Türk Medeni Kanunu 301. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 301- Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler.
Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.
II. Karine
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
73 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2022/762 E., 2023/883 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Babalık davası da, Türk Medeni Kanununun 301.maddesi kapsamında aile hukuku içerisindedir.
Hukuk Genel Kurulu 2022/762 E. , 2023/883 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/134 E., 2019/237 K.
KARAR : Davanın kabulüne
ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 06.04.2016 tarihli ve
2015/9259 Esas, 2016/5786 Karar sayılı BOZMA kararı
1. Taraflar arasındaki nüfus kaydının düzeltilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Malazgirt Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı Nüfus Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...’in nüfus kaydında kızları olarak görünen ... ve ...’un gerçekte kız kardeşleri olduğunu, müvekkilinin babası ...’in gayri resmî birliktelik yaşadığı ... isimli kadından doğduklarını, ancak nüfusta müvekkilinin çocukları olarak kaydedildiğini, dolayısıyla nüfus kaydının gerçeği yansıtmadığını ileri sürerek ... ve ...’un nüfus kayıtlarına göre ... ve ... olan anne-baba isminin gerçeğe uygun şekilde ... ve ... olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar Cevabı
5. Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının iddialarının doğru olduğunu, nüfus kaydının gerçeğe uygun hâle getirilmesini savunmuştur.
6. Usule uygun tebliğe rağmen davalı ... davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararı
7. Malazgirt Asliye Hukuk Mahkemesinin 21.04.2014 tarihli ve 2012/205 Esas, 2014/122 Karar sayılı kararı ile; davanın nüfus kayıtlarındaki anne ve baba adının düzeltilmesi istemine ilişkin olduğu, dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalılar ... ve ...’un nüfus kaydında görünenin aksine gerçekte davacı ...’in kızları değil kız kardeşi oldukları, gerçek anne isminin ... baba isminin ise ... olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, davalılar ... ve ...’un baba adının ... anne adının ... olarak değiştirilmesine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı
8. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı ... tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
9. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 06.04.2016 tarihli ve 2015/9259 Esas, 2016/5786 Karar sayılı kararı ile;
“…1-Dava ile davacı, ... ve eşi Melikenin hanesinde kayıtlı olan davalılar ... ve ... nın ... in babası ... in ... ile evlilik dışı ilişkisinden dünyaya geldiği bu çocukların anne adlarının ... baba adlarının ise ... olduğu ileri sürülerek kayıtların buna uygun düzeltilmesini talep etmektedir.
Çocukların kayden anneleri görünen davacının eşi ...'ye husumet yöneltilmesi, davada taraf kılınması ve göstermesi halinde delillerinin toplanması ve tüm delillerle birlikte değerlendirilerek anne adları belirlenip hasıl olacak neticeye göre karar verilmesi gerekirken bu kişi davaya dahil edilmeden eksik hasım ve eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2-Davalılar ... ve ... nın babalarının ... olduğu, ...'in ... ile evlilik dışı ilişkisinden dünyaya geldikleri ileri sürüldüğüne göre bu çocukların babalarının ... olduklarına ilişkin dava esasen babalığa ilişkindir. Babalık davası da, Türk Medeni Kanununun 301.maddesi kapsamında aile hukuku içerisindedir. 4788 sayılı Aile Mahkemeleri Kanunu uyarınca aile hukukundan ... dava ve işlerde aile mahkemesi görevlidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gerekmektedir. O halde davalılar ... ve Hatunun babalarının ... olduğu ve bunun düzeltilmesi talebi tefrik edilerek ayrı bir esasa kaydedilip davanın bu bölümüne o yerde ayrı bir müstakil mahkeme kurulmadığından aile mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken bu hususun dikkate alınmaması, doğru görülmemiştir,...” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı
10. Malazgirt Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli ve 2019/134 Esas, 2019/237 Karar sayılı kararı ile; somut olayda davacının iddiası ve mahkemenin 20.12.2012 tarihli duruşmasında alınan beyanına göre gerçekte kardeşi olan davalılar ... ve ...’yı yanlış ve yanıltıcı beyanla kendi ve eşi üzerine kaydettirdiğinin sabit olduğu, bu hususun davalılardan ...’ın beyanları ile de doğrulandığı, dolayısıyla eldeki davaya kayıt düzeltim davası olarak bakılması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi
11. Direnme kararı yasal süresi içinde Nüfus Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
12. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kayden baba olarak görünen davacının nüfus kaydının düzeltilmesi amacıyla açtığı eldeki davada, kayden anne olarak görünen eşini davaya dâhil etmesinin gerekip gerekmediği ve dava dilekçesi dikkate alındığında iddianın ileri sürülüş şekline göre “davalıların gerçekte babasının bir başkası olduğuna yönelik talebin” 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 301 inci maddesinde düzenlenen babalık hükmüne ilişkin olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre davalıların biyolojik babalarına yöneltilen talebin tefrik edilerek aile mahkemesince karara bağlanmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
13. Öncelikle davanın hukuki niteliğinin belirlenmesi bakımından ilgili yasal düzenlenme, kavram ve kurumların irdelenmesinde yarar vardır.
14. Bilindiği gibi, anne ile çocuk arasındaki soybağı ilişkisi herhangi bir hükme veya irade açıklamasına gerek bulunmadan doğumla kendiliğinden kurulur. Yanlışlıkla veya bilinçli olarak çocuğun anasının, doğuran kadın yerine başka bir kadının gösterilmesi ve onu doğurmamış olan kadının üzerine tescil edilmesi hâlinde dahi kayden anne olarak görünen bu kişi ile çocuk arasında bir soybağı ilişkisi kurulmuş olmaz (4721 sayılı Kanun md. 282/1).
15. Türk Medeni Kanunu’nun 39 uncu maddesi uyarınca mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’un 46 ncı maddesinde yer alan “yaş, ad, soyadı ve diğer kayıt düzeltme davaları…” ibaresi nazara alındığında, herhangi bir sınırlama olmaksızın nüfus kütüğünde mevcut her kaydın düzeltilmesinin istenebileceği kuşkusuzdur. Bu hükme göre, anne adı nüfus kütüğüne gerçeğe aykırı olarak yazılmışsa, bu yanlışlığın düzeltilmesi uygulamadaki ifade ile nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile mümkündür.
16. Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35 inci maddesi ile de “Kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiçbir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz. Ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir” hükmü düzenleme altına alınmıştır. Aynı Kanun’un 36 ncı maddesine göre de; nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır.
17. Eldeki davada; davalılar ... ve ...’un kayden anneleri olarak görünen ... tarafından doğrulmadıkları, ... tarafından dünyaya getirildiği ileri sürülerek anne adının düzeltilmesi istemli dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, anne adının düzeltilmesi davasında gerçek annenin de tespiti talep edilmişse sağ ise gerçek anne, sağ değil ise gerçek annenin mirasçılarının davalı sıfatı ile davaya katılmaları sağlanmalıdır. Somut olayda olduğu gibi, anne adının düzeltilmesi davasının kayden anne olan kişi dışındakiler tarafından açılmış olması hâlinde ise nüfus kaydı düzeltilmesi istenen kayıt annesi de davada taraf olmalıdır. Zira anne adına dair nüfus kaydının gerçeği yansıtmadığı iddiasına dayalı bu tür davalarda, gerek kayıt annesinin gerekse gerçek annenin verilecek karar ile miras haklarının etkileneceği tartışmasızdır. Öyle ise anne adının düzeltilmesi davasında kayden anne sağ ise kendisi, sağ değil ise mirasçılarının davalı sıfatı ile davaya katılmalarının sağlanması yasal zorunluluktur. Hâl böyle olunca Mahkemece kayden anne olarak görünen ve 26.01.2018 tarihinde öldüğü anlaşılan ... mirasçılarının davalı sıfatı ile davaya katılımlarının sağlanmadan hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
18. Somut olayda dava dilekçesi dikkate alınarak iddianın sürülüş şekline göre incelenmesine gelince; davacı dava dilekçesinde “... ve ...’un gerçekte kız kardeşleri olduğunu bildiği halde, nüfusa eşi ...’den olma kızlarıymış gibi kaydettirildiğini, ... ve ...’un nüfus kaydının anne ve baba yönünden gerçeği yansıtmadığını, baştan itibaren kütüğe yanlış olarak tescil edildiğini” ileri sürdüğüne göre iddianın buraya olan kısmında da davanın “soybağı davası” ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Zira nüfus kaydının hem ana hem de baba yönünden kütükte gerçek durumu yansıtmadığı, baştan itibaren ilgililerce yanlış olarak kütüğe geçirildiği başka bir anlatımla hem ana hem de baba yönünden kütükte yanlış bir kaydın bulunduğu ileri sürülmüşse nüfus kaydının düzeltilmesi davası söz konusudur. Bu tür davalar sonucunda, nüfus kaydı düzeltilecek kişinin, o tarihe kadar kayıtlı olduğu haneden çıkıp, başka bir haneye tescil edilecek olması da, davayı soybağı davası hâline dönüştürmez.
19. Bilindiği gibi, maddi olayları açıklamak taraflara, ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tespit ederek somut olaya uygulamak görevi hâkime aittir.
20. Ne var ki davacı dava dilekçesinde “... ve ...’un kendi kızları olmadığı iddiasının yanında gerçek annelerinin ..., babalarının ise ...’ın evlilik dışı ilişkisinin bulunduğu ... olduğu iddiasına da yer vererek, ... ve ...’un nüfus kayıtlarına göre ... ve ... olan anne-baba isminin gerçeğe uygun şekilde ... ve ... olarak düzeltilmesine “ karar verilmesini de talep etmiştir.
21. Görüldüğü gibi, iddianın sürülüş şekline göre ortada birbiri ile bağlantılı iki ayrı davanın bulunduğu, ilkinin mevcut nüfus kaydındaki anne ve baba kaydının iptali, ikincisinin ise gerçek anne ve baba üzerine kayıt istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi, anne ile çocuk arasındaki soybağı ilişkisi herhangi bir hükme veya irade açıklamasına gerek bulunmadan doğumla kendiliğinden kurulacağından, davalıların gerçek annelerinin ... olduğuna dair iddianın soybağı davası ile herhangi bir ilgisi olmayıp, gerçek annenin tespiti yönünden 5490 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi kapsamına giren nüfus kaydının düzeltilmesi davası söz konusudur.
22. Öyle ise bu şekilde birbiri ile bağlantılı iki ayrı talebin aynı davada ileri sürüldüğü bu durumlarda görevli ve yetkili Asliye Hukuk Mahkemesince yapılması gereken ilk iş çocuğu doğuran gerçek annenin tespit edilmesi olmalıdır. Zira 4721 sayılı Kanun’un 282 nci maddesinin birinci fıkrasına göre çocuk ile ana arasındaki soybağının kurulabilmesi için çocuğun ana olduğu iddia edilen kadın tarafından doğrulduğunun tespit edilmesi yeterlidir.
23. Çocuğu doğuran kadının doğum anında evli olup olmamasının, çocuk ile ana arasında soybağı kurulması açısından önemi bulunmamakla birlikte; çocuğun doğumu anında, ananın evli olup olmaması, asıl olarak baba yönünden önem arz etmektedir. Gerçek annenin kim olduğunun tespitinden sonra, ikinci talep olan gerçek baba hanesine kayıt istemi, doğum anında ana ile biyolojik baba olduğu iddia edilen kişi arasında evlilik ilişkisi olup olmamasına göre değişiklik göstermektedir.
24. Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, bir davanın soybağına ilişkin kabul edilmesi için, dava ile ulaşılmak istenen sonucun, ya bir soybağı tesis etmesi veya kurulmuş olan soybağını ortadan kaldırması lazımdır. Eğer böyle bir sonuç doğmayacaksa, davanın soybağına ilişkin kabul edilmesi yasal olarak mümkün değildir. Evlat edinmeyle kurulan soybağı hariç, çocukla ana ve babası arasındaki soybağının ne şekilde kurulacağı, kurulmuş olan soybağının hangi davalarla ortadan kaldırılacağı 4721 sayılı Kanun’un 282 ilâ 304 üncü maddeleri arasında düzenleme altına alınmıştır. Bu düzenlemelere göre çocuk ile ana arasında kan bağına dayanan soybağı doğumla; çocuk ile baba arasındaki kan bağına dayanan soybağı ise ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur (4721 sayılı Kanun, md. 282/1-2).
25. Çocuğun genetik ana ve babası yerine başka bir erkek ve kadın üzerine kayıt edilmesi gerçeğe aykırı olduğu için bunun düzeltilmesi, asliye hukuk mahkemesine açılacak zamanaşımı ve hak düşürücü süreye bağlı olmayan nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile istenebilir. Fakat nüfus kaydının düzeltilmesi davasına konu olan çocuğu doğuran kadın, evlilik içinde doğum yapmış olabileceği gibi evlilik dışında da doğum yapmış olabilir. Gerçek annenin evlilik içinde doğum yaptığı tespit edildiği takdirde, aşağıda anlatılacağı şekilde 4721 sayılı Kanun’la benimsenmiş babalık karinesi uyarınca çocuğu doğuran ana ile evli olan kişinin baba olarak belirlenmesi mümkündür. Burada çocuğun kayden baba olarak görünen kişinin nüfusundan çıkarılması işleminin de soybağı davası ile bir ilgisi bulunmamaktadır, zira çocuk kayıt babasına 4721 sayılı Kanun’un soybağı hükümlerine göre değil, tarafların baştan itibaren yanlış ve yanıltıcı beyan ve işlemleriyle yasaya aykırı şekilde kurulmuştur. 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre soybağının reddi davası ancak babalık karinesi kapsamında yer alan, dolayısıyla babalık karinesinden faydalanan çocukların soybağının ortadan kaldırılmasını ifade eden bir davadır. Babalık karinesinden faydalanma söz konusu olmaksızın kocanın nüfus kütüğüne kaydedilen çocukla koca arasında soybağının kurulması söz konusu olmadığı için böyle bir durumda çocuk ile koca arasında soybağının bulunmadığının tespitine yönelik olarak açılan dava, soybağının reddi davası değil, yanlış kaydın düzeltilmesi amacına yönelik kayıt düzeltme davasıdır. Buradan hareketle genetik anne ve babasının evlilik içi ilişkisinden dünyaya gelen çocuğun, hem anne hem baba adının gerçeğe uygun hâle getirilmesinin talep edildiği nüfus davası, soybağı davası olarak adlandırılamaz. Çünkü gerçek annenin belirlenmesi sonucunda babalık karinesi çerçevesinde nüfus kaydına göre koca olarak görünen kişinin baba olarak belirlenmesi yasa gereği olacaktır. Başka bir ifade ile yasa gereği babanın belirlendiği bu hâller nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile gerçeğe uygun hâle getirilirler ki, nüfus kaydının düzeltilmesi istemli davalarda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu açıktır.
