4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 114

Türk Medeni Kanunu 114. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 114- Yönetim organı her takvim yılının ilk üç ayı içinde vakfın bir önceki yıla ait malvarlığı durumunu ve çalışmalarını bir rapor hâlinde denetim makamına bildirir ve durumun uygun araçlarla yayımlanmasını sağlar. H. Faaliyetten geçici alıkoyma

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2022/8227 E., 2023/7512 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 702 nci, 713 üncü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü, 16 ncı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31 inci, 114/1-d ve 141 inci maddeleri.
1. Hukuk Dairesi         2022/8227 E.  ,  2023/7512 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/911 E., 2022/1080 K. HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul/İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/458 E., 2021/456 K. Taraflar arasındaki birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı asıl dava dilekçesinde; Sivas ili, Hafik ilçesi, ... köyünde bulunan 118 ada 51 ve 63 parsel sayılı taşınmazların, birleştirilen davada aynı köyde bulunan 121 ada 47 parsel sayılı taşınmazın köyün kuruluşundan beri ataları tarafından kesintisiz biçimde tarım arazisi olarak kullanıldığını, taşınmazların babasından kaldığını ancak bölgede yapılan kadastro çalışmaları sırasında hatalı olarak davalı ... adına senetsizden tespit edildiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına kayıt ve tescilini istemiş, davacı vekili 09.07.2019 tarihli dilekçe ile dava konusu taşınmazlardaki zilyetliği davacı ... dava dışı mirasçıların müştereken sürdürdüklerini ileri sürerek payları oranında ...'ın mirasçıları adına kayıt ve tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde;dava konusu taşınmazların ham toprak vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu belirterek davaların reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabulüne, 24.08.2020 tarihli Jeodezi Mühendisi bilirkişi rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 118 ada 51 parsel sayılı taşınmazın 3110,75 m2 lik kısmının ve 121 ada 47 parsel sayılı taşınmazın C harfi ile gösterilen 1062,65 m2 lik kısmının ifrazı, tapu kaydının iptali ve mirasbırakan ... mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;davacı tarafından zilyetlikle kazanma koşulu olan 20 yıl kesintisiz nizasız malik olmanın kanıtlanamadığını, eksik hava fotoğrafları ile hüküm kurulduğunu, kabulüne karar verilen ve C harfi ile gösterilen kısımda kendiliğinden gelişen otların bulunduğunu, tarım yapıldığının kanıtlanmadığını, taşınmazların üzerinden dere geçtiğini, Mahkemece dere yönünden inceleme araştırma yapılmadığını, ayrıca davacının babasının zilyetliğine dayandığını ancak babası yönünden senetsizden kazanma araştırması yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ileri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, taraflarca ileri sürülen ve kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmemesine göre davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenleri tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 702 nci, 713 üncü, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü, 16 ncı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31 inci, 114/1-d ve 141 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Dosya içeriği ve toplanan delillerden;Sivas ili, Hafik ilçesi, ... köyünde bulunan 118 ada 51 ve 63 parsel ile 121 ada 47 parsel sayılı taşınmazların ham toprak vasfı ile davalı ... adına senetsizden tespit edildiği, askı ilanlarının 12.06.2009-13.07.2009 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin14.07.2009 tarihinde kesinleştiği, davacının mirasbırakanı ...’