4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 600

Türk Medeni Kanunu 600. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 600- Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur. Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur. Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir. 2. Özel durumlar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

18 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2022/6916 E., 2024/561 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTrabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 600 üncü maddesi şöyledir;
7. Hukuk Dairesi         2022/6916 E.  ,  2024/561 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1189 E., 2022/1197 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine İLK DERECE MAHKEMESİ: Artvin Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/751 E., 2021/647 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin miras bırakanı ...'nın 26.04.2019 tarihinde öldüğünü, miras bırakanın düzenlediği Artvin Noterliği 28.08.2018 tarih ve 6174 yevmiye numaralı vasiyetnamesinin Artvin Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/223 Esas sayılı dosyasında açılıp okunduğunu, itiraz olmaksızın kesinleştiğinden beyanla vasiyetnamenin tenfizini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar İnan Yalçınkaya ve ... duruşmadaki beyanlarında davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile miras bırakan ...'nın düzenlediği Artvin Noterliğinin 28.08.2018 tarih ve 6174 yevmiye numaralı vasiyetnamesi Artvin Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/223 Esas sayılı dosyasında okunarak kesinleştiğini, vasiyetnamenin iptali için taraflarca da dava açılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde; vasiyetnamenin açılmasına ilişkin dosyadaki kesinleşmenin usulsüz olduğunu, mirasçıların vasiyete konu taşınmazı adlarına intikal ettirdiklerini, bu bakımdan vasiyetnamenin ifa kabiliyetinin bulunmadığını, Mahkeme kararının infaza elverişli olmadığını, taşınmazın değerinin yüksek belirlenmesi nedeniyle davalılar aleyhine yüksek yargılama gideri yüklendiğini, davalıların dava açılmasına sebebiyet vermemesi nedeniyle aleyhe yargılama gideri de yüklenemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyetnameye konu taşınmazın 06.09.2019 tarihinde davacılardan ... Yalçınkaya'nın tapuya müracaatı ile davacılar da dahil olmak üzere miras bırakan Abbas Yalçınkaya’nın yasal mirasçıları adına intikalinin yapıldığı, bu haliyle vasiyetnamenin tenfizi davasının açıldığı 05.11.2019 tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazın miras bırakan adına kayıtlı olmadığı, vasiyetnamenin ifasını talep etmenin mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların dava konusu taşınmazın intikalini vasiyetnamenin gerçekleştirilmesi amacıyla yaptıklarını, vasiyetnamenin usulüne uygun olarak açılarak kesinleştiğini, davalıların vasiyetnamenin geçersiz olduğuna dair süresinde delil sunmadıklarını, davalıların istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri itirazlarının savunmayı genişletme yasağı kapsamında kaldığını, davalılar vekilinin karar tarihinden sonra vekaletname sunması karşısında vekalet ücreti hak etmediği halde Bölge Adliye Mahkemesince yeniden hüküm tesis edilerek davacılar aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar lehine bozulması istemi ile temyiz yasa yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599 uncu maddesi şöyledir; "Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar. Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını, diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar. Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler." 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 600 üncü maddesi şöyledir; "Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olur. Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur. Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine getirilmemesinden ... zararın giderilmesini dava edebilir." 3. 03.07.2005 ve 19.07.2005 tarihlerinde yürürlüğe giren 5403 sayılı Yasa'nın “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8 inci maddesi gereğince asgari tarımsal arazi büyüklüğüne erişmiş tarımsal arazilerin bölünemez eşya niteliği kazanmış olacağı, asgari tarımsal arazi büyüklüğünün mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemeyeceği, ifraz edilemeyeceği, hisselendirilemeyeceği, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedinin artırılamayacağı hüküm altına alınmıştır. 3. Değerlendirme 1. Dava, vasiyet alacaklısının yasal mirasçılara karşı vasiyetin yerine getirilmesi amacıyla açılan vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 600 üncü maddesi gereğince vasiyet alacaklısının hakkı yasal mirasçılara karşı ileri sürülebilen kişisel bir istem hakkını içerir. Vasiyet alacaklıları, miras bırakanın yasal mirasçılardan farklı olarak miras bırakanın külli halefi değil cüzi halefidir. 2. Yasal mirasçılar ise 4721 sayılı Kanun'un 599 uncu maddesi gereğince miras bırakanın külli halefi olarak, miras bırakanın ölümü ile mirasa konu tüm malvarlığını hiç bir işleme gerek kalmaksızın bir bütün halinde kazanırlar. Bu derhal geçiş kuralı külli halefiyetin bir sonucudur. Bu bakımdan yasal mirasçılar miras bırakanın ölümü ile vasiyet alacaklılarına karşı vasiyet borçlusu konumunda olup, vasiyet alacaklısı sadece yasal mirasçılara karşı alacak hakkını ileri sürebilir. 3. Dolayısıyla, yasal mirasçılar miras bırakanın külli halefi olduğundan, taşınmazın miras bırakan adına tapuda kayıtlı bulunması ile mirasçıları adına intikal ettirilmesinin hukuki sonuçları bakımından bir farkı bulunmamaktadır. Vasiyet alacaklılarının, vasiyet alacağını yasal miraçsılara ileri sürmesi için de taşınmazın miras bırakan yada mirasçılar adına kayıtlı olması yeterlidir. Mirasçıların adına oluşturulan tapu kaydının vasiyete konu olması nedeniyle vasiyetin yerine getirilmesine engel olmaz. Kaldı ki ölüm tarihi ile terekenin mirasçılara bir bütün halinde intikal etmesinden dolayı taşınmaza ölümle birlikte tüm mirasçılar elbirliği ortaklığı ile sahip olurlar. Buradaki intikal, kurucu nitelikte olmadığından taşınmazın sicil kaydının, ister yasal mirasçılar ister miras bırakan adına olsun yasal mirasçıların mülkiyetine bulunduğu kanun hükmü gereğidir. Bölge Adliye Mahkemesinin dava konusu taşınmazın miras bırakan adına kayıtlı olmadığı, vasiyetnamenin ifasını talep etmenin mümkün bulunmadığı gerekçesine katılma olanağı bulunmadığından işin esası hakkında karar verilmesi gerekir. 4. Diğer yandan, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olsa da eksik inceleme ile hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Nitekim, dava konusu taşınmazın tarım arazisi olduğu, ifraz kararı verilebilmesi için 5403 sayılı Kanun gereği dava konusu taşınmazların niteliğinin tarla vasfında olduğu dikkate alınarak ifrazının mümkün olup olmadığı değerlendirilmeli, ifrazının mümkün olması durumunda bilirkişilerce ifraz krokisi hazırlanmalı ve ilgili kurumdan onay alındıktan sonra hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi de doğru değildir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

7. Hukuk Dairesi, 2022/297 E., 2023/3686 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ragat etmiş olduğu, davanın açıldığı tarih göz önünde tutularak ve karar anında dahi vasiyetnamenin iptali davası açılmadığının UYAP sorgusuyla tespit edilmiş olduğu, murisin vasiyetname ile ortaya çıkan iradesini ayakta tutacak şekilde ve TMK'nın 600. maddesi uyarınca muayyen mal vasiyeti ile vasiyet alacaklısı olan davacıların vasiyet yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalıya karşı vasiyetnamenin