26. Ne var ki somut uyuşmazlıkta Özel Daire kararında da açıkça belirtildiği üzere davalı çocukların, biyolojik anne ve babaları olduğu iddia edilen ... ile ...’in evlilik dışı ilişkisinden dünyaya geldiği iddia edilmiştir.
27. Türk Medeni Kanunu’nun 282 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre evlat edinmeyle kurulan soybağı hariç “çocuk ile baba arasındaki soybağı ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur” hükmü düzenleme altına alındığına göre kural olarak bir çocuğun ancak aşağıda sayılan şekillerde biyolojik babasına soybağı ile bağlanması mümkündür.
28. Ana ile evlilik nedeniyle çocukla baba arasındaki soybağının kurulması; evliliğin doğumdan önce gerçekleşmesi hâlinde (4721 sayılı Kanun md. 285 ilâ 291) olabileceği gibi, evliliğin doğumdan sonra gerçekleşmesi hâlinde de (4721 sayılı Kanun md. 292 ilâ 294) olabilir.
29. Evliliğin doğumdan önce gerçekleşmiş olması hâlinde, 4721 sayılı Kanun’un 285 inci maddesi ile düzenleme altına alınan babalık karinesi uyarınca çocuk ile baba arasındaki soybağı kendiliğinden kurulur. Buradaki babalık karinesinin çürütülmesi soybağının reddi davası ile mümkündür. Bunun dışında çocuk ile baba arasında kurulan soybağının ortadan kaldırılması imkânı bulunmamaktadır. Bu dava ancak baba ve çocuk tarafından veya Kanun’un 291 inci maddesindeki şartların gerçekleşmiş olması hâlinde belirtilen ilgililer tarafından gösterilen süreler içerisinde açılmış olmasına bağlanmışken, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/37 Esas, 2023/140 Karar sayılı kararı ile ana tarafından davacı sıfatıyla çocuğun biyolojik babasının koca olmadığı ileri sürülerek babalık karinesinin çürütülmesi için yargı mercilerine başvurulmasına imkân tanımayan kuralın, özel hayata saygı gösterilmesini hakkı bağlamında etkili başvuru hakkını ihlal ettiğine karar verilmiştir. Soybağının reddi davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi uyarınca aile mahkemesidir.
30. Çocuk evlilik dışında doğmuş, ana ve babası sonradan evlenmiş ise evlilik dışında doğmuş olan bu çocuklar ana ve babasının evlenmesiyle kendiliğinden evlilik içinde ... çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olurlar (4721 sayılı Kanun md. 292). Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra nüfus memuruna bildirmekle yükümlüdürler. Bildirimin yapılmamış olması, çocuğun evlilik içinde ... çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olmasını engellemez. Kanun, bu yolla kurulan soybağına “sonradan evlenme yoluyla soybağının kurulması” demektedir. Bu yolla kurulan soybağı ise “sonradan evlenme yoluyla soybağının kurulmasına itiraz ve iptal davasıyla” (4721 sayılı Kanun md. 294) ortadan kaldırılır. Bu davayı, ana ve babanın yasal mirasçıları, çocuk (çocuğun ölmüş olması veya ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmesi hâlinde altsoyu) ve Cumhuriyet savcısı açar. İtiraz eden, kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür. Bu davada sadece “kocanın baba olmadığı itirazı” ileri sürülebilir. Bunun dışındaki itirazların bu davada dinlenilmesi mümkün değildir. Bu davalarda tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyasen uygulanır ve görevli mahkeme aile mahkemeleridir.
