2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu Madde 74

İcra ve İflas Kanunu 74. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 74 – Mal beyanı, borçlunun gerek kendisinde ve gerek üçüncü şahıslar yedinde bulunan mal ve alacak ve haklarında borcuna yetecek miktarın nevi ve mahiyet ve vasıflarını ve her türlü kazanç ve gelirlerini ve yaşayış tarzına göre geçim membalarını ve buna nazaran borcunu ne suretle ödeyebileceğini yazı ile veya şifahen icra dairesine bildirmesidir. Beyan mecburiyeti müddeti, başlangıcı:

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

57 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/549 E., 2022/4568 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
yla kararın davacı yararın bozulmasına karar verilmesi sonrasında mahkemece 25.11.2015 tarih 2015/325 Esas, 2015/354 Karar sayılı ilamıyla önceki kararda direnilmesine, davacı tarafından açılan menfi tespit davasının ve taleplerin reddine, İİK'nın 74/4. maddesi gereğince takip konusu alacağın %20' si oranında icra tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2022/549 E.  ,  2022/4568 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki dava sonucu mahkemece verilen 02.09.2013 gün ve 2011/9-2013/325 sayılı hükmün (kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 27.05.2014 gün ve 2014/7053-2014/9858 sayılı ilamla bozulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararına ilişkin dava dosyası 02.12.2016 tarih ve 6763 sayılı Yasa'nın 43 ve geçici 4/1. maddesi uyarınca dosya Dairemize gönderilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı tarafından kendisi aleyhine Antalya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2008/10170 sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, icra takibine dayanak bononun ve imzanın kendisine ait olmadığını belirterek, davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine %40 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davacının sahibi olduğu ... Okulunda servis şoförlüğü yaptığını, bahse konu özel okulu davacının verdiği geniş yetkiler içeren vekaletnameye dayalı olarak diğer takip borçlusu olan davadışı... ' nun resmen ve fiilen işlettiğini, müvekkilinin saflığından faydalanılarak davacının gerek şahsi harcamalarını gerekse de araç yakıt alımı gibi masraflarını müvekkilinin kredi kartından ödettirdiğini, takip dayanağı bonoyu da bu alacaklarına karşılık davadışı... isimli şahsın imzaladığını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, ibraz edilen 22 Ekim 2007 tarihli vekaletname ile, davacının davadışı... 'na kendisine ait işletme ve araçlarla ilgili olarak geniş bir temsil yetkisi ile vekalet verdiği, dinlenen tanıkların ifadelerinde dahi davacının sahip olduğu okulun... 'nun okulu olduğunu sandıklarını belirttikleri, davacı tarafından... 'na verilen vekaletname ile... 'nu ticari mümessil olarak atandığının açıkça ortada olduğu, kambiyo taahhüdünde bulunmak için ticari mümessile ayrıca yetki verilmesine gerek olmadığı, davacı senetteki imzayı inkar etmişse de, senetteki imzanın zaten ticari mümessil olarak atanan... 'na ait olması sebebi ile imza incelemesine gerek görülmediği gerekçeleriyle davanın reddine, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesine dair ihtiyati tedbir kararı verildiğinden takip konusu alacağın %20' si oranında tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş, kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 27.05.2014 tarih 2014/7053 Esas- 2014/9858 Karar sayılı ilamıyla kararın davacı yararın bozulmasına karar verilmesi sonrasında mahkemece 25.11.2015 tarih 2015/325 Esas, 2015/354 Karar sayılı ilamıyla önceki kararda direnilmesine, davacı tarafından açılan menfi tespit davasının ve taleplerin reddine, İİK'nın 74/4. maddesi gereğince takip konusu alacağın %20' si oranında icra tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. Direnme kararının, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin 01.02.2017 tarih 2016/20494 Esas, 2017/696 Karar sayılı ilamı ile bozma kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan temyiz incelemesinin yapılmak üzere dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na gönderilmesine karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.11.2021 tarih 2017/(19)11-1648 Esas, 2021/1350 Karar sayılı ilamıyla, davaya konu 22.10.2007 tarihli vekâletnameye göre davacı dava dışı... ’nu; davacının resmî makam ve mercilerde tam yetkili olarak temsile; ticarî defter ve belgeleri sunmaya; her türlü vergi ve cezalardan dolayı işlem yapmaya; fiş, fatura, gider pusulası gibi belge tasdik veya basım izinlerini almaya; ilgili SSK veya vergi dairesine müracaatta bulunmaya; e-bildirge ve e-beyanname sözleşmelerini imzalamaya; kullanıcı kodu ve kullanıcı kodu zarfını ilgili Kurumdan