7. Hukuk Dairesi         2022/297 E.  ,  2023/3686 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/255 E., 2021/2249 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/75 E., 2020/197 K. Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen vasiyetnamenin tenfizi davasında verilen karar hakkında yapılan istinaf incelemesi sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine; davacılar vekilinin istinaf talebinin ise kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili, dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalının 05.03.2017 tarihinde vefat eden...’ın mirasçısı olduklarını, adı geçen murisin 27.12.2010 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ile malvarlığının bir kısmının paylaştırılmasını vasiyet ettiğini, bu vasiyetnameden sonra murisin vasiyetnameyi infazı mahiyetinde 11.04.2011 tarihinde 1010 sayılı parseli, ½ paylı olarak ... ve ...’ye; 1011 sayılı parseli, ½ paylı olarak ... ve...’e; 246 sayılı parseli, ..., ..., ... ve...'e; 178 ada 5 parseldeki 1 numaralı bağımsız bölümü ... ve ...’ye satış akdi ile devrettiğini, vasiyetnamenin 26.04.2017 tarihinde açılmasına karar verilip kesinleştiğini, muris tarafından yapılan işlemin vasiyetnameden dönme niteliğinde olmayıp onu pekiştiren bir işlem olduğunu, davalının bu satışa yönelik muvazaa davası açtığını ve müvekkillerinin o davayı kabul ettiklerini, ancak vasiyetnameden o zaman haberlerinin olmadığını, bu nedenle vasiyetnamenin infaz edilmesi gerektiğini belirterek vasiyetnamenin tenfizi ile tapu iptali ve tescil talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davaya konu olan vasiyetname ile ilgili olarak müvekkilinin iptal davası açma hakkının saklı olduğunu, vasiyetnamenin iptali için gerekli olan 1 yıllık süre dolmadığından eldeki davanın açılamayacağını, dava öncesinde müvekkiline bu konuda yöneltilen bir talebin bulunmadığını, muris vefat ettiğinde müvekkili adına kayıtlı bir hissenin olmadığını, 1/5 hissenin davacılar tarafından müvekkiline verildiğini, muris vefat ettiğinde terekede bulunmayan mallara yönelik talepte bulunulamayacağından terekede bulunmayan malların tenfizinin istenemeyeceğini, ayrıca müvekkilinin dava konusu taşınmazlara yönelik davacılara karşı muvazaaya dayalı tapu iptali ve tescil aksi halde tenkis davası açtığını, davacıların o davayı kabul ettiklerini, davanın kabul ile sonuçlanarak kesinleştiğini bu nedenle eldeki davaya yönelik kesin hüküm itirazının bulunduğunu, murisin vasiyetname konusu taşınmazları davacılara sattığını bu nedenle vasiyetnamenin hükümsüz olduğunu, 178 ada 5 parsel sayılı taşınmazda kat irtifakı kurulmadığından bunun tenfiz edilmesinin mümkün olamayacağını ve 246 parsel sayılı taşınmazın da tamamının değil 4600 metrekarelik kısmının davacılara vasiyet edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.05.2018 tarihli ve 2017/309 Esas, 2018/210 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 06.02.2022 tarihli ve 2019/124 Esas, 2020/150 Karar sayılı kararıyla davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, adı geçen İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. 2. Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli ve 2020/75 Esas, 2020/197 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacılar vekili ile davalı vekili ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 26.10.2021 tarihli ve 2021/255 Esas, 2021/2249 Karar sayılı kararında belirtilen "...davacılar vekilinin 178 ada 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden davadan feragat etmiş olduğu, davanın açıldığı tarih göz önünde tutularak ve karar anında dahi vasiyetnamenin iptali davası açılmadığının UYAP sorgusuyla tespit edilmiş olduğu, murisin vasiyetname ile ortaya çıkan iradesini ayakta tutacak şekilde ve TMK'nın 600. maddesi uyarınca muayyen mal vasiyeti ile vasiyet alacaklısı olan davacıların vasiyet yükümlülüğünü yerine getirmeyen davalıya karşı vasiyetnamenin tenfizini isteme koşullarının gerçekleşmiş olduğunun anlaşıldığı, yerel mahkemece davanın esasına ilişkin kararda isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verildiği, (...) davanın kabulü ile sonuçlanan davada avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin tespitinde HMK'nın 323. maddesi ve buna göre tarafların hisselerinin dikkate alınmamış olduğu, ilk derece mahkemesinin kararında sözü edilen Yargıtay ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının da somut uyuşmazlıkla örtüşmediğinin anlaşıldığı, esasen HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca verilen kararların kesin nitelikte olması nedeniyle yerel mahkemece uygulanması gerektiği, aksi yöndeki görüşün değerlendirilmesi merciinin Yargıtay ilgili dairesi olduğunun da tartışmasız olmasına göre yerel mahkemenin avukatlık ücreti ve yargılama giderleri yönünden kararının isabetsiz olması sebebiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verildiği..