4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 538

Türk Medeni Kanunu 538. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 538- El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir. 4. Sözlü vasiyet a. Son arzuları anlatma

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2016/5336 E., 2017/16125 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Davalı ..., murisin bir kısım menkulleri yönünden kendilerini musaleh tayin ettiğini, vasiyetnamenin de şekil şartlarına ve TMK'nun 538 maddesine uygun tanzim edildiğini savunarak;
3. Hukuk Dairesi         2016/5336 E.  ,  2017/16125 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı,muris ...'un sağlığında düzenlenen ve ... .Noterliği'ne 06.07.2004 tarihli düzenleme şeklinde tevdi edilen 05.07.2004 tarihli el yazılı vasiyetnamesi ile; Türkiye'de bulunan hisseli veya müstakil gayrımenkullerinin tamamını ve bankalardaki paralarını, vd. sahibi olduğu şeyleri davalılara bıraktığını,vasiyetnamenin ... . Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 15.04.2015 tarih 2014/617 E. 2015/290 K. sayılı dosyasında açılıp okunduğunu,murisin mirasçı bırakmadan vefat etmesi nedeniyle tek mirasçısının Hazine olduğunu, 05.07.2004 tarihli el yazısı ile yazıldığı belirtilen vasiyetnamenin murisin eli ürünü olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadığını,yine vasiyetname için asabiye uzmanı olan doktordan sağlık raporu alınmış ise de,Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 08.05.1996 tarihli yazısında belirtilen unsurların bu raporda bulunmadığını; yine, murisin vasiyetnameyi yaptığı sırada 83 yaşında olduğunu ve temyiz kudretine sahip olup olmadığının tespit edilemediğini ileri sürerek; söz konusu murise ait olduğu belirtilen 05.07.2004 tarihli el yazılı vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..., murisin bir kısım menkulleri yönünden kendilerini musaleh tayin ettiğini, vasiyetnamenin de şekil şartlarına ve TMK'nun 538 maddesine uygun tanzim edildiğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ..., murisin kendilerini musaleh olarak atadığını, davada yetkili mahkemenin malların bulunduğu yer ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu,söz konusu vasiyetnamenin usulüne uygun düzenlendiğini,kaldı ki murisin kendileri yönünden vasiyete konu ettiği gayrımenkulü sağ iken kendisine sattığını; böylece, kendisinin vasiyetname dışında kaldığını savunarak; davanın reddini istemiştir. Davalı ... ve ..., murisin kendilerini musaleh olarak tayin ettiğini, vasiyetnamenin de TMK'nun 538 maddesine uygun olduğunu savunarak; davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece; 4721 sayılı TMK'nun 502. maddesinde, vasiyetname yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve 15 yaşını doldurmuş olmanın gerekli olduğunun açıkça belirtildiği, HMK'nun 533 ve 537 maddelerinde açıklandığı üzere vasiyetnamenin düzenlenmesine ve saklanmasına ilişkin yasa hükümleri göz önüne alındığında, alınacak raporların sıhhati bakımından davacının dayandığı yönetmeliklere atıf yapılmadığı, öte yandan dosyada mevcut ... Odasının //2015 tarih, 239118 sayılı yasasına göre davacının rapor ibraz eden hekimin oda kaydının bulunduğu ve 20 yıldır serbest muayenehanesinin bulunduğunun anlaşıldığı,ilgili sağlık raporunun yetkili uzman tarafından tanzim edildiği saptandığından şekil eksikliğinin söz konusu olmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava; şekil eksikliği ve ehliyetsizliğe dayalı vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 1-Bilindiği üzere; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme ve değerlendirme ve ayırtedebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim, Medeni Kanununn "fiil ehliyetine sahip olan kimse kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir" biçimindeki 9.madde hükmüyle hak elde edebilmesi, borç (yükümlülük) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlanmış; 10.maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin (reşit) olmayı kabul ederek "ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır" hükmünü getirmiştir. "Ayırtım gücü eylem ve işlev ehliyeti olarak da tarif edilerek, 13.maddesinde "yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir" denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca; ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, Medeni Kanunun 15.maddesinde de ifade edildiği üzere, ayırtım gücü bulunmayan kimsenin geçerli bir iradesinin bulunmama nedeniyle kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere yapacağı işlemlere sonuç bağlanamaz. Yukarıda sözü edilen ilkelerin ve yasa maddelerinin ışığı altında, olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tespitinin şahıs ve mamelek hukuku bakımdan doğurduğu sonuçlar itibariyle ne kadar büyük önem taşıdığı kendiliğinden ortaya çıkar. Bu durumda tarafların gösterecekleri tüm delillerin toplanılması, varsa ehliyetsiz olduğu iddia edilen kişiye ait doktor raporları, tıbbi belge, film grafilerinin eksiksiz getirilmesi zorunludur. Bunun yanında, her ne kadar, ...nun 282.maddesinde belirtildiği gibi bilirkişilerin "rey ve mütalaası" hakimi bağlamaz ise de, temyiz kudretinin yokluğu, akıl zayıflığı gibi psikolojik nedenlerin belirlenmesi çok zaman hakimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Hele ayırt etme gücünün nisbi bir kavram olması, kişiye eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kurulundan özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da gerekli kılmaktadır. Esasen Medeni Kanununun 409/2 maddesi akıl hastalığı ve akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceğini öngörmüştür. Vasiyetname yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak gerekir.Ehliyetsiz kişilerin yaptığı vasiyetnameler kendiliğinden batıl olmaz. Somut olaya bakıldığında ise;muris vasiyeti düzenlediği tarih itibariyle 83 yaşında olup,davacı tarafça murisin söz konusu el yazılı vasiyetnameyi yaptığı tarihte akli melekelerinin ve temyiz kudretinin yerinde olup olmadığının tespitinin gerektiği belirtilmekle, vasiyetname tarihinde murisin tasarruf ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda tüm delillerin toplanarak, ehliyetsiz olduğu iddia edilen murise ait doktor raporları, tıbbi belge,film grafilerinin de getirtilmesi suretiyle Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp, davacı tarafın fiil ehliyetine ilişkin iddiaları değerlendirilerek sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken,bu araştırmalar yapılmadan ve ilgili rapor alınmadan hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir. 2-Bundan ayrı olarak,davacı taraf fiil ehliyeti dışında söz konusu el yazılı vasiyetnamenin murisin eli ürünü olup olmadığının da tespiti gerektiğini belirtmek suretiyle,bu hususu da iptal sebebi olarak ileri sürmüştür. TMK'nun 538.maddesinde; ''El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur.''düzenlemesi yer almaktadır. TMK.nun 538.'nun maddesindeki öngörülen ilkeler geçerlilik şartıdır. Bunlardan birinin eksikliği vasiyetnameyi geçersiz kılar. Bir belgedeki imza ve yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik araç gereç yardımıyla binoküler mikroskopla büyütülerek kıyaslama, ultraviyole lambası ve ınfraded ışınları altında tahrifat, belgelerin arka yüzündeki yatık ışık verilerek fülaj izi görüntüsü, alttan aydınlatmalı lambalarla imza kopyacılığı, grafolojik, grafometrik esaslar içerisinde milimetrik mukayeseli ölçümler ve belgelerin niteliğine göre gerekli değişiklik fenni metotlarla yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarını fotoğraf yada diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.(HGK 06.06.2001 tarih ve 2001/-466 E.; 2001/483 K) Somut olayda ise;davacı söz konusu 05.07.2004 tarihli el yazılı vasiyetnamenin muris eli ürünü olup olmadığının tespiti gerektiğini belirtmiş olmakla,bu hususun mahkemece, murise ait imza ve yazı örneklerinin ilgili kurumlardan temin edilmesi suretiyle yukarıda ifade edilen şekilde araştırılması sonucunda hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken,eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca, mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle, öncelikle murisin davaya konu edilen 05.07.2004 tarihli el yazılı vasiyetnameyi düzenlediği tarih itibariyle fiil ehliyeti bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması, bu iptal sebebi aşılır ise ikinci iptal sebebi olarak incelenmesi gereken 05.07.2004 tarihli el yazılı vasiyetnamenin murisin eli ürünü olup olmadığının tespiti sonucunda hüküm tesisi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.11.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

7. Hukuk Dairesi, 2024/3927 E., 2024/4246 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 538 ve 557 nci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2024/3927 E.  ,  2024/4246 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2795 E., 2024/267 K. DAVACILAR : ... vd. vekilleri Avukat ... vd. DAVA TARİHİ : 25.08.2015 KARAR : Esastan ret TEMYİZ EDENLER : Davacı ... vd. vekili, davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/434 E., 2023/274 K. Taraflar arasındaki el yazılı vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vd. vekili, davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma isteminin davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin muris Fecriye Doğan'ın mirasçısı olduklarını, davalının murisin mirasçısı olmadığını, muris tarafından davalı lehine 14.03.2015 tarihli ''el yazılı vasiyetname'' düzenlendiğini, bu vasiyetnamenin Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/326 E. sayılı dosyasında açılıp okunduğunu, vasiyetnamenin şekil şartlarını taşımadığını, murisin el ürünü olmadığını ve muris üzerinde maddi ve manevi baskı kurulup kandırılarak düzenlendiğini ileri sürerek, vasiyetnamenin iptalini, vasiyet edilen taşınmazlardan müvekkillerine düşen hisselerin adlarına tapuya tescilini ve bankalardaki mevcut paraların müvekkillerine hisseleri oranında paylaştırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı asıl cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, el yazılı vasiyetnamenin murisin el ürünü olduğunu, şekil şartlarını taşıdığını ve baskı ile imzalanmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyetnamedeki imza ve yazıların murisin el ürünü olduğunun anlaşıldığı ve vasiyetnamenin iptali için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 504 ve 557 nci maddelerinde belirtilen şartların oluştuğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı ... vd. vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeden karar verdiğini, mahkemenin kayıp vasiyetnameyi ararken Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesine müzekkere yazdığını ancak bu yazının cevabını alamadığını, davada ispat yükünün tarafının değiştiğini, kararın eksik inceleme ve araştırma ile verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davacı ... vd. vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeden karar verdiğini, mahkemenin kayıp vasiyetnameyi ararken Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesine müzekkere yazdığını ancak bu yazının cevabını alamadığını, Yerleşik Yargıtay kararlarına göre fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılmasının mümkün olmadığını, mahkemece eksik inceleme ve araştırma yapıldığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Üst Kurulundan alınan raporda el yazılı vasiyetnamenin kuvvetle muhtemel murisin el ürünü olduğunun belirlendiği ve vasiyetnamenin iptaline yönelik iddiaların dinlenen tanık beyanları nazara alındığında kanıtlanamadığı anlaşıldığından başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vd. vekili, davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını aynen tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davacı ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarına ek olarak murisin yatağından kalkamayacak durumda iken iradesi sakatlanarak vasiyetname düzenlediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davacı ... vd. vekili temyiz dilekçesinde; vasiyetname ile murisin günlüğü arasında gözle görülür şekilde farklılıkların bulunduğunu, vasiyetname aslının bulunması halinde mürekkebinden yazının yaşının tespit edilebileceğini, ehliyetin kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen incelenmesi gerektiğini, vasiyetnamenin murisin yaşlılığından yararlanılarak baskı ile düzenlendiğini bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, el yazılı vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 538 ve 557 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... vd. vekili, davacı ... vd. vekili ve davacı ... vd. vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ... vd. davacılara iadesine, Onama harcı davacı ... ve ...'den peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2015/16938 E., 2017/4772 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
2-) TMK 538.maddesinde;
3. Hukuk Dairesi         2015/16938 E.  ,  2017/4772 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi - vasiyetnamenin iptali/tenkis davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı/birleşen davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Asıl davada davacı ...; muris ...'nin gelini olduğunu, murisin kendi el yazısı ile düzenlediği 25.09.2007 tarihli vasiyetname ile Mamure Mahallesi 893 ada 17 parselde kayıtlı taşınmazın 1/2 hissesi ile Güllük Mahallesi 371 ada 28 parselde kayıtlı taşınmazın 1/2 hissesini kendisine vasiyet ettiğini belirterek iş bu taşınmazların kendi adına tescilini talep etmiştir. Asıl davada davalı ...; vasiyetnameyi kabul ettiğini beyan etmiştir. Asıl davada davalılar ..., ..., ..., ... ve ...; asıl davanın reddini dilemişler, birleşen davada ise; muris tarafından yazıldığı iddia edilen ve ortaya atılan birçok vasiyetname bulunduğunu, her birinde ayrı imza, ayrı irade beyanı ve tarih bulunduğunu iddia ederek öncelikle vasiyetnamenin iptaline, bu olmadığı takdirde saklı paylar dahilinde tenkisine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Birleşen davada davalı olan ... ise; davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; asıl davanın kabulü ile, muris tarafından düzenlenen 25/09/2007 tarihli el yazılı vasiyetname gereğince; muris tarafından davacıya vasiyet edilen Eskişehir İli, Tepebaşı İlçesi Mamure Mahallesi 893 ada 17 parselde kayıtlı 18 nolu bağımsız bölümün muris ... adına kayıtlı olan 1/2 hissesi ve Güllük Mahallesi 371 ada 28 parselde kayıtlı taşınmazın muris ... adına kayıtlı olan 1/2 hissesi yönünden davacı tarafın vasiyetnamenin tenfizi talebinin kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm; asıl davalı/birleşen davacılar ..., ..., ..., ... ve ....n tarafından temyiz edilmiştir. ./.. -2- 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) TMK 538.maddesinde; el yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur. TMK.nun 538. maddesindeki öngörülen ilkeler geçerlilik şartıdır. Bunlardan birinin eksikliği vasiyetnameyi geçersiz kılar. Somut olayda uyuşmazlık; iptali talep edilen 25/09/2007 tarihli el yazılı vasiyetnamede bulunan imzanın murise ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Asıl davalı/birleşen davacılar tarafından, muris tarafından birden fazla el yazılı vasiyetneme düzenlendiği, her birinde ayrı imzaların olduğu ileri sürülmüş, ne var ki mahkemece bu iddia üzerinde durulmadan hüküm kurulmuştur. Bir belgedeki imza ve yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik araç gereç yardımıyla binoküler mikroskopla büyütülerek kıyaslama, ultraviyole lambası ve ınfraded ışınları altında tahrifat, belgelerin arka yüzündeki yatık ışık verilerek fülaj izi görüntüsü, alttan aydınlatmalı lambalarla imza kopyacılığı, grafolojik, grafometrik esaslar içerisinde milimetrik mukayeseli ölçümler ve belgelerin niteliğine göre gerekli değişiklik fenni metotlarla yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarını fotoğraf yada diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.(HGK 06.06.2001 tarih ve 2001/12-466 E.; 2001/483 K) Hal böyle olunca mahkemece; iptali istenen el yazılı vasiyetname ile yöntemince toplanmış karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikteki diğer belgeler üzerinde, yukarıda açıklanan yöntem ve ilkelere uygun olarak bilirkişi incelemesi yaptırılması ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı gerekçelerle birleşen davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenle temyiz eden asıl davalı/birleşen davacılar ..., ..., ..., ... ve ...r temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bendde açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz edenler yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2014/9880 E., 2015/3015 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varMERSİN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Bu bağlamda, miras bırakan 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra öldüğü için olaya, 4721 sayılı TMK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. 4721 sayılı TMK'nın 538. maddesinde, el yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır.
3. Hukuk Dairesi         2014/9880 E.  ,  2015/3015 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 03/12/2013 NUMARASI : 2011/369-2013/703 Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar ortak verdikleri dava dilekçelerinde; davalının, 08.12.1998 tarihli el yazılı vasiyetnamaye dayanarak, muris adına kayıtlı evin adına tescilini talep ettiğini, murisin davaya konu evi 27.06.2001 tarihinde satın aldığını, el yazılı vasiyetnamenin 08.12.1998 tarihli olduğunu, bunun, vasiyetnamenin üzerinde yazılı olan tarihten sonra düzenlendiğinin bir göstergesi olduğunu, diğer taraftan vasiyetnamede yalnızca; " Ben N. İ. , Mersin, ............ Mahallesinde ........ Sokak ve ........ numaralı kat: .....nolu adresteki evimi S.. E..'e bırakıyorum, bana bir şey olması halinde ev tapusunun S.. E..'e geçirilmesi için gereğinin yapılmasını istiyorum" dediğini, oysa murisin gerekçesiz bağışta bulunabilecek bir kişi olmadığını, en azından belgeye ölünceye kadar bakma ibaresini koyacağını, davalının dayandığı belgenin sonradan düzenlenmiş düzmece bir belge olduğunu, el yazılı vasiyetnamedeki imza ve yazının, murisin el yazısı olmadığını belirterek; vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı cevap dilekçesinde; davacıların murisi ile 18 yıl beraber yaşadığını, müşterek bir kızlarının bulunduğunu, çocuğunun babası olan murisin 30.05.2010 tarihinde trafik kazası sonucu öldüğünü, davaya konu el yazılı vasiyetnameyi murisin yazdığını, bu vasiyetnameyle kendisine muayyen mal bıraktığını, vasiyetnameye konu edilen dairenin tapuda muris adına kayıtlı olan ...... ada ..... parsel üzerindeki zemin katta bulunan .......nolu bağımsız bölüm olduğunu, muayyen mal vasiyetlerinde miras bırakılacak malın vasiyetnamenin yazılma anında murisinin mal varlığı içinde olmasının zorunlu olmadığını savunarak, davanın reddi ile vasiyetname gereği kendisine bırakılan gayrimenkulün adına tesciline karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece; davacıların, vasiyetnamenin iptali şartlarının mevcut olduğunu kanıtlayamadıklarından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, el yazılı vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Ölüme bağlı bir tasarruf kanunda öngörülen şekillere uymadan yapılmışsa iptali istenilebilir. Somut olayda; el yazılı vasiyetname 1998 yılında düzenlenmiş, miras bırakan 2010 yılında ölmüştür. Öncelikli sorun, olaya 743 sayılı TKM hükümlerinin mi, yoksa 4721 sayılı TMK hükümlerinin mi uygulanacağı noktasında toplanmaktadır. Mirasbırakan, 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra ölmüşse, ölüme bağlı tassarruf, 01.01.2002 tarihinden önce yapılmış olsa bile şekli anlamda geçerlilik, miras bırakanın ölüm tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. Bu bağlamda, miras bırakan 4721 sayılı TMK'nın yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra öldüğü için olaya, 4721 sayılı TMK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekir. 4721 sayılı TMK'nın 538. maddesinde, el yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olmasının zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. El yazısı, yazanı diğer kişilerden ayıran bir özellik olduğu için, el yazılı vasiyetnamenin tamamının vasiyetçi tarafından yazılması gerekmektedir. Bu konuda bir çekişme varsa el yazılı vasiyetnamenin başından sonuna kadar mirasbırakının el yazısıyla yazılmış olup olmadığı konusunda uzman bilirkişiden görüş alınmalıdır. Bilirkişi incelemesi yapılabilmesi için de miras bırakanın daha önceki günlere ilişkin yazı örneklerinin temin edilmesi gerekir. Somut olayda davacılar, iptalini talep ettikleri vasiyetnamedeki yazı ve imzanın murislerine ait olmadığını iddia etmiş olup, mahkemece, 08.12.1998 tanzim tarihli el yazılı vasiyetnamedeki imzanın davacıların murisi N. İ. 'ın el ürünü olup olmadığı hususunda Adli Tıp ve Grafoloji uzmanından rapor alınmıştır. Hükme esas alınan 02.10.2013 tarihli raporda; inceleme konusu belgede bulunan imza ve yazıyla, N. İ. 'a ait medarı tatbik olarak gönderilen yazı ve imzaların birbiriyle mukayeseli tetkiklerinde; tersim tarzı, işleklik, doğrultu, hız, alışkanlıklar, istif, eğim, baskı derecesi, başlangıç ve bitiş özellikleri bakımından uygunluk ve benzerlikler tespit edildiği, inceleme konusu yazı ve imzanın N. İ. 'ın el ürünü olduğu kanaatine ulaşıldığı bildirilmiştir. Bir belgedeki imza ve yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik araç gereç yardımıyla binoküler mikroskopla büyütülerek kıyaslama, ultraviyole lambası ve ınfraded ışınları altında tahrifat, belgelerin arka yüzündeki yatık ışık verilerek fülaj izi görüntüsü, alttan aydınlatmalı lambalarla imza kopyacılığı, grafolojik, grafometrik esaslar içerisinde milimetrik mukayeseli ölçümler ve belgelerin niteliğine göre gerekli değişiklik fenni metotlarla yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarını fotoğraf yada diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır.(HGK 06.06.2001 tarih ve 2001/12-466 E.; 2001/483 K) Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; hangi ortamda, ne tür teknik cihazlar kullanılarak inceleme yapılıp sonuca varıldığı açıklanmamış, ulaşılan sonucun maddi dayanakları denetime elverişli şekilde ortaya konulmamıştır. Bu nitelikteki bir bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca mahkemece; iptali istenen el yazılı vasiyetname ile yöntemince toplanmış karşılaştırmaya esas olabilecek nitelikteki diğer belgeler üzerinde, yukarıda açıklanan yöntem ve ilkelere uygun olarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. Bozma nedenine göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26/02/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Türk Medeni Kanunu uyarınca "El Yazılı Vasiyetname"nin geçerlilik şartları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Vasiyetnamenin bilgisayarda yazılıp sadece imzasının el ile atılması yeterlidir.
B) El yazılı vasiyetnamenin geçerli olması için mutlaka noter huzurunda yapılması zorunludur.
C) Vasiyetnamenin başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılmış, tarih atılmış ve imzalanmış olması şarttır.
D) El yazılı vasiyetnamelerde tanık bulundurulması kanuni bir zorunluluktur.
E) Mirasbırakan, vasiyetnamenin yapıldığı yılı belirtmese de sadece gün ve ayı yazması geçerlilik için kafidir.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol