2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 245

İcra ve İflas Kanunu 245. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 245 – Alacaklıların masa tarafından neticelendirilmesine lüzum görmedikleri bir iddianın takibi hakkı istiyen alacaklıya devrolunur. Hasıl olan neticeden masraflar çıkarıldıktan sonra devralanın alacağı verilir ve artanı masaya yatırılır. Aile yurtları:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

10 karar eşleşti
4. Hukuk Dairesi, 2023/3167 E., 2024/5261 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
1.Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kati aciz belgesi bulunan alacaklılar ile, borçlu iflas etmiş ise iflas idaresi ya da İİK'nun 245. maddesi gereğince iflas idaresi tarafından dava hakkı kendisine devredilen alacaklılar açabilir.
4. Hukuk Dairesi         2023/3167 E.  ,  2024/5261 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/642 E., 2022/2141 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü/ İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/108 E., 2021/64 K. Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili, davalı Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. vekili ve davalı ... Konfeksiyon San.ve Tic. A.Ş.vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.03.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Av. ... ile davalı Marmara Deri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekilleri Av. ... ve Av. ... geldiler. Davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş adına gelen olmadı. Tarafların vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 27.05.2024 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre davacı ...'un icra takibine konu alacağı ve temyize konu edilen toplam miktarı 71.680,98 TL, ...'un 10.095,01 TL, ...'nın 5.022,30 TL, ...'nun 18.618,49 TL, ...'ın 62.572,54 TL ve ...'in 34.204,85 TL 67.650,72 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu durumda davalı Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. Vekili ve davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. Vekilinin temyiz dilekçelerinin davacılardan ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden miktardan reddine karar vermek gerekmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı; davalı Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. Vekili ve davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle, temyiz dilekçelerinin davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden miktardan reddine karar verildikten sonra; diğer davacılar yönünden kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların tamamının davalı ... Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş'nin eski çalışanları olduklarını, 35 yıl çalışan davacıların maaşlarını alamamaları nedeni ile işten ayrıldıklarını, iş mahkemelerinde açılan davalar ile işçilik alacaklarının hüküm altına alındığını, işçilere de alacaklarına karşılık senetler verildiğini, sonraki aşamada davalı şirketin davaya konu taşınmazı 07.10.2016 tarihinde diğer davalı RVP Turizm İnş. San. ve Tic. A.Ş'ye devrettiğini, daha sonra da sicil adresini değiştirerek RVP Turizm İnş. San ve Tic. A.Ş'nin bulunduğu binada bir şube açtığını, bu şubenin sahibi ve yetkilisinin ise ...'nin sahibi ve yetkilisi olan ...'ın oğlu ... olduğunu, 2 yıl sonra da dava konusu taşınmazın davalı Marmara Deri San. ve Tic. Ltd. Şti'ne devredildiğini, borçlu ...'nin aciz içinde olduğunu, davalı RVP'nın taşınmazı hacizleri ile birlikte satın aldığını, davalı Marmara Deri'nin ise dava konusu taşınmaza yakın yerde faaliyet gösterdiğini ve davalı ...'nin borca batık ... geldiği dönemde en yüklü alacaklarından birinin Marmara Deri olduğunu, davacılar tarafından alacakları için 9 ayrı icra takip dosyası ile takip başlatıldığını belirterek davalılar arasında dava konusu taşınmazın devrine ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Konfeksiyon San ve Tic. Anonim Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacılar arasında dava arkadaşlığı bulunmadığını, bu nedenle her bir davacı tarafından ayrı dava açılması gerekirken birlikte açılmasının usule aykırı olduğunu, dava şartı yokluğu yönünden davanın reddi gerektiğini, esasa ilişkin olarak ise satışın gerçek satış olduğunu, ...'ın RVP şirketinde hissedarlığı ve sahipliğinin söz konusu olmadığını, RVP şirketinin sahibi ile ...'nin sahipleri veya taşınmazı satın alanlar arasında herhangi bir akrabalık bulunmadığını, RVP ve ...'nin aynı iş kolunda faaliyet göstermediklerini, davalı Marmara Deri şirketinin adresinin dava konusu taşınmaza yakın olduğu iddiasının da doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı RVP Turizm İnş. San ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davacıların tasarrufun iptali davası açmak için taraf sıfatlarının bulunmadığını, acz vesikası ibraz edilmediğini, davalının dava konusu taşınmazı Garanti Bankası Nişantaşı Şubesi'nden kredi ile satın aldığını, taşınmazın kaydına ipotek konulduğunu, taşınmazda ticari faaliyet yapıldığı için şube açıldığını, ...'