Türk Medeni Kanunu 116. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 116- Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir.
Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır.
J. Diğer hükümler
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
4 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2022/1031 E., 2023/3198 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
mevcut durumuyla açmış olduğu okul da nazarı itibara alındığında amaçlarını gerçekleştirdiği ya da bu yolda önemli bir adım atmış olduğu, gelirleri şimdilik çok parlak olmasa da kendine yeter vaziyette olduğu ve acz içinde bulunmadığından TMK'nin 116. maddesinde belirtilen "Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer
8. Hukuk Dairesi 2022/1031 E. , 2023/3198 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/219 E., 2021/689 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki vakfın kendiliğinden dağıldığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı vakfın 31.12.2010 tarihli denetim raporu ile malvarlığının amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığını, vakıf senedine göre zorunlu organlarını oluşturmayan vakfın dağılmasına karar verilmesi istemiştir.
2. ... vekili 27.03.2017 tarihli dilekçesi ile; müvekkilinin davalı Vakıftan alacaklı olduğunu, vakıf aleyhine icra takibi yaptıklarını ileri sürerek davacı yanında davaya katılmak istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; vakfın ekonomik olarak zor günler geçirse de alacakları bulunduğu, ekonomik olarak toparlandığı ve amaçlarını gerçekleştirmek için yoğun çaba içerisinde olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2015 tarihli ve 2012/719 E., 2015/239 K. ... kararı ile; vakfın amacını gerçekleştirebilecek nitelikte para ve mal varlığının bulunmadığı, vakfın tek gelir kaynağı olan bağışlarla da vakıf senedinde yazılı amaçlarını gerçekleşmesinin mümkün olmadığı, vakıf senedinde belirtilen amaçları gözetildiğinde tüm mal ve hakları ile acz içinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile vakfın kendiliğinden dağıldığının tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Vakıf vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 13.11.2018 tarihli ve 2018/1691 Esas, 2018/18551 Karar ... kararıyla; "vakıfların, geçmişten günümüze sosyal yardımlaşma, dayanışma, toplum fertlerine sahip çıkma, sosyal güvenliklerini sağlama dışında eğitim, sağlık, güvenlik ve daha birçok alanda hizmet sundukları, ekonomik açıdan toplumda oluşan sınıflar arasında köprü vazifesi görmesi, yardımlaşma ve dayanışma duygularını kurumsallaştırması vakfı, diğer tüzel kişilerden ayırmakta ve sosyolojik açıdan çok önemli bir konuma getirmekte olduğu vakıfların da, dernekler gibi idari denetim ve yargısal denetim yolu ile varlıklarına son verme yerine istisna durumlar dışında sürekliliklerin sağlanmasının üstlemiş oldukları toplumsal faydalarını devam ettirmelerine hizmet edeceği, amacın gerçekleştirilmesi için ortaya konulan çabalara değer verilerek üzerinde durulması gerektiği, dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, yapılan denetim sonucu davalı vakfın 31.12.2010 tarihi itibari ile herhangi bir malvarlığının bulunmadığı, 362.237,76 TL borcunun bulunduğunun belirlendiği, davalı vakfın savunmalarında ise denetim tarihinden sonra 2011 ila 2014 yılları arasında yapılan bağışlarla giderlerin üzerinde gelir elde edildiği, ... İli ... İlçesinde Milli Eğitim Bakanlığının 17.10.2017 tarihli izin belgesi ile okulun faaliyete geçirildiği ileri sürüldüğüne göre, mahkemece bu savunmalar doğrultusunda, vakfın açtığı okul ve diğer gelirlerinin vakfın malvarlığına etkisi ile tespit edilen malvarlığının vakıf senedinde yazılı amacı gerçekleştirmeye yeterli olup olmadığı açısından vakıf hukukunda uzman bir bilirkişi ve mali müşavirinde içinde bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi" gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda vakıf hukukunda uzman bir bilirkişi ve mali müşavirinde içinde bulunduğu bilirkişi kurulundan alınan raporda, davalı Vakfa dava açılmasına sebep olan 07.12.2011 tarihli ve vakfın 2010 yılına ait denetim raporunda yer alan zarar hususlarının zamanla azaldığının hem Vakfın hem de bağlı İktisadi İşletmenin 2019 yılına kadar olan tablolarından görüldüğü, Vakfın İktisadi İşletmesinde kimi yıllar kar elde edilirken bazı yıllar zarar oluştuğu, 2012-2019 yılları dikkate alındığında toplamda 51.322.70 TL karlı olduğu, vakıfta da belirlenen tabloda verilen yıllar itibari ile toplamda bir gelir fazlasına ulaşıldığı, vakfın amaçlarının zihinsel engellilere özgü eğitim kurumları ve rehabilitasyon merkezleri oluşturulması özelinde yoğunlaştığı, bu manada vakfın mevcut durumuyla açmış olduğu okul da nazarı itibara alındığında amaçlarını gerçekleştirdiği ya da bu yolda önemli bir adım atmış olduğu, gelirleri şimdilik çok parlak olmasa da kendine yeter vaziyette olduğu ve acz içinde bulunmadığından TMK'nin 116. maddesinde belirtilen "Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir" şartlarını taşımadığı ve kendiliğinden dağılmasını gerektirecek bir vakıa olmadığının belirtildiği, sunulan heyet raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu Vakfın 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 116 ncı madde gereği sona erme sebepleri oluşmadığı gerekçesi ile davacının davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili temyiz dilekçesinde, davalı vakfın yapılan denetiminde gider fazlası verdiğini, 31.12.2010 tarihinden sonra da her hangi bir mal varlığı faaliyeti olmadığını, Vakfın denetim sonucu mali yapının düzeltilmesi yönünde uyarılmasına rağmen Vakfın mal varlığını tamamlamak yerine Vakfın ve İktisadi İşletmenin yüklü miktarda borçlandırıldığını ve amacını gerçekleştirmesinin imkansız hale geldiğini, Vakfın her ne kadar dava süresince bir kısım faaliyetlerde bulunmuş ise de vakıf senedindeki amacını gerçekleştiremediğini ve dava tarihinden sonraki faaliyetlerin davalarının haklılığını etkilemediğini beyan ederek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı vakfın malvarlığı itibari ile amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığından 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 116 ncı madde gereği vakfın kendiliğinden dağıldığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 101 ve 116 ncı maddesi; 5737 ... Vakıflar Kanunu'nun (5737 ... Kanun) 27 nci maddesi, Vakıflar Yönetmeliği'nin 19, 20, 21 ve 22 nci maddeleri
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 99,20 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (3)
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi, 2013/6204 E., 2013/13268 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 116/1. maddesi gereğince amacın gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi ve değiştirilmesinin de olanaklı bulunmaması halinde vakfın kendiliğinden sona ereceği ve mahkeme kararı ile sicilden terkin edileceği, aynı Yasa’nın 116/2.
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2013/6204 E. , 2013/13268 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, vakfın dağıtılması ve yöneticilerinin görevden alınması istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava ve birleşen dava dilekçelerinde, dava konusu vakfın dağıtılması ve yöneticilerinin görevlerinden alınmaları istenilmiş, mahkemece birlikte yapılan yargılama sonucunda dava konusu vakfın amacının gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi, malvarlığının azalması ve zarara uğratılması nedenlerinden ötürü Türk Medeni Kanunu’nun 116/1. fıkrası gereğince vakfın dağıtılmasına ve bir kısım yöneticilerin görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiştir.
1-Vakıf yöneticilerinin görevden uzaklaştırılmasına ilişkin uyuşmazlıkta;
Türk Medeni Kanunu (Mülga) Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük'ün 23. maddesine göre, vakıf senedinde yazılı şartlarla yürürlükteki kanun ve nizamlara uymayan, genel olarak basiretli bir idareci gibi hareket etmeyen, kusurlu hareketleriyle vakfa zarar verdiği iddia edilen vakıf yöneticilerinin görevden alınmaları istenilmiştir. Dava açıldıktan sonra 27.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 10. maddesi, vakıf yöneticilerinin belirtilen sebeplerden dolayı ancak Vakıflar Meclisinin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri asliye hukuk mahkemesince görevlerinden alınabileceklerini düzenlemektedir. Mahkemece; yukarıda sözü edilen ve davanın devamı sırasında yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Yasasının 10. maddesi uyarınca, öncelikle görevden alınması istenilen vakıf yöneticileri hakkında bir ön şart olarak gerekli görülen Vakıflar Meclisince verilmiş bir karar olmadığı dikkate alınarak, vakıf yöneticileri hakkındaki davanın tümden reddine karar verilmesi yerine yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi,
2-Vakfın dağıtılmasına ilişkin uyuşmazlıkta;
Dava konusu vakfın 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 116/2. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 31. maddelerine göre yasak amaç ve faaliyetlerde bulunan vakfın dağıtılması istenilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 116/2. fıkrasında; Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya da Cumhuriyet Savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır ve temyiz aşamasında yürürlükten kaldırılmış bulunan Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 31. maddesinde ise; Vakfın gayesi, Türk Medeni Kanunu'nun 903 sayılı Kanunla değiştirilen 74/2. fıkrası hükmüne girdiği takdirde ..., vakfın dağıtılması için yetkili asliye mahkemesine başvurmak zorundadır. Bu başvurma üzerine mahkeme, duruşma yaparak vakfın dağıtılmasına karar verir ve siciline durumu tescil eder hükümleri düzenlenmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu Çorum ...’nın, Çorum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.08.1996 gün 1996/259 E.-326 K. sayılı ilamı ile tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, vakfın amacı ise vakıf senedinin 3. maddesinde A-İlim ve Kültür Alanında, B-Sosyal Hayat Alanında, C-Sosyal Yardım Alanında ve D-Ekonomik Alanında olma üzere başlıklar halinde sekiz bende sıralanarak; dini ilim yönünden bilgilerini artırmak isteyen doktora, master, ihtisas ve ilmi kariyer kazanmayı arzulayan her tahsil seviyesindeki talebelere veya imkansızlık sebebiyle tahsile devam edememiş, şahsi durum ve kabiliyetlerine uygun her türlü maddi imkanı sağlamak, tahsil devresini tamamlayanlara ise ilgi şahsiyetlerine münasip bir hayat idamesi için bu yardımı devam ettirmek, insanlar arasında dayanışmanın, devletin ve kişilerin haklarına saygılı olmanın gereği ahlak kurallarının aile, akraba, komşu, millet ve ayrımsız bütün insanlığın iyiliği, mutluluğu için çalışma ruhunun, muhtaçlara yardım etme inancının gelişmesi, müesseseleşmesi için çalışmak; fakirlere, kimsesiz ve yaşlılara, dul kadınlara ve sakatlara yatacak yer ve kışlık yakacak ve ihtiyaçlarını temin etmek, ortaöğrenim ve üniversite öğrencilerine yurt yapmak, işletmek ve öğrenci evleri kurmak ve işletmektir. Vakıf, bu amaçları doğrultusunda faaliyetlerinde bulunurken İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişinin 01.05.2002 tarihli tevdi raporuna istinaden, vakfın bastırdığı bir kısım broşürlerde dini içerikli ibarelerin bulunması, vakıf tarafından kiralanan evlerde izinsiz kuran kursu açılması ve köylerden yardım amaçlı olarak toplanan bir kısım hububat satışından elde edilen paraların kayıtlara geçirilmeyerek vakıf yöneticilerinin haksız kazanç elde ettiği ve vakfın zarara uğratıldığı gerekçeyle eldeki davanın açıldığı görülmektedir.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 76. (6100 sayılı HMK 33.) maddesi uyarınca olayları açıklamak taraflara, hukuki niteleme ise hakime aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 116/1.
