Türk Medeni Kanunu 598. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 598- Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir.[31]
Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir.
Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir.
Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır.
İKİNCİ AYIRIM
MİRASIN KAZANILMASI
A. Kazanma
I. Mirasçılar tarafından
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
36 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2024/3220 E., 2024/4708 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598 inci maddesi,
7. Hukuk Dairesi 2024/3220 E. , 2024/4708 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/951 E., 2022/2492 K.
DAVACILAR : ... vd. vekili Avukat ... vd.
DAVALILAR : ...vd. vekili Avukat ... vd.
DAVA TARİHİ : 02.11.2015
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/371 E., 2018/407 K.
Taraflar arasındaki mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin 1922 yılında ölen kök muris ... oğlu...'ın mirasçıları olduklarını, davalıların almış olduğu Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.03.2014 tarihli ve 2014/81 Esas, 2014/447 Karar sayılı mirasçılık belgesinde müvekkillerinin mirasçı olarak yer almadığını, ellerindeki belgelere göre müvekkillerinin mirasçı olduklarının sabit olduğunu, nüfus müdürlüğü kayıtlarının yanması üzerine, davalıların yanıltıcı beyanları ile dava konusu veraset ilamının oluşturduğunu ileri sürerek, dava konusu mirasçılık belgesinin iptali ile yeni mirasçılık belgesi verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu mirasçılık belgesinin doğru ve geçerli olduğunu, iptali istenilen mirasçılık belgesinde 1925 yılında ilçede yangın çıkması nedeniyle tüm kayıtların yandığı, yersel yazım nüfus kayıtlarına göre ... Sarpel'in kardeş kaydının bulunmadığı hususunun yazılı olduğunu, ilamın düzenlenmesinde müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını, davacılarca sunulan belgelerin iddialarını ispata yeter nitelikte olmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.11.2018 tarihli ve 2015/371 Esas, 2018/407 Karar sayılı kararında "... davanın kabulü ile dava konusu mirasçılık belgesinin iptaline, yeni mirasçılık belgesi düzenlenmesine..." karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde cevap ve beyan dilekçelerindeki nedenleri tekrarla; davacılar ile kök muris arasındaki irs ilişkisinin kanıtlanamadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, yargılama sırasında mirasçılardan İsmet Turan'ın vefat ettiğini ve İsmet mirasçılarının Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/968 Esas sayılı ilamı ile mirası reddettiklerini, bu nedenle İsmet mirasçılarına pay verilmemesi gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.11.2022 tarihli ve 2020/951 Esas, 2022/2492 Karar sayılı kararı ile "...mahkemece yapılan yargılamada, İstanbul Anadolu 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/540 Esas-2016/611 Karar sayılı dosyası, Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/81 Esas-2014/447 Karar sayılı dosyası, murislerin ve mirasçıların verasete esas nüfus kayıt örnekleri ile taraf delilleri dosya arasına alınarak dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, asıl mirasbırakan ve nüfusta kaydı bulunmayan ... oğlu...'ın 1922 yılında dul ve alt soyu mevcut vefat ettiği, vefatında geride kalan mirasçılarının belirlenmesinde; dosyada mevcut nüfus kayıtlarının yanı sıra bizzat torunu Feriha’nın davacı sıfatıyla aldığı Bandırma Sulh Hukuk Mahkemesinin 1980/591 Esas, 1980/947 Karar sayılı... mirasçılarının gösterildiği, bu veraset ilamının ve bilirkişi raporununda dikkate alındığı, dosya içeriğine uygun, hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olan bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmesinde bir hata bulunmadığı... " gerekçeleriyle "...davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV.C) bendinde belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Bir kısım davalılar vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlere dayalı olarak, hatalı şekilde verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598 inci maddesi,
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 598. maddesinin birinci fıkrası hükmünde; başvuru üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere Sulh Mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği açıklanmıştır.
