2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 263

İcra ve İflas Kanunu 263. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 263 – (Değişik: 18/2/1965-538/103 md.) Haczolunan mallar istenildiği zaman para veya ayın olarak verilmek ve bu hususu temin için malların kıymetleri depo edilmek veya icra memuru tarafından kabul edilecek esham ve tahvilat veya taşınır ve taşınmaz rehin veya muteber bir banka kefaleti gösterilmek şartiyle borçluya ve mal üçüncü şahıs elinde haczolunmuşsa bir taahhüt senedi alınarak bu şahsa bırakılabilir. İstenilecek teminat her halde borç ve masraf tutarını geçemez. İhtiyati haczi tamamlıyan merasim:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
17. Hukuk Dairesi, 2014/22955 E., 2017/3970 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
Açıklanan nedenlerle, İİK-257-264. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.
17. Hukuk Dairesi         2014/22955 E.  ,  2017/3970 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Davacılar vekili, 28/03/2014 tarihinde müvekkili davacıların desteği müteveffa ... ...’ın yaya kaldırımında yürümekte iken, davalılardan ...’ün sevk ve idaresindeki diğer davalıya trafik sigortalı ... plakalı aracın çarpması sonucu oluşan trafik kazası neticesinde vefat ettiğini, davalı ...’ün ... plakalı araçla yokuş yukarı çıkarken vites değiştirmek istediği sırada, aracın hakimiyetini kaybedip geri geri kaçırdığını, yaya kaldırımına çarparak savrulduğunu ve kaldırımda köşe başında bulunan müvekkili davacıların murisi ... ..'a çarptığını, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/376 E sayılı dosyasında ...'ün taksirle ölüme neden olma iddiasıyla sanık olarak yargılandığını, müteveffa ... ...’ın kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, ...’ün tam kusurlu olduğunu, davalı ... şirketince yapılan başvuru üzerine 13/06/2014 talihinde 120.740,00 TL ödeme yapıldığını, sigorta şirketinin ödediği miktar ile ödenmesi gereken gerçek miktar arasında büyük bir fark bulunduğunu, müvekkillerinin müteveffanın desteklerinden yoksun kaldıklarını ileri sürerek davalı ...’ten her bir davacı için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 90.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 28/03/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile, her bir davacı için şimdilik 100,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ...’ten kaza tarihi olan 28/03/2014 tarihinden, sigorta şirketinden sigorta poliçesindeki sorumluluk miktarı ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 24/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, alacağın muaccel olmaması nedeniyle ihtiyati haciz kararı da verilemeyeceği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş; ara karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesine ekli belgelerden, davacıların desteği yaya kaldırımında bulunan ...’ye davalıya trafik sigortalı diğer davalının sevk ve idaresindekin aracın çarpması sonucu, destek ... öldüğü, bu olayla ilgili ... 2. Asliye ceza mahkemesinin 2014/376 esasında kayıtlı ceza davası ile sanık ... hakkında taksirle ölüme neden olmak suçundan kamu davası açıldığı, sanık ...'ün tam kusurlu olduğu cezalandırılmasına karar verildiği, trafik kaza tutanağından sürücü ...'ün asli kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Yukarıda belirtilen belgelerde nazara alındığında davacıların destekten yoksunluk ve manevi zararlarının olabileceği kuvvetle muhtemeldir. Haksız fiil (ölüm) tarihi itibarıyla davacıların maddi (destek) ve manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir. İhtiyati haciz talep edildiği, davanın ilk açıldığı aşamada zararın miktarının net olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyetle bağdaşmaz. Zaten davacı vekili de fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açmıştır. İİK 257 . Madde; “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” hükmünü içermektedir. Açıklanan nedenlerle, İİK-257-264. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ara kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 12/04/2017 gününde oybirliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (1)

17. Hukuk Dairesi, 2016/18144 E., 2017/11201 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Açıklanan nedenlerle, İİK-257-264. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir.
17. Hukuk Dairesi         2016/18144 E.  ,  2017/11201 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; ara kararda yazılı nedenlerden dolayı ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen ara kararın süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Davacılar vekili, davalıya trafik sigortalı aracı kullanan müvekkillerin murisinin meydana gelen trafik kazasında vefat ettiğini, davacıların ölenin desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek eş için 5.000 TL, çocuklar için 2.500’er TL toplamda 10.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının, eş için 100.000 TL, 50.000’er çocuklar için toplam 200.000 TL manevi tazminatın tahsilini, bu alacaklarının temini için de kaldırımdan taşacak şekilde yola yük asansörü kurduran, yola taşacak şekilde inşaatın önüne tuğla ve inşaat demiri istifleyen inşaat sahibi davalı ...’e ait taşınmaza ihtiyati haciz konulmasını istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; tarafların kusur durumlarının belirlenmemiş olması, alacak ve alacak miktarının sabit olmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz şartları oluşmadığından davacı vekilinin, davalı ...'a ait taşınmaza ihtiyati haciz konulması talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-)Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava dilekçesine ekli belgelerden, davacıların desteği sürücünün davalıya trafik sigortalı aracı kullanırken meydana gelen trafik kazası sonucu öldüğü, bu olayla ilgili ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/2462 esasında kayıtlı soruşturma dosyası ile şüpheli ... hakkında soruşturma başlatıldığı, savcılık dosyasına sunulan bilirkişi raporundan kaldırımdan taşacak şekilde yola yük asansörü kurduran, yola taşacak şekilde inşaatın önüne tuğla ve inşaat demiri istifleyen inşaat sahibi şüpheli ...'ın tali kusurlu olduğu, alkollü ve hızlı araç kullanan muris sürücünün asli kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki "muacceliyet" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır. Yukarıda belirtilen belgeler de nazara alındığında davacıların destekten yoksunluk ve manevi zararlarının olabileceği kuvvetle muhtemeldir. Haksız fiil (ölüm) tarihi itibarıyla davacıların maddi (destek) ve manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir. İhtiyati haciz talep edildiği, davanın ilk açıldığı aşamada zararın miktarının net olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyetle bağdaşmaz. Zaten davacı vekili de fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açmıştır. İİK 257.madde; “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.” hükmünü içermektedir. Açıklanan nedenlerle, İİK-257-264. maddeleri uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ihtiyati haciz talebinin reddine dair kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 30/11/2017 gününde oybirliği ile karar verildi

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.