Türk Medeni Kanunu 363. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 363- Ana ve baba, çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumludurlar.
Dürüstlük kuralına uygun olarak başkasına devrettikleri malların yerine sadece aldıkları karşılığı geri vermekle yükümlüdürler.
Kanuna uygun olarak çocuk veya aile için yaptıkları harcamalardan dolayı tazminatla yükümlü tutulmazlar.
İKİNCİ BÖLÜM
AİLE
BİRİNCİ AYIRIM
NAFAKA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
A. Nafaka yükümlüleri
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
105 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2015/8027 E., 2015/12281 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
Kanuna uygun olarak çocuk veya aile için yaptıkları harcamalardan dolayı tazminatla yükümlü tutulmazlar (TMK. madde 363).
2. Hukuk Dairesi 2015/8027 E. , 2015/12281 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Velayet Hakkının Kötüye Kullanılması Nedeniyle Tazminat
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. Ana ve baba, yoksul oldukları veya çocuğun özel durumu olağanüstü harcamalar yapılmasını gerektirdiği takdirde ya da olağan dışı herhangi bir sebebin varlığı halinde, hakimin izniyle çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar sarfedebilirler(TMK. madde 327). Ana ve baba, velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler. İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler.Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velayetteki temsilde de uygulanır (Tmk madde 342). Olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde sermaye biçiminde ödemeler, tazminatlar ve benzeri edimler çocuğun bakımı için kısmen kullanılabilir. Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hakim, ana ve babaya belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisini tanıyabilir (TMK. madde 356). Ana ve baba, çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumludurlar. Dürüstlük kuralına uygun olarak başkasına devrettikleri malların yerine sadece aldıkları karşılığı geri vermekle yükümlüdürler. Kanuna uygun olarak çocuk veya aile için yaptıkları harcamalardan dolayı tazminatla yükümlü tutulmazlar (TMK. madde 363).
Türk Medeni Kanununun 462/1.maddesi; taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir ayni hak kurulmasını vesayet makamının iznine bağladığına göre, Türk Medeni Kanununun 327.ve 356. maddeleri gereğince ana ve baba yoksul oldukları takdirde veya çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunlu olan hallerde hakim, çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar malın sarfedilmesi konusunda ana babaya izin verecek veya onun belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisi tanıyacaktır.
Somut olayımızda ;davanın konusu ergin olan çocuk tarafından baba aleyhine açılan Türk Medeni Kanununun 363. maddesine dayalı ana ve babanın sorumluluğundan kaynaklanan tazminattır. Hakim, Türk hukukunu resen uygular (HMK madde 33). Bu durumda mahkemece, yukarıda belirtilen maddeler çerçevesinde değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hukuki vasıflandırmada hataya düşülerek, yazılı gerekçe ile davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.06.2015(Çarş.)
Diğer kararlar (4)
5. Hukuk Dairesi, 2025/1673 E., 2025/6341 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Bu nedenle, 4721 sayılı Kanun'un “hısımlık” başlıklı 282 ila 363 üncü maddeleri arasında yer alan soybağına ilişkin davalar, aile mahkemeleri tarafından çözümlenmelidir.
5. Hukuk Dairesi 2025/1673 E. , 2025/6341 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2014/316 Esas, 2014/344 Karar
I. YARGI YERİ BELİRLENMESİNE KONU KARARLAR
A. Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.02.2013 Tarihli ve 2012/464 Esas, 2013/24 Karar Sayılı Kararı
Somut olayda, her ne kadar davanın nüfus kaydının düzeltilmesi ve ana baba adının gerçeğe uygun şekilde düzeltilmesi istemi ile açılmış ise de, sözkonusu talebin küçüğün nesep durumunu değiştireceği, davanın soybağına ilişkin olduğu, davaya Aile Mahkemesinin bakmakla görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
B. Kayseri 3. Aile Mahkemesinin 11.04.2014 Tarihli ve 2014/316 Esas, 2014/344 Karar Sayılı Kararı
Mahkemece, davanın niteliği itibarıyla nesep davası olmayıp hatalı yapılan nüfus kaydının düzeltilmesi olduğu, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun 36 ncı maddesi uyarınca nüfus kaydının düzeltilmesine yönelik olan ve TMK'nın 282 inci ve davamı maddelerinde düzenlenen soy bağı kurulması ile ilgili olmayan davaya bakmakla Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
II. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Uyuşmazlık, davacıların isteminin 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun (5490 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca nüfus kaydının düzeltilmesi mi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 282 inci ve devamı maddeleri uyarınca soybağının tespiti davası mı olduğu, buradan varılacak sonuca göre görevli mahkemenin Aile Mahkemesi mi Asliye Hukuk Mahkemesi mi olduğu hususuna ilişkindir.
B. İlgili Hukuk
1. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir.
2. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un (4787 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler"
3. 5490 sayılı Kanun’un “Nüfus davaları” başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının a bendi şöyledir:
“Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır.”
4. 4721 sayılı Kanun’un “Yerleşim yeri” başlıklı 19 uncu maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.”
C. Değerlendirme
4787 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi uyarınca, 4721 sayılı Kanun’un “Vesayet” başlıklı üçüncü kısmı hariç olmak üzere “Aile Hukuku” başlıklı ikinci kitabından (m. 118 ila 395 arası) kaynaklanan davalara bakmak görevi aile mahkemelerine aittir. Bu nedenle, 4721 sayılı Kanun'un “hısımlık” başlıklı 282 ila 363 üncü maddeleri arasında yer alan soybağına ilişkin davalar, aile mahkemeleri tarafından çözümlenmelidir.
Diğer taraftan, 5490 sayılı Kanun'un 36 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, nüfus kayıtlarının düzeltilmesi istemlerine ilişkin davalara bakmak görevi ise asliye hukuk mahkemelerine ait bulunmaktadır.
Davanın kabulü halinde, her iki dava türünde de nüfus kayıtlarında değişiklik yapılmasının gerekmesi nedeniyle, benzer sonuçlara sahip bu davalar arasında görevli mahkemenin belirlenebilmesi için davanın vasfının doğru olarak tayin edilmesi önem kazanmaktadır.
4721 sayılı Kanun'un 282 inci maddesi uyarınca, anne ile çocuk arasındaki soybağı doğum ile baba ile çocuk arasındaki soybağı ise “anne ile evlenme”, “tanıma” ve “hakimin hükmü” ile kurulmaktadır. Diğer taraftan, evlat edinme de soybağı oluşturan hallerdendir.
4721 sayılı Kanun'un 285 inci maddesinde yer alan “babalık karinesi” uyarınca, evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.Çocuk ile anne arasındaki soybağı doğum ile kendiliğinden kurulacağından, anne yönünden soybağı tesisi amacıyla değil, sadece, çocuğu doğuran kadının kim olduğunun tespiti amacıyla dava açılabilir.
Nüfusta kayıtlı anne ve baba adının gerçeği yansıtmadığı ve bu nedenle gerçek anne ve baba adının yazılması istemiyle açılacak ve nüfusa kayıtlı bulunan hanenin de değiştirilmesi sonucunu doğuracak davalarda, esasen iki iddia bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi, çocuğun kayden anne olan kadından değil, başka bir anneden doğduğu; ikincisi ise, kayden baba olarak gözüken kişinin genetik baba olmadığı iddiasıdır. Bu davada, kayden anne gözüken kişinin çocuğu doğurmadığı, genetik annenin başka bir kadın olduğunun tespit edilmesi halinde, yukarıda sözü edilen babalık karinesi aksi yönde işleyecek ve “genetik annenin kocası olmayan” kayden babanın, babalık sıfatı kendiliğinden ortadan kalkacaktır. Mahkemece belirlenen genetik annenin, çocuğun doğduğu tarihte evli bulunduğunun anlaşılması halinde, 4721 sayılı Kanun'un 285 inci maddesinde yazılı babalık karinesi nedeniyle genetik annenin kocası olan erkek, kendiliğinden baba sıfatını kazanacaktır. Bu durumda soybağı ihtilafı ortaya çıkmadığından, açıklanan muhtevadaki davalar, sadece nüfus kayıtlarında düzeltim davasından ibaret kalacaklar ve görevli mahkeme, 5490 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemeleri olacaktır. Ancak, çocuğun doğduğu tarihte, genetik annenin evli bulunmaması halinde, anne yönünden dava, kayıt düzeltim davası olarak kalmakla birlikte, genetik anne ile evli olmayan genetik baba yönünden babalık karinesi gerçekleşmeyeceğinden, genetik babanın nüfus kaydına işlenmesi talebi “soybağı davası” niteliğini kazanacaktır. Bu takdirde uyuşmazlığın, 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca aile mahkemesi tarafından incelenip çözüme kavuşturulması gerekecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/354 Esas, 2013/1554 Karar, Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 2015/1360 Esas, 2013/3281 ve 2015/1591 Esas, 2015/4537 Karar sayılı kararları).
Aynı davada, talebin bir bölümü hakkında genel mahkemenin, bir bölümü hakkında ise özel mahkemenin görevli bulunması halinde, taleplerden birisi hakkında verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendirecek nitelikte ise ve sözkonusu özel mahkeme ile genel mahkeme arasında “yargılama usulüne” ilişkin esaslı farklılıklar bulunmuyorsa, bütün talepler hakkında özel yetkili mahkemenin yargılama yaparak uyuşmazlığı çözmesi, hukukun öngörülebilir olmasının, usul ekonomisinin ve davaların makul süre içinde bitirilmesi yükümlülüğünün gereğidir. Aile mahkemeleri, asliye mahkemeleri ile aynı düzeyde mahkemeler olup aralarında yargılama usulü yönünden esaslı farklılıklar bulunmamaktadır. O halde, yukarıda açıklanan şekilde dava, bir kısım talepler yönünden nüfus kayıtlarında düzeltme yapılması ve bir kısım talepler yönünden de soybağının düzeltilmesi istemi niteliğinde ise, nihai talebi bir bütün oluşturan ve biri hakkında verilecek karar diğerini doğrudan ilgilendiren bu uyuşmazlığın, bütün olarak özel yetkili aile mahkemesinde çözümlenmesi gerekir.
Somut olaya gelince; nüfus kaydı düzeltilmesi istenilen ...'ın doğum tarihinde, iddia edilen genetik annesinin iddia edilen genetik babası ile evli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava, anne adının silinip genetik anne adının yazılması ve kayden baba olan kişinin isminin silinmesi talepleri yönünden “Gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” davası olmakla birlikte, nüfus kaydına genetik baba isminin yazılması yönünden soybağı davası niteliğindedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, tüm talepler yönünden uyuşmazlığın, özel mahkeme olan Aile Mahkemesi tarafından çözümlenmesi gerekmektedir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
6100 sayılı Kanun’un 21 ve 22 nci maddeleri ile 4787 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrası gereğince Kayseri 3. Aile Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 29.04.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
20. Hukuk Dairesi, 2017/10826 E., 2018/86 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Bu nedenle, TMK'nın “hısımlık” başlıklı 282 ilâ 363. maddeleri arasında yer alan soybağına ilişkin davalar, aile mahkemeleri tarafından çözümlenmelidir.
20. Hukuk Dairesi 2017/10826 E. , 2018/86 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
Taraflar arasındaki davada.... Asliye Hukuk ve...Aile Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, nüfus kaydında anne ve baba adı düzeltilmesi istemine ilişkindir.
... Asliye Hukuk Mahkemesince, davanın soybağına ilişkin ve görevin aile mahkemelerine ait olduğu gerekçesi ile görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur.
.... Aile Mahkemesince ise davacının babalık davası istemine ilişkin isteminin tefriki ile davacının talebi dikkate alındığında küçük çocuğun resmiyette gözüken anne ve baba adının iptali ile anne adının Ceylan olarak düzeltilmesi istemi yönünden gerçeğe aykırı beyana dayalı olarak oluşturulan nüfus kaydının iptaline ilişkin olduğu gerekçesi ile görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 4. maddesi uyarınca, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun “Vesayet” başlıklı üçüncü kısımı hariç olmak üzere “Aile Hukuku” başlıklı İkinci Kitabından (m.118 ilâ 395 arası) kaynaklanan davalara bakmak görevi aile mahkemelerine aittir. Bu nedenle, TMK'nın “hısımlık” başlıklı 282 ilâ 363. maddeleri arasında yer alan soybağına ilişkin davalar, aile mahkemeleri tarafından çözümlenmelidir.
Somut olaya; davacı, daha önce resmi nikahlı olmayan eşi... ile birlikteliğinden müşterek çocukları Murat'ın dünyaya geldiğini, resmi nikahlarının olmaması nedeniyle küçüğün nüfus kaydının davalı olan abisi ... ile eşi Hülya'nın nüfüsuna kaydedildiğini, küçük ...'ın kendi oğlu olduğunu bu nedenle küçüğün nüfüsunun kendi nüfusuna tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dosya içinde mevcut nüfus kayıtlarından, davacının doğum tarihinde, iddia edilen genetik annenin evli olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava, anne adının silinip genetik anne adının yazılması ve kayden baba olan kişinin isminin silinmesi talepleri yönünden “gerçeğe aykırı beyana dayalı oluşturulan nüfus kayıtlarının düzeltilmesi” davası olmakla birlikte,nüfus kaydına genetik baba isminin yazılması yönünden soybağı davası niteliğindedir. Ancak...Aile Mahkemesince ise davacının babalık davası istemine ilişkin isteminin tefrikine karar verildikten sonra görevsizlik kararı verilmiş olduğu diğer talep yönünden uyuşmazlığın, Asliye Hukuk mahkemesi tarafından çözümlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 15/01/2018 gününde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2016/1083 E., 2016/7967 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
Kanuna uygun olarak çocuk veya aile için yaptıkları harcamalardan dolayı tazminatla yükümlü tutulmazlar (TMK m. 363). Somut olayımızda; yukarıdaki hükümler çerçevesinde dava konusu uyuşmazlık ergin olan çocuk tarafından baba aleyhine Türk Medeni Kanununun 363. maddesine dayalı olarak açılan ana ve babanın sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasıdır.
2. Hukuk Dairesi 2016/1083 E. , 2016/7967 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Babanın Sorumluluğundan Doğan Alacak
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır. Ana ve baba, yoksul oldukları veya çocuğun özel durumu olağanüstü harcamalar yapılmasını gerektirdiği takdirde ya da olağan dışı herhangi bir sebebin varlığı halinde, hakimin izniyle çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar sarfedebilirler (TMK m. 327). Ana ve baba, velayetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler. İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler. Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velayetteki temsilde de uygulanır (TMK m. 342) Olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde sermaye biçiminde ödemeler, tazminatlar ve benzeri edimler çocuğun bakımı için kısmen kullanılabilir. Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk varsa hakim, ana ve babaya belirlediği miktarlarda çocuğun diğer mallarına da başvurma yetkisini tanıyabilir (TMK m. 356). Ana ve baba, çocuk mallarının geri verilmesinde vekil gibi sorumludurlar. Dürüstlük kuralına uygun olarak başkasına devrettikleri malların yerine sadece aldıkları karşılığı geri vermekle yükümlüdürler. Kanuna uygun olarak çocuk veya aile için yaptıkları harcamalardan dolayı tazminatla yükümlü tutulmazlar (TMK m. 363).
Somut olayımızda; yukarıdaki hükümler çerçevesinde dava konusu uyuşmazlık ergin olan çocuk tarafından baba aleyhine Türk Medeni Kanununun 363. maddesine dayalı olarak açılan ana ve babanın sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasıdır. (TMK m. 363).
Mahkemelerin görevi kamu düzeni ile ilgilidir. Yargılamanın her aşamasında hakim tarafından kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4/1. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK m. 118-395, 5133 S.K m. 2-3) kaynaklanan bütün davaların Aile Mahkemesinde bakılacağı hükme bağlanmıştır. Açıklanan hükümler çerçevesinde görevli mahkeme Aile Mahkemesi'dir. İşin esasının incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde görevsizlik yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 19.04.2016 (Salı)
2. Hukuk Dairesi, 2012/1802 E., 2013/3776 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSaray/Tekirdağ Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
Davacı, temlikin velayet görevinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirildiğini ileri sürdüğüne göre dava, Türk Medeni Kanununun 363. maddesine dayanmaktadır.
2. Hukuk Dairesi 2012/1802 E. , 2013/3776 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Saray/Tekirdağ Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :09.06.2011
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, mirasbırakan babası A.intikal eden taşınmazlardaki kendisine ait miras payının ergin olmadığı dönemde, murisin eşi (annesi) E.tarafından 14.08.1981 tarihinde "velayeten" davalıya hiçbir bedel alınmaksızın satış gösterilmek suretiyle temlik edildiğini, annesi E.taşınmazlardaki kendisine ait miras payını davalıya muvazaalı olarak temlik etmekle, velayet görevini kötüye kullandığını ileri sürerek, davalı üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiştir. Davacı, temlikin velayet görevinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirildiğini ileri sürdüğüne göre dava, Türk Medeni Kanununun 363. maddesine dayanmaktadır. Davacıya ait babadan intikal eden miras payını, ergin olmadığı dönemde velayeten devreden annenin de davaya dahil edilmesi, gösterdiği takdirde delillerinin toplanarak, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve eksik hasımla hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.18.02.2013 (Pzt.)
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.