Mirasçılık belgesi istemek, maddi bir olayın varlığını ikrar ile kişiler arasındaki soybağı ilişkisini tespit ettirmekten ibarettir. Hakkında mirastan çıkarma ve yoksunluk sebepleri gerçekleşen veya mirası reddeden ya da mirastan feragat eden mirasçının tereke ile ilişkisi tümden kesilmiş sayılmaz.
Türk Medeni Kanunu'nun "Mirasın sağ kalan eşe geçmesi" kenar başlıklı 613 üncü maddesinde; "altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde, bunların payı sağ kalan eşe geçer." hükmü yer almakatadır.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup; davalı ...'nın alt soyu tarafından mirasının reddedilmesi halinde Türk Medeni Kanunu'nun 613 üncü maddesi gereği bu mirasın sağ kalan eşi ...'ya geçeceği, mirasçı ...'nın kararı temyiz etmediği, temyiz eden bir kısım davalılara ait miras paylarının bu durumdan etkilenmediği, bir kısım davalıların bu yönden temyizde hukuki yararlarının da bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Bir kısım davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
7. Hukuk Dairesi, 2021/7690 E., 2023/639 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Uyuşmazlık çözümünde; TMK’nun 30, 497, 598 inci maddesi esas alınmıştır.
7. Hukuk Dairesi 2021/7690 E. , 2023/639 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kabülüne karar verilmiştir.
Kararın bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davacılar vekili ile bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ...'ın 30.08.2016 tarihinde vefat ettiğini, vefatı üzerine Sapanca Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/420 Esas sayılı dosyası üzerinden mirasçılık belgesi talebinde bulunduklarını, murisin babaannesi Zübeyde ile davacıların büyükbabası Mehmet Pertev'in ana baba bir öz kardeş olduklarını, murisin bekar ve çocuksuz vefat ettiğini, iptali istenen mirasçılık belgesinde murisin babası Nail'in anne baba kayıtlarına ulaşılamaması sebebi ile mirasın tamamının murisin annesi Fevziye'ye, murisin annesi Fevziye'nin hayatta olmaması sebebi ile murisin annesinin kardeşi Makbule'nin mirasçılarına kaldığının tespit edildiğini, bu nedenle söz konusu mirasçılık belgesinin iptal edilmesi gerektiğini belirterek, Sapanca Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/420 Esas, 2020/439 Karar sayılı ve 31.10.2016 tarihli mirasçılık belgesinin iptali ile müvekkillerinin muris ...'ın yasal varisleri olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili, davacılar ile muris ... arasında akrabalık bulunduğuna ilişkin hiçbir kayıt olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, muris ...'ın babaannesi Zübeyde ile davacıların büyükbabası Mehmet Pertev Dalkılıç'ın anne ve baba bir kardeş olduklarının anlaşıldığı gerekçesiyle, Sapanca Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 31.10.2016 gün ve 2016/420- 439 sayılı mirasçılık belgesinin iptaline karar verilerek yeni mirasçılık belgesi düzenlenmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Bir kısım davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyaya gelen kurum cevaplarında muris ...'ın babaannesi Zübeyde ile davacıların büyükbabası Mehmet Pertev Dalkılıç arasında akrabalık bağı bulunduğunu gösterir hiçbir belge bulunmadığını, davacıların davasını kurumların arşiv kayıtları ve tanık beyanları ile de ispat edemediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla TMK'nın 497 nci maddesine göre Mehmet Pertev mirasçılarının mirastan zaten pay alamayacağını belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesince, TMK'nın 497 nci maddesi gereğince muris ...'ın baba tarafından büyük ana ve büyük babasının alt soyu bulunmadığı, bu zümreye düşen miras payının diğer taraftaki büyük ana, büyük baba ve onların alt soyuna geçeceğini, bu durumda dördüncü derecede yer alan murisin babaannesi Zübeyde'nin kardeşi olan Mehmet Pertev alt soyu olan davacıların mirasçı olmasının mümkün olmayacağı gerekçesiyle hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ...'