Türk Medeni Kanunu 501. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 501- Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer.
İKİNCİ BÖLÜM
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLAR
BİRİNCİ AYIRIM
TASARRUF EHLİYETİ
A. Ehliyet
I. Vasiyette
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
25 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2022/1375 E., 2023/2265 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varErzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
ilçesi, 514 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 2 No.lu bağımsız bölümünün TMK'nın 501 inci maddesi gereğince tapu kayıtlarının düzeltilerek Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi gerektiğini belirterek tapu iptali ve tescil istemiştir.
7. Hukuk Dairesi 2022/1375 E. , 2023/2265 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Iğdır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Iğdır ilinde faaliyette bulunan Iğdır Camileri Yaptırma ve Onarma Derneği hakkında Iğdır Valiliği tarafından yapılan inceleme sonucunda derneğin üzerinde hak ettiği ve mülkiyeti aslında..., , ..., ..., ... ve ...'a ait bulunan Iğdır ili, Merkez ilçesi, .... Mahallesi, 93 ada 7 parsel, 87 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 3. Kat 21 No.lu bağımsız bölümünün, 708 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın 1. Kat 1 No.lu bağımsız bölümünün, Balıkesir ili, ..... ilçesi, 514 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 2 No.lu bağımsız bölümünün TMK'nın 501 inci maddesi gereğince tapu kayıtlarının düzeltilerek Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi gerektiğini belirterek tapu iptali ve tescil istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vefat etmiş olduklarından tebligat yapılmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesinde; her ne kadar dava vefat eden tapu malikleri aleyhine açılmış ise de; davacının TMK'nın 501 inci maddesine dayalı iş bu davayı, bu kimselerin mirasçı bırakmaksızın vefat ettikleri iddiası nedeniyle (alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi nedeniyle) hasımsız olarak açması gerektiği, ölü kişiler aleyhine dava yöneltilemeyeceği, mahkemece 2019/281 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde her ne kadar dava davalılar ... ve ... aleyhine TMK'nın 501 inci maddesine dayalı olarak tapu iptal ve tescil davası olarak açılmış ise de; "Hâkim davacının bildirdiği maddi olaylar ve son istekle bağlı ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33 üncü maddesi uyarınca, ileri sürülen maddi olaylarda hangi hukuki sebebe göre karar vereceğini tayin ve takdir etmek durumundadır. Başka bir anlatımla, maddi olgu ve olayları (vakıaları) bildirmek yanlara, bildirilen bu olay ve olgulara göre hukuki nitelendirmeyi yapmak, uyuşmazlığı çözüme ulaştıracak kanun hükmünü bulup uygulamak hakime aittir. Öyle ki, hukuki sebep yanlış gösterilmiş veya hiç gösterilmemiş olsa dahi hakim tarafından en uygun hukuki sebebin bulunması ve ona göre karar verilmesi gerekir." şeklindeki gerekçeyle davanın davalılar ... ve ... hakkında yolsuz tescil ve ketmi verese hükümlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olduğu gözetilerek yargılamaya devam edildiği, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında malik olduğu görülen ...'ın hissesinin henüz kimseye intikal etmemesi nedeniyle bu kişi yönünden hasımsız açılacak bir davada dosyaya ibraz edilecek Maliye Hazinesi'nin mirasçı olduğunu gösterir mirasçılık belgesi ile TMK'nın 501 inci maddesine dayalı tapu iptal ve tescil talebinde bulunulabileceği, diğer davalıların ise tapuda malik olmadıkları, onlar yönünden intikal eden hisseler hakkında davanın yolsuz tescil iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davası olarak görülmesi gerektiği dolayısıyla davacının ölü kişiler aleyhine açtığı bu davada davalıların taraf ehliyeti bulunmadığından davacının iş bu davalılar yönünden davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerektiğini belirterek davayı reddetmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Iğdır Valiliği tarafından, Iğdır ilinde FETÖ/PYD terör örgütü faaliyetlerini önleme çalışmaları sırasında, davaya konu taşınmazların FETÖ/ PYD terör örgütü üyeleri tarafından örgüt faaliyetlerinde kullanılacağı duyumları üzerine yapılan incelemede, davaya konu taşınmazların maliklerinden... ve Abdulrezzak Artan’ın evli oldukları, ..., ..., ... ve ... adında dört tane çocuklarının olduğu ve çocuklarının da mirasçı bırakmadan vefat etmesi sebebi ile taşınmazı hayır işlerinde kullanma bahanesi ile mülkiyetlerine geçirmeye çalıştıklarının tespit edildiğini,
Taşınmazların 4721 sayılı Medeni Kanunun 501 inci maddesindeki “Mirasçı Bırakmadan Ölen Kimsenin Mirası Devlete Geçer” hükmü uyarınca tapu kayıtlarının düzeltilerek taşınmazların Maliye Hazinesi adına tescil edilmesi gerektiğini belirterek istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355 inci maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere yapılan inceleme sonunda; HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf talep dilekçesinde belirttiği aynı nedenlerle hükmü temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı TMK'nın 501 inci maddesine dayalı kayıt malikinin mirasçı bırakmadan öldüğü iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı TMK madde 501 inci; “Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer."
2. Madde 594; "Mirasbırakanın mirasçısı bulunup bulunmadığı veya mirasçıların tamamı bilinmiyorsa, sulh hakimi uygun araçlarla ve bir ay ara ile iki defa ilan yapıp hak sahiplerini son ilandan başlayarak en geç bir yıl içinde mirasçılık sıfatlarını bildirmeye çağırır.
İlan süresinde kimse başvurmazsa ve sulh hakimi de hiçbir mirasçı tespit edememişse, miras sebebiyle istihkak davası açma hakkı saklı kalmak üzere miras Devlete geçer."
3. Madde 30 ; "Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur.
Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı Kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
1. Hukuk Dairesi, 2009/5317 E., 2009/6228 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTEKİRDAĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
taşınmazda paydaşı olan Z.ve N.'nin menfaatlerini korumak amacıyla 2000/313 Esas 2001/1450 sayılı kararla kayyım atandığını, dava dışı kişilerin açtıkları davada, kayıt maliklerinin mirasçıları olduklarının ispatlanamadığını ileri sürerek Türk Medeni Kanununun 501.maddesi gereğince anılan payların Hazine adına inkalen tescili isteğinde bulunmuştur.
1. Hukuk Dairesi 2009/5317 E. , 2009/6228 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : TEKİRDAĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/04/2007
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine 12 parsel sayılı taşınmazda paydaşı olan Z.ve N.'nin menfaatlerini korumak amacıyla 2000/313 Esas 2001/1450 sayılı kararla kayyım atandığını, dava dışı kişilerin açtıkları davada, kayıt maliklerinin mirasçıları olduklarının ispatlanamadığını ileri sürerek Türk Medeni Kanununun 501.maddesi gereğince anılan payların Hazine adına inkalen tescili isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davacı iddiası ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava; Türk Medeni Kanununun 501.maddesine dayalı intikalen tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden 12 parsel sayılı taşınmazın 8/48'er payının 31.7.1965 tarihinde kadastroda Z.ve N.adlarına tespit ve tescil edildiği, Tekirdağ Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/313 Esas 2001/1450 sayılı kararı ile kayyum atandığını dava dışı kişilerin, 12 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından N.ve Z.nın baba adının H.olarak soyadlarının Yapalak olarak ilavesine ilişkin Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açtıkları dava sonunda soyadı ilavesi isteğinin reddine, baba adlarının Hüseyin olarak ilavesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, Z.ve N.mirasçılarının bulunamadığı iddiasıyla Türk Medeni Kanununun 501.maddesi gereğince Z. ve N.nin 12 parsel sayılı taşınmazdaki paylarının intikal yoluyla Hazine adına tescili isteğiyle eldeki davayı açmış, mahkemece anılan kişilerin sağ olmadıklarının mirasçılarının olmadığı hususlarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle dava reddedilmişse de, Zehra ve Nesibe'nin ileride çıkabilecek mirasçılarının her zaman miras haklarını talep edebilecekleri kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davacının kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 1.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2015/3775 E., 2017/2666 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
oğlu ...nın maliki olduğu 1422 ada 32 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine tarafından açılan davada TMK 501. maddesi gereğince mirasçıların istihkak davası açma hakları saklı kalmak kaydıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, tapuda kayıt maliki ...
1. Hukuk Dairesi 2015/3775 E. , 2017/2666 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ... 'nün raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Asıl ve birleştirilen dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Asıl davada davacılar, mirasbırakanları ... oğlu ...nın maliki olduğu 1422 ada 32 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine tarafından açılan davada TMK 501. maddesi gereğince mirasçıların istihkak davası açma hakları saklı kalmak kaydıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, tapuda kayıt maliki ... oğlu ...’in soyadı yasası gereğince soyadının ‘...’ olarak yazıldığını, kendilerinin ... ’nın mirasçıları olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine, taşınmazın hükmen adına tescil edildiğini, bütün aramalara rağmen kayıt malikine ulaşılamadığından, ölü veya sağ olduğu bilinmediğinden yasal ilanlar yapılarak taşınmazın tapusunun iptaline karar verildiğini, davanın iki mirasçı tarafından açıldığını, ancak tüm mirasçılar adına tescilinin talep edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen dosyada; asıl davada davacı olmayan mirasçılar tarafından aynı sebeple, aynı taşınmaz hakkında davalı aleyhine açtıkları davada tapu iptali ve tescil talebinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine ilişkin karar Dairece “...... 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/407-826 sayılı mahkeme hükmü ile kayıt malikinin mirasçı bırakmadan öldüğü saptandığına ve davacıların da elde etmiş oldukları veraset ilamı gereğince kayıt malikinin mirasçısı olduklarını ileri sürdükleri anlaşıldığına göre mirasçılık olgusu yönünden farklılık yaratan iki mahkeme kararı bulunduğu görülmektedir. Bu durumda mirasçılık ilişkisi yönünden değinilen iki mahkeme kararı arasında farklılık bulunduğu gözetilerek davacı tarafın hazineye husumet tevcih etmesi suretiyle açacağı dava sonucunda elde edeceği hasımlı veraset ilamı ile eldeki davanın çözüme kavuşturulması zorunluluğu bulunmaktadır. Hal böyle olunca; mahkemece, hasımsız elde edilen mirasçılık belgesi hükme esas alınarak yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacıların tapu kaydında ismi geçen ... oğlu ...’in mirasçıları oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne, birleşen davada ise hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu 1422 ada 32 parsel sayılı taşınmaz ... oğlu ... adına 29.01.1970 tarihinde kadastro tespiti neticesinde tescil edilmiş olup, ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2003/407- 826 E.K. sayılı dosyasında 4721 sayılı TMK nun 501. maddesi (MK.nun 548. maddesi) hükmü uyarınca kayıt maliki ...'in mirasçı bırakmaksızın ölümü gerekçesiyle taşınmazın devlete kaldığı iddiası ile hasımsız olarak açılan davanın kabulle sonuçlanarak sicil kaydını Hazine adına oluşturulduğu, 32 parsel sayılı taşınmazın 07.06.2007 tarihli imar uygulaması sonucunda 2492 ada 7 ve 2509 ada 1 parsellerin oluştuğu, 2492 ada 7 parsel sayılı taşınmazın müstakil olarak Hazine adına, 2509 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ise 1131/66000 oranındaki payının Hazine adına tescil edildiği, 2509 ada 1 parselin geldi kayıtlarından 1422 ada 26 parsel için dava dışı ... ’in mirasçıları tarafından Hazine aleyhine açılan ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 22.11.2006 tarih 2006/708 Esas, 2006/878 Karar sayılı kararı ile tapu kaydının iptali ile mirasçılar adına tescile karar verildiği, bu karara istinaden imarla oluşan çekişme konusu 2509 ada 1 parselde ... mirasçıları adına 56/66000 payın hükmen oluştuğu ve 13.11.2008 tarihli ipka işlemi ile Hazine adına 1075/66000 payın tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Öyle ise; dava konusu 2509 ada 1 parsel sayılı taşınmazda Hazine payı 1075/66000 olmasına rağmen 1131/66000 payın iptali ile mirasçılar adına tescile karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca, mahkemece 22.05.2008 tarihli 6. celsede, ... mirasçılarının dahili dava edilmelerine ilişkin talebinin reddine, ayrı dava açmalarına karar verildiği ve davaya dahil edilmek istenen mirasçılar ... ve ... vekili olarak da davacılar vekilinin duruşmaya kabulüne karar verildiği, ara karar doğrultusunda açılan ayrı dava ile eldeki davanın birleştirildiği, hüküm de ise asıl dava üzerinden karar verilerek birleştirilen davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, davaların birleştirilmesi hâlinde, birleşen davalar birlikte görülmekle birlikte ayrı dava olma özelliğini korudukları, her bir dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinde kuşku yoktur. Nitekim 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesinde, hükmün sonuç kısmında isteklerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin gerekli olduğu belirtilmiştir.
Ne var ki; asıl ve birleştirilen dava dosyaları bakımından ayrı ayrı karar verilmesi gerekirken, asıl dava dosyasında davanın kabulü ile (1422 ada 32 parsel numarasında kayıtlı iken) imar uygulaması ile 2492 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tamamı ve 2509 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına kayıtlı 1131/66000 hissenin iptali ile bu hissenin verasette iştirak şeklinde ... mirasçıları olan davacılar ... kızı ..., oğlu ..., ... kızı... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilip, birleştirilen 2008/177 Esas sayılı dosyada davacılar hakkında asıl dava üzerinden hüküm kurulduğu gerekçesiyle hukuki yararları kalmadığından davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Hâl böyle olunca, birleşen davadaki tapu iptal ve tescil isteği yönünden ayrıca bir hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar tesisi isabetsizdir.
Davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 17.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2015/2177 E., 2015/7059 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece, yapılan araştırma ile TMK'nın 501. maddesi gereğince Hazinenin mirasçı olduğu anlaşılmış ve m....
14. Hukuk Dairesi 2015/2177 E. , 2015/7059 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/06/2014
NUMARASI : 2012/112-2014/485
Davacı vekili tarafından, 26.01.2012 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.06.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
\_K A R A R\_
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 25.06.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/215 Esası üzerinden açılan vasiyetnamenin tenfizi davasının yargılaması sırasında verilen yetki belgesine istinaden m... H... S.. B...'nun veraset ilamının çıkartılması için dava açmıştır.
Davacı vekili yargılama aşamasında İstanbul 1... Noterliği'nin 20.10.1982 tarih 025.... yevmiye no'lu "Vasiyetname Düzenlenmesi" başlıklı vasiyetnameyi ibraz ederek müteveffa H.. B..'nun mirasçısı olan m.. F.. S... S...'in davacı kurumu vasiyetname ile mirasçı tayin ettiğini belirterek bu konuda veraset ilamı verilmesini dava ve talep ettiğini açıklamıştır.
Mahkemece, yapılan araştırma ile TMK'nın 501. maddesi gereğince Hazinenin mirasçı olduğu anlaşılmış ve m.... F... S... S..'in vasiyatname ile mirasçısı olduğunu ileri süren davacının vasiyetnamenin tenfizi davası ile miras haklarına kavuşacağından bahisle Hazinenin mirasçı olduğuna dair tespit kararı verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, mirasçılık kanundan doğuyorsa bu “yasal mirasçılık”tır (TMK m. 495-501). Mirasçılık murisin iradesine dayalı olarak da doğabilir. Muris ölüme bağlı tasarruf şekillerinden birine (vasiyetname ya da miras sözleşmesi) uyarak, kendi iradesiyle tasarruf özgürlüğü içerisinde, terekesinin tamamı veya belli bir oranı için bir ya da birden fazla kişiyi mirasçısı olarak belirlemek hakkına sahiptir. Bu hukuki işleme “mirasçı atama (nasbı)”, böyle bir işlemle mirasçılık sıfatını kazanan kişiye de “atanmış (mansup) mirasçı” denir.
Buna karşılık, belirli (muayyen) mal bırakma, ölüme bağlı bir tasarrufla murisin bir kişiyi, onu mirasçı olarak atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunmasıdır. Kendisine bu şekilde menfaat sağlanan (kazandırmada bulunulan) kişiye “belirli mal bırakma vasiyeti alacaklısı” ya da kısaca “vasiyet alacaklısı (eski deyimle “musaleh”) denilmektedir.
Bir ölüme bağlı tasarrufun mirasçı atanması mı yoksa belirli bir mal bırakma vasiyetini mi içerdiğinin belirlenmesinde murisin gerçek iradesi esas alınmalıdır. Bu belirleme için ölüme bağlı tasarrufta, işlemin mirasçı atanması veya belirli mal bırakma olduğunu belirten açık ve belli kelime ve deyimlerin kullanılması şart değildir. Terekenin tamamı veya belli bir oranının hak ve borçlarıyla birlikte kişi veya kişilere intikalini anlatan miras bırakanın her sözcüğü, her deyimi, o kişinin mirasçı atandığına karine kabul edilir.
Diğer yandan, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK'nun) 598. maddesinin birinci fıkrası yasal mirasçılara verilecek mirasçılık belgesini açıklarken; ikinci fıkrası da lehine ölüme bağlı tasarrufla mirasçı atanması veya belirli mal bırakma vasiyeti yapılan kişi ya da kişilere de talepleri halinde sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verileceğini hükme bağlamış ve verilme koşulu olarak da "mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayacak bir ay içinde itiraz edilmemiş olmasını göstermiştir.
TMK'nun 598. maddesi gereğince yasal mirasçılara mirasçılık belgesi verilmesi ile atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklılarına belge verilmesi bir “çekişmesiz yargı” işidir. (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382/2-c-6). Çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli mahkeme ise aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir (HMK m. 383).
Somut olaya gelince;
Miras bırakan F... S.... S...'in 20.10.1982 tarihli vasiyetnamede "......bulunan gayrimenkuldeki hissemin tamamını ve banka hesabındaki paranın tamamı ile terekeme zuhur edecek diğer bir umum menkul, gayrimenkul emlak, emval, eşya para, hisse senedi vesairenin tamamını T.. D..'ne terk ve vasiyet eyledim" demekle davacı T.. D..ni mirasçı olarak atamıştır. Dava konusu vasiyetname ile davacı atanmış mirasçı konumundadır.
Davacı vekili, gerek dava dilekçesinde ve gerekse yargılama aşamasında verdiği dilekçeler de 20.10.1982 tarihli vasiyetnameye dayanarak veraset belgesi verilmesini istemiştir. Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime ait olduğu dikkate alınarak davacının vasiyet sonrası kendisine kalan taşınmazların, terekenin intikalini yaptırabilmek için atanmış mirasçı olduğunu gösterir belge istediği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; davacıya atanmış mirasçı olduğuna ilişkin belge verilmesi gerekirken yazılı biçimde "....mirasın tamamının TMK'nın 501. maddesi gereğince Hazineye ait olduğunun tespitine dair karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.
8. Hukuk Dairesi, 2013/4000 E., 2014/2914 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TMK’nun 713/2. fıkrası gereğince, açılan davalarda Hazine, TMK'nun 501. maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla hasım gösterilmektedir.
8. Hukuk Dairesi 2013/4000 E. , 2014/2914 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/11/2012
NUMARASI : 2010/462-2012/462
M.. G.. ile Hazine ve S..,Y.. V.., S.., F.. K.., İ.. D.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 15.11.2012 gün ve 462/462 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, 4874 ada parselde kayıtlı taşınmazın tapuda müşterek mülkiyet hükümlerine göre 1/4'er pay ile Y.. O.., F.. O.., S.. ve S.. O.. adına kayıtlı olduğunu, taşınmazda davacıların murisi S.. G..'nun 1960 yılında malik sıfatıyla zilyetliğinin başladığını ve ölümüne kadar zilyetliğinin sürdüğünü, ölümünden sonra taşınmazın vekil edenlerine intikal ettiğini, tapuda malik olarak yazılı kişilerin 20 yıldan fazla bir süre önce ölmüş olduğunu, tapu kaydının hukuki kıymetini kaybettiğini, vekil edenleri lehine TMK'nun 713. maddesi uyarınca kazanma koşullarının oluştuğunu ileri sürerek 4874 ada parselin tapu kaydının iptali ile vekil edenlerinin miras payları oranında adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ile İ.. D.. vekili, davacılar lehine TMK'nun 713/2. Maddesinde aranılan şartların gerçekleşmediğini açıklayarak ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacılar açısından TMK'nun 713/2 maddesinde aranan şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm; davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK’nun 713/2. fıkrasında yer alan; “...maliki yirmi yıl önce ölmüş...” hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1–2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapu iptali ve tescil davalarında, dava, kayıt malikine, kayıt maliki ölüyse mirasçılarına yöneltilerek açılır. TMK’nun 713/2. fıkrası gereğince, açılan davalarda Hazine, TMK'nun 501. maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla hasım gösterilmektedir. TMK’nun 713/2. maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği husumetin yargılama sırasında tamamlanması mümkündür. Ancak Mahkemece, bu eksiklik yargılama sırasında yerine getirilmemiş ve davada taraf teşkili sağlanamamıştır.
Bilindiği üzere, bir davanın görülebilmesi için öncelikle davada taraf teşkilinin sağlanması gereklidir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların duruşma gününden haberdar edilmesiyle mümkün olur. HUMK'nun 73. maddesinde; “Kanunun gösterdiği istisnalar haricinde Hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez,” denilmektedir. Madde metninde açıkça görüldüğü üzere taraflar, yöntemine uygun bir biçimde davet edilmedikçe Mahkemece karar verilemez. Aynı durum Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 27. maddesinde de; “Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler” amir hükmüne yer verilmiştir. Söz konusu maddede yer alan “hukuki dinlenilme hakkı" tabiriyle 73. maddesindeki durum ifade edilmiştir. Bu hak, Anayasa'nın 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Bu hak iddia ve savunma hakkı olarak da bilinse iddia ve savunma hakkından daha geniş ve daha üst bir kavram olarak nitelendirilmektedir.
Somut olayda, Mahkemece, her ne kadar, işin esası hakkında bir karar verilmiş ise de, yargılama sırasında tapu kayıt malikleri Y.. O.., F.. O.., S.. O.., S.. mirasçılarına herhangi bir şekilde ve yolla tebligat yapılmamış ve taraf teşkili sağlanamamıştır. Böylece, davada taraf sıfatıyla savunma hakkı tanınmamış ve daha ötesi savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Saptanan bu somut ve hukuki olgulardan da anlaşılacağı üzere davada taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamaz (HGK'nun 22.02.2012 tarih, 2011/8-763 E., 2012/85 sayılı Kararı).
Öyleyse Mahkemece yapılacak iş; kayıt maliki Y.. O.., F.. O.., S.. O.., S..'nin varsa mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi bakımından; anılan kayıt maliklerinin veraset belgelerinin alınıp dosyaya konulması için davacı tarafa süre ve imkan tanınması; mirasçılık belgesine göre belirlenecek yöntem ile taraf teşkili sağlanarak davanın yürütülmesi, tebligatlar yönünden 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerinin gözönünde tutulması, dava dilekçesi, hüküm ve bozma ilamının Y.. O.., F.. O..,S.. O.., S..'nin varsa mirasçılarına tebliğ ettirilmesi, bu yolla da taraf teşkili sağlanamadığı takdirde ilanen tebliğ yolunun düşünülmesi, mirasçısı yoksa TMK'nun 501. maddesi gereğince son mirasçının Hazine olduğu gözetilerek davaya devam edilmesi, böylece taraf teşkilinin sağlanması, ondan sonra işin esasına girilerek bir hüküm kurulması gerekir. Bu nedenlerle, taraf teşkili sağlanmaksızın işin esası hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer hususların incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24,30 TL peşin harç istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 20.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Mirasbırakan (M), geride hiçbir mirasçı bırakmadan ve herhangi bir ölüme bağlı tasarruf yapmadan vefat etmiştir.
(M)'nin mirasının Devlete geçmesi ve Devletin sorumluluğu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası Devlete geçer.
B) Devlet, mirasbırakanın tüm borçlarından kendi malvarlığıyla sınırsız olarak sorumludur.
C) "Tereke mirasçısız kalamaz" prensibi gereği Devletin mirasçı sıfatını murisin ölümüyle kazandığı kabul edilir.
D) Devlet, mirası bir ölüme bağlı tasarruf (atanmış mirasçılık) yoluyla da kazanabilir.
E) Devlet, terekenin borçlarından sadece miras yoluyla edindiği değerler ölçüsünde sorumludur.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.