4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 168

Türk Medeni Kanunu 168. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. III. Geçici önlemler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

46 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2009/11902 E., 2009/15559 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varNallıhan Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
(TMK. md.
2. Hukuk Dairesi         2009/11902 E.  ,  2009/15559 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Nallıhan Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :21.05.2009 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Boşanma ve ayrılık davalarında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturduğu yer mahkemesidir. (TMK. md. 168) Tarafların beyanlarından da anlaşılacağı üzere tarafların yerleşim yeri Ankara olup, davalı koca geçici olarak Eskişehir'e ailesinin yanına dönmüş olup Eskişehir de ayrı konut edinmemiştir. Açıklanan bu nedenlerle davalı yetki itirazında yetkili mahkemeyi doğru olarak göstermemiştir. Davalının yetki itirazının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ:Hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine oyçokluğuyla karar verildi.14.09.2009 (Pzt.) KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 gün ve 331- 332 sayılı kararında vurgulandığı üzere davacının hayatın olağan akışı gereğince sığınabileceği ve yerleşebileceği tek yerin baba evi olduğu, sürekli kalma niyetiyle baba evine gittiği ve hayatını burada devam ettireceğinin tabii olmasının yanı sıra davacının baba evinin bulunduğu Nallıhan’da öğretmen evinde temizlik işçisi olarak çalıştığı dikkate alındığında boşanma davasının davacı kadının yerleşim yerinde açıldığı anlaşılmakla yetki itirazının bu sebeple reddi gerekir. Değerli çoğunluğun farklı düşüncesine Hukuk Genel Kurulunun desteklediğim düşüncesi karşısında katılma olanağım yoktur. KARŞI OY Davacı boşanma davasını kendi yerleşim yerinde de açabilir. (TMK. md. 168) Davacı dava tarihinden önce 11.03.2009 tarihinde nüfusa yerleşim yerini Nallıhan olarak beyan etmiştir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 50/2. maddesi ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan 15.08.2007 tarihinde yürürlüğe konulan Adres Kayıt Sistemi yönetmeliğine göre, yerleşim yeri ve diğer adreslerin tutulmasında kişilerin adres beyan formundaki yazılı beyanı esas alınır. Adres beyan formundaki bildirimler aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. (Yönetmelik md. 13/1) Davacının, nüfus müdürlüğüne bildirdiği, yerleşim yerinin Nallıhan olduğuna ilişkin beyanın aksini gösteren bir delil bulunmamaktadır. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Hüküm açıklanan sebeple bozulmalıdır. Değerli çoğunluğun bozma gerekçesine iştirak etmiyorum.

Diğer kararlar (4)

2. Hukuk Dairesi, 2006/15586 E., 2006/14562 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBiga A.H.(Aile) Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanununun 168. maddesi "boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir" hükmünü içermektedir.
2. Hukuk Dairesi         2006/15586 E.  ,  2006/14562 K. "İçtihat Metni"Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığınca hazırlanmıştır. İzinsiz olarak kopyalanması ve dağıtılması hukuki sorumluluk gerektirir. MAHKEMESİ       :Biga A.H.