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacılar vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.09.2020 tarihli ve 2020/75 Esas, 2020/197 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 nci maddesi gereğince kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile; davanın kısmen kabulüne Tekirdağ 5. Noterliği'nin 27.12.2010 tarih ve 006796 yevmiye No.lu vasiyetnamenin kısmen tenfizine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Vasiyetname içeriğinin mahkemece hatalı değerlendirildiğini, 2. Mahkemece vasiyetname içeriği aşılarak kararı verildiğini, 246 parsel sayılı taşınmazın tamamının değil 4600 metrekarelik kısmının vasiyet edildiğini, 3. Kesin hüküm itirazlarının değerlendirilmediğini, 4. Eldeki davanın üçüncü kişiler arasında değil bizzat vasiyetname tarafları arasında karara bağlandığını, 5. Vasiyetnamedeki konu mallar terekede olmadığından vasiyetnamenin tenfizinin istenemeyeceğini, 6. Eldeki davanın 1 yıllık süre dolmadan açıldığını, 7. Davacıların vasiyetnameden muris hayatta iken haberlerinin olduğunu, 8. Davanın açılmasına müvekkili sebep olmadığından müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 600 ilâ 602 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Murisin vefatı ile birlikte gerek yasal gerek atanmış mirasçılar, külli halefiyet ilkesi gereği, murisin terekesini kendiliğinden kazanmaktadırlar. Vasiyet alacaklısı ise murisin cüzi halefi olduğundan kendisi lehine vasiyet olunan mal veya hak üzerinde doğrudan bir hak kazanamamakta olup sadece kişisel bir istem hakkına sahiptir. Bu nedenle, vasiyet alacaklısının yükümlülüğü yerine getirmeyen vasiyet yükümlüsüne karşı vasiyet edilen malın teslimi veya hakkın devrini dava edebilme imkanı bulunmaktadır. İşte buna uygulamada vasiyetnamenin tenfizi ya da vasiyetnamenin yerine getirilmesi denmektedir. 3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/2270 E., 2024/4970 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 600 üncü maddesi gereğince vasiyet alacaklısının, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona;
11. Hukuk Dairesi         2024/2270 E.  ,  2024/4970 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/3 Esas, 2022/454 Karar BİRLEŞEN İSTANBUL 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2018/402 E. SAYILI DOSYASI BİRLEŞEN İSTANBUL 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNİN 2017/339 E. SAYILI DOSYASI HÜKÜM : Asıl ve birleşen davaların reddi Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekilleri ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı ... vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili asıl davada; müvekkillerinin muris ...’nin mirasçıları olduğunu, Mustafa Kemal Atatürk'ün 05.09.1938 tarihli vasiyetnamesi ile maliki olduğu tüm nakitlerini, hisse senetlerini, menkul ve gayrimenkullerini gelecekte oluşacak nemalarla değerlendirilerek ve vasiyetnamede yazılı şartlarla davalı ... Partisine bıraktığını, maliki olduğu ve davalı ...Ş. hesaplarında bulundurduğu tüm nakit ve hisse senetlerinin de yine aynı davalı nezdinde kalmasını ve aynı davalı tarafından nemalandırılmasını, elde edilecek nemalardan o zamanın şartlarında ayda 200 Lira olmak üzere müvekkillerinin annesi ...'ye pay verilmesini vasiyet ettiğini, ...'nin 01.08.2012 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu alacak kalemlerinden birinin müvekkillerinin murisine sağlığında ödenmesi gerekirken eksik ödenegelen nema payı alacağı olduğunu, davalılara ihtarname gönderilmesine rağmen sonuç alınamadığını, murise ödenen nema payının 01.08.2006 tarihinde aylık 5.500,00 TL'ye çıkarıldığını, daha sonra kademeli artırılarak önce aylık 10.000,00 TL, 2012 yılında ise aylık 15.000,00 TL nema ödemesi yapıldığını, Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyetnamesi gereği nemalandırmanın davalı bankanın yıllar itibarıyla büyüme oranına göre artırılması gerektiğini, davalıların nemalandırmayı gereği gibi yapmamaları nedeniyle de müvekkillerinin zarara uğradığını, vasiyetname yorumlanırken Mustafa Kemal Atatürk'ün gerçek iradesinin "favor testamenti" ilkesi kapsamında nazara alınması gerektiğini ileri sürerek müvekkillerinin murisi ...'nin anılan vasiyetname gereği ödenmesi gereken nema payı alacaklarına ilişkin olarak fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 40.000,00 TL'nin terekeye mirasçı sıfatı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen ve doğduğu tarihten itibaren faizi ile tahsiline, müvekkillerine miras payı oranında ödenmesine, davalıların nemalandırma hak ve görevini gereği gibi ifa etmemesi nedeniyle müvekkillerinin murisinin uğradığı maddi zararlara ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL'nin terekeye mirasçı sıfatı ile davalılardan müştereken ve müteselsilen ve doğduğu tarihten itibaren faiziyle tahsiline, müvekkillerine miras payları oranında ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, davacı ... vekili yargılama sırasında sunduğu dilekçeler ile ...'nin nema payını eksiksiz almış olsaydı bunları değişik alanlarda değerlendireceğini ileri sürerek munzam zarar taleplerini açıklamış, davacı ... vekili 27.01.2022 tarihli dilekçe ile 2019/3 E. sayılı dosya ile birleştirilen 2018/402 E. sayılı dosya yönünden taleplerini 7.500,00 TL'den 21.497.302,20 TL'ye artırdığını, 2019/3 E. sayılı dosya (nema payı alacağı ve munzam zarar) yönünden taleplerini 25.000,00 TL'den 3.762.799.375,00 TL'ye artırdığını bildirmiştir. 2.Birleşen 2018/402 E. sayılı davada davacı ... vekili; asıl davada açıklanan hususlar tekrar edilerek muris ...'ye kaydı hayat ile irat sözleşmesi hükümleri uyarınca vasiyet edilen alacağın müvekkiline ödenmeye devam edilmesi gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 607 nci maddesinde ömür boyu gelir sözleşmesinin düzenlendiğini, maddenin üçüncü fıkrasında sözleşme konusu alacağın gelir alacaklısının mirasçılarına geçeceğinin belirtildiğini, anılan Kanun'un 608 inci maddesinde de sözleşmenin geçerliliğinin yazılı şekil şartına bağlandığını, dava konusu vasiyetnamenin noter huzurunda resmi şekilde yapıldığını ve ömür boyu gelir sözleşmesi niteliğinde olduğunu, ömür boyu gelir sözleşmesinde iradı doğuranın, kök hak olduğunu, bu kök hakkın ise geniş anlamda alacağın tamamı ve kaynağı olduğunu, Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyet alacaklısı olarak ...'ye bıraktığı dönemsel (aylık) edimin tamamı ve kaynağının kök hakkı oluşturacağını, vasiyetnamedeki "...Her seneki nemadan bana nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça..." ifadesi ile Mustafa Kemal Atatürk'ün bankadaki payı, anaparası var oldukça, gelir elde edildiği sürece bu hakkın devam edeceğinin anlaşıldığını, davalı banka tarafından ...'ye vefatından önce son olarak 15.000,00 TL ödendiğini, Mustafa Kemal Atatürk'ün vasiyet ettiği nakit ve hisse senedinin kuru mülkiyetinin Cumhuriyet Halk Partisinin uhdesinde bulunmaya devam ettiğini, davalı Banka tarafından da nemalandırıldığını, irat alacaklısı ...'ye ödenen iradın onun ölümünden sonra vasiyetnamede ayrıca şart olarak borçlunun yaşamına da bağlandığından mirasçılara geçmesi gerektiğini ileri sürerek 6098 sayılı Kanun'un 76 ncı maddesi uyarınca davalılar tarafından müvekkiline geçici ödeme yapılması, müvekkilinin, ...'nin sahip olduğu irat hakkına sahip olduğunun tespiti ile kendisine ...'nin vefatı sonrası doğan alacakların fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine ve bundan sonra ödenmeye devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekili; asıl ve birleşen diğer davadaki iddialara benzer iddialar ile müvekkilinin, ...'nin sahip olduğu irat vasiyetinin devamı niteliğindeki hakka sahip olduğunun tespiti ile ...'nin vefatından sonra ödenmesi gereken; ancak hiç ödenmeyen tutarın faizi ile birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, bundan sonra tespit edilecek aylık veya yıllık artırım oranı üzerinden her ay davalılarca ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili asıl ve birleşen davalarda; davacıların aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığını, zamanaşımının gerçekleştiğini, dava konusu vasiyetname içeriği nazara alındığında davacıların taleplerinin haksız olduğunu, vasiyetnamede muris ...'ye ölümüne kadar aylık ödemeler öngörülmemesine rağmen lehdarın talebi yönünde güncelleştirilmek suretiyle ödendiğini, müvekkili ile vasiyet lehdarı ... arasında lehtar ölünceye kadar bir sorun yaşanmadığını, ölümünden önce herhangi bir itiraz ileri sürmediğini, irat vasiyetin alacaklının ölümü ile son bulduğunu, dava konusu vasiyetnamenin ömür boyu aylık gelir sözleşmesi olmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. 2. Davalı ...Ş. vekili asıl ve birleşen davalarda; davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili bankanın davacının murisi ...'ye vasiyetname gereği yapılacak ödemelerden sorumlu olmadığından kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davalı Partinin mansup mirasçı ve vasiyetname alacaklılarına yapılacak ödemeler bakımından görevli olduğunu, müvekkili bankanın ise sadece terekeye dahil olan nakit para ve hisse senetlerine isabet eden temettü gelirlerini nemalandırmakla görevli sınırlı vasiyeti tenfiz memuru olduğunu, vasiyetname alacaklılarına ödeme yapma konusunda bir görevi bulunmadığını, vasiyet alacağı sabit bir meblağı içerdiğinden ve bu nedenle yapılacak ödemenin nemalandırma ile ilgisi bulunmadığından eksik nemalandırma yapıldığı yönündeki iddianın da yerinde olmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 600 üncü maddesi gereğince vasiyet alacaklısının, vasiyeti yerine getirme görevlisi varsa ona; yoksa yasal ve atanmış mirasçılara karşı kişisel bir istem hakkına sahip olduğu, davalılar, vasiyeti yerine getirme görevlisi olduklarından husumetin kendilerine yöneltilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davalıların pasif husumet itirazlarına itibar edilmediği, 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı ve devamı maddeleri gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımının, alacağın muaccel olmasıyla işleyeceği, ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde, alacağın tamamı için zamanaşımının, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlayacağı, aynı Kanun'un zamanaşımının kesilmesini düzenleyen 154 üncü maddesi gereğince borçlu tarafından kısmen ifada bulunulmuşsa zamanaşımının kesileceğinin belirtildiği, kesilen zamanaşımında işleyecek yeni sürenin her zaman 10 yıl olduğunun devam eden maddelerde düzenlendiği, davalılar tarafından vasiyet alacaklısı ...'ye vasiyet tarihi olan 01.12.1938 tarihinden, 01.08.2012 tarihine kadar ödemeler yapıldığı, bu hususta davalılar arasında yazışmalar olduğunun tespit edildiği, vasiyet düzenleyen Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatı ile vasiyetnameye dayalı belirli mal vasiyetine ilişkin alacaklar muaccel hale gelmiş olmakla birlikte; vasiyet alacaklısı ...'nin sağlığında kendisine yapılan ödemeler nedeniyle 6098 sayılı Kanun'un 154 üncü maddesi gereğince zamanaşımının kesildiğinin tespit edildiği, bununla birlikte her ne kadar vasiyete dayalı alacak hakkı vasiyet edenin vefatı ile birlikte doğmuş ise de davacılar, vasiyet alacaklısının mirasçıları olup murisin alacağı olan hakkın mirasçılık sıfatları kapsamında kendilerine ödenmesini talep ettiklerinden ve davacıların murisleri de 01.08.2012 tarihinde vefat ettiğinden davacıların; ancak bu tarih itibarıyla hak talep edebilme sıfatına sahip oldukları, gerek davalılar tarafından yapılan ödemeler gerekse davacıların hak sahibi olarak talepte bulunabilme tarihleri nazara alındığında dava tarihi itibarıyla genel zamanaşımı sürelerinin dolmadığı tespit edildiğinden zamanaşımı savunmalarının yerinde olmadığı, Mustafa Kemal Atatürk'ün, Latin alfabesini dilimize kazandırdığı, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumunu kurduğu, Türkçeye olan ilgisi ve Türk diline olan hakimiyeti dolayısıyla dil bilgisi kurallarını ve Türk dilini çok iyi bilmekte ve ne anlatmak istiyorsa şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde ifade edebilecek güçte bir yazı üslubuna sahip bulunduğu, düzenlemiş olduğu vasiyetnameye bakıldığında aynen (.......'ye ayda 1000, ....'e 800, .....'e 600, .....'ye 200 lira ve ... ile ...'ye şimdiki 100 er lira verilecektir.) şeklinde yazıldığı, vasiyetnameye göre yıllık gelirden lehine belirli mal vasiyeti bırakılan kimselere (davacıların murisi dahil olmak üzere) aylıkların ödenmesi, geriye kalanın ise Kurumlara verileceğinin kararlaştırıldığı, belirli mal vasiyet edilenlerden ölenlerin ve öleceklerin sadece sağlıklarında kendilerine aylık ödenmesi kararlaştırıldığı, ölümlerinden sonra ise vasiyetnamenin başında Cumhuriyet Halk Partisinin atanmış mirasçı olarak belirlenmiş olmasından dolayı davalı Partiye geçmesi gerektiğinin belirtildiği, Mustafa Kemal Atatürk tarafından bunun aksi öngörülseydi, diğer bir ifade ile atanmış mirasçıların mirasçılarına da vasiyetin sirayet etmesi istenseydi bu durumun Mustafa kemal Atatürk tarafından açıkça belirtileceği, bu sebeplerle düzenlenen belirli mal vasiyetinin, irat vasiyeti olarak düzenlendiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla belirli mal vasiyetinde kök içinde halefiyet ilkesinin uygulanmasının mümkün olmayacağı kanaatine varıldığından davacıların annelerine yapılan belirli mal vasiyetinden hak talep etmeleri mümkün olmadığından ana dava ve birleşen davaların ayrı ayrı aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekili, asıl ve birleşen 2018/402 E. sayılı davada davacı ... vekilleri, asıl ve birleşen davalarda davalı ...Ş. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Yargıtay Kararı Dairenin 09.11.2023 tarihli ve 2023/1605 E. 2023/6583 K. sayılı kararıyla, mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. B. Karar Düzeltme Sebepleri Asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekili; adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, onama kararının gerekçesiz olduğunu, asıl ve birleşen dava yönünden aktif husumet yokluğundan davanın reddinin hatalı olduğunu, dava konusu vasiyetin irat vasiyeti olduğunu, gelir borçlusunun Cumhuriyet Halk Partisi, gelir alacaklısının ... olduğunu, Cumhuriyet Halk Partisi'nin atanmış mirasçı olmadığını, ödemelerin nemaların ömrüne yani vasiyetname kapsamında yorumlandığında Türkiye İş Bankası A.Ş.'nin ömrüne bağlandığını, vasiyetnamede aksinin kararlaştırılmadığını, nema payı ödemelerinin mirasçılara geçemeyeceğinin belirtilmediğini, vasiyetname yorumlanırken “favor testemanti ilkesi”, tarihi kayıtlar ve Mustafa Kemal Atatürk ile ... arasındaki bağın göz önünde bulundurulması gerektiğini, ödemelerin dayanağı ve artırım yönteminin vasiyetnamede belirtildiğini ileri sürerek temyiz dilekçesindeki itirazlarını tekrar etmiş ve resen nazara alınacak diğer sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacıların aktif husumet ehliyetinin, davalı Bankanın pasif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı, zamanaşımı söz konusu olup olmadığı, vasiyetnamenin niteliği ve diğer hususlara ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü ve 115 inci maddesi. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ... vekili karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE, Alınmadığı anlaşılan 1.783,00 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 5.010,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen asıl ve birleşen 2017/339 E. sayılı davada davacı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 12.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2024/1903 E., 2024/3242 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 vd., 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı ... Medeni Kanunu'nun 600 üncü maddesi.
7. Hukuk Dairesi         2024/1903 E.  ,  2024/3242 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/517 E., 2022/466 K. DAVA TARİHİ : 26.12.2018 KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/1 E., 2019/823 K. Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın bir kısım davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, tayin olunan 30.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belirlenen günde temyiz eden bir kısım davalılar ... vd. vekili Avukat ..., karşı taraftan davacı ... Vakfı vekili Avukat Ahmet Kurşun ve bir kısım davacılar ... ve ... vekili Avukat ...geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Tayin olunan 30.05.2023 günü duruşma icrasından sonra tespit edilen eksiklik nedeniyle dosya mahalline geri çevrildi. Eksiklik giderildikten sonra dosya tekrar Dairemize gönderilmiş olmakla, içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, 28.08.2016'da ölen miras bırakan ...'ın Beyoğlu 50. Noterliğinin düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ile davacılar lehine tasarrufta bulunduğunu ileri sürerek vasiyetnamenin tenfizi ile 1230 ada 45 parselin davacı ... Vakfı adına, 827 ada 29 parsel 1 numaralı bağımsız bölümün 1/2 payının davacı ... adına, 1/2 payının davacı...adına tescilini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili, mirası reddeden müvekkili açısından taraf sıfatı bulunmadığından davanın reddini istemiştir. 2. Diğer davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Bir kısım davalılar vekili; müvekkillerinin vasiyetnameyi kabul ettiğini, davacılardan ... Eğitim Vakfının yargılama gideri ve vekalet ücreti talebinin bulunmadığını, karardan sonra da bu konuda tashih talep ettiğini, hukuki yarar bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, tek başına vasiyetname ile işlem yapılmasına engel bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf eden davalıların yargılamaya katılmayarak davayı inkar ettikleri ve yargılama harç ve giderlerinden sorumlu oldukları; ancak sadece davacı ... yargılama harç ve gideri talep etmemesi nedeniyle anılan davacı yönünden yapılan muayyen mal vasiyetine konu taşınmaz açısından harç hariç yargılama giderleri ve vekalet ücreti yüklenmemesi gerekirken yüklenmiş olması nedeniyle davalıların bu yöndeki istinaf başvurusunun yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davalılar vekili, hem hukuki yarardan hem de dava tarihinde vasiyetname kesinleşmemiş olduğundan davanın reddinin gerektiğini, müvekkillerinin vasiyetnameye itiraz etmemeleri nedeniyle yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacaklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 vd., 369, 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı ... Medeni Kanunu'nun 600 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL'nin davalı ... dışındaki davalılardan alınarak davacılar...ve ...'ya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/3472 E., 2024/3434 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 514 ve 600. maddesi.
7. Hukuk Dairesi         2023/3472 E.  ,  2024/3434 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1055 E., 2023/1424 K. DAVA TARİHİ : 25.05.2017 MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasındaki vasiyetnamenin tenfizi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın bir kısım davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa ... tarafından yapılan vasiyetnamenin yerine getirilmesi ve vasiyet alacaklısı davacı adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılara usulüne uygun dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmiş, fakat davalılar davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; açılıp okunan vasiyetnamenin ve vasiyetnamenin iptali istemine yönelik olarak açılan ve kesinleşen mahkeme kararının ilgili kanuni düzenlemeler ve emredici hukuk kuralları doğrultusunda bir bütün olarak yapılan değerlendirmesinde vasiyetin yerine getirilmemiş olduğunun anlaşıldığını, davacının dava açmakta haklı olduğunu, tenfizi talep edilen vasiyetnamenin hukuken geçerli olduğunun kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğunu belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar ... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar vekili; davacı vekilinin vekalet sunmadığını davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, vasiyetnamenin kanunun aradığı şekil şartlarını taşımadığını, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte muris ...'ın 81 yaşında olup, fiil ehliyetine haiz olmadığını,dosya içeriğinde yer alan bilirkişi raporlarının da yetersiz ve gerekçesiz olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murise ait 2016/1543E-1564K veraset ilamına göre murise ait 13.09.2013 tarihli ... 3. Noterliğince düzenleme şeklinde vasiyetnamenin tenfizine ve bunun sonucu olarak davacıya vasiyet edilen taşınmazın tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tescil edilmesinde ve 1136 sayılı Kanunun 42. madde gereğinde görevlendirilmiş vekil için davacı lehine vekalet ücreti verilmesinde hukuka aykırı bir durum olmadığından bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. 2. Bu miras payına düşen değer üzerinden harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken taşınmazın tümünün değeri üzerinden harç alınarak vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı bulunmuştur. Ayrıca hüküm özetinin İİK 28. Madde gereği ilgili tapu sicil müdürlüğüne bildirilmemiş olması hatalı olduğundan bir kısım davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davalılar vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 514 ve 600. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olupbir kısım davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Mirasbırakan (M), vasiyetnamesinde "Tereke gelirimin 1/4'ünü arkadaşım (A) alacaktır" şeklinde bir tasarrufta bulunmuştur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre, (A)'nın bu tasarruf karşısındaki hukuki durumu nedir?

A) (A) atanmış mirasçıdır ve külli haleftir.
B) (A) vasiyet alacaklısıdır ve cüzi haleftir.
C) (A) yedek mirasçıdır.
D) (A) artmirasçıdır.
E) Tasarruf, paylaştırma kuralı niteliğindedir.