31. Baba ile çocuk arasında soybağı kurulmasının diğer bir yolu ise, 4721 sayılı Kanun’un 295 ve devamı maddelerinde düzenlenen tanımadır. Buna göre tanıma babanın, nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla soybağının kurulması yoludur. Tanıma, tek taraflı bir irade beyanıdır. Tanıma yolu ile kurulan bu soybağının açılacak iptal davası ile kaldırılması mümkündür. Bu dava ile tanıyanın, çocuğun babası olmadığı sonucuna ulaşılır. Diğer bir ifade ile tanıma yoluyla kurulan soybağı geçersiz kılınır. Dava; tanıma beyanı, yanılma, aldatma veya korkutmaya dayanıyorsa “tanıyan” tarafından, ana ve çocuğa karşı açılır. Böyle değil ise; çocuk, çocuğun ölümü hâlinde alt soyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tarafından da açılabilir. Dava açma hak düşürücü sürülere bağlanmıştır. Tanımanın iptali davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi uyarınca aile mahkemesidir.
32. Çocuk ile baba arasında soybağı kurulmasını sağlayan son yol ise babalık hükmüdür. Bahse konu davanın, çocuk ile baba arasında soybağı kurulabilmesi için çocuğun bir başka erkek ile soybağının bulunmaması gereklidir. Çocuğun herhangi bir yolla bir başka erkek ile soybağı kurulmuş ise bu soybağı ortadan kaldırılmadıkça babalık davası açılamaz. 4721 sayılı Kanun’un 301 inci maddesine göre çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk, babaya; baba ölmüşse mirasçılarına karşı açacakları babalık davası ile isteyebilirler. Dava açma hak düşürücü sürülere bağlanmıştır. Tanımanın iptali davalarında görevli mahkeme 4787 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi uyarınca aile mahkemesidir.
33. Soybağı davaları Kanun’da sayma usulü ile belirlenmiştir. Bu davalar dışında soybağı davası açma imkânı bulunmamaktadır. Ayrıca söz konusu düzenlemeler dikkate alındığında, soybağı davalarının ilelebet açılabilmesi kabul edilmemiş, belirli bir süre geçtikten sonra soybağı ile itirazları, bir daha açılmamak üzere kapatılmasını yeğlemiştir. O sebepledir ki kanun koyucu bu tür davalarda hak düşürücü süreler öngörmüştür. Soybağı davaları ile nüfus kayıt düzeltim davaları sonuçları itibari ile benzerlik gösterse de içerik ve yargılama kuralları açısından kendilerine özgüdürler ve Kanunun özel hükümlerine tâbidirler.
34. Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen nazara alınır. Görev, belirli bir davaya hüküm mahkemelerinden hangisinin bakacağı hususunu belirler. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5133 sayılı Kanun ile değişik 4/1. maddesinde; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun üçüncü kısmı hariç olmak üzere ikinci kitabından ( TMK. md. 118-494 ) ... bütün dava ve işlere Aile Mahkemesinde bakılacağı düzenlenmiştir.
35. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalılar ... ve ...’un anne ve baba yönünden nüfus kayıtlarının gerçeğe uygun şekilde düzeltilmesinin talep edildiği eldeki davada, yanlış ve yanıltıcı beyan ve işlemlerle yasaya aykırı şekilde oluşturulan kayıtların düzeltilmesi isteminin nüfus kaydının düzeltilmesi davası olduğu ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunun açık olması karşısında Mahkemece öncelikle davalıları doğuran gerçek annenin ... olup olmadığının tespit edilmesinin gerektiği, ... olduğunun tespiti hâlinde nüfus kayıtlarına göre evlilik dışında doğmuş oldukları anlaşılan davalıların babasının ... olduğuna yönelik talebin ise 4721 sayılı Kanun’un 301 inci maddesinde düzenlenen babalık hükmünün kurulmasına ilişkin olduğu gözetilerek ...’e karşı açılan davanın tefrik edilerek aile mahkemesince görülüp karara bağlanması gerektiği şüphesizdir.
36. Öte yandan, çocuğun gerçek anne ve babası ile arasında kurulan soybağı bir temel hak olduğu gibi kamu düzeni ile de ilgilidir. Bu nedenle hâkim, soybağına ilişkin davalarda doğru sonucun elde edilmesi için tüm maddi olguları resen araştırmalı, bilimsel çalışmaların ulaştığı bütün olanaklardan yararlanmalıdır. Tüm canlılarda genetik kodu içeren DNA konusunda yapılan araştırma ve incelemeler de çağımızın en önemli bilimsel gelişmelerinden biri olarak kabul edilmektedir. Gen teknolojisinde yaşanan bu gelişmeler hukuku da kaçınılmaz bir şekilde etkilemiş ve bu teknoloji sayesinde uyuşmazlık konusu olan bazı maddi vakıaların güvenilir şekilde aydınlatılması olanaklı hâle gelmiştir.
37. Öyle ise; soybağı ve miras hukukunu ilgilendiren bu tür davalarda doğru sicil oluşturulması zorunluluğu dikkate alınarak, davanın ispatı için sunulan delillerle yetinilmeyip, doğru kimliklendirme için DNA testi yapılarak karar verilmesi gerektiği de unutulmamalıdır.
38. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; iki ayrı talebin ileri sürüldüğü eldeki davada, davalıların nüfus kaydına göre kayden anne ve babası olarak görünen kişilerle aralarında soybağı ilişkisinin bulunmadığı iddia edildiğine göre nüfus kayıtlarının davacının talebi gibi düzeltilebilmesi için öncelikle gerçek anne ve babanın tespit edilmesinin gerektiği, hâl böyle olunca, gerçek anne ve babanın tespiti isteminin öncelik taşıdığı, davalıların biyolojik babaları yönünden babalık davası açmaya zorlanmaması gerektiği, bir talebi incelemekle görevli mahkemenin buna bağlı diğer talebi de incelemek durumunda olduğu gerekçesiyle her iki davanın birlikte açılması hâlinde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olacağından direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan gerekçelerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
39. Hâl böyle olunca mahkemece önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenler yanında yukarıda yazılı genişletilmiş gerekçelerle bozulması gerekmiştir.
40. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... Müdürlüğünün temyiz itirazının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçelerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429 uncu maddesi gereğince BOZULMASINA,
Aynı Kanun’un 440 ıncı maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
04.10.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Hukuk Dairesi, 2021/5941 E., 2021/8069 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesinde;
2. Hukuk Dairesi 2021/5941 E. , 2021/8069 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Babalık Davası
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm mirasçı ... tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, babalığın tespitine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesinde; “Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.” hükmü yer almaktadır.
Ayrıca açıkça yetki verilmemiş ise vekil, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamaz ve takip edemez (HMK m. 74). TMK'nin 301. maddesine göre, evlilik haricinde doğan çocukla baba arasındaki soybağı hakim hükmüyle kurulabilir. Bunu sağlayan dava ise babalık davasıdır. Babalık davası, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğindedir.
Somut olayda dava Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbar edilmemiştir. Babalık davasının Cumhuriyet savcısına ve Hazineye ihbarı zorunlu bulunduğu halde (TMK.md. 301/son) hazineye ve Cumhuriyet savcısına dava ihbar olunmadan, davacı vekilinden babalık davasını açabilmesi için özel yetki içeren vekaletname alınmadan yargılamaya devamla işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Açıklanan nedenle kararın münhasıran bu sebeple bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 03.11.2021 (Çar.)
8. Hukuk Dairesi, 2021/547 E., 2021/4022 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanunu'nun 301. maddesinde;
8. Hukuk Dairesi 2021/547 E. , 2021/4022 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Babalığın Hükmen Tespiti
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Ankara 13. Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ankara 13.Aile Mahkemesinin 15.11.2018 tarihli ve 2018/545 Esas, 2018/129 Karar sayılı kararıyla, davanın usulden reddine karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.05.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı asıl ... ile vekili Avukat ... ve karşı taraftan Hazine vekili ... geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili dava dilekçesinde, davacının babası ...'un gerçekte ...'in çocuğu olmadığı, ...'ün oğlu olduğunu ileri sürerek, müteveffa ...'un ...'in hanesindeki kaydının silinmesi ile ...'ün çocuğu olarak nüfusa kayıt ve tescilini istemiş; Mahkemece, soybağının tespiti için öncelikle mevcut soybağının ortadan kaldırılması gerektiği, bu yönde açılmış ve kesinleşmiş herhangi bir karar olmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yoluğundan reddine karar verilmiştir.
Davanın usulden reddine dair İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili tarafından istinaf isteminin esastan red kararı temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davanın soybağının reddi, sonradan evlenme yolu ile kurulan soybağına itiraz, babalık veya nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası olup olmadığıdır.