ın 2001 yılında öldüğü, geride davacı çocuğu ..., dava dışı eşi ..., çocukları ..., ..., ..., ... ve ...'in kaldığı, davacının asıl ve birleştirilen davada dava konusu taşınmazların dedesi ve babasından sonra kendisi tarafından kullanıldığını ileri sürerek tamamının tapu kaydının iptali ile adına tescilini talep ettiği, ön inceleme duruşmasında davacı vekilinin çekişmeli taşınmazların mirasbırakandan intikalen geldiği ve diğer mirasçıların vekaletnamelerini ibraz etmek için süre talep ettiği, 09.07.2019 tarihli dilekçe ile dava dışı mirasçılara ait vekaletnameleri ibraz ettiği anlaşılmıştır. 2. Bilindiği üzere, iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunan bir terekede, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640 ve 702 nci maddeleri gereğince, davanın tüm mirasçılar tarafından birlikte açılması gerekir. Buna göre ancak, bir mirasçı özellikle acele hallerde miras şirketinin menfaatini korumak için, bütün mirasçılar adına, yalnız başına dava açabilirse de, mirasçı kendi açtığı böyle bir davayı yalnız başına yürütemez. Bu halde, diğer mirasçıların da davaya muvafakatlerinin alınması veya terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle davanın yürütülmesi mümkündür. Öte yandan, bir ya da bir kısım mirasçının, terekeye ait bir mal, hak veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için terekeye göre üçüncü bir kişiye karşı dava açması halinde mirasçıların iştirak halindeki payları üzerinde tasarrufta bulunmak yetkisi bulunmadığından davanın reddi gerekir. Böyle bir dava, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılmasına (icazet vermesine) ve tereke temsilcisinin de, bir mirasçının yalnız kendi payı için açtığı davaya icazet verip davayı devam ettirmesine olanak yoktur. 3. Davacı kadastro sırasında Hazine adına tescil edilen taşınmazlar hakkında kadastro öncesi kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak mirasbırakanından kendisine kaldığı iddiası ile dava açmış daha sonra çekişmeli taşınmazların tüm mirasçılara ait olduğunu ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince, davacının aktif dava ehliyet bulunup bulunmadığı hususu tartışılmamıştır. 6100 sayılı HMK'nın "hakimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31 inci maddesi uyarınca ölüm tarihi itibari ile terekesi el birliği mülkiyetine tabi olan mirasbırakan ...'ın sağlığında, çekişmeli taşınmazın satış, bağış vs. yoluyla davacıya intikal edip etmediği veya mirasbırakan ...'ın ölümünden sonra mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla geçerli bir paylaşma yapılıp yapılmadığı davacı tarafa açıklattırılmalı; satış veya bağış yoluyla davacıya intikal ettiği saptanamadığı takdirde 6100 sayılı HMK'nın 141 inci maddesindeki iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi düzenlemesi de dikkate alınarak mirasçı olan davacının kendi adına tescil isteğinde bulunduğu ve dava ehliyetinin (aktif husumet) dava şartlarından olup, dava şartının kamu düzenine ilişkin olduğu mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulmalı, aktif dava ehliyetinin bulunduğunun anlaşılması halinde ise, işin esasına girilmelidir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 24.08.2020 tarihli Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi bilirkişi raporunda 118 ada 63 parsel sayılı taşınmazın tarımsal faaliyete konu olmayan arazilerden olduğu, 118 ada 51 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 3110,75 m2 lik kısmının ekilip biçilmek suretiyle kullanılan tarımsal arazilerden olduğu, parselin (B) harfi ile gösterilen 308,70 m2 lik kısmında tarımsal faaliyet bulunmadığı, 121 ada 47 parsel sayılı taşınmazın çayırlık olarak kullanılan ve (C) harfi ile gösterilen kısmının 1062,65 m2 olduğu, parselin geriye kalan kısmının (D) harfi ile gösterilen 5090,34 m2 lik kısım olduğu belirtilmiş, Mahkemece (A) ve (C) olarak harflendirilen kısımlar yönünden tapu iptali ve tescil talebi kabul edilmiş, (B) ve (D) olarak harflendirilen kısımlar yönünden Hazine adına ipkasına 118 ada 63 parsel yönünden ise davanın reddine karar verilmiş; (A) ve (C) olarak harflendirilen kısımlar temyiz konusu yapılmıştır. 4. Somut olayda; teknik bilirkişi raporunda (A) ve (C) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümleri üzerinde ... mirasçıları lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan hükme esas 24.08.2020 tarihli jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunda "A'' ve ''C'' harfi ile gösterilen taşınmaz bölümlerinde kuru dere gösterildiği halde jeolog bilirkişiden taşınmaz bölümlerinin dere yatağında kalıp kalmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı ya da derenin aktif etki alanında kalıp kalmadığı hususunda rapor alınmamıştır. Öte yandan mirasbırakan ... ve davacı dışındaki diğer mirasçılar yönünden taşınmazların bulunduğu çalışma alanında kadastro sırasında belgesiz zilyetlik nedeniyle tespit edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı da araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamayacağı açıktır. 5. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece dava konusu taşınmaza komşu parsel kayıtları tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmeli; dosya keşfe hazır hale getirtildikten sonra mahallinde fen bilirkişisi ve 3 kişilik jeolog bilirkişilerin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı; fen bilirkişisine keşfi izlemeye ve denetlemeye elverişli ayrıntılı harita ve rapor düzenlettirilmeli; 3 kişilik Jeolog bilirkişi kurulundan taşınmazların evvelki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, taşınmazların dere yatağı vasfında olup olmadığını ya da dereden kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını açıklayan, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden (özellikle dere ile olan sınırını gösterir şekilde) çekilmiş fotoğraflarını da içeren ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; mirasbırakan ... ve davacı dışındaki diğer mirasçılar yararına 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde belirlenen norm sınırı gözetilerek Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden belgesiz araştırması yapılmalıdır. Mahkemece değinilen hususlar göz ardı edilmek suretiyle eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmektedir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

Hukuk Genel Kurulu, 2022/371 E., 2022/1163 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bilindiği üzere; tüzel kişiler, TMK’nın birinci kitabı olan Kişiler Hukukunun, ikinci kısmında üç bölüm olarak düzenlenmiştir. Burada vakıflar; üçüncü bölüm olarak TMK’nın 101 ilâ 117. maddeleri arasında hüküm altına alınmış olup, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları olarak tanımlanmıştır.
Hukuk Genel Kurulu         2022/371 E.  ,  2022/1163 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescili” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, ilgili ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı ilgili ... tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davacı vekilinin temyize karşı cevap dilekçesinde ileri sürdüğü duruşma isteminin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili 30.01.2015 tarihli dava dilekçesinde; davacı Vakfın 20.10.1999 tarihli mahkeme kararı ile kurulduğunu, vakfın hizmetlerini daha etkin bir şekilde yerine getirilmesi amacı ile Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 564 sayılı ve 06.12.2012 tarihli yazısı üzerine vakıf senedinin tadil edilmesi gerektiğini, vakıf senedinin tadiline ilişkin 21.02.2014 tarihli mütevelli heyeti tarafından alınan karar doğrultusunda ... Noterliğinin 13.06.2014 tarihli ve 13279 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde noter senedi ile tadil senedi tanzim edildiğini ileri sürerek söz konusu değişikliğin hukukî sonuç doğurabilmesi için eklenen yeni düzenlemelerin tescilini talep etmiştir. İlgili Görüşü: 5. İlgili ... 26.03.2015 tarihli görüş yazısında; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 113. maddesine göre vakfın amacının değiştirilebilmesi için, vakfın değişen koşullar karşısında başlangıçtaki amacının gerçekleştirilmesinin olanaksız duruma gelmesi gerektiği, amacın değiştirilebilmesi için Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre objektif ve sübjektif koşulların birlikte oluşması gerektiği, ancak bu iki koşulun gerçekleşmesi hâlinde vakıf yönetim organının veya ...’nün başvurusu üzerine mahkemece karar verileceği, TMK’nın 113/1. maddesi ile Yargıtay içtihatlarına göre davacı vakfın amacına ilişkin maddesindeki düzenlemenin uygun olmadığının değerlendirildiği, ayrıca genel kurul toplantılarında ... temsilci bulundurulmadığından buna ilişkin düzenlemenin senet metninden çıkarılmasının ve vakfa ait senedin 9. maddesine eklenen 10 ve 11. fıkralarında vakfın mütevelli heyet üyelerinin mahkemenin vereceği azil kararı beklenmeden, mütevelli heyeti kararı ile görevden alınabileceklerine ilişkin düzenlemenin de senetten çıkarılmasının, senedin 10. maddesi 2. cümlesinin görüş yazısında belirtilen şekilde düzenlenmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir. Davacı Beyanı: 6. Davacı vekili 05.05.2015 tarihli ... Genel Müdürlüğünün görüş yazısına karşı sunmuş olduğu beyan dilekçesinde: verilen olumsuz görüşü kabul etmediklerini, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının yazısı doğrultusunda vakıf senedinde değişikliğine gidildiğini, ayrıca vakfın amacı yönünden vakıf senedi incelendiğinde vakfın gayesinin hiç bir şekilde kısıtlamaya yer verilmeden düzenlendiğini, vakıf senedinin vakfın değiştirilmek istenen gaye ve amacına uygun maddeleri ihtiva ettiğini, vakfın toplumun geneline hizmet sunmasında bir engel bulunmadığı, faaliyet raporları incelendiğinde bunu yerine getirdiğinin anlaşıldığını, Maliye Bakanlığı'nın bu konudaki görüşü üzerine, vakfın gayesinin değiştirilmesi hâlinde genel amaca uygun hizmet edeceği gerekçesiyle amaç değişikliğinin yasaya uygun bulunduğunu beyan etmiştir. Mahkeme Kararı: 7. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.12.2015 tarihli ve 2015/45 E., 2015/568 K. sayılı kararı ile; vakfın kuruluş senedi ile değişiklik senedi karşılaştırıldığında, vakfın gayesinin hiç bir sınırlamaya ve kısıtlamaya yer verilmeden düzenlendiği, vakıf senedinin vakfın değiştirilmek istenen gaye ve amacına uygun maddeleri ihtiva ettiği, vakfın toplumun geneline hizmet sunmasında bir engel bulunmadığı, vakfın amacının değiştirilmesi şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ... Noterliğince düzenlenen 13.06.2014 tarihli tadil senedinin 9. ve 10. maddeler dışında diğer kısımlarının tesciline, aynı noterlikçe düzenlenen 01.09.2015 tarihli senet tadilinin ise tesciline karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde ilgili ... tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 9. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 22.10.2018 tarihli ve 2018/14252 E., 2018/17680 K. sayılı kararı ile; “…Somut olayda, vakfın amacını düzenleyen "Vakfın Gayesi" başlıklı 3.maddesinde vakfın genel eğitim, kültür, sağlık, ilmi araştırma ve sosyal yardım yanında özel amaçları yirmi bent halinde sıralanmıştır. Vakfın genel amacı, vakfın pediatrik hematoloji ve onkoloji alanında eğitim, kültür, sağlık, ilmi araştırma olarak sınırlandırılmış, özel amaçları da değiştirilmiştir. Bunlara örnek olarak vakfın özel amaçlarından birisi ... Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği pediatrik hematoloji-onkoloji dalının bu bölümde yatan hastaların her türlü ihtiyacı karşılamak ve gerektiğinde bünyesinde yer aldığı çocuk kliniğinin tüm ihtiyaçlarını karşılamak iken pediatrik hematoloji-onkoloji hasta ve ailelerinin her türlü ihtiyacını karşılamak ve gerektiğinde tedavi hizmeti aldıkları kliniklerin ihtiyaçlarını karşılamak olarak değiştirildiği ve bu özel amacın geçerli senede göre genişletildiği, buna benzer şekilde diğer bentlerde sayılan özel amaçların da kuruluş iradesine aykırı olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, vakıf senedinin 3. maddesinde yapılan söz konusu değişikliğin yukarıda açıklanan esaslara ve özellikle Türk Medeni Kanunu'nun 113. maddesinde öngörülen koşullara uygun düşmediği gözetilmeden söz konusu senet değişikliğinin tesciline karar verilmesi, doğru görülmemiştir,...” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 10. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.10.2019 tarihli ve 2019/170 E., 2019/530 K. sayılı kararı ile bozma öncesi kararda yer alan gerekçenin yanında; vakıfların demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarından olduğu, zaman içerisinde değişen mevzuat, konjonktür, fiziksel şartlar ve toplumsal algı sebebiyle vakfın amacında değişiklik yapılmasının olağan olduğu, dolayısıyla gayenin değiştirilmesindeki temel ölçütün vakfın kuruluş ve faaliyetlerini asıl amaca daha uygun hâle getirip getirmeyeceği diğer bir ifadeyle vakfı amaca uygun olarak daha ileriye götürüp götürmeyeceği hususu olduğu, dosyaya sunulan deliller ve gerekçelerden vakfın gayesinin değiştirilmesindeki temel amacın “Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğden” kaynaklı vergi muafiyetinden istifade etmek olduğunun anlaşıldığı, somut olayda olduğu gibi bir kısım bürokratik prosedürün yerine getirilmesi için gerek idari kuruluşların gerekse de yargı mercilerinin üzerine düşen her türlü vazifeyi layıkıyla yerine getirmesi gerektiği, vergi muafiyetine münhasır yapılan gaye değişikliği talebi devletin desteklerinden faydalanmak amaçlı yerine getirilmesi gereken bir yasal prosedür olarak görüldüğü, gayenin değiştirilmesinin vakfın kuruluşuna, devamına ve amacını gerçekleştirmesine herhangi bir menfi tesiri olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 11. Direnme kararı yasal süresi içinde ilgili ... tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Türk Medeni Kanunu'nun 113. maddesi hükmü uyarınca durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde yazılı amacın değiştirilmesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 13. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların incelenmesinde yarar görülmektedir. 14. Bilindiği üzere; tüzel kişiler, TMK’nın birinci kitabı olan Kişiler Hukukunun, ikinci kısmında üç bölüm olarak düzenlenmiştir. Burada vakıflar; üçüncü bölüm olarak TMK’nın 101 ilâ 117. maddeleri arasında hüküm altına alınmış olup, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları olarak tanımlanmıştır. Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir. Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz. 15. Vakıflar, İslam Hukukuna özgü hayır kurumlarıdır. İslam Hukukunda “Vakıf; insanlar tarafından yararlanılmak üzere bir aynı, Allah’ın mülkü olmak şartıyla temlik ve temellükten hapis ve men eylemektir” şeklinde tanımlanmaktadır (Ali Himmet Berki, Vakıflar s. 42). Tarihi süreç içinde vakıf bir din kurumu olarak ortaya çıkmış, daha sonra gelişerek insanlığa hayırlı başka hizmetlerinde yapılmasını amaçlayan kurumlar hâline dönüşmüştür. Vakıf kuruluşları bir eşya veya gelirlerinden yararlanma hakkı, topluma veya toplumda ihtiyacı olan bazı insanlara özgülenmektedir (HGK’nın 08.05.2002 tarihli ve 2002/16-159 E., 2002/355 K. sayılı kararı). 16. Vakıf senedi; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesine göre “Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfların, malvarlığını ve vakıf şartlarını içeren belgeyi” belgeyi ifade eder. Vakıf senedinde; vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir (TMK m. 106). 17. Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur. Vakfeden, vakıf senedinde gerekli gördüğü başka organları da gösterebilir (TMK m. 106). Vakıf yönetimi; mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, TMK ve bu Kanun’a göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili organı, Vakıf yöneticisi ise, mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, TMK ve bu Kanun’a göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili kişi veya yetkili organlarda görev alan kişileri ifade eder (5737 sayılı Vakıflar Kanunu m. 3). Vakıf yönetim kurulu iç ilişkide vakfı yönetir, dış ilişkide vakfı temsil eder. 18. Vakıfların hangi konularda denetleneceği TMK’nın 110. maddesi ile düzenleme altına alınmıştır. Anılan madde ile vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetleneceği hüküm altına alınmıştır. 19. Türk Medeni Kanunu’nun 101. maddesinde yapılan tanıma göre kurulmuş olan bir vakfın özgülendiği amacı doğrultusunda varlığını sürdürmesi ve yönetim organlarınca da bu amacın gerçekleştirilmesi esastır. Vakfın kuruluş senedinde belirlenen amacı ve örgütlenme biçimi, zorunluluk doğmadıkça, kural olarak vakıf organlarınca değiştirilip genişletilemez. Bununla birlikte vakfın amacı geçen zaman içerisinde tamamen değişik bir anlam ve nitelik kazanmış olursa, ancak bu nedenle değiştirilmesi söz konusu olabilir. 20. Vakfın kuruluş senedinde belirlenen amacının değiştirilmesi ile ilgili; TMK’nın 113. maddesi ile “Durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde yazılı amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hâle gelmiş ise mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra vakfın amacını değiştirebilir.” hükmü, Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkındaki Tüzüğün 26. maddesi ile “Vakfın asıl gayesinin mahiyeti ve şümulü, vakfedenin vakıf senedinde belirttiği arzusuna açıktan açığa uymayacak derecede değişmiş olursa, idare uzvu veya ... vakfın gayesinin değiştirilmesi için yetkili asliye mahkemesine başvurur. Mahkemece duruşma yapılarak vakfın gayesinin değiştirilmesine karar verilebilir. Vakfın gayesini tehlikeye koyan mükellefiyet ve şartların kaldırılması veya değiştirilmesi de aynı hükme tabidir” hükmü ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 14. maddesi ile “Vakıfların, vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesine fiilen veya hukuken imkân kalmaması halinde; vakfedenin iradesine aykırı olmamak kaydıyla mazbut vakıflarda Genel Müdürlüğün; mülhak, cemaat ve esnaf vakıflarında, vakıf yöneticilerinin teklifi üzerine bu şartları değiştirmeye; hayır şartlarındaki parasal değerleri güncel vakıf gelirlerine uyarlamaya Meclis yetkilidir” hükmü düzenleme altına alınmıştır. 21. Düzenleme altına alınan hükümler uyarınca; vakfın asıl amacının niteliği ve kapsamı, vakfedenin vakıf senedinde açıkladığı iradesine açıktan açığa uymayacak ölçüde değişmiş olursa, o takdirde amacın değiştirilmesi mümkün olabilecektir. Sözü edilen konuda kabul edilebilir ölçü, vakfın değişen koşullar karşısında başlangıçtaki amacın gerçekleşmesinin olanaksız duruma gelmesidir. 22. Türk Medeni Kanunu’nun 113. maddesine göre, vakfın amacının değiştirilebilmesi için objektif ve sübjektif koşulların birlikte oluşması gerekir. 23. Objektif koşullar, vakfın kurulmasından sonra dış olaylarda meydana gelen değişikliklerdir. Vakfın amacının, objektif olarak, özel amaç, mahiyet ve kapsamı bakımından anlamı ve içeriğini kaybetmiş olması gerekir. Bu koşul; sosyal, ekonomik, bilim ve teknik sahalardaki değişikliklerin sonucu olarak ortaya çıkar. Böylece vakfın amacı, değişmiş olan bu hâl ve koşullar karşısında anlamını ve içeriğini kaybetmiş olmalıdır. Zamanla meydana gelen bu değişiklikler sonunda, vakıf; artık amacını gerçekleştiremez bir duruma gelmiş olmalıdır. Diğer bir ifadeyle, Vâkıfın; vakfın kuruluş anındaki iradesi, maksadına aykırı bir hâl almış olmalıdır. Objektif koşul, vakfın dışında, ancak vakıfla ilgili dış dünyaya ait hususlardır. 24. Sübjektif koşul ise; zamanla değişmiş olan amacın, vakfı kuranın iradesiyle mevcut uygunluğunu açıktan açığa kaybetmiş olması hâlidir. O suretle ki, vakfı yapan bu durumu görmüş olsaydı veya kendisine sorabilmek olanağı bulunsaydı o dahi amacın değiştirilmesi gerektiğini kabul edecekti, denilebilsin (Altaş Hüseyin, Uluslar arası Vakıf Sempozyumu Kitabı, ... 2004, s. 97). Gerçekten de objektif ve sübjektif şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde, “amaca” yeni hâl ve koşullara uyacak şekilde bir anlam ve içerik verilmek üzere vakıf yönetim organının veya denetim makamının başvurusu üzerine mahkemece, diğerinin yazılı görüşü de alındıktan sonra vakfın amacı değiştirilebilir. 25. Vakfedenin, vakıfla gerçekleşmesini arzu ettiği temel amaç, vakfın meydana gelmesinde rol oynamış esas unsur olarak kabul edilir. Bu nedenle onun değiştirilmesi söz konusu değildir. Buna karşılık hâl ve koşulların değişmesi sonucunda, vakıf tarafından izlenecek genel gaye, gerçekleşmesi olanaksız bir hâl almış veya artık buna gerek kalmamış ise, bu durumda vakfın sona ermesi gerekir. 26. Her somut olayda, vakfedenin, vakıf senedinde ifade edilen iradesinin anlamını ve buna bağlı olarak vakfın genel gayesinin belirlenmesi gerekir. Amaç, vakfın esaslı unsurlarından olması nedeniyle; Vâkıfın, sonradan yapacağı bir açıklama ile vakfın gayesini değiştiremeyeceği gibi, onu genişletemez veya sınırlandıramaz. Buradaki kural “vakfı meydana getiren” vakfedenin sonraki değil, vakfı meydana getirdiği andaki iradesidir. O hâlde yorumda yapılması gereken ilk iş, vakfedenin “o zamanki iradesinin” ne olduğunu tespit etmekten ibarettir. Vakfedenin amacı yorumlanırken, onun makul ve normal koşullar altında hareket ettiği kabul edilmelidir. 27. Eldeki davaya gelince; davacı “...” ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.10.1999 tarihli ve 1999/714 E., 1999/686 K. sayılı kararı ile usul ve yasaya uygun şekilde ... Noterliğinin 24.09.1999 tarihli ve 24446 yevmiye numaralı “Vakıf Senedi” ile aynı Noterliğin 14.10.1999 tarihli ve 27201 yevmiye numaralı “Düzeltme Beyanının” yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (MK) 74. maddesi uyarınca sicile tescil ile tüzel kişilik kazanmıştır. Değiştirilmesi istenilen vakıf senedi incelendiğinde, vakfın sürekli amacının “Vakfın Gayesi” başlıklı 3. maddesi ile Vakfın Genel Amaçlarının “eğitim, kültür, sağlık, ilmi araştırma ve sosyal yardım” yanında, Özel Amaçları “a) ... Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, pediatrik hematoloji-onkoloji dalının bu bölümde yatan hastaların her türlü ihtiyacı karşılamak ve gereğinde bünyesinde yer aldığı çocuk kliniğinin tüm ihtiyaçlarını karşılamak, ve devamında gelen; (b), (c), d) Fakir kanserli hastaların her türlü tedavisini ücretsiz olarak karşılamak, e) Sağlık tesis ve kurumları ile araştırma merkezleri ve laboratuar kurmak, (f), g) Gereğinde Cerrahpaşa kemik iliği transplantasyon ünitesi ile işbirliği ile bir transplantasyon merkezinin kurulması için olanakları, araç ve gereçleri sağlamaya çalışmak, (h), (i), (j), (k), (l), (m), (n), (o), (p), (r), (s), (t) ve (u)” bentleri ile yirmi bent hâlinde açıkça sayılmıştır. 28. Davacı Vakıf Yönetim Organınca, TMK’nın 113. maddesi uyarınca durum ve koşullardaki değişimler yüzünden Vakıf Senedinde yazılı Genel Amacının “vakfın pediatrik hematoloji ve onkoloji alanında eğitim, kültür, sağlık, ilmi araştırma ve sosyal yardım” olarak, Özel Amaçlarının ise “a) Pediatrik hematoloji-onkoloji hasta ve ailelerinin her türlü ihtiyacını karşılamak ve gerektiğinde tedavi hizmeti aldıkları kliniklerin ihtiyaçlarını karşılamak, ve devamında gelen; (b), (c), d) Fakir kanserli çocukların her türlü tedavisini ücretsiz olarak karşılamak, e) Sağlık tesis ve kurumları ile araştırma merkezleri ve laboratuar kurmak veya yeniden inşaatını yaptırmak, kururlu olanların tamir ve tadilatını yapmak, yaptırmak, (f), g) Kemik iliği transplantasyon ünitesi ile işbirliği yapılarak, transplantasyon merkezi kurulması için olanaklar, araç ve gereçleri sağlamaya çalışmak, (h), (i), (j), (k), (l), (m), (n), (o), (p), (r), (s), (t) ve (u)” bentlerinde yazılı şekilde değiştirilmesi talep edilmiştir. 29. Vakıf senedinde yapılması istenilen değişiklik istemi incelendiğinde; Vakfın Genel Amacının “vakfın pediatrik hematoloji ve onkoloji alanında eğitim, kültür, sağlık, ilmi araştırma ve sosyal yardım” şeklindeki ibareyle “pediatrik hematoloji ve onkoloji” alanı ile sınırlandırılmak istendiği, Özel Amaçlarının ise “... Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, pediatrik hematoloji-onkoloji dalının bu bölümde yatan hastaların her türlü ihtiyacı karşılamak ve gereğinde bünyesinde yer aldığı çocuk kliniğinin tüm ihtiyaçlarını karşılamak” iken “Pediatrik hematoloji-onkoloji hasta ve ailelerinin her türlü ihtiyacını karşılamak ve gerektiğinde tedavi hizmeti aldıkları kliniklerin ihtiyaçlarını karşılamak” ibaresi ile genişletildiği gibi, buna benzer şekilde özellikle (d), (e), (g) bendi ile diğer bazı bentlerde sayılan şekilde değiştirilmek istendiği anlaşılmaktadır. 