4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 409

Türk Medeni Kanunu 409. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 409- Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. (Değişik cümle:2/3/2024-7499/6 md.) Resmî sağlık kurulu raporunun tanzimi için gereklilik bulunması halinde 436 ncı madde hükümleri uygulanır. Hâkim, karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir. II. İlân

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

35 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2024/3396 E., 2024/4250 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
un 29.02.2012 tarih 556 sayılı raporunda kısıtlanması istenenin hezayan bozukluğu denilen akıl hastalığının saptandığı bu duruma göre fiil ehliyetine haiz olmadığından kısıtlanarak vasi tayini gerektiğinin bildirildiği, söz konusu raporlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 409 uncu maddesinde belirtilen usulde alınmış raporlar içinde herhangi bir çelişik tespite rastlanmadığı,
2. Hukuk Dairesi         2024/3396 E.  ,  2024/4250 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/1297 E., 2023/838 K. KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Kısıtlı Taraflar arasındaki vesayet davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, Mahkemece kısıtlılık kararının ve vasinin görev ve yükümlülüklerinin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı kısıtlı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Kısıtlı tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Talep eden Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığının 28.12.2009 tarihli ihbar yazısında özetle; ihbar yazı ekinde Zonguldak Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından ... a vasi tayinin gerektiğine ilişkin rapor sunularak, ...'ın kendi işlerini görebilecek yeterlilikte olup olmadığı hususunda değerlendirmesi için sağlık kurulu raporu alınması gerektiğini beyanla eğer gerekli görülür ise vesayet altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Vasi ... 30.09.2015 havale tarihli talep dilekçesiyle; kısıtlı ...'in her hangi bir akıl hastalığı olmadığını, Zonguldak'ta bulunan evlerine giden patika yola açılan kaçak kömür ocağı nedeniyle evlerini kullanamaz hale geldiklerini, kısıtlının bu nedenle şikayetçi olması sebebi ile hileli şekilde alınan raporlarla akıl hastası muamelesi gördüğünü, kısıtlının akıl hastası olmadığını beyanla kısıtlılık kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. MAHKEME KARARI 1.Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.09.2012 tarihli ve 2010/45 Esas, 2012/685 Karar sayılı kararı ile, yapılan yargılamada, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Gözlem İhtisas Dairesi'nin 06.01.2012 tarihli sağlık kurulu raporu ile kısıtlı adayı Şerafetin Yeşilbaş'ın 28.12.2011 giriş ve 06.01.2012 çıkış tarihleri arasında yapılan muayenesi müşahadesi, tetkikleri ve adli dosyanın incelenmesi neticesinde, Hezeyanlı Bozukluk denilen akıl hastalığına musab olduğu, hukuki sorumluluğunun olmadığı, mevcut hastalığı sebebiyle akli dengesinin akıllıca yaşam sürmesi için yeterli olmadığı, iradesinin, verdiği kararlar ve hareketler üzerinde olumsuz bir etki yaratacağı, kendi işlerini görecek güce sahip olmadığı, sürekli yardıma muhtaç olduğu, başkalarının emniyetini tehdit etmeyeceği, muhafaza altına alınması gerektiği, hastalığının sürekli olduğu, hakimlikçe dinlenmesinde yarar bulunmadığı, vasi tayininin uygun olduğunun bildirildiği, rapor sonucuna muhalif muhalif Prof. Dr. .. muhalefet şerhinde "kısıtlı adayanın babasından kalan ve 80 yaşındaki annesinin oturduğu evin patika yolunu ve dere üzerinde yapılmış depodan gelen suyu korumaya çalıştığını, kaçak ocak nedeni ile patika yolun daraldığını, toprak kayması riskinin ortaya çıktığını, evine gelen su borusunun birkaç kez çıkarıldığını veya kesildiğini, bilirkişi raporları ile kazandığı bazı davaların iddialarının asılsız olmadığını gösterdiğini, kişinin psikiyatrik muayenesinde mükemmelliyetçi ve