4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 740

Türk Medeni Kanunu 740. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 740- Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler, onun istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu bu dal ve kökleri kesip kendi mülkiyetine geçirebilir. Ekilmiş veya üzerine yapı yapılmış arazisine dalların taşmasına katlanan komşu, bu dallarda yetişen meyvaları toplama hakkına sahip olur. Komşu ormanlar hakkında bu hükümler uygulanmaz. b. Özel kurallar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

6 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 740 ]
9. Ceza Dairesi 2011/9814 E., 2012/5939 K. 9. Ceza Dairesi 2011/9814 E., 2012/5939 K. - MALA ZARAR VERME - MÜLKİYET VE KOMŞU HAKKI - ZORUNLULUK HALİ VE HAKKIN KULLANILMASI- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 683 ] - 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 740 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 25 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 26 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 223 ] "İçtihat Metni" Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Türk Medeni Kanunu'nun "Mülkiyet hakkının içeriği" başlıklı 683. maddesi; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir" hükmü ile malikin mülkiyet hakkını yasal sınırlar içinde kullanabilme yetkisini düzenlemiştir. Öte yandan, anılan Kanun'un taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen "komşu hakkı" bölümünde yer alan 740. maddesi ise, başkasının mülküne taşarak zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibinin istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmaması halinde, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği ve kendi mülkiyetine geçirilebileceği hükmünü içermektedir. Görüleceği üzere bu madde ile de mülkiyetin taşkın kullanımına kısıtlama getirilmiştir. Buna göre, mülk sahibi bu hakkını, önceden istemde bulunmasına karşın taşan dal ve kökler uygun bir süre içinde kaldırılmadığı takdirde kendisi kullanabileceği gibi, bu zararın mahkeme aracılığı ile giderilmesini de isteyebilir. Somut olayda, sanık ile katılanın bitişik arazilerde komşu oldukları, katılana ait ağacın dallarının sanığa ait bahçeye taştığı ve slaj makinesinin kullanılmasına engel olduğu sabit ise de, sanığın taşan dalları kaldırması hususunda henüz bir uyarıda bulunmaması ve katılanın da uygun bir süre içinde taşkın dalları kaldırmaması keyfiyetinin olayda gerçekleşmemesi nedeniyle sanığın Türk Medeni Kanunu'nun 740. maddesinde belirtilen şekilde taşkın kısımdaki dalları kesme ve mülkiyetine geçirme hakkının henüz doğmadığı, bu nedenle hakkın kullanımından ve dolayısıyla hukuka uygunluk halinin varlığından söz edilemeyeceği ve CMK'nın 223. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendi uyarınca beraat kararı verilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığından, tebliğnamede sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma öneren düşünceye iştirak edilmemiştir. Öte yandan sanığın taşkın dalları kesmek biçimindeki yukarıda açıklanan eyleminin zorunluluk hali nedeniyle gerçekleştirilmesinden dolayı ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, hukuka uygunluk sebebinin varlığı nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi sonucu iti-bariyle doğru bulunduğundan, gerekçedeki bu isabetsizlik bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre Cumhuriyet Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA), 09.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

2. Ceza Dairesi, 2021/13456 E., 2024/7393 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Türk Medeni Kanunu'nun 740. maddesi uyarınca, sanığın daha önce suça konu ağaçların arazisine zarar vermesi nedeniyle katılandan ağaçları kesmesi hususunda talepte bulunup bulunmadığı ve ağaçları makul sürede kesip kesmediği hususları araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki
2. Ceza Dairesi         2021/13456 E.  ,  2024/7393 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Türk Medeni Kanunu'nun 740. maddesi uyarınca, sanığın daha önce suça konu ağaçların arazisine zarar vermesi nedeniyle katılandan ağaçları kesmesi hususunda talepte bulunup bulunmadığı ve ağaçları makul sürede kesip kesmediği hususları araştırılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik incelmeme ile yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2016/12056 E., 2019/4182 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davaya konu olayda uygulama imkanı bulunan TMK’nin 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir.