maddesi gereğince amacın gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi ve değiştirilmesinin de olanaklı bulunmaması halinde vakfın kendiliğinden sona ereceği ve mahkeme kararı ile sicilden terkin edileceği, aynı Yasa’nın 116/2. fıkrasında ise yasak amaç gütme ve faaliyette bulunma nedeniyle vakfın kapatılması düzenlenmiştir. Bu duruma göre, davalı vakfın dava konusu edilen eylem ve işlemlerinin dağıtılmayı gerektirir nitelikte olup olmadığı 4721 sayılı Yasanın 116/2. maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Esasen dava konusu vakfın mali imkanlarını sürekli olarak kaybetmesi ve amacının değiştirilmesinin olanaksız olduğu hususunda da bir istem bulunmadığı gibi bu konuda herhangi bir araştırma da yapılmadığından belli olmayan bir durum yönünden vakfın kendiliğinden sona erdiğinden de bahsedilemez. Bu bağlamda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 116/2.maddesinde sözü edilen yasak amaç ve yasak faaliyetlerin Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen nitelikleri ve Anayasanın temel ilkeleri ile milli birlik ve milli menfaat olgusu dikkate alınmalıdır.
Dava dilekçesinde belirtilen eylemlerden ötürü vakıf yöneticileri hakkında cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak suçundan dolayı Çorum Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/235 E.-2004/175 K. ve haksız mal edinmek suçlamasıyla Çorum Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/226 E.-2007/369 K. sayılı dosyalarında yapılan yargılamalarda herhangi bir mahkumiyet kararı çıkmayarak kesinleştiği, benzer iddialar nedeniyle Çorum ve Ankara Başsavcılıkları tarafından takipsizlik kararları verildiği, vakıf yöneticilerinin bu eylemlerinden dolayı devlet memurluğundan çıkarma isteminin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 08.10.2003 gün 37 sayılı kararı ile reddedilerek herhangi bir ceza tayinine yer olmadığına karar verildiği, mahkemece dinlenen tanık beyanlarında vakıf faaliyetlerinde yasal olmayan bir durum görmediklerinin beyan edildiği, ... müfettişi tarafından hazırlanan rapora göre vakfın tüm defter ve kayıtların incelenmesine göre kuran kursu veya buna benzer bir amaç için bir evin kiralanması amacıyla kira kontratına rastlanılmadığı, vakıf tarafından bastırılan broşürlerdeki ifadelerin suç unsuru taşımadığı ve tüm dosya kapsamı nazara alınarak, dava konusu vakfın senedinde açıkça yazılan amaçları ve faaliyetleri arasında 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın 116/2 maddesi kapsamında yasak amaç güttüğü veya faaliyette bulunduğu kesin olarak ispatlanmadığından dava konusu vakfın dağıtılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, soyut ve gerekçesiz hazırlanan bilirkişi raporuna göre yanlış nitelendirme yapılarak yazılı gerekçeyle vakfın dağıtılmasına hükmedilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 10.10.2013 gününde 1. bent yönünden oybirliğiyle, 2. bent yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı vekili birleşen dosyadaki dava dilekçesinde, davalı vakfın ulusal egemenlik kavramına dayalı Cumhuriyetin temel ilkelerini ihlal ettiği tespit edildiğinden Medeni Kanunun 116/2. maddesi ve Vakıflar Tüzüğünün 31. ve devamı maddeleri gereğince dağıtılmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece özetle vakfın amacına aykırı olarak irticai faaliyetlerde bulunduğu, vakıf yöneticilerinin kanun ve nizamlara uymadıkları hususları da açıklanarak birleşen dava yönünden Çorum Çağrı Eğitim Vakfının dağıtılmasına, mallarının tasfiyesinde de vakıf senedinin 13/b maddesinin uygulanmasına karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının incelenmesinden vakfa ait öğrenci yurtlarında irticai faaliyetlerde bulunulduğu, bu nitelikte yazılar yazıldığı, broşürler basılıp dağıtıldığı, yayınlar yapıldığı, yapılan yardımlar ve harcamaların kayıtlara geçirilmediği, gelirlerinin büyük ölçüde makbuzsuz toplanan paralardan oluştuğu, yasalara aykırı mal edinildiği anlaşıldığına göre mahkemenin birleşen davanın kabulü ile davalı vakfın dağıtılmasına ilişkin kararının onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
18. Hukuk Dairesi, 2014/13179 E., 2015/1582 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 116. maddesinde ise;
18. Hukuk Dairesi 2014/13179 E. , 2015/1582 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, dağılan vakfın yeniden tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde; daha önce kurulan ve gayri faal olduğu gerekçesiyle kapatılan ... İlim ve Kültüre Hizmet Vakfı'nın 6495 sayılı Yasanın 50. maddesi uyarınca yeniden kurulmasını, senedinin tescilini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
02.08.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 50. maddesiyle 5737 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 12. maddede; "1/1/1990 tarihinden bu maddenin yayımı tarihine kadar Genel Müdürlüğün dağıtılma talebiyle açtığı dava sonucunda dağılmasına veya dağıtılmasına karar verilen yeni vakıfların hayatta bulunan kurucularının birlikte başvurusu üzerine vakfın adı ve amacı aynı olmak kaydıyla bin lira kuruluş malvarlığı tahsis edilerek Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre yeni bir vakıf kurulabilir. Kurulan bu vakıflar 4721 sayılı Kanun ve bu Kanun hükümlerine göre faaliyette bulunurlar, ancak kanunla kurulan vakıf statüsünde sayılmazlar. Dağıtılan vakfın Genel Müdürlüğe intikal eden ve hâlihazırda Genel Müdürlük tarafından tasarruf edilen taşınmazları, yeni kurulan vakfa mahkeme siciline tescilinden itibaren üç ay içinde devredilir. Devredilen mallarla ilgili başkaca bir talepte bulunulamaz.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 116. maddesinde ise; "Amacın gerçekleşmesi olanaksız hale geldiği ve değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir. Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak dağıtılır." hükümleri yer almaktadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu olan ... İlim ve Kültüre Hizmet Vakfı'nın İstanbul Kartal 4. Noterliğinin 07.02.1997 tarih ve 07249 yevmiye numaralı vakıf senedine istinaden Pendik 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.02.1997 tarih ve 1997/78 Esas ve 1997/32 Karar sayılı ilamı ile tescil edilerek hükmi şahsiyet kazandığı, vakfın 1997-2008 yılları arasında gayri faal olduğu gerekçesiyle ...'nün talebi üzerine Pendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 05.04.2011 tarih ve 2009/100 Esas ve 2011/197 Karar sayılı ilamı ile vakfın dağılmasına karar verildiği ve bu kararın 14.07.2011 tarihinde kesinleştiği, 02.08.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Yasanın 50. maddesi uyarınca vakfın yeniden kurulması amacıyla eldeki davanın açıldığı, mahkemece adı geçen vakfın TMK 116/1. maddesi kapsamında dağılmasına karar verildiği ve vakfın kurucularından birinin başvurusu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 6495 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 50. maddesiyle 5737 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 12. maddede, vakfın TMK nun 116/1.(dağılma) veya 116/2. maddesine(dağıtılma) göre kapatılma şeklinde bir ayrım yapılmamaktadır. Diğer taraftan vakfın tüm kurucularının hayatta olup olmadıkları, hayatta olanların vakfın yeniden kurulmasına ilişkin birlikte başvurusunun bulunup bulunmadığı veya sonradan bu yönde irade beyanı açıklamasının(rızasının) bulunup bulunmadığı hususlarında mahkemece yeterli araştırma yapılmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler doğrultusunda davacıya eksikliklerin giderilmesi için süre verilmesi, ...nün de görüşü alınmak suretiyle oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar vermektir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2022/371 E., 2022/1163 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bilindiği üzere; tüzel kişiler, TMK’nın birinci kitabı olan Kişiler Hukukunun, ikinci kısmında üç bölüm olarak düzenlenmiştir. Burada vakıflar; üçüncü bölüm olarak TMK’nın 101 ilâ 117. maddeleri arasında hüküm altına alınmış olup, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları olarak tanımlanmıştır.
Hukuk Genel Kurulu 2022/371 E. , 2022/1163 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescili” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, ilgili ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı ilgili ... tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun’la değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin 2. fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davacı vekilinin temyize karşı cevap dilekçesinde ileri sürdüğü duruşma isteminin reddine karar verilip dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 30.01.2015 tarihli dava dilekçesinde; davacı Vakfın 20.10.1999 tarihli mahkeme kararı ile kurulduğunu, vakfın hizmetlerini daha etkin bir şekilde yerine getirilmesi amacı ile Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın 564 sayılı ve 06.12.2012 tarihli yazısı üzerine vakıf senedinin tadil edilmesi gerektiğini, vakıf senedinin tadiline ilişkin 21.02.2014 tarihli mütevelli heyeti tarafından alınan karar doğrultusunda ... Noterliğinin 13.06.2014 tarihli ve 13279 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde noter senedi ile tadil senedi tanzim edildiğini ileri sürerek söz konusu değişikliğin hukukî sonuç doğurabilmesi için eklenen yeni düzenlemelerin tescilini talep etmiştir.
İlgili Görüşü:
5. İlgili ... 26.03.2015 tarihli görüş yazısında; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 113. maddesine göre vakfın amacının değiştirilebilmesi için, vakfın değişen koşullar karşısında başlangıçtaki amacının gerçekleştirilmesinin olanaksız duruma gelmesi gerektiği, amacın değiştirilebilmesi için Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarına göre objektif ve sübjektif koşulların birlikte oluşması gerektiği, ancak bu iki koşulun gerçekleşmesi hâlinde vakıf yönetim organının veya ...’nün başvurusu üzerine mahkemece karar verileceği, TMK’nın 113/1. maddesi ile Yargıtay içtihatlarına göre davacı vakfın amacına ilişkin maddesindeki düzenlemenin uygun olmadığının değerlendirildiği, ayrıca genel kurul toplantılarında ... temsilci bulundurulmadığından buna ilişkin düzenlemenin senet metninden çıkarılmasının ve vakfa ait senedin 9. maddesine eklenen 10 ve 11. fıkralarında vakfın mütevelli heyet üyelerinin mahkemenin vereceği azil kararı beklenmeden, mütevelli heyeti kararı ile görevden alınabileceklerine ilişkin düzenlemenin de senetten çıkarılmasının, senedin 10. maddesi 2. cümlesinin görüş yazısında belirtilen şekilde düzenlenmesinin uygun olacağı mütalaa edilmiştir.