(Aile) Mahkemesi TARİHİ        :20.12.2005 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Türk Medeni Kanununun 168. maddesi "boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir" hükmünü içermektedir. Taraflar 24.4.1989 tarihinde evlenmişler ve Tekirdağ'da oturmaya başlamışlardır. Davacı kadın 10.7.2004 tarihinde Tekirdağ'daki müşterek konutu terk ederek Biga'ya gelmiş ve 23.7.2004 tarihinde bu davayı açmıştır. Davacı kadın yerleşim yerinin Biga olduğunu kanıtlayamadığı gibi taraflar davadan önce son defa altı aydan beri Tekirdağ'da oturduklarından, mahkemece davalının yetki ilk itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere   oyçokluğuyla karar verildi.30.10.2006 (Pzt.) KARŞI OY YAZISI Davacı “kadın” tarafından boşanma davası açıldığı; davalı “kocanın” süresi içinde (HUMK m. 195) yetki itirazında (HUMK m. 187 b. 2) bulunduğu konusunda değerli çoğunluk ile aramızda “görüş birliği” vardır. Çekişme nedir?; Boşanma davası, davacı “kadın” tarafından “sürekli kalma niyetiyle” oturduğu/kaldığı “baba evinin” bulunduğu yerde (TMK. m. 19 f. I) açıldığı halde bu yer mahkemesinin kadının “yerleşim yeri” mahkemesi (TMK. m. 168) olması “gerçeğine” rağmen değerli çoğunluğun  farklı yönde oluşan  düşüncesine  katılmıyorum. Başka bir anlatımla düşünceme göre : Aralarında meydana gelen olaylardan sonra kocası ile oturamaz duruma gelen ve  ekonomik/sosyal yetersizlik sebebiyle bu dünyada gidecek başka yeri de bulunmadığı için dava konusu dosyada olduğu gibi baba evine dönen/dönmek zorunda kalan “her kadın” boşanma davasını “ertesi günü” bile “sürekli kalma niyetiyle” geldiği/oturduğu/kaldığı “baba evinin” bulunduğu yerde açabilir/açabilmelidir. 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m. 186 hükmüne göre “oturacakları konutu” eşler “birlikte” seçerler. Buna karşılık koşulları oluştuğunda kadının “sürekli kalma niyetiyle” oturacağı yeri (TMK. m. 19)  koca belirleyemez. Aksi düşünce (= Kadın, sürekli kalma niyetiyle oturacağı yeri tek başına belirleyemez düşüncesi ) “Kocanın yerleşim yeri kadının da yerleşim yeri sayılır” kabulünü zorunlu kılar ki hiç de böyle olmadığı TMK. m. 168 metninde yer alan “eşlerden birinin yerleşim yeri” anlatımıyla açık seçik bellidir. “Eşlerden birinin yerleşim yeri” ifadesi ile kadının ve kocanın yerleşim yerlerinin “bir ve tek” olmadığı gerçeği hiçbir farklı düşünmeye/yoruma sebebiyet vermeyecek kadar açık ve seçik olarak düzenlenmiştir. Bu sebeple “Kadın, kocasından ayrı otursa bile ‘makul süre’ geçene kadar yerleşim yeri kocasının yerleşim yeridir” şeklindeki bir düşünce yerinde değildir/kabul edilemez. “Koca” sürekli kalma niyetiyle oturacağı yeri “tek başına” belirlerken/belirleyebiliyorken “kadın” neden sanki bu konuda geçmesi gereken asgari bir süre varmış da geçmemiş gibi bu belirlemeyi tek başına yapamamaktadır/yapamaz duruma düşürülmektedir? Bilindiği üzere tarafların “nüfusa kayıtlı oldukları” yer Kanunda yapılan değişikliklerden sonra boşanma hukukunda “kadın” açısından bir anlam ifade etmemektedir. Çünkü kadın, kocası hanesine sürekli kalma niyeti (=TMK m.19) olduğundan değil yasal zorunluluk (5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 23, Resmi Gazete: 29 Nisan 2006, - Sayı : 26153)  nedeniyle kaydedilmiştir. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 3 hükmünde yer alan yerleşim yeri adresi=sürekli kalma niyetiyle oturulan yer adresinin bildirilmesinde “kişinin” (=kadının) (=kocanın) yazılı beyanı esas alınır. (5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 50) Başka bir anlatımla kadın baba evinin bulunduğu yeri “yerleşim yeri” olarak bildirebilir. Bu bildirim için kocasının ya da mahkemenin onayına ihtiyacı da yoktur. Kaldı ki nüfusa kayıtlı olunan yer “koca” açısından da artık anlamsızdır. Çünkü kocanın bile başka bir yere nüfus kaydını nakil etmesi (=yerleşim yerini değiştirmesi!) artık olanaksızdır. O halde koca da sürekli kalma niyetinden (=TMK m.19) değil yasal zorunluluk nedeniyle o hanede kayıtlıdır/o ilçede kayıtlı  kala kalmıştır. Kanun Koyucu TMK. m. 168 değişikliği ile “Davacı gibi kadınlara” kolaylık sağlamayı hedeflemiştir. (Ömer Uğur GENÇCAN, Boşanma Hukuku, Yetkin Yayınevi, Ankara 2006, Kısaltma: GENÇCAN-Boşanma-2, s. 422) Başka bir anlatımla 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu boşanma veya ayrılık davasının açılmasını “kolaylaştırabilmek” düşüncesiyle davanın eşlerden birinin yerleşim yerinde açılabileceğini kabul ettiğine kadının da “eş olduğu” gözetildiğinde boşanma veya ayrılık davasının “kadının da yerleşim