Türk Medeni Kanunu 42. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 42- Kişisel durumdaki değişiklikler, özellikle evlilik dışı bir çocuğun tanınması veya hâkimin babalığa karar vermesi, soybağının düzeltilmesi, evlât edinme ya da bulunmuş bir çocuğun soybağının belli olması, ilgili kanun hükümlerine göre kütüğe işlenir.
C. Ölüm kütüğü
I. Ölümün bildirilmesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
10 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2015/13670 E., 2016/3844 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
Bu durumda mahkemece yapılacak iş Türk Medeni Kanununun 405. ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 42. maddesi uyarınca davalı-karşı davacı kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibarettir.
2. Hukuk Dairesi 2015/13670 E. , 2016/3844 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 01.03.2015 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Av. ... ile karşı taraf davalı-karşı davacı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davalı-karşı davacı kadının ruhsal rahatsızlığının ileri sürülmesi üzerine, mahkemece davalı-karşı davacı kadının rahatsızlığının, evlilik birliğinin çekilmez hale getirici ve tedavisi mümkün olmayan bir hastalık olup olmadığı yönünde rapor aldırılmış,... Üniversitesi Eğitim ve Araştırına Hastanesinin 14.08.2013 tarih ve 83529411-26/12601 sayılı raporunda sosyal şifa halinin sürdüğü, evlilik birliğinin çekilmez hale getirecek düzeyde ruhsal bir rahatsızlığının olmadığı belirtilmiş, ... Kuruluna ait 17.11.2014 tarih ve 5257 karar sayılı raporda ise kadının (eksitasyon) ve (depresyon) nöbetleri ile tam bir akli sağlık nöbetleri içinde bulunduğu (serbest ara dönemler)’le seyreden (Bipolar Affektif Bozukluk) denilen devri bir psikoz olan akıl hastalığına musab olduğu, hali hazır durumu ile hastalığının serbest ara dönemde (remisyon döneminde) olup tıbbi tedavi ile kontrol altında olduğu, musab olduğu hastalığının ortak hayatı çekilmez hale getirecek düzeyde olmadığı belirtilmiştir.
Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup, hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir. Yargılamada her iki tarafın beyanı ve aldırılan rapora göre davalı-karşı davacı kadının bipolar duygulanım bozukluğu, şizofreni, şizoaffektif bozukluk organik olmayan psikotik bozukluk tanıları ile takibinin yapıldığı, hastalığının remisyonda olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalı-karşı davacı kadın hakkında rapor aldırılmış ise de; kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği araştırılmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş Türk Medeni Kanununun 405. ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 42. maddesi uyarınca davalı-karşı davacı kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibarettir. Bu yön göz önünde tutulmadan, yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında karar verilmesi usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer bölümlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşma için taktir olunan 1.350,00 TL. vekalet ücretinin ...'dan alınıp ...'a verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 01.03.2016 (Salı)
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2012/707 E., 2013/303 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat çoktur.Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42 ve 44. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) v
Hukuk Genel Kurulu 2012/707 E. , 2013/303 K.
* BOŞANMADA MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT
* EŞE ŞİDDET UYGULANMASI
* TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 4
* TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 174
* TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 185
* TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 186
* BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 42
* BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 44
* 1982 ANAYASASI (2709) Madde 41
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki “boşanma, nafaka, maddi ve manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 9.Aile Mahkemesi'nce (Devren Fatih 1.Aile Mah.) davanın kabulüne dair verilen 31.05.2011 gün ve E:2005/460, K:2011/372 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesi'nin 13.10.2011 gün ve 15588 - 15785 sayılı ilamı ile;
(...1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat çoktur.Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42 ve 44. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK .md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.…)
gerekçesiyle hüküm maddi ve manevi tazminat yönüyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; maddi ve manevi tazminat yönünden mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava; boşanma, maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası isteğine ilişkindir.
Davacı (kadın) vekili, davalının akıl zayıflığının etkisi ile dışarıdaki çöpleri evine biriktirdiği, davalının evlilik birliğinin edimlerini yerine getirmediği, annesi ve kız kardeşlerinin etkisinde kalarak davacıya ve kızına kötü davranıp, hakaret ettiği, müvekkili için evlilik hayatının dayanılmaz hal aldığını belirterek, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarını, müşterek çocuğun velayetinin davacı anneye verilmesi ile davacı ve müşterek çocuk için tedbir nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, yargılama aşamasında sunduğu dilekçesiyle de, 20.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı (koca) vekili, boşanma dışındaki talepleri kabul etmediklerini belirtip; nafaka ile maddi ve manevi tazminat istemlerin reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı kocanın, eldeki bu davadan ayrı olarak açtığı boşanma, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin dava, eldeki bu dava ile birleştirilmiştir.
Dosya kapsamından; davacı kadının 01.03.1969 doğumlu, davalı kocanın ise 23.02.1963 doğumlu olduğu, tarafların 25.05.1988 tarihinde evlendikleri ve birlikteliklerinden 20.09.1989 doğumlu müşterek çocuklarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı kadının ev hanımı olduğu, herhangi bir gelirinin bulunmadığı, çevrenin yaptığı yardımlarla geçimini sağladığı, müşterek çocuğu ile birlikte davalı kocasının murisinden (davalının anne ve babasından) intikal eden ancak mirasçılara intikali yapılmayan evde oturdukları, menkul ya da gayrimenkulünün bulunmadığı; buna karşın davalı kocanın anne ve babasının ölümüyle kendisi ile birlikte diğer iki kardeşine miras olarak kalan taşınmazların dava tarihi itibariyle toplam değerinin 810.000 TL olduğu ve anılan taşınmazların kira getirisinin 4.200 TL olduğu, davalı kocaya miras payına isabet eden taşınmaz değerinin 270.000 TL ve kira getirisinin de 1.400 TL olduğu, davalının 808,46 TL yaşlılık aylığı aldığı ve ayrıca ekmek fırınında asgari ücretle çalıştığı anlaşılmaktadır.
Mahkemenin, yaşanan olaylarda davacı kadının kusursuz olduğu, sokaktaki çöpleri eve getirip odasında biriktiren, eşine ve müşterek çocuğuna şiddet uygulayan, eşine hakaret eden, kazancını evine harcamayan ve böylece birlik görevlerini yerine getirmeyen davalı kocanın tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, tarafların boşanmalarına; davacıya aylık 300,00 TL yoksuluk nafakası takdirine; 20.000-TL manevi, 20.000-TL maddi tazminatın davalıdan (kocadan) tahsiline dair verdiği karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire'ce maddi ve manevi tazminat yönünden yukarıda belirtilen nedenlerle bozulmuş; mahkemece maddi ve manevi tazminat yönünden önceki kararda direnilmiştir.
Taraflar arasında davadaki maddi ve manevi tazminat dışındaki diğer istemlere ilişkin hüküm kesinleşmiş olup, uyuşmazlık dışıdır.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu'nun önüne gelen uyuşmazlık; tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı kadın yararına hükmedilen 20.000-TL maddi ve 20.000-TL manevi tazminat miktarının fahiş olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır.
Bu noktada, boşanma nedeniyle hükmedilecek maddi ve manevi tazminat hakkında kısa bir açıklama yapılmasında yarar vardır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174/1.maddesi; “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini...” hükme bağlamıştır. Bu hüküm gereğince, maddi tazminata hükmedilebilmesi için temel koşul, tazminat isteyen tarafın boşanmada kusursuz veya daha az kusurlu olması ve boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmiş bulunmasıdır.
Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlal edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak, Türk Medeni Kanunu'nun 174/1.maddesi, genel tazminat esaslarından ayrılmış ve kendisine özgü kural getirmiştir.
Haksız fiil tazminatının temel unsuru olan “gerçek zararın belirlenmesi” koşulu, Aile Hukukunda, Borçlar Hukuku'ndaki düzenlemeden farklıdır. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibarıyla burada gerçek zararı tam olarak belirlemek zordur.
Bu özelliği nedeniyledir ki, yasa, menfaati zedelenene, uygun bir tazminat verileceğini açıklamıştır. Hakim, tazminat miktarını takdir ederken, kusurun ağırlığını, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, evlenme şanslarını, ortalama yaşam sürelerini, yaşam seviyelerini ve geçim koşullarını göz önünde tutarak, makul ve herkesçe kabul edilebilir bir miktar belirlemelidir.
Kanun, mevcut veya beklenen menfaatin neler olduğunu göstermemiştir. Mevcut menfaatin belirlenmesinde ölçü, genel olarak evlilik birliğinin eşlere sağladığı yararlardır. Beklenen menfaatler de, evliğin devamı halinde eşlerden birinin diğerine gelecekte sağlaması muhtemel olan çıkarlardır.
Aile birliği, eşler arasında eşitliğe dayanır (Anayasa m.41). Başka bir ifade ile eşler, evlilik birliğinde eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir. Eşler, birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar (TMK.m.185/3). Birliği beraberce yönetirler (TMK.m.186/2). Evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılırlar.
(TMK.m.186/3) Boşanma halinde eşlerden birinin, diğerine, emek veya malvarlığıyla sağladığı katkı ve desteği yitirmesi, yoksun kalınan bu desteğin maddi değeri kadar mevcut menfaatin ihlalidir. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1.maddesinde maddi tazminat talebi için kadın ve erkek yönünden bir ayrım yapılmamıştır (Hukuk Genel Kurulu'nun 24.10.2007 gün ve E:2007/2-787, K:2007/766 sayılı kararı). Boşanma sonucu eş en azından diğerinin maddi desteğini yitirecektir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174/2. maddesine göre, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceği öngörülmüştür.
Manevi tazminat, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilmiş bir tatmin (veya telafi) şekli olup, boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi halinde manevi tazminata hükmedilir (Kılıçoğlu, Mustafa: Tazminat Hukuku, Legal Yayıncılık, İstanbul 2010, s.1036, 1369.; Reisoğlu, Safa: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Beta Basım, İstanbul 1998, s.179 vd.; Oğuzman/Dural: Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1994, s.144-145 ; Tekinay, S. Sulhi: Türk Aile Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 1990, s.261-262; Oğuzman, Kemal: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Filiz Kitabevi, İstanbul 1995, s.641; Ayrıca bkz. YİBK'nun 22.06.1966-7/7 sayılı kararı).
Manevi tazminatın miktarının belirlenmesinde ise, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların ekonomik - sosyal durumu dikkate alınmalıdır (Kılıçoğlu, Mustafa:age., s.1053, 1376; Reisoğlu, Safa:age., s.197-198; Tekinay, S. Sulhi:age., s.261; Oğuzman, Kemal: age., s.655; Hukuk Genel Kurulu'nun 14.04.2010 gün ve E:2010/2-203, K:2010/220 sayılı ilamı).
Eşe şiddet uygulanmasının TMK’nun 174/2 anlamında kişilik haklarına saldırı oluşturacağı her türlü duraksamadan uzak olduğuna ve dosya kapsamına, tarafların ekonomik durumlarına göre, verilen maddi ve manevi tazminat miktarı yerinde olup, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/1.maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.03.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğuyla karar verildi..
2. Hukuk Dairesi, 2009/7523 E., 2010/12442 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varÜsküdar 3. Aile Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42 ve 44. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK .md.
2. Hukuk Dairesi 2009/7523 E. , 2010/12442 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Üsküdar 3. Aile Mahkemesi
TARİHİ :10.2.2009
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün her iki dava yönünden temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 23.6.2010 günü duruşmalı temyiz eden S.. A. vekili Av. H. Y. ve karşı taraf temyiz eden M. Arabul vekili Av. E.. S. A. geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kocanın tüm, davacı-davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42 ve 44. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK .md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin ise yukarıda 1. bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA,duruşma için takdir olunan 750.00 TL. vekalet ücretinin M.'tan alınıp S.'ya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden M.'a yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna ve 67.20 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatıran S.'ya geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 23.06.2010(Çrş)
2. Hukuk Dairesi, 2009/1119 E., 2010/3458 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varPendik 2. Aile Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42 ve 44. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK .md.
2. Hukuk Dairesi 2009/1119 E. , 2010/3458 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Pendik 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :10.10.2008
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm tazminatlar yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Davacı vekili, 16.11.2007 havale tarihli dilekçesi ile delil bildirmeyeceklerini, mevcut duruma göre karar verilmesini istemiştir. Bu açıklama karşısında 29.02.2008 tarihli celsede gösterilen tanıkların dinlenmesi ve beyanlarının hükme esas alınması usul ve yasaya aykırıdır. Boşanmaya yol açan olaylarda eşini ailesine bırakan, hakaret eden ve küçümser davranışlarda bulunan davacı koca tamamen kusurludur.
Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.
Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.
Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2)
Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2-Temyiz itirazlarına hasren yapılan inelemeye gelince;
Tarafların tesbit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42 ve 44. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK .md. 174/2) tazminat takdiri gerekir.
Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyize edilen hükmün yukarıda 2.bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 25.02.2010 (Prş.)
2. Hukuk Dairesi, 2010/14357 E., 2010/15341 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varŞişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
köy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin 10.12.1987 tarih 87/2113 sayılı sağlık kurulu raporu ile ruhsal rahatsızlığı olduğu anlaşılmış ve bu husus dosya arasındaki bir kısım delil ile doğrulanmış bulunmasına göre mahkemece yapılacak iş, Türk Medeni Kanununun 405 ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 42.maddeleri uyarınca davacının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması
2. Hukuk Dairesi 2010/14357 E. , 2010/15341 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Şişli 3. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ :31.5.2007
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava ve taraf ehliyeti kamu düzenine ilişkin olup, mahkemelerce doğrudan doğruya (re'sen) gözönünde tutulur. Davada davacının şahsi dosyası içindeki Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin 10.12.1987 tarih 87/2113 sayılı sağlık kurulu raporu ile ruhsal rahatsızlığı olduğu anlaşılmış ve bu husus dosya arasındaki bir kısım delil ile doğrulanmış bulunmasına göre mahkemece yapılacak iş, Türk Medeni Kanununun 405 ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 42.maddeleri uyarınca davacının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön mesele sayılması, gerekirse Türk Medeni Kanununun 462/8. maddesi uyarınca işlem yapılması ve sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibarettir. Bu yön gözönünde tutulmadan yargılamaya devam olunarak işin esası hakkında karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.27.09.2010(Pzt)
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.