ın mirası reddetmesi sebebiyle davalı sıfatı ile yer alan çocukları ..., ..., Yasemin Dalkılıç vekili temyiz dilekçesinde, müvekkillerin babaları ... ve büyük babaları Mehmet Selahattin Dalkılıç'ın alt soyu olduklarından, üst soyları mirası reddetmiş olsalar da mirasçılık sıfatını koruduklarını, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin hukuka ve maddi gerçekliğe aykırı kararı nedeniyle müvekkillerinin hukuki yararları zedelendiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde, TMK'nın 497 nci maddesinin Bölge Adliye Mahkemesince yanlış değerlendirildiğini, dosyaya celbedilen eski nüfus kayıtları, askerlik kayıtları incelendiğinde murisin babası Nail Kayhan'ın annesi Zübeyde Hanım ile davacıların büyükbabası Mehmet Pertev Dalkılıç'ın ana-baba bir kardeş olduklarının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, davalıların istinaf başvuru dilekçesinde yer almayan hususun gerekçe gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Uyuşmazlık çözümünde; TMK’nun 30, 497, 598 inci maddesi esas alınmıştır.
3. Değerlendirme
3.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598 inci maddesi hükmünde başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, mirasçılık belgesinin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceği açıklanmıştır.
3.2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 30 uncu maddesinde doğum ve ölümün nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunabileceği, nüfus kütüklerinde kayıt bulunmaması veya bulunan kaydın doğru olmadığının anlaşılması hâlinde gerçek durumun her türlü delille kanıtlanabileceği açıklanmıştır.
3.3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 575 inci maddesinde, mirasın miras bırakanın ölümüyle açılacağı; 495 inci maddesinde, miras bırakanın birinci derece mirasçılarının onun altsoyu olduğu, çocukların eşit olarak mirasçı oldukları, miras bırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoylarının alacağı; 496 ncı maddesinde, altsoyu bulunmayan miras bırakanın mirasçılarının ana ve babası olduğu, bunların eşit olarak mirasçı olacakları, miras bırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoylarının alacağı, bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün mirasın diğer taraftaki mirasçılara kalacağı; 497 nci maddesinde, altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan miras bırakanın mirasçılarının, büyük ana ve büyük babaları olacağı, bunların, eşit olarak mirasçı oldukları, miras bırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük babaların yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoylarının alacağı, ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan birinin altsoyu bulunmaksızın miras bırakandan önce ölmüş olması durumunda, ona düşen payın aynı taraftaki mirasçılara kalacağı, ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların ikisinin de altsoyları bulunmaksızın miras bırakandan önce ölmüş olması durumunda, bütün mirasın diğer taraftaki mirasçılara kalacağı, sağ kalan eş olması durumunda, büyük ana ve büyük babalardan birinin miras bırakandan önce ölmüş olması hâlinde, payının kendi çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya; bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş olmaları hâlinde onların payları diğer tarafa geçeceği; 498 inci maddesinde, evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulmuş olanların, baba yönünden evlilik içi hısımlar gibi mirasçı olacakları; 499 uncu maddesinde sağ kalan eşin, miras bırakanın altsoyu zümresi ile birlikte mirasçı olması hâlinde mirasın dörtte birinin, miras bırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olması hâlinde mirasın yarısının, miras bırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olması hâlinde, mirasın dörtte üçünün, bunlar da yoksa mirasın tamamının eşe kalacağı; 501 inci maddesinde mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirasının devlete geçeceği hükümleri düzenlenmiştir.
3.4. Davacılar vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan ilkeler ve bölge adliye mahkemesi kararlarıyla karşılanmış olduğu görülmekle temyiz itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre bir kısım davacılar vekili ile bir kısım davalılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2020/846 E., 2020/8807 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesinde, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği;
14. Hukuk Dairesi 2020/846 E. , 2020/8807 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Tereke temsilcisi tarafından, davalı aleyhine 06.05.2015 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi verilmesi istenmesi üzerine Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05/12/2019 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, noter tarafından düzenlenen mirasçılık belgesinin iptali ve yeni mirasçılık belgesi isteğine ilişkindir.
Tereke temsilcisi terekeyi temsilen ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/3907 Esas sayılı dosyasından aldığı yetkiye istinaden, 26.06.2013 tarihinde vefat eden mirasbırakan ... ile davalının evliliklerinin ... 2. Aile Mahkemesinin 2012/83 Esas 2012/1020 Karar sayılı kesin hükmü sonucunda mutlak butlan nedeniyle iptaline karşın mirasbırakana ait ... 9. Noterliğinin 05.07.2013 tarih ve 14955 yevmiye sayılı mirasçılık belgesinin davalıya pay verilmiş olması gerekçesiyle iptalini ve davalının yer almadığı mirasçılarından oluşan yeni mirasçılık belgesinin verilmesini istemiştir.
Davalı ... ... vekili, evliliğin iptaline ilişkin ... 2. Aile Mahkemesinin 2012/83 Esas ve mirasbırakanın kısıtlanmasına ilişkin ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/3907 Esas sayılı dosyaları kapsamında mirasbırakanın beyanları da dikkate alındığında müvekkilinin iyiniyetle evlendiğinin sabit olduğunu, müvekkilinin kötüniyetine dair bir karar verilmediğinden mirasçılığınn engellenemeyeceğini beyanla davanın reddini savunmuş ve tanık dinletmek istemiştir.
Dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine ilişkin hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 17.12.2018 tarih, 2016/4728 Esas, 2018/9106 Karar sayılı ilamı ile noter tarafından düzenlenen mirasçılık belgesine sulh hukuk mahkemesinde itiraz edileceğine ilişkin 1512 sayılı Noterlik Kanununun 71. maddesi gereğince bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 71/A maddesinde, noterler tarafından mirasçılık belgesi verilebileceği; 71/B maddesinin 3. fıkrasında, mirasçılık belgesi verilmesinin yargılamayı gerektirmesi, nüfus kayıtlarının mirasçılık belgesi verilmesi konusunda yeterli olmaması veya mirasçılık belgesinin yabancılar tarafından talep edilmesi durumunda, noterler tarafından mirasçılık belgesi verilemeyeceği; 71/C maddesinde, noterlerin verdikleri mirasçılık belgesi hakkında, menfaati ihlal edilenler tarafından sulh hukuk mahkemesine itirazda bulunulabileceği ve sulh hukuk mahkemesinin, itiraz üzerine verdiği kararın bir örneğini ilgili notere ve Türkiye Noterler Birliğine bildireceği hususları düzenlenmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesinde, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği; 145. maddesinin 3. fıkrasında, eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl hastalığı bulunması durumunda, evlenmenin mutlak butlanla batıl olacağı; 146. maddesinin 2. fıkrasında, mutlak butlan davasının, ilgisi olan herkes tarafından açılabileceği; 147. maddesinde, evlilik sona ermiş dahi olsa, her ilgilinin mutlak butlan davası açma hakkının süreceği; 156. maddesinde, mutlak butlan hâlinde bile evlenmenin, hâkimin kararına kadar geçerli bir evliliğin bütün sonuçlarını doğuracağı; 158. maddesinde, evlenmenin butlanına karar verilirse, evlenirken iyiniyetli bulunan eşin bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel durumunu koruyacağı; 159. maddesinde, evlenmenin butlanına ilişkin davanın sonucunda, evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eşin, yasal mirasçı olamayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybedeceği hususları düzenlenmiştir. Bu yasal düzenleme uyarınca, sağ kalan davalı eşin, miras hakkının tespit edilebilmesi için öncelikle evliliğin akdi sırasında iyi niyetli olup olmadığının tespiti gerekir.
Sağ kalan eşin, miras hakkının bulunup bulunmadığı ölen eşin diğer mirasçılarının doğrudan menfaatini etkilemektedir ve yasal dayanağını 4721 sayılı TMK’nun, 159. maddesinin 2. cümlesinden almaktadır. Başka bir mirasçılık belgesinin iptaline ilişkin yargılamaya dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.11.2011 tarihli 2011/7-695 Esas ve 2011/673 Karar sayılı ilamında, eşlerden birinin henüz iptal davası açılmadan önce ölmüş olması halinde dahi, miras bırakan (ölen eş) ile sağ kalan eş arasındaki evlenme “mutlak butlan” sebeplerinden biriyle sakatlanmışsa, ölen eşin mirasçılarının evlenmenin butlanı nedeniyle iptal davası açabilecekleri ve bunun sonuçlarından doğrudan yararlanacakları belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun belirtilen kararının dayanağı, yukarıda açıklanan Türk Medeni Kanunu’nun 147. maddesidir. Evliliğin sona ermiş olması halinde dahi, evlilik Türk Medeni Kanunu’nun 145. maddesinde düzenlenen mutlak butlan nedeni ile batıl ise, her ilgilinin mutlak butlan davası açma hakkı bulunduğu belirtilmiştir. Mutlak butlanla batıl bir evlenmenin iptalini istemekte, evlilik ölüm nedeni ile sona ermiş olsa dahi, ölen eşin mirasçılarının doğrudan menfaatinin bulunacağı, dolayısıyla bu kimselerin 4721 sayılı TMK’nun 146 ve 147. maddeleri anlamında “ilgili” sıfatına ve doğrudan dava hakkına sahip olduklarını ve bu kimselerin iptal davasını, ölen eşin dava hakkına değil, doğrudan kendi dava haklarına dayanarak açtıkları hususları da Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ilgili kararında belirtilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02.11.2011 tarihli 2011/7-695 Esas ve 2011/673 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, “...Kural olarak, butlan davası sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olmayacağı gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları da kaybeder. Bu kural, hem mutlak butlan halinde hem de onun daha hafif bir hali olarak kabul edilen, nispi butlan halinde uygulanmaktadır. Eş ölmeden önce nispi butlan davası açmış olup, dava sırasında ölmüş ise; davaya mirasçıları tarafından halef sıfatıyla devam edilmesi halinde, mirasçıların sürdürdükleri dava artık bir nispi butlan davası değil, davalı eşin iyi niyetli olmadığının tespiti davası sayılır. Öteki deyişle, evlenmenin nispi butlanının dava etme hakkı olan eş dava açmadan önce ölmüşse, bu hak mirasçılara geçmez. Ancak, mirasçılar sadece açılmış olan nispi butlan davasını sürdürebilirler. Evlenmenin mutlak butlanında ise mirasçıların kendi adlarına dava açma hakları bulunmakla, muris davadan önce vefat etse de mirasçıların bunu dava etme olanakları vardır. Mutlak butlan davası ya da tespit davası sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olduğu anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçılık sıfatını korur. Ne var ki, mutlak butlan davası ya da tespit davası sonucunda evlenme sırasında iyi niyetli olmadığı anlaşılan sağ kalan eş yasal mirasçılık sıfatını da kaybeder. Kanunun iyi niyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Bu sebeple butlan davası sırasında eşlerden birinin ölmesinin yanı sıra eşlerden birinin ölümünden sonra butlan davası da açılmış olması durumunda da sağ kalan eşin mirasçı olması asıldır. Sağ kalan eşin evlilik akdinin kurulması anında iyi niyetli olmadığı, eşlerden birinin ölümünden sonra ilgililer tarafından açılan mutlak butlan davasında kanıtlanmalıdır. Eşlerden birinin ölümünden sonra ilgililer tarafından mutlak butlan davası açılmamışsa, sağ kalan eş evliliğin kurulması anında iyi niyetli sayılır.”
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun belirtilen dosyasında temyiz incelemesine konu dava, mirasçılık belgesinin iptaline ilişkindir. Mirasbırakan ile sağ kalan eşin evliliğinin iptaline ilişkin uyuşmazlık ise, taraflar arasındaki başka bir dava dosyasında görülmüş ve mutlak butlan nedeni ile evliliğin iptaline karar verilerek, karar kesinleşmiştir. Ancak evliliğin iptaline ilişkin yargılamada, sağ kalan eşin evlenme akdi sırasında iyiniyetli olup olmadığına ilişkin bir tespit yapılmamıştır. Buna karşın, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, sağ kalan eşin miras hakkını tespit edebilmek bakımından iyiniyetini, önüne temyiz incelemesi nedeni ile gelen mirasçılık belgesinin iptaline ilişkin davada tartışmış ve çözüme kavuşturmuştur. Yine mirasçılık belgesinin iptali ile yeni mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin davada temyiz incelemesi yapan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2012/4874 Esas 2012/7155 Karar ve 17.10.2012 tarihli ilamında da, sağ kalan eşin iyiniyetli olup olmadığı hususu çözüme kavuşturulmuştur.
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve içtihatlar ışığında somut olaya gelince, ... 2. Aile Mahkemesinin 2012/83 Esas 2012/1020 Karar 14.05.2014 kesinleşme tarihli ilamı ile mirasbırakan ... ile davalı sağ kalan eş ... (...)’ın evliliklerinin mutlak butlan nedeni ile iptaline karar verilmiş ise de Türk Medeni Kanununun 159. maddesi gereğince sağ kalan eşin evlenme akdi sırasında iyiniyetli olup olmadığına ilişkin bir tespit yapılmamıştır.
Davacı, noterin düzenlediği mirasçılık belgesine itiraz etmiş ve yeni mirasçılık belgesi düzenlenmesini istemiştir. Davacının her iki talebi açısından da 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 71/C maddesi ve Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesi gereğince sulh hukuk mahkemesi görevlidir. Mahkemenin görevi kapsamında, mirasçıları ve miras paylarını düzenleyebilmesi için sağ kalan eşin mirasçılığını tespit etmesi dolayısıyla sağ kalan eşin evlenme sırasında iyiniyetli olup olmadığı hususunu çözüme kavuşturması gerekmektedir. Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve içtihatlar doğrultusunda, sağ kalan eşin evlenme sırasında iyiniyetine ilişkin belirleme mahkemenin görevinde olmasına karşın mahkemece aksi yönde gerekçe ile bu hususta bir tespit ve araştırma yapılmaksızın karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre de, 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 71/C maddesinde, sulh hukuk mahkemesinin, itiraz üzerine verdiği kararın bir örneğini ilgili notere ve Türkiye Noterler Birliğine bildireceği yönündeki yasal düzenlemenin gereği yerine getirilmemiş ve ... 9. Noterliğinin 05.07.2013 tarih ve 14955 yevmiye sayılı mirasçılık belgesinin iptaline dair hüküm kurulmamıştır.
Açıklanan hususlar üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve kararın anılan gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 24.12.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.Başkan
14. Hukuk Dairesi, 2015/2177 E., 2015/7059 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Diğer yandan, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK'nun) 598. maddesinin birinci fıkrası yasal mirasçılara verilecek mirasçılık belgesini açıklarken;
14. Hukuk Dairesi 2015/2177 E. , 2015/7059 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 11/06/2014
NUMARASI : 2012/112-2014/485
Davacı vekili tarafından, 26.01.2012 gününde verilen dilekçe ile mirasçılık belgesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.06.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
\_K A R A R\_
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 25.06.2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/215 Esası üzerinden açılan vasiyetnamenin tenfizi davasının yargılaması sırasında verilen yetki belgesine istinaden m... H... S.. B...'nun veraset ilamının çıkartılması için dava açmıştır.
Davacı vekili yargılama aşamasında İstanbul 1... Noterliği'nin 20.10.1982 tarih 025.... yevmiye no'lu "Vasiyetname Düzenlenmesi" başlıklı vasiyetnameyi ibraz ederek müteveffa H.. B..'nun mirasçısı olan m.. F.. S... S...'in davacı kurumu vasiyetname ile mirasçı tayin ettiğini belirterek bu konuda veraset ilamı verilmesini dava ve talep ettiğini açıklamıştır.
Mahkemece, yapılan araştırma ile TMK'nın 501. maddesi gereğince Hazinenin mirasçı olduğu anlaşılmış ve m.... F... S... S..'in vasiyatname ile mirasçısı olduğunu ileri süren davacının vasiyetnamenin tenfizi davası ile miras haklarına kavuşacağından bahisle Hazinenin mirasçı olduğuna dair tespit kararı verilmiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, mirasçılık kanundan doğuyorsa bu “yasal mirasçılık”tır (TMK m. 495-501). Mirasçılık murisin iradesine dayalı olarak da doğabilir. Muris ölüme bağlı tasarruf şekillerinden birine (vasiyetname ya da miras sözleşmesi) uyarak, kendi iradesiyle tasarruf özgürlüğü içerisinde, terekesinin tamamı veya belli bir oranı için bir ya da birden fazla kişiyi mirasçısı olarak belirlemek hakkına sahiptir. Bu hukuki işleme “mirasçı atama (nasbı)”, böyle bir işlemle mirasçılık sıfatını kazanan kişiye de “atanmış (mansup) mirasçı” denir.
Buna karşılık, belirli (muayyen) mal bırakma, ölüme bağlı bir tasarrufla murisin bir kişiyi, onu mirasçı olarak atamaksızın belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunmasıdır. Kendisine bu şekilde menfaat sağlanan (kazandırmada bulunulan) kişiye “belirli mal bırakma vasiyeti alacaklısı” ya da kısaca “vasiyet alacaklısı (eski deyimle “musaleh”) denilmektedir.
Bir ölüme bağlı tasarrufun mirasçı atanması mı yoksa belirli bir mal bırakma vasiyetini mi içerdiğinin belirlenmesinde murisin gerçek iradesi esas alınmalıdır. Bu belirleme için ölüme bağlı tasarrufta, işlemin mirasçı atanması veya belirli mal bırakma olduğunu belirten açık ve belli kelime ve deyimlerin kullanılması şart değildir. Terekenin tamamı veya belli bir oranının hak ve borçlarıyla birlikte kişi veya kişilere intikalini anlatan miras bırakanın her sözcüğü, her deyimi, o kişinin mirasçı atandığına karine kabul edilir.
Diğer yandan, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK'nun) 598. maddesinin birinci fıkrası yasal mirasçılara verilecek mirasçılık belgesini açıklarken; ikinci fıkrası da lehine ölüme bağlı tasarrufla mirasçı atanması veya belirli mal bırakma vasiyeti yapılan kişi ya da kişilere de talepleri halinde sulh mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verileceğini hükme bağlamış ve verilme koşulu olarak da "mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayacak bir ay içinde itiraz edilmemiş olmasını göstermiştir.
TMK'nun 598. maddesi gereğince yasal mirasçılara mirasçılık belgesi verilmesi ile atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklılarına belge verilmesi bir “çekişmesiz yargı” işidir. (Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 382/2-c-6). Çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli mahkeme ise aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir (HMK m. 383).
Somut olaya gelince;
Miras bırakan F... S.... S...'in 20.10.1982 tarihli vasiyetnamede "......bulunan gayrimenkuldeki hissemin tamamını ve banka hesabındaki paranın tamamı ile terekeme zuhur edecek diğer bir umum menkul, gayrimenkul emlak, emval, eşya para, hisse senedi vesairenin tamamını T.. D..'ne terk ve vasiyet eyledim" demekle davacı T.. D..ni mirasçı olarak atamıştır. Dava konusu vasiyetname ile davacı atanmış mirasçı konumundadır.
Davacı vekili, gerek dava dilekçesinde ve gerekse yargılama aşamasında verdiği dilekçeler de 20.10.1982 tarihli vasiyetnameye dayanarak veraset belgesi verilmesini istemiştir. Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime ait olduğu dikkate alınarak davacının vasiyet sonrası kendisine kalan taşınmazların, terekenin intikalini yaptırabilmek için atanmış mirasçı olduğunu gösterir belge istediği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; davacıya atanmış mirasçı olduğuna ilişkin belge verilmesi gerekirken yazılı biçimde "....mirasın tamamının TMK'nın 501. maddesi gereğince Hazineye ait olduğunun tespitine dair karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 598 ]
2. Hukuk Dairesi 2004/17026 E., 2005/3505 K.
2. Hukuk Dairesi 2004/17026 E., 2005/3505 K.
- MİRASÇILIK BELGESİ
- ÖLÜNCEYE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 511 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 532 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 598 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 599 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mirasçılık ve mirasın geçişi miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. (4722 sayılı Yürürlük Kanunu md. 17}
}
Miras bırakan Canip, 21.8.2004 tarihinde ölmüş, geride yasal mirasçı olarak oğlu Hakan İle kızı Elçin'İ bırakmıştır.
Miras bırakan ölümünden önce davacı Nevin ile 26.5.2004 tarihinde yaptığı Karabük Birinci Noterliğinden düzenlenen Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi ile "kendisine ölünceye kadar bakıp beslemesi görüp gözetmesi, kayıt ve şartıyla mirasının tamamı için, bakım borçlusu davacı Nevin'i mirasçı atamıştır.
Bakım borçlusu, alacaklı tarafından mirasçı nasbedilmiş ise bu akid hakkında miras mukavelesi hükümleri cereyan eder. (BK. Md. 511/son cümle)
Resmi memur (noter) tarafından düzenlenen bakım alacaklısı tarafından bakım borçlusunun mirasçı nasbedildiği ölünceye kadar bakma sözleşmesini Türk Medeni Kanununun miras mukavelesine İlişkin 545. maddesi gereğince resmi vasiyet şeklinde (TMK. md. 532) düzenlenmiş olup geçerlidir. Böyle bir sözleşme İle bakım alacaklısı olan miras bırakan sağlığında ifası gereken bir taahhüt altına girmemiş, bakım borçlusu ölünceye kadar diğer tarafı bakıp beslemek, görüp gözetmek borcu altına girmiştir. Buna karşılık mirasçı atanmıştır.
Atanmış mirasçılar da, yasal mirasçılar gibi mirası, miras bırakanın ölümü ile kazanırlar. (TMK. md. 599/son)
Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin Ölüme bağlı tasarrufa mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz edilmedikçe lehine tasarrufta bulunulan kimseye Sulh Mahkemesince atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir belge verilir. (TMK. md. 598/2)
Davacı, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile miras bırakan tarafından sağlığında mirasının tamamı İçin mirasçı atandığına göre atanmış mirasçı olduğuna ilişkin belge verilmesi gerekirken, sözleşmenin miras bırakana sağlığında ifası gereken bir yükümlülük yüklemediği gözetilmeden yazılı şekilde red karan verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen sebeple (BOZULMASINA), temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 8.3.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Mirasçılık belgesi (veraset ilamı) verilmesi istemi, çekişmesiz yargı işidir. Bu belgeyi vermeye yetkili makamlar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Sadece Sulh Hukuk Mahkemesi
B) Sadece Asliye Hukuk Mahkemesi
C) Sadece Noterler
D) Sulh Hukuk Mahkemesi veya Noterler
E) Nüfus Müdürlükleri
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.