4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 365

Türk Medeni Kanunu 365. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 365- Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde tutularak açılır. Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın malî gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir. Nafakanın, yükümlülerin bir veya bir kaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hâkim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir. Dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. Yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir. C. Korunmaya muhtaç kişiler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

108 karar eşleşti
5. Hukuk Dairesi, 2023/4275 E., 2023/10265 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
mda bir yardım nafakası olarak adlandırılmasına rağmen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 364 üncü ve 366 ncı maddelerinde düzenlenen yardım nafakasından farklı olduğu, 364 üncü 366 ncı maddelerindeki yardım nafakasının 4721 sayılı Kanun'un 2 nci kısım 2 nci bölüm 1 inci ayrımda nafaka yükümlülüğü başlığı altında düzenlendiği, bu bölümdeki davalar için 365 inci maddesinin son f
5. Hukuk Dairesi         2023/4275 E.  ,  2023/10265 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/74 Esas, 2023/116 Karar I. YARGI YERİ BELİRLENMESİNE KONU KARARLAR A. Gaziosmanpaşa 1. Aile Mahkemesinin 20.01.2023 Tarihli ve 2022/804 Esas, 2023/96 Karar Sayılı Kararı Davanın, davacının eğitim hayatının devam etmesi nediyle babası olan davalıdan yardım nafakası (eğitim nafakası) istemine ilişkin olduğu, bu nafakasının isteminin genel anlamda bir yardım nafakası olarak adlandırılmasına rağmen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 364 üncü ve 366 ncı maddelerinde düzenlenen yardım nafakasından farklı olduğu, 364 üncü 366 ncı maddelerindeki yardım nafakasının 4721 sayılı Kanun'un 2 nci kısım 2 nci bölüm 1 inci ayrımda nafaka yükümlülüğü başlığı altında düzenlendiği, bu bölümdeki davalar için 365 inci maddesinin son fıkrasıyla özel yetki kuralının belirlendiği, davacının talep ettiği nafakanınsa 328 inci maddesine dayanan nafaka (eğitim nafakası) olduğu, bu nafakanın 4721 sayılı Kanun'un 2 nci kısım 1 inci bölüm 5 inci ayrımda soybağının hükümleri başlığı altında düzenlendiği, bu bölümdeki haklardan kaynaklanan davalar yönünden özel bir yetki kuralının Kanun'da belirlenmediği, bu nedenle genel yetkili kuralının geçerli olduğu, davalının yetki ilk itirazının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. B. Erciş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 08.03.2023 Tarihli ve 2023/74 Esas, 2023/116 Karar Sayılı Kararı 4721 sayılı Kanun'un 365 inci maddesi gereğince yardım nafakasına ilişkin davalarda yetkili mahkemenin taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesi olduğu, bu düzenleme ile zayıf durumda bulunan davacıyı koruma amacı taşıyan genel yetki kuralı getirildiği, böylelikle nafaka davalarında esas olan yetki kuralının nafaka alacaklısının yerleşim yeri olduğu, davacının adres kayıt sistemine kayıtlı yerleşim yeri adresinin Gaziosmanpaşa/İstanbul olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. II. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesi uyarınca yardım nafakası istemine ilişkindir. B. İlgili Hukuk 1. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir. 2. 4721 sayılı Kanun'un “Nafaka yükümlüleri” başlıklı 364 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.” 3.4721 sayılı Kanun'un “Dava hakkı” başlıklı 365 inci maddesinin altıncı fıkrası şöyledir: “Yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.” C. Değerlendirme Dosya kapsamından, dava tarihi itibariyle yerleşim yeri Gaziosmanpaşa/İstanbul olan davacının davayı, 4721 sayılı Kanun'un 365 inci maddesinin altıncı fıkrasına uygun olarak yerleşim yerinin bulunduğu Gaziosmanpaşa 1. Aile Mahkemesinde açarak yetkili mahkemeyi seçmiş olduğu anlaşıldığına göre uyuşmazlığın, Gaziosmanpaşa 1. Aile Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; 6100 sayılı Kanun’un 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Gaziosmanpaşa 1. Aile Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (4)

Hukuk Genel Kurulu, 2017/995 E., 2018/514 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
maddesinde belirtilen muhtaç yaşlı kapsamında ücretsiz olarak kaldığını, muhtaç yaşlı kapsamındaki ...'in fiilen kuruluşta bakılması, tüm ihtiyaçlarının giderilmesi için TMK'nun 364, 365, 366. maddeleri gereğince davalılar aleyhine kurum adına kuruluş aylık ücretlerini ve yapılan masrafları karşılayacak oranda nafakanın davalılardan tahsili talep edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         2017/995 E.  ,  2018/514 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki “nafaka” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Sakarya 2. Aile Mahkemesince karar verilmesine yer olmadığına dair verilen 21.06.2012 gün ve 2010/139 E., 2012/446 K. sayılı kararın temyizen incelenmesinin davacı Sosyal Haklar Çocuk Esirgeme Kurumu vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 19.09.2013 gün ve 2013/9575 E., 2013/12962 K. sayılı kararı ile; “…Davacı vekili asıl ve birleşen davada; Sakarya İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü'ne bağlı Sakarya huzurevinde, davalıların babası ve dedesi ...'in 2828 sayılı ... Kanunu'nun 3. maddesinde belirtilen muhtaç yaşlı kapsamında ücretsiz olarak kaldığını, muhtaç yaşlı kapsamındaki ...'in fiilen kuruluşta bakılması, tüm ihtiyaçlarının giderilmesi için TMK'nun 364, 365, 366. maddeleri gereğince davalılar aleyhine kurum adına kuruluş aylık ücretlerini ve yapılan masrafları karşılayacak oranda nafakanın davalılardan tahsili talep edilmiştir. Mahkemece, ...'in 21.08.2010 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından davanın konusuz kalmış olması sebebiyle karar tesisine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. TMK.nun 364-366 maddelerine göre; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Nafaka davası mirasçılıktaki sıra göz önüne tutularak açılır. TMK'nun 365/3. maddesinde nafaka davasının, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmi veya kamuya yararlı kurum tarafından da açılabileceği; TMK'nun 366. maddesinde ise korunmaya muhtaç kişilerin bakımının yükümlü kurum tarafından sağlanacağı ve bu kurumların yaptıkları masraflarını nafaka yükümlüsü kişiden isteyebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, asıl davanın 25.02.2010 tarihinde, birleşen davanın ise 16.07.2010 tarihinde açıldığı, fiilen kuruluşta bakılan davalıların üstsoyu ...'in 21.08.2010 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır. Nafaka davaları dava açıldığı tarihten itibaren hüküm ifade eder,ayrıca her dava açıldığı tarihteki şartlara göre karara bağlanır. Mahkemece dava açıldığı tarih ve ...'in vefat tarihi dikkate alınarak davacı tarafın talebinin değerlendirilmesi gerekirken, ...'in 21.08.2010 tarihinde vefat ettiği belirtilerek davanın konusuz kalmış olması sebebiyle karar tesisine yer olmadığına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 366. maddesi uyarınca açılan yardım nafakasının tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili asıl ve birleşen dava dosyasında, muhtaç yaşlı kapsamında huzurevinde ücretsiz olarak kalan ...’in kurum adına kuruluş aylık ücretlerini ve masraflarını karşılayacak oranda nafakanın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamışlardır. Yerel Mahkemece kuruma bağlı Sakarya Huzurevi’nde bulunan ...'in 21/08/2010 tarihinde vefat etmiş olduğu nüfus kaydından anlaşılmakla davanın konusuz kalmış olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık kısmında açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece nafakaya ilişkin davalarda yargılama sonuçlanıncaya kadar hükme etki edecek hususların göz önünde bulundurulması gerektiği gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık yardım nafakasına ilişkin davanın, huzurevinde kalan ...’in asıl ve birleşen dava açıldıktan sonra ölümü nedeni ile konusuz kalıp kalmadığı ve yardım nafakası talebinin hangi tarihten itibaren hüküm doğuracağı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle uyuşmazlığın çözümü için yardım nafakasına ilişkin genel bir açıklama yaptıktan sonra konu ile ilgili yasal düzenlemelerin incelenmesinde yarar vardır. Nafaka, bir kimsenin bakmakla yükümlü olduğu kimseler lehine mahkemece takdir edilen aylık parasal katkı olarak tanımlanabilir. Yardım nafakası ise, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek üstsoy, altsoy ve kardeşleri bulunan herkesin bu kişilere olan yükümlülüğünü ifade eder. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 364, 365, 366. maddelerine göre, herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Nafaka davası mirasçılıktaki sıra göz önüne tutularak açılır. Nafaka davası, nafaka alacaklısına bakmakta olan bakmakta olan resmî ve kamuya yararlı kurumlar tarafından da açılabilir. Korunmaya muhtaç kişilerin bakımı yükümlü kurum tarafından sağlanır. Bu kurumlar korunmaya muhtaç kişiler için yaptıkları masraflarını nafaka yükümlüsü kişiden talep edebilir. Yardım nafakası, aile bireylerini yoksulluk ve düşkünlükten kurtarmaya ilişkin bir nevi sosyal yardımlaşma olup, ahlâk kuralları ile geleneklerin zorunlu kıldığı bir ödevdir. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması yükümlülüğü ortadan kaldıran bir neden olarak düzenlenmemiştir. Bu nedenle kanun koyucu, yardım nafakasını kişinin ve toplumun vicdanına bırakmamış, kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.03.2015 tarih, 2013/3-1627 E., 2015/1020 K. sayılı kararı). 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu 3. ve 30. maddelerinde de, ihtiyacı olan yaşlı ve sosyal hizmet kuruluşlarının tanımı yapılarak, kurumun kendisine yardımda bulunduğu kişiler lehine Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre nafaka ile yükümlü bulunanlar hakkında dava açmak hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalarda sonra somut olayda, davanın yardım nafakası talebine ilişkin olduğu, davacı kurumun nafaka yükümlüleri aleyhine dava açma hakkı bulunduğu, huzurevinde kalan ...’in de asıl ve birleşen dava açıldıktan sonra vefat ettiği, bu konularda yerel mahkeme ve özel daire arasında bir ihtilaf bulunmadığı açıktır. Sorun, açılan nafaka davasının muhtaç kişinin ölümü nedeni ile konusuz kalıp kalmadığıdır. Konunun bu açıdan incelenmesi gerekmektedir. Kural olarak her dava açıldığı tarihteki koşullara göre hükme bağlanır. Nafakanın bağlanmasında olduğu gibi arttırılmasına ve eksiltilmesine yönelik taleplerin kabulüne de dava tarihinden itibaren hükmolunur. Nitekim Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 28.11.1956 gün, 1956/15 E., 1956/15K. sayılı kararı da bu yöndedir. Ancak, boşanmanın ferî niteliğindeki nafakaya ilişkin davalarda hüküm verilinceye kadar hükme esas olan unsurlar göz önünde bulundurulur. Eldeki dava yardım nafakası talebi ile açılmış olup, boşanmanın ferî niteliğindeki bir nafaka davası değildir. Bu nedenle mahkemece davanın açıldığı tarihteki koşullar ve ...’in ölüm tarihi dikkate alınarak değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmelidir. Hâl böyle olunca özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı SHEÇK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 21.03.2018 gününde oy birliği ile karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2013/1882 E., 2013/3665 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
Dava, TMK'nun 364 ve 365. maddelerinde düzenlenmiş olan yardım nafakası istemine ilişkindir.
