2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 355

İcra ve İflas Kanunu 355. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 355 – Devlet işlerinde veya hususi müesseselerde bulunan borçlu memur veya müstahdemlerin maaş ve ücretlerinden kesilmesi için icra dairelerinden yapılacak tebligatın kanuni muhatapları haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş ve ücreti miktarını nihayet bir hafta içinde bildirmeğe ve borç bitinceye kadar icra dairesinin tebligatı mucibince haczolunan miktarı tevkif edip hemen daireye göndermeğe mecburdurlar. Memurun maaş, ücret veya memuriyetinde yahut başka bir şubeden maaş almağı mucip olacak surette vukubulacak tebeddülleri ve hizmetine nihayet verildiği takdirde bu keyfiyeti de malmemuru veya daire amiri yahut hususi müesseselerin kanuni muhatapları derhal icra dairesine bildirmeğe ve ikinci halde haciz muamelesinden o şube veya amirini haberdar etmeğe mecburdur. Yukarıdaki maddeye riayet etmeyenler hakkında hükümler:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

46 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2016/7115 E., 2020/757 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
maddesi ve İİK'nun 355. maddeleri uyarınca davacının muvazaa iddiasının kabulü ile, Adana 11.
23. Hukuk Dairesi         2016/7115 E.  ,  2020/757 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkili şirketin dava dışı borçlu aleyhine Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2015/2655 E. sayılı dosyası ile icra takibi yaptıklarını, borçlunun emekli ikramiyesinin haczine karar verildiğini, müvekkilinin takibinden bir hafta sonra davalı tarafından muvazaalı şekilde Adana 12. İcra Müdürlüğünün 2015/3437 Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını söz konusu takibin gerçek bir alacak-borç ilişkisine dayanmadığını, taraflar arasındaki icra takibinin her zaman düzenlenebilecek bir kambiyo senedinden kaynaklanmakta olduğunu, davalı ile borçlunun yıllardır aynı şirkette çalıştıklarını ileri sürerek davalının muvazaalı alacağının sıra cetvelinden çıkartılmasını ve davalıya ödenen payın davacı müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin dava dışı borçluya kredi kartlarını kullandırdığını, kredi kartı borçları ödenmeyince borçludan senet aldıklarını, alacağın gerçek bir alacak olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalının bonoya dayalı takip yaptığını, bononun geriye dönük olarak her zaman düzenlenebileceği, davalıların arkadaş olup aynı işyerinde çalıştıkları ve aynı dönemlerde emekli oldukları, dava dışı borçlunun 3 yıl içerisinde hiç geri ödeme yapmadığı halde 80.000 TL. borç vermesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğu davalının dava dışı borçludan olan alacağının kaynağı ve temel ilişkisini kanıtlayamadığından geriye anlaşıldığından Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ve İİK'nun 355. maddeleri uyarınca davacının muvazaa iddiasının kabulü ile, Adana 11. İcra Dairesinin 2015/2655 E. sayılı dosyasında düzenlenen 20.03.2015 tarihli sıra cetvelinde paylaşıma konu paranın garameten paylaştırılmasına ilişkin kısmının iptali ile borçludan gelen ve gelecek olan paranın öncelikle davacı alacaklıya alacak ve fer'ileriyle sınırlı olmak üzere ödenmesine, kesintiden arta kalan kısım olması davalı dosyasına ödenmesine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraza ilişkindir. Özel yargılama usullerine tabi olan bu davalarda ispat yükü davalıdadır. Somut olayda, borçlunun çalıştığı kurumdan Adana 11. İcra Dairesinin 2015/2655 Esas sayılı dosyasına gelen emekli ikramiyesinin garameten paylaşımına ilişkin 20.03.2015 tarihli sıra cetvelinin iptali dava konusu yapılmıştır. Bu durumda maaş haczine ilişkin muvazaa iddiaları ile ilgili Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ve İİK'nun 355. maddelerine kararın gerekçesinde ve hüküm fıkrasında yer verilmesi doğru olmamış ise de, yapılan yanlışlık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibariyle doğru olan kararın, HUMK'nın 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesinde ve hüküm fıkrasının 1 bendindeki ifadelerin gerekçeden ve hüküm fıkrasından çıkarılarak HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın gerekçesinden ve hüküm fıkrasının 1. bendinde "Borçlar Kanununun 19. Maddesi (818 sayılı Borçlar Kanununun 18. Maddesi) ve İcra İflas Kanununun 355. Maddeleri uyarınca " kelime dizesinin hüküm fıkrasından çıkarılarak hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2012/8790 E., 2012/21570 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep 1. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
İİK'nun 355.maddesine göre, icra müdürü borçlunun çalıştığı işyerine maaş ve ücretin haczedildiğine dair bir haciz yazısı yazar.
12. Hukuk Dairesi         2012/8790 E.  ,  2012/21570 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep 1. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 26/04/2011 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 07.02.2012 tarih, 16995/2579 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair karar düzeltme nedenleri yerinde değil ise de; Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibin kesinleşmesi üzerine, borçlunun çalışmakta olduğu şirkete maaş haciz müzekkeresi gönderildiği, kesinti yapılmaması nedeniyle İİK.nun 355 ve devamı maddeleri gereğince üçüncü şahıs şikayetçi şirketin İslahiye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü nezdindeki hak edişlerine haciz konulduğu, anılan kurumca icra dosyasına 9.750,00 TL gönderildiği, şikayetçi şirketin, borçlunun ...Eğitim Sağlık ve Rehabilitasyon Tic.Ltd.Şti.de çalıştığını, bu şirketin BK.nun 179.maddesi gereğince şikayetçi şirkete devredilmediğini, yalnızca şirketin bir malı olan rehabilitasyon merkezinin devralındığını, bu nedenle kesilmeyen maaş nedeniyle bir sorumluluğunun bulunmadığını, sorumlu kabul edilse bile  maaştan kesilmeyen miktarın istenebileceğini belirterek haczin kaldırılması ve kesintilerin iadesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Borçlunun maaş ve ücretinin haczi İİK'nun 355 ve devam eden madde hükümlerine göre yapılır. İİK'nun 355.maddesine göre, icra müdürü borçlunun çalıştığı işyerine maaş ve ücretin haczedildiğine dair bir haciz yazısı yazar. Haciz yazısını alan işveren bir hafta içinde haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş ve ücretinin miktarını icra dairesine bildirmeye ve borç bitinceye kadar icra dairesinin haciz bildirimine göre haczolunan miktarı borçlunun maaş veya ücretinden keserek hemen icra dairesine yatırmaya mecburdur. Aksi halde İİK'nun 356.maddesi gereğince kesmedikleri veya ilk vasıta ile göndermedikleri para ayrıca mahkemeden hüküm alınmasına hacet kalmaksızın icra dairesince maaşlarından ve sair mallarından alınır. Bu durumda, İİK.nun 355.maddesi hükümlerine riayet etmeyenlerin sorumluluğu, İİK.nun 356.maddesine göre, kesinti yapılmayan miktar ile sınırlıdır. Somut olayda, mahkemece, haciz müzekkeresinin tebliğ edildiği tarihten ödeme tarihine, işten ayrılmış ise ayrılma tarihine kadar, maaş haczi nedeniyle borçlunun maaşından kesinti yapılmayan miktar belirlenerek, şikayetçinin bu miktarla sorumlu olduğuna karar verilmesi gerekirken, bu husus araştırılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, kararın bu nedenle kısmen bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşılmakla, şikayetçinin karar düzeltme nedenlerinin kısmen kabulü gerekmiştir. SONUÇ :Şikayetçinin karar düzeltme nedenlerinin kısmen kabulü ile Dairemizin 07/02/2012 tarih ve 2011/16995 E.-2012/2579 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.'nun 366. ve HUMK.'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 20/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2022/475 E., 2023/638 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Belirtilen maddedeki maaş veya ücretten maksat, Devlet işlerinde veya özel işyerlerinde çalışan (borçlu) memur veya işçilerin maaş veya ücretidir (2004 sayılı Kanun md.
Hukuk Genel Kurulu         2022/475 E.  ,  2023/638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1943 E., 2022/127 K. KARAR : Şikâyetin kısmen kabulüne Taraflar arasındaki şikâyet isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin kabulüne karar verilmiştir. Kararın alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince alacaklı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak şikâyetin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı alacaklı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. TALEP Şikâyetçi borçlu asıl; borcundan dolayı hakkında başlatılan icra takibinde Dalaman İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünden aldığı maaşının 1/4’ü ile ek ders ücretinin tamamına konulan haczin kaldırılmasına dair talebinin Dinar İcra Müdürlüğü tarafından reddedildiğini, maaşıyla zor geçindiğini, eşinin hamile olması sebebiyle doktor kontrolleri ve takviye gıdalar sebebiyle ek masrafları olduğunu, ikâmetgâhı Fethiye’de olduğundan görev yaptığı Dalaman’daki okula gidiş-dönüş her gün toplam 110 km yol kattetiğini ileri sürerek, maaşının 1/4’ünü aşan kısım olarak ek ders ücretine uygulanan haczin kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı vekiline şikâyet dilekçesi tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2020 tarihli ve 2019/19 Esas, 2020/20 Karar sayılı kararı ile; borçlu ve eşinin gelirleri toplamı ve ikisinin sosyal statüsülerine göre, borçlu ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin geçimini sağlayacak kadar yapması gereken harcamalar toplamı dikkate alınarak, borçlunun almış olduğu maaş ve ek ders ücreti bir bütün olarak kabul edilip 1/4'ünden aşağı olmamak üzere borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamından ne kadarlık kısmının haczedilebileceğinin saptandığı, alınan raporlar ile borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamından yapılması gereken kesintinin 1.262,62 TL olarak hesaplandığı, Dinar İcra Müdürlüğünün 2018/702 Esas sayılı dosyasında borçlunun maaşının 1/4'ü ile ek ders ücretinin tamamının ayrı ayrı haczedildiği, bu işlemin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle şikâyetin kabulüne, borçlunun ek ders ücretinin tamamına konulan haczin kaldırılmasına, borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamının 1/4’ü oranında hesap edilen 1.262,62 TL üzerinden haczin devamına, fazla tahsil edilen 4.672,99 TL kesinti tutarının yasal faizi ile birlikte davacıya (şikâyetçiye) iadesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 01.03.2021 tarihli ve 2021/316 Esas, 2021/382 Karar sayılı kararı ile; İlk Derece Mahkemesince alınan 04.09.2020 tarihli ek bilirkişi raporuna göre 2018 yılında borçlu ve eşinin gelirleri toplamının 79.843,44 TL, sosyal statülerine göre harcama toplamlarının 74.444,04 TL, buna göre aylık yapılması gereken hacze ilişkin kesinti tutarının ise 444,95 TL olup bu miktarın maaş ve ek ücret toplamının 1/4'ünden az olduğu, raporun hüküm kurmaya elverişli bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince de bu rapor doğrultusunda karar verildiği, alacaklının bu kısma yönelik istinaf talebi yerinde görülmemekle birlikte şikâyetçi tarafın, ek ders ücretinin tamamı üzerindeki haczin kaldırılması talebinin (maaş ve ek ders ücreti toplamının 1/4 ü kadar haciz kesintisi yapılması gerektiğinden bahisle) kısmen kabul edildiği anlaşıldığından şikâyetin kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan talep olmadığı halde fazla tahsil edilen 4.672,99 TL kesinti tutarının yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine karar verilmesinin doğru bulunmadığı gerekçesiyle alacaklının istinaf isteminin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak şikâyetin kısmen kabulü ile borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamının 1/4'ü oranında hesap edilen 1.262,62 TL üzerinden haczin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ İNCELEME SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...1-Borçlunun temyiz isteminin incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Borçlunun maaşının 1/4 dışında, ek ders ücreti üzerine konulan haczin kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince borçlunun şikayetinin kabulü ile borçlunun ek ders ücretinin tamamına konulan Haczin Kaldırılmasına ve borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamının ¼’ü oranında hesap edilen 1.262,62 TL üzerinden haczin devamına,,karar verildiği; Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, şikayetin kısmen kabulü ile davacı borçlunun maaş ve ek ders ücreti toplamının ¼’ü oranında hesap edilen 1.262,62 TL üzerinden haczin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verildiği anlaşılmıştır. Borçlunun sadece ek ders ücretinin üzerine konulan haczin kaldırılmasına yönelik icra mahkemesine başvurduğu görülmektedir. İİK'nun 83. maddesinde kısmen haczi caiz olan şeyler sayılmış olup, ek ders ücretlerinin maaştan sayılacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu durumda bu ücretin tamamının haczedilmesine yasal bir engel yoktur. O halde bölge adliye mahkemesince taleple bağlılık ilkesini düzenleyen HMK'nun 26. maddesi gereğince talepten fazlasına hükmedilemeyeceği için ek ders ücretine konulan haczin kaldırılmasına yönelik şikayetin reddi gerekirken şikayetin kısmen kabulü ile borçlunun almış olduğu maaş ve ek ders ücretinin bir bütün olarak kabul edilerek bu miktar üzerinden ¼ oranında hesap edilen 1.262 TL yönünden haczin devamına karar verilmesi isabetsizdir…" gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak icra dosyasında, borçlunun hem maaşına hem de ek ders ücretine haciz konulduğu, şikâyetin konusunun ise ek ders ücretine konan haczin kaldırılması olduğu, borçlunun hem maaşının hem de ek ders ücretinin 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 83 üncü maddesine göre haczi kısmen caiz olan şeyler arasında olduğu, para, misli eşya olduğundan maaş ve ek ders ücretinin bir bütün kabul edilerek belli bir oranda haczin kaldırılması hâlinde matematiksel olarak "maaş" üzerindeki haczin de "ek ders ücreti" üzerindeki haczin de aynı oranda kalktığı, somut olayda, alacaklı vekilinin duruşmadaki beyanında belirtildiği üzere borçlunun maaşı üzerinde uygulanan haczin maaşının 1/4'ü oranında olduğu, borçlunun, kendisi ve ailesinin geçinmeleri için lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra maaş ve ek ders ücretinden en fazla 1/4 (oranında) haciz uygulanması gerektiğinin değerlendirildiği, buna göre de maaş ve ek ders ücret toplamının 1/4'ü üzerindeki haczin kaldırıldığı, bu durumun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırılık teşkil etmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde alacaklı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Alacaklı vekili; borçlunun maaşının 1/4’ünün, ek ders ücretinin ise tamamının haczinde usule ve hukuka aykırılık bulunmadığını, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, borçlunun toplam geliri ve bu gelirlerinden ne kadarlık kısmının haczinin mümkün olduğuna dair ek ders ücretinin tamamı üzerinden mi yoksa bir kısmı üzerinden mi haczin kaldırıldığının hükümden anlaşılamadığını, hükmün infazında tereddüt oluşması sebebiyle hükmün bu nedenle de hatalı olduğu belirtilerek kararın bozulması talep edilmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda öğretmen olan borçlunun ek ders ücretinin 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi kapsamında maaştan sayılıp sayılamayacağı, buradan varılacak sonuca göre ek ders ücretinin tamamının haczedilmesinin olanaklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1. 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi. 2. Değerlendirme 1. Kural olarak, borçlunun malvarlığını teşkil eden mal, alacak ve hakları, alacaklılarına karşı bir tür teminat teşkil eder ve bu nedenle borçlunun alacaklıları tarafından borç için haczettirilebilir. Haciz cebri icra organı tarafından yapılan devlete ilişkin bir hakimiyet tasarrufu olup, icra takibinin konusu olan belli bir para alacağının ödenmesini sağlamak için, bu yolda istemde bulunan alacaklı lehine, söz konusu alacağı karşılayacak miktar ve değerdeki borçluya ait mal ve haklara, icra memuru tarafından hukuken el konulmasıdır. 2004 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre icra dairesince, borçlunun kendi yedinde veya üçüncü şahısta bulunan menkul malları ile gayrimenkullerinden ve alacak ve haklarından alacaklının ana para, faiz ve masraflar da dâhil olmak üzere bütün alacaklarına yetecek miktarı haczedilir. 2004 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinin ikinci fıkrası borçluya ait olup da üçüncü kişi elinde olan malların da haczedilebileceğini öngörmektedir. 2. Alacaklının, borçlunun mal varlığından tatmin edilmesi ilkesi takip hukukunda asıldır ve bu ilkenin sınırları da kanunla çizilmiştir. Bu bağlamda kanun koyucu gerek 2004 sayılı Kanun gerekse bazı özel kanunlarda haczedilemeyecek veya yalnızca bir bölümünün haczi mümkün birtakım mal ve haklar öngörmüştür. Amaç, borçlu ve ailesinin mutlak yoksulluğa düşürülerek ekonomik varlığını kaybedip, Devlet yardımına muhtaç hâle getirilmesine engel olmaktır (Baki Kuru, İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s. 502, 503). 3. Takip hukukunda sorumluluk kural olarak şahsi emeğe değil mala yöneliktir. Dolayısıyla borçlu iktisadi ve sosyal açıdan varlığını sürdürebilmek için şahsi emeğini ortaya koyarak bir gelir elde etmişse bunun üzerine borcun tamamı kadar haciz koymak Anayasa’nın 17 nci maddesindeki “Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” düzenlemesine aykırılık teşkil edecektir (Murat Yavaş, Maaş ve Ücret Haczi, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı 84, 2009, s.94). 4. Bu anlamda kanun koyucu birtakım mal ve hakların haczedilemeyeceğini (haczinin caiz olmadığını) kararlaştırmıştır. Haczi caiz olmayan mallar; para borcunun ödenmesi için haciz yoluyla yapılan icra takibinde borçluya ait olup kamu yararı ya da borçlunun yaşamsal zorunlulukları bakımından gerekli yahut paraya çevrilmesine olanak bulunmayan durumlardan ötürü haczedilmesi ya da paraya çevrilmesi olanaksız bulunan, diğer bir deyimle hacizden ayrık tutulmuş şeyler ve alacaklardır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara, 2021, s. 446). 5. 2004 sayılı Kanun bu konuda kısmen veya tamamen haczedilemezliğe ilişkin bir ayrıma gitmiş ve kısmen haczedilemeyen mal ve hakları 83 üncü maddede; “Maaşlar, tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilâma müstenid olmayan nafakalar, tekaüd maaşları, sigortalar veya tekaüd sandıkları tarafından tahsis edilen iradlar, borçlu ve ailesinin geçinmeleri için icra müdürünce lüzumlu olarak takdir edilen miktar tenzil edildikten sonra haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların dörtte birinden az olamaz. Birden fazla haciz var ise sıraya konur. Sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez” şeklinde düzenlemiştir. Bu maddeye göre maaş ve ücretlerden borçlunun ve ailesinin geçinmeleri için zorunlu olan miktar borçluya bırakıldıktan sonra kalan kısım haczedilebilecektir. Bununla birlikte, borçlunun maaş ve ücretinin dörtte birinin herhalde haczedilebileceği hükme bağlanmıştır. 6. Belirtilen maddedeki maaş veya ücretten maksat, Devlet işlerinde veya özel işyerlerinde çalışan (borçlu) memur veya işçilerin maaş veya ücretidir (2004 sayılı Kanun md. 355/1). Bir kısmı haczedilemeyen maaş ve ücretlerin (hakların) neler olduğu 2004 sayılı Kanun’un 83 üncü maddesinde sayılmıştır. Buna göre, maaşların, ödeneklerin (tahsisatlar) ve (yan ödemeler dahil) ücretlerin bir kısmı haczedilemez. Bu hükümdeki ücret kavramına, her çeşit ücret dahildir (Kuru, s. 494, 522; Ramazan Arslan vd., İcra ve İflâs Hukuku, 8. Baskı, Ankara, 2022, s. 353). Buradaki ücretler geniş olarak gelir kaynakları olarak anlaşılabilir (Hakan Pekcanıtez vd., İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2011, s. 256). 7. Yapılan bu genel açıklamalardan sonra dosya içeriğine göre Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okulda öğretmen olarak görev yapan şikâyetçinin ek ders ücretinin tamamına konulan haczin kaldırılması istemi ile icra mahkemesine şikâyette bulunduğu somut olayda öğretmenlere ödenen ek ders ücretinin 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi kapsamında kısmen haczedilip haczedilemeyeceği değerlendirilmelidir. Bu anlamda olmak üzere öncelikle ek ders ücretine ilişkin açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır. 8. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (657 sayılı Kanun) "Ders görevi" başlıklı 89 uncu maddesinde; "Her derecedeki eğitim ve öğretim kurumları ile Üniversite ve Akademi (Askeri Akademiler dahil), okul, kurs veya yaygın eğitim yapan kurumlarda ve benzeri kuruluşlarda öğretmen veya öğretim üyesi bulunmaması halinde öğretmenlere, öğretim üyelerine veya diğer memurlara veyahut açıktan atanacaklara ücret ile ek ders görevi verilebilir. Ücretle okutulacak ders saatlerinin sayısı,ders görevi alacakların nitelikleri ve diğer hususlar Cumhurbaşkanı kararı ile tespit olunur." düzenlemesine yer verilmiştir. Bu madde ile 439 sayılı Milli Eğitim Bakanlığına Bağlı Yüksek ve Orta Dereceli Okullar Öğretmenleri ile İlkokul Öğretmenlerinin Haftalık Ders Saatleri ile Ek Ders Ücretleri Hakkında Kanun'un verdiği yetkiye dayanarak, "Millî Eğitim Bakanlığının yönetici, öğretmen, uzman ve usta öğreticileri ile diğer görevlilerinin aylık ve ek ders ücreti karşılığında okutacakları ve okutmuş sayılacakları haftalık ders saatlerinin sayısını, ders görevi alacakların niteliklerini ve diğer hususları düzenlemek.." amacıyla hazırlanan Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin 01.12.2006 tarihli ve 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın (Bakanlar Kurulu Kararı) "Tanımlar" kenar başlıklı 4 üncü maddesinin (f) bendinde ek ders görevinin, aylık karşılığı ders görevi dışında ek ders ücreti karşılığında okutulan dersleri ifade ettiği belirtilmiştir. 9. Bakanlar Kurulu Kararı'nın "Ek ders birim ücreti" kenar başlıklı 30 uncu maddesinde "1) Bu Karar kapsamında kendilerine ders görevi verilenler ile verilmiş sayılanlara, 657 sayılı Kanunun 176 ncı maddesi uyarınca ek ders ücreti ödenir." hükmü bulunmakta olup, bu hükmün atıf yaptığı 657 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise Kanunun 89 uncu maddesine göre kendilerine ders görevi verilenlere, ders saati başına gündüz öğretimi için 140, örgün ve yaygın eğitim kurumlarında yarıyıl ve yaz tatillerinde, cumartesi ve pazar günleri ile saat 18.00'den sonra başlayan öğretim faaliyetleri için 150 gösterge rakamının bu Kanuna göre belirlenen aylık katsayısı ile çarpımından oluşan miktar üzerinden ek ders ücreti ödeneceği ifade edilmiştir. 10. Açıklanan hukuki dayanaklardan yola çıkıldığında ek ders ücreti; aylık ders görevi dışında verilen derslerin karşılığı olarak ödenen ücret olarak tanımlanabilir. Bu anlamda olmak üzere ek ders ücreti 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesi kapsamında aylık "maaş" dışında ek ders görevi karşılığı ödenen bir ücrettir. 11. Belirtmek gerekir ki, yukarıda da açıklandığı üzere 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinde ifade edilen ücret kavramına her türlü ücret dahildir. Gerek bedeni gerekse fikri çalışma sonucu elde edilen her türlü ücret bu kapsamdadır. Bu itibarla, ek ders ücretinin de madde metninde yer alan "her nevi ücret" kapsamına girdiği açıktır. 12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, 2004 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesine göre ek ders ücretinin maaş kapsamında olmadığının açık olduğu, haczedilemezliğe ilişkin hususların kanun ile düzenlenmesi gerektiği, istikrarlı uygulamanın ek ders ücretinin maaş kapsamında olmadığı ve tamamının haczedilebileceği yönünde olduğu, direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 13. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir. 14. Ne var ki, alacaklı vekilinin sair temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden bu konuda inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Direnme uygun bulunduğundan alacaklı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 21.06.2023 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
15. Hukuk Dairesi, 2021/575 E., 2021/1517 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Açıklanan bu durum karşısında, İcra Müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK'nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine, yine bu maddeye uygun düzenlendiği anlaşılan ve maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK'nın 140/1.
15. Hukuk Dairesi         2021/575 E.  ,  2021/1517 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R - Davacı vekili, ... İcra Müdürlüğü'nün 2015/3098 Esas sayılı dosyası kapsamında tanzim edilen 08.09.2015 tarihli sıra cetvelinde 1. sırada yer alan davalı alacaklı ...'nun alacağının muvazaalı şekilde oluşturulduğunu, esasen davalıya ait bir alacağın bulunmadığını ileri sürerek, davalı alacağının sırasının iptali ile muvazaalı olduğunun tespitini ve kendi alacaklarının cetvelde 1. sıraya alınmasını talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, davalının alacağının gerçek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, davacının alacağının doğum tarihinin davalının icra takibine konu bonoya dayalı alacağından önceye ilişkin olduğu, buna göre ispat yükünün davalı alacaklıda bulunduğu, davalı ile borçlu Dönsel arasında akrabalık ilişkisinin bulunduğu, takibe konu bono için ihbar ya da protesto yapılmadığı, bononun tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, ekonomik koşulları itibariyle 130.000 dolar bedelli bir borcu ödeyecek durumları bulunmadığı, davalı ile borçlu arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş, davalı ... vekilinin istinaf başvurusu, ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince, davanın üzerine düşen ispat külfetini yerine getirmemiş olduğu gerekçesiyle, esastan reddedilmiştir. Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, muvazaa nedenine dayalı iptal istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre, borçlunun maaşının 1/4'ü üzerine konulan muhtelif hacizler nedeniyle icra müdürlüğünce “Sıra ve Derece Kararı” başlığı altında sıralama yapma yoluna gidilmiş ve yapılan bu sıralamada 1. sırada yer verilen davalı ... alacağının muvazaalı olduğu iddiasıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. İİK'nın 140/1. maddesinde İcra Müdürlüğünce hangi hallerde haciz sıra cetveli düzenleneceği belirtilmiştir. Maddeye göre haciz sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi gerekir. Bu madde uyarınca düzenlenen bir sıra cetvelinde, hacizlere ilişkin takip dosyası (takip tarihi, haciz tarihi, alacak miktarı gibi) bilgilerine, ipotek veya hapis hakları varsa bu hakların tesis edildiği tarihlere ve dayanak bilgilerine yer verilmesi gerekir. Somut olayda, icra dosyasına intikal etmiş bir para bulunmamaktadır. İİK'nın 83/2. madde hükmüne göre, maaş üzerinde birden fazla haciz varsa bunlar İcra Müdürlüğünce sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez. Açıklanan bu durum karşısında, İcra Müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK'nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine, yine bu maddeye uygun düzenlendiği anlaşılan ve maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK'nın 140/1. maddesinde tanımlanan sıra cetveli niteliğinde olduğundan söz edilemez. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, yapılan bu sıralamanın İİK'nın 140/1. maddesi uyarıca İcra Müdürlüğü'nce düzenlenen sıra cetveli niteliğinde olduğu kabul edilerek, aynı Kanun'un 142/1. maddesi uyarınca açılan muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz davalarında olduğu gibi ispat yükünün davalıda olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın bu ilkelere göre çözümlenmesi doğru olmamıştır. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nın 24/1, 25, 26, 30 ve 33. (HUMK'nın 74, 75 ve 76.) maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Bu durumda ilk derece mahkemesince, davanın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 19.(818 sayılı BK'nın 18) maddesinde düzenlenmiş muvazaa iddiasına dayalı iptal istemine ilişkin olduğunun kabulü ile ispat yükü yönünden genel ilkelere uygun olarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken, davanın tavsifinde yanılgıya düşülerek ve ispat yükü davalıya yüklenerek yazılı şekilde hüküm kurulması neticesinde davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesince esastan reddi doğru olmamış, istinaf mahkemesi kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının bozulması uygun görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 28/12/2018 tarih ve 2018/2993 Esas, 2018/2758 Karar sayılı kararı kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, HMK 373/1 maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 08.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2018/2648 E., 2021/275 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Açıklanan bu durum karşısında, İcra Müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK'nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine borçlunun görev yaptığı kurumca bu madde hükmüne uygun düzenlendiği anlaşılan ve maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK'nın 140/1.
23. Hukuk Dairesi         2018/2648 E.  ,  2021/275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, davacının davalı borçlu ...'den olan bonoya dayalı alacağının tahsili için başlattığı icra takibi kapsamında borçlunun maaşı üzerine haciz konulması için yazılan müzekkereye, ilk sırada nafaka alacaklısı haczinin bulunduğundan bahisle, olumsuz yanıt verildiğini, davalı ile eski eşi arasında oluşturulan alacağın muvazaalı olduğunu, halen aynı evde birlikte yaşadıklarını, davacının alacağının tahsiline engel olmak amacıyla muvazaalı nafaka alacağı oluşturulduğu ileri sürerek, dava konusu takip dosyasından yapılan maaş haczi kesintilerinin davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..., davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ve eski eşinin nüfus aile kayıt tablosunda mernis (yerleşim) adreslerinin farklı olduğu, yaptırılan kolluk araştırmasında da davalının ... Şeker Fabrikası misafirhanesinde yalnız kaldığının tespit edildiği yani davacı tarafından davalının eski eşi ile muvazaalı olarak boşandığının ve halen aynı adreste yaşadıklarının ispat olunamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, muvazaa nedenine dayalı iptal istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre; borçlunun maaşının 1/4'ü üzerine konulan muhtelif hacizler, borçlunun görev yaptığı kurumca sıraya konulmuş olup, davacının yapılan bu sıralamada 1. sırada yer verilen davalı borçlunun eski eşi dava dışı nafaka alacaklısı ...’in alacağının muvazaalı olduğu iddiasıyla işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. İİK'nın 140/1. maddesinde İcra Müdürlüğünce hangi hallerde haciz sıra cetveli düzenleneceği belirtilmiştir. Maddeye göre haciz sıra cetvelinin düzenlenebilmesi için satış tutarının bütün alacaklıların alacağını tamamen ödemeye yetmemesi gerekir. Bu madde uyarınca düzenlenen bir sıra cetvelinde, hacizlere ilişkin takip dosyası (takip tarihi, haciz tarihi, alacak miktarı gibi) bilgilerine, ipotek veya hapis hakları varsa bu hakların tesis edildiği tarihlere ve dayanak bilgilerine yer verilmesi gerekir. Somut olayda, icra dosyasına intikal etmiş bir para bulunmamaktadır. İİK'nın 83/2. madde hükmüne göre, maaş üzerinde birden fazla haciz varsa bunlar İcra Müdürlüğünce sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez. Açıklanan bu durum karşısında, İcra Müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK'nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine borçlunun görev yaptığı kurumca bu madde hükmüne uygun düzenlendiği anlaşılan ve maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK'nın 140/1. maddesinde tanımlanan sıra cetveli niteliğinde olduğundan söz edilemez. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nın 24/1, 25, 26, 31 ve 33. (HUMK'nın 74, 75 ve 76.) maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar ve bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Bu durumda mahkemece, davanın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın 19. (818 sayılı BK'nın m. 18 ) maddesinde düzenlenmiş genel muvazaa iddiasına dayalı iptal istemine ilişkin olduğunun ve husumetin borçlu ile birlikte, mecburi dava arkadaşı olan, alacağının muvazaalı olduğu ileri sürülen alacaklıya karşı yöneltilmesi gerektiğinin kabulü ile ispat yükü yönünden genel ilkelere uygun olarak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. Somut olayda mahkemece, aleyhine muvazaa iddiasında bulunulan eski eş ...’e husumet yöneltilmemiş olmasının, HMK’nın 124/4 maddesi uyarıca, kabul edilebilir yanılgı olduğunun kabulü ile eksik taraf teşkilinin giderilmesi için davacı vekiline makul süre verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın esasa ilişkin inceleme yapılması doğru olmamıştır. 2-Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının talep halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.