4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 239

Türk Medeni Kanunu 239. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 239- Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir. Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir. Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür; durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir. 2. Aile konutu ve ev eşyası

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2011/6266 E., 2011/7731 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
TMK.nun 239.maddesi katılma veya değer artış payı alacağının borçlusu eşe borcunu para veya ayın olarak ödeme imkanı tanımaktadır.
8. Hukuk Dairesi         2011/6266 E.  ,  2011/7731 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katkı payı alacağı ... ile ... aralarındaki katkı payı alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İzmir 1. Aile Mahkemesinden verilen 06.07.2011 gün ve 7/718 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27.12.2001 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat ... ve karşı taraftan davacı vekili Avukat Ceren Yorulmaz geldiler. Duruşma başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, evlilik birliği içinde edinildiğini açıkladığı iki adet taşınmaz ve bir adet aracın davalı adına kayıtlı olduğunu ve edinilmelerinde vekil edeninin çalışarak elde ettiği gelirle katkısı bulunduğunu açıklayarak öncelikle taşınmazlar ve aracın yarı paylarına ait tapu ve trafik kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde yarı bedellerinin tespiti ile vekil edeninin yarı oranda katkısı sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 30.000 TL alacağın dava tarihinden geçerli yasal faizi ile davalıdan tahsilinekarar verilmesini istemiş, isteğini harcını yatırdığı 08.02.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile 131.000 TL'ye çıkarmıştır. Davalı ... vekili, taşınmazların mal ayrılığı döneminde alındıklarını ve davacının katkısı bulunmadığını, aracın ise 2002 yılından sonra alındığını ve araç bedelinin yarısının davacıya verilmesini kabul ettiklerini açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, son alınan 22.06.2011 tarihli bilirkişi raporu esas alınarak kasko değerlerinin belirlendiği tarih ve yapıların bilirkişi değerlerinin tespit tarihleri dikkate alındığında aradan geçen bir seneyi aşkın zaman gözetilerek hak ve nesafet ölçüleri içerisinde ortalama fiyat endeksleri artışları dikkate alındığında bilirkişinin bulmuş olduğu değerin takdiren %10 değer artışı da dikkate alınıp 110.662 TL'nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 17.11.1984 tarihinde evlenmiş, 02.01.2008 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 31.03.2010 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasında başka mal rejimi seçilmediğinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM'nin 170. m), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği boşanma davasının açıldığı tarihe kadar (4721 sayılı TMK.nun 225/2. m) yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4721 sayılı TMK.nun 202.m). Dava konusu taşınmazlardan Konak ilçesi Bozyaka 34063 ada 1 parselde 2 numaralı bağımsız mesken 13.4.1995, Sornova ilçesi Kazımdirik mahallesi 3844 ada 1 parselde 18 numaralı bağımsız mesken ise 26.06.2000 tarihinde satın alma yolu ile davalı adına tapuya kaydedilmişlerdir. Dava konusu 35 AJ 8789 plakalı 2005 model araç ise 28.06.2005 tarihinde satın alınarak davalı adına trafiğe tescil edilmiştir. Bağımsız meskenler bakımından eşler arasında 743 sayılı MK.nun 170. maddesi hükmü uyarınca mal ayrılığı, araç bakımından ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olduğundan davacının isteğinin katkı payı ve katılma alacağı niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, evlendikleri günden beri çalışan ve gelir elde eden davacının gelirinin başka yere kullanıldığı iddia ve ispat edilemediğine göre taşınmazların alımında katkıda bulunduğunun kabul edilerek, taraflara ait elde ettikleri tüm gelirlere ait belgeler getirtilmemekle birlikte getirtilen ve hesaplamada dikkate alınabilecek taraf gelirlerinden kişisel harcamalar ve ayrıca erkeğin gelirinden TKM’nin 152. maddesine göre kocanın aileyi geçindirme yükümlülüğü de dikkate alınarak tasarruf oranlarının birbirine oranlanması ile bulunan %33,56 davacının katkı oranının dikkate alınmasında usul ve yasaya, hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkelerine bir aykırılık bulunmamaktadır. Diğer yandan dava konusu aracın bilirkişi marifeti ile davanın niteliği itibarıyla karar tarihine en yakın piyasa sürüm değerinin belirlenerek hüküm kurulması gerekli ise de mahkemece piyasa değerinden düşük olduğu konusunda da kuşku bulunmayan kasko değerinin dikkate alınmış olmasında da temyiz edenin sıfatına göre bir isabetsizlik görülmemiştir. Davalı tarafın araçla ilgili belirlenen değerin yarısı bakımından kabul beyanları ve araçla ilgili isteğin katılma alacağı isteği niteliğinde bulunması, eşlerin bulunacak artık değer üzerinde yarı oranda yasal alacak haklarının da olması gözetilerek araçla ilgili yapılan hesaplamalarda davacının yarı oranda hakkının bulunduğunun kabulü de doğrudur. Davalı taraf mesleği itibarıyla ayrıca ek işlerden de gelir elde ettiğini ileri sürmüş ise de bu iddiasını maddi ve somut delillerle ispatlayamamıştır. TMK.nun 239.maddesi katılma veya değer artış payı alacağının borçlusu eşe borcunu para veya ayın olarak ödeme imkanı tanımaktadır. Bu hak borçluya tanınan bir haktır. Ancak dava konusu taşınmazların mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilmeleri ve bu konudaki isteğin de katkı payı alacağı niteliğinde olması karşısında edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakları bakımından kullanılabilecek TMK.nun 239.maddesinin eldeki olayda katkı payı alacağı ile ilgili olarak uygulanabilme imkanı bulunmamaktadır. Davalının açıklanan hususlara yönelen temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, dava konusu taşınmazlar bakımından edinme tarihleri itibarıyla davacının isteği katkı payı alacağı niteliğindedir. Mahkemece dava tarihi itibarıyla taşınmazların belirlenecek rayiç değerlerinin (100.000 TL. ve 135.000 TL.) usulüne uygun şekilde belirlenen davacının %33,56 katkı oranı ile çarpılarak davacının katkı payı alacağının bulunması gerekirken, keşif tarihi itibarıyla belirlenen (125.000 TL. ve 145.000 TL.) değerlere göre çarpılmasını içeren bilirkişi raporunun esas alınması, bu rapordaki miktarların da edinilmiş mallara katılma alacağının tasfiyesinde uygulanması gereken hükümlerin davanın niteliği gözden kaçırılarak katkı payı alacağında uygulanarak takdiren %10 oranında artırılması doğru olmamıştır. Dava konusu araçla ilgili istek ise katılma alacağı niteliğindedir: Bu sebeple aracın karar tarihine en yakın tarihindeki değerinin (23.700 TL.) artık değer (TMK.nun 231.m) kabul edilerek davacının artık değerin yarısı oranında (TMK.nun 236.m.) katılma alacağının bulunduğunun dikkate alınması gerekir. Mahkemece tasfiye tarihi (karar tarihine en yakın tarih) itibarıyla belirlenecek sürüm değerinin dikkate alınması gerekmekte ise de dosya kapsamı ile piyasa değerinden daha düşük olan ve davalı lehine bulunan 2010 yılı kasko değerinin dikkate alınmasında temyiz edenin sıfatına göre bir isabetsizlik görülmemiştir. Her ne kadar 2010 yılı kasko değerinin dikkate alınması halinde davalı lehine daha da düşük değer çıkabileceği düşünülebilirse de nitelikleri belirlenen dava konusu aracın 2010 yılı kasko değerinin hesaplamada dikkate alınacak değerden daha aşağıda olmadığı da kasko değer listesinden anlaşıldığından bu hususta bozma sevk edilmemiştir. Mahkemece belirlenen toplam değer içerisinde araç için ne miktara hükmedildiği, araç yönünden de takdiren %10 artış uygulanıp uygulanmadığı da hükümden anlaşılamamaktadır. Mahkemece yapılması gereken iş; az yukarıda açıklanan hesaplama yöntemine göre davacının katılma alacağını belirlemek olmalıdır. Bundan ayrı mahkemece toplam alacağa faiz yürütülmesi gerektiğini açıklamış ise de faizin hangi tarihten itibaren yürütülmesi gerektiği konusunda hükümde bir açıklamada bulunulmamıştır. Bu husus HUMK.nun 388.maddesine (HMK.nun 297.m.) aykırıdır. Mahkemece, isteğin dava konusu taşınmazlar bakımından katkı payı, araç bakımından ise katılma alacağı niteliğinde olduğu gözetilerek her bir dava konusu ile ilgili ne miktar alacağa hükmedildiğinin ayrı ayrı belirlenerek, bu miktarlara yürütülecek faizin taşınmazlar için dava, araç için ise karar tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiğinin hükümde açıkça gösterilmesi gerekir. Taraflara yüklenen borç ve tanınan haklarda şüphe ve tereddüt uyandıracak şekilde usule ve yasaya aykırı şekilde hüküm kurulması da doğru değildir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları kısmen yerinde bulunduğundan kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK.nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 900 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine ve 1.643,50 TL'nin temyiz eden davalıya iadesine 27.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Hukuk Dairesi, 2013/6731 E., 2013/19083 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Dava; edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağına ilişkin olup bu tür davalarda TMK.nun 239/3. maddesi uyarınca karar tarihinden geçerli olarak faize hükmedilmesi gerekmektedir.
8. Hukuk Dairesi         2013/6731 E.  ,  2013/19083 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katılma alacağı, ziynet alacağı ... ile ... aralarındaki katılma alacağı, ziynet alacağı davasının kısmen reddine ve kısmen kabulüne dair ... Aile Mahkemesi'nden verilen 16.01.2013 gün ve 5/42 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, tarafların 1994 yılında evlendiklerini, müvekkilinin kişisel malı niteliğindeki 19 adet 22 ayar bilezik,1 adet 55 gram 22 ayar bilezik ile 7 adet Cumhuriyet altınından oluşan ziynet eşyalarının davalı tarafından iade edileceği vaadi ile alındığını ancak iade edilmediğini, yine edinilmiş mal niteliğinde olan ... ve ... plakalı çekiciler üzerinde 1/2 oranında katılma alacağı bulunduğunu açıklayarak, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, ziynet eşyaları nedeniyle 10.000, çekiciler nedeniyle 10.000 TL katılma alacağının boşanma kararının kesinleştiği tarihten geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, harcını yatırmak suretiyle verdiği 01.11.2012 tarihli ıslah dilekçesinde, bilirkişi raporunda belirtilen ziynet alacağı ile çekici ve mütemmim cüzü olan dorselerden (römork) kaynaklanan katılma alacağının davalı taraftan alınmasını istemiştir. Davalı ... ile davalı vekili aşamalarda; davanın yersiz açıldığını, ziynet eşyalarının ortak ihtiyaçlar için harcandığını, miktarının yüksek gösterildiğini, davacının çekiciler ve dorseler üzerinde alacak talebinde bulunamayacağını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kararda yazılı ziynet eşyalarının aynen iadesine, olmadığı takdirde dava tarihindeki değeri üzerinden belirlenen 21.276,00 TL. ziynet eşyası bedelinin dava tarihinden geçerli yasal faiziyle birlikte, çekiciler ile mütemmim cüzü olan dorseler üzerinden belirlenen 49.500,00 TL.katılma alacağının boşanma kararının kesinleştiği tarihten geçerli yasal faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili ile davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Taraflar, 10.04.1994 tarihinde evlenmişler, 15.08.2011 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 09.02.2012 tarihinde kesinleşmesi üzerine boşanmışlardır. 4721 sayılı TMK'nun yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra bir yıl içinde başka mal rejimi seçilmediğinden, taraflar arasında evlenme tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı TKM’nin 170.maddesi uyarınca mal ayrılığı, bu tarihten boşanma davasının açıldığı 15.08.2011 tarihine kadar yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK'nun 202, 4722 s...10 m.). Yanlar arasındaki mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiştir (TMK'nun 225/2). Dava konusu çekicilerden ... plakalı araç, 08.02.2010 tarihinde, ... plakalı araç 04.02.2010 tarihinde satın alınarak davalı ... adına tescil edilmiş, ... plakalı çekici 19.08.2011 tarihinde dava dışı Bahattin Yel’e devredilmiştir. Dava; ziynet eşyaları yönünden, ziynet eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedelinin iadesi, çekici ve dorseler yönünden, edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan TMK'nun 202, 218, 219, 229, 230, 231, 232, 235 ve 236. maddeleri gereğince açılan katılma alacağı isteğine ilişkindir. Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, Mahkemece deliller değerlendirilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, davacıya ait kişisel mal niteliğindeki ziynet eşyalarının cins ve miktarları ile dava tarihindeki değerleri uzman bilirkişi aracılığı ile usulüne uygun olarak belirlendiğine, ziynet eşyalarının davalı tarafından alındığı dolaylı olarak kabul edildiğine göre, taraf vekillerinin ziynet eşyalarına yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün bu bölümünün açıklanan nedenlerle ONANMASINA, Davalı vekilinin, çekici ve dorselere ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, çekicilerin ayrılmaz bir parçası kabul edilerek dorseler hakkında yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Davacı vekili, dava dilekçesinde; plakalarını bildirmek suretiyle açıkça 2 adet çekici hakkında dava açmış, dorseler hakkında bir talepte bulunmamıştır. Davacı vekili, harcını yatırmak suretiyle verdiği 01.11.2012 tarihli ıslah dilekçesinde ise; talep miktarını bilirkişi raporunda gösterilen miktara yükseltmiştir. Mahkemece, davaya konu dorselerin plakası yazılı çekicilerin mütemmim cüzü olduğu, davanın dorseleri de kapsadığı görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemenin kabulüne katılma olanağı bulunmamaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3.maddesinde, çekici; “römork ve yarı römorkları çekmek için imal edilmiş olan ve yük taşımayan motorlu taşıttır", römork; “motorlu araçla çekilen insan veya yük taşımak için imal edilmiş motorsuz taşıttır”, şeklinde tanımlamış ve dorselerin ayrıca trafik siciline tescil edilmesi gerektiği öngörülmüştür. 