Geniş anlamda soybağı bir kimsenin üst soyu ile olan kan bağını; dar anlamda soybağı ise, bir kimsenin sadece ana-babasıyla arasındaki biyolojik bağını ifade etmektedir. Bir kişi (çocuk) ile kendilerinden biyolojik (genetik) olarak türemiş olduğu kişiler arasındaki bağa doğal soybağı (biyolojik nesep), hukuk düzeni tarafından aranan bazı koşulların gerçekleşmesiyle, bir çocuğun hukuki olarak bir ana-babaya bağlanması sonucunda, ana-baba ile çocuk arasında kurulan bu hukuki ilişkiye ise hukuki soybağı (hukuki nesep) denir. Buna göre soybağı, bir kimseyle ana-babası arasındaki doğal ve/veya hukuki bağ olarak tanımlanmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre, çocuk ile anne arasındaki hukuki soybağı doğumla; çocuk ile baba arasındaki hukuki soybağı ise anneyle evlilik, tanıma, babalık davasında verilen hüküm veya evlat edinmeyle kurulmaktadır. Baba ile çocuk arasında evlilik içinde doğmaya, babalık karinesine (TMK mad. 285), dayalı olarak hukuken kurulmuş bulunan soybağı ilişkisinin ortadan kalkması ancak soybağının reddi ile söz konusu olabilmektedir. Soybağının reddi davasının başarıya ulaşarak çocuk ile babası arasındaki soybağının ortadan kalkması sonucunda çocuk, baba yönünden soybağı bulunmayan çocuk statüsüne girer. Anayasa Mahkemesi'nin 25.06.2009 tarihli ve 2008/30 Esas, 2009/96 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kişinin genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkı en temel haklarından birisidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 286. maddesinde, çocuğun da anne ile kocası aleyhine açacağı soybağının reddi davası ile babalık karinesini çürütebileceği; 289. maddesinde ise çocuğun soybağının reddi davasını ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde açması gerektiği, gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa bir yıllık sürenin bu sebebin ortadan kalkmasından sonra başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Türk Medeni Kanunu'nun 292.maddesi gereği evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle evlenmesi halinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olur. Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar. (TMK'nin 293. md.) Ana ve babanın yasal mirasçıları ile çocuk ve Cumhuriyet Savcısı sonradan evlenme yoluyla soybağının kurulmasına itiraz edebilirler. İtiraz eden, kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür. Çocuğun altsoyu da, çocuğun ölmüş veya ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmiş olması halinde itiraz hakkına sahiptir. Bu tür davalarda tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır. (TMK'nin 294. md.) Kıyas yolu ile uygulanacak olan TMK'nin tanımanın iptaline dair hak düşürücü süreyi düzenleyen 300.maddesi gereği ilgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun 301. maddesinde; ''Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet Savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.'' hükmü yer almaktadır. Babalık davasına dair hak düşürücü süreler ise Kanunun 303. Maddesinde düzenlenmiş olup, babalık davasının, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabileceği, çocuğun açacağı babalık davası yönünden maddenin ikinci fıkrasında öngörülen hak düşürücü sürenin Anayasa Mahkemesi’nin 27/10/2011 tarihli ve 2010/71 Esas, 2011/143 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, annenin açacağı babalık davası yönünden ise doğumdan başlayarak bir yıl içerisinde açılması gerektiği, çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık sürenin bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı, bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanunu'nun 36/1. maddesine göre, kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Aynı Kanunun 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 35/1. maddeleri uyarınca, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiç bir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz, ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.
Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere göre; davacının babası ...'un, 20.08.1935 (düzeltme ile 20.08.1937) tarihinde evlilik dışı doğduğu, ...'un annesi ...'in 01.04.1942 tarihinde ... ile evlendiği, bu evlilik sonrası ...'un, ... ve ... çocuğu olarak 05.08.1942 tarihinde nüfusa tescil edildiği, bu şekilde evlilik dışı doğan çocuğun annesi ile babasının sonradan evlenmesi ile 4721 sayılı TMK'nın 292.maddesi (MÜLGA 743 Sayılı MK 247.md) kapsamında çocuk ile baba arasında soybağının kurulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı ... vekili, müteveffa babası ...'un, gerçek babasının ... değil, ... olduğunu iddia ettiğine göre davada birden fazla istem olup bunlardan ilki; evlilik dışı doğan müteveffa ...'un doğumundan sonra annesi ... ile ...'in evlenmesi ile baba ile çocuk arasında kurulan soybağında ...'in baba olmadığı yönündeki iddia 4721 sayılı TMK'nin 294.maddesi kapsamında sonradan evlenme yolu ile kurulan soybağına itiraz; ikincisi ise, müteveffa ...'un babasının ... olduğu yönündeki istem ise TMK'nin 301.maddesi kapsamında babalığın hükmen tespiti istemlerine ilişkindir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, açılan dava hem sonradan evlenme yolu ile kurulan soybağına itiraz, hem de babalığın hükmen tespiti istemlerini kapsadığı, her iki davanın tarafları, davalar için öngörülen hak düşürücü süreler farklılık içermektedir. Ayrıca babalığın hükmen tespiti istenilen kişi ile başka bir erkek arasında mevcut soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesi de mümkün değildir.
O halde Mahkmece, davacının ilk talebinin 4721 sayılı TMK'nin 294.maddesi kapsamında sonradan evlenme yolu ile kurulan soybağına itiraz davası olduğu gözetilerek, bu dava kapsamında davacı ve davalıların aktif ve pasif husumet ehliyetleri, dava için öngörülen hak düşürücü süreler de dikkate alınarak talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken davacı tarafından soybağının reddine dair bir dava açılmadığının kabul edilmesi; ayrıca babalığın hükmen tespiti istemi yönünden müteveffa ... ile babası ... arasındaki soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesi mümkün olmadığından babalığın tespiti talebinin eldeki dosyadan tefriki ile başka bir esasa kaydedilerek, sonradan evlenme ile kurulan soybağına itiraz davasının sonucu beklenip bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesinin 21.09.2020 tarihli ve 2019/518 Esas, 2020/1436 Karar sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK'nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesi Ankara 13. Aile Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
18. Hukuk Dairesi, 2015/5097 E., 2015/5200 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
1-Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 301/1, 303/2 maddesine dayalı olarak, çocuk tarafından açılan babalığın tespitine ilişkindir.
18. Hukuk Dairesi 2015/5097 E. , 2015/5200 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Dava dilekçesinde, davacının baba adı ve soyadının düzeltilmesi talep edilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 301/1, 303/2 maddesine dayalı olarak, çocuk tarafından açılan babalığın tespitine ilişkindir. Aynı Yasa'nın 303/2. maddesinde ''Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar.'' hükmü Anayasa Mahkemesi'nin 2010-71 Esas 2011-143 Karar ve 27.10.2011 tarihli kararı ile iptal edilmiş ve karar 07.02.2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mahkemece karar verilmesinden önce Türk Medeni Kanunu'nun 303/2. maddesi hakkındaki iptal kararı yürürlüğe girdiğinden ve yasada çocuk için hak düşürücü süre artık bulunmadığından taraf delillerinin toplanması, DNA incelemesi yapılması ve sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile ret hükmü kurulması,
2-Türk Medeni Kanunu'nun 301. maddesinde; ''Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet Savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.'' hükmü yer almaktadır. Mahkemece davanın Cumhuriyet Savcısı ve Hazineye ihbarı sağlanmadan yargılamanın sonuçlandırılması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2010/7036 E., 2011/9937 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKilis Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
ve devamı maddelerine dayanan babalık davasıdır.Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilir.(TMK.md.301/1) Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
2. Hukuk Dairesi 2010/7036 E. , 2011/9937 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kilis Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :9.2.2010
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı; oğlu M.’ın Suriye uyruklu H. ile resmi evlilik olmadan beraber yaşamaları sırasında 10.08.2003 doğumlu H.adlı torununun olduğunu, çocuğun nüfusa tescil edilmeden anne ve babanın öldüğünü ileri sürerek çocuğun babasının oğlu M.olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece çocuğa kayyım atanmış, 30.07.2008 tarihinde nüfusa tescil işlemi yapılmış ve davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davaya katılan Hazine vekili temyiz etmiştir.
Dava Türk Medeni Kanununun 301. ve devamı maddelerine dayanan babalık davasıdır.Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilir.(TMK.md.301/1) Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. (TMK.md.301/2) Çocuk adına kayyım tarafından dava açılabileceği gibi, kayyım atanmamışsa ergin olduğu tarihten itibaren 1 yıl içinde çocuğun kendisi de babalık davasını açabilir.(TMK. md.303/2) Yasanın bu hükmüyle babalık davası açma hakkı çocuk ile anaya tanınmıştır.Babanın ya da baba olduğu iddia edilen kişinin mirasçılarının babalık davası açma hakları bulunmamaktadır. Toplanan delillerden davanın baba olduğu iddia edilen kişinin mirasçısı (babası) tarafından açıldığı anlaşılmaktadır.O halde mahkemece davacının babalık davasını açabilmesi yönünden sıfatının bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, iş bu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 06.06.2011 (Pzt.)
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
I. Çocuğun annesi
II. Çocuk adına atanan kayyım
III. Çocuğun biyolojik babası olduğunu iddia eden kişi
IV. Çocuğun biyolojik babası olduğu iddia edilen kişinin annesi
Türk Medeni Kanunu'na göre, yukarıda belirtilen kişilerden hangileri, çocuk ile baba arasında soybağının mahkeme kararıyla kurulmasını sağlayan babalık davasını açma hakkına sahip değildir?
A) Yalnız I
B) I ve II
C) II ve III
D) III ve IV
E) I, II ve IV
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.