paranoid kişilik özellikleri olduğun tibbi kanaatine varıldığını, vasi tayininin gerekmediği akıl sağlığının yerinde olduğu" şeklinde görüş bildirdiği, kısıtlı adayının sunduğu çok sayıda beyan dilekçesinde kısıtlınması gerektirir akıl hastalığının olmadığını, Gözlem İhtisas Dairesinin valilik yazışma karar ve sayılarından öte mağduriyetine ve haklılığına dair Mahkeme karar ara karar tutanak ve ses ve görüntü kayıtlarına değinilmeyerek karar verilmesinin hukuki ve mantıksal dayanadığının olmadığını, raporu kabul etmediğini hukuki hakları saklı kalmak kaydı ile hakem Üniversite Hastanesinde ses ve görüntü kaydı içinde muayenesinin yapılmasını talep ettiği, kısıtlanması talep edilen hakkında Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesinin 09.12.2008 tarihli raporunda dava paranoyası olabileceğinin düşünüldüğünü ancak sağlıklı karar verilmesi için akıl sağlığı hastanesinde bir süre müşahade altında tutulması gerektiği belirtildiği, kısıtlı adayının ZKÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesine sevkine karar verildiği, kısıtlı adayının bu yere gitmek istemediğini beyan etmesi nedeni ile bu Kurumdan istenen hususta rapor aldırılamadığı, 30.03.2010 tarihinde Adli Tıp Kurumuna sevkine karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulunun 18.08.2010 tarihli yazısı ile şahsın yapılan muayene sonucunda dava dosyası ile 3 ay sonra tekrar muayene edilmek üzere Kurula gönderilmesine karar verildiği, 01.12.2010 tarihinde rapor için tekrar yazı yazıldığı, 08.12.2010 tarihinde İhtisas Kurulunun şahsın yapılan muayenesi sonucunda Gözlem İhtisas Dairesinde müşahedesine karar verildiği, Gözlem İhtisas Dairesinde müşahade sonucu düzenlenen raporda kısıtlanması istenenin akıl hastalığı sebebiyle kısıtlanmasını gerektirir bir durumun olduğu dilenmesine yarar olmadığı, Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun 29.02.2012 tarih 556 sayılı raporunda kısıtlanması istenenin hezayan bozukluğu denilen akıl hastalığının saptandığı bu duruma göre fiil ehliyetine haiz olmadığından kısıtlanarak vasi tayini gerektiğinin bildirildiği, söz konusu raporlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 409 uncu maddesinde belirtilen usulde alınmış raporlar içinde herhangi bir çelişik tespite rastlanmadığı, dosya içinde bu rapolar ile çelişen başkaca rapor bulunmadığı, heyetin baskı altına olduğu, yanlı davrandığı, talimat veya rica aldığı yani tarafsızlığına halel getirecek herhangi bir durumun olduğu tespit veya ispat edilmediği, o halde dinlenmesinde yarar olmadığı belirtilen ve kısıtlanması istenenin yeniden başka hastaneye sevk edilerek rapor alınması yönündeki talebin reddi gerektiği, bu hali ile mevcut ve usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporu gereğince kısıtlı adayının hastalığının kısıtlanmasını gerektirir nitelikte olduğu tespit edildiği gerekçesiyle ...'ın kısıtlanmasına ...'ın kendisine vasi olarak atanmasına karar verilmiştir. 2.Antalya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.01.2016 tarihli kararı ile vasi ... tarafından 06.07.2015 tarihli Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesine verilen dilekçe ile abisi ... hakkındaki vesayet kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği, kısıtlının alınan rapora göre kısıtlılık halinin devam ettiği gerekçesiyle kısıtlılık kararının ve vasinin görev ile yükümlülüklerinin aynen devamına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 07.01.