm alacaklıların alacağı ödenebiliyorsa sıra cetveli düzenlenmez. Eğer takibin sonunda tek alacaklı olursa, satış sonucu elde edilen para alacaklının alacağına yetmezse, yine sıra cetveli düzenlenmez, alacaklıya alacağının ödenmeyen kısmı için bir aciz belgesi verilir (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Özkan, M.S./Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, 10. Bası, Ankara, 2012, s. 387). 15. İİK’nın 140. maddesinde; “..Satış tutarı bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemiye yetmezse icra dairesi alacaklıların bir sıra cetvelini yapar. Alacaklılar 206 ncı madde mucibince iflas halinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar. Bununla beraber ilk üç sıraya kayıt için muteber olan tarih haciz talebi tarihidir…” hükmü bulunmaktadır. 16. İlk haczi uygulayan icra dairesi, alacaklıların bir sıra cetvelini yapar (İİK m. 140/1; İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği m. 59). Haczedilen mallar istinabe yolu ile haczedilmiş ve satılmış olsa bile, sıra cetvelini düzenleme yetkisi, takibin yapıldığı icra dairesine aittir. İstinabe olunan icra dairesinin bu sıfatla (istinabe olunan icra dairesi sıfatıyla) sıra cetveli düzenleme yetkisi yoktur. Sıra cetveli kesinleşmeden, icra müdürü paraları paylaştıramaz. Bu sıra cetveline dayanarak yapılan paylaştırmada, artık bütün alacaklıların alacağının tam olarak ödenmesi mümkün değildir. Sıra cetvelinde, aynı derecede hacze iştirak etmiş olan (İİK m.100-101) bütün alacaklılar alacak miktarları ve faizleri ile gösterilir. Bu alacaklıların her biri belli bir sıraya girer. Bu sıra İİK’nın 206. maddesinde gösterilmiştir (Kuru, s.732-733). 17. İİK’nın 206 ve 207. maddelerine göre sıra cetvelinin nasıl düzenleneceği İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin 59. maddesinde gösterilmiştir. Buna göre alacaklıların ad ve soyadları, talep edilen, kabul ve reddedilen para miktarlarının, alacak hakkındaki kararın ne olduğu ve hangi sıraya kabul edildiği yazılır. 18. Düzenlenecek sıra cetvelinde; alacaklılar İİK’nın 206. maddesine göre iflas hâlinde hangi sıraya girmeleri lazım geliyorsa o sıraya kabul olunurlar (İİK m. 140/2). Satış bedelinden önce birince derecede hacze iştirak edenlerin alacakları ödenir. Geriye bir şey artarsa bu, ikinci dereceye verilir. Paylaştırma parasının artması hâlinde sırasıyla diğer derecelere dağıtılır. Satış bedelinin birinci derecedeki alacaklıların tamamını karşılamaması hâlinde (veya diğer dereceler içinde bakiyenin alacakları karşılamaması durumunda da) derece için de sıra cetveli düzenlenir. Bu şekilde yapılan dağıtım sonucunda, alacağına kavuşamayanlar olursa İİK’nın 143. maddesi uyarınca bunlara borç ödemeden aciz belgesi verilir (Deynekli, A./Kısa, S.: Hacizde ve İflasta Sıra Cetveli, 3. B., Ankara 2005, s. 111). 19. Bu aşamada hacze iştirakin açıklanması gerekmektedir. Borçluya karşı bir veya birkaç alacaklı tarafından yapılan takip sonunda borçlunun haczedilen malları tüm alacaklıların alacağının ödenmesini mümkün kılıyorsa hacze iştirak sorunu ortaya çıkmayacaktır. Ancak, borçluya karşı takip yapan birden fazla alacaklının alacağı, borçlunun haczedilen mallarının satışı sonunda karşılanamıyorsa, hacze iştirak söz konusu olabilir. Hukukumuzda, borçlunun mallarına önce haciz koyduran alacaklının, alacağını önce alacağı şeklinde bir prensip geçerli değildir. Yani ilk haciz sahibi alacaklının esasen sonraki alacaklılara bir rüçhan hakkı bulunmamaktadır. Haczin rehin hakkına benzer bir etkisi ve dolayısıyla önce haciz koyduran kişinin, diğer alacaklılara göre önceliği kabul edilmemiştir. Sadece maaş veya ücret hacizlerinde sırada önce gelen haczin kesintisi bitmeden, sonraki haciz için kesinti yapılamaz (İİK m. 83/2, c. 3) (Pekcanıtez/ Atalay/ Özkan/ Özekes, s. 312-313). 20. İİK’da hacze iştirakin iki çeşidi düzenlenmiştir. Bunlar takipli (adi) veya takipsiz (imtiyazlı) iştiraktir. Gerek takipli gerekse takipsiz iştirakte alacaklılar İİK’nın 100 ve 101. maddelerindeki şartları taşımaları hâlinde borçlunun malları üzerine kendilerinden önce konulmuş hacizlere ilk haciz üzerine satılan malın tutarı vezneye girinceye kadar katılabilirler. Hacze iştirak hâlinde satış bedeli aynı derecedeki alacaklılar arasında garame (oranlama) suretiyle dağıtıma tabi tutulur. İştirak alacaklısı o derece içinde yer alan diğer alacaklılarla eşit statüye sahip olur ve hacizli malların satışından elde edilen paradan alacağı oranında pay alır. 21. Haciz koyduran alacaklı, borçlunun haczedilen malları üzerinde bir rehin hakkı veya bir imtiyaz kazanamaz. Alacağı haciz koyduran alacaklının alacağından evvel doğmuş ve borçluya karşı usulen icra takibinde bulunarak haciz istemek yetkisi kazanmış olan her alacaklı, bu hususu Kanunun tayin ettiği vasıtalarla ispat ederek haczedilen malın tutarı vezneye girinceye kadar hacze iştirak edebilirler (İİK m. 100) (Deynekli/ Kısa, s. 3-4). İİK’nın 100. maddesine göre, sıra cetveli ilk hacze iştirak edebilecek alacaklılar gözetilerek düzenlenir. Borçluya ait mala birden fazla ihtiyati haciz uygulanmış ise ilk önce kesin hacze dönüşen ihtiyati haciz ilk haciz kabul edilir ve bu hacze iştirak edebilecek alacaklılar İİK’nın 100, 101 ve 286. maddelerine göre belirlenir (Deynekli/Kısa, s. 49). İhtiyati haczin hacze iştirak edebilmesinin birinci koşulu ihtiyati haczin mahcuz veya para üzerinden uygulanması, ikinci koşulu ise İİK’nın 264. maddesi hükmüne göre ihtiyati haczi tamamlayan merasime uyularak ihtiyati haczin hükümsüz hâle gelmemesidir. İhtiyati haczin ilk hacze iştirakinin üçüncü koşulu ise ihtiyati haczi uygulayan alacaklının alacağının, ilk haczi uygulayan alacaklının takibinden önce doğmuş olmasıdır. Öncelik koşulu İİK’nın 100. maddesinde belirtilen belgelerle ispatlanabilir (Deynekli, Kısa, s. 43 vd.). 22. İİK’nın 141. maddesine göre sıra cetvelinin birer sureti icra dairesi tarafından alakadarlara tebliğ edilir. 23. İİK’nın “Cetvele itiraz” başlıklı 142. maddesi ise; “Cetvel suretinin tebliğinden yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir. Dava basit muhakeme usuliyle görülür. İtiraz alacağın esas ve miktarına taallük etmeyip yalnız sıraya dairse şikayet yoliyle icra mahkemesine arz olunur” şeklinde düzenlenmiştir. 24. İİK’nın 142. maddesi gereğince alacaklılar sıra cetvelinin bir suretinin kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içinde sıra cetveline şikâyet yoluna başvurabilirler veya sıra cetveline itiraz davası açabilirler. Sıra cetveline karşı yedi gün içinde hiçbir şikâyet ve itiraz (İİK m. 142) yapılmazsa sıra cetveli kesinleşir ve ancak bundan sonra (kesinleşen) sıra cetveli gereğince paraların paylaştırılmasına geçilebilir. Buna karşılık, yedi gün içinde sıra cetveline karşı (icra mahkemesinde) şikâyet veya (mahkemede) itiraz yoluna başvurulursa, paylaştırma işleminin sonuçlanmasına kadar durdurulması ve sıra cetvelinin kesinleşmesine kadar beklenmesi gerekir. Ancak, sıra cetvelinde hak sahibi görünen her alacaklı, banka teminat mektubu karşılığında, kendisine ödeme yapılmasını isteyebilir (İİK m. 142/a) . 25. Sıra cetveline karşı koymak isteyen alacaklı (bu konudaki takip hukuku kurallarının yanlış uygulandığını iddia etmeyip) sıra cetveline alınmış olan bir alacaklının alacağına veya onun sırasına (veya hem alacağına hem de onun sırasına) itiraz etmek istiyorsa, o zaman sıra cetveline karşı, mahkemede itiraz yoluna başvurması, yani o alacaklıya karşı genel mahkemede dava açması gerekir (Kuru, s. 736). 26. İcra dairesinin, sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hukuku hükümlerine aykırı hareket ettiği ve yapılan işlemin hâdiseye uygun olmadığı iddia edilmekte ise, bu hâlde sıra cetveline karşı başvurulacak olan yol, icra mahkemesine şikâyet (İİK m. 16) yoludur (İİK m. 142/3). İİK’nın 142. maddesinin 3. fıkrası hükmünden sıra cetveline karşı şikâyet yolunun sadece sıraya karşı bir itirazda bulunulması hâline münhasırmış gibi bir anlam çıkmakta ise de, icra müdürünün uymak ve re’sen yapmak zorunda olduğu bütün hususlardan dolayı İİK’nın 16. maddesi gereğince şikâyet yoluna başvurulabilir (Kuru, s. 734). 27. İcra dairesinin sıra cetvelini yaparken bu husustaki takip hukukuna uygun hareket etmemesi, bu konudaki hükümleri gereği gibi ve olaya uygun uygulamaması hâlinde ilgililer şikâyet yoluna başvurabilirler (İİK m. 16). Örneğin icra memuru ihale kesinleşmeden sıra cetveli düzenlemiş ise bu bir şikâyet sebebi teşkil eder. Bunun yanında İİK’nın 142. maddesinin 3. fıkrasına göre alacaklının bulunduğu sıraya ilişkin olarak yani istediği sıraya kabul edilmemesi durumunda şikâyet yoluna başvurması mümkündür (Pekcanıtez, H./ Simil, C.: İcra ve İflas Hukukunda Şikâyet, 2. B., İstanbul 2017, s. 488). 28. Sıra cetveline karşı şikâyet üzerine icra mahkemesince sadece sıra cetvelinin iptaline karar verilebilir. Yoksa icra müdürünün yerine geçerek yeni bir sıra cetveli düzenleyemez (Pekcanıtez/Simil, s. 393). Sıra cetveline yönelik şikâyetlerde icra mahkemesi, önüne gelen şikâyetleri sonuçlandırmak ve icra müdürüne bu yönde talimat vermekle görevli olup, şikâyete konu işlemin kanuna veya olaya aykırılığı tespit edilirse sıra cetvelinin iptaline karar verilir. İcra mahkemesi gerekçede düzenlenecek yeni sıra cetvelinin hangi ilkelere göre düzenleneceğini, alacaklıların ne miktar için hangi sıralarda yer alması gerektiğini belirterek, hukuka uygun olmayan kısımları gösterir ve bu çerçevede işlem yapılması için icra müdürüne talimat (İİK m. 17/1) verir. Yeni sıra cetveli yapılması görevi icra dairesine ait olduğundan iptal nedenlerinin hükümde belirtilmeden sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi ile yetinilmesi gerekir. Şikâyet üzerine iptal edilen sıra cetvelinin yerine iptal gerekçesi de dikkate alınarak icra dairesince yeniden sıra cetveli yapılarak ilgililere tebliğ edilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 06.11.2015 tarihli ve 2014/23-1179 E., 2015/2434 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. 29. Uyuşmazlığın çözümü için İİK’nın 111. maddesinde düzenlenmiş olan taksitle ödemenin açıklanması gerekmektedir. İİK’nın 111. maddesi; “…Borçlu alacaklının satış talebinden evvel borcunu muntazam taksitlerle ödemeği taahüt eder ve birinci taksiti de derhal verirse icra muamelesi durur. Şukadar ki borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması ve her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması ve nihayet aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması şarttır. (Ek fıkra: 9/11/1988-3494/13 md.; Değişik üçüncü fıkra: 17/7/2003-4949/26 md.) Borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları sözleşme veya sözleşmelerin devamı süresince 106 ve 150/e maddelerindeki süreler işlemez. Ancak bu sözleşme veya sözleşmelerin toplam süresinin on yılı aşması hâlinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar. (Değişik fıkra: 9/11/1988-3494/13 md.) Taksitlerden biri zamanında verilmezse icra muamelesi ve süreler kaldığı yerden devam eder…” hükmünü içermektedir. 30. Kendisine karşı yürütülen icra takibi kesinleşmiş olan borçlu, borcunu taksitle ödemek isteyebilir. Taksitle ödeme, alacaklı ile borçlunun anlaşması veya alacaklının rızası olmasa bile belli şartların gerçeklemesi hâlinde mümkündür. Taksitle ödeme sözleşmesi iki dönemde olabilir. Alacaklı ile borçlu hacizden önceki bir dönemde icra dairesinde borcun taksitle ödeneceği hakkında bir sözleşme (anlaşma) yapabilirler. Kanun, hacizden önceki bir dönemde borcun taksitle ödenmesi imkânını açıkça düzenlememektedir; buna dolayısıyla haciz isteme süresi (İİK m. 78/2) ile satış isteme süresi (İİK m. 111/3) nedeniyle ve bir ceza hükmü (İİK m. 340) ile değinilmektedir. Bu hâlde (yani, alacaklı ile borçlunun icra dairesinde taksit sözleşmesi yapmaları hâlinde), taksit sözleşmesinin (yapılmasından) ihlâline kadar geçen zaman, bir yıllık haciz isteme süresinin hesabına dahil edilmez (İİK m.78/2, c. 2). Bunun gibi, borçlu ile alacaklının borcun taksitlendirilmesi için icra dairesinde yapacakları taksit sözleşmesinin (veya sözleşmelerinin) devamı süresince, İİK’nın 106 ve 150/e maddesindeki satış isteme süreleri işlemez. Ancak, taksit sözleşmesi (veya sözleşmelerinin) toplam süresinin on yılı aşması hâlinde, aştığı tarihten itibaren süreler kaldığı yerden işlemeye başlar (İİK m. 111/3). Borçlu, taksitlerden birini anlaşmadaki tarihte ödemezse, alacaklı, borcun tamamı için icra takibine devam edilmesini (yani, borçlunun mallarının haczedilmesini) isteyebilir (İİK m. 111/4) (Kuru, s. 612-613). 31. Borçlu, mallarının haczedilmesinden sonra (ve fakat satış talebinden önce) borcunu muntazam taksitlerle ödemeyi taahhüt eder ve bu taahhüdü İİK’nın 111. maddesinin 1 ve 2. fıkrasında belirtilen şartlara uygun olursa, alacaklının muvafakatine (kabulüne) gerek kalmadan, icra takibi kendiliğinden durur (İİK m. 111/1); yani icra müdürü, borçlunun hacizli mallarını satamaz. Borçlu, taahhüt ettiği bu taksitlerden birini zamanında ödemezse, icra takibine (borcun tamamı için) kaldığı yerden devam edilir (İİK m. 111/4); yani, alacaklının talebi üzerine hacizli mallar satılır (Kuru, s. 614-615; Deynekli/ Kısa, s. 136). 32. Somut olayda; İstanbul 8. İcra Dairesinin 2007/893 E. sayılı dosyasında alacaklı Denizbank A.Ş. tarafından 18.01.2007 tarihli ihtiyati haciz kararının infazının 18.01.2007 tarihinde istendiği, aynı tarihte Orhan Boz ve diğerleri hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, ihale bedeli paylaşıma konu olan borçlu Orhan Boz adına kayıtlı taşınmaza 18.01.2007 tarihinde ihtiyati haciz konulduğu, ödeme emrinin Orhan Boz’a 22.01.2007 tarihinde tebliğ edildiği ve 01.02.2007 tarihinde ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü, 20.08.2009 tarihinde taşınmaza yeniden haciz konulduğu, alacaklı vekilinin 21.01.2009, 06.0

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.