ın hissedar veya yönetim kurulu üyesi olmadığını, taşınmazın gerçek değerinde satın alındığını, diğer davalı Marmara Deri'ye satılmasının şirket kararı ile yapıldığını ve rayiç değer üzerinden satıldığını, taşınmazın ...'den boş olarak satın alındığını, 5 ay sonra üzerine Boyner Mağazası açıldığını ve halen işletildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Marmara Deri San ve Tic Ltd Şti vekili cevap dilekçesinde; acz vesikası sunulmadığını, davacılar arasında ihtiyari veya zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından davaların ayrılması gerektiğini, taşınmazın ipotek bedeli ödenmek sureti ile satın alındığını, gerçek rayiç bedelinin ödendiğini, taşınmazın rayiç bedeli ile ödenen bedel arasında fark bulunmadığını, tapu kayıtlarına dayanarak iyi niyetle satın alındığını, davalı şirket ile diğer davalılar arasında herhangi bir organik bağ bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı RVP şirketinin dava konusu gayrimenkulü davalı ... Şirketinden birçok borcu bulunduğunu bilerek aldığı, gayrimenkulü satın almış olan RVP Şirketinin gayrimenkulde açılmış olan Boyner Mağazada satıcı Marmara Deri Şirketinin kurucu ve sahiplerinden olan ...'ın oğlu ...'ın müdür olarak görevlendirmesi itibariyle, gayrimenkulü satın alan Marmara Şirketi ile davalı RVP Şirketi arasında iletişim olduğu ve davalı RVP Şirketinin davalı Marmara Deri Şirketinin alacak ve borçlarını bilebilecek nitelikte şirket olduğu, gayrimenkulün ilk sahibi ... Şirketi ile Marmara Deri Şirketinin aynı iş kolunda faliyet gösteren ve birbirleri ile ticari ilişki içerisinde bulunan şirketler olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu İstanbul ili Zeytinburnu İlçesi Gökalp mahallesi 2457 Ada, 19 parsel 'in davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş.'den davalı Marmara Deri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne yapılan satışın, İİK 277 vb. maddeleri gereğince tasarrufun iptaline, davacılara icra dosyalarından alacak ve fer'ileri ile sınırlı olmak üzere haciz ve satış yetkisinin tanınmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. vekili ve davalı ... Konfeksiyon San.ve Tic. A.Ş.vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. aleyhine İİK.m.283/2 gereğince tazminata hükmedilmesi gerekirken bu hususta karar kurulmamasının hatalı olduğunu, dava dilekçesinin ve talep bölümünde davaya konu taşınmazın devrine dair tasarrufun iptali talep edildiği gibi taşınmazın devri halinde tazminat da talep edilmiş olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin işbu olay bakımından iyi niyetli 3.kişi konumunda olmasına rağmen bu hususta hatalı gerekçeye yer verildiğini, dava dosyası kapsamında herhangi bir geçici veya kesin aciz vesikası bulunmadığını, davacılar arasında zorunlu veya ihtiyari bir dava arkadaşlığı bulunmadığından dosyaların ayrılması gerektiğini, her ne kadar gerekçeli kararda Marmara Deri Şti.'nin kurucusu ve sahiplerinden biri olarak ... isimli kişinin isim ve soyad bilgilerine yer verilmiş ise de böyle bir durumun söz konusu olmadığını, mahkemece alınan rapor ile davalı şirketler arası organik bağ bulunmadığının da tespit edildiğini, taşınmazın satışı için müvekkilinin ödemiş olduğu bedelin 22.538.000,00 TL olduğunu, dosya içerisinde mevcut raporlar ile mahkeme tarafından alınmış rapor arasında bariz çelişki bulunmasına rağmen bu çelişkinin giderilmediğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacıların icra takiplerinin farklı tarihlerde yapıldığını, davacıların hukuki durumu farklı aşamalarda olması sebebiyle HMK 57/1 m.bendinde aranan koşulların gerçekleşmediğini ve davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığını, mahkemece alacağın kesinleşmemiş olması, aciz belgesinin yokluğu hususlarının değerlendirilmediğini, dava konusu taşınmazın değeri konusunda bankaların değerlendirmeleri ile bilirkişilerin değerlendirmeleri arasında 2 katı geçen fark bulunduğunu, taşınmazın satın alındığı tarihte bakımsız ve köhne iken, müvekkili şirketin satın almasından sonra taşınmazda tadilat ve tamiratlar yapılmış olduğunu, davalı şirketin taşınmaz alımında kredi kullandığını, kredi kullanılırken kredi verecek olan Garanti Bankası ile ...'nin ipotek alacaklısı olan Ziraat Bankası arasında resmi yazışmalar yapıldığını, ipotek alacak miktarının sorulduğunu ve ... A.Ş.'den alacaklı olan Ziraat Bankasının 8.000.000 TL alacağının belirttikleri süre içinde ödendiğinde bu gayrimenkul üzerindeki ipoteği kaldırabileceğini Garanti Bankasına yazılı olarak bildirdiğini, böylece taşınmazın tapu kaydı üzerinde bulunan 2 adet ipotek borcuna konu kredilerin ödendiğini, müvekkili şirketin ...'ı sadece şube işlerine hasren şube temsilcisi olarak atamış olduğunu, ...'ın davalı şirkette hissedar olmadığı gibi yönetim kurulu üyesi de olmadığını, kısaca şirketin yapısında ve işleyişinde yetkisi bulunmadığını, ...'ın davalı ... A.Ş. ya da Marmara Ltd.