4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 618

Türk Medeni Kanunu 618. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 618- Ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar. Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen çeyiz, bu sorumluluğun dışındadır. İyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar. ÜÇÜNCÜ AYIRIM RESMÎ DEFTER TUTMA A. Koşulları

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2022/6015 E., 2024/10 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve TMK'nın 605-618 inci maddeleri gereğince reddine karar verilmesini istemiştir.
7. Hukuk Dairesi         2022/6015 E.  ,  2024/10 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2456 E., 2022/1144 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü, kararın kaldırılması ve davalı Allıance Ecza Deposu AŞ. vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/53 E., 2019/36 K. Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 inci maddesi gereğince mirasın hükmen reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı Vakıfbank yönünden açılan davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili, davalı Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı vekili, davalı ... Ecza Deposu San. Tic. A.Ş. vekili, davalı SGK vekili ve davalı Allıance Healthcre Ecza Deposu A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçlar yönünden kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK Başkanlığı vekili, davalı ... Ecza Deposu vekili ve davalı Allıance Ecza Deposu AŞ. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin kardeşi muris ...'ın 18.01.2014 tarihinde vefat ettiğini, murisin borcunun olduğunu ve aktiflerinde son derece değeri düşük bir tane evinin olduğunu belirterek, murisin terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve TMK'nın 605-618 inci maddeleri gereğince reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; mirasın hükmen reddine karar verilebilmesi için borca batıklığın resmen tespit edilmiş ve terekenin kabul edildiğine dair bir davranışta bulunulmamış olması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. 3. Davalı Nar Evleri Site Yönetimi adına ... vekili cevap dilekçesinde; davanın üç aylık sürede açılmadığını ve mirasın hükmen reddine ilişkin şartların gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir. 4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; terekenin borca batık olduğunu ve İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2014/12167 Esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi takibinin bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, murisin aktif ve pasifleri karşılaştırıldığında terekenin borca batık olduğunun tespit edildiği ve davalılardan Vakıflar Bankası AŞ.'nin dava açıldıktan sonra alacağını murisin terekesinden icrai satış neticesinde aldığı gerekçesiyle davalı Vakıfbank yönünden açılan davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulü ile terekenin borca batık olduğu anlaşıldığından, davacıların mirası hükmen reddetmiş olduklarının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı vekili, davalı ... Ecza Deposu San. Tic. A.Ş. vekili, davalı SGK vekili ve davalı Allıance Healthcre Ecza Deposu A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davalı Vakıfbank T.A.O.'ya olan borcun murisin terekesinden icrai satış ile ödendiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331 inci maddesi gereğince yargılama giderleri ile vekalet ücretinden davanın açıldığı tarihteki duruma göre sorumlu olacağını, davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesini ve banka lehine hükmedilen yargılama giderleri yönünden hükmün kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı Diyarbakır Vergi Dairesi Başkanlığı vekili istinaf dilekçesinde; mirasın hükmen reddine karar verilebilmesi için borca batıklığın resmen tespit edilmiş ve terekenin kabul edildiğine dair bir davranışta bulunulmamış olması gerektiğini, dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. 3. Davalı ... Ecza Deposu San. Tic. A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davanın üç aylık yasal süre içerisinde açılmadığını, mirasın hükmen reddine karar verilebilmesi için borca batıklığın resmen tespit edilmiş ve terekenin kabul edildiğine dair bir davranışta bulunulmamış olması gerektiğini, dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. 4. Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde; davanın üç ay içerisinde açılmadığını, mirasçıların kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığı konusunda inceleme yapılmadığını, davanın reddi gerekirken kabulünün hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. 5. Davalı Allıance Healthcre Ecza Deposu A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; davanın üç ay içerisinde açılmadığını, murisin ölüm tarihi itibariyle terekenin borca batık olduğunun etraflıca araştırılmadığını, bilirkişi raporunda mirası kabul anlamına gelen davranışlarda bulunulup bulunulmadığı konusunda inceleme yapılmadığını, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılardan alınmasına ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosyadaki bilgi ve belgelerden murisin aktif malvarlığının bulunmadığı, terekesinin borca batık olduğunun sabit olduğu, bankadan çekilen 430,00 TL'nin önemsiz bir miktar olduğundan yargılamada eksiklik olarak değerlendirilmediği, kabule göre dava açıldığında davalı ... Bankasına açılan davada davacı haklı olduğundan lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurularının yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçlar yönünden kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davalı Vakıfbank yönünden açılan davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK Başkanlığı vekili, davalı ... Ecza Deposu vekili ve davalı Allıance Ecza Deposu AŞ. vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı SGK Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde; davanın üç ay içerisinde açılmadığını, mirasçıların kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığı konusunun ve terekenin borca batık olup olmadığının etraflıca inceleme konusu yapılmadığını ve resen belirlenecek hususlarında dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... Ecza Deposu vekili temyiz dilekçesinde; davanın üç ay içerisinde açılmadığını, mirasçıların kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığı konusunun ve terekenin borca batık olup olmadığının etraflıca inceleme konusu yapılmadığını ve resen belirlenecek hususlarında dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davalı Allıance Ecza Deposu AŞ. vekili temyiz dilekçesinde; davanın 3 ay içerisinde açılmadığını, mirasçıların kabul anlamına gelen davranışlarda bulunup bulunmadığı konusunun ve terekenin borca batık olup olmadığının etraflıca inceleme konusu yapılmadığını ve resen belirlenecek hususlarında dikkate alınması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 inci maddesi gereğince mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dosya kapsamından murisin aktif malvarlığının bulunmadığı, ancak pasifinde yüksek meblağda farklı yerlere borcunun bulunduğu, yani terekesinin resmen borca batık olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 605/2 inci maddesine göre açılan mirasın reddi davalarında süre sınırlamasının bulunmadığı, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerektiği ve mirasçılık belgesi çıkartılmasının mirası kabul anlamına gelecek bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmış olup, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar doğru görülmüştür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı SGK Başkanlığı vekili, davalı ... Ecza Deposu vekili ve davalı Allıance Ecza Deposu AŞ. vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar SGK Başkanlığı vekili, ... Ecza Deposu vekili ve Allıance Ecza Deposu AŞ. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine , Davalı SGK harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi, 2010/11286 E., 2012/7283 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (İş) Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanunu'nun 605-618. madde hükümleriyle mirasın reddi, 605-609.madde hükümleriyle ret beyanı düzenleme konusu yapılmıştır.
(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi         2010/11286 E.  ,  2012/7283 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 28/03/2005-24/03/2006 tarihleri arasında geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılardan Kurum vekili ile ... mirasçıları tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurum ile davalı ...'nin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2-Davalılar ...,... ve ... temyiz itirazlarına gelince; Dava, davacının 28.03.2005-24.03.2006 tarihleri arasında davalıların murisine ait otobüs işletmesi işyerinde şoför ve muavin olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Mirasın reddi Yeni Türk Medeni Kanunu'nun 605 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesine göre “Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır” Türk Medeni Kanunu'nun 605-618. madde hükümleriyle mirasın reddi, 605-609.madde hükümleriyle ret beyanı düzenleme konusu yapılmıştır. Ret hakkı ise, Türk Medeni Kanunu'nun 605.maddesi hükmüyle düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 605.maddesinin 1. paragrafı gereğince yasal ve atanmış mirasçılar mirası yine Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesi gereğince üç ay içinde reddedebilirler. Bu üç aylık süre hak düşürücü bir süredir. Bu süre yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri kanıtlanmadıkça, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Atanmış mirasçılar için ise süre, mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesinin 2. paragrafında ise mirasın hükmen reddi düzenlenmiştir. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. Bu olgunun saptanması için her zaman dava açılabilir. Somut olayda, davalılar ..., ... ve ..., miras bırakan ...'nin terekesi borca batık olduğundan ve kendileri de mirası kayıtsız şartsız reddettiklerinden davanın reddini istemişlerdir. Dosyaya sunulan ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 25.09.2008 tarih ve 2008/413 Esas, 2008/425 Karar sayılı ilamında, davalılar üç aylık yasal süre içerisinde mirası kayıtsız, şartsız reddettiğinden, mirasçılar ...,... ve ... mirasın reddine ilişkin talebinin tespitine ve tespit kararının miras ret kütüğüne işlenmesine karar verilmiştir. Hal böyle olunca, bu davalılar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalılar ...,...lay ve ... bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ... mirasçılarına iadesine, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
İsviçre-Türk Medeni Kanunu, Alman Medeni Kanunu'nu örnek alarak, "mülkiyet" kavramı hakında tarif vermekten kaçınmıştır. Gerçekten, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 618. maddesi (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683.
Hukuk Genel Kurulu         2013/12-1080 E.  ,  2013/1068 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ                 : İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ                                                 : 21.06.2012 Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozulması üzerine direnme yoluyla; İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nden verilen 21.06.2012 gün ve 2012/522 E., 2012/691 K. sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan 20.03.2013 gün ve 2012/12-718 E., 2013/388 K.  sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi karşı taraf/alacaklı M. Müm. İnş. Taah. Reklam Paz. ve Bas. Yay. San. ve Tic. A.Ş. vekili  tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu'nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Temyiz ilamında yer alan açıklamalara göre 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440.maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, aynı Kanunun 442/3. ve 4421 sayılı Kanunun 4/b-1 maddeleri gereğince takdiren (218) TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine,  492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca 50,45 TL karar düzeltme harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.07.2013 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY YAZISI Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; yalnızca karar harcı ve temyiz peşin harcının ödenmesinde kullanılmak üzere ve davanın kazanılması halinde yatırılan harca ilişkin tutarın faizi ile birlikte iade edilmesi kaydıyla Maliye Bakanlığı'nca şikayetçi belediyeye gönderilen ve Çorlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15.02.2011 tarih ve E:2010/233, K:2011/68 sayılı ilamıyla belediyeye iadesine karar verilen paranın haczedilip haczedilemeyeceği, noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin daha iyi ortaya konulabilmesi için, somut uyuşmazlığın çözümünde etkili olduğu düşünülen mülkiyet hakkına ve bu hakkın kullanılmasına ilişkin ilke, kavram ve yasal düzenlemeler üzerinde durulmasında yarar vardır. Mülkiyet, ayni hakların en önemli tipidir. İsviçre-Türk Medeni Kanunu, Alman Medeni Kanunu'nu örnek alarak, "mülkiyet" kavramı hakında tarif vermekten kaçınmıştır. Gerçekten, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 618. maddesi (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesi), mülkiyet hakkını tarif etmemiş, sadece bu haktan doğan yetkileri belirtmekle yetinmiştir (Tekinay/Akman/Burcuoğlu/Altop:Tekinay Eşya Hukuku, Cilt 1, Filiz Kitabevi, İstanbul 1989, sahife:467). Mülkiyet hakının mahiyetini ve ana hatları ile özelliğini Medeni Kanun çizer. Bu hakın muhtevasını, kapsamını ise daha ziyade kamu hukuku alanındaki kanunlar belirtir. 1982 Anayasası'nın "Temel Haklar ve Ödevler" başlığını taşıyan ikinci kısmın, "Kişinin Hakları ve Ödevleri" başlığını taşıyan ikinci bölümünde yer alan "Mülkiyet Hakkı" başlığını taşıyan 35. maddesi; "Herkes, mülkiyet ve miras hakkına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmünü içermektedir. Anılan madde hükmüyle "mülkiyet hakkı" Anayasal bir kurum olarak; diğer temel haklar gibi ve onlar derecesinde düzenlenmiş ve Anayasa güvencesine bağlanmıştır. Malik sıfatını taşıyan gerçek ve tüzel kişiler, bu Anayasal güvenceden yararlanırlar ve onu dermeyan edebilirler. Bu teminat, hukuk devletinin gereğidir. Bu teminat, mülkiyetin kamu yararı amacıyla sınırladırılmasına engel değildir (1982 Anayasası'nın 35. maddesinin gerekçesinden; Şakar, Müjdat: 1982 Anayasası ve Önceki Anayasalar, Beta Yayınları, İstanbul 1994, Sahife: 60-61-62). Öte yandan, mülkiyet hakkı, bir insan hakkı olması nedeniyle, uluslararası belgelerde de yer almaktadır. 27 Mayıs 1949 tarih ve 7217 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (Bildirisi)'nin 17. maddesinde; "(1) Herkesin, tek başına ya da başkalarıyla ortaklık içinde, mülkiyet hakkı vardır. (2) Kimse mülkiyetinden keyfi olarak yoksun bırakılamaz." (Gündüz, Aslan:Milletlerarası Hukuk, Güncelleyen:Reşat Volkan Günel, Beta Yayınları, 6.Baskı, İstanbul 2013, Sahife:449), şeklindeki hükmüyle mülkiyet hakının insan hakları açısından önemi vurgulanmıştır. Ayrıca, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'ye) Ek Protokolü'n (Paris, 20.03.1952) "mülkiyetin korunması" başlığını taşıyan 1/1. maddesinde ise; "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir." (Gündüz, Aslan:age., s.489), denilmek suretiyle mülkiyet hakkı, garanti altına alınmıştır. Her ne kadar, maddede "mal dokunulmazlığından" söz edilmekte ise de, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, İngiltere'ye karşı "Handyside" ve Belçika'ya karşı "Marckx" kararlarında, söz konusu ifadeye "mülkiyet dokunulmazlığı" olarak geniş bir anlam vermiştir. Sözleşme uygulamasında mülkiyet, özerk bir kavram olarak yorumlanmakta, fizik varlığı sahip her türlü taşınır ve taşınmaz mal yanında malvarlığına dahil her türlü ekonomik değeri de içeren bir anlam verilmektedir (Tezcan, Durmuş/Erdem, Mustafa Ruhan/Sancaktar, Oğuz: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, Adalet Bakanlığı Yayınları, Ankara 2004, Sahife:320). Buraya kadar ki, açıklamalardan sonra özel hukukta mülkiyet hakkının nasıl düzenlendiğine bakılacak olursa; Öğretide mülkiyet hakkı, bir mal üzerinde sahibine en geniş hakimiyet (hakkın sağladığı yetki) sağlayan bir ayni hak olarak tanımlanmıştır (Bertan, Suat: Ayni Haklar, Cilt 1, Ankara 1976, Sahife:30; Ertaş, Şeref: Eşya Hukuku, D.E.Ü.H.F. Yayınları, 2. Bası, Ankara 1995, Sahife 169; Oğuzman, M.Kemal/Seliçi, Özer-Özdemir, Saibe Oktay: Eşya Hukuku, Filiz Kitabevi, İstanbul 2006, Sahife:18, 229). Mülkiyet hakkı, sahibine hakın konusu olan şeyden kullanma (usus), ürünlerinden yararlanma (fructus) ve malı tüketme, eski deyimle sarf ve istihlak edebilme (abusus) yetkilerini sağlar (Oğuzman, M.Kelam/Seliçi, Özer/Özdemir, Saibe Oktay: age., s.18; Ertaş, Şeref: age., s.170). Mülkiyet hakkı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)'nun 683 ila 778. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, açık bir tanımı yapılmış değildir. Mülkiyetin unsurlarını belirten TMK'nun 683. maddesi aynen: "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir." Hükmünü içermektedir. Bu madde hükmü dikate alındığında; mülkiyetin sağladığı aktif yetkiler (mülkiyetin müspet unsurları da denilmektedir), "o şeyde hukuk düzeninin sınırları içinde dilediği gibi tasarruf etme hakkı"dır. Bu tasarruf, malın fiilen kullanılması, semerelerin toplanması, malda değişiklik yapılması, malın tahrip ve tağyir edilmesi gibi fiili tasarrufları içine aldığı kadar, malı başkasına devretme, üzerinde hak tesis etme gibi hukuki tasarrufları da içine alır. Mülkiyeti koruyucu yetkiler (mülkiyetin menfi unsurları da denilmektedir) ise, malikin, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir. Maddede belirtilen iki dava doğrudan doğruya mülkiyet hakkına ait yetkilerdir. Bu talepler mülkiyet hakkından kaynaklanır ve varlıklarını mülkiyet hakkına ayrılmaz bir biçimde bağlı olarak sürdürürler (Oğuzman, M.Kemal/Seliçi, Özer/Özdemir, Saibe Oktay:age., s.229vd.; Ertaş, Şeref: age., s.171). Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 03.02.2010 gün ve E:2010/4-4, K:2010/56 sayılı ilamında da benimsenmiştir. Nihayet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM), Türkiye'ye karşı "Uygurer" kararında (2.Daire, Başvuru no:26664/05, 06 Ekim 2009), ileri sürülebilirliği yeterince ortaya konulduğunda para alacağını, Ek I No'lu Protokol'ün 1. maddesi uyarınca "mülk" olarak değerlendirilebileceğini belirtilmiştir. AHİM, anılan karara konu davada, başvuran şirketin, belediye ile olan özel hukuk ilişkisi sonucu yaptığı işin karşılığında alması gereken paranın ödenmemesi üzerine, giriştiği icra takibinde belediyenin bankadaki hesabına haciz konulmasına ilişkin icra müdürlüğünün kararını kaldıran icra mahkemesi kararının hatalı olduğunu değerlendirerek, Devleti tazminat ödemeye mahkum etmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında yerel mahkemenin, şikayetçi-borçlu belediyenin haczedilmezlik şikayetini reddederek, Özel Daire bozmasına karşı önceki kararında direnmesi usul ve yasaya uygun olup, bu nedenle alacaklı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü gerektiği görüşünde olduğundan sayın çoğunluk kararına karşıyım. KARŞI OY YAZISI DAVA: İcra memurunun işleminin şikayet yolu ile iptal edilmesi istemine ilişkindir. Şikayetçinin (borçlunun) Yenice Belediye Başkanlığının talebi:  davacı şirket tarafından davalı Belediye aleyhine açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasında mahkemece davanın kabulüne, kararda yazılı tazminatın Belediyeden alınarak faizi ile birlikte davacı şirkete ödenmesine karar verilmiş olup; söz konusu kararda bahsedilen bakiye ilam harcı ve temyiz harcı tutarı, Belediyenin yıllık bütçesini aşar miktarda olduğundan bu kararın bozulması için temyiz edilmesi gerektiği, ancak,  ilam harcı ve temyiz harcı tutarı karşılanamadığında 2.185,822 TL harç bedelinin Maliye Bakanlığından talep edilmesi gereği hasıl olmuştur. Söz konusu para gönderilmekle yerel Mahkemenin kararı, temyiz edilmiştir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesince değinilen karar kısmen bozulmuş, fazla yatırılan harcın iadesine karar verilmiştir. Öyle ise, Maliye Bakanlığı tarafından,  Belediye'ye şartlı olarak bakiye ilam harcı ve temyiz harcı için verilen para kamuya tahsisli bir para olup, haczi mümkün değildir. Nitekim, Belediye Kanunu 15/son fıkrası da bu mealdedir. Tüm bu nedenlerle Maliye Bakanlığı tarafından Belediye'ce belirtilen amaçla tahsis edilen ve alınan paranın Maliye Bakanlığına iadesi gerektiğinden konulan haciz kararının kaldırılması talep edilmiştir. Alacaklı şirketin cevabı: Belediye Başkanlığın'ca yukarıda açıklandığı üzere söz konusu dava dosyasının Yargıtaya gönderilmesi amacıyla Maliye Bakanlığından 2.215,812 TL para alınmıştır. Maliye Bakanlığınca gönderilen bu paranın 1.444,000 TL'si mahkemeler veznesine karar ve temyiz harcı olarak yatırılmıştır. Bakiyesi olan 771,812 TL'den 510,204,00 TL'si Ankara Barosu Avukatlarından H.S.'ye ödenmiş, geri kalan miktar ise iş bu davayı takip eden Av. F.Y.'ye ödenmiştir. Tüm bu nedenlerle, borçlu Belediyenin yapmış olduğu şikayetin reddine karar verilmesi istenmiştir. Çorlu 2.AHM.'nin bozmadan önceki ve  sonraki 15.02.2011 gün, 2010/233 Esas- 2011/68 Karar sayılı kararı: ”.... davanın kabulüne, 21.369,796,51 YTL kamulaştırmasız el atma bedelinin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine ve peşin alınan temyize başvuru harcının Hazineye irat kaydedilmesine ...” karar verilmiştir. Uyuşmazlık, Maliye Bakanlığının 27.10.2009 tarihli  ilgili Belediye'ye vermiş olduğu cevabi  yazı kapsamına göre: Belediyenizce karar harcı ve temyiz peşin harcının ödenebilmesi için 2.125,822, TL miktara ihtiyaç duyulduğu, fakat bu miktarın Belediyeniz tarafından ödenmesinin mümkün olmadığı, ifade edilerek, davanın kazanılması halinde karşı taraftan faiziyle birlikte tahsil edilecek tutarın Bakanlığımıza tekrar iade edilmesi kaydıyla 2.125.822 TL yardım talep edilmiştir. Yardım talebinizim değerlendirilmesi sonucunda: yalnızca karar harcı ve temyiz peşin harcının  ödenmesinde  kullanılmak  üzere  ve  davanın  kazanılması  halinde  yatırılan  harca ilişkin tutarın faiziyle birlikte tahsil edilerek Bakanlığımıza iade edilmesi kaydıyla Bakanlık bütçesinden   “ Belediyelere Yardım “ tertibindeki ödenekten istenen para hesabınıza gönderilmiştir.” biçimindedir. Her ne kadar, gündemde, Belediye Başkanlığının Hazine'den ödenek talebine ilişkin yazı sureti konulmadığı için kapsamı bilinmemekle birlikte: yukarıda gündemin 40. sayfasından aynen alındığı üzere Maliye Bakanlığının cevabı yazısı dikkatlice okunduğunda: 1- Bakanlık bütçesinin “ Belediyelere Yardım” tertibindeki ödenekten yalnızca karar harcı ve temyiz peşin harcı ödenmek amacıyla gönderilen 2.125.822 TL dava kaybedildiği takdirde Belediye'ye yardım amaçlı gönderilmiş olup iadesi istenmemektedir. 2-Bakanlık bütçesinden  “ Belediyelere Yardım “ tertibindeki ödenekten gönderilen karar harcı ve temyiz peşin harcında kullanılmak üzere olduğu açıklanan para davanın kazanılması halinde karşı taraftan faiziyle birlikte istenilerek Bakanlığa iade edilmesine ilişkindir. Görüleceği üzere, gönderilen para, Maliye Bakanlığının Belediyelere Yardım tertibinden gönderilmiştir. Gönderilen bu paranın devlet malı olduğu ve haczedilemeyeceğine ilişkin kararın isabetle olmadığını düşünüyorum. Şöyle ki, 5215 sayılı Belediye Kanununun 59. maddesi Belediyelerin gelirlerini düzenlemiştir. Buna göre, Belediye gelirleri: 1-Kanunlarla gösterilen Belediye vergi, resim, harç ve katılma payları, 2- Genel Bütçe Vergi gelirlerinden ayrılan pay, 3-Genel ve Özel Bütçeli İdarelerden yapılacak ödemeler, 4- Belediyelerin taşınır ve taşınmaz mallarının kiraya verilmesi, satışı ve başka suretle değerlendirilmesinden elde edilecek gelirleri, 5- Belediye Meclisi tarafından belirlenecek tarifelere göre tahsil edilecek hizmet karşılığı ücretler, 6- Faiz ve ceza gelirleri, 7-Bağışlar, 8- Her türlü girişim, iştirak ve faaliyetler karşılığı sağlanacak gelirleri, 9- Diğer gelirler, olarak tadadi olarak belirlenmiştir. Belediye Kanununun 15. maddesinde ise, Belediyenin yetkileri ve imtiyazları belirlenmiştir. Bunlar, 16 adet başlık olarak kapsamlıca yazılıdır.  Belediye'nin yetkileri ve imtiyazlarını düzenleyen 15. maddesinin son paragrafı ise: Belediye'nin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde ettiği gelirleri, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan malları ile Belediye tarafından tahsil edilen vergi, resim ve harç gelirleri haczedilemez, biçiminde düzenlenmiştir. 6107 sayılı İller Bankası A.Ş. Hakkındaki kanunun 3. maddesinde ise: Bankanın amacı ve faaliyet konuları düzenlenmiştir. Bankanın amacı; İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Bağlı kuruluşları ile münhasıran bunların üye oldukları mahalli idare birliklerinin finansman ihtiyacını karşılamak .... biçiminde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere, gerek 5215 sayılı Belediye Kanununun 59. maddesi ve gerekse 6107 sayılı İ. Bankası A.Ş. 'nin kuruluşu hakkındaki Kanunun 3. maddesinde yazılı olduğu üzere Belediyelerin gelir kaynakları açıklanmıştır. 5215 sayılı Belediye Kanununun 59/7. maddesindeki bağışlar bölümünde ise, Belediyelere özel kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya herhangi bir kamu kurum ve kuruluşundan yapılacak koşullu ya da  koşulsuz bağışlarla ilgilidir. Kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin Belediyelere yapacağı nakdi veya ayni yardımların koşulsuz olması durumunda doğrudan doğruya bunlar üzerinde Belediye'nin istediği gibi tasarruf hakkı mevcuttur. Ancak, şahısların veya özel hukuk tüzel kişilerinin koşullu nakdi veya ayni yardımlarında ileri sürülen ve kabul edilen koşulun gerçekleşmemesi halinde ilgilisinin koşul gerçekleşmediği için yaptığı nakdi veya ayni yardımını geri talep etmesi mümkündür. Somut olaya gelince;  5215 sayılı Belediye Kanununun 59. maddesinde düzenlenen Belediye gelirleriyle ilgili düzenlemeye göre,  Belediyelerin asıl gelir kaynağı genel bütçeden (Hazine'den)  aldığı veya 6107 sayılı İller Bankasından almış olduğu kısa, orta ve uzun vadeli her türlü nakdi ve gayri nakdi kredilerdir. Öte yandan, Belediye'nin talebi nedeniyle Maliye Bakanlığının ilgili Belediye'ye yazmış olduğu cevabi yazı kapsamından anlaşıldığı üzere: gönderilen bedel Maliye Bakanlığının Belediyelere Yardım tertibindeki ödenekten olduğu açık ve nettir. Bu nedenle, söz konusu paranın Devlet malı olduğundan haczedilemeyeceğine ilişkin 12. Hukuk Dairesinin karar düzeltme yoluyla yapmış olduğu bozmanın isabetsiz olduğunu, buna karşılık, mahalli Mahkemenin direnme kararının değinilen yasa maddelerine ve ek gündem ekinde gönderilen Avrupa insan Hakları Mahkemesi Kararına ve Maliye Bakanlığının konuyla ilgili cevabi yazısı kapsamına uygun olduğundan direnme kararının onanması gerektiği düşüncesindeyim. Açıkladığım bu nedenlerle Genel Kurul 'a katılan sayın üyelerin çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.