Türk Medeni Kanunu 571. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 571- Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer.
Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde işlemeye başlar.
Tenkis iddiası, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
YEDİNCİ AYIRIM
MİRAS SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN DAVALAR
A. Mirasbırakanın sağlığında mallarını vermesi durumunda
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
12 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2023/4069 E., 2024/4312 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
ma akdi ile taşınmazı devrettiği, davalının da mirasbırakanın bakımını karşıladığı, dolayısıyla yapılan taşınmaz devrinin muvazaalı gizli bağış niteliğinde olmadığı ve 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İBK kapsamında kalmadığının anlaşıldığı, TMK’nın 571 nci maddesine göre, tenkis davası açma hakkının, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren başlayarak bir yıl ve he
1. Hukuk Dairesi 2023/4069 E. , 2024/4312 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1175 E., 2023/1081 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/4 E., 2021/185 K.
Taraflar arasındaki muris muvaazası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelendi, duruşma isteği değerden reddedildi, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının öz kardeş olduklarını, İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... mahallesi 3981 ada 11 parselde kayıtlı 23 numaralı bağımsız bölüm tarafların mirasbırakan anneleri ... adına tapuda kayıtlı iken 03.10.2007 tarih ve 14734 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı adına tescil edildiğini, mirasbırakanın anılan taşınmazda ikamet etmekte iken 01.11.2015 tarihinde öldüğünü, mirasçı olarak müvekkili ile davalının kaldığını, müvekkilinin ayda on, on beş kez mirasbırakanı ziyaret ettiğini, davalının, çocuğu ile birlikte mirasbırakanın yanında kaldığını, mirabırakanın özel bakıma ihtiyacı olmadığını, kendi ihtiyaçlarını görebilecek durumda olduğunu, müvekkili ve davalının anneleri ölünceye kadar bakım ve ihtiyaçlarını gördüklerini, annelerine sevgi, saygı, şefkat besleyerek ahlaken kabul gören biçimde baktıklarını, ancak müvekkilinin sonradan öğrendiği üzere muvazaalı olarak mirasbırakana ait taşınmazın ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı adına temlik edildiğini, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin ivazlı akitlerden olduğunu, mirasbırakanın yaşlı ve bakıma ihtiyaç içinde olması gerektiğini ancak mirasbırakanın bakım gereksinimi içerisinde olmayan, kendi ihtiyaçlarını karşılayan birisi olduğunu, müvekkilini miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devrettiğini, asıl amacının müvekkilinden mal kaçırmak olduğunu ileri sürerek ölünceye kadar bakma akdi işleminin muris muvazaası nedeniyle iptaline ve taşınmazın müvekkilinin miras payı oranında tapuya tesciline, şayet bu mümkün olmadığı takdirde müvekkiline mirastan saklı payına düşen hissenin devrine veya bu hisseye tekabül eden değerin mirasbırakanın ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, müvekkilinin ölünceye kadar bakma sözleşmesinin tüm şartlarını eksiksiz olarak yerine getirdiğini, annesine çok iyi baktığını, giyim, yemek, kişisel bakım vb. bütün ihtiyaçlarını karşıladığını, hastane işlerini hallettiğini, hastane kontrolleri sırasında mirasbırakanın demans hastası oluğunun ortaya çıktığını ve tedavilerinin başladığını, müvekkilinin annesinin ilaç alım işlerini takip ettiğini mirasbırakanın kendi deyimiyle çiçek gibi baktığını, bakım sözleşmesinde, alacaklının yatalak olması, kendi işini yapamamasının önemli olmadığını, 89 yaşında ve şehir ortamında yaşayan bir insanın zaten kendi işlerini tek başına halledebilmesi, tüm ihtiyaçlarını karşılayabilmesinin mümkün olmadığını, belli ölçüde bakıma muhtaç olduğunu, bunun yanında 89 yaşında bir insanın sadece yanında olunması, mutlu ve huzurlu bir aile ortamının sağlanması, saygı ve hürmetle hizmet edilmesi, diğer evlatlarının vermediği maddi ve manevi desteğin verilmesinin bakım görevinin hakkıyla yerine getirilmesi için yeterli olduğunu, müvekkili