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde kısıtlı temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 07.06.2016 Tarihli 2016/4370 Esas, 2016/9154 Karar sayılı kararı ile duruşma açılmak suretiyle inceleme yapılması gerekirken, dosya üzerinden inceleme yapılarak, hukuki dinlenilme hakkını ihlal ederek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 14.03.2023 tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Mahkemece kısıtlının hastaneye sevk edilmesi için ilgili emniyet müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, 02.06.2022 günü kısıtlının evine gidildiği, kısıtlıya zorluk çıkarmaması gerektiğinin belirtildiği, kendisinin terörist olmadığı kendileri ile gelmeyeceğini belirttiği, polis memurlarını şikayet edeceğini 45 dakikalık çabalar sonucunda kısıtlıyı ikna ettiklerini fakat muayene ücretini ödemediği için muayenesini yapılamadığını, 16.06.2022 tarihinde şahsın adresine gidildiği şahsın 25 dakika zorluk çıkardığı, kız kardeşi ile birlikte ambulansa bindirildiğinin belirtildiği, kısıtlının Akdeniz Tıp Fakültesine sevkinin sağlandığı fakat muayenesinin yaptırılamadığının belirtildiği, kısıtlının hastaneye sevki sağlandığı, kısıtlı hakkında alınan Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 05.07.2022 tarihli raporuna göre şahsın psikiyatrik değerlendirilmesinde psikotik bozukluk denen hastalığı olduğu tedavi olmak istemediği akıllıca yaşam sürdürmek için yeterli akli dengeye sahip olmadığı kısıtlılık halinin devam edilmesinin uygun olacağı 4721 sayılı Kanun'un 432 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesinin uygun olacağı kanaatine varıldığının bildirildiği, duruşma gün ve saatinin kısıtlı adayı ve vasiye usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, 14.03.2023 tarihli duruşmaya katılmadıkları, yapılan yargılama, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden alınan rapor, kısıtlının hakkında yeniden rapor alınabilmesi için hastaneye müracaat etmemesi, kolluktan gelen cevabi yazılar, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre kısıtlının alınan rapora göre kısıtlılık halinin devam ettiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde kısıtlı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Dairenin 11.10.2023 tarihli ve 2023/6570 Esas, 2023/4701 Karar sayılı kararıyla, dosya kapsamında yer alan vasi adaylarının ve mevcut vasinin beyanları, hakkında kısıtlılık kararı verilen ...'ın iddiaları, kısıtlılık kararına dayanak Adli Tıp Kurumu raporunda yer alan muhalif Prof. Dr. ...'in karşı oy yazısı ve kısıtlının geçmişi bir bütün olarak değerlendirilerek, hakkında kısıtlılık kararı verilen ...'ın akıl sağlığı konusunda 2659 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Adli Tıp Kurumu'nun ilgili üst kurulundan bozma ilamı doğrultusunda yeniden rapor alınması ve bu rapor sonucu ile tüm dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler bir arada değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle temyiz olunan Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde kısıtlı karar düzeltme isteminde bulunmuştur. B. Karar Düzeltme Sebepleri Kısıtlı; kısıtlanmasını gerektiren yasal koşulların oluşmadığını, hak aradığı için bu dava ile muhatap edildiğini, hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın tüm yönlerinden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kısıtlanma ve vasi tayini talebine yönelik olup, uyuşmazlık, Dairenin 11.10.2023 tarihli ve 2023/6570 Esas, 2023/4701 Karar sayılı kararında düzeltilmesi gereken bir yanlışlık bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi. 4721 sayılı Kanun'un 405 inci ve 409 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Mahkemece verilen karar, Dairemizce yasal ve hukuki dayanakları gösterilmek suretiyle bozulmuş olup temyiz ilamında bildirilen gerektirici sebeplere göre karar düzeltme istemi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesindeki nedenlerden hiçbirisine dayanmamaktadır. Bu nedenle yerinde olmayan istemin reddi gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Karar düzeltme talebinin REDDİNE, 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin son fıkrası ve 4421 sayılı Kanun'un 2 nci ve 4 üncü maddesinin (b) bendinin (1) inci alt bendi delaletiyle takdiren 2.320,00 TL para ceza ile yatırılmayan 891,50 TL karar düzeltme ret harcının düzeltme isteyenden tahsiline,05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Hukuk Dairesi, 2017/4303 E., 2018/199 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanunu 409. maddesi 2.
8. Hukuk Dairesi         2017/4303 E.  ,  2018/199 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Vasi Atanması Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün kısıtlı adayı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R ... 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2012/958 Esas 2013/875 Karar sayılı ihbar yazısında, hakaret suçundan dolayı yargılanan ve akıl hastası olması nedeni ile ceza verilmesine yer olmadığına karar verilen ...’ın kısıtlanması, kendisine vasi tayin edilmesi talep edilmiştir. Kısıtlı adayının akıl sağlığının tespiti için aldırılan ... Üniversitesi Ruh Sağlığı ve hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanlığından gönderilen raporda kişinin hakaret suçunun tarihinde ve halen TCK’nun 32/1 maddesi kapsamında olduğunun bildirilmesi, ... Devlet hastanesinden verilen raporda ise kişiye vasi tayinin gerekmediğinin açıklanması üzerine, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için kısıtlı adayının ... Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmesi için defalarca müzekkere yazılmış, randevu alınmış, ancak kısıtlı adayı ... Adli Tıp Kurumuna gitmeyi reddettiğinden ve Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesine gönderilmesi de zabıtaca sağlanamadığından, her iki rapor arasında çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Uzmanı, uzman Dr... a sevk edilmiş, bilirkişi vermiş olduğu raporunda, kısıtlı adayına vasi tayininin uygun olduğunu bildirilmiş mahkemece bu raporlara itibar edilerek davanın kabulü ile ...’ın kısıtlanmasına oğlu ...'ın vasi olarak atanmasına karar verilmiştir. Dava, TMK’nun 405/2.maddesine göre açılmış vasi tayini istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu 409. maddesi 2. fıkrası “Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Hâkim,karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.” hükmünü içermektedir. Kişilerin kısıtlanmasına karar verilerek kendilerine vasi atanması kamu düzeni ile ilgilidir. Bu istemlerle ilgili davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğundan; hakim resen araştırma ilkesinin sonucu olarak kendiliğinden delil toplama yetkisine sahiptir. Türk Medeni Kanunu 409. maddesi 2. fıkrası da açık bir şekilde akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verileceği hususu düzenlenmiştir. Bu bağlamda kısıtlılığı talep edilen kişinin kolluk kuvvetlerince temini ile dava konusu ile ilgili uzmanlık alanı olan bir sağlık kuruluşuna sevki ile dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişki de incelenmek sureti ile resmi sağlık kurulu raporu alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, kişinin hastaneye sevkinin sağlanamadığı gerekçesi ile tek hekim tarafından dosya üzerinden yapılan inceleme ile düzenlenen rapora göre karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 11.01.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2017/7101 E., 2017/15393 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
emediği de ispatlanamadığı, davacının talebi üzerine kısıtlı adayının kolluk marifetiyle hastaneye sevk edildiği, buna göre aldırılan raporun müzekkerede heyet raporu tanzimi istenmesine rağmen heyet raporu olmayıp tek hekim raporu olduğu, TMK'nun 409.maddesi uyarınca heyet raporu olmadan akıl hastalığı/zayıflığı nedeniyle vesayete karar verilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen ka
8. Hukuk Dairesi         2017/7101 E.  ,  2017/15393 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı ... vekili, müvekkilinin ablası ...'ın çocuklarının vefatından sonra akli melekelerinde hukuki ehliyetini etkileyecek hastalıklara maruz kaldığını ileri sürerek kısıtlanmasına ve kendisinin vasi olarak atanmasına karar verilmesini istemiş; mahkemece; davacı tarafından çıkarılan muhtıraya rağmen sağlık kurulu raporu aldırılmadığı gibi, kısıtlanması istenilenin rahatsızlığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediği de ispatlanamadığı, davacının talebi üzerine kısıtlı adayının kolluk marifetiyle hastaneye sevk edildiği, buna göre aldırılan raporun müzekkerede heyet raporu tanzimi istenmesine rağmen heyet raporu olmayıp tek hekim raporu olduğu, TMK'nun 409.maddesi uyarınca heyet raporu olmadan akıl hastalığı/zayıflığı nedeniyle vesayete karar verilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; kısıtlı adayı hakkında ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından tek imzalı olarak düzenlenen 05.02.2016 tarihli raporda, kısıtlı adayına atipik psikoz tanısı konularak, akli dengesinin akıllıca yaşam sürmek için yeterli olmayıp, sürekli yardıma muhtaç bulunduğu hakimlikçe dinlenmesinde yarar olmadığı belirtilmiştir. TMKnun 409/2.maddesinde akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Vesayete ilişkin hükümlerin kamu düzeni ile yakından ilgili bulunduğu da göz önüne alınarak; mahkemece, kısıtlı adayının yeniden hastaneye sevki sağlanıp kısıtlanmasını gerektirir nitelikte akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı konusunda sağlık kurulu raporu aldırılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde bulunmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKnun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'nun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 409 ]
2. Hukuk Dairesi 2006/21641 E., 2007/16490 K. 2. Hukuk Dairesi 2006/21641 E., 2007/16490 K. - EKSİK İNCELEME İLE HÜKÜM TESİSİ - KISITLAMA KARARI- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 405 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 409 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 419 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Türk Medeni Kanununun 419/2. maddesinde; gerek duyulduğunda henüz ergin olmayanlarında kısıtlanmasına karar verilebileceği, ancak bu halde kısıtlama kararının ergin olduktan sonra sonuç doğuracağı hükme bağlanmıştır. Davacının kızı Zeynep 15.01.2001 doğumlu olup, Muş Devlet Hastanesince verilen sağlık kurulu raporunda, çalışma gücünü %50 oranında kayıp ettiği bildirilmiştir. Çalışma gücünün kaybı, tek başına Türk Medeni Kanununda sayılan kısıtlama nedeni değildir. Davacı, kızının beyin özürlü olduğunu ileri sürdüğüne göre mahkemece yapılacak iş; Türk Medeni Kanununun 409/2. maddesine hükmüne göre; tam teşekküllü bir hastaneden, adı geçen hakkında Türk Medeni Kanununun 405. maddesinde belirtilen kısıtlanmasını gerektirir nitelikte bir hastalığının bulunup bulunmadığına ilişkin resmi sağlık kurulu raporu almak, kısıtlanmasını gerektirecek nitelikte bir akıl hastalığının varlığı halinde velayet altında olduğu da gözetilerek, hemen kısıtlama kararı verilmesini gerektiren nedenler ve olgular tartışılıp değerlendirilerek , ulaşılacak sonuç uyarınca bir karar vermekten ibarettir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, oybirliğiyle karar verildi .26.11.2007 pzt.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- GÜVENLİK TEDBİRLERİ**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 409 ]
9. Ceza Dairesi 2008/6230 E., 2009/1 K. 9. Ceza Dairesi 2008/6230 E., 2009/1 K. - AKIL HASTALIĞI - GÜVENLİK TEDBİRLERİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 409 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 32 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 57 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 74 ] "İçtihat Metni" Mala zarar vermek suçundan şüpheli Yahya hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1. maddesi uyarınca kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair, Araklı Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2007 tarihli ve 2007/981-871 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesi gereğince güvenlik tedbirine hükmolunmasına karar verilmesi yönünden yapılan talebin reddine dair, (Araklı Sulh Ceza Mah-kemesi)'nin 17.12.2007 tarihli ve 2007/325 müteferrik sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin, (Trabzon Birinci Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2007 tarihli ve 2007/740 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesi uyarınca güvenlik tedbirine hükmolunması konusunda yapılan talep üzerine, akıl hastalığının nasıl tespit edileceği hususunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlendiği, soruşturma sırasında şüphelinin müdafii huzurunda beyanı alınıp Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi sağlık kurulu raporu ile yeti-nildiği, anılan maddedeki usulün uygulanmadığı gerekçesiyle talebin reddine, 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesi gereğince ceza muhakemesi işlemleri tamamlandıktan sonra talep halinde konunun yeniden değerlendirileceğinin bilinmesine dair, Araklı Sulh Ceza Mahkemesi'nce karar verilmiş olup, bu karara karşı yapılan itiraz da reddedilmiş ise de, Soruşturma evresi sırasında alınan, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Başhekimliği'nin 22.11.2007 tarihli ve 2007/2828 sayılı raporu ile şüphelinin psikotik bozukluk içerisinde olduğu ve işlediği suçu tamamen rahatsızlığının neticesinde meydana getirdiğinden dolayı, 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesinden yararlanabileceğinin değerlendirilmiş olduğu tespit edilerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesindeki düzenlemenin madde metninden de anlaşılacağı üzere soruşturma ve kovuşturma evresinde söz konusu olacağı, somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile bu evrenin sona ermiş olması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesindeki usulün uygulanamayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca kişi hakkında güvenlik tedbirine hükmolunması gerekeceği cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı'nın 22.02.2008 gün ve 11636 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay C.Baş-savcılığı'nın 14.03.2008 gün ve 2008/55854 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1. maddesine göre, akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış bulunan kişiye ceza verilemez; bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. Hakkında güvenlik tedbirine hükmolunan