14. Hukuk Dairesi         2016/12056 E.  ,  2019/4182 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 19.10.2015 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31.03.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_ K A R A R \_ Dava, komşuluk hukukuna dayalı elatmanın önlenmesi ve kal isteğine ilişkindir. Davacı, 1731 parselde bulunan 1 ve 2 No'lu bağımsız dubleks meskenlerin maliki olduğunu, davalının ise 1732 parsel 1 No'lu bağımsız bölümün maliki olduğunu, davalının taşınmazında bulunan 3 adet fıstık çamının ibrelerini sürekli bahçesine döktüğünü, bahçesinin kirlendiğini, yağmur oluklarının tıkandığını, kendi taşınmazına taşan dallara konan kuşların gübreleri nedeniyle seramik yolun renklerinin bozulduğunu, yine davalının sınıra yakın şekilde kendi taşınmazına 14 adet mazı ağacı diktirdiğini, bunların da hava akımını kestiğini, ağaçların köklerinin bahçe ihata duvarını patlatabileceğini, bu sebeplerle 3 adet fıstık çamı ağacının ve hava akımını engelleyen 14 adet mazı ağacının kestirilmesini, mümkün olmazsa bahçeye dökülen çam ibrelerinin toplama ücreti ile rengi değişen seramiklerin değiştirilme ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalının taşınmazında bulunan ağaçlardan dökülen yaprakların çevre kirliliğine neden olacak boyutta zarar vermediğini, evlerin temelinin ya da bahçe duvarlarının zarar görmesine neden olmadığını, ağaçların hava akımını kesmediğini, davalının ağaçların budanmasına itiraz etmediğini, seramiklerin renk değişikliği ile davalının bahçesindeki ağaçlar arasında illiyet bağı olmadığını, davacının davasının haksız olduğunu, reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davacının komşuluk hukukuna dayalı müdahalesinin meni talebinin kabulü ile; ziraat bilirkişisinin 09.03.2016 tarihli raporunda belirttiği 1731 parsele yakın durumda bulunan A ve B harfleri ile belirtilen fıstık çamlarının kesilmesine, 1732 parsel 1 No'lu bağımsız bölümde bulunan sınıra dikilmiş 14 adet limoni selvi ağacının sökülmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nin "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. Elatmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir. İleride zarar doğacağından bahisle dava açılamayacağından bu şekilde açılan davalar reddedilmelidir. Ancak, istisnai durumlarda, henüz zarar doğmadığı halde, yakın gelecekte zarar doğacağı pek muhtemel veya muhakkak ise, davacıya zarar tehlikesinin önlenmesi davasını açma hakkı tanınmalı, zararın doğması beklenmemelidir. Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hale getirme ve tazminata hükmedilebilir. Kural olarak davacının zararının doğmaması için bir önlem almaması da elatmanın önlenmesi davasını etkilemez. Davaya konu olayda uygulama imkanı bulunan TMK’nin 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Malikin kendi taşınmazı üzerine diktiği ağaçların dalları ve kökleri komşunun taşınmazına geçip zarar verdiği takdirde, ikaz üzerine münasip bir müddet içerisinde bu dal ve köklerin kesilmesi gerekir. Malik tarafından kesilmediği takdirde, komşunun bu dal ve kökleri kesip zaptetmek hakkı doğar. Ancak tüm ağaçların kesilmesine ilişkin hüküm kurulmamalıdır. Taşkınlığın belirlenebilmesi için mahkemece öncelikle taraflara ait taşınmazların tapu kayıtları ile çap ve krokileri getirtilmeli, yapılacak keşifte, kadastro mühendisi veya tapu fen memuru bilirkişi yanında ziraatçi bir bilirkişi de hazır bulundurulmalıdır. Davalının kendi taşınmazı içerisine diktiği ağaçların gölge yapmak suretiyle davacının taşınmazı üzerindeki bitkilere, katlanma sınırını aşacak şekilde zarar verdiği yapılan keşif ve uzman bilirkişi raporu ile belirlendiği takdirde, bu zarar ağaç dallarının budanması veya seyreltilmesi ile giderilebiliyorsa bu önlemlere, buna rağmen davacının zararı önlenemiyorsa ağaçların kökten kesilmesine veya sökülmesine karar verilmelidir. Ancak davalının kendi taşınmazı içerisine diktiği ağaçların, ileride büyüyüp davacının taşınmazına gölge yapıp zarar vereceği iddiası ile açılan davaların reddi gerekir. Uzun zaman sonra doğacak muhtemel zararlar için mülkiyet hakkının kısıtlanması, mülkiyetin genel kurallarına ve bizzat Medeni Kanunun 737. maddesi hükmüne ters düşer. Bu ilkeler ışığında somut olaya gelince; mahkemece davanın kabulü ile ziraat bilirkişisinin 09.03.2016 tarihli raporunda belirtilen 1731 parsele yakın durumda bulunan A ve B harfleri ile gösterilen fıstık çamlarının kesilmesine, 1732 parsel 1 No'lu bağımsız bölümde bulunan sınıra dikilmiş 14 adet limoni selvi ağacının sökülmesine karar verilmiş ise de, dava konusu taşınmazların yazlık olarak kullanıldığı, kal'ine karar verilen davalıya ait ağaçlardan kaynaklanan şikayetlerin komşular arasında hoşgörülebilirlik sınırını aşmadığı, müdahalenin ağaçların budanması yoluyla giderilebileceği anlaşıldığından, ağaçların kesilmesi ve sökülmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2015/8062 E., 2018/1102 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Dava konusu yapılan ağaçlar için, uygulama imkanı bulunan TMK’nun 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir.
14. Hukuk Dairesi         2015/8062 E.  ,  2018/1102 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalılar aleyhine 13.05.2014 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.01.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, komşuluk hukukuna aykırılık nedeniyle elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Davacı, kayden maliki olduğu 1235 parsel sayılı taşınmaza komşu davalıya ait 1243 parsel sayılı taşınmazdaki ağaçların dalları ve köklerinin zarar verdiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalılar temyiz etmiştir. TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nun "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. Elatmanın önlenmesi davası açılabilmesi için kural olarak zararın doğmuş olması gerekir. İleride zarar doğacağından bahisle dava açılamayacağından bu şekilde açılan davalar reddedilmelidir. Ancak, istisnai durumlarda, henüz zarar doğmadığı halde, yakın gelecekte zarar doğacağı pek muhtemel veya muhakkak ise, davacıya zarar tehlikesinin önlenmesi davasını açma hakkı tanınmalı, zararın doğması beklenmemelidir. Komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi davalarında davalının kusurlu olması aranmaz. Davalının kusurlu olup olmaması, kasıtlı hareket edip etmemesi, elatmanın önlenmesi davasına etkili değildir. Yeter ki, davalının eylemi ile davacının zararı arasında illiyet bağı bulunsun. Davalının hiçbir kusuru olmasa dahi, elatmanın önlenmesine, eski hale getirme ve tazminata hükmedilebilir. Kural olarak davacının zararının doğmaması için bir önlem almaması da elatmanın önlenmesi davasını etkilemez. Dava konusu yapılan ağaçlar için, uygulama imkanı bulunan TMK’nun 740. maddesi, başkasının mülküne geçip zarar veren dal ve köklerin, zarar gören mülk sahibi tarafından kesilebileceği hükmünü içermektedir. Malikin kendi taşınmazı üzerine diktiği ağaçların dalları ve kökleri komşunun taşınmazına geçip zarar verdiği takdirde, ikaz üzerine münasip bir müddet içerisinde bu dal ve köklerin kesilmesi gerekir. Malik tarafından kesilmediği takdirde, komşunun bu dal ve kökleri kesip zaptetmek hakkı doğar. Ancak tüm ağaçların kesilmesine ilişkin hüküm kurulmamalı, davalının diktiği ağaçların gölge yapmak suretiyle davacının taşınmazı üzerindeki bitkilere, katlanma sınırını aşacak şekilde zarar verdiği yapılan keşif ve uzman bilirkişi raporu ile belirlendiği takdirde, bu zarar ağaç dallarının budanması veya seyreltilmesi ile giderilebiliyorsa bu önlemlere, buna rağmen davacının zararı önlenemiyorsa ağaçların kökten kesilmesine veya sökülmesine karar verilmelidir. Somut olayda; mahkemece yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına göre 1255 sayılı parsel ile 1243 sayılı parsel komşu olup, taşınmazların kadastral sınır dışında zeminde bilirkişiler tarafından krokide kırmızı çizgi ile gösterilen davalılara ait 1243 parsel sayılı taşınmaz içinde fiili bir sınır bulunmaktadır. Krokide yeşil renk ile gösterilen hat üzerinde davalılara ait ağaçların bulunduğu, mavi renk ile gösterilen hat üzerinde davacıya ait ağaçların bulunduğu ve bu ağaçların tamamının davalılara ait 1243 sayılı parselin içinde kaldığı anlaşılmıştır. Ayrıca temyiz aşamasında davalılar tarafından davacıya karşı ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/25 E. sayılı dosyası ile maliki oldukları 1243 parsel sayılı taşınmaza davacı tarafından yapılan el atmanın önlenmesi, kadastro sınırına göre fiili sınırların belirlenmesi ve ağaçların sökülmesi talepli dava açıldığı, mahkemece plan sınırı üzerine kazık dikilmek suretiyle fiili sınırın plan sınırına uygun hale getirilmesine, ağaçların sökülerek kaldırılmasına karar verilmiş, tarafların temyiz etmemesi üzerine hükmün 18.05.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. O halde, mahkemece tarafların taşınmazlarının kadastral sınırları gözetilerek davacının kadastral parsel sınırları içerisinde kalan ürünler bakımından, davalıya ait ağaçlar nedeniyle zararının olup olmadığı, varsa nasıl ve ne şekilde zarara uğradığı ile bu zarar veya zararların giderimine ilişkin önlem ya da önlemlerin belirlenmesi ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken tarafların kadastral sınırları yerine fiili sınırlar itibariyle inceleme yapılıp, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatıranlara iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.02.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
15. Ceza Dairesi, 2015/4987 E., 2015/29752 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var.Asliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Türk ceza yargısında olmayan bu kavram sadece Türk Medeni Kanunu'nun 730, 738 ve 740. maddelerinde yan taşınmaza sarkan ağaç dallarının sahibine haber verilerek tecavüz edilen taşınmaz sahibi tarafından kaldırılması hususundadır.
15. Ceza Dairesi         2015/4987 E.  ,  2015/29752 K. "İçtihat Metni" . MAHKEMESİ : .Asliye Ceza Mahkemesi . SUÇ : Mala zarar verme Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir. Sanıkla katılanın, aynı site içinde evlerinin bulunduğu, katılanın, kendi evinin bulunduğu bölümde kayma olduğu gerekçesiyle evin önüne istinat duvarı yaptığı, sanığın da, söz konusu duvarın site yönetiminin kararı olmadan yapıldığını, katılanın, tek başına böyle bir tasarrufta bulunamayacağını, yapılan bu duvar nedeniyle, kendi evine geçişin kapandığını, bu nedenle duvarın bir kısmını yıktığını belirttiği, böylece sanığın mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, katılan aleyhine, site sakinlerinden biri tarafından 25/11/2010 tarihinde açılan Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/1387 Esas sayılı men-i müdahale dosyasında, söz konusu duvarın yıkılması ve müdahalenin önlenmesinin talep edildiği, sanığın da, suç işleme kastıyla hareket etmeden ve kendi evine giden yolu kullanmak amacıyla duvarı yıktığı dikkate alınarak, suçun manevi unsurunun oluşmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır ve bu nedenlerle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 12/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Karşı oy; Milas 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2013 tarih ve 2012/233 E, 2013/50 K nolu ilamı ile mala zarar vermek suçundan sanık ......'nın beraatine ilişkin kararın müdahil tarafından temyizi üzerine Yargıtay 15. Ceza dairesinin 12.10.2015 tarih ve 2015/4987 -2015/29752 E.K sayılı kararı ile onanmasına ilişkin kararda çoğunluk ile aramda olan hukuki anlaşmazlık, kişilerin mahkemeye müracaatları gerekirken ihlal edilen haklarını kendilerinin alıp alamayacağı hususudur. İnsanların toplumlaşmasından itibaren, şahıslar arasında çeşitli sorunların meydana gelmesi doğaldır. Çünkü farklı inanç, eğitim ve karaktere sahip insanların birbirlerinden ayrı davranması mümkündür. Bu davranışların meydana gelmesi sonucu hak, hukuk ve adalet kavramları ortaya çıkmıştır. Bu kavramların ortaya çıkması sonucu meydana gelen toplumsal düzensizliklerin giderilmesi görevini de devlet cihazı üstlenecektir. Bu üstlenme de; kişilerin hukuki güvenceye sahip olacakları şekilde olacaktır. Bunun temel şekli yasalardır. Aksi taktirde kişilerin kendi hukuki güvencelerini sağlamaya çalışması toplumsal karışıklıklara ve düzensizliklere sebep olacaktır. Bu itibarla kişiler hak arama hürriyetini devlet nezdinde arayacaklardır. Türk hukukunda da hak arama hürriyeti kanunlarla teminat altına alınmıştır. Türk ceza yargısı incelendiğinde eski deyimle ihkakı-hak kavramı mevcut değildir. Türk ceza yargısında olmayan bu kavram sadece Türk Medeni Kanunu'nun 730, 738 ve 740. maddelerinde yan taşınmaza sarkan ağaç dallarının sahibine haber verilerek tecavüz edilen taşınmaz sahibi tarafından kaldırılması hususundadır. Tek istisna budur. Somut olaya gelindiğinde; Sanığın annesi ile katılan arasında taşınmazlarının sınırları konusunda ihtilaf mevcuttur. Katılan ortak kullanılan yolun bir kısmının fazladan kendi taşınmazından alındığını düşünerek, bahçesinin sınırlarını genişleterek duvar örmüştür. Sanığın annesi olan ....... bu konuyla ilgili mahkemede men'i müdahale ve kâl davası açmıştır. Ancak sanık bu dava sonucunu beklemeden olay tarihinde temin ettiği iş makineleri ile katılanın yaptırdığı duvarı yıktırmış, yıkma sonucu meydana çıkan molozları katılanın bahçesine atarak zarar vermiştir. Burada hukuki sorun, sanığın annesine ait ve kesinleşmeyen dava konusu bir hakkı kendisi devlete müracaat etmeden alabilecek midir. Eğer alabilecekse devlet kurumlarına ve mahkemelere gerek kalmamaktadır. Yukarıdaki izahat ışığında, sanık, katılanın kendi imkanları ile kendi arazisi olduğunu düşünerek yapmış olduğu duvarın, hukuki olarak katılan ile gayrimenkulle ilgili ortak hiç bir ilişkisi olmayan sanık tarafından yıkılması ve yıkım sonucu katılana ait bahçeye zarar verilmesi, mala zarar vermek suçunu oluşturmaktadır. Bu itibarla sanığın cezalandırılması amacıyla kararın bozulması gerektiği düşüncesi ile çoğunluk görüşüne karşıyım.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Taşınmaz maliki (M)'nin komşusu (K)'nin arazisine taşarak zarar veren ağaç dalları ile ilgili olarak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'na göre (K)'nin hakları nelerdir?

A) (K), (M)'nin rızası olmaksızın dalları derhal kesip kendi mülkiyetine geçirebilir.
B) (K), dalların kestiği kısmından elde ettiği odunları (M)'ye teslim etmek zorundadır.
C) (K), öncelikle (M)'den bu dalların uygun bir süre içinde kaldırılmasını istemeli; dallar kaldırılmazsa, (K) bu dalları kesip kendi mülkiyetine geçirebilir.
D) (K)'nin arazisi ekilmiş veya üzerine yapı yapılmış bir arazi ise, bu dallarda yetişen meyveleri toplama hakkı yoktur.
E) (K), dalların taşmasından dolayı (M)'den her zaman tazminat talep edebilir ancak dalları kesemez.