yerinde” açılacağı konusunda bir duraksama olamaz. (Ömer Uğur GENÇCAN, “Türk Medenî Kanununda Kadının Özgürleşimi”, Güncel Hukuk Dergisi, Ocak-2006, Sayı:25, s. 29, Kısaltma: GENÇCAN- Özgürleşim) Türk Medeni Kanununun 168. madde gereğince, boşanma davalarında yetkili mahkeme eşlerden  birinin yerleşim yeri veya  davadan önce en son altı ay birlikte oturdukları yer aile mahkemesi olduğundan davacı kadının seçimlik hakkını kullanarak “kendi yerleşim yerinde” dava açması bu sebeple kanuna uygundur. (Ömer Uğur GENÇCAN, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu, Bilimsel Açıklama-İçtihatlar-İlgili Mevzuat, Ankara 2004 , Kısaltma: GENÇCAN-TMK., s. 905) Davacı kadının baba evine “sürekli kalma” niyetiyle (TMK. m. 19 f. I) gittiği açık seçiktir. “Yeterli geliri” bulunmayan bir kadının babasının evine “sürekli kalma niyetiyle” gitmesinden daha doğal ne olabilir? Bu statüde bulunan davacı kadının  baba evine “sürekli kalma” niyetiyle (TMK. m. 19 f. I) gittiği üstelik “ilk günden” tartışılamayacak kadar bellidir. Kadının sürekli kalma niyetiyle gidebileceği başka bir yer yoktur ki! Kadının “bu niyetle” gittiği yerde kaldığı süre “1 gün bile olsa” bile niyeti “ilk günden” açık seçik belli olduğu için  o yerde boşanma davasını açabilir/açabilmelidir. Yeter ki yeterli geliri bulunmayan bu kadının gidecek ve gitmesi daha doğal olan bir yeri bulunduğu ileri sürülüp kanıtlanmış olmasın. Ülkemizde koca evinden uzaklaştırılan her kadının “sürekli kalma niyetiyle” gidebileceği doğal tek adres: Baba evidir. Bu “sosyal gerçeğin” aksini kim ileri sürebilir ki? Kaldı ki kadın aksini düşünen varsa bile onlara dava tarihine kadar baba evinde kalarak “sürekli kalma niyetini” de kanıtlamıştır. Davacı kadın dava konusu olayda olduğu gibi baba evinin bulunduğu yerde de boşanma davası açamayacaksa TMK. m. 168 değişikliğinin ne önemi kalacaktır? Bu değişiklik niye yapılmıştır? TMK. m. 168 değişikliği bu davada bile  uygulanmayacaksa başka hangi davada uygulanacaktır/ uygulanabilecektir? Üzülerek açıklamak zorundayım ki aksi uygulama/düşünce 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile “kadına” getirilen hakkı/olanağı/kolaylığı bir şekilde ortadan kaldırır ki Ülkemde zaten okumasında, çalışmasında, evlenmesinde, kendini ifade etmesinde ve hatta sokakta tek başına yürüyebilmesine kadar her konuda/alanda önüne engeller/güçlükler çıkarılan/çıkarılmış olan Türk Kadını bir zorlukla da maalesef “boşanma davası açarken” karşılaşmış olacaktır ki/olur ki  böyle bir uygulamaya katılmam olanaksızdır. Bilindiği üzere/bilinmektedir ki  düşüncem “benzer” davalarda açıkladığım farklı  istikamette olmuştur/olmaktadır. 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun yorumunun kadını “engelleyici” değil “rahatlatıcı” olarak yapılmasında pozitif ayrımcılığın bile tartışılır olduğu bir dönemde/süreçte “düşünceme göre” zorunluluk vardır. Aslında Dairem açıkladığım düşüncemi destekler şekilde bir kadının aralarında meydana gelen olaylardan sonra sürekli kalma niyetiyle “ailesinin yanına dönerek” o yer  Aile Mahkemesinde boşanma davası açabileceği düşüncesini de sergilememiş değildir; “..Davacı kadın taraflar arasında meydana gelen olaylardan sonra Erzurum’a ‘ailesinin yanına’ dönerek Erzurum Aile Mahkemesinde boşanma davası açmıştır. Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. (TMK.m.19/1) Davacı kadın sürekli kalma niyetiyle Erzurum’a ‘ailesi yanına’ döndüğü ve kendi yerleşim yerinde boşanma davası açtığı gözetilmeden işin esasinin incelenmesi gerekirken, yetkisizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” (Y2HD, 20.04.2006, 21518-5959) Sonuç olarak; inceleme konusu  olan davada davacı “kadın” tarafından “sürekli kalma niyetiyle” oturduğu yer (TMK. m. 19 f. I) (=yerleşim yeri) olan ve bu sebeple davacı kadının yerleşim yeri (TMK. m. 168) olan yerde/doğru yerde boşanma davası açılmıştır. Bu sebeplerle değerli çoğunluğun “farklı düşüncesine” katılmıyorum.