3. Hukuk Dairesi         2013/1882 E.  ,  2013/3665 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacının, davalının oğlu olduğunu beyan ederek 1000 TL yardım nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davacının hisseli de olsa adına kayıtlı iki adet taşınmazının bulunduğu, davalı dışında başka çocuklarının da bulunduğu, davalının davacıya her ay 330 TL göndermek suretiyle üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dava, TMK'nun 364 ve 365. maddelerinde düzenlenmiş olan yardım nafakası istemine ilişkindir. Anılan yasal düzenlemeler incelendiğinde; Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür (TMK md 364/1). Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir (TMK. md 365/2). Nafakanın, nafakayı ödemekle yükümlü olan kişilerin bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hakim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir (TMK. md.365/3). Açıklanan yasal düzenlemede belirtilen yoksulluk kavramına ise Hukuk Genel Kurulunun 07.06.1998 gün 1998/656 E. 1998/688 K. sayılı ilamı ile açıklık getirilmiş ve “...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür (eğitim) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların” yoksul kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Yardım nafakasına karar verilebilmesi için nafaka isteyenin yardım edilmemesi halinde zarurete düşeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Zarurete düşme terimi çok sıkıntılı bir durumu ve ekonomik şartları ifade eder. Hükmedilecek yardım nafakasının miktarı yalnızca söz konusu sıkıntılı durumu önlemeye matuftur. Yardım nafakası yoluyla nafaka isteyenin geçiminin ve her türlü gereksinmelerinin sağlanması gerekmez. Somut olayda; davalının davacı babasına her ay 330 TL para gönderdiği, davalı dışında davacının 3 tane kızının bulunduğu, bu çocukların evli olduğu, düşük oranda gelirlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan, davalının yurt dışında bulunması nedeni hakkında ekonomik ve sosyal durum araştırmasının yapılamadığı tüm dosya kapsamı ile sabittir. Öyle ise mahkemece, davacının diğer çocuklarının da nafaka yükümlülüklerinin bulunduğu da dikkate alınarak, davalının ödediği miktarın arttırılıp, azaltılabileceği de göz önünde bulundurulup, en azından davalının halen ödediği miktarın yardım nafakası olarak takdirine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2012/12915 E., 2012/18301 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
dece nafakanın miktarını tayinde etkili olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı ...’ın 250 TL, davalı ...’nin ise 150 TL yardım nafakasını davacıya ödemesine karar verilmiş, hüküm; davalılar tarafından temyiz edilmiştir.Dava, TMK. nun 364 ve 365. maddelerinde düzenlenmiş olan yardım nafakası istemine ilişkindir.
3. Hukuk Dairesi         2012/12915 E.  ,  2012/18301 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.avacı dilekçesinde; tüm malvarlığını kızları olan davalılara devrettiğini, ancak davalıların kendisine geçinmesi için gerekli yardımı yapmaktan kaçındıklarını ileri sürerek; her bir davalıdan 500’er TL olmak üzere toplam 1.000 TL yardım nafakasının alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar; anneleri olan davacının emekli maaşı aldığını ve halen davalı ...’a ait evde dava dışı kardeşleri Yılmaz ile birlikte kira vermeden oturduğunu, ayrıca davacının bankada 16.500 TL tutarında mevduatının bulunduğunu savunarak; koşulları oluşmayan nafaka isteminin reddini talep etmişlerdir. Mahkemece; davacının nafakaya ihtiyacı bulunduğu, almakta olduğu emekli maaşının ise sadece nafakanın miktarını tayinde etkili olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı ...’ın 250 TL, davalı ...’nin ise 150 TL yardım nafakasını davacıya ödemesine karar verilmiş, hüküm; davalılar tarafından temyiz edilmiştir.Dava, TMK. nun 364 ve 365. maddelerinde düzenlenmiş olan yardım nafakası istemine ilişkindir. Anılan yasal düzenlemeler incelendiğinde;Herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür(TMK md 364/1). Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir(TMK. md 365/2).Nafakanın, yükümlülerin bir veya birkaçından istenmesi hakkaniyete aykırıysa hakim, onların nafaka yükümlülüğünü azaltabilir veya kaldırabilir(TMK. md.365/3).Açıklanan yasal düzenlemede belirtilen yoksulluk kavramına ise Hukuk Genel Kurulunun 7.6.1998 gün 1998/656E. 688 K.sayılı ilamı ile açıklık getirilmiş ve “:...yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür ( eğitim ) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların” yoksul kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.Tüm bu açıklamalar ve ortaya konulan yasal düzenlemeler ışığında somut olay irdelendiğinde; nafakanın yasal koşullarının oluşup oluşmadığının tespiti için mahkemece yaptırılan incelemenin yeterli olmadığı açıktır. Zira, davalı tarafça ileri sürülen banka hesabının var olup olmadığı incelenmediği gibi bu hesabın varlığını kabul eden ancak borçlarını ödeyebilmek için bu hesabı kapattığını bildiren davacıdan bu konudaki delilleri usulünce sorulup toplanılmamıştır.Bundan ayrı, davacının, davalılar dışındaki (nafaka ile yükümlü olan diğer) reşit çocuklarının sosyal ve ekonomik durumları da araştırılmamıştır.Buna göre mahkemece yapılacak iş; hem davacının, hem de davalılar dışındaki yetişkin çocukların sosyal ve ekonomik durumları araştırarak tarafların var ise bu konudaki delillerini toplamak ve sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2016/3340 E., 2016/3728 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAİLE MAHKEMESİ
tam metni aç
TMK'nun 364-366 maddelerine göre;
3. Hukuk Dairesi         2016/3340 E.  ,  2016/3728 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yardım nafakası davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesi ile; davalının eşi olan ilgili ...’nin huzurevine yerleştiğini, daha sonra huzurevinde kalmakta olan davalı ile evlenerek huzurevinden ayrıldıklarını, davalının kanser tedavisi görmeye başlaması üzerine bir süre davalının akrabalarının yanında kalan ilgili ...’nin huzurevine teslim edildiğini belirterek özel bakım gideri olan aylık 268,50 TL nafakanın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece; davalının nafaka alacaklısının eşi olduğu, kurumun eşe karşı dava açma, davacı taraf ehliyeti bulunmadığından usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. TMK'nun 364-366 maddelerine göre; herkes yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek üst soyu ve alt soyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Nafaka davası mirasçılıktaki sıra göz önüne tutularak açılır. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır. TMK'nun 365/3. maddesinde nafaka davasının, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmi veya kamuya yararlı kurum tarafından da açılabileceği, TMK'nun 366. maddesinde ise korunmaya muhtaç kişilerin bakımının yükümlü kurum tarafından sağlanacağı ve bu kurumların yaptıkları masraflarını nafaka yükümlüsü kişiden isteyebilecekleri hüküm altına alınmıştır. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununun 30. maddesine göre; kurum, kendisine yardımda bulunduğu kişiler için Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre nafaka ile yükümlü bulunanlar hakkında dava açmak hakkına sahipt Dosya içeriğinden, davalının eşi olan...doğumlu olduğu, 27.02.2013 tarihinde ...Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü ... Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde muhtaç olması sebebi ile koruma altına alındığı ve bakımının kurum tarafından üstlenildiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, yukarıda anılan hükümler çerçevesinde nafaka yükümlüsü davalının ekonomik ve sosyal durumu tespit edildikten sonra, ödemede zorlamayacak, zarurete düşürmeyecek şekilde, TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak davacı tarafın talebinin değerlendirilmesi gerekirken, davacının dava açma ehliyeti bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.03.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Türk Medeni Kanunu'na göre, geçimini sağlamakta zarurete düşen bir kimsenin, üstsoy ve altsoyu ile kardeşlerinden nafaka talep etmesi durumunda izlenecek yasal sıra aşağıdakilerden hangisidir?

A) Önce kardeşler, sonra altsoy, en son üstsoy.
B) Önce üstsoy, sonra altsoy, en son kardeşler.
C) Altsoy, üstsoy ve sonra da refah içindeki kardeşler.
D) Sadece anne ve babadan istenebilir, diğerlerinden istenemez.
E) Nafaka yükümlülüğünde herhangi bir sıra yoktur, hakim dilediğine hükmeder.