Türk Medeni Kanunu 466. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 466- Vesayet organları ve vesayet işleriyle görevlendirilmiş olan diğer kişiler, bu görevlerini yerine getirirlerken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdürler.
B. Vasinin sorumluluğu
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
2 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2017/11580 E., 2018/10909 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Murisin ölüm tarihi itibariyle uygulanacak olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 575. (eski 743 sayılı Yasa m.466) maddesi hükmüne göre miras, mirasbırakanın ölümü ile açılır.
3. Hukuk Dairesi 2017/11580 E. , 2018/10909 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, vasiyetnamenin iptali-tenkis davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ... vekili ve davacılar ... vd. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar vekili dilekçesinde, müvekkillerinin murisinin kendisine ait taşınmazdaki hisselerini, noterden yaptığı resme vasiyetname ile davalılara bıraktığını, ancak bu tasarrufun muvazaalı olup, mirasçılardan mal kaçırmak amacı ile yapıldığını,beyan ederek muvazaa sebebi ile tapunun davacıların hisseleri oranında iptali, adlarına miras hisseleri oranında tapuya tescili, olmadığı takdirde, geçersiz vasiyetnamenin iptali ve davacıların hissesine mukabil miktarda tenkisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmalarında, vasiyetnamenin iptalini gerektirecek yasal bir nedenin bulunmadığını, tenkis şartlarının gerçekleşmediğini ifade etmişlerdir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazda, davanın ikamesi sırasında ve halen davalı tarafların hak ve hisse sahibi olmadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafça temyizi üzerine Dairemizin 2010/11063 esas 2010/12129 karar sayılı 06/07/2010 tarihli ilamıyla;
“...O halde mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek vasiyetname ile yapılan tasarrufun tenkise tabi olup olmadığı, mirasçıların saklı paylarını aşan bir durumun bulunup bulunmadığının saptanmasından sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Söz konusu bozma ilamı uyarınca; mahkemece, murisin ölüm tarihi itibari ile terekenin toplam değeri 560.196-TL olduğu, davacıların toplam 12.283-TL’lik saklı payı ihlali göz önünde bulunduğunda terekenin değerine ve hayatın olağan akışına göre zarar verme kastının olmadığı, toplam terekenin değerinin ihlal edilen saklı paya oranının çok cüzi kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı ... sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- ) Mirasçılık ve mirasın geçişi mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (472 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun m.17)
Miras açıldığında saklı payların karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.
Tenkis (indirim) davası mirasbırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası kazandırmaların (teberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan öncesine etkili yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Murisin ölüm tarihi itibariyle uygulanacak olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 575. (eski 743 sayılı Yasa m.466) maddesi hükmüne göre miras, mirasbırakanın ölümü ile açılır. Mirasbırakanın sağlığında yaptığı tasarruflar ölüm anındaki durumuna göre değerlendirilir. Muris tarafından yapılan vasiyetname yasa gereğince mutlak tenkise tabidir. Bu nedenle, vasiyette bulunanın saklı payı zedeleme amacı bulunmasa bile, murisin ölümünde saklı pay sahibi olanlar için saklı pay oranında tenkis yapılması gerekir.
O halde; mahkemece; muris tarafından yapılan vasiyetname yasa gereğince mutlak tenkise tabi olduğundan, saklı payının ihlali nedeniyle tenkise ilişkin hükümlerin uygulanarak karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile murisin zarar verme kastının olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacı ...’nın sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (1)
5. Ceza Dairesi, 2013/11762 E., 2015/15449 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varRize 2. Asliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
defter ve belgeleriyle dosya üzerinde bir eğitimci, bir Sayıştay Emekli Uzman Denetçisi ve bir Mali Müşavir'den oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasından, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 396, 403, 427/4, 440, 462/2-6, 463/3, 466. maddelerinin somut olayla ilişkilendirilmesinden, sanık kayyumun aşamalardaki inkara yönelik “atandığı tarihte şirketin binasına ipotek, alaca
5. Ceza Dairesi 2013/11762 E. , 2015/15449 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 4 - 2011/321175
MAHKEMESİ : Rize 2. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/05/2011
NUMARASI : 2009/583 Esas, 2011/236 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Katılanın gıyabında verilen hükmü CMUK'nın 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra, 31/05/2011 tarihinde temyiz etmiş ise de, 7201 sayılı Yasanın 16 ve 20. ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddelerine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu, zira temyiz eden katılana, gerekçeli kararın, ev adresinde, “kendisi olmadığından adres sahibi teyzesi imzasına” 23/05/2011'de tebliğ edildiği, ancak muhatap ile evrakı tebellüğ edenin aynı konutta oturup oturmadığına, bu adresin muhatabın sürekli oturduğu bilinen adresi olup olmadığına veyahut da geçici olarak başka yere gittiği beyan olunmuş ise hangi nedenle geçici olarak başka yere gittiğine dair bir kaydın mazbataya işlenmediği, bu itibarla tebliğ tarihinin öğrenme tarihi olduğu anlaşılmakla, katılanın temyiz isteminin yasal süresinde olduğu kabul edilerek gereği düşünüldü:
Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/06/2008 tarihli, 2008/243-239 Esas ve Karar sayılı ilamı ile .. Turizm Pazarlama Tic. Ltd. Şti.'ye kayyum olarak atanan sanığın, şirket faaliyetlerinin kapatılmasına karar vermesinin katılanın da ortak olduğu şirketin mevcudiyetini de ortadan kaldıracağından, bu yöndeki eyleminin kayyumluk yetkisi ve görevi dahilinde kabul göremeyeceğinden, TCK'nın 257/1. maddesi anlamında görevini kötüye kullandığı kabul edilerek atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Rize 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/464 Esas, Kadıköy 1. (İstanbul Anadolu 1.) Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/732 Esas sayılı dava dosyalarının akıbetlerinin araştırılmasından, bu dosyalarda verilen karar ve Yargıtay ilamlarının onaylı ve okunaklı suretlerinin dosya arasına alınmasından, kayyum tayini kararının kesinleştiği tarih itibariyle söz konusu şirketin malvarlığını oluşturan taşınır ve taşınmazları üzerinde haciz, ipotek vs. bulunup bulunmadığının, kayıtlı öğrencisinin ve şirkete ait okulda eğitimin devam edip etmediğinin ilgili kurumlardan sorulup tespit edilmesinden, yine şirketin, bahse konu tarih itibariyle tüm aktif ve pasifinin belirlenmesi, bu tarihte şirketin acz içinde olup olmadığı, devamında yarar bulunup bulunmadığı hususunda şirketin tüm
defter ve belgeleriyle dosya üzerinde bir eğitimci, bir Sayıştay Emekli Uzman Denetçisi ve bir Mali Müşavir'den oluşturulacak üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor aldırılmasından, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 396, 403, 427/4, 440, 462/2-6, 463/3, 466. maddelerinin somut olayla ilişkilendirilmesinden, sanık kayyumun aşamalardaki inkara yönelik “atandığı tarihte şirketin binasına ipotek, alacaklarına ve araçlarına da haciz konulduğu, yönetim kurulunun toplanamadığı,” şeklindeki savunmaları ile iddianın, katılanın ve tanıkların anlatımlarının değerlendirilmesinden sonra kasıt unsuru ve objektif cezalandırma koşullarının ne şekilde gerçekleştiğinin denetime imkan verecek şekilde karar yerinde tartışılıp değerlendirilmesi sonrasında sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma sonucu yasal olmayan yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
5271 sayılı CMK'nın 231/6-c maddesinde belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 sayılı Kararında da kabul edildiği gibi; belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamaması karşısında, incelenen dosyada, yargılamaya konu icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunda, dosyaya yansıyan ve talep edilen bir zararın bulunmadığı hususları da gözetilerek, adli sicil kaydı bulunmayan ve tekrar suç işlemeyeceği hususunda kanaate varıldığı belirtilerek hapis cezası ertelenen sanık hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin diğer subjektif ve objektif koşullar tartışılmadan, “Katılan maddi zararının olduğunu belirtmekle sanık hakkında CMK 231 maddesi uygulanmamıştır.” şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle CMK'nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Temel ceza alt sınırdan belirlenmesine karşın, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeksizin, ertelemeye dair denetim süresinin en üst sınırdan tayini ile uygulanan kanun ve maddesi gösterilmeyerek CMK'nın 232/6. maddesine de muhalefet edilmesi,
Sanığın TCK'nın 53/1-c maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle yüklenen suçu işlediği kabul edilmesine rağmen, aynı Kanunun 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı, katılan ile sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 22/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Belirli bir amaca özgülenmiş bir mal topluluğunun idaresini yürüten yöneticilerin, bu topluluğun malvarlığına kusurlu işlemleriyle zarar vermesi durumunda sorumlulukları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Yöneticiler sadece kasten verdikleri zararlardan sorumludur.
B) Yöneticiler, topluluğun borçlarından tüm malvarlıklarıyla sınırsız sorumludur.
C) Görevlerini yerine getirirken kusurlarıyla verdikleri zararlardan dolayı sorumludurlar.
D) Sorumluluk davası sadece İçişleri Bakanlığı tarafından açılabilir.
E) Yöneticilerin sorumluluğu sadece cezai niteliktedir, hukuki tazminat istenemez.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.