20. Hukuk Dairesi, 2015/12805 E., 2015/11501 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTarsus 1. Aile Mahkemesi
tam metni aç
TMK'nın 168. maddesinde "Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir." hükmüne yer verilmiş olup boşanma davalarında yetki kesin değildir.
20. Hukuk Dairesi         2015/12805 E.  ,  2015/11501 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Tarsus 1. Aile Mahkemesi TARİHİ : 14/01/2015 NUMARASI : 2013/107 - 2015/20 DAVACI : B.. S.. DAVALI : E.. S.. Taraflar arasındaki davada Adana 2. Aile ve Tarsus 1. Aile Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, boşanma istemine ilişkindir. Adana 2. Aile Mahkemesince, davalının yerleşim yerinin "T../MERSİN" olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Tarsus 1. Aile Mahkemesi ise, boşanma davalarında kesin yetki kuralının bulunmadığı, davalının yetki itirazının süresinde olmadığı gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir. TMK'nın 168. maddesinde "Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir." hükmüne yer verilmiş olup boşanma davalarında yetki kesin değildir. Dosya kapsamından ve adrese dayalı nüfus kayıt sistemi bilgilerine göre davacının "S../ADANA" adresinde, davalının da "T../MERSİN" adresinde ikamet ettiği, davalı tarafa dava dilekçesinin 09.10.2012 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ise 31.10.2012 tarihinde yetki itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda bahsi geçen hüküm uyarınca davanın davacının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabileceği anlaşıldığından uyuşmazlığın Adana 2. Aile Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Adana 2. Aile Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 19/11/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2011/8980 E., 2012/3345 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBeytüşşebap Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
Boşanma davalarında yetkiyi düzenleyen Türk Medeni Kanununun 168. maddesinde yer alan kural, kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı olmayıp, ilk itiraz olarak ileri sürüldüğünde incelenebilir.
2. Hukuk Dairesi         2011/8980 E.  ,  2012/3345 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Beytüşşebap Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :22.11.2010 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen yetkisizliğe dair hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlık bulunduğu iddiasına dayalı, evliliğin mutlak butlan sebebiyle iptali isteğine (TMK. md.145/4) ilişkin olup, Cumhuriyet Savcısı tarafından re'sen açılmıştır. Evlenmenin butlanı davasında yetki ve yargılama usulü bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır (TMK. md. 160). Boşanma davalarında yetkiyi düzenleyen Türk Medeni Kanununun 168. maddesinde yer alan kural, kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı olmayıp, ilk itiraz olarak ileri sürüldüğünde incelenebilir. Dava dilekçesi; davalılardan İsmet'e 27.05.2010 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, 10 günlük cevap süresi geçirildikten sonra 16.06.2010 tarihinde davalı İsmet tarafından yetki itirazında bulunulmuştur. Yetki itirazının süresinde olmadığı göz önüne alınmadan, yetki itirazının kabulüyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ:Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA oybirliğiyle karar verildi. 21.02.2012 (Salı.)
2. Hukuk Dairesi, 2012/5410 E., 2012/7439 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Değerli çoğunluğun gerek Türk Medeni Kanununun m.168.
2. Hukuk Dairesi         2012/5410 E.  ,  2012/7439 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna ve 103.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, oybirliğiyle karar verildi. 28.03.2012 (Çrş.) Ev hanımı olan, herhangi bir işte çalışmayan, herhangi bir geliri olmayan davacı “kadın” baba evine “sürekli kalma niyetiyle " (TMK.md.19/1) gelmiştir. Davacı kadının başka gideceği yer yoktur ki aksi iddia edilebilsin. Türk Medeni Kanununun 168. hükmünde yapılan değişiklik de işte davacı gibi kadınlar için yapılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu çoğunluğun düşüncesini aşağıdaki cümlelerle kabul etmediğini açıklamıştır. “Hayatın olağan akışı gereğince sığınabileceği ve yerleşebileceği tek evin baba evi olduğu, ayrı ev açıp orada hayatını idame ettirmesinin mevcut şartlarda mümkün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacı kadının sürekli kalma niyeti ile baba evine gittiğini ve hayatını burada devam ettireceğinin kabulü zorunludur” (HGK,06.06.2007, 331-332). Değerli çoğunluğun gerek Türk Medeni Kanununun m.168. hüküm değişikliği ve gerekse Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun pek veciz şekilde ifade ettiği kararı ile bağdaşmayan görüşüne katılabilme olanağım yoktur.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sadece davacının yerleşim yeri mahkemesi
B) Sadece davalının yerleşim yeri mahkemesi
C) Sadece eşlerin son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi
D) Eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesi
E) Sadece ortak konutun bulunduğu yer mahkemesi

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol