Türk Medeni Kanunu 669. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 669- Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları, denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler.
Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar, aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir.
B. Mirasçılık sıfatının kaybı hâlinde
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
5 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ]
16. Hukuk Dairesi 2010/7234 E., 2010/6245 K.
16. Hukuk Dairesi 2010/7234 E., 2010/6245 K.
- MİRAS
- VASİYETNAMENİN TENKİSİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 514 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 561 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 563 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 564 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 565 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 570 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 506 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 507 ]
"İçtihat Metni"
Davacılar; tarafların ortak miras bırakanı olan H... G...'ün ölüm tarihinin 08.10.2008 olduğunu 10.11.1999 tarihinde yaptığı vasiyetname ile sahibi olduğu, Bursa, Nilüfer İlçesi, Fethiye Köyü'nde bulunan 6614 (1254) ada, 1 sayılı parselde kayıtlı (6) numaralı meskenini 2. eşi olan davalıya vasiyet ettiğini, saklı paylarının ihlal edildiğini belirterek, saklı payları aşan vasiyetnamenin tenkisine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalı; vasiyetname ile saklı payların ihlal edilmediğini, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Tenkise karar verilebilmesi öncelikle tüm terekenin tespit edilerek ölüm tarihindeki fiyatlara göre değerlendirilmesi ile mümkündür. Miras bırakan Bursa, Nilüfer İlçesi, 1254 (6614) ada, 1 sayılı parselde bulunan (6) numaralı meskendeki sahibi olduğu 1/2 hissenin tamamını eşi olan davalıya vasiyet etmiştir. Vasiyet edilen taşınmazın kalan 1/2 hissesi murise ait olmayıp davalı Hatice G...'e ait iken taşınmazın tamamı murise ait kabul edilerek tenkis hesabı yapılmış, vasiyet edilen taşınmaz haricinde murisin terekesinde taşınmazlar olduğu dosya arasında mevcut tapu kayıtlarından anlaşılmasına karşın, tasarruf nisabı ve saklı payın bulunabilmesi için de miras bırakanın bütün malvarlığı ile alacaklarının ve temlike konu şeylerin ölüm günündeki niteliklerine göre değerlerinin tespiti gerekmekte iken vasiyet edilen tereke miktarı dahi tam ve doğru olarak tespit edilmeden, davalının cevap dilekçesinde belirttiği gibi mirastan feragat edip etmediği araştırılmadan yapılan tenkis hesabı doğru bulunmamıştır. Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmaların yasal zemine çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlararası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarının zedelenmiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (TMK.MD.669) ve tenkise tabi (TMK.md.514,565) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak, parasal olarak miktarın tespiti gerekir. (TMK.md.507 ) Miras bırakanın Türk Medeni Kanunu'nun 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Türk Medeni Kanunu'nun 565. maddesinin 1, 2 ve 3. Fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Türk Medeni Kanunu'nun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561. maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlararası tasarrufları, en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiğinde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (TMK..md.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesçiline karar verilmelidir. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı taktirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalıdan tercihi sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp; değer, hakim tarafından belirlenmeli ve davalıya fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktın ödetilmesine karar verilmelidir. Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 22.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ]
1. Hukuk Dairesi 2011/3353 E., 2011/8055 K.
1. Hukuk Dairesi 2011/3353 E., 2011/8055 K.
- ECRİMİSİL
- GİZLİ BAĞIŞ
- TAZMİNAT- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 560 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 571 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 675 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakan annesi S.... adına kayıtlı 115 ada 140 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümün davalının annesi olan vekil ve aynı zamanda murisin kızı Bilge tarafından 3.kişiye satılarak, aynı gün 3194 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümün daıvalı adına satın alındığını, davalının işlem tarihinde 18 yaşında olup taşınmazın murise ait olan 7 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen para ile alındığını, yapılan işlemlerle miras hakkından mahrum edildiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil, olmazsa tazminat ve ecrimisil isteminde bulunmuş, yargılama sırasında davasına tazminat ve ecrimisil istemleriyle devam etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, muirisin mal kaçırmak için taşınmazını sattığını ve mirasta iade hükümlerine göre davalının bedeli terekeye iade mecburiyeti olduğu ve davacının kira paralarını isteyebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 08.07.2011 Cuma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Ö.... K...... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi S.... Ö.... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, tapu iptal, tescil, tazminat, ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, tapu iptal ve tescil isteminin reddine, mirasta iade hükümlerine göre tazminat ve ecrimisil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; 115 ada 140 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümün miras bırakan S..... B.... adına kayıtlı iken vekili olan B.... Z.... tarafından dava dışı 3. kişiye 16.05.2003 tarihinde şatış suretiyle devredildiği, 3194 ada 15 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümün ise dava dışı 3. kişiler adına kayıtlı iken 16.05.2003 tarihinde davalı N... Z... tarafından satın alındığı anlaşılmaktadır.
Davacı, 15 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu bağımsız bölümün miras bırakana ait olan 140 nolu parseldeki 7 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen para ile davalı adına alındığını ve yapılan işlemler ile miras hakkından mahrum edildiğini ileri sürerek, eldeki davayı açmış, yargılama sırasında da davadaki isteğini tazminat ve 2 nolu bağımsız bölüm ile ilgili olarak kira paralarının tespit edilerek kira bedelinin tazminine hasretmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, somut olay yukarıda değinilen işleyiş tarzı itibarıyla gizli bağış niteliğinde olup, muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 tarih ve ½ sayılı İ.B.K.'nın olayda uygulama yeri yoktur. Diğer taraftan davalının annesi Bilge temlik ve temellük tarihinde sağ olduğuna göre davalı Neyir'in miras bırakan Sabriye'nin mirasçısı olamadığı da kuşkusuzdur. Böylesi bir olayda davalı mirasçı olmadığına göre TMK'nun 669 ila 675 maddeleri arasında düzenlenen (mirasta iade) mirasta denkleştirme hükümlerinin de uygulanamayacağı açıktır. Bu türlü bir kazandırmanın elden bağış (gizli bağış) niteliğinde bulunduğu ve koşullarının varlığı halinde TMK'nun 560 ila 571 maddeleri arasında öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği tartışmasızdır. Oysa davada tenkis isteği de yoktur. Bu izahlar neticesinde davalı Neyir'in taşınmazı kullanmasında fuzuli şagil olarak nitelendirilemeyeceğine göre, taşınmazı haksız olarak elinde tutan kişinin taşınmaz malikine ödemekle yükümlü olduğu haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisilden de sorumlu olamayacağı açıktır.
Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.12.2010 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 825.00.-TL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 08.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ]
16. Hukuk Dairesi 2010/5870 E., 2010/6368 K.
16. Hukuk Dairesi 2010/5870 E., 2010/6368 K.
- MAL KAÇIRMA
- MİRAS- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 514 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 561 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 563 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 564 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 565 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 570 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 507 ]
"İçtihat Metni"
Davacı; tarafların ortak miras bırakanı olan N... İ...'nun ölüm tarihinin 30.01.1997 olduğunu, murisin sağlığında diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla, Hamidiye mahallesi, 26 ada, 45 (16) parselde kayıtlı taşınmaz üzerinde bulunan 4 adet daireyi oğulları olan davalılar İ..., S..., E... ile Y... İ...'na devrettiğini, dava konusu dairelerin öncelikle tapu kayıtlarının iptali ile miras hisseleri oranında adına tesçilini, olmadığı takdirde bedellerinin ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar; davanın zamanaşımına uğradığını, murisin tasarruf nisabı içinde işlem yaptığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalılar Meryem, Süreyya, Leyla, ve Meliha aleyhinde açılan davaların reddine, davalılar İ..., S..., E... ve Y... aleyhinde açılan davaların kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar İ..., S..., E... ve Y... tarafından temyiz edilmiştir.
1 .Davalıların zamanaşımına yönelik temyiz itirazlarının reddine;
2. Miras bırakan sahibi olduğu Hamidiye mahallesi, 26 ada, 45 sayılı parseli 13.06.1973 tarihinde oğulları olan davalılar İ..., S..., E... ve Y...'ya satmak suretiyle devretmiştir. Satış tarihinde taşınmazın niteliği "kargir ev ile bahçesi" olarak gösterilmiştir. Sonradan taşınmaz üzerinde inşaat yaptırılıp, davalılara 4 adet daire verildiği belirtilerek daire bedelleri dikkate alınıp tenkis hesabı yapılmıştır. Bazı dairelerin elden çıkartıldığı nazara alınmadan, dairelerin numaraları dahi raporlarda belirlenmeden, 4 adet dairenin keşif tarihindeki değeri dikkate alınarak davacının saklı payına tecavüz oranının belirlenmesi, davalıların taşınmaza varsa katkılarının dikkate alınmaması doğru olmadığı gibi, murisin ölümünden geriye doğru 1 yıldan önceki tarihlerde yapılan temliklerde, murisin saklı payları ihlal kastının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekirken, bu yönde de herhangi bir araştırma yapılmaksızın, eksik ve hatalı bilirkişi raporları esas alınarak, hükümde de davalılardan tahsil edilecek miktar ayrı ayrı gösterilmeksizin verilen karar usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası karşılıksız kazandırmaların yasal zemine çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarının zedelenmiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu malvarlığı ile (iadeye) denkleştirmeye (TMK.MD.669) ve tenkise tabi (TMK.md.514,565 ) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin üç aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderlerde pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi sonrası net tereke oluşur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak, parasal miktarın tespiti gerekir. (TMK.md.507) Miras bırakanın Türk Medeni Kanunu'nun 506. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği, bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Türk Medeni Kanunu'nun 565. maddesinin 1, 2 ve 3. Fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Türk Medeni Kanunu'nun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı Kanunun 561. maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak, alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları, en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıları etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalılara yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiğinde tasarrufun tümünün değeri ile davalılara yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (TMK..md.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesçiline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalılardan tercihleri sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp, değer hakim tarafından belirlenmeli ve davalılara fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktın ödetilmesine karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeden karar verilmiş olması isabetsiz olup davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 750.00 TL. Vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 26.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2015/11367 E., 2015/11879 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
düşen bedeli kendi iradesiyle karşılıksız olarak davalı kişisel banka hesabına aktarması TMK’nın 669. maddesinde hüküm altına alınan mirasta denkleştirme davasının konusunu oluşturmaktadır.
14. Hukuk Dairesi 2015/11367 E. , 2015/11879 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 12.04.2012 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.12.2014 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 08.12.2015 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacılar vekili Av. Hakan Perçin geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
\_ K A R A R \_..’a ait banka hesaplarındaki paraların davalı ile açılan ortak hesaba aktarıldığını, ortak hesaba davalının katkısı bulunmadığı halde murisin sağlığında ortak hesaptaki mevduatı da kendi hesabına aktardığını ileri sürerek, TMK’nın 637. maddesi gereği 770.000.00 TL bedelin işleyen faiziyle birlikte davalıdan alınmasını istemişlerdir.
Davalı, ortak hesapta murisin iradesine uygun işlemler yapıldığını, ortak hesapta bulunan 600.000.00 TL bedelin mirasçılara payları oranında dağıtıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, mirasta istihkak ve mirasta denkleştirme nedenine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Mirasçılar murisin malvarlığı içerisinde bulunan hak ve malları hakkı olmadan elinde bulunduran kişilere karşı bunları geri alabilmek amacıyla dava açabilirler. TMK’nın 637. maddesinde “Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.” hükmü düzenlenmiştir. Mirasçı sıfatını taşıyanlar murisin terekesini elinde bulunduran herkese karşı bu davayı yöneltebilirler.
Mirasta denkleştirme davası murisin yasal mirasçılarına yaptığı sağlararası karşılıksız kazandırmaların belirli koşullar gerçekleştiğinde geri verilmesini talep etmeyi sağlayan bir davadır. Bu davadan elde edilmek istenen amaç mirasçılar arasında sağlararası karşılıksız kazandırmalar ile oluşan dengesizliğin denkleştirme ile ortadan kaldırılmasıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacılar, muris Sabahat’ın parasının davalı ile açılan ortak hesaba aktarıldığı buradan da davalının kişisel hesabına aktarıldığı iddiası ile alacak isteminde bulunmuşlardır. Muris ile davalı bir bankada tek imza ile para çekme hakkı veren teselsüllü müşterek hesap açtırmışlardır. Hükme esas alınan 16.12.2013 günlü bilirkişi kurulu raporunda, davalının ortak hesabın açılmasından murisin ölüm tarihi 23.08.2010 tarihine kadar ortak hesaptan farklı tarihlerde toplam 46.000.00 TL bedeli davalının tek imza çektiği, 1.180.000.00 TL bedelin ise davalı ve murisin imzalarıyla davalı kişisel hesabına aktarıldığı belirtilmiştir. Muris Sabahat’ın sağlığında davalı ve murisin ortak hesabındaki 1.180.000.00 TL nı muris ve davalının ortak imzalarıyla, başka bir deyişle murisin ortak hesabında payına
düşen bedeli kendi iradesiyle karşılıksız olarak davalı kişisel banka hesabına aktarması TMK’nın 669. maddesinde hüküm altına alınan mirasta denkleştirme davasının konusunu oluşturmaktadır. Yasal mirasçılar mirasbırakandan miras paylarına mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları denkleştirmeyi sağlamak için terekeye vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Altsoy açısından karşılıksız kazandırmada miras payına mahsup edilmek üzere hareket edildiği yönünde karine olup, kural olarak denkleştirme söz konusu ise de altsoy dışında yapılmış karşılıksız kazandırmaların açıkça iadeye tabi olduğu belirtilmedikçe kural olarak iadeye tabi tutulamaz. Davacının karşılıksız kazandırmanın miras hissesine mahsuben yapıldığını kanıtlaması gerekmektedir. O halde davacıların gösterdikleri tüm deliller birlikte değerlendirilerek 1.180.000.00 TL'nin muris tarafından davalı ...'a miras hissesine mahsuben verilip verilmediğinin tespit edilerek, miras hissesine mahsuben verildiğinin anlaşılması halinde terekeye iadesine karar verilmesi, miras hissesine mahsuben verildiğinin kanıtlanamaması halinde ise bu miktar yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Dava konusu alacağa ilişkin hesap, mirasbırakan ve davalı ... adına müşterek hesap olup, müşterek hesaptaki paylar aksi iddia edilip kanıtlanmadıkça birbirine eşittir. Zira, para müşterek hesaba yatırıldığına ve pay bakımından bir anlaşma bulunmadığına göre mülkiyetin yarı yarıya olmak üzere hak sahiplerine ait olması gerekir. Müşterek hesap birden fazla kişiye aitse mudilerden birinin ölümü halinde, aksine sözleşme yoksa, hesaptaki paralar eşit paylara bölünecek ve hayatta kalan mudiye kendi payı ödenebilecektir. Ortak hesabın taraflarından her biri bankadan para çekerken, payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket etmekte olup, payından fazla çektiği miktarda diğer hak sahibine karşı borçlu durumuna girer.
Hükme esas alınan bilirkişi raporundan muris ve davalının ortak banka hesabında murisin ölüm tarihi olan 23.08.2010 gününde 620.000.00 TL bedelin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bedelden 318.000.00 TL kısmı murisin ölümünden sonra 22.02.2011 günü davalı tarafından banka hesabından alındığı ve bakiyenin de davalı dışındaki diğer mirasçılar arasında paylaştırıldığı görülmektedir. Muris ile davalının müşterek olarak açtıkları hesapta aksi bir husus belirtilmemiş olması nedeniyle, davalının murisin ölüm tarihinde ortak hesapta bulunan bedelin 1/2 oranınında kişisel tasarrufu yasaya aykırı değildir. Banka hesap dökümünden, davalının teselsüllü müşterek banka hesabından murisin sağlığında farklı tarihlerde tek imza ile toplam 46.000.00 TL bedeli çektiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle,muris ile davalının ortak banka hesabının ilk açılış tarihinden dava açma tarihine kadar olan döneme ait tüm hesap hareketleri getirilerek davalının ortak hesaptan payını aşacak biçimde para çekip çekmediği hususu değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, belirtilen husular gözetilmeden yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm BOZULMASINA, 1.100.00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.12.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ]
8. Hukuk Dairesi 2008/1994 E., 2008/2553 K.
8. Hukuk Dairesi 2008/1994 E., 2008/2553 K.
- ECRİMİSİL VE TAZMİNAT DAVASI
- ELATMANIN ÖNLENMESİ
- TAKYİTLER, SINIRLI AYNİ HAKLAR VE MUHDESAT- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 599 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 640 ]
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 669 ]
- 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 19 ]
"İçtihat Metni"
G..G.. ile A.. Ü.. ve G.. Ü.. aralarındaki elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tazminat davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Torbalı 2.Asliye Hukuk Hâkimliğinden verilen 06.11.2007 gün ve 43/428 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili,Hazine adına kayıtlı 131 parselin üzerindeki 12 adet zeytin ağacının vekil edeninin miras bırakanı Z.. G.. tarafından yetiştirildiğini ve tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterildiğini, davalıların bu ağaçların ürünlerini toplamak suretiyle yararlandıklarını açıklayarak elatmalarının önlenilmesine, 5000 YTL maddi, 1000 YTL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, vekil edeni G..'ın taşınmazdan yararlanmadığını, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, diğer davalı A.. Ü.. isteğin zilyetliğin korunmasına ilişkin bulunduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, ayrıca dava açma süresinin geçtiğini, istenilen tazminat miktarlarının yüksek olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenilmesi ve miktarları belirtilen maddi tazminat isteğinin kabulüne, manevi tazminat isteğinin reddine karar verilmesi üzerine; hükmün kabule ilişkin bölümleri davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tapu kaydına göre dava konusu 131 parsel davada taraf durumunu almayan Hazine adına kayıtlı olup, tapu kaydının beyanlar hanesinde 11 adet zeytin ağacının S.. oğlu Z.. G..'e ait olduğu yazılıdır. Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre, Z.. G.. mirasçılarından davacı zeytin ağaçlarından yararlandırılmadığını belirterek elatmanın önlenilmesini istemiştir.
Korumaya ilişkin bu davanın davacı tarafından tek başına açılıp yürütülmesi mümkündür. Dava konusu zeytin ağaçları kadastro tespiti sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19. maddesi hükmü gözönünde tutularak beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Beyanlar hanesinde gösterilen muhdesata ilişkin bu hak kişisel hak niteliğinde olmakla birlikte lehine kurulan kişi yönünden yararlanma hakkı sağlar. Hazine beyanlar hanesindeki şerhin silinmesini istemediğine göre davacı ve diğer ortakların yararlanmasına karşı konulamaz. Mahkemece, bu açıklamalar gözönünde tutularak elatmanın önlenilmesine karar verilmesinde, yargılamanın devamı sırasında ıslah edilmek suretiyle işgal tazminatına dönüştürülen belirtilen yıllara ait tazminatın davacı lehine karar altına alınmasında yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
Davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 34,40 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 111,21 YTL'nin temyiz eden davalılardan alınmasına 08.05.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Mirasbırakanın sağlığında, mirasçılarından birine, mirastaki payına mahsuben (karşılık) yaptığı karşılıksız kazandırmaların, miras paylaşımı sırasında terekeye geri verilmesi işlemine ne ad verilir?
A) Tenkis
B) Denkleştirme (İade)
C) Takas
D) Paylaştırma
E) Iskat
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.