Şti ile ilgisi ya da bağı olmadığını, davalı şirketlerin farklı iş kollarında faaliyet gösteren şirketler olduğunu, taşınmaz alımında iyi niyetli olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... Konfeksiyon San.ve Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davacıların alacaklı olduğu icra dosyalarında geçici aciz belgesi veya kesin aciz belgesi ibraz etmeleri gerektiğini, ...'ın 2012 yılında ... Şti.'nden hisselerini devrederek ayrıldığını ve bir daha ... Şti.'nin ortağı olmadığını, ...'ın hiçbir zaman Marmara Deri’nin ortağı, sahibi veya kurucusu olmadığını, ...’ın oğlu ...'ın da ... A.Ş. tarafından satışı yapılan gayrimenkulde RVP Şti. tarafından kurulan Boyner Şti.'nde satış müdürü olarak çalışmış olduğunu, keza bilirkişi raporunda davalıların ayrı ayrı tüzel kişi oldukları ve organik bağ tespit edilemediğinin beyan edilmiş olduğunu, ... Konf. A.Ş. tarafından gayrimenkul üzerindeki tüm hacizlerin fek edilmiş olduğunu, sadece Ziraat Bankası A.Ş.'nin ipoteği olup, Ziraat Bankası tarafından 8.000.000 TL ödendiğinde ipoteğin kaldırılacağı belirten yazılı beyan verildiğinden Garanti Bankası üzerinden RVP tarafından bu ödemenin Ziraat Bankası'na yapılmış olduğunu, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş.'nin, borçlu şirketin işyeri olan dava konusu taşınmazı satın aldıktan sonra Boyner outlet mağazası olarak işletmeye açtığı ve mağaza müdürlüğüne de borçlu şirket ortağı olan ...'ın oğlu ...'ı yetkilendirdiği, bu durumda satıcı borçlu şirket ile davalı ilk alıcı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş.'nin birbirleri ile ilişkili oldukları, ilk alıcı şirketin satıcı borçlunun içinde bulunduğu mali durumunu ve alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek konumda olduğu, taşınmazı satın aldıktan sonra da taşınmazı davalı borçlu şirket ile aralarında ticari ilişki bulunan ve borçlu ile aynı sektörde iş yapan davalı 4.kişi Marmara Deri San. ve Tic Ltd. Şti.'ne devrettiği, devredilen 4.kişi şirketin borçlu şirket ile ticari ilişki içinde bulunduğu, borçlu şirketin içinde bulunduğu mali durumunu ve alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek konumda olduğu, devir alan her iki şirketin de tacir oldukları halde borçlu şirketin bütünüyle işyeri olan taşınmazı devraldıkları da birlikte değerlendirildiğinde birlikte muvazaalı hareket ederek davacı alacaklı işyeri çalışanlarının zarara uğramasına kötü niyetle sebebiyet verdikleri, tasarrufun İİK 280/1 ve 3.maddelerine göre iptale tabi olduğu gerekçesiyle davacılar vekili, davalı ... Konfeksiyon A.Ş. vekili, davalı Rvp Tur. İnş. San.Tic A.Ş. vekili ve davalı Marmara Deri San. Tic.Ltd.Şti vekilinin yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. Vekili, davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. Vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş.vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kati aciz belgesi bulunan alacaklılar ile, borçlu iflas etmiş ise iflas idaresi ya da İİK'nun 245. maddesi gereğince iflas idaresi tarafından dava hakkı kendisine devredilen alacaklılar açabilir. Yargılama sırasında borçlunun iflası halinde de yine aynı madde gereğince iflas idaresinin yargılamaya devam edip etmeyeceği veya davacıya yetki verip vermeyeceğinin netleşmesi gerekmektedir. Dosya içeriğinden, yargılama sırasında borçlu davalı ... Konfeksiyon San. ve Tic. A.Ş.'nin Denizli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 29.12.2021 tarih ve 2021/1301 E.-2021/2111 K. sayılı kararı ile iflasına karar verildiği ve verilen kararın 02.03.2023 tarihinde kesinleştiği, ancak iflas idaresinin İİK'nun 245. maddesi gereğince bu davayı takip için davacılara yetki vermediği, davaya iflas idaresinin devam edeceğinin bildirildiği anlaşılmaktadır. Taraf teşekkülü yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gereken bir husustur. Bu durumda davanın davacı sıfatı alarak İflas idaresi temsilcisi huzuruyla görülmesi ve davanın İİK’nun 277 ve devamı maddeleri koşullarına göre değerlendirme yapılarak, verilecek kararın İflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerekirken bu yön göz ardı edilerek hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. 2. Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle bozma ilamının kapsam ve şekline göre davalı Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili ve davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 17.100,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıMarmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti.'ye verilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar Marmara Deri San.ve Tic. Ltd. Şti. ve RVP Tur. İnş. San. Tic. A.Ş. iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Hukuk Dairesi, 2021/17600 E., 2022/8026 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davasını borçlu iflas etmiş ise iflas idaresi ya da İİK'nun 245 maddesi gereğince iflas idaresi tarafından dava hakkı kendisine devredilen alacaklılar açabilir.
4. Hukuk Dairesi         2021/17600 E.  ,  2022/8026 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Otomotiv Yan San Tic. Ltd. Şti ve davalı ...’dan alacaklı olduğunu, davalı borçlular aleyhine icra takipleri yapıldığını, davalıların alacaklılardan mal kaçırma kastı ile hareket ederek şirket ortağı olan davalı ...'ın şirketin borçlarından kurtulmak amacı ile hisse devrini muvazaalı olarak yaptığını belirterek 15/01/2014 ve 13/03/2014 tarihli hisse devir sözleşmelerinin muvazaalı olması nedeniyle iptaline, davalı ...'ın SMS Ltd Şti’nin 1/2 hissedarı ve ortağı olduğunun kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirketin, davacı şirkete borçlu olduğu, borcun doğum tarihinden kısa bir süre sonra davalı ortak ...'ın hissesini diğer ortağa devrettiği, söz konusu ortakların şirketin borçlarından haberleri olduğu,. Şirketin borçlarını ödememesi halinde şirket ortaklarının da sermaye ile sorumlu olduklarını bilebilecek durumda olduğu, kaldı ki aynı davalı şirketin davacı şirketin takiplerinin başlamasından hemen sonra aynı tarihte iflas erteleme talebinde bulunduğu, iflas erteleme talebinin iflasla sonuçlandığı, davalı şirketin ticari defterlerine ulaşılamadığı, daha önce alınan raporlardan 2014 ve 2015 dönemine ait defterlerin kapanış tasdiklerinin olmadığı, böylelikle şirket ortaklarının hisse devirlerle alacaklılardan mal kaçırmak kastı ile hareket ettiği, TBK nun 19. maddesi uyarınca borçlandırıcı tasarruf iradesi ile beyan arasında uyumsuzluk olduğu, davacı alacaklının geçersiz olan bu işlemin iradedeki uyumsuzluk nedeni ile hükümsüzlüğünü istemekte haklı olduğu, kaldı ki şirketin kasasından para çıkışı olmadığı gibi para girişi de olmadığı, borca batık hale gelmiş bir şirketin, bu aşamada ortaklarının hisse devirlerinin muvazaalı olduğu, batık hale gelmiş bir şirketin hisse devirlerinin mümkün olamayacağı, kimsenin hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde hisseleri devralmayacağı, böylelikle ortakların sorumluluktan kaçarak şirketin borçlarından kurtulmaya çalıştıkları, böylelikle şirketin içinin boşaltıldığı, anlaşılmakla davanın kabulüne, 15/01/2014 tarihli davalı ... ile davalı ... arasında yapılan hisse devir sözleşmesi ile 13/03/2014 tarihli davalı ... ile davalı ... arasında yapılan hisse devir sözleşmelerinin muvazaa nedeni ile iptaline, davalı ...'ın ... Otomotiv Yan Sanayi Ticaret Ltd Şirketinin 1/2 oranında hissedarı ve ortağı olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava muvazaa nedeni ile davalılar arasındaki hisse devir sözleşmelerinin iptali istemine ilişkindir. Muvazaa nedeniyle tasarrufun iptali davasını borçlu iflas etmiş ise iflas idaresi ya da İİK'nun 245 maddesi gereğince iflas idaresi tarafından dava hakkı kendisine devredilen alacaklılar açabilir. İflasın açılması, iflas masasına giren mal ve haklarla ilgili bilûmum hukuk davalarını acele olanlar istisna olmak üzere ikinci alacaklılar toplanmasından 10 gün sonraya kadar durdurur. Bu hükmün amacı, iflasın açılması ile tasarruf yetkisi kısıtlanıp yerini iflas idaresi alan alacaklının açtığı davaları devam ettirmekte fayda olup olmadığını tespit bakımından iflas idaresine imkan sağlamaktır. İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının teşekkül etmesi ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. İşte bu nedenle, İİK'nın 194. maddesine göre hukuk davalarının iflasın açılması ile belli bir süre için durması kabul edilmiştir. Somut olayda; eldeki dava açıldıktan sonra İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1332 sayılı dosya ile davalı borçlu şirketin iflasına karar verildiği, UYAP kayıtlarında davalının “Müflis” olarak göründüğü anlaşılmaktadır. Şu halde, öncelikle mahkemece iflas kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmemiş ise kesinleşmesinin beklenmesi, kesinleşmiş ise ikinci alacaklılar toplantısının yapılmasından 10 gün sonrasına kadar iptal davasının durdurulmasına karar verilmesi, davacı alacaklıya İİK’nun 245 ve 255/3 maddeler gereğince davayı takip konusunda aldığı belge varsa sunması için süre verilmesi, sunduğu takdirde davanın esasının incelenmesi, sunmadığı takdirde davanın iflas idaresine ihbarı ile taraf teşkilinin sağlanması ve iflas idaresinin huzuru ile davaya devam edilerek davanın esasının incelenmesi ve hükmün iflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir. Kabule göre de davalı borçlu ..., davacı tarafuından kendisi aleyhine açılmış bir icra takibi olmadığını beyan etmiştir. Bu durumda Mahkemece davacı alacaklının davalı borçlu ...’dan alacaklı olup olmadığı, davacının gerçek bir alacağı bulunup bulunmadığına ilişkin ön koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmaksızın esasa ilişkin karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Yine kabule göre; davalı borçlu şirketin iflas ettiğinin anlaşılmış olmasına göre; dava konusu hisselerin değeri olup olmadığı, hisse devir sözleşmelerinin iptal edilmesinde davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin de karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'a geri verilmesine 01/06/2022 gününde oybirliği ile karar verilmiştir.