4721 sayılı TMK'nun 684’üncü maddesinde ise; “Bütünleyici parça, yerel adetlere göre, asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır” şeklinde tanımlanmıştır. Davaya konu dorselere bağımsız plaka numarası verilmek suretiyle, çekicilerden ayrı şekilde trafiğe tescil edildiğine, kasko, sigorta vb. işlemleri çekicilerden bağımsız olarak yapıldığına göre, dorselerin çekicilerden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerekir. Eşya hukukunda olduğu gibi bu tür araçların çekicinin ayrılmaz parçası olarak nitelendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Bundan ayrı; “taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan HMK'nun 26. (HUMK.nun m. 74) maddesine göre; “hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır,ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” HUMK.nun 74, 75 ve 76. maddeleri uyarınca (6100 sayılı HMK.nun 26, 33 m.) hakim, tarafların hukuki tavsifi ile bağlı olmayıp, Türk Kanunlarını re'sen uygulamakla yükümlüdür. Hâkimin tarafların bildirdikleri vakıalar ile bağlı olması bu kurala aykırı değildir. Çünkü, tarafların bildirdikleri vakıalara uygulanacak hukuk kaidesini bulmak ve uygulamak tamamen Hâkimin işidir. Taraflar ileri sürdükleri vakıaların mahiyeti hakkında yapmış oldukları hukuki tavsif ve sebepler hâkime yardımcı olursa da bunlarla asla bağlı değildir. (Bkz. Prof Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü Üçüncü Baskı Sayfa 348; Prof. Dr. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku Cilt: 1, Sayfa 200). Dava dilekçesinin tavsifi Hâkime ait olup, tarafların iddia ve savunmaları doğru algılanmalıdır. O halde; hükme konu dorseler yönünden harcı yatırılmak suretiyle usulüne uygun olarak açılmış bir dava ve istek bulunmamasına karşılık Mahkemece, çekicilerin mütemmim cüzü olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Kabule göre de, mahkemece alacağa boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren yasal faiz yürütülmüştür. Dava; edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan katılma alacağına ilişkin olup bu tür davalarda TMK.nun 239/3. maddesi uyarınca karar tarihinden geçerli olarak faize hükmedilmesi gerekmektedir. Mahkemece faiz başlangıç tarihinin boşanma kararının kesinleştiği tarihi olarak belirlenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu husus özel olarak temyize getirilmediğinden bozma nedeni yapılmamış ve sadece hataya değinilmekle yetinilmiştir. Davalı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün çekiciler, dorseler ve faize ilişkin bölümünün açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı davacıya ait 24,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 907,50 TL peşin harcın da istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 16.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2013/6554 E., 2013/6824 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
nmazın değerinin tespiti bakımından bilirkişiler tarafından müşterek olarak düzenlenen rapor ve ek raporların, tarafların iddia ve savunmalarında ileri sürdükleri hususları karşıladığına ve denetime olanak verecek şekilde düzenlediklerine, 4721 sayılı TMK'nun 239/son maddesi uyarınca davacının belirlenen katılma alacağına hüküm tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesinde bir isabetsi
8. Hukuk Dairesi         2013/6554 E.  ,  2013/6824 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Mal rejiminin tasfiyesi ... ile ... ve ... aralarındaki mal rejiminin tasfiyesi davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair ... 3.Aile Mahkemesi'nden verilen 01.03.2012 gün ve 270/225 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar vekili taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... Örün vekili tarafından davalılar ... ve ... aleyhine evlilik birliği içinde davacı ile davalı ... tarafından edinilmiş malın muvazaalı olarak diğer davalı ...’a devri sebebiyle açılan tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacak davasının yapılan yargılaması sonunda, iptal ve tescil isteğinin reddine, alacak isteğinin kısmen kabul ve kısmen reddine, 5.000 TL'nin karar tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; taraflar ... ile ... 16.09.2000 tarihinde evlenmişler, 16.01.2004 tarihinde açılan dava sonunda boşanmışlar, karar 10.11.2005 tarihinde kesinleşmiştir. Eşler, başka mal rejimini seçmediklerinden 01.01.2002 tarihine kadar 743 sayılı MK'nun 170. maddesine göre mal ayrılığı, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği 16.01.2004 tarihine kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi (TMK.202, 4722 s.Yürürlük K.m.10/1) geçerlidir. 3246 ada 4 parsel üzerindeki binada bulunan dava konusu zemin kat 4 nolu asma katlı dükkan niteliğindeki bağımsız bölüm taraflar arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 19.02.2002 tarihinde davalı ... adına satın alma yoluyla edinilmiş ve 09.10.2002 tarihinde boşanma dava tarihinde önce davalı ... tarafından tapuda diğer davalı ...’a satılmıştır. Dava dilekçesi ve dosya kapsamına göre davacının talebi dava konusu dükkan üzerinde katılma alacağı (TMK.m.231) isteğine ilişkindir. Edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu döneme ilişkin olarak bu rejimden kaynaklanan artık değer üzerindeki katılma alacağı istenebilir. Dava konusu dükkan evlilik birliği içinde 19.02.2002 tarihinde alındığına, tarafların kişisel mal ve gelirleri ile dükkanın edinildiği yönünde iddiaları da bulunmadığına göre dükkanın edinilmiş mal olarak kabulü gerekir (TMK'nun 222/3. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve hükmüne uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine, Mahkemece 4721 sayılı TMK'nun 235/son maddesi uyarınca devredilen nizalı taşınmazın devredildiği tarihteki değeri esas alınarak hesaplama yaptırıldığına, hükme esas alınan uyuşmazlık konusu taşınmazın değerinin tespiti bakımından bilirkişiler tarafından müşterek olarak düzenlenen rapor ve ek raporların, tarafların iddia ve savunmalarında ileri sürdükleri hususları karşıladığına ve denetime olanak verecek şekilde düzenlediklerine, 4721 sayılı TMK'nun 239/son maddesi uyarınca davacının belirlenen katılma alacağına hüküm tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin ise, aşağıda belirtilen sebep dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi ile usul, kanun ve bozma gereklerine uygun bulunan hükmün esasının ONANMASINA, Davalılar vekilinin hükmün avukatlık ücretine yönelik bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verildiğine göre, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı taraf lehine reddedilen kısım üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile; hükmün usul ve kanuna aykırı olan avukatlık ücretine ilişkin bölümünün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 320,40 TL'nin temyiz eden davacı ve davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 09.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2015/6860 E., 2015/19582 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 13. Aile Mahkemesi
tam metni aç
terkini talepli dava açıldığını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, davacının katkısının sözkonusu olmadığını, Mahkeme tarafından katılım payına karar verilmesi halinde davalının bu katılım payını nakit ödeme imkanı olmadığından TMK 239. maddesi gereği aynen ödemek istediğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2015/6860 E.  ,  2015/19582 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 13. Aile Mahkemesi TARİHİ : 18/12/2014 NUMARASI : 2014/728-2014/842 B.. E.. ile H.. K.. aralarındaki katkı payı, değer artış payı ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İstanbul 13. Aile Mahkemesi'nden verilen 18.12.2014 gün ve 728/842 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.11.2015 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden kimse gelmedi. Karşı taraftan davacı vekili Avukat A.. Ö.. geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Bülent vekili, .. Köyü 1190 parsel sayılı taşınmazda davalı lehine tesis edilen intifa hakkı üzerinde, tasfiye tarihindeki sürüm değerinin yarısının kanun gereği davacının katılma alacağı olduğunu, intifa hakkı tesisi için ödenen bedelin büyük bir kısmının da davacı tarafından ödendiği gibi ayrıca evin içine tadilat yapılması, bahçe düzenlenmesi gibi bakım ve onarım işlerinin tamamının davacı tarafından yapıldığını açıklayarak katılma alacağı olarak şimdilik 10.000 TL, davacının taşınmazın iyileştirilmesine ve korunmasına karşılık değer artış payı olarak şimdilik 5.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 27.06.2012 tarihinde harcını yatırdığı dilekçesi ile değer artış payı alacağı isteğini 1.400.000 TL, katılma alacağı isteğini ise 1.000.000 TL. olarak ıslah etmiştir. Davalı Hümeyra vekili, tasfiye konusu 1190 parselin mülkiyetinin üçüncü kişi adına olduğunu, taşınmaz hakkında Eyüp 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2010/352 Esas sayılı dosya ile davacısı Orman Genel Müdürlüğü tarafından üst hakkı tesis edilen .. Yapı A.Ş'nin adına tesis edilen kat irtifaklarını sözleşmeye aykırı olarak .. Faaliyetleri A.Ş'ne devrettiğini, bu şirketin de Orman İdaresi'nden izin almadan ve rızası dışında kat irtifakı tesisi ve intifa hakkı tesisi oluşturduğu iddiaları ile intifa hakkının tapudan terkini talepli dava açıldığını, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, davacının katkısının sözkonusu olmadığını, Mahkeme tarafından katılım payına karar verilmesi halinde davalının bu katılım payını nakit ödeme imkanı olmadığından TMK 239. maddesi gereği aynen ödemek istediğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur. Yerel Mahkemenin ilk kararı, davalı vekilinin temyizi sonunda, hükümde bulunması gereken hususları içermediği, delillerin tartışılmadığı, hükmün gerekçesiz olduğu kabul edilerek Daire tarafından bozulmuş, Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, ilk hükümde olduğu gibi, davanın kısmen kabulü ile 1.400.000 TL değer artış payı alacağı ile 982.666,25 TL katılma alacağı olmak üzere toplam 2.382.666,25 TL.nin karar tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. .. köyü 1190 parsel kayıtlarda .. devlet ormanı olarak görünmekte olup, 2068000 m2 miktarındaki taşınmaz üzerinde 49 yıl süre ile .. Turizm A.Ş. adına üst hakkı tesis edilmiş, bu üst hakkı da 03.08.2009 tarihinde.. Faaliyetleri ve Turizm Yatırımları A.Ş.ne devredilmiştir. Parselin kat irtifaklı 417/100000 arsa paylı 103 numaralı bloktaki 204 numaralı bölümünde konaklama tesisi+müstakil apart niteliğinde 14.04.2006 tarihinde başlamak ve 01.11.2040 tarihine kadar geçerli olmak üzere H.. E.. lehine 626.120 TL bedelle intifa hakkı tesis edilerek tapuya tescil edildiği görülmektedir. Dava, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli iken davalı Hümeyra adına tapuya tescil edilmiş intifa hakkı değeri ile intifa hakkı tesis edilen konaklama tesisi+müstakil apart niteliğindeki yapıya yapılan tadilatlarla ilgili olarak değer artış payı ve katılma alacağı talebine ilişkindir. Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 s.lı TMK'nun 235/1. m). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına(nitelik, seviye, aşama vs) göre değerlendirilir (TMK'nun 228/1. m). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK'nun 227/1 ve 235/1. m), sürüm (rayiç) değerleri (TMK'nun 232, 239/1. m) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemiz'in uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir. Tasfiyeye konu malvarlığında, katkı tarihinden sonra değerinde azalma olmuşsa, katkının başlangıçtaki değer esas alınır (TMK'nun 227/1. m). Denkleştirmede ise, aksine değer azalması olması durumunda azalmış hali ile değerlendirilir (TMK'nun 230. m) Davalı tarafın savunmasında da belirtildiği gibi, Orman İdaresi'nden alınan izinle 49 yıllığına turizm tesisi oluşturulacak olan 1190 parsel üzerinde dava dışı şirket lehine daimi ve müstakil üst hakkı kurulmuştur. Bu üst hakkı üzerinde de bağımsız bölümler oluşturulup kat irtifakları kurularak, kat irtifakları üzerine 3.kişiler lehine intifa hakları tesis edilmiştir. Tapu kaydı üzerinde .. Faaliyetleri ve Turizm Yatırımları A.Ş. adına 343 adet kat irtifakı mevcuttur. Bu irtifaklardan 237 adedi üzerinde de 3.kişiler lehine intifa hakkı bulunmaktadır. Orman İdaresi tarafından kamu yararının gözardı edildiği ve bağımsız bölümler oluşturularak 3. kişiler lehine menfaat sağlandığı, izin irtifak hakkının devri için Orman İdaresi'nin muvafakatinin alınmadığı iddiası ile kat irtifakları ve 3. kişiler lehine oluşturulan intifa haklarının iptali ve kayıtlardan terkini için 24.09.2010 tarihinde dava açılmıştır. Bu davanın İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/352 Esasına kaydedildiği ve halen sonuçlanmadığı, dava dilekçesinde 99.sırada H.. E..’nun da davalı olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 165. maddesine göre, bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, mahkeme o davanın sonuçlanmasını beklemek üzere yargılamayı erteleyebilir. O davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici sorun yapabilir. Somut olayda; Yukarıdaki açıklamalar ile durum ve Orman İdaresi'nin açtığı davanın niteliği, intifa haklarının da süreli olduğu dikkate alındığında, davanın Orman İdaresi lehine sonuçlanması halinde 1190 parsel üzerindeki gerek üst hakkı gerekse intifa haklarının da iptal edileceği, bu hakların iptali halinde de taşınmaz üzerindeki yapıların hukuki durumları değişeceğinden davacının değer artış payı ve katılma alacağı haklarının kabul edilip edilmeyeceği, hesaplamanın yapılıp yapılmayacağı da dahil olmak üzere yeni sonuçlar doğabileceği gözetildiğinde eldeki davayı etkileyeceği açıktır. Mahkemece bu nedenle İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan 2010/352 Esas sayılı dava dosyasının sonucunun bekletici mesele yapılıp sonucunun beklenilmesi, sonrasında beklenen dosyadaki oluşacak durum da dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç uyarınca uyuşmazlıkla ilgili bir karar verilmesi gerekirken, açılan davanın sonucu beklenmeden eksik araştırma inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre işin esasına ilişkin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/1 maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 40.689,98 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 03.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 239 ]
8. Hukuk Dairesi 2010/58 E., 2010/1634 K. 8. Hukuk Dairesi 2010/58 E., 2010/1634 K. - TAPU İPTAL VE TESCİL- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 202 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 221 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 236 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 239 ] "İçtihat Metni" Üçler ile Z.Olgun aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan tapu iptali tescil ve katılma alacağı davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair (Konya Birinci Aile Mahkemesi)'nden verilen 26.10.2009 gün ve 1068/970 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili, duruşmasız olarak incelenmesi ise davacı vekili taraflarından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu ve temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: Davacı Üçler vekili, tümüyle vekil edeni tarafından satın alındığı halde davalı eş adına tapuda kaydedilen 19473 ada 7 parseldeki 1/12 arsa paylı 2 noiu bağımsız bölüme ait tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tescilini, olmaz ise gene tümüyle vekil edeni tarafından alınarak davalı tarafından eczane olarak işletilmesi sağlanan taşınmaz ile içindeki ilaç ve diğer malzemenin değeri nedeniyle vekil edeninin uğradığı zarara karşılık 100.000 YTL tazminatın davalıdan tahsilini istediklerini bildirmiş, daha sonra verdiği 11.03.2008 hakim havale tarihli ıslah dilekçesi ve bu dilekçenin açıklanmasına ilişkin olan 08.04.2008 hakim havale tarihli dilekçe ile öncelikle istedikleri dava konusu taşınmaza ilişkin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tesciline yönelik talepleri kabul edilmez ise, taşınmaz için 100.000 YTL, ilaçlar için 22453,80 YTL, diğer malzeme ve mefruşat için 7135 YTL ve davalıya ait eczanenin açıldığı tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar geçen döneme ilişkin işletme gelirine karşılık 70.411,20 YTL olmak üzere toplam 200.000 YTL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak vekil edenine verilmesini, eğer dava konusu mal varlığı edinilmiş mal kabul edilir ise vekil edeninin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin kurallar gereğince var olan hakkının gene faizi ile davalıdan tahsilini istediklerini bildirmiştir. Davalı Z.Olgun vekili, dava konusu taşınmazın vekil edeninin evlenmeden önceki çalışmaları karşılığında elde ettiği tasarruflar ve yaptığı iki evlilik sırasında kendisine takılan ziynet eşyaları ile edinildiğini, vekil edeni tarafından işletilen eczanedeki ilaç ve diğer dava konusu tüm malzemenin vadeli olarak vekil edeni tarafından alınarak bedellerinin zaman içinde gene vekil edeni tarafından ödendiğini, dolayısı ile davacının dava konusu mal varlığının ve eczanenin edinilmesi ile işletilmesinde hiçbir katkısının bu-lunmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; tapu iptali ve tescil isteğinin reddine; edinilmiş mallara katılma alacağının kısmen kabulüne, 133.014,65 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi üzerine; hükmün alacak isteğinin kısmen reddine ilişkin bölümü ile avukatlık ücretine yönelik kısmı davacı vekili tarafından; kabule İlişkin bölümü İle tapu iptali ve tescil İsteği red edilmesine rağmen; yararlarına avukatlık ücreti takdir ve tayin edilmediği gerekçesi ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar 18.10.2002 tarihinde evlenmişler, 14.06.2006 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Sözleşmeyle başka mal rejimi seçilmediğinden eşler arasında yasal edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (TMK m. 202). Bundan ayrı taraflar arasında dava konusu işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağına yönelik bir sözleşme de bulunmamaktadır (TMK m. 221). Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, diğer deliller ile desteklenmeyen soyut nitelikteki tanık ifadelerinin hükme esas alınmamasına, tarafların kişisel malları ile katkılarını kanıtlayamamalarına ve bu nedenle de dava konusu taşınmazın, eczane içindeki ilaçların, mefruşatın ve davalı tarafından işletilen eczanenin işletme gelirinin edinilmiş mal olduğunun kabulüne yönelik değerlendirmede bir yanlışlık bulunmadığına, görülmekte olan davada; tapu iptali ve tescil olmazsa alacak isteğinde bulunulduğuna, terditli (kademeli) İsteklerin söz konusu olduğu bu gibi durumlarda, hangi kademeli istek kabul edilmiş ise yargılama gideri ve avukatlık ücretinin ona göre belirlenmesi gerektiğinin açık bulunmasına göre; davacı vekilinin esasa ilişkin tüm, davalı vekilinin ise aşağıda belirtilen hususların dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. Somut olayda dava; edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen mal varlıkları için katılma alacağı isteğine ilişkindir. TMK'nın 221. maddesi hükmüne göre, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan mal varlığı eşler arasında yapılan ma! rejimi sözleşmesiyle aksi kararlaştırılmamışsa edinilmiş mallardan sayılır ve tasfiyeye katılır. Mahkemece, dava konusu işletmenin 2004-2005 ve 2006 yılına (taraflar arasındaki mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar olan) ilişkin olarak işletme kârının ne olduğunu belirlemek amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve toplam 110.625,52 TL kâr elde edildiği sonucuna varılmış ise de; hükme esas alınan 06.04.2009 hakim havale tarihli rapor ekindeki hesap özeti ve detay mizanlar İncelendiğinde, 2004 yılına ilişkin olarak dikkate alınan belgenin, ödenecek vergi ve fonlar, sigorta kesintileri, amortisman gibi borçlar bakımından bilgi içermediği görülmektedir. Bundan ayrı, davalının çalışması karşılığında elde ettiği işletme gelirinden, yaptığı iş, sosyal statüsü, mesleki konumu, küçük bir çocuk sahibi olması gibi hususların da dikkate alınmasıyla tespit edilebilecek kişisel harcamalarının belirlenmediği ve işletme geliri olarak belirlenen miktardan düşülmediği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle ve davalının savunması gözetilerek bu hususlar üzerinde durulması, söz konusu işletmenin 2004 yılına ait gelir-gider ve borçlarına ilişkin bilgilerin davalıdan istenmesinden sonra yeniden bir uzman hukukçu bilirkişi, bir mali müşavir ve bir eczacı bilirkişiye inceletilerek 2004 yılına ait tüm borçlar (kişisel masrafları ile çocuk için yapılan harcamalar dahil) çıkarıldıktan sonra kalan 2004 yılı net işletme gelirinin bulunması, davalı kadının eczacı olarak çalışması karşılığında edindiği toplam işletme gelirinden yukarıda açıklanan unsurlar dikkate alınarak kişisel harcamalarının; gelirine göre ne oranda ve ne miktarda olabileceği hususunda bilirkişilerden görüş alınmak suretiyle tespit edilmesi ve belirlenen miktarın toplam işletme gelirinden düşülmesinden sonra bulunacak artık değerin yansı üzerinde da-vacının hak sahibi olduğunun düşünülmesi (TMK m. 231 f.l, 236 f.l) gerekmektedir. Bundan ayrı; taraflar arasındaki mal rejiminin tasfiyesi hükümle gerçekleştiğine ve Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamaları uyarınca tasfiye tarihine yakın tarih olarak karar tarihi kabul edildiğine, dolayısı ile alacak hükümle muaccel hale geldiğine göre hüküm altına alınan alacağa ilişkin faizin hüküm tarihinden itibaren başlatılması gerektiğini amir bulunan TMK m. 239 f.III hükmüne aykırı biçimde faizin dava tarihinden başlatılması doğru değildir. Davacı vekilinin avukatlık ücretine ilişkin hüküm bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; hüküm altına alınan alacak miktarı üzerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca davacı yararına tayin ve takdir edilmesi gereken avukatlık ücretinin mahkemece kabul edilen 9580 TL'den daha fazla olması gerekirken az hesaplanmış olması doğru değildir. Yapılan bozma ile buna yönelik hüküm ortadan kalktığından ve yeniden değerlendirilmesi gerektiğinden sadece eleştirilmekle yetimim iştir. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları ile davalı vekilinin belirlenen hususlara ilişkin temyiz itirazlannın açıklanan nedenlerle kabulüyle usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün HUMK'nın 428. maddesi uyarınca (BOZULMASINA) ve peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya ayrı ayrı iadesine 06.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sonucunda borçlu eş (H)'nin, alacaklı eş (K)'ye 200.000 TL katılma alacağı ödemesine karar verilmiştir. (H), bu miktarı derhâl ödemesinin kendisi için ciddi güçlükler doğuracağını ispatlamıştır. Bu durumda (H), mahkemeden ne talep edebilir?

A) Borcun tamamen silinmesini
B) Borcun yarıya indirilmesini
C) Ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini
D) Alacağı ödemek yerine aile konutunu devretmeyi
E) Borcun (K)'nin mirasçılarından istenmesini