ile mirasbırakan arasında muvazaalı bir işlem olmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.10.2019 tarihli ve 2017/519 Esas, 2019/342 Karar sayılı kararıyla; ....Noterliğinin 04.12.2015 tarih ve 34482 yevmiye numaralı mirasçılık belgesinden, mirasbırakan ...'in 01.11.2015 tarihinde vefat ettiği, mirasçı olarak davacı ile davalının kaldığı, İstanbul ili, Pendik ilçesi, ... mahallesi 3981 ada 11 parselde kayıtlı 23 nolu bağımsız bölümün mirasbırakan adına kayıtlı iken 03.10.2007 tarih ve 14734 yevmiye sayılı işlemle ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya devredildiği, çekişmeli taşınmazın mirasbırakan tarafından davalıya bakım akdiyle temlik edildiğinin sabit olduğu, temlikten itibaren davalının bakım akdi gereği miras bırakanla ilgilendiğinin tanıklarca ifade edildiği, bunun yanında, bakım yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin sağlığında mirasbırakan tarafından da ileri sürülmediği, yine dosya kapsamından, taraf ve tanık beyanlarından mirasbırakanın ölünceye kadar bakma akdi zamanında 79 yaşında olduğu, 87 yaşında vefat ettiği ve davalı ile birlikte aynı evde yaşadığı, tanık beyanlarına göre mirasbırakanın, davacı ve davalı ile arasının iyi olduğu, aralarında küslük ve dargınlık bulunmadığı, yaşlılık, unutkanlık ve demansa dayalı bir takım sağlık sorunlarının bulunduğu, mirasbırakanın davacıdan mal kaçırma amacı gütmesini gerektirecek herhangi bir sebep olmadığı, mirasbırakanı mal kaçırmaya itecek herhangi bir saikin dosya kapsamında tespit edilemediği, davalı ile mirasbırakan arasında yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin gerçek bir sözleşme olduğu, sözleşmenin ivazlı olması nedeniyle tenkis talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Kaldırma Kararı
Bölge Adliye Mahkmesinin 24.11.2020 tarihli ve 2020/786 Esas, 2020/1346 Karar sayılı kararıyla; istinaf konusu eldeki davada, dava değerinin dava dilekçesinde 1.000,00 TL olarak gösterildiği ve bu miktar üzerinden harcın yatırıldığı, Mahkemece keşif yapılmadığı ve keşfen dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın değerinin ne kadar olduğunun belirlenmediği, bu durumda taşınmazın toplam değeri üzerinden harç alınması gerektiği halde yargılama sırasında harç ikmal ettirilmediği ve dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden davanın sonuçlandırıldığı, yargı harcının tamamlatılmamış olmasının kamu düzenine ilişkin olup davanın görülme şartı olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.a.4 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
C. Kaldırma Kararı Sonrasında İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar
İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli ve 2021/4 Esas, 2021/185 Karar sayılı kararıyla; aynı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
D. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E. İstinaf Nedenleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, muris muvazaası nedeniyle müvekkilin miras payı oranında tapu iptali ve tescil ile tenkis istemli dava açtıklarını, dava konusu taşınmazın mirasbırakan adına kayıtlı iken ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya devredildiğini, davalının boşandıktan sonra çocuğu ile birlikte mirasbırakanın yanında yaşadığını, mirasbırakanın sağlığında kendi ihtiyaçlarını karşılayan biri olduğunu, mirasbırakan ile davalının müvekkilinden mal kaçırma maksadıyla muvazaalı bir şekilde ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaparak taşınmazı davalıya devrettiklerini, müvekkilinin bu durumu mirasbırakanın ölümünden sonra 13.01.2016 tarihinde öğrendiğini, Mahkeme kararının hatalı olduğunu, tanıklarının beyanları ve sundukları delillerin objektif olarak değerlendirilmediğini, davalının demans yolundaki iddiasının asılsız olduğunu, davalı tanıklarının beyanlarının yanlı olduğunu, tanık anlatımları ile muvazaanın ispatlandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
F. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.06.2023 tarihli ve 2022/1175 Esas, 2023/1081 Karar sayılı kararıyla; somut olayda davanın terekeye iade istemli olarak açıldığı, mirasbırakanın 01.11.2015 tarihinde öldüğü, davacının mirasbırakanın oğlu olduğu, davalının ise mirasbırakanın kızı olduğu, mirasbırakanın dava konusu taşınmazı 03.10.2007 tarihinde ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalı kızına devrettiği, tanıkların beyanlarında, davalının 1991 yılında eşinden boşanıp çocuğu ile annesi mirasbırakanın yanına geldiğini, mirasbırakanın davacı oğlu ile görüştüğünü, emekli maaşının olduğunu, kendisiyle davalı kızının ilgilendiğini, tüm ihtiyaçlarını karşıladığını belirttikleri, bu haliyle mirasbırakanın davacı oğlundan mal kaçırmasını gerektirecek bir nedeninin olmadığı, bu yönde herhangi bir ispatın da olmadığı, buna göre mirasbırakanın uzun yıllar birlikte yaşadığı davalı kızına ölünceye kadar bakma akdi ile taşınmazı devrettiği, davalının da mirasbırakanın bakımını karşıladığı, dolayısıyla yapılan taşınmaz devrinin muvazaalı gizli bağış niteliğinde olmadığı ve 1.4.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İBK kapsamında kalmadığının anlaşıldığı, TMK’nın 571 nci maddesine göre, tenkis davası açma hakkının, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamenin açılma tarihinden, diğer tasarruflarda ise mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşeceği, bir yıllık sürenin, tenkis davası açmaya hakkı olan mirasçının saklı payına tecavüz edildiğini öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı, bu sürenin işlemeye başlayabilmesi için iki durumun gerçekleşmesi gerektiği, bunların, mirasbırakanın ölümü ve saklı payın ihlal edildiğinin öğrenilmiş olması olduğu, zira tenkis talebinin ancak mirasbırakının ölümünden sonra ileri sürülebileceği, mirasbırakanın ölüm tarihinin 01.11.2015 olduğu, davacının dosyaya sunduğu Tapu Müdürlüğü yazısının 13.01.2016 tarihli olduğu, yine davacı vekilinin istinaf dilekçesinde müvekkilinin taşınmazın davalıya devredildiğini 13.01.2016 tarihinde öğrendiğini belirttiği, eldeki dava tarihinin ise 21.12.2017 olduğu, bu haliyle TMK'nın 571 nci maddesinde ön görülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibarıyla geçtiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları ileri sürmüş, ayrıca istinaf dilekçesinden farklı olarak taşınmazın terekeye iadesinin gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile tenkis, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 190 ıncı ve 706 ıncı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci, 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26 ncı ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 6 ıncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
7. Hukuk Dairesi, 2021/5355 E., 2021/1054 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2- Türk Medeni Kanunu'nun 571/1. maddesinin '' Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşe
7. Hukuk Dairesi 2021/5355 E. , 2021/1054 K.
"İçtihat Metni"
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : ...Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ...Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.12.2018 tarihinde verilen dilekçeyle tenkis talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.09.2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine dair verilen karar ve temyiz dilekçesinin reddine dair verilen 17.11.2020 tarihli ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
KARAR
Dava, tenkis isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, 21.05.2017 tarihinde vefat eden mirasbırakan Tateyos Köylüyan’ın sağlararası kazandırma işlemi ile davalıya taşınmaz satın alarak müvekkilinin saklı payını zedelendiğinden bahisle tenkis talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesi, davacının saklı payının ihlal edildiğini murisin ölüm döşeğindeyken kendisine yapmış olduğu itiraflarla öğrendiğini kabul ederek davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar vermiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine dair kesin olarak karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince 17.11.2020 tarihli ek karar ile Dairenin 10.07.2020 tarihli kararının kesin olarak verildiği gerekçesiyle HMK'nın 366. maddesi delaletiyle 346. maddesi uyarınca temyiz talebinin reddine karar verilmiş; davacı vekilince bu kez ek karara karşı temyiz yoluna başvurulmuştur.
1-6100 sayılı HMK'nin 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar, 361 ve 362. maddelerinde de temyiz edilebilen ve temyiz edilmeyen kararlar belirlenmiştir.
Dosya içeriğine göre, belirsiz alacak davası olarak açılan davanın değeri 500TL olarak gösterilmiş ve bu miktar üzerinden harçlandırılarak karar verilmiş ise de tenkis davaları ihlâl edilen saklı payın temin edilmesi amacını taşımaktadır. Tenkis hesabı uzmanlık gerektiren bir iş olup, davacıdan davanın başında saklı payının ihlal edilip edilmediğini, ihlâl edilmiş ise bunun miktarını bilmesini beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Dava dilekçesinde gösterilen miktar; harca esas alınan tahmini değerdir. Bu bakımdan tenkis davalarında, davacının dava dilekçesinde gösterdiği dava değeri ile talebini sınırladığını söyleyebilme olanağı yoktur ve bu tür davalar 6100 s. HMK'nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davalarının örneğini teşkil eder.
Açıklanan nedenlerle; bölge adliye mahkemesince verilen karar kesin nitelikte bulunmadığından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin davacı vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin 17.11.2020 tarihli ek kararının kaldırılarak esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.
2- Türk Medeni Kanunu'nun 571/1. maddesinin '' Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer '' şeklinde olduğu, öğrenme tarihinin murisin ölüm tarihi olabileceği gibi, somut olayın özelliğine göre murisin ölüm tarihinden sonraki bir tarihin de olabileceği, bir başka ifadeyle murisin ölüm tarihinden sonra da davacıların saklı paylarının zedelendiğini öğrenmelerinin mümkün olduğu kuşkusuzdur. Bu durumda, hak düşürücü sürenin hesabında davacının öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin esas alınması gerekir. Davalı tarafın bu tarihten daha önceki bir tarihte davacının saklı payının zedelendiğini öğrendiğini iddia etmesi durumunda bu iddiasını ispat zorunluluğunda olduğu da kuşkusuzdur. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 20.04.1983 gün ve 1980/1-1846-397 sayılı ve HGK'nun 01.06.2011 gün ve 2011/14-281-373 sayılı kararlarında aynı hususa işaret edilmiştir.
Somut olayda; davacı vekilinin dava dilekçesinde “Bütün bu şatafatlı malvarlığına rağmen, murisin terekesinden müvekkilimin uhdesine, amiyane tabirle, bir çöp dahi düşmemesi, murisin ölüm döşeğinde müvekkilime söylediği bazı, itiraf niteliğinde olan sözler, müvekkilimi kuşkulandırmış ve kendisinin tarafımıza müracaatına sebep olmuştur. Öncelikle belirtmemiz gerekir ki, müvekkilimiz ve çekirdek ailesi, bu davanın konusu oluşturan taşınmaz başta olmak üzere murisin bütün malvarlığını, hileli hareketler sebebiyle uzun seneler murisin mülkiyetinde zannetmiştir. Lakin gerçeğin böyle olmadığı davacının tarafımıza yaptığı müracaat ile bankalar ve tapu müdürlükleri nezdindeki araştırmalarımız sonucunda ortaya çıkmıştır.” ifadeleri nedeniyle ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesince davacının saklı payının zedelendiğini, mirasbırakanın ölümünden önce öğrendiğini kabul etmiş ise de, “bu davanın konusu oluşturan taşınmaz başta olmak üzere murisin bütün malvarlığını, hileli hareketler sebebiyle uzun seneler murisin mülkiyetinde zannetmiştir. Lakin gerçeğin böyle olmadığı davacının tarafımıza yaptığı müracaat ile bankalar ve tapu müdürlükleri nezdindeki araştırmalarımız sonucunda ortaya çıkmıştır.” ifadesi, davacı vekilinin 11.09.2019 tarihli duruşmadaki “davalı tarafın iddia ettiği hak düşürücü süre Bostancı'daki taşınmaza yöneliktir, ikrarımıza konu olduğu söylenen taşınmaz farklıdır” beyanları ile aynı doğrultudaki istinaf ve temyiz gerekçeleri dikkate alındığında, davacının tenkise konu işlemleri öğrenme tarihi olarak ileri sürdüğü tarihin aksinin davalı tarafından yeterince kanıtlanabildiği söylenemez. Her iki taraf da hak düşürücü süreye ilişkin iddiaları yönünden, Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/221 Esas sayılı dosya içeriğine; davacı taraf ise, bankalar ve tapu müdürlüklerindeki araştırmalarının sonucuna dayanmış olmasına karşın belirtilen hususlarda hiçbir araştırma yapılmaksızın karar verilmiştir.
Hâl böyle olunca; TMK 571. maddesi gereğince davanın süresinde açılıp açılmadığının araştırılması, bu hususta taraf delillerinin toplanması, davalının öğrenme tarihinin daha önce olduğunu kanıtlaması halinde tenkis talebinin süre yönünden reddine karar verilmesi, davalının aksini kanıtlayamaması halinde ise işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 17.11.2020 tarihli, 2019/1804 Esas, 2020/ 742 Karar sayılı 17.11.2020 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, (2.) bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 23.09.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 571 ]
1. Hukuk Dairesi 2011/3353 E., 2011/8055 K.
1. Hukuk Dairesi 2011/3353 E., 2011/8055 K.
- ECRİMİSİL
- GİZLİ BAĞIŞ
- TAZMİNAT- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 560 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 571 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 675 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakan annesi S.... adına kayıtlı 115 ada 140 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümün davalının annesi olan vekil ve aynı zamanda murisin kızı Bilge tarafından 3.kişiye satılarak, aynı gün 3194 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümün daıvalı adına satın alındığını, davalının işlem tarihinde 18 yaşında olup taşınmazın murise ait olan 7 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen para ile alındığını, yapılan işlemlerle miras hakkından mahrum edildiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil, olmazsa tazminat ve ecrimisil isteminde bulunmuş, yargılama sırasında davasına tazminat ve ecrimisil istemleriyle devam etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muirisin mal kaçırmak için taşınmazını sattığını ve mirasta iade hükümlerine göre davalının bedeli terekeye iade mecburiyeti olduğu ve davacının kira paralarını isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.07.2011 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Ö.... K...... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi S.... Ö.... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, tapu iptal, tescil, tazminat, ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, tapu iptal ve tescil isteminin reddine, mirasta iade hükümlerine göre tazminat ve ecrimisil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; 115 ada 140 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümün miras bırakan S..... B.... adına kayıtlı iken vekili olan B.... Z.... tarafından dava dışı 3. kişiye 16.05.2003 tarihinde şatış suretiyle devredildiği, 3194 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümün ise dava dışı 3. kişiler adına kayıtlı iken 16.05.2003 tarihinde davalı N... Z... tarafından satın alındığı anlaşılmaktadır.
Davacı, 15 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümün miras bırakana ait olan 140 nolu parseldeki 7 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen para ile davalı adına alındığını ve yapılan işlemler ile miras hakkından mahrum edildiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmış, yargılama sırasında da davadaki isteğini tazminat ve 2 nolu bağımsız bölüm ile ilgili olarak kira paralarının tespit edilerek kira bedelinin tazminine hasretmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, somut olay yukarıda değinilen işleyiş tarzı itibarıyla gizli bağış niteliğinde olup, muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 tarih ve ½ sayılı İ.B.K.'nın olayda uygulama yeri yoktur. Diğer taraftan davalının annesi Bilge temlik ve temellük tarihinde sağ olduğuna göre davalı Neyir'in miras bırakan Sabriye'nin mirasçısı olamadığı da kuşkusuzdur. Böylesi bir olayda davalı mirasçı olmadığına göre TMK'nun 669 ila 675 maddeleri arasında düzenlenen (mirasta iade) mirasta denkleştirme hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır. Bu türlü bir kazandırmanın elden bağış (gizli bağış) niteliğinde bulunduğu ve koşullarının varlığı halinde TMK'nun 560 ila 571 maddeleri arasında öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği tartışmasızdır. Oysa davada tenkis isteği de yoktur. Bu izahlar neticesinde davalı Neyir'in taşınmazı kullanmasında fuzuli şagil olarak nitelendirilemeyeceğine göre, taşınmazı haksız olarak elinde tutan kişinin taşınmaz malikine ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisilden de sorumlu olamayacağı açıktır.
Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 825.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 08.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 571 ]
2. Hukuk Dairesi 2008/3560 E., 2009/9328 K.
2. Hukuk Dairesi 2008/3560 E., 2009/9328 K.
- TENKİS DAVASI
- TENKİS DAVASINDA HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 560 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 571 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 76 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 77 ]
- 818 S. BORÇLAR KANUNU [ Madde 130 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, mirasbırakanın sağlararası karşılıksız kazandırmalarının tenkisi isteğine ilişkindir. (TMK.md. 560) Mirasbırakan 10.3.2006'da ölmüş, dava ise 12.3.2007 tarihinde açılmıştır. Türk Medeni Kanununun 571. maddesi uyarınca; tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde, açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle düşer. Bu süre, hakdüşürücü nitelikte olup, hakim tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınır. Türk Medeni Kanununun 571. maddesindeki süre, maddi hukukun tayin ettiği süre olup, Borçlar Kanununun zamanaşımı konusunda benimsediği ilkelerden kıyas yoluyla yararlanılarak, sürenin başlangıç ve bitiş günü belirlenmelidir. Borçlar Kanununun 130. maddesinin yollamasıyla aynı yasanın 76/3. ve 77. maddeleri gereğince, sürenin son günü tatil olarak kabul edilen güne tesadüf ederse, tatili, takip eden günde son bulur. Olayda, mirasın açılma tarihinden başlayan bir yıllık dava açma süresinin son günü tatile tesadüf ettiğinden, dava süresinde açılmıştır. O halde, işin esasının incelenmesi gerekirken davanın süresinde açılmadığından bahisle reddi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşlin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibarfen on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 11.05.2009 (Pzt.)
7. Hukuk Dairesi, 2022/7184 E., 2024/746 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 559 uncu ve 571 inci maddeleri.
7. Hukuk Dairesi 2022/7184 E. , 2024/746 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1446 E., 2022/1687 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bolvadin Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/283 E., 2021/436 K.
Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; Noter'de düzenlenen vasiyetnamenin açılması dosyası temyiz edilmiş olduğundan halen derdest olduğunu, davacının yurt dışında yaşadığını, bu nedenle tebligatı ancak aldığını, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin duruşmaya katılamadığını, açılan vasiyetnamede hukuka ve usule aykırılıklar bulunduğunu, iptalinin gerektiğini, murisin ölmeden önce hasta iken söz konusu vasiyetnameden dönmek istediğini ve pişman olduğunu söylediğini, lâkin müvekkilinin bu durumu şimdilerde öğrendiğini, murisin söz konusu vasiyetnameden döndüğüne ilişkin yine yasal mirasçı olan murisin eşinde bulunduğunu tahmin ettikleri vasiyetname/tasarruf (sözlü ya da yazılı) olabileceğini, dolayısıyla mahiyet olarak iş bu davaya konu vasiyetnamenin geçersiz olduğunu, düzenlenen vasiyetnameye bakıldığında murisin akli melekelerinin yeterli olduğuna dair raporun aile hekiminden alındığı, bu rapor geçerli olmadığından itibar edilmeyeceğini, vasiyetnamenin iptali mümkün olmadığı takdirde davacının saklı payı oranında tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; davacının kanunda belirtilen hak düşürücü süre içerisinde davayı açmadığını, vasiyetnamenin açılma dosyasında, davacıya 28.06.2016 tarihinde kalemde bizzat duruşma gününün tebliğ edildiğini, dava dilekçesinde yazan iddiaların hiçbirisinin gerçeği yansıtmadığını, davaya konu vasiyetnamenin muris tarafından düzenlenen tek vasiyetname olduğu, başka bir vasiyetnamenin olmadığını, vasiyetnamede açıkça murisin okuma–yazma bildiğinin yazdığı, muris dava konusu vasiyetnameyi vefatından önce tamamen kendi istek ve iradesi ile yaptığını, murisin vasiyeti yaptığı tarihte 69 yaşında olduğunu, akli melekelerinde hiçbir zafiyet bulunmadığını, buna dair gerekli sağlık raporunun da alındığını, dava konusu vasiyetin gerek şeklen gerekse esasen geçerli olduğunu, davacının saklı payının zedelenme durumunun da söz konusu olmadığını, davanın ve terditli her iki talebin de hak düşürücü süre yönünden reddini, esasa yönelik inceleme yapılacak ise haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü sürenin öğrenme tarihinden itibaren değil vasiyetin okunma kararının kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlayacağını belirttiklerini ancak İlk Derece Mahkemesince bu durumun dikkate alınmayarak hatalı karar verildiğini, öncelikle iş bu dosyada taraf teşkilinin usulüne uygun olarak sağlanması gerektiğini, taraf teşkilinin usulüne uygun şekilde sağlanmadan ön inceleme duruşması yapıldığını, yerel mahkemenin usulüne uygun şekilde taraf teşkilini sağladıktan sonra vasiyetnamenin okunması dosyasını iş bu dosyanın arasına alarak kararın kesinleşme şerhini beklemek zorunda olduğunu, sonrasında ise hak düşürücü süre itirazını değerlendirmesi gerektiğini, bu noktada hak düşürücü sürenin vasiyetnamenin okunma kararının kesinleşmesinden itibaren işlediğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini, her ne kadar İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararında, Yargıtay ilgili dairesinin görüş değişikliğine giderek 1 yıllık hak düşürücü sürenin, iptal davalarında; davacının vasiyetnameyi, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren başlayacağı görüşünü belirtmiş ise de bu durumu kabul etmenin mümkün olmadığını, yakın tarihe kadar olan yerleşmiş içtihatlarda kesinleşme şartı aranırken bu durumun değişmesinin uygulamada farklılığa yol açacağını, adalet ve hakkaniyet ilkelerine zarar verip belirsizliğe yol açacağını, davacı müvekkilinin tenkis talebinin de vasiyetnamenin iptaline bağlı olduğu gözetildiğinde, vasiyetnamenin iptal talebinin sonucuna göre değerlendirme yapılacağının aşikar olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vasiyetnamenin öğrenme tarihi ile iptali davasının açıldığı tarih arasında bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden ve tenkis davasında ise saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren hak düşürücü süre geçtiğinden davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle temyiz başvurusunda bulunarak kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 559 uncu ve 571 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren .......... ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinden, diğer tasarruflarda mirasın açılmasından itibaren .......... geçmekle düşer. Yukarıdaki boşluklara gelmesi gereken süreler hangisidir?
A) 1 yıl - 5 yıl
B) 1 yıl - 10 yıl
C) 3 ay - 1 yıl
D) 6 ay - 10 yıl
E) 2 yıl - 10 yıl
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.