4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 567

Türk Medeni Kanunu 567. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 567- Mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine hayat sigortası yaptığı veya böyle bir kişiyi lehdar olarak sonra belirlediği ya da sigortacıya karşı olan istem hakkını sağlararası veya ölüme bağlı tasarrufla karşılıksız olarak üçüncü kişiye devrettiği hâllerde, sigorta alacağının mirasbırakanın ölümü zamanındaki satınalma değeri tenkise tâbi olur. 5. İntifa hakkı veya irat bakımından

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
17. Hukuk Dairesi, 2012/4932 E., 2013/1022 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
olmadığı ve iştira bedelinin TMK 509, 567.maddeler ile TTK 1325 ve 1327.maddelerinde belirtilen şekilde gerçekleşmediğinden davacının herhangi bir iştira bedeli talep edemeyeceği, lehtarın ...
17. Hukuk Dairesi         2012/4932 E.  ,  2013/1022 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı ve davalılar ... ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, vergi mükellefi ...ın 13.3.2003 tarihinde vefat ettiğini,mirasçıları olan davalılar ...,... ve ...'ın 1.5.2003 tarihli ilam gereğince murisin mirasını reddettiklerini, murisin 16.8.2007 tarihi itibarıyla 102.427,21 TL vergi borcu bulunduğunu ve borcun mirasın reddi nedeniyle ödenmediğini, Ak Emeklilik Birikimli Hayat Sigortası poliçesi ile ... Emeklilik Ferdi Kaza Poliçesi kapsamında davalı mirasçılara ödeme yapıldığını, Medeni Kanun hükümlerine göre mirası reddetmenin anlamının kalmadığını, mirasçıların kötüniyetli olduğunu, ayrıca davalı ... şirketlerinin de sözkonusu ödemeleri yapmamaları gerekirken ödeme yapmalarının sorumluluklarını doğurduğunu, ... alacakları terekeye dahil edilip tasfiye yapılması gerekirken bunun yapılmadığını, bu durumda mirasın red hükmü uygulanamayacağından 102.427,21 TL alacağın doğduğu tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline ... verilmesini talep etmiştir. Davalılar Hilkat, Merve ve ... vekili, 26.8.2002-26.8.2003 dönemine ait 20.000 TL limitli ... Emeklilik AŞ.Ferdi Kaza sigortası poliçesinin lehtarı olan ...'a 30.3.2004 tarihinde 17.000,00 TL vefat tazminatı ödendiğini, yapılan ödemenin terekeye dahil ödeme olmadığını, müvekkili Hande'nin mirası reddettiğini kendisine yapılan ödeme bulunmadığını, Merve'nin ise 26.2.2003 - 26.2.2018 dönemine ait Ak Emeklilik 6000 USD vefat teminatlı birikimli hayat sigortası poliçesinin lehtarı olup 18.3.2004 tarihinde müvekkiline 6000 USD ödeme yapıldığını anılan poliçe karma poliçe niteliğinde olduğundan terekeye dahil edilmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın Hilkat ve Merve yönünden esastan, Hande yönünden ise husumet yokluğu nedeniyle reddini savunmuştur. Davalı ... AŞ vekili, ... sözleşmesinden doğan taleplerin 2 yıllık zamanaşına tabi olduğunu, müteveffa ... 'ın yaptırdığı vefat teminatlı hayat sigortası poliçesinde lehtar olarak ... 'ın gösterildiğini ve ödemenin 24.3.2004 tarihinde Merve'ye yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı .... Vekili, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli ve yetkili olduğunu, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını,muris ... 'ın 26.8.2002-26.8.2003 dönemini kapsayan 20.000,00 TL limitli lehtarı ... olan ferdi kaza sigortası poliçesi yaptırdığını murisin ölümü üzerine 30.3.2004 tarihinde ... lehtarı olan ...'a 17.000,00TL ödeme yaptıklarını,yapılan ödemenin terekeye dahilinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre, muris ... tarafından mirasçıları olan davalı ... ve ... lehtar gösterilerek lehlerine ... poliçeleri düzenlendiği, bu lehtarlara murisin ölümünden sonra poliçeler nedeniyle ... tazminatı ödendiği, bu ... tazminatlarının bu mirasçılar tarafından kabulü ile bu miktarların terekeye dahil edilmesi dolayısıyla murisin alacak ve borçlarından sorumlu olmaları gerektiği, davalı ... Töraydın'ın mirası reddettiği ve Ak Emeklilik ve ... Emeklilik A.Ş'den herhangi bir alacağı olmadığı yine davalılar Ak Emeklilik ve ... Emeklilik AŞ'ye ölüm anında davacı yanca kendisine bildirimde bulunulmadığı, bu nedenle poliçe miktarlarının terekeye dahil etmelerinin mümkün olmadığından bu davalıların sorumlu olmadıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalılar Hilkat ve ... hakkındaki davanın kabulü ile 102.427,21 TL vergi borcunun doğum tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davalılar ..., ... Emeklilik AŞ., Avivasa (Ak Emeklilik AŞ.) hakkındaki davanın reddine ... verilmiş; hüküm, davacı ve davalılar ... ile ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık, vergi borçlusu murisin, mirasını reddeden davalı mirasçılarının borçlunun ölümünden sonra tekereye intikali gereken ... ödemelerini alması nedeniyle mirası red hükümlerin uygulanamayacağı ve vergi borcunun davalı miraşçılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden; 1-Davalılar ..., ... Emeklilik AŞ. ve Avivasa Emeklilik ve Hayat AŞ (eski ünvanı Ak Emeklilik AŞ.)aleyhine açılan davanın reddiyle ilgili; dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168.maddesinde değişiklik yapan 5904 Sayılı yasanın 35.maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmünü içermektedir. Somut olayda haklarındaki dava reddedilen davalılar ..., ... Emeklilik AŞ. ve Avivasa Emeklilik ve Hayat AŞ (eski ünvanı Ak Emeklilik AŞ.) lehine anılan yasal değişiklik gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nisbi vekalet ücreti takdiri doğru değil bozma nedeni ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yargılamının tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden hükmün vekalet ücreti yönünden 6100 sayılı HMK'nin geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK'nin 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına gerekmiştir. Davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; 3- Davacı idareye vergi borcu bulan ... 13.3.2003 tarihinde vefat etmiş, geriye mirasçı olarak davalılar Hilkat, Merve ve Hande kalmıştır. Adı geçen mirasçılar 1.5.2003 tarihli ilam ile mirası reddetmişler ret kararı anılan ilam ile tescil edilmiştir. Adı geçen davalıların murisi ... ile davalılardan ... Emeklilik AŞ arasında yapılan 26.8.2002-26.8.2003 tarihleri arasında geçerli, 20.000,00 TL vefat teminatlı ferdi kaza sigortası poliçesinin lehtarının davalı ... oldu- ğu anlaşılmaktadır. Ölüm teminatı, poliçede menfaatdar belirtildiği takdirde bu kişiye, menfaatdar belirtilmediği takdirde kanuni mirasçılara yapılır. Somut olayda poliçede menfaatdar olarak ... gösterildiğinden ... şirketi tarafından rizikonun gerçekleşmesinden sonra ölüm tazminatı 20.000,00 TL den gerekli yasal kesintiler yapılarak 30.3.2004 tarihinde ...'a 17.000,00 TL ödeme yapılmıştır. Bu ödeme 14.3.2011 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi birikim şeklinde bir ... olmadığı ve iştira bedelinin TMK 509, 567.maddeler ile TTK 1325 ve 1327.maddelerinde belirtilen şekilde gerçekleşmediğinden davacının herhangi bir iştira bedeli talep edemeyeceği, lehtarın ... bedelini tahsil etmesinin mirası kabul edilmesi anlamını taşımayacağı, bu kapsamda davacının herhangi bir alacak talebinde bulunamayacağı, ferdi kaza sigortasında, sigortalının kaza sonucu ölümü halinde, ... şirketi tarafından poliçede yazılı lehtara ödenen ... tazminatının sigortalının yokluğu nedeniyle yakınların uğrayacağı maddi ve manevi acının ... sözleşmesine bağlı olarak kısmen tazmini ve telafisine yönelik olması göz önüne alınarak davalı ... hakkındaki davanın reddine ... verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçeyle davanın adı geçen davalı yönünden davanın kabulü isabetli görülmemiştir. Muris ... ile davalılardan Ak Emeklilik AŞ arasında yapılan 26.2.2003-26.2.2018 tarihleri arasında geçerli 15 yıl süreli dövize endeksli birikimli hayat sigortası poliçesinin birikim değerinin 3.yıldan itibaren başladığı, lehtarın davalı ... Töraydın olduğu, vefat halindeki teminat limitinin 6.000 USD olduğu anlaşılmaktadır. Sigortalının 13.3.2003 tarihinde ateşli silahla ölümü sonucu 17.3.2004 tarihinde davalı ...'ye yasal kesintilerden sonra 6.748,77 TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu ödeme 14.3.2011 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi poliçede yazılı vefat teminatı olduğu, herhangi bir birikim ödemesi olmadığı, birikim şeklinde bir ... olmadığı ve iştira bedelinin TMK 509, 567.maddeler ile TTK 1325 ve 1327.maddelerinde belirtilen şekilde gerçekleşmediğinden davacının herhangi bir iştira bedeli talep edemeyeceği, lehtarın ... bedelini tahsil etmesinin mirası kabul edilmesi anlamını taşımayacağı, bu kapsamda davacının herhangi bir alacak talebinde bulunamayaca- ğı göz önüne alınarak davalı ... Töraydın hakkındaki davanın da reddine ... verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçeyle davanın adı geçen davalı yönünden kabulü isabetli görülmemiştir. Kabule göre de; yukarıda açıklandığı gibi davacı yararına maktu vekalet ücreti takdiri yerine nispi vekalet ücret takdiri de doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 5.bendindeki “10.064,18 TL” ibaresinin çıkarılarak yerine “1.100,00 TL maktu” ibaresinin yazılarak hükmün davalılar Hande Töraydın, ... Emeklilik AŞ.ve Avivasa Emeklilik ve Hayat AŞ (eski ünvanı Ak Emeklilik AŞ.) yönünden DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar Hilkat ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün adı geçen davalılar yararına BOZULMASINA ve Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılar Hilkat ve Merve Töraydın'a geri verilmesine 5.2.2013 gününde oybirliğiyle ... verildi.

Diğer kararlar (3)

1. Hukuk Dairesi, 2013/8586 E., 2013/12594 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKOCAALİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Böylesi yapılan bir temlikin, koşullarının varlığı halinde TMK.nun 560 ilâ 571. maddelerinde öngörülen tenkis hükümlerine tabi olacağı açık olup, davada tenkis isteği de bulunmadığına göre muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal ve tescil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözetilmeksizin yazılı şeki
1. Hukuk Dairesi         2013/8586 E.  ,  2013/12594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KOCAALİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/10/2012 Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalı C... S... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü; Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davaya konu 399 parsel sayılı taşınmaz dışındaki tüm taşınmazların mirasbırakandan davalıya intikal ettiği, murisin taşınmazlarını erkek çocukları arasında paylaştırdığı, kız çocuklarına ise herhangi bir taşınmaz vermediği, davalının da taksim savunmasını kanıtlayamadığı gerekçesi ile 399 parsel dışındaki taşınmazlar bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve dosya içeriğinden; miras bırakan M... S...'nın 26.07.2007 tarihinde öldüğü, geride 19 mirasçısının kaldığı, davacılar A... ile E...'nin murisin kızları, E...'in ise muristen önce ölen kızı M...'den olma torunu olduğu,davaya konu edilen K... Köyü 11895, 11896 ve 11898 parsel sayılı taşınmazların ifraz öncesinde 3837 parsel sayılı taşınmaz olarak mirasbırakan M... S... adına kayıtlı iken murisin anılan taşınmazı 16.06.1993 tarihinde dava dışı N... A...'ya satış suretiyle temlik ettiği, bu kişinin de 13.03.1997 tarihinde yine satış suretiyle davalı C... S...'ya anılan taşınmazı temlik ettiği , ifraz suretiyle oluşan davaya konu parsellerin halen davalı adına kayıtlı olduğu, çekişmeli diğer taşınmazlar 101 ada 7, 9, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar ile 102 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise 01.04.2005 tarihinde yapılan tespitle ceddinden intikalen ve taksimen 20 yılı aşkın süredir davalının zilyetliğinde bulunduğundan bahisle senetsizden davalı adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; mirasbırakan tarafından ara malik kullanılmak suretiyle devredilen 3837 parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucu oluşan 11895 , 11896 ve 11898 parseller bakımından davalıya yapılan temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun saptanarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine. Ne var ki; çekişmeli diğer taşınmazlar olan 101 ada 7, 9, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar ile 102 ada 2 parsel sayılı taşınmazın öncesinde miras bırakan M... S... adına tapuda kayıtlı olmadığı dosya kapsamıyla sabittir. Anılan taşınmazların kadastro tespiti sırasında 2005 yılında belgesizden davalı C... S... adına tespit edilerek çap kayıtları oluşmuştur. Bir bakıma taşınmazların öncesinde muris M... S...'ya ait olduğu ve onun tarafından davalı C... S...'ya devredildiği kabul edilse dahi, evveliyatlarının tapuda kayıtlı olmaması sebebiyle somut olayda 01.04.1974 tarih ve ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmamaktadır. Böylesi yapılan bir temlikin, koşullarının varlığı halinde TMK.nun 560 ilâ 571. maddelerinde öngörülen tenkis hükümlerine tabi olacağı açık olup, davada tenkis isteği de bulunmadığına göre muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı iptal ve tescil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözetilmeksizin yazılı şekilde bu taşınmazlar bakımından da davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir. Davalının temyiz itirazı yukarıda değinilen nedenden ötürü yerindedir. Kabulüyle, hükmün(6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bu türlü bir kazandırmanın elden bağış (gizli bağış) niteliğinde bulunduğu ve koşullarının varlığı halinde TMK'nun 560 ila 571 maddeleri arasında öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği tartışmasızdır.
1. Hukuk Dairesi 2011/3353 E., 2011/8055 K. 1. Hukuk Dairesi 2011/3353 E., 2011/8055 K. - ECRİMİSİL - GİZLİ BAĞIŞ - TAZMİNAT- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 560 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 571 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 675 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakan annesi S.... adına kayıtlı 115 ada 140 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümün davalının annesi olan vekil ve aynı zamanda murisin kızı Bilge tarafından 3.kişiye satılarak, aynı gün 3194 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümün daıvalı adına satın alındığını, davalının işlem tarihinde 18 yaşında olup taşınmazın murise ait olan 7 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen para ile alındığını, yapılan işlemlerle miras hakkından mahrum edildiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil, olmazsa tazminat ve ecrimisil isteminde bulunmuş, yargılama sırasında davasına tazminat ve ecrimisil istemleriyle devam etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muirisin mal kaçırmak için taşınmazını sattığını ve mirasta iade hükümlerine göre davalının bedeli terekeye iade mecburiyeti olduğu ve davacının kira paralarını isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.07.2011 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Ö.... K...... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi S.... Ö.... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, tapu iptal, tescil, tazminat, ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, tapu iptal ve tescil isteminin reddine, mirasta iade hükümlerine göre tazminat ve ecrimisil isteğinin kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; 115 ada 140 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümün miras bırakan S..... B.... adına kayıtlı iken vekili olan B.... Z.... tarafından dava dışı 3. kişiye 16.05.2003 tarihinde şatış suretiyle devredildiği, 3194 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümün ise dava dışı 3. kişiler adına kayıtlı iken 16.05.2003 tarihinde davalı N... Z... tarafından satın alındığı anlaşılmaktadır. Davacı, 15 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümün miras bırakana ait olan 140 nolu parseldeki 7 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen para ile davalı adına alındığını ve yapılan işlemler ile miras hakkından mahrum edildiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmış, yargılama sırasında da davadaki isteğini tazminat ve 2 nolu bağımsız bölüm ile ilgili olarak kira paralarının tespit edilerek kira bedelinin tazminine hasretmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, somut olay yukarıda değinilen işleyiş tarzı itibarıyla gizli bağış niteliğinde olup, muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 tarih ve ½ sayılı İ.B.K.'nın olayda uygulama yeri yoktur. Diğer taraftan davalının annesi Bilge temlik ve temellük tarihinde sağ olduğuna göre davalı Neyir'in miras bırakan Sabriye'nin mirasçısı olamadığı da kuşkusuzdur. Böylesi bir olayda davalı mirasçı olmadığına göre TMK'nun 669 ila 675 maddeleri arasında düzenlenen (mirasta iade) mirasta denkleştirme hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır. Bu türlü bir kazandırmanın elden bağış (gizli bağış) niteliğinde bulunduğu ve koşullarının varlığı halinde TMK'nun 560 ila 571 maddeleri arasında öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği tartışmasızdır. Oysa davada tenkis isteği de yoktur. Bu izahlar neticesinde davalı Neyir'in taşınmazı kullanmasında fuzuli şagil olarak nitelendirilemeyeceğine göre, taşınmazı haksız olarak elinde tutan kişinin taşınmaz malikine ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisilden de sorumlu olamayacağı açıktır. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 825.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 08.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
16. Hukuk Dairesi, 2016/16964 E., 2020/639 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece, dava konusu taşınmazlar yönünden muris muvazaasına ilişkin iddianın dinlenemeyeceği, koşullarının varlığı halinde 4721 sayılı TMK'nın 560 ila 571. maddelerinde öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği ve davada tenkis isteği bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır.
16. Hukuk Dairesi         2016/16964 E.  ,  2020/639 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Kadastro sonucu, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan yüzölçümleri kadastro tutanaklarında yazılı 121 ada ...,... ada 4, 124 ada 16, 125 ada 2, 3, 4, 127 ada 5, 160 ada 36, 37, 38, 39, 41, 118, 122, 123, 168 ada 95, 96, 123, 125, 126, 133 ve 134 parsel sayılı taşınmazlar, satın alma, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, ayrı ayrı davalı ... ve arkadaşları adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka dayanarak, tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, dava konusu taşınmazlar yönünden muris muvazaasına ilişkin iddianın dinlenemeyeceği, koşullarının varlığı halinde 4721 sayılı TMK'nın 560 ila 571. maddelerinde öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği ve davada tenkis isteği bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı ..., çekişmeli taşınmazların müşterek muris ...’dan intikal ettiğini ve bir kısım taşınmazların tespitine dayanak yapılan Karadeniz Ereğli 1. Noterliği’nin 20.6.1967 tarih ve 5952 yevmiye numaralı re’sen zilyetlik devir senedinin geçersiz olduğunu belirterek, miras payı oranında tapu iptali ve adına tescil kararı verilmesi için dava açmıştır. Davalı ... ve arkadaşları ise, müşterek muris ...’ın çekişmeli taşınmazları Karadeniz Ereğli 1. Noterliği’nin 20.06.1967 tarih ve 5952 yevmiye numaralı re’sen zilyetlik devir senedi ile kendi murisleri ... oğlu ...’e sattığını ve taşınmazlarda kendilerinin zilyet olduğunu savunmuşlardır. Mahkemece, davacının iddialarının araştırılması yönünden mahallinde keşif yapılmadığı gibi, davalı tarafın dayandığı re’sen zilyetlik devir senedi de uygulanmadan davanın reddine karar verilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve tarafların bildireceği tanıkların katılımıyla keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, her bir çekişmeli taşınmazın ayrı ayrı öncesinde kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, davalı tarafın dayandığı re’sen zilyetlik devir senedi mahalinde uygulanıp senede konu taşınmazlar belirlenerek senedin çekişmeli taşınmazların tamamını veya bir kısmını kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulmalı; fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izleyip denetlemeye elverişli ayrıntılı ve krokili rapor düzenlemesi istenmeli, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı davacı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.