4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 576

Türk Medeni Kanunu 576. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 576- Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür. C. Açılmanın hükümleri I. Mirasa ehliyet 1. Hak ehliyeti

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
5. Hukuk Dairesi, 2021/10093 E., 2021/14009 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
maddesi uyarınca terekenin paylaşılmasına ilişkin davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili olduğu yine TMK’nın 576. maddesi gereğince de miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılacağı ve mirasın paylaştırılması davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görüleceği anlaşılmakatdır.
5. Hukuk Dairesi         2021/10093 E.  ,  2021/14009 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mirasin paylaştırılması istemine ilişkin olarak açılan davada Marmara Sulh Hukuk ile Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile dosyada son karar bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra verilmiş ise de iki farklı bölge adliye mahkemesinin yargı çevresinde kalan mahkemelerce karşılıklı olarak yetkisizlik kararı verilmiş olması ve 5235 sayılı Kanunun 36/3. maddesi gereğince bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinin görevinin yargı çevresi içerisinde bulunan adlî yargı ilk derece hukuk mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek olduğundan yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, Türk Medeni Kanununun 642. maddesinde düzenlenen tereke mallarının paylaştırılması istemine ilişkindir. Marmara Sulh Hukuk Mahkemesince,davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, belirtilen taşınmazların; aynen taksimi mümkün olmadığından varsa üzerinde bulunan tüm yükümlülükleri ile birlikte tapu kaydında mevcut ipotek ve haciz şerhleriyle birlikte satılarak ortaklığın giderilmesine, satış işlemlerinin tapu kaydında bulunan ipotek ve hacizlerle yükümlü olarak İcra İflas Kanununu hükümlerine göre ve açık artırma suretiyle yapılmasına, dava dilekçesinde bulunan diğer kalemler yönünden ise murise ait olduğuna dair belgeyi verilen süre içerisinde sunmadığı ve murise ait olduğuna dair tespit davası açılmadığı gerekçesiyle bu taşınır mallar yönünden davanın reddine karar verilmiş, taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 02/07/2018 tarih, 2018/870 E., 2018/859 K. sayılı kararıyla dava dilekçesinde murisin tüm mirasının paylaştırılması istendiği ve mahkemenin davayı ortaklığın giderilmesinden ziyade tüm terekenin paylaştırılması olarak görüp buna göre bahsedilen tüm menkul, gayrimenkul, şirket ve araçlarda dahil olmak üzere değerlendirmesi gerekli iken sadece taşınmazlar için satışa karar verip diğer kalemler için red kararı vermesi usul ve yasaya aykırı olduğu ve davada yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, Marmara Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/79 Esas, 2018/3 Karar sayılı dava dosyasında verilen 12/01/2018 tarihli kararın HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca kaldırılmasına,gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Marmara Sulh Hukuk Mahkemesince, istinaf bozma ilamında davanın hukuki niteliği, 4721 sayılı TMK’nın 642. maddesinde düzenlenen mirasın paylaşılması olarak tespit edilmiş olup, esasen dava dilekçesinin tetkikinden davacıların da hukuki neden olarak bu hükme dayandığı ve talep sonucunda açıkça murisin mirasın paylaştırılmasına karar verilmesini talep ettikleri, 6100 sayılı HMK’nın 11. maddesi uyarınca terekenin paylaşılmasına ilişkin davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili olduğu yine TMK’nın 576. maddesi gereğince de miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılacağı ve mirasın paylaştırılması davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görüleceği anlaşılmakatdır. Dolayısıyla murisin nüfus kaydının tetkikinden son yerleşim yeri adresinin ... Tekirdağ olduğu, ayrıca ... İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün 29/05/2019 tarihli cevabı yazısı ekinde aynı mümzilerce imzalanmış 27/05 ve 16/05 tarihli iki farklı tutanak bulunduğu, bunlardan birinde son yerleşim yerinin Marmara ilçesi, diğerinde ise ... Tekirdağ olarak tespit edildiği, bunlardan sonraki tarihli olması, davacılardan biri dahil daha fazla kişiyle yapılan görüşmelerin dayanak gösterilmesi ve mernis adresinin ... Tekirdağ olması karşısında ilk tarihli tutanaktaki mernis adresine de dayandırılan bilginin yanlış olduğunun anlaşılması sebebiyle 27/05/2019 tarihli tutanağa itibar edilmiştir. Yine Marmara İlçe Seçim Kurulu’na yazılan müzekkereye verilen 05/07/2019 tarihli cevapta murisin en son 10/08/2014 tarihindeki seçimlerde Tekirdağ’da oy kullandığı, vefatından 3 hafta önceki 07/06/2015 tarihli oy kullanmadığı seçimde de aynı adreste seçmen listesine kayıtlı olduğu ,ayrıca dosya kapsamındaki İstanbul Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi’nce düzenlenmiş ölüm belgesi, 12/01/2016 tarihli vergi mükellefiyet kaydı gibi belgelerde de murisin adresi olarak ... Tekirdağ olduğu buna karşılık davacı vekilince her ne kadar murisin son yerleşim yerini Marmara İlçesi olarak beyan etse de bu hususta talep edilen somut verileri sunamadığı, bu nedenle 08/05/2019 tarihli beyanları hükme esas alınmadığı gerekçeleriyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce, her ne kadar yetkisizlik kararı veren mahkemece davanın hukuki nitelemesinin TMK'nın 642. maddesinde düzenlenen mirasın paylaşımı davası olarak kabul edilmiş ve HMK'nın 11. maddesi gereğince terekenin paylaştırılmasına ilişkin davanın murisin son yerleşim yerinde görülmesi gerektiği yönünde karar verilmiş ise de; 19.06.2016 tarihinde Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde muris adına Tekirdağ İlindeki taşınmazlar ve taşınır mallar için ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/840E. 2017/488 K. sayılı kararı ile ilgili taşınmazın ortaklığının açık artırma usulü genel ihale yoluyla satış suretiyle giderilmesine karar verildiği, hükmün 04/07/2017 tarihinde kesinleştiği ve satış işlemleri için dosyanın Tekirdağ 1. Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğuna tevdii edildiği tespit edilmiş olmakla davacı tarafın bu davayı açarken amacının TMK'nın 642. maddesinde düzenlenen miras paylaşım davası değil, muris adına Balıkesir İli, Marmara İlçesindeki taşınmazlar ve taşınır mallar için ortaklığın giderilmesi davası olduğu ve yetkili mahkemenin ise HMK'nın m. 12 gereğince taşınmazların bulunduğu yer mahkemesi olan kesin yetkili Marmara Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Somut olayda davacılar vekili dava dilekçesinde, muris ...’in 28/06/2015 tarihinde vefat ettiği ve mirasının davacılar ile davalılara kaldığı, davalıların olumsuz ve kötüniyetli davranışları nedeniyle miras paylaşımında sorunlar ortaya çıktığı ve taraflar arasında ihtilaflar yaşandığı belirtilerek Balıkesir İli Marmara İlçesine bağlı menkul, gayrimenkul, şirket ve araçlarda dahil olmak üzere murisin mirasın paylaştırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. 4721 sayılı TMK'nın 640/1-2'de “Birden çok mirasçı bulunması halinde mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.”, m. 642/1-2'de “Mirasçılardan her biri sözleşme veya kanun gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilirler. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh hakiminden isteyebilir.” düzenlemeleri mevcuttur. Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır (TMK. md. 575). Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın yerleşim yerinde açılır. Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim yeri mahkemesinde görülür. (TMK. md. 576) Bu nedenle paylaşma davasında yetkili mahkeme murisin yerleşim yeri mahkemesidir. Dosya kapsamında, murisin, yerleşim yeri hakkında yapılan araştırmalara göre ".../Tekirdağ" adresinde ikamet ettiği anlaşılmakla, uyuşmazlığın Tekirdağ 2. Sulh Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri ve 5235 sayılı Kanunun 36/3. maddesi gereğince Tekirdağ 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 29/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

20. Hukuk Dairesi, 2015/11823 E., 2015/9564 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TMK'nın 576. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 11.
20. Hukuk Dairesi         2015/11823 E.  ,  2015/9564 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 31/07/2015 NUMARASI : 2015/44-2015/43 Tereke hukukuna ilişkin davada İstanbul Anadolu 4. Sulh Hukuk Mahkemesi ve İstanbul 3. Sulh Hukuk Mahkemesince ayrı ayrı yetkisizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi gereği düşünüldü: - K A R A R - Dava, tereke teslimine ilişkindir. Türk Medenî Kanununun 589. maddesinde "Miras bırakanın yerleşim yeri Sulh Hakimi, istem üzerine veya re’sen tereke mallarının korunması ve hak sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün önlemleri alır.", Aynı Kanunun 19/1. maddesi uyarınca "Yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir." Nüfus kaydının incelenmesinde, muris S.. Y..'nın yerleşim yeri adresinin "Ç. Mah. Cibran Sok. No:8/2 Pendik/İSTANBUL" olduğu görülmüştür. TMK'nın 576. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 11. maddesi gereğince mirastan doğan davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkili olduğu, ayrıca müteveffanın "Pendik/İSTANBUL" adresinde bulunan ikametgahında vefat ettiğinden, adı geçenin terekesinin ve tereke eşyalarının tespitinin terekenin bulunduğu yer mahkemesinde yapılmasının Usul Ekonomisi açısından daha kolay ve çabuk sonuçlanacağı, müteveffanın yerleşim yerinin "Pendik/İSTANBUL" adresinde bulunduğu hususunda tereddüt bulunmadığı, bu nedenle davanın yerleşim yeri mahkemesi olan İstanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul Anadolu 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 16/10/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- KADASTRO TESPİTİNDEN DOĞAN DAVA**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 576 ]
7. Hukuk Dairesi 2007/1423 E., 2007/1503 K. 7. Hukuk Dairesi 2007/1423 E., 2007/1503 K. - ÇEKİŞMELİ TAŞINMAZ - KADASTRO TESPİTİNDEN DOĞAN DAVA- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 576 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 679 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmiş ve isteğin süresinde olduğu anlaşılmış isede duruşma masraflarını yatırmadığından duruşma isteminin reddine, dosyanın duruşmasız olarak incelenmesine karar verildi. Dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin raporu ve açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 102 ada 6 parsel sayılı 651.05 m2 yüzölçümündeki taşınmaz sulama havuzu niteliği ile davalı Gevrek Köyü Tüzel Kişiliği adına tesbit edilmiştir. Davacı Bakımlı Köyü Tüzel Kişiliği sulama havuzu ile arsasının kendilerine ait olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava ve temyize konu 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş,hüküm davacı Bakımlı Köyü Tüzel Kişiliğince temyiz edilmiştir. Dava ve temyize konu 102 ada 6 parsel sayılı taşınmaz tutanağında belirtilen hukuksal nedenlere dayanılarak davalı Gevrek Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiştir. Davacı Bakımlı Köyü Tüzel Kişiliği sulama havuzu ile arsasının bir başka deyişle zemininin ve sulama havuzunun kendi köy tüzel kişiliklerine ait olduğunu öne sürerek dava açmıştır. İddia ve savunmaya mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler aracılığıyla davanın saptanan niteliği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli değildir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için öncelikle dava konusu su ile ilgili olarak davacı ve davalı köy tüzel kişiliklerinin karar defterlerinde yöntemine uygun biçimde alınmış bir karar bulunup bulunmadığı Köy Tüzel Kişiliklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, varsa köy karar defterleri getirtilerek incelenmeli, mülki amirliğin dava konusu hakkında kadim yararlanma konusunda bir kararının bulunup bulunmadığı, taşınmazın bağlı olduğu mülki amirlikten sorulup saptanmalı, 102 ada 6 parsel sayılı taşınmazdaki sudan davacı ve davalı köy tüzel kişiliğinin kadim yararlanma hakkının bulunup bulunmadığının yöntemine uygun biçimde belirlenmesi zorunludur. Ne varki, mahkemece bu doğrultuda yöntemine uygun bir araştırma ve soruşturma yapılmamıştır. Kural olarak, gerçek yada tüzel kişilerin sudan yararlanma yolunda kadim haklarının varlığının kabul edilebilmesi için öncesi bilinmeyen bir zamandan beri bu doğrultuda kadim yararlanma hakkı bulunduğunu öne süren gerçek yada tüzel kişi tarafından kanıtlanması gerekir. O halde saptanan bu olgular dikkate alınarak öncelikle, az yukarıda sözü edilen biçimde araştırma soruşturma yapılmalı, sözü edilen belgeler ve köy karar defterleri getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen dava sonucunda yararı olmayan Bakımlı ve Gevrek Köyü Tüzel Kişiliklerine komşu belde yada köyler halkından seçilecek elverdiğince yaşlı, yansız yerel ve uzman bilirkişi, fen memuru ve uzman jeolog yada jeomorfolog bilirkişi tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan davacı köy tüzel kişiliğinin öne sürdüğü gibi taşınmazdaki sudan kadim yararlanma haklarının bulunup bulunmadığı yolunda ayrıntılı gerekçeli olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tespit tutanağında saptanan olgular ile keşifte saptanan hukuksal olgular birbiri ile çeliştiği takdirde tutanak bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, bundan sonra uzman jeolog yada jeomorfolog bilirkişi aracılığıyla dava konusu suyun DEBİSİ ölçülmeli, bu işlemin en az iki kez yapılacağı göz önünde tutulmalı, birinci debi ölçümünün dava konusu suyun mevsimine göre en fazla olduğu ay yada aylar ile ikinci kez yapılacak debi ölçümünün ise suyun en aza, açık bir anlatımla, dava konusu suyun mevsimine göre en aza düştüğü ay yada aylarda ölçüm yapılacağı düşünülmeli, uzman bilirkişiden bu konuda ayrıntılı gerekçeli uyuşmazlığın niteliğine göre rapor alınmalı, dava konusu sudan davacı Köy Tüzel Kişiliğinin veya her iki davacı köy ile davalı köyün kadim yararlanma haklarının bulunduğu saptandığı takdirde köylerin konumu ve yüzölçümleri belirlenmeli, bu konuda uzman bilirkişiye su kullanımında uygulanabilir nöbet cetveli düzenlettirilmeli, bu cetvel düzenlenirken yörede varsa bu konudaki örf, adet ve teamüllerinde gözönüne alınabileceği düşünülmeli, bundan sonra eski Medeni Kanununun 679. yeni Medeni Kanununun 756. maddesi hükümleri eşliğinde toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz davacı köy tüzel kişiliğinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 30.4.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Mirasbırakanın ölümü üzerine mirasın açılacağı yer (yetkili mahkeme) neresidir?

A) Mirasçıların çoğunluğunun bulunduğu yer
B) Mirasbırakanın öldüğü yer
C) Tereke mallarının çoğunun bulunduğu yer
D) Mirasbırakanın son yerleşim yeri
E) Mirasçıların seçtiği yer