30. Mahkemece; vakıf senedinde yazılı amaç değişikliği istemi hukuka uygun bulunarak kabul edilmiş, hükmün ilgili ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece değişiklik isteminin “vakfın kuruluş iradesine aykırı olduğu” gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozulmuş, Mahkemece; istemin asıl amacının vergi muafiyetinden istifade etmek olduğu, vergi muafiyetine münhasır yapılan gaye değişikliğinin devlet desteğinden faydalanmak amaçlı olması gözetilerek direnme kararı verilmişitir. 31. Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, TMK'nın 101. maddesine göre vakıf; gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur. Kurulmuş bir vakfın özgülendiği amaç doğrultusunda varlığını sürdürmesi ve yönetim organlarınca da bu amacın gerçekleştirilmesi esastır. Vakfeden tarafından kuruluş senedinde belirlenen vakfın amaç ve örgütlenme biçimi, zorunluluk doğmadıkça kural olarak vakıf organlarınca değiştirilip genişletilemez. Bu tanıma göre, önemli olan vakfın amacını gerçekleştirmesi ve dolayısıyla özgülenen mal ve hakların amacın gerçekleşmesi için yapılacak iş ve işlemlere harcanmasıdır. 32. Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre de Vakıf Hukukunda asıl olan; kurucu iradenin çok önemli bir sebep bulunmadığı takdirde olduğu gibi korunması diğer bir ifadeyle vakfedenin arzusuna ve iradesine aykırı düşecek şekilde değişiklik yapılmaması olup, ancak durum ve şartlardaki değişmeler vakıf senedindeki değişikliği zorunlu hâle getiriyor ise, vakfedenin amacına ve iradesine açıkça ters düşmeyecek şekilde değişiklik yapılması kabul edilmiştir. Amacın gerçekleşmesini önemli ölçüde güçleştiren veya engelleyen şartların ve yükümlülüklerin kaldırılmasında veya değiştirilmesinde de aynı ilkeler esas alınmıştır. 33. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 80. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun aynı hususu düzenleyen 113. maddesinde öngörüldüğü üzere, durum ve koşullarda vakıf senedindeki amacın değiştirilmesi zorunluluğunu ortaya koyan herhangi bir gelişme ve buna bağlı vakfedenlerin isteklerine açıkça uymayacak hâllerin varlığı iddia edilmediği gibi bu yönde bir vakıa da mevcut değil iken, genel amacın genişletilmesi, özel amacın ise daraltılarak değiştirilmesi sonucunu doğuran hükümlerin mahkemece uygun bulunup tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır. 34. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 35. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; İlgili ... Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.09.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2016/24418 E., 2018/10302 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarından (TMK m.114/1-d) olup, bu husus kamu düzeniyle ilgilidir.
2. Hukuk Dairesi         2016/24418 E.  ,  2018/10302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarından (TMK m.114/1-d) olup, bu husus kamu düzeniyle ilgilidir. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmakla yükümlüdür. Davalı-karşı davacı kadının 23.04.2014-06.05.2014 tarihleri arasında ... Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde; Zihin ve davranış bozuklukları, birden fazla ilaç ve diğer psikoaktif madde kullanımına bağlı olarak, mutsuzluk ve sinirlilik belirtileri nedeniyle tedavi gördüğü, hastanece verilen epikriz raporunda; kadının şizofreni, şizotipal ve deluzyonel bozukluklarının belirtildiği ve yine davacı-karşı davalı erkeğin 21.04.2014 tarihinde ... Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde madde kullanımına bağlı olarak ayakta tedaviye başlandığı ve tedaviyi yarım bıraktığı nazara alınarak ve boşanma davasında toplanan deliller değerlendirildiğinde, kadının ve erkeğin vesayet altına alınmasını gerektirecek bir rahatsızlığının olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş; Türk Medeni Kanunu'nun 405 ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 56. maddeleri uyarınca davacının ve davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibarettir. Bu yön gözönünde tutulmadan yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01.10.2018(Pzt.)

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.