akıl hastalarının, aynı Yasa'nın 57/1. maddesi uyarınca yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınması gerekir. Akıl hastalığının ve bunun kişinin davranışlarını yönlendirme yeteneğine etkisinin saptanması ise, psikiyatri biliminin verileri çerçevesinde bilirkişi uzman hekim tarafından belirlenecektir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu'nda bu tür raporların hangi hekim ya da kurumlardan alınacağı hususunda bir açıklık olmadığı ve yargılama usulüne ilişkin kurallarda kıyas mümkün bulunduğu için, bu durumda akıl hastalığının saptanmasına dair kurallar öngören diğer yasal düzenlemelerden yararlanılmalıdır. Kişilerin akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanması yöntemini düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nun 409/2. maddesinde, "akıl hastalığı veya zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir." denilmektedir. 10.09.1982 tarih ve 8/5819 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin 5. maddesinde sağlık kurumları işlevlerine göre beş gruba ayrılmış, genel dal hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastaneleri ayrı birer grup olarak düzenlenmiş, 22 ve devamı maddelerinde ise, sağlık kurullarının oluşumu kurala bağlanmıştır. Bir başka yasal düzenleme de, infaz sırasında akıl hastalığına tutulan hükümlülerle ilgili infazın geri bırakılması koşul ve yöntemlerini düzenleyen 5275 sayılı CGTİK'nın 16. maddesinde yer almıştır. Buna göre, infazın geri bırakılması kararı ancak Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen veya Adalet Bakanlığımca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumu'nca onaylanan raporlar üzerine verilebilecektir. Dolayısıyla, şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığı, belirtilen sağlık kurumlarından herhangi birinden aldırılacak sağlık kurulu raporu ile saptanabilir. Kişinin akıl hastası olup olmadığının sağlık kuruluşlarınca saptanması işlemi sırasında gözlem altına alınması da zorunlu değildir. CMK'nın 74. maddesinde düzenlenen ve özgürlüğü kısıtlayan bir işlem olan gözlem altına alma, ancak bilirkişinin uygun görüşü doğrultusunda ve gerektiğinde başvurulabilecek bir kontrol yöntemidir. Öte yandan, soruşturma sırasında şüphelinin kusur yeteneği ve ceza sorumluluğu bulunmadığını saptayan Cumhuriyet Savcısı, şüpheli hakkında CMK'nın 171. maddesine göre kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilecek, ayrıca şüpheli hakkında koruma ve tedavi kararı verilmesi bakımından Sulh Ceza Hakimliği'ne de başvurabilecektir. Akıl hastaları hakkındaki güvenlik tedbiri yargılamasının nasıl yürütüleceği hususunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, bu yargılamada fiilin akıl hastası fail tarafından işlenip işlenmediği, yasada öngörülen suç tiplerinden birine uyup uymadığı, ayrıca kişinin kusur yeteneği ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı gibi hususların çözüme kavuşturulması gerekeceğinden, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yargılamaya ilişkin hükümlerinin gerekli görüldüğü ölçüde uygulanması da zorunludur. Başvuruya konu olayda, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Başhekimliğimin 22.11.2007 tarihli ve 2007/2828 sayılı sağlık kurulu raporunda; şüpheliye "psikotik bozukluk" tanısı konulmuş ve "işlediği suçu tamamen rahatsızlığının neticesinde meydana geldiğinde 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesinden değerlendirilmesi gerektiği" kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Cumhuriyet Savcısının, bu rapora dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi ve ardından şüpheli Yahya hakkında koruma ve tedavi tedbiri kararı verilmesi istemiyle Sulh Ceza Mahkemesine başvurmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, adı geçen kurumdan rapor aidırılırken şüphelinin gözlem altına alınması da zorunlu değildir. Kaldı ki, kişinin gözlem altına alınması gerektiğine ilişkin bir uzman hekim görüşü de bulunmamaktadır. Öte yandan, güvenlik tedbiri istemini inceleyip karara bağlayacak olan mahkemenin gerektiğinde yeniden başka kurumlardan rapor aldırmasına da hukuken olanak bulunduğu dikkate alındığında, istemi çözüme bağlamak yerine, evrakın işlem yapılmaksızın Cumhuriyet Savcılığı'na iadesi ile kişinin gözlem altına alınıp yeniden rapor aldırılması yolundaki karar ve uygulaması da isabetsiz görülmüştür. Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Trabzon Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.12.2007 tarih ve 2007/740 Değişik İş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 30.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre, aşağıdaki kısıtlama sebeplerinden hangisinde, kısıtlanacak kişinin karar verilmeden önce mutlaka dinlenilmesi zorunluluğu bulunmaktadır?

A) Akıl hastalığı
B) Akıl zayıflığı
C) Savurganlık
D) Başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan akıl hastalığı
E) Resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmiş akıl zayıflığı

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol