Türk Medeni Kanunu 652. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 652- Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.
Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.
E. Özellikleri olan eşya
I. Bütünlük oluşturan veya aile belgeleri ile özel anı değeri olan eşya
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
7 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2016/10514 E., 2016/13563 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
“Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir (TMK.m.652/1).
2. Hukuk Dairesi 2016/10514 E. , 2016/13563 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVALILAR : 1- Türkiye Halk Bankası A.Ş.
2- ...
DAVA TÜRÜ : İpoteğin Kaldırılması ve Aile Konutu Şerhi Konulması
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, hak sahibi eş tarafından diğer eşin rızası alınmadan, davalı banka lehine verilen aile konutu üzerindeki ipoteğin kaldırılması ve taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulması isteğine ilişkindir (TMK m. 194).
Aile konutunun, hak sahibi eş tarafından devri ve konut üzerindeki hakların sınırlandırılması, diğer eşin açık rızasına bağlıdır (TMK m. 194). Bu rıza alınmadan konutla ilgili yapılan tasarruf işlemi geçersizdir. Bu geçersizliği, rızası gereken eş konutun bu vasfını devam ettirmesi koşuluyla evlilik birliği süresince ileri sürebilir. Evlilik, ölümle veya boşanma yahut da iptal kararıyla sona ermiş ise, Türk Medeni Kanununun 194. maddesinin "aile konutuna" sağladığı koruma da sona erer ve diğer eşin rızası alınmadan yapılan tasarruf işlemi yapıldığı andan itibaren geçerlilik kazanır. Dava konusu taşınmazın maliki olan davalı eş ... davanın devamında 18.04.2013 tarihinde ölmüştür. Evlilik ölüm ile sona erdiğine göre dava konusu taşınmaz aile konutu olma niteliğini kaybetmiştir. Bu husus gözetilerek konusuz kalan dava hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" dair karar vermek ve yargılama giderleri ile vekalet ücretini, dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumları dikkate alınarak, tayin ve takdir etmek gerekirken, dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına ve taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulmasına karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 05.10.2016 (Çrş.)
(Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
Davacı kadın, eşi adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunu, açık rızası alınmadan, davalı banka lehine ipotek tesis edildiğini, davalı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını belirterek eşi ve lehine ipotek tesis edilen banka aleyhine, ipoteğin kaldırılması ve taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulması için dava açmıştır.
Yerel mahkeme 12.09.2013 tarihli kararıyla, "davanın kabulüyle ipoteğin kaldırılmasına ( fekkine), taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulmasına" karar vermiştir.
Karar davalı banka tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı eş Mehmet' in 18.04.2013 tarihinde ölmesi nedeniyle, gerekçeli karar ile temyiz dilekçesi, ergin mirasçılara ve ergin olmayan mirasçı Melih' in kayyımına tebliğ edilmiştir.
“Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz” (TMK.m.194/1).
“Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklemek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır” (TMK.m.240/1). “Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir” (TMK.m.240/3).
“Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir (TMK.m.652/1). “Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir” (TMK.m.652/2).
Evliliğin, boşanma veya iptal kararıyla sona ermesi ile eşlerden birinin ölümü sebebiyle sona ermesinin hukuki sonuçları farklıdır. Çünkü, evliliğin ölümle sona ermesi durumunda, sağ kalan eşin miras hakları devam etmekte, ayrıca, Türk Medeni Kanunu'nun 240 ve 652. maddesinde aile konutuyla ilgili kendisine tanınan hakları bulunmaktadır. Evliliğin, eşlerden birinin ölümü dışında sona ermesi halinde ise, sağ kalan eşin bu tür hakları bulunmamaktadır.
Sağ kalan eşin, bu düzenlemelerde yer alan haklarını diğer mirasçılara karşı kullanabilmesi için ayrıca bir dava açması da gerekmeyebilir. Çünkü, sağ kalan eş ve diğer mirasçılar, dava açılmadan, yasal düzenlemeye uygun şekilde mirası taksim edebilirler. Rızaya dayalı miras taksimi olmaz ise, sağ kalan eş, haklarını kullanmak için her zaman diğer mirasçılara karşı ayrı bir dava da açabilir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava konusu taşınmazın aile konutu niteliği, sağ kalan eş açısından, taşınmazın maliki olan eşin ölümünden sonra da devam etmektedir. Yasanın amacı, sağ kalan eşin eski yaşantısını devam ettirmesini sağlamaktır. Dolayısıyla, Türk Medeni Kanunu'nun 194, 240 ve 652. maddelerindeki açık düzenlemelere göre, malik eşin ölümüyle aile konutuna sağlanan korumanın sona erdiğinden söz edilemez.
Eldeki davada, ipotek, evlilik devam ederken, 10.07.2009 tarihinde tesis edilmiştir. Aile konutunun maliki olan davacının eşinin, yargılamanın devamı sırasında öldüğü anlaşılmaktadır. İpotekle ilgili işlem sırasında evlilik devam ettiğinden, TMK.nun 194/1. maddesi gereğince, malik olmayan eşin, ipotek tesisine açık rızasının alınması zorunluydu. Aile konutunun tapu kaydında aile kontu şerhi olmasa bile, malik olmayan eşin açık rızası alınmamış ise malik eşin ipotek tesisi ile ilgili tasarrufu hükümsüzdür. (Benzer nitelikte , YHGK.nun 15.04.2015 gün ve 2013/2-2056 E.2015/1201 K. sayılı kararı. )
Toplanan delilleri göre, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğu anlaşılmaktadır. Aile konutunun maliki olmayan davacı eşin, ipotek tesisine açık rızasının bulunduğu kanıtlanamamıştır. Bu durumda ipotekle ilgili tasarruf geçersizdir. Böyle bir tasarruf, bu tasarrufu yapan eşin ölümüyle de geçerli duruma gelmez.
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra takibinin devam etmesi durumunda , taşınmaz satılacak, davacı kadın, aile konutundan kaynaklanan yasal haklarını kullanabilme ve özellikle "eski yaşantısını devam ettirebilme" olanaklarından yoksun kalacaktır. Bu sebeple, sağ kalan eşin, aile konutunu, ipoteksiz şekilde terekeye döndürme hakkı bulunduğundan, ipoteğin kaldırılması talebi açısından, davadaki hukuki yararı da devam etmektedir. Bu açıdan dava konusuz kalmamıştır.
Taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulması davası ise taşınmazın malikinin tasarruf yetkisini sınrlandırmaktadır. Davalı banka bu davanın muhatabı değildir. Mirasçılar kararı temyiz etmemişlerdir. Davalı bankanın, taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulmasına ilişkin kararı temyiz etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır. Temyiz isteminin bu yönüyle reddi gerekmektedir.
Ancak, aile konutu şerhi konulması davasının kabul edilmesi nedeniyle, davalı banka aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, hükmün bu yönüyle bozulması gerekir.
Bu sebeplerle, temyiz edilen hükmün, ipoteğin kaldırılması kararı yönünden onanmasına, aile konutu şerhi konulması davasının kabulü nedeniyle davalı banka aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi yönünden bozulmasına, aile konutu şerhi konulması davasının kabulüne yönelik temyiz isteminin ise hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bozulmasına ilişkin sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Diğer kararlar (4)
8. Hukuk Dairesi, 2013/12208 E., 2014/17726 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varÇankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
iği, murisin ölmeden önce 23.11.2008 tarihinde kendi el yazısı ile vasiyetname düzenlediği, vasiyetnamenin tenfizi için herhangi bir dava açılmadığı, murisin tüm mirasçıları tarafından 07.07.2009 tarihinde taksim sözleşmesinin imzalandığı, TMK.nun 652/2. maddesi dikkate alınarak davacının dava konusu 213/193 parsele ilişkin davasının reddine, ancak 213 ada 195 parsele ilişkin davasının TMK.nun 652
8. Hukuk Dairesi 2013/12208 E. , 2014/17726 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/11/2012
NUMARASI : 2011/23-2012/419
K.. S.. ile M.. S.. ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 07.11.2012 gün ve 23/419 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ile davalılar vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili 18.01.2010 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; ortak miras bırakan 1928 doğumlu M.. S..'ten miras yoluyla intikal eden taşınmazların 07.07.2009 tarihli rızai taksim sözleşmesi ile aynen taksiminin yapıldığını, bu sözleşme tarihinde davacının 83 yaşında hasta ve okuma yazma bilmeyen yaşlı bir kadın olduğunu; esasen, muris M.. S..'in 23.01.2008 tarihindeki vasiyetnamesine uygun olarak taksimin yapıldığını düşünerek taksim sözleşmesini imzalamış ise de özellikle vasiyetnamede söz edilen 213 ada 193 ve 195 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili olarak hata ve hileye düşürüldüğünü açıklayarak 07.07.2009 tarihli taksim sözleşmesinin iş bu davaya konu 213 ada 193 ve 195 parsellere ilişkin tapu kayıtlarının iptali ile bu taşınmazlara ait kayıtların 1/3'er hisse olarak davacı ile davalılardan M.. S.. ve Ü.. S.. adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar S.. H.. ve üç arkadaşı vekilleri 17.02.2011 havale tarihli dilekçe ile dava konusu parsellerin rızai taksim sonucunda ½'şer paylı olarak davalılar Ü.. S.. ve M.. S.. adına tescilli olduğunu, bu konuda tapu müdürlüğünde düzenlenen resmi senet tarihinden itibaren 1,5 yıl geçtiğini, resmi belgenin aynı kuvvette bir başka belgeyle aksinin ispat edilmesi gerektiğini, davacının hukuki ehliyete haiz olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, karar yerinde yazılı olduğu üzere davacının ortak murisin ikinci eşi bir kısım davalıların ise murisin ilk eşinden olma çocukları olduğu, kök murisin 18.06.2009 tarihinde vefat ettiği, murisin ölmeden önce 23.11.2008 tarihinde kendi el yazısı ile vasiyetname düzenlediği, vasiyetnamenin tenfizi için herhangi bir dava açılmadığı, murisin tüm mirasçıları tarafından 07.07.2009 tarihinde taksim sözleşmesinin imzalandığı, TMK.nun 652/2. maddesi dikkate alınarak davacının dava konusu 213/193 parsele ilişkin davasının reddine, ancak 213 ada 195 parsele ilişkin davasının TMK.nun 652/2 ve 823. maddeleri uyarınca oturma (sükna) hakkı tesisine, bu intifa hakkının tapu kütüğüne tesciline, bu suretle talebin kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından bozma istekli olarak ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller tüm dosya kapsamından; 07.07.2009 tarih ve 805 yevmiye numaralı resmi senet fotokopisi getirilmiştir. Söz konusu belge incelenmiş olup, miras bırakanın tüm mirasçılarının ve davacının yer aldığı, dava konusu 213 ada 193 ve 195 parselin tamamı ½ hisselerle Ü.. S.. ve M.. S.. adlarına tescil edildikleri görülmüştür. Veraset belgesi dosya içerisindedir. 1928 doğumlu M.. S..'in 18.06.2009 tarihinde ölümü ile mirasçısı olarak Keziban (davacı) , Semiha, Emine, M.. Y.., A.. M.., Nimet, Mihriban, Ö..K.. ve Ü.. S..'in kaldıkları görülmüştür.
Keşif yapılmış, fen, inşaat ve zirai bilirkişilerin keşifte görevlendirildikleri, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının dinlenmedikleri görülmüştür. Uzman bilirkişilerin raporları dosya içerisindedir. 14.03.2011 günlü 1 nolu oturumda; davalı E.. S.., davalı A.. K.., davalı M.. Ü..ve davalı N.. S..'in davayı kabul ettiklerine ilişkin beyanlarının ve imzalarının alındığı saptanmıştır. Taraf tanıkları duruşmada dinlenmişlerdir.
Açıklanan olgular tarafların ve mahkemenin bilgisi dahilindedir. Uyuşmazlık, 07.07.2009 tarihli rızai taksim sözleşmesi uyarınca aynı gün tapu memuru huzurunda düzenlenen resmi senet ile kök murisin tüm mirasçılarının katılımı sonucu muristen kalan resmi senet kapsamında yazılı taşınmazların taksiminin yapıldığı iş bu davaya konusu 213 ada 193 ve 195 parsellerin tamamı ½'şer hisselerle Ü.. S.. ve M.. S.. adına tescil edildikleri, bu senedin düzenlendiği tarihte davacının hata ve hileye düşürülüp düşürülmediğinin belirlenmesi gerekir. Dava dilekçesindeki davacı iddialarının her türlü delille ispatı mümkündür. Resmi senedin düzenlendiği 07.07.2009 tarihinden iş bu davanın açıldığı 18.01.2010 tarihine kadar hak düşürücü süreler geçmemiştir. Bundan ayrı hukuki ehliyetsizlik kamu düzeni ile ilgili bir konudur. Ancak, davacı bizzat kendisinin ehliyetsiz olduğunu ileri süremez. Bir başka anlatımla, davacı vekiline noterde 15.12.2010 tarihinde vekaletname düzenleyerek ve tapu memuru huzurunda resim sözleşmeyi imzalarken ehliyetsiz olduğunu ileri sürmediğine yada ehliyetli olduğu anlaşıldığına göre davacının hukuki ehliyetsizlik iddiası bu aşamada düşünülemez. Öte yandan, 07.07.2009 tarihli resmi senedin diğer kısımlarının geçerli, bu bölümünün geçersizliği iyi niyet kuralına aykırıdır. Tüm bunlardan ayrı olarak, davayı kabul beyanında bulunan bir kısım davalıların dava konusu parsellerde payları yoktur. Bu nedenle bu davalıların davayı kabul beyanları hukuki sonuç doğurmaz.
Hal böyle olunca, dava dilekçesindeki hata ve hile sebeplerinin her türlü delille ispati mümkün olduğuna ve hak düşürücü süre geçmeden eldeki dava açıldığına göre; davacı tarafın hata ve hile hukuksal nedenlerine dayalı iddialarının araştırılması varsa delillerinin toplanıp tartışılması ve hasıl olacak sonuca göre olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken; somut olayla, davacının iddiaları ile hiç bir ilgisi bulunmayan TMK.nun 652/2 ve 823. maddelerinden bahisle özellikle dava konusu 213 ada 195 parselle ilgili yazılı olduğu üzere sükna hakkı tesisine ilişkin kabul kararı ve az yukarıda açıklanan nedenlerle 213 ada 193 parsele ilişkin ret kararı isabetsizdir.
Taraf vekillerinin temyiz itirazları açıklanan bu nedenle yerindedir. Kabulü ile mahalli mahkeme kararının belirtilen sebeplerden ötürü HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 148,50 TL peşin harcın davacı ile davalılara ayrı ayrı iadesine, 02.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2006/19501 E., 2007/14057 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKartal 2.Aile Mahkemesi
tam metni aç
Dava Türk Medeni Kanununun 652. maddesinden kaynaklanmaktadır.
2. Hukuk Dairesi 2006/19501 E. , 2007/14057 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kartal 2.Aile Mahkemesi
TARİHİ :24.2.2006
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Olayları açıklamak taraflara hukuki nitelendirme hakime aittir. (HUMK.mad.76)
Davacı İstanbul ili Kartal ilçesi Çavuşoğlu Mahallesi Pendik Caddesi 82 pafta 676 ada 89 parselde kayıtlı 3. kat 39 nolu bağımsız bölümün aile konutu olduğunun tesbiti ile miras hakkına mahsuben adına özgülenmesini talep etmiştir.
Dava Türk Medeni Kanununun 652. maddesinden kaynaklanmaktadır.
Konutun aile konutu olup olmadığının tesbiti (TMK.m.194) görevi Aile Mahkemesine, özgüleme (TMK.m.652) görevi ise Sulh Hukuk Mahkemesine aittir.O halde mahkemece konutun aile konutu olup olmadığının tesbiti konusunda taraflara delillerinin sorulup toplanması değerlendirilip sonucu itibariyle karar verilmesi özgüleme ile ilgili davada bir kısım davalıların Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/182 esasında ortaklığın giderilmesi davası da açtıkları gözetilerek bu hususta görevsizlik kararı vermesi gerekirken, yanlış nitelendirme, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hussuların incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, üzere oybirliğiyle karar verildi. 22.10.2007 (Pzt.)
2. Hukuk Dairesi, 2024/2758 E., 2024/8296 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci (d) , (h) bendi, 115 inci maddesinin ikinci fıkrası, 190 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı, 194 üncü, 240 ıncı ve 652 nci maddeleri.
2. Hukuk Dairesi 2024/2758 E. , 2024/8296 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/182 E., 2024/139 K.
KARAR : Kabul ve yeniden hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İnebolu 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2021/8 E., 2022/475 K.
Taraflar arasındaki dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının eşi ...'ın 31.10.2020 tarihinde vefat ettiğini, davacı ve eşinin "Merkez Mahallesi ... Caddesi No:30/1 ... Kastamonu" adresindeki "Kastamonu İli ... İlçesi Merkez Mahallesi 21 ada 12 parsel zemin kat 1 no'lu bağımsız bölüm" sayılı taşınmazı aile konutu olarak kullandıklarını, İnebolu Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/1 Esas sayılı dosyasında davalıların bu taşınmaza yönelik açtıkları ortaklığın giderilmesi davasının derdest olduğunu, davacı ve müteveffa eşin daha evvel yazlarını geçirdikleri bu yerde daha sonra kalıcı olarak ikamet ettikleri için ikamet adreslerini bu adrese aldıklarını, eve kalorifer ve petek sistemi döşetip, portmanto, duşakabin ve balkonlara pimapen yaptırdıklarını, davacının eşiyle son yıllarının büyük kısmını bu evde geçirdiğini beyanla, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; aile konutu olarak tespiti talep edilen taşınmazın davacı ve murisin yazlık olarak kullandıkları taşınmaz olduğunu, bu taşınmazın aile konutu olarak kullanılmadığını, aile konutunun İstanbul'daki taşınmaz olduğunu, davacının Esenler İstanbul'daki taşınmazın aboneliklerini vefat tarihinden sonra kendi üzerine yaptırdığını, tarafların dava konusu taşınmaza ikametlerini 2019 yılı Mart ayında seçim dönemi için aldıklarını, davacı ve murisin ikametlerini ...'ya almalarından sonra da İstanbul'da ikamet ettiklerini, murisin vekilinin murisin davacı olduğu Bakırköy 7. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/748 Esas sayılı dosyasında murisin adresini Esenler İstanbul olarak gösterdiğini, davacı ve murisin 2020 yılında yaşanan covid-19 nedeniyle ...'ya gittiklerini, niyetlerinin sürekli yerleşmek olmadığını, kaldı ki murisin ikametgahını ...'ya almasından sonra da İstanbul'da tedavi gördüğünü, Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/593 E sayılı dosyasında davacının ... adresine gönderilen tebligatın bila tebliğ iade döndüğünü, davacının manevîyattan ziyade maddî hırslar peşinde ve kötüniyetli olarak bu davayı açtığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalıların murisi ...'ın evli oldukları, ...'ın 31.10.2020 tarihinde vefat ettiği, tarafların uzun süre birlikte "... ... Sokak No:3 Esenler" adresinde yaşadıkları, ancak davacı ve murisin resmi kayıtlara göre 2018 yılında dava konusu Kastamonu ili ... ilçesi'ne taşındıkları, aynı zamanda kış aylarında İstanbul'a geri döndükleri, murisin ölümünden önceki dönemde dava konusu eve kalorifer sistemi döşettiği, su ve elektrik abonelikleri başlattığı, hastane ve SGK kayıtlarına göre murisin 2018 yılından sonraki dönemlerde ... ve çevre illeri ile İstanbul'da hastane ve eczane kayıtları olduğu, belirlenen durumlar karşısında ...'da bulunan meskenin sadece yazlık olarak kullanılma amacının ötesinde ve özellikle satın alma tarihi sonrası bu adreste oturma ve sonrasında da yılın yarı zamanı ikamet etme vakıası karşısında, eşlerin acı ve tatlı anılarını yaşayan, yaşam faaliyetinin yoğunlaştığı mesken niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile, Kastamonu ili ... ilçesi Merkez Mahallesi 21 ada 12 parsel zemin kat 1 no'lu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın aile konutu olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili; hükmün usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, davanın kabulü yönünden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile müteveffanın 24.10.2003 tarihinde evlendikleri, 04.03.2007 tarihinden itibaren "... Mahallesi ... Sokak No:3/1 Esenler İstanbul" adresinde ikamet ettikleri ve bu adresi müşterek konut olarak benimsedikleri, aynı zamanda yaz aylarında "Merkez Mahallesi ... Caddesi No:30/1 ... Kastamonu" adresindeki dava konusu taşınmaza gittikleri ve bu taşınmazı da yazlık olarak kullandıkları, davacı ve müteveffanın mernis adreslerini 07.05.2018 tarihinde yazlığın bulunduğu adrese taşıdıkları, ancak mernis adresini taşımış olmalarına rağmen dava konusu taşınmazda süreklilik arz eder bir şekilde ikamet etmedikleri, yılın yaz aylarında bu adreste, kış aylarında ise İstanbul'daki evde kaldıkları, müteveffanın tedavi belgelerinin ve tanık beyanlarının bu hususu ispatladığı, davacı ve murisin İstanbul'da bulunan ortak konutta on yıldan fazla süre ikamet ettikleri, evliliğin acı tatlı anılarının bu evde biriktirildiği, yaz aylarını Kastamonu'daki yazlıkta geçirmelerine rağmen, İstanbul'da olan ortak konutlarını hiç kapatmadıkları, bu adresle bağlantılarını koparmadıkları, yılın yaz ayları dışındaki yarısında bu adreste ikamet etmeye devam ettikleri, mernis kayıtlarının aksi ispatlanabilir karine niteliğinde olduğu, davacı ve murisin mernis adreslerini sonradan Kastamonu 'ya taşımalarının veya yazlık mahiyetindeki taşınmaza kalorifer döşetmelerinin bu taşınmazı aile konutu niteliğine getirmeyeceği ve İstanbul'daki taşınmazın aile konutu amaçlı kullanımını ortadan kaldırmayacağı, muris ve davacının birlikte geçen tüm kış aylarını İstanbul'daki aile konutunda geçirdikleri, Kastamonu ...'da bulunan dava konusu taşınmazın yazlık ve alternatif konut niteliğinde olduğu, evliliğin geneli düşünüldüğünde, davacı ve murisin 2007 yılından itibaren bağlantılarını koparmadan ikamet amaçlı kullandıkları gerekçesi ile istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, davacının müteveffa eşi birlikte oldukları son yıllarını .../Kastamonu'da bulunan dava konusu taşınmazda geçirdiklerini, bu taşınmazı düzenli yerleşim amacıyla kullandıklarını, yaşam faaliyetlerinin merkezi haline getirdiklerini, kalan yıllarını bu konutta yaşamak istediğini belirterek davanın reddi yönlerinden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti davasının reddine dair verilen kararın doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin birinci (d) , (h) bendi, 115 inci maddesinin ikinci fıkrası, 190 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı, 194 üncü, 240 ıncı ve 652 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- TAPU İPTALİ**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 652 ]
2. Hukuk Dairesi 2005/2547 E., 2005/7234 K.
2. Hukuk Dairesi 2005/2547 E., 2005/7234 K.
- AİLE KONUTU ŞERHİ
- TAPU İPTALİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 652 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 194 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 240 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 254 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hükmün temyizen murafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe girmiş, yeni kanunda 194, 240, 254, 279 ve 652. maddelerde "aile konutu" adı altında yeni bir hukuki kavram getirmiştir. Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesi "eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez; aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki haklarını sınırlandıramayacağını hükme bağlamıştır. Bu düzenleme ile Tapu Sicilinde konutun maliki olarak gözüken eşin, hukuki işlem özgürlüğü diğer eşin katılımına onamına bağlanmıştır. Amaç aile konutunun ve bu konutla ilgili kanuni hakları koruma altına almaktır. Bu koruma evlilik birliği devam ettiğine göre 4721 sayılı Kanunun yürürlüğe girişi 1.1.2002'den önceki edinilmiş aile konutları içinde geçerlidir. Toplanan delillerden dava konusu taşınmazın eşler tarafından kendilerine aile konutu olarak özgülen-dikleri tartışmasızdır. Davalılar Harun ve Hadi'nin taşınmazı satın alırken bu yerin aile konutu olduğunu ve davacının da satışa rızasının bulunmadığını bildikleri sabittir. Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi koşulları da gerçekleşmiştir. Bu açıklamalar karşısında davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi uygun görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle (BOZULMASINA), duruşma için takdir olunan 400 YTL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 3.5.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Eşlerden biri vefat ettiğinde, sağ kalan eşin, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki hakları miras hukuku ve aile hukuku hükümleriyle korunmuştur. Buna göre, sağ kalan eş, miras payına mahsuben aile konutu üzerinde kendisine hangi hakkın tanınmasını isteyebilir?