Davacı Beyanı:
6. Davacı vekili 05.05.2015 tarihli ... Genel Müdürlüğünün görüş yazısına karşı sunmuş olduğu beyan dilekçesinde: verilen olumsuz görüşü kabul etmediklerini, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının yazısı doğrultusunda vakıf senedinde değişikliğine gidildiğini, ayrıca vakfın amacı yönünden vakıf senedi incelendiğinde vakfın gayesinin hiç bir şekilde kısıtlamaya yer verilmeden düzenlendiğini, vakıf senedinin vakfın değiştirilmek istenen gaye ve amacına uygun maddeleri ihtiva ettiğini, vakfın toplumun geneline hizmet sunmasında bir engel bulunmadığı, faaliyet raporları incelendiğinde bunu yerine getirdiğinin anlaşıldığını, Maliye Bakanlığı'nın bu konudaki görüşü üzerine, vakfın gayesinin değiştirilmesi hâlinde genel amaca uygun hizmet edeceği gerekçesiyle amaç değişikliğinin yasaya uygun bulunduğunu beyan etmiştir.
Mahkeme Kararı:
7. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.12.2015 tarihli ve 2015/45 E., 2015/568 K. sayılı kararı ile; vakfın kuruluş senedi ile değişiklik senedi karşılaştırıldığında, vakfın gayesinin hiç bir sınırlamaya ve kısıtlamaya yer verilmeden düzenlendiği, vakıf senedinin vakfın değiştirilmek istenen gaye ve amacına uygun maddeleri ihtiva ettiği, vakfın toplumun geneline hizmet sunmasında bir engel bulunmadığı, vakfın amacının değiştirilmesi şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile ... Noterliğince düzenlenen 13.06.2014 tarihli tadil senedinin 9. ve 10. maddeler dışında diğer kısımlarının tesciline, aynı noterlikçe düzenlenen 01.09.2015 tarihli senet tadilinin ise tesciline karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde ilgili ... tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
9. Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 22.10.2018 tarihli ve 2018/14252 E., 2018/17680 K. sayılı kararı ile;
“…Somut olayda, vakfın amacını düzenleyen "Vakfın Gayesi" başlıklı 3.maddesinde vakfın genel eğitim, kültür, sağlık, ilmi araştırma ve sosyal yardım yanında özel amaçları yirmi bent halinde sıralanmıştır. Vakfın genel amacı, vakfın pediatrik hematoloji ve onkoloji alanında eğitim, kültür, sağlık, ilmi araştırma olarak sınırlandırılmış, özel amaçları da değiştirilmiştir. Bunlara örnek olarak vakfın özel amaçlarından birisi ... Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği pediatrik hematoloji-onkoloji dalının bu bölümde yatan hastaların her türlü ihtiyacı karşılamak ve gerektiğinde bünyesinde yer aldığı çocuk kliniğinin tüm ihtiyaçlarını karşılamak iken pediatrik hematoloji-onkoloji hasta ve ailelerinin her türlü ihtiyacını karşılamak ve gerektiğinde tedavi hizmeti aldıkları kliniklerin ihtiyaçlarını karşılamak olarak değiştirildiği ve bu özel amacın geçerli senede göre genişletildiği, buna benzer şekilde diğer bentlerde sayılan özel amaçların da kuruluş iradesine aykırı olarak değiştirildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, vakıf senedinin 3. maddesinde yapılan söz konusu değişikliğin yukarıda açıklanan esaslara ve özellikle Türk Medeni Kanunu'nun 113. maddesinde öngörülen koşullara uygun düşmediği gözetilmeden söz konusu senet değişikliğinin tesciline karar verilmesi, doğru görülmemiştir,...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
10. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.10.2019 tarihli ve 2019/170 E., 2019/530 K. sayılı kararı ile bozma öncesi kararda yer alan gerekçenin yanında; vakıfların demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez unsurlarından olduğu, zaman içerisinde değişen mevzuat, konjonktür, fiziksel şartlar ve toplumsal algı sebebiyle vakfın amacında değişiklik yapılmasının olağan olduğu, dolayısıyla gayenin değiştirilmesindeki temel ölçütün vakfın kuruluş ve faaliyetlerini asıl amaca daha uygun hâle getirip getirmeyeceği diğer bir ifadeyle vakfı amaca uygun olarak daha ileriye götürüp götürmeyeceği hususu olduğu, dosyaya sunulan deliller ve gerekçelerden vakfın gayesinin değiştirilmesindeki temel amacın “Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğden” kaynaklı vergi muafiyetinden istifade etmek olduğunun anlaşıldığı, somut olayda olduğu gibi bir kısım bürokratik prosedürün yerine getirilmesi için gerek idari kuruluşların gerekse de yargı mercilerinin üzerine düşen her türlü vazifeyi layıkıyla yerine getirmesi gerektiği, vergi muafiyetine münhasır yapılan gaye değişikliği talebi devletin desteklerinden faydalanmak amaçlı yerine getirilmesi gereken bir yasal prosedür olarak görüldüğü, gayenin değiştirilmesinin vakfın kuruluşuna, devamına ve amacını gerçekleştirmesine herhangi bir menfi tesiri olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
11. Direnme kararı yasal süresi içinde ilgili ... tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Türk Medeni Kanunu'nun 113. maddesi hükmü uyarınca durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde yazılı amacın değiştirilmesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
13. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların incelenmesinde yarar görülmektedir.
14. Bilindiği üzere; tüzel kişiler, TMK’nın birinci kitabı olan Kişiler Hukukunun, ikinci kısmında üç bölüm olarak düzenlenmiştir. Burada vakıflar; üçüncü bölüm olarak TMK’nın 101 ilâ 117. maddeleri arasında hüküm altına alınmış olup, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal toplulukları olarak tanımlanmıştır. Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri olan haklar vakfedilebilir. Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz.
15. Vakıflar, İslam Hukukuna özgü hayır kurumlarıdır. İslam Hukukunda “Vakıf; insanlar tarafından yararlanılmak üzere bir aynı, Allah’ın mülkü olmak şartıyla temlik ve temellükten hapis ve men eylemektir” şeklinde tanımlanmaktadır (Ali Himmet Berki, Vakıflar s. 42). Tarihi süreç içinde vakıf bir din kurumu olarak ortaya çıkmış, daha sonra gelişerek insanlığa hayırlı başka hizmetlerinde yapılmasını amaçlayan kurumlar hâline dönüşmüştür. Vakıf kuruluşları bir eşya veya gelirlerinden yararlanma hakkı, topluma veya toplumda ihtiyacı olan bazı insanlara özgülenmektedir (HGK’nın 08.05.2002 tarihli ve 2002/16-159 E., 2002/355 K. sayılı kararı).
16. Vakıf senedi; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesine göre “Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfların, malvarlığını ve vakıf şartlarını içeren belgeyi” belgeyi ifade eder. Vakıf senedinde; vakfın adı, amacı, bu amaca özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli ile yerleşim yeri gösterilir (TMK m. 106).
17. Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur. Vakfeden, vakıf senedinde gerekli gördüğü başka organları da gösterebilir (TMK m. 106). Vakıf yönetimi; mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, TMK ve bu Kanun’a göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili organı, Vakıf yöneticisi ise, mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, TMK ve bu Kanun’a göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili kişi veya yetkili organlarda görev alan kişileri ifade eder (5737 sayılı Vakıflar Kanunu m. 3). Vakıf yönetim kurulu iç ilişkide vakfı yönetir, dış ilişkide vakfı temsil eder.
18. Vakıfların hangi konularda denetleneceği TMK’nın 110. maddesi ile düzenleme altına alınmıştır. Anılan madde ile vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst kuruluşlarınca denetleneceği hüküm altına alınmıştır.
19. Türk Medeni Kanunu’nun 101. maddesinde yapılan tanıma göre kurulmuş olan bir vakfın özgülendiği amacı doğrultusunda varlığını sürdürmesi ve yönetim organlarınca da bu amacın gerçekleştirilmesi esastır. Vakfın kuruluş senedinde belirlenen amacı ve örgütlenme biçimi, zorunluluk doğmadıkça, kural olarak vakıf organlarınca değiştirilip genişletilemez. Bununla birlikte vakfın amacı geçen zaman içerisinde tamamen değişik bir anlam ve nitelik kazanmış olursa, ancak bu nedenle değiştirilmesi söz konusu olabilir.
20. Vakfın kuruluş senedinde belirlenen amacının değiştirilmesi ile ilgili; TMK’nın 113. maddesi ile “Durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf senedinde yazılı amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna açıkça uymayacak hâle gelmiş ise mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra vakfın amacını değiştirebilir.” hükmü, Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkındaki Tüzüğün 26. maddesi ile “Vakfın asıl gayesinin mahiyeti ve şümulü, vakfedenin vakıf senedinde belirttiği arzusuna açıktan açığa uymayacak derecede değişmiş olursa, idare uzvu veya ... vakfın gayesinin değiştirilmesi için yetkili asliye mahkemesine başvurur. Mahkemece duruşma yapılarak vakfın gayesinin değiştirilmesine karar verilebilir. Vakfın gayesini tehlikeye koyan mükellefiyet ve şartların kaldırılması veya değiştirilmesi de aynı hükme tabidir” hükmü ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu’nun 14. maddesi ile “Vakıfların, vakfiyelerindeki şartların yerine getirilmesine fiilen veya hukuken imkân kalmaması halinde; vakfedenin iradesine aykırı olmamak kaydıyla mazbut vakıflarda Genel Müdürlüğün; mülhak, cemaat ve esnaf vakıflarında, vakıf yöneticilerinin teklifi üzerine bu şartları değiştirmeye; hayır şartlarındaki parasal değerleri güncel vakıf gelirlerine uyarlamaya Meclis yetkilidir” hükmü düzenleme altına alınmıştır.
21. Düzenleme altına alınan hükümler uyarınca; vakfın asıl amacının niteliği ve kapsamı, vakfedenin vakıf senedinde açıkladığı iradesine açıktan açığa uymayacak ölçüde değişmiş olursa, o takdirde amacın değiştirilmesi mümkün olabilecektir. Sözü edilen konuda kabul edilebilir ölçü, vakfın değişen koşullar karşısında başlangıçtaki amacın gerçekleşmesinin olanaksız duruma gelmesidir.
22. Türk Medeni Kanunu’nun 113. maddesine göre, vakfın amacının değiştirilebilmesi için objektif ve sübjektif koşulların birlikte oluşması gerekir.
23. Objektif koşullar, vakfın kurulmasından sonra dış olaylarda meydana gelen değişikliklerdir. Vakfın amacının, objektif olarak, özel amaç, mahiyet ve kapsamı bakımından anlamı ve içeriğini kaybetmiş olması gerekir. Bu koşul; sosyal, ekonomik, bilim ve teknik sahalardaki değişikliklerin sonucu olarak ortaya çıkar. Böylece vakfın amacı, değişmiş olan bu hâl ve koşullar karşısında anlamını ve içeriğini kaybetmiş olmalıdır. Zamanla meydana gelen bu değişiklikler sonunda, vakıf; artık amacını gerçekleştiremez bir duruma gelmiş olmalıdır. Diğer bir ifadeyle, Vâkıfın; vakfın kuruluş anındaki iradesi, maksadına aykırı bir hâl almış olmalıdır. Objektif koşul, vakfın dışında, ancak vakıfla ilgili dış dünyaya ait hususlardır.
24. Sübjektif koşul ise; zamanla değişmiş olan amacın, vakfı kuranın iradesiyle mevcut uygunluğunu açıktan açığa kaybetmiş olması hâlidir. O suretle ki, vakfı yapan bu durumu görmüş olsaydı veya kendisine sorabilmek olanağı bulunsaydı o dahi amacın değiştirilmesi gerektiğini kabul edecekti, denilebilsin (Altaş Hüseyin, Uluslar arası Vakıf Sempozyumu Kitabı, ... 2004, s. 97). Gerçekten de objektif ve sübjektif şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde, “amaca” yeni hâl ve koşullara uyacak şekilde bir anlam ve içerik verilmek üzere vakıf yönetim organının veya denetim makamının başvurusu üzerine mahkemece, diğerinin yazılı görüşü de alındıktan sonra vakfın amacı değiştirilebilir.
25. Vakfedenin, vakıfla gerçekleşmesini arzu ettiği temel amaç, vakfın meydana gelmesinde rol oynamış esas unsur olarak kabul edilir. Bu nedenle onun değiştirilmesi söz konusu değildir. Buna karşılık hâl ve koşulların değişmesi sonucunda, vakıf tarafından izlenecek genel gaye, gerçekleşmesi olanaksız bir hâl almış veya artık buna gerek kalmamış ise, bu durumda vakfın sona ermesi gerekir.
26. Her somut olayda, vakfedenin, vakıf senedinde ifade edilen iradesinin anlamını ve buna bağlı olarak vakfın genel gayesinin belirlenmesi gerekir. Amaç, vakfın esaslı unsurlarından olması nedeniyle; Vâkıfın, sonradan yapacağı bir açıklama ile vakfın gayesini değiştiremeyeceği gibi, onu genişletemez veya sınırlandıramaz. Buradaki kural “vakfı meydana getiren” vakfedenin sonraki değil, vakfı meydana getirdiği andaki iradesidir. O hâlde yorumda yapılması gereken ilk iş, vakfedenin “o zamanki iradesinin” ne olduğunu tespit etmekten ibarettir. Vakfedenin amacı yorumlanırken, onun makul ve normal koşullar altında hareket ettiği kabul edilmelidir.
27. Eldeki davaya gelince; davacı “...” ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.10.1999 tarihli ve 1999/714 E., 1999/686 K. sayılı kararı ile usul ve yasaya uygun şekilde ... Noterliğinin 24.09.1999 tarihli ve 24446 yevmiye numaralı “Vakıf Senedi” ile aynı Noterliğin 14.10.1999 tarihli ve 27201 yevmiye numaralı “Düzeltme Beyanının” yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin (MK) 74. maddesi uyarınca sicile tescil ile tüzel kişilik kazanmıştır. Değiştirilmesi istenilen vakıf senedi incelendiğinde, vakfın sürekli amacının “Vakfın Gayesi” başlıklı 3. maddesi ile Vakfın Genel Amaçlarının “eğitim, kültür, sağlık, ilmi araştırma ve sosyal yardım” yanında, Özel Amaçları “a) ... Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, pediatrik hematoloji-onkoloji dalının bu bölümde yatan hastaların her türlü ihtiyacı karşılamak ve gereğinde bünyesinde yer aldığı çocuk kliniğinin tüm ihtiyaçlarını karşılamak, ve devamında gelen; (b), (c), d) Fakir kanserli hastaların her türlü tedavisini ücretsiz olarak karşılamak, e) Sağlık tesis ve kurumları ile araştırma merkezleri ve laboratuar kurmak, (f), g) Gereğinde Cerrahpaşa kemik iliği transplantasyon ünitesi ile işbirliği ile bir transplantasyon merkezinin kurulması için olanakları, araç ve gereçleri sağlamaya çalışmak, (h), (i), (j), (k), (l), (m), (n), (o), (p), (r), (s), (t) ve (u)” bentleri ile yirmi bent hâlinde açıkça sayılmıştır.
28. Davacı Vakıf Yönetim Organınca, TMK’nın 113. maddesi uyarınca durum ve koşullardaki değişimler yüzünden Vakıf Senedinde yazılı Genel Amacının “vakfın pediatrik hematoloji ve onkoloji alanında eğitim, kültür, sağlık, ilmi araştırma ve sosyal yardım” olarak, Özel Amaçlarının ise “a) Pediatrik hematoloji-onkoloji hasta ve ailelerinin her türlü ihtiyacını karşılamak ve gerektiğinde tedavi hizmeti aldıkları kliniklerin ihtiyaçlarını karşılamak, ve devamında gelen; (b), (c), d) Fakir kanserli çocukların her türlü tedavisini ücretsiz olarak karşılamak, e) Sağlık tesis ve kurumları ile araştırma merkezleri ve laboratuar kurmak veya yeniden inşaatını yaptırmak, kururlu olanların tamir ve tadilatını yapmak, yaptırmak, (f), g) Kemik iliği transplantasyon ünitesi ile işbirliği yapılarak, transplantasyon merkezi kurulması için olanaklar, araç ve gereçleri sağlamaya çalışmak, (h), (i), (j), (k), (l), (m), (n), (o), (p), (r), (s), (t) ve (u)” bentlerinde yazılı şekilde değiştirilmesi talep edilmiştir.
29. Vakıf senedinde yapılması istenilen değişiklik istemi incelendiğinde; Vakfın Genel Amacının “vakfın pediatrik hematoloji ve onkoloji alanında eğitim, kültür, sağlık, ilmi araştırma ve sosyal yardım” şeklindeki ibareyle “pediatrik hematoloji ve onkoloji” alanı ile sınırlandırılmak istendiği, Özel Amaçlarının ise “... Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, pediatrik hematoloji-onkoloji dalının bu bölümde yatan hastaların her türlü ihtiyacı karşılamak ve gereğinde bünyesinde yer aldığı çocuk kliniğinin tüm ihtiyaçlarını karşılamak” iken “Pediatrik hematoloji-onkoloji hasta ve ailelerinin her türlü ihtiyacını karşılamak ve gerektiğinde tedavi hizmeti aldıkları kliniklerin ihtiyaçlarını karşılamak” ibaresi ile genişletildiği gibi, buna benzer şekilde özellikle (d), (e), (g) bendi ile diğer bazı bentlerde sayılan şekilde değiştirilmek istendiği anlaşılmaktadır.
30. Mahkemece; vakıf senedinde yazılı amaç değişikliği istemi hukuka uygun bulunarak kabul edilmiş, hükmün ilgili ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece değişiklik isteminin “vakfın kuruluş iradesine aykırı olduğu” gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozulmuş, Mahkemece; istemin asıl amacının vergi muafiyetinden istifade etmek olduğu, vergi muafiyetine münhasır yapılan gaye değişikliğinin devlet desteğinden faydalanmak amaçlı olması gözetilerek direnme kararı verilmişitir.
31. Yukarıda ayrıntılarıyla açıklandığı üzere, TMK'nın 101. maddesine göre vakıf; gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur. Kurulmuş bir vakfın özgülendiği amaç doğrultusunda varlığını sürdürmesi ve yönetim organlarınca da bu amacın gerçekleştirilmesi esastır. Vakfeden tarafından kuruluş senedinde belirlenen vakfın amaç ve örgütlenme biçimi, zorunluluk doğmadıkça kural olarak vakıf organlarınca değiştirilip genişletilemez. Bu tanıma göre, önemli olan vakfın amacını gerçekleştirmesi ve dolayısıyla özgülenen mal ve hakların amacın gerçekleşmesi için yapılacak iş ve işlemlere harcanmasıdır.
32. Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre de Vakıf Hukukunda asıl olan; kurucu iradenin çok önemli bir sebep bulunmadığı takdirde olduğu gibi korunması diğer bir ifadeyle vakfedenin arzusuna ve iradesine aykırı düşecek şekilde değişiklik yapılmaması olup, ancak durum ve şartlardaki değişmeler vakıf senedindeki değişikliği zorunlu hâle getiriyor ise, vakfedenin amacına ve iradesine açıkça ters düşmeyecek şekilde değişiklik yapılması kabul edilmiştir. Amacın gerçekleşmesini önemli ölçüde güçleştiren veya engelleyen şartların ve yükümlülüklerin kaldırılmasında veya değiştirilmesinde de aynı ilkeler esas alınmıştır.
33. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 743 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 80. maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun aynı hususu düzenleyen 113. maddesinde öngörüldüğü üzere, durum ve koşullarda vakıf senedindeki amacın değiştirilmesi zorunluluğunu ortaya koyan herhangi bir gelişme ve buna bağlı vakfedenlerin isteklerine açıkça uymayacak hâllerin varlığı iddia edilmediği gibi bu yönde bir vakıa da mevcut değil iken, genel amacın genişletilmesi, özel amacın ise daraltılarak değiştirilmesi sonucunu doğuran hükümlerin mahkemece uygun bulunup tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır.
34. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
35. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
İlgili ... Genel Müdürlüğünün temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.09.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere mirasbırakan tarafından vasiyetname yoluyla kurulan bir tüzel kişilikte, zamanla amacın gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmesi veya amacın değiştirilmesinin zorunlu olması durumunda izlenecek yol ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Vakıflar, ancak kanun hükümlerine uyulmak koşuluyla tüzel kişilik kazanırlar.
B) Mirasbırakan, terekesinin tasarruf edilebilir kısmının tamamını vakıf kurmaya özgüleyebilir.
C) Tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğa belli bir amaç için yapılan kazandırma, amacın gerçekleştirilmesine olanak yoksa vakıf kurma sayılır.
D) Vakfın amacı, kurulduktan sonra hiçbir şekilde ve hiçbir makam tarafından değiştirilemez; aksi takdirde vakıf kendiliğinden sona erer.
E) Vakıf kurma iradesi içeren ölüme bağlı tasarruflarda, mirasbırakanın gerçek iradesi ve kamu yararı esastır.
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.