17. Hukuk Dairesi, 2017/445 E., 2017/5818 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
etmiş ise iflas ideresi ya da İİK’nun 245 maddesi gereğince iflas idaresi tarafından dava hakkı kendisine devredilen alacaklılar açabilir.
17. Hukuk Dairesi         2017/445 E.  ,  2017/5818 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin görevsizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı alacaklı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı alacaklı vekili, davalı borçlu şirket aleyhine ... takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak mal bulunmadığını, borçlu şirketin adına kayıtlı araçları diğer davalılara devrettiğinden İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak iptalini talep etmiştir. Davalılar ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçeleri ile davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, borçlu şirket hakkında ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/382 Esas sayılı dosayasından iflasına karar verildiğinden, bu konuda iflas idaresinin takip yetkisi bulunduğundan bu özel durum nedeni ile davanın mutlak ticari dava niteliğini aldığından bahisle HMK'nun 114/1-c ve 115.maddesine göre mahkemenin görevsiz olduğunu görevli mahkemenin ... Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş hüküm davacı alacaklı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tasarrufun iptali, davaları mutlak ticari dava niteliğinde olmayıp şahsi nitelikte ve borçlunun tasarruflarına yönelik bulunduğundan asliye hukuk mahkemelerinin görevine girmektedir. Öte yandan, borçlu iflas etmiş ise iflas ideresi ya da İİK’nun 245 maddesi gereğince iflas idaresi tarafından dava hakkı kendisine devredilen alacaklılar açabilir. Bu nedenlerle borçlunun iflas etmiş olması halinde davanın niteliği değişmez, sadece taraf sıfatında belirtilen madde gereğince değişiklik olabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren açılan davalarda artık asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki işbölümü değil görev ilişkisidir. Somut olayda da dava bu tarihten sonra 23.02.2016 tarihinde İİK.nin 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış olduğundan görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. H.G.K kararı da bu yöndedir. Mahkemece, borçlu iflas etmiş ise iflas idaresimi yoksa İİK'nun 245.madde gereğince davacının iflas idaresinden yetki alması halinde davacı alacaklı mı devam edecek, belirlenerek ve buna göre taraf teşekkülü sağlandıktan ve taraf delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile sair yönler incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklı vekili ve davalı ...'e geri verilmesine 23.05.2017 gününde karar düzeltme yolu kapalı olarak oybirliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2014/9186 E., 2016/11736 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ta kalan 56.975,53 TL'nin bu ipotek alacaklısına ödenmesine karar verildiğini, oysa bu ipoteğin İİK’nun 279/2 maddesi gereğince davacı banka yönünden iptali gerektiği, borçlu şirket hakkında 28.12.2004 tarihinde iflas kararı verildiğinden, İİK’nun 245.maddesine gereğince iflas masasından yetki alındığını, söz konusu ipoteğin iptali ile sıra cetvelinde davalı ...
17. Hukuk Dairesi         2014/9186 E.  ,  2016/11736 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, borçlu Mülis ... Tuz.Yem.San ve Tic.Ltd.Şti'nin borcundan dolayı, dava dışı ... Bankası A.Ş tarafından ... 1.İcra Müdürlüğü'nün 2004/1157 sayılı dosyasından borçlu şirkete ait 23 ada 33 nolu parselin satışa çıkartılarak anılan bankaya ihale edildiği, ihale bedelinin dağıtımı için 20.02.2006 tarihinde sıra cetveli düzenlendiği, bu sıra cetvelinde bu parselle ile birlikte 28 nolu parsel üzerinde lehtarı davalı ... olan 2.000,000,00 TL değerinde bir ipoteğin 11.02.2004 tarihinde tesis edilmiş olduğundan ve ipotek yükünün dağıtılacak paradan fazla olması nedeni ile satıştan arta kalan 56.975,53 TL'nin bu ipotek alacaklısına ödenmesine karar verildiğini, oysa bu ipoteğin İİK’nun 279/2 maddesi gereğince davacı banka yönünden iptali gerektiği, borçlu şirket hakkında 28.12.2004 tarihinde iflas kararı verildiğinden, İİK’nun 245.maddesine gereğince iflas masasından yetki alındığını, söz konusu ipoteğin iptali ile sıra cetvelinde davalı ... için ayrılan 56.975,53 TL'nin İİK’nun 283.maddesi gereğince davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece, ... 1.İcra Müdürlüğü'nün 2004/1157 sayılı takip dosyasından yapılan 20.02.2006 tarihli sıra cetveline davacı tarafından itiraz edilerek ... İcra Mahkemesi'nin 2006/126 Esas sayılı dosyasından dava açıldığı yapılan yargılama ve kesinleşen mahkeme kararına göre davacı bankanın sıra cetveline itirazı kabul edilmiş ve davacı bankanın davalı ipotekten sonra garameten ilk hacze iştirak edebileceğine hükmedildiği, ipoteğin iptalini gerekirken haklı sebep bulunmadığı ve sıra cetveli belirtilen karar ile iptal edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir. Dosya içerisindeki belgelerden, davacı alacaklının borçlusu şirketin yargılamadan önce iflas ettiği İİK’nun 245.maddesi gereğince davacı bankaya verilen yetki ile davanın açıldığı sabittir. Yine dosya içeriğinden ... 1.İcra Müdürlüğü'nün 2004/1157 sayılı takip dosyasından dava dışı ... bankası A.Ş tarafından borlu aleyhine yapılan takip sonucunda, borçluya ait taşınmazın 26.05.2005 tarihinde 351.000,00 TL bedel ile satışının yapıldığı, 250.000,00 TL'nin anılan davalı bankaya ödendiği kalan para için 20.02.2006 tarihinde sıra cetveli düzenlendiği, buna göre ..Bankasından sonra ikinci sırada davalı ... lehine 11.02.2004 tarihli 2.000,000,00 TL'lık ipotek, dava dışı ... lehine 12.02.2004 tarihli 400.000,00 TL'lık ipotek gibi ipoteklerin olduğu davacının diğer ipotek ve hacizlerden sonra geldiği görülmüştür. Davacı banka tarafından ... İcra Mahkemesi'nin 2008/116 Esas 2010/147 karar sayılı dosyasından sıra cetveline itiraz davası açmış ve 2.sıradaki ipotekten sonra gelen ilk hacze iştirakine karar verilmiş ise de, bu karar davacı alacaklının İİK’nun 279/2 maddesine dayalı olarak ikinci sıradaki ipoteğin geçersizliğini ileri sürmesine engel bir durum oluşturmamaktadır. Bu dava ile davacı ikinci sırada yer alan ipoteğin iptalini sağlaması halinde ikinci sırada yer alan davalı alacaklı ...’ın yerine geçecektir. 20.02.2006 tarihli sıra cetvelinde yer alan diğer alacaklılar böyle bir talepte bulunmadıkları için anılan ipoteği kabul ediyor anlamına gelmektedir. Dolayısı ile davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olduğu gibi daha önce açılan sıra cetveli davasının bulunması veya karara bağlanması da bu davanın görülmesine engel bir durum teşkil etmeyecektir. Davacı sıra cetveline hiç itiraz etmemiş olsa idi yine bu davayı açma hakkı bulunmaktadır. Tasarrufun iptali istenilen ipotekle ilgili dava koşullarının incelenmesine gelince, davacı bankanın alacağı 11.02.2004 tarihinde tesis edilen ipotekten önce doğmuş ve yaptığı takipler ile borçlunun aciz halinde olduğu sabit olmuştur. Borçlu 28.12.2004 tarihinde iflas etmiştir. Davalı ..., ipoteğin borçlu tarafından evvelce teminat göstermeyi taahhüt ettiği bir borcu için verildiğini iddia ve ispat edemediğinden İİK’nun 279/2.maddesi gereğince iptali gerekmektedir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2022/3627 E., 2023/4847 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK md.
7. Hukuk Dairesi         2022/3627 E.  ,  2023/4847 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/959 E., 2021/2836 K. KARAR : İstinaf talebinin kabulü ile davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2018/304 E., 2019/799 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı iflas masası tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; davalı şirketin ... ilçesi 1398 ada 2 (738 ada 4 parsel satın alamayınca) parselde kayıtlı arsanın satın alınarak üzerinde yapacağı sitede, tüketicilerle ön ödemeli konut satış sözleşmesi imzaladığını, davalı şirketin davacı alıcı ile de 12.05.2011 tarihli gayrimenkul satışına ilişkin sözleşme imzaladığını, davalı şirketin peşin ödenecek 75.000,00 TL satış bedeli karşılığında brüt 118 m2 alanlı 3+1 daireyi davacıya sattığını, davalı şirketin kuruluş ünvanının ... Yapı A.Ş. olduğunu, davalı şirketin davacı ve diğer alıcılardan temin ettiği satış bedelleri ile ... ilçesi 1398 ada 2 parselde kayıtlı olan arsayı satın aldığını, Future Park adlı konut projesini geliştirdiğini, kura sonucu dava konusu taşınmazın çıktığını belirterek, 2 No.lu parselde A Blok 17 No.lu dairenin tapusunun iptali ile tesciline, olmaz ise rayiç değer üzerinden şimdilik 5000-TLnin tahsiline, dairedeki yüzölçümü eksikliği nedeniyele ve kira kaybı nedeniyle belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 5.000,00 TL ve 3.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı; 1. Davacının iddiasının aksine ilk konut alıcılarından toplanan tutar ile Future Park projesinin tamamlanmaya çalışılması söz konusu değildir. Zira davacının iddiasına göre toplanan para, sadece projeye konu arsanın ellibeşmilyon ... Lirası olan maliyetini karşılamaya dahi yetmemektedir. Future Park projesinin tamamlanması için sarf edilen toplam tutar, bugünkü maliyetler üzerinden dörtyüzyirmimilyon ... Lirasının üzerinde gerçekleşecektir. 2. Davacının iddia ettiği gibi, davacının da içinde bulunduğu dairelerin değerleri alım fiyatlarını katlamış durumdadır. Bu durum projeye yatırım yapan davacı ve diğer müşterilerin yatırımlarının karlılığını ortaya koymaktadır. Zira davacının iddiasının aksine ilk konut alıcılarının devre zorlanması söz konusu olmamıştır. Öyle ki, yediyüzotuza yakın bağımsız bölümün bulunduğu A, B, C ve D bloklarında, 2011 yılından bugüne kadar yalnızca 67 (altmışyedi) bağımsız bölüm devredilmiştir. Bu devirlerin hepsi maliklerin rızaları ile gerçekleşmiştir. Davacının iddiasının aksine yedi yıl içinde gerçekleşen devirler toplam bağımsız bölümlerin yüzde yedisi civarındadır. Bu husus, maliklerin devre zorlanarak değer artışından davalı yüklenicinin faydalanmaya çalıştığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu ortaya koymaktadır. 3- Davalı müvekkil, kat irtifakının kurulmasını gerçekleştirmiş ve maliklerin sahip olacağı bağımsız bölümün belirlenmesi için 27.02.2018 tarihinde Bakırköy 53. Noterliğinin nezaretinde kura çekimini gerçekleştirmiştir. Kura çekimi sonrasında tüm maliklerin bağımsız bölümleri belirlenmiş ve malikler devre davet edilmiştir. 4. Özelleşme ile brüt 110 metrekare daire ve Ek Protokol ile brüt 118 metrekare daire teslimi taahhüt edilmesine karşın imar ve proje değişiklikleri sonrasında gerçekleşen brüt daire alanları 135 metrekaredir. Buna göre maliklere teslimi taahhüt edilenden 17 metrekare daha büyük daireler ortaya çıkmıştır. Davacının dairelerin 98 metrekare olduğuna dair iddiaları gerçek hilafınadır. Bağımsız bölüm maliklerine, bu ilave alan bedelleri ile Kök Sözleşme ve Ek Protokol tahtında ödenmesi gereken akıllı ev sistemi, abonelikler ve tapu işlemleri için sarf edilecek bedelleri (toplam 44.750,00 TL) ödeyenlere kat irtifak tapularının devrinin yapılacağı bildirilmiş ve bu ödemeleri gerçekleştiren çok sayıdaki maliklere tapu devirleri başlamıştır. 5. Davalı şirket, kat irtifak tapusunun devri için gerekli tüm şartları sağlamış olmasına karşın ödeme yükümlülükleri yerine gelmediği için kat irtifakı gerçekleşmemiştir. Bu ödemelerin gerçekleşmesi üzerine kat irtifak tapusunun devri gerçekleştirilecektir. 6. Brüt alan artışı ve olumsuz ... koşulları nedeniyle çalışılamayan dönemler dikkate alındığında teslim tarihinin 31.12.2018 olarak kabulü gerekir. Bu nedenle davalı şirketin teslimde temerrüde düştüğünden söz edilemez. Ayrıca yine davacının brüt alan artışı, akıllı ev sistemi, abonelikler, tapu işlemleri ve diğer ödemelerde mütemerrit olması nedeniyle davalı şirketin temerrüdü söz konusu olamaz 7- Davacı yan, teslim tarihi olan 31.12.2017 tarihi itibariyle teslimde temerrüt söz konusu olduğu için aylık 1.000,00 TL kira tazminatına hak kazandığını iddia etmektedir. Buna karşın anıldığı üzere, teslim tarihinin 31.12.2018 tarihine ötelenmesi gerekmektedir. Bunun yanısıra Ek Protokolün 3.8 maddesine göre 3 aylık ek sürede kira tazminatı talep edilemeyecektir. Bu durumda kira tazminatının doğması için 31.03.2019 tarihinde teslimin yapılamamış olması gerekir. Dolayısıyla halihazırda kira tazminatı ödemesinden söz edilemez, şeklinde beyanlarla, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Davanın kabulüne, 2. Dava konusu, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1398 ada, 2 parsel A blok 47 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, 3. Davacının kira alacağı bakımından 6.380,00 TL’nin HMK'nın 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4. Eksik ifadan kaynaklanan 11.747,00 TL’nin HMK 107 inci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili hüküm kısmındaki yanlışlığın düzeltilmesini talep etmiştir C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2. Bakırköy 1. Tüketici Mahkemesinin 12.12.2019 tarih ve 2018/304 Esas, 2019/799 Karar ... kararının kaldırılmasına, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince gerekçe ve hüküm düzeltilmek suretiyle; davanın kabulüne, Dava konusu, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Köyü, 1398 ada, 2 parsel A blok 47 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile davacılar adına eşit hisseli olarak tapuya kayıt ve tesciline, Davacının kira alacağı bakımından 6.380,00 TL’nin HMK 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara eşit hisseli olarak verilmesine, Eksik ifadan kaynaklanan 11.747,00 TL’nin HMK'nın 107 nci maddesi gereği dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara eşit hisseli olarak verilmesine, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, hükümde ''davacı adına'' tesciline dair kısmı ''davacılar adına tesciline'' olarak düzeltmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde iflas masası yetkilisi temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. İcra Dairesi yetkilisi dilekçe ile; "Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.11.2021 tarih ve 2021/565 Esas ... dava dosyası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 772573-0 Sicil Numarasında kayıtlı 1320067729 vergi No.lu ... Mahallesi 1069 Sokak No: 9 ... İstanbul adresinde faaliyet gösteren ... Organizasyon İnşaat Sanayi A.Ş.'nin 24.11.2021 tarihli ve saat 09:42 itibariyle tasfiye işlemlerine başlanmış olup, tasfiye işlemleri müdürlüğümüzün yukarıda yazılı dosyasından başlanmıştır. Müdürülüğümüz dosyasına gönderilen ilgi ... ilamdaki müflis adına olan sulh, kabul, ibra yetkilerimiz bulunmadığı ve aleyhe hususlara itiraz ettiğimizi bildiririz. Henüz masa vekili atanmadığından duruşmada mazeretli sayılmamız ve İİK'nın 19 uncu maddesi gereğince müflis yönünden davanın 2 nci alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına bırakılması hususu takdirlerinize arz olunur" şeklindedir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 2004 ... İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 191 inci maddesi gereğince, borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür. Müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflâs ile kısıtlandığından, aynı Kanun'un 226 ncı maddesi uyarınca da masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu kabul edilmiştir. Belirtilen hükümler gereğince; iflasın açılmasıyla taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflas idaresine ait olup, adi tasfiyede İİK'nın 226 ve 229 uncu maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi iflas dairesine aittir. 2. Müflisin, iflâsın açılması ile hak ehliyetini kaybetmediği gibi dava ehliyetini de kaybettiği söylenemese de masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi artık müflise değil, iflâs idaresine ait olacaktır. İflâs idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını tespit edebilmek için, ilk önce iflâs organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir. Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, İİK'nın 194 üncü maddesi gereğince müflisin davacı ve davalı bulunduğu hukuk davalarının, iflâsın açılması ile belli bir süre için durması öngörülmüştür. 3. İİK'nın 194 üncü maddesine göre; "Acele haller müstesna olmak üzere iflasın açılması ile kural olarak müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları durur, ancak alacaklıların ikinci toplantısından on gün sonra devam olunabilir." 4. İflâsın açılması ile duracak olan davalar, iflâstan önce açılmış olup da hâlen derdest bulunan ve iflâs masasına giren mal, alacak ve haklara ilişkin hukuk davalarıdır. Bunlar, müflisin açmış olduğu davalar ile müflise karşı açılmış olan davalardır. Davaların durduğu bu süre içinde, iflâs idaresi, ... davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Burada, müflisin davacı veya davalı olmasına göre usul işlemleri farklılık arz eder. 5. Müflisin davacı olduğu davalarda; iflâs idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir; bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davacı olarak iflâs idaresi tarafından devam edilir. İflâs idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu hâlde o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (İİK md. 245). Hiçbir alacaklı davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflâsın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir. 6. Müflisin davalı olduğu davalarda ise; iflâs idaresi, alacakları tahkik ederken (İİK md. 230 vd) müflise karşı dava açan alacaklının alacağının mevcut olup olmadığı hakkında bir karar vermez; sadece, bu alacağı çekişmeli alacak olarak sıra cetveline geçirir. Bu alacağın, dolayısıyla davanın kabul edilip edilmeyeceği hakkında ikinci alacaklılar toplantısında karar verilir. İkinci alacaklılar toplantısında davaya devam edilmesine karar verilirse iflâs idaresi, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra davayı takip eder veya tayin edeceği bir avukat vasıtasıyla davayı takip ettirir. Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin, asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında iflas masasına kaydedilip, alacağın masa tarafından kesin olarak kabul edilip edilmediğini araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise, konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, varılacak sonuç çerçevesinde bir karar vermesi gerekir. 3. Değerlendirme 1. Tüm dosya içeriği ve toplanan delilerden, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/565 Esas, 2021/1120 Karar ... dosyasında, davalı ... Organizasyon İnşaat ve Sanayi A.Ş.’nin 24.11.2021 günü saat 09:42’den itibaren iflasına karar verilmiş olup tasfiye işlemleri başlanmıştır. 2. Somut olaya gelince; davanın 25.04.2018 tarihinde açıldığı, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi ile aynı gün şirketin iflasına karar verildiği, müflisin iflasına karar verilmekle tüzel kişiliğinin sona erdiği ve davayı takip yetkisinin iflas idaresine geçtiği anlaşılmaktadır. 3. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince; davalı müflis şirket yönünden, iflas idaresine gerekli tebligatların yapılıp taraf teşkili sağlandıktan sonra yukarıda açıklanan usullere göre yargılamaya devam edilmesi ve oluşacak sonuca bir karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

İcra ve İflas Hukuku

İflas idaresi, müflisin iddia ettiği bir alacağı veya hakkı takip etmeyi (dava açmayı) masraflı veya riskli bularak reddederse; bu hakkın takibini isteyen alacaklıya devredilmesine ne ad verilir?

A) Alacağın temliki
B) Davayı takip yetkisinin devri (İİK m. 245)
C) Halefiyet
D) İstihkak davası
E) Doğrudan dava hakkı