imza karşılığında teslim almaya; bu konularla ilgili yapılması gereken her türlü yasal işlemleri resmî makam ve merciler önünde yapmaya ve imzalamaya; dava ve takiplerde temsile; ahz-u kabza; sahip olduğu ve sahip olacağı motorlu araçlarla ilgili her türlü işlemi yapmaya yetkili kıldığı, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 449. maddesi gereğince dava dışı... ’nun yukarıda belirtilen vekâletname uyarınca tanınan yetkiler kapsamında davacının ticarî mümessili olduğunun kabulü gerektiği, ayrıca, BK’nın 450. maddesinde belirtildiği üzere ticarî mümessil, iyi niyetli üçüncü kişilere karşı, işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili olduğundan, davacı ticarî mümessil olan dava dışı... tarafından düzenlenen bonodan dolayı borçlu olmadığını ileri süremeyeceği, zira, ticarî mümessil iyi niyetli üçüncü kişilere karşı işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisine sahip olduğu, bu nedenlerle dosya içeriğinde yer alan vekâletname geniş yetkiler içermekte olup, dava dışı... ’nun davacının ticarî mümessili olduğu kabul edilerek bono düzenleyebileceğinden bahisle verilen direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu, ne var ki, Özel Dairece davacı aleyhine İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/4. maddesi gereğince hükmedilen tazminat yönünden bir inceleme yapılmadığından bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 51,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 07/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi, 2007/2665 E., 2007/2481 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemesince borçlu sanığa meşruhatlı duruşma davetiyesi çıkartılmadan gıyabında, mali tablosu hakkında detaylı tüm bilgiyi alacaklı bankaya aktardığı, alacaklı tarafından da bu bilgi ve belgelerin icra dosyasına aktarıldığı, sonuç olarak İİK.nun 337. ve 74. maddeleri birlikte yorumlandığında hukuka uygunluk sebepleri oluştuğu gerekçesiyle ceza tertibine yer olmadığına dair verilen karara yönelik
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi         2007/2665 E.  ,  2007/2481 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda hukuka uygunluk sebebiyle sanığa ceza tertibine yer olmadığına dair İstanbul 11. İcra Mahkemesinin 26.04.2006 tarihli ve 2005/3755 esas ve 2006/2123 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile İcra Mahkemesi kararının kaldırılmasına, duruşma açılmak suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesi uyarınca karar verilmek üzere dosyanın İstanbul 11. İcra Mahkemesine gönderilmesine ilişkin, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 8.6.2006 tarihli ve 2006/402 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre; İstanbul 11. İcra Mahkemesince verilmiş bulunan karara karşı yapılan itirazın kabul edilerek kaldırılmasına karar verilmiş olunmasına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2.maddesi hükmü doğrultusunda itirazın konusu hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yeniden duruşma açılmak suretiyle karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK'nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 1.5.2007 gün ve 23051 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 7.6.2007 gün ve K.Y.B.2007/96825 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Dosya kapsamına göre; İstanbul 11. İcra Mahkemesince borçlu sanığa meşruhatlı duruşma davetiyesi çıkartılmadan gıyabında, mali tablosu hakkında detaylı tüm bilgiyi alacaklı bankaya aktardığı, alacaklı tarafından da bu bilgi ve belgelerin icra dosyasına aktarıldığı, sonuç olarak İİK.nun 337. ve 74. maddeleri birlikte yorumlandığında hukuka uygunluk sebepleri oluştuğu gerekçesiyle ceza tertibine yer olmadığına dair verilen karara yönelik itiraza bakan İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İstanbul 11. İcra Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 5271 sayılı CMK.nun 271/2. maddesi gereği soruşturma, araştırma ya da duruşma yapılmasının zorunlu olduğu takdirde asıl mahkemesince yerine getirilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın İstanbul 11. İcra Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere "1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır...“disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanunu’nda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanununda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği, itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Oysa ki somut olayda icra mahkemesince sanığa İİK.nun 349. maddesi uyarınca meşruhatlı davetiye çıkartılmadan ve nüfus kaydı getirtilmeden gıyapta verilen bir ceza tertibine yer olmadığı kararı söz konusudur. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulünün gerektiğinin düşünülmesi halinde aynı zamanda borçlu sanığın mal beyanında bulunmama suçundan dolayı İİK.nun 337/1. maddesi gereğince on gün disiplin hapsi cezası ile cezalandırılmasına da karar vermesi zorunluluğu nedeniyle borçlu sanığa meşruhatlı duruşma davetiyesi göndermesi, nüfus kaydının celbi, sanık duruşmaya geldiğinde savunmasını almasını takiben, davetiye tebliğine rağmen gelmediği takdirde ise gıyabında anılan cezayı verebilecektir. Bu durum ancak suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu ve 5271 sayılı CMK.nun 270. maddenin 1. fıkra 1. cümlesinde dayanak bulduğu, oysa ki yukarıda da açıklandığı üzere, icra mahkemesince itiraza tabi olarak verilen disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları “suç” karşılığı verilen kararlar olarak kabul görmemektedir. Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek Ağır Ceza Mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya "itirazın reddine," karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden Ağır Ceza Mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasındaki “itirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.” amir hükmü gözetildiğinde, itiraz merciinin delil toplama ve sanığın savunmasını alması gibi yargılamayı gerektiren hususları yerine getirmesi de beklenmemelidir. Öte yandan, bir ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesince yerine getirilmesi gereken delil toplama ya da sair araştırmanın yapılmasını itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesinden beklemek, zaten yoğun iş yükü altında bulunan mahkemeyi kendi asıl işlevinden uzaklaştırılmasına, yargı hizmetlerinin aksamasına, ve giderek adalet duygusunun zedelenmesine yol açabilecektir. Açıklamalar çerçevesinde icra mahkemesinden verilen itiraza tabi kararlara İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorundadır. Ancak dosyada toplanması gereken delil, araştırma ya da borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde ise, itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların tamamlanmasını özel ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesinden talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gözetildiğinde, İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 8.6.2007 tarih ve 2006/402 değişik iş sayılı kararına karşı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.6.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi, 2007/3694 E., 2007/3498 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemesince borçlu sanığa meşruhatlı duruşma davetiyesi çıkartılmadan gıyabında, mali tablosu hakkında detaylı tüm bilgiyi alacaklı bankaya aktardığı, alacaklı tarafından da bu bilgi ve belgelerin icra dosyasına aktarıldığı, sonuç olarak İİK.nun 337. ve 74. maddeleri birlikte yorumlandığında hukuka uygunluk sebepleri oluştuğu gerekçesiyle ceza tertibine yer olmadığına dair verilen karara yönelik
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi         2007/3694 E.  ,  2007/3498 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda hukuka uygunluk sebebiyle sanığa ceza tertibine yer olmadığına dair İstanbul 11. İcra Mahkemesinin 28.12.2006 tarihli ve 2005/2251 esas ve 2006/5454 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile İcra Mahkemesi kararının kaldırılmasına, duruşma açılmak suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesi uyarınca karar verilmek üzere dosyanın İstanbul 11. İcra Mahkemesine gönderilmesine ilişkin, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.1.2007 tarihli ve 2007/14 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre; İstanbul 11. İcra Mahkemesince verilmiş bulunan karara karşı yapılan itirazın kabul edilerek kaldırılmasına karar verilmiş olunmasına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2.maddesi hükmü doğrultusunda itirazın konusu hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yeniden duruşma açılmak suretiyle karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK'nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 2.7.2007 gün ve 34796 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 9.8.2007 gün ve K.Y.B.2007/151863 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Dosya kapsamına göre; İstanbul 11. İcra Mahkemesince borçlu sanığa meşruhatlı duruşma davetiyesi çıkartılmadan gıyabında, mali tablosu hakkında detaylı tüm bilgiyi alacaklı bankaya aktardığı, alacaklı tarafından da bu bilgi ve belgelerin icra dosyasına aktarıldığı, sonuç olarak İİK.nun 337. ve 74. maddeleri birlikte yorumlandığında hukuka uygunluk sebepleri oluştuğu gerekçesiyle ceza tertibine yer olmadığına dair verilen karara yönelik itiraza bakan İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İstanbul 11. İcra Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 5271 sayılı CMK.nun 271/2. maddesi gereği soruşturma, araştırma ya da duruşma yapılmasının zorunlu olduğu takdirde asıl mahkemesince yerine getirilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın İstanbul 11. İcra Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere "1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır...“disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanunu’nda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanununda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği, itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Oysa ki somut olayda icra mahkemesince sanığa İİK.nun 349. maddesi uyarınca meşruhatlı davetiye çıkartılmadan ve nüfus kaydı getirtilmeden gıyapta verilen bir ceza tertibine yer olmadığı kararı söz konusudur. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulünün gerektiğinin düşünülmesi halinde aynı zamanda borçlu sanığın mal beyanında bulunmama suçundan dolayı İİK.nun 337/1. maddesi gereğince on gün disiplin hapsi cezası ile cezalandırılmasına da karar vermesi zorunluluğu nedeniyle borçlu sanığa meşruhatlı duruşma davetiyesi göndermesi, nüfus kaydının celbi, sanık duruşmaya geldiğinde savunmasını almasını takiben, davetiye tebliğine rağmen gelmediği takdirde ise gıyabında anılan cezayı verebilecektir. Bu durum ancak suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu ve 5271 sayılı CMK.nun 270. maddenin 1. fıkra 1. cümlesinde dayanak bulduğu, oysa ki yukarıda da açıklandığı üzere, icra mahkemesince itiraza tabi olarak verilen disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararları “suç” karşılığı verilen kararlar olarak kabul görmemektedir. Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek Ağır Ceza Mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya "itirazın reddine," karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden Ağır Ceza Mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasındaki “itirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.” amir hükmü gözetildiğinde, itiraz merciinin delil toplama ve sanığın savunmasını alması gibi yargılamayı gerektiren hususları yerine getirmesi de beklenmemelidir. Öte yandan, bir ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesince yerine getirilmesi gereken delil toplama ya da sair araştırmanın yapılmasını itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesinden beklemek, zaten yoğun iş yükü altında bulunan mahkemeyi kendi asıl işlevinden uzaklaştırılmasına, yargı hizmetlerinin aksamasına, ve giderek adalet duygusunun zedelenmesine yol açabilecektir. Açıklamalar çerçevesinde icra mahkemesinden verilen itiraza tabi kararlara İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorundadır. Ancak dosyada toplanması gereken delil, araştırma ya da borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde ise, itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların tamamlanmasını özel ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesinden talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı gözetildiğinde, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.1.2007 tarih ve 2007/14 değişik iş sayılı kararına karşı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 3.10.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi, 2007/1235 E., 2007/1523 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
İcra Mahkemesince borçlunun kredi almadan önce kişisel bilgileri ve özellikle mali tablosu hakkında detaylı tüm bilgiyi alacaklı bankaya aktardığı, alacaklı tarafından da bu bilgi ve belgelerin icra dosyasına aktarıldığı, sonuç olarak İİK.nun 337. ve 74. maddeleri birlikte yorumlandığında hukuka uygunluk sebepleri oluştuğu gerekçesiyle ceza tertibine yer olmadığına dair verilen karara yönelik itir
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi         2007/1235 E.  ,  2007/1523 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık ...hakkında yapılan yargılama sonucunda hukuka uygunluk sebebiyle sanığa ceza tertibine yer olmadığına dair İstanbul 11. İcra Mahkemesinin 08.03.2006 tarihli ve 2005/2645 esas ve 2006/441 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile İcra Mahkemesi kararının kaldırılmasına, duruşma açılmak suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesi uyarınca karar verilmek üzere dosyanın İstanbul 11. İcra Mahkemesine gönderilmesine ilişkin, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.6.2006 tarihli ve 2006/542 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre; İstanbul 11. İcra Mahkemesince verilmiş bulunan karara karşı yapılan itirazın kabul edilerek kaldırılmasına karar verilmiş olunmasına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2.maddesi hükmü doğrultusunda itirazın konusu hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yeniden duruşma açılmak suretiyle karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK'nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 15.2.2007 gün ve 7635 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 15.3.2007 gün ve K.Y.B.2007/32216 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Dosya kapsamına göre; İstanbul 11. İcra Mahkemesince borçlunun kredi almadan önce kişisel bilgileri ve özellikle mali tablosu hakkında detaylı tüm bilgiyi alacaklı bankaya aktardığı, alacaklı tarafından da bu bilgi ve belgelerin icra dosyasına aktarıldığı, sonuç olarak İİK.nun 337. ve 74. maddeleri birlikte yorumlandığında hukuka uygunluk sebepleri oluştuğu gerekçesiyle ceza tertibine yer olmadığına dair verilen karara yönelik itiraza bakan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İstanbul 11. İcra Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 5271 sayılı CMK.nun 271/2. maddesi gereği soruşturma, araştırma ya da duruşma yapılmasının zorunlu olduğu takdirde asıl mahkemesince yerine getirilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın İstanbul 11. İcra Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. ./.. 2007/1235-1523 SH.2 Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere "1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır...“disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanunu’nda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında itirazın, kural olarak itiraz olunan kararı veren mahkemeye yapılacağı ve ilk inceleme kararı veren mahkemece gerçekleştirilip, kararın düzeltilebileceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı inceleyecek mercie göndermesi gerektiği (CMK.md.268/1-2), buna karşılık İcra ve İflas Kanununda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanunundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanununda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği, anılan maddede ilk incelemenin icra mahkemesince yerine getirileceğine dair bir düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde, itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Oysa ki somut olayda icra mahkemesince sanığın nüfus kaydı getirtilmeden verilen bir ceza tertibine yer olmadığı kararı söz konusudur. ./.. 2007/1235-1523 SH.3 Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek Ağır Ceza Mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya "itirazın reddine," karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden Ağır Ceza Mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasındaki “itirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.” amir hükmü gözetildiğinde, itiraz merciinin delil toplama ve sanığın savunmasını alması gibi yargılamayı gerektiren hususları yerine getirmesi de beklenmemelidir. Öte yandan, bir ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesince yerine getirilmesi gereken delil toplama ya da sair araştırmanın yapılmasını itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesinden beklemek, zaten yoğun iş yükü altında bulunan mahkemeyi kendi asıl işlevinden uzaklaştırılmasına, yargı hizmetlerinin aksamasına, ve giderek adalet duygusunun zedelenmesine yol açabilecektir. Açıklamalar çerçevesinde icra mahkemesinden verilen itiraza tabi kararlara İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorundadır. Ancak dosyada toplanması gereken delil, araştırma ya da borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde ise, itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların tamamlanmasını özel ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesinden talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, nitekim somut olayda borçlunun nüfus kaydı getirtilmediği gözetildiğinde, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.6.2006 tarih ve 2006/542 müteferrik sayılı kararına karşı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 2.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi, 2007/1237 E., 2007/1524 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
İcra Mahkemesince borçlunun kredi almadan önce kişisel bilgileri ve özellikle mali tablosu hakkında detaylı tüm bilgiyi alacaklı bankaya aktardığı, alacaklı tarafından da bu bilgi ve belgelerin icra dosyasına aktarıldığı, sonuç olarak İİK.nun 337. ve 74. maddeleri birlikte yorumlandığında hukuka uygunluk sebepleri oluştuğu gerekçesiyle ceza tertibine yer olmadığına dair verilen karara yönelik itir
(Kapatılan)16. Hukuk Dairesi         2007/1237 E.  ,  2007/1524 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık ... yapılan yargılama sonucunda hukuka uygunluk sebebiyle sanığa ceza tertibine yer olmadığına dair İstanbul 11. İcra Mahkemesinin 08.03.2006 tarihli ve 2005/2747 esas ve 2006/663 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile İcra Mahkemesi kararının kaldırılmasına, duruşma açılmak suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2. maddesi uyarınca karar verilmek üzere dosyanın İstanbul 11. İcra Mahkemesine gönderilmesine ilişkin, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.6.2006 tarihli ve 2006/517 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre; İstanbul 11. İcra Mahkemesince verilmiş bulunan karara karşı yapılan itirazın kabul edilerek kaldırılmasına karar verilmiş olunmasına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 271/2.maddesi hükmü doğrultusunda itirazın konusu hakkında bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yeniden duruşma açılmak suretiyle karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemekle kararın 5271 sayılı CMK'nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 15.2.2007 gün ve 7653 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 15.3.2007 gün ve K.Y.B.2007/32224 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Dosya kapsamına göre; İstanbul 11. İcra Mahkemesince borçlunun kredi almadan önce kişisel bilgileri ve özellikle mali tablosu hakkında detaylı tüm bilgiyi alacaklı bankaya aktardığı, alacaklı tarafından da bu bilgi ve belgelerin icra dosyasına aktarıldığı, sonuç olarak İİK.nun 337. ve 74. maddeleri birlikte yorumlandığında hukuka uygunluk sebepleri oluştuğu gerekçesiyle ceza tertibine yer olmadığına dair verilen karara yönelik itiraza bakan İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, İstanbul 11. İcra Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 5271 sayılı CMK.nun 271/2. maddesi gereği soruşturma, araştırma ya da duruşma yapılmasının zorunlu olduğu takdirde asıl mahkemesince yerine getirilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın İstanbul 11. İcra Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. ./.. 2007/1237-1524 SH.2 Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere "1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır...“disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1. maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanunu’nda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında itirazın, kural olarak itiraz olunan kararı veren mahkemeye yapılacağı ve ilk inceleme kararı veren mahkemece gerçekleştirilip, kararın düzeltilebileceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı inceleyecek mercie göndermesi gerektiği (CMK.md.268/1-2), buna karşılık İcra ve İflas Kanununda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanunundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanununda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanunu'nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi gün içerisinde doğrudan Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği, anılan maddede ilk incelemenin icra mahkemesince yerine getirileceğine dair bir düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde, itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir. Oysa ki somut olayda icra mahkemesince sanığın nüfus kaydı getirtilmeden verilen bir ceza tertibine yer olmadığı kararı söz konusudur. 2007/1237-1524 SH.3 Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek Ağır Ceza Mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya "itirazın reddine," karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden Ağır Ceza Mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Diğer taraftan aynı maddenin 2. fıkrasındaki “itirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir.” amir hükmü gözetildiğinde, itiraz merciinin delil toplama ve sanığın savunmasını alması gibi yargılamayı gerektiren hususları yerine getirmesi de beklenmemelidir. Öte yandan, bir ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesince yerine getirilmesi gereken delil toplama ya da sair araştırmanın yapılmasını itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesinden beklemek, zaten yoğun iş yükü altında bulunan mahkemeyi kendi asıl işlevinden uzaklaştırılmasına, yargı hizmetlerinin aksamasına, ve giderek adalet duygusunun zedelenmesine yol açabilecektir. Açıklamalar çerçevesinde icra mahkemesinden verilen itiraza tabi kararlara İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorundadır. Ancak dosyada toplanması gereken delil, araştırma ya da borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde ise, itirazın kabulü ile birlikte bu noksanlıkların tamamlanmasını özel ihtisas mahkemesi olan icra mahkemesinden talep etmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı nitekim somut olayda borçlu sanığın nüfus kaydı getirtilmediği gözetildiğinde, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.6.2006 tarih ve 2006/517 müteferrik sayılı kararına karşı kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 2.5.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.