4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 763

Türk Medeni Kanunu 763. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 763- Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir. Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle ve malik olmak üzere devralan kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile, zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hâllerde o şeyin maliki olur. 2. Mülkiyetin saklı tutulması a. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

11 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2023/769 E., 2023/6376 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 762 nci ve 763 üncü maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2023/769 E.  ,  2023/6376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2012/844 E., 2015/487 K. KARAR : Bir kısım davalılar hakkında davanın pasif husumet eksikliği nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne Taraflar arasındaki tespit sonrası kesinleşme öncesi harici satışa dayanan tapu iptali ve tescil davasında Mahkemece bir kısım davalılar hakkında davanın pasif husumet eksikliği nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılardan ... ve ... vekili tarafından duruşma istemli, davalılardan ..., ..., ... ve ... tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.12.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı ... vekili Av. ..., davalılardan ... (ö) mirasçıları ..., ..., ... vekilleri Av. ... ile ihbar olunanlardan ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, dava konusu 90 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına kayıtlı olup önce ...’e satıldığını, akabinde ...’a devredilen yerin en son vekil edeni tarafından bedeli ödenerek teslim alındığını ve dava tarihine kadar zilyetliğin devam ettiğini belirterek tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ..., ..., ..., davanın reddini savunmuştur. Ayrıca davalılar ..., ..., ... ve ..., dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların gerçek olmadığını, satış sözleşmesini kabul etmediklerini ve Kadastro Mahkemesi kararı ile mülkiyetin elde edildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; 1. Dava konusu taşınmazın kadastro tespiti sonrası ancak kesinleşme öncesi davalıların zilyet olan murisi ... tarafından ...’e satılarak zilyetliğin devredildiği, 2. Taşınmazın en son davacı tarafından satın alınarak kullanılmaya başlandığı, 3. Davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı şartlarının oluştuğu, 4. Zilyetliğin 20 yıldan fazla çekişmesiz ve aralıksız devam ettiği, 5. Murisin ve mirasçılarının aradan geçen uzun süre içerisinde davacı ve önceki zilyetlerin kullanımına ses çıkarmamalarının mümkün olamayacağı, 6. Davacı ve önceki zilyetlerin taşınmazı muristen satın aldıkları gerekçesiyle; davalılardan ..., ..., ... ve ... hakkında davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulü ile dava konusu 90 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuda tesciline karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... ve ... vekili tarafından duruşma istemli, davalılardan ..., ..., ... ve ... tarafından duruşmasız temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalılardan ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkeme kararının usul ve yasalara aykırı olduğunu, b. Eksik inceleme ile karar verildiğini, c. 17.04.1984 tarihli sözleşmeye göre (muris) ...’ın hissesini satmadığını, d. 25.08.1993 tarihli sözleşmede ise ...’ın adı ve imzası bulunmadığı gibi ... adına atılan imzanın da kendisine ait olmadığını, e. ... yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesine rağmen lehlerine vekalet ücretine hükmedilmediğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalılardan ..., ..., ... ve ... temyiz dilekçesinde özetle; a. Mahkeme kararının usul ve yasalara aykırı olduğunu, b. Eksik inceleme ile karar verildiğini, c. Pendik Kadastro Mahkemesinin kesinleşmiş kararına itibar edilmediğini, d. İlgili mahkeme kararında davaya konu satış sözleşmesi geçeriz kabul edilerek taşınmazın adlarına tescil edildiğini, e. Murisleri Yusuf'un herhangi bir satışının söz konusu olmadığını, f. Zilyetliğin devrine yönelik sözleşmenin murise ait olduğu ispat edilmediği gibi geçerliliğinde sabit bulunmadığını, g. Sözleşmedeki imzanın Yusuf'a ait olduğunun kanıtlanmadığı, h. Vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro tespiti sonrası fakat kesinleşme öncesi harici satışa ve eklemeli zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 762 nci ve 763 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken, hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılardan ... vekilinin temyiz itirazlarının yerinde görülmediğinden reddine, 2. Davalılardan ... vekili ile davalılardan ..., ..., ... ve ...’nın temyiz itirazlarına gelince; a.Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 90 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinden önce tapuya kayıtlı olmadığı, kadastro tespitinin 30.05.1972 tarihinde İbrahim çocukları ..., ..., ... ve ... adına yapıldığı, kadastro tutanağının Pendik Kadastro Mahkemesinin 2010/6 Esas ve 2010/13 Karar sayılı kararı ile 04.05.2011 tarihinde kesinleştiği, davacının 07.04.1984, 28.02.1990, 25.08.1993 ve 17.01.1995 tarihli sözleşmeler doğrultusunda taşınmazın (eklemeli zilyetlik yolu ile) tapu maliklerinden satın aldığını iddia ettiği anlaşılmaktadır. b. Somut olayda, davacının delil olarak ibraz ettiği 28.02.1990 tarihli (dava dışı İsmet ile ... İbrahim arasında yapılan) satış sözleşmesinde dava konusu 90 parsel sayılı taşınmaz yer almadığı gibi bahse konusu belgelerde davalılardan ...’in imza ve beyanı da bulunmamaktadır. c. Hâl böyle olunca, davalılardan ..., ..., ..., ... ve ... yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeple hüküm bozulmuştur. VI. KARAR 1. Yukarıda IV.C.3.1 inci paragrafında açıklanan nedenlerle; Davalılardan ... vekilinin temyiz temyiz itirazlarının REDDİNE; 2. IV.C.3.(2.a.) ve devamındaki bentlerde açıklanan nedenlerle; Davalılardan ... vekili ile davalılardan ..., ..., ... ve ...’nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalılardan ...’dan alınarak davacıya verilmesine, 17.100,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan ..., ... ve ...’na verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Hukuk Dairesi, 2022/7026 E., 2023/3450 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
c) 4721 sayılı ... Medeni Kanunu'nun 763/1. maddesi;
1. Hukuk Dairesi         2022/7026 E.  ,  2023/3450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma günü olarak saptanan 20.06.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine, temyiz eden davalı asil ... geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen davacı vekili gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı. Gelen asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, ... karara bırakıldı. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu 188 ada 5; 195 ada 1, 7, 18; 199 ada 1; 214 ada 1; 222 ada 7; 242 ada 5, 8, 16; 255 ada 11, 49; 488 ada 15; 498 ada 16 ve 508 ada 2 parsel sayılı taşınmazların hatalı şekilde müvekkilinin yengesi olan davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini, oysaki taşınmazların tarafların kök murisi olan ...’dan geldiğini ve murisin terekesinin yöntemince taksim edilmediğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazların müvekkilinin miras payı oranında iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 188 ada 5, 222 ada 7 ve 488 ada 15 parsel sayılı taşınmazların kök muristen geldiğini ancak kök murisin sağlığında bu taşınmazları hibe senedi ile eşi ...’a hibe ettiğini, 498 ada 16 parsel sayılı taşınmazın murisin terekesine dahil olmayıp, müvekkili tarafından 3. kişiden satın alındığını, diğer taşınmazlar yönüyle ise davayı kabul ettiğini, bu taşınmazlarda davacının kök muristen gelen miras payının bulunduğunu ileri sürerek, davanın 188 ada 5, 222 ada 7, 488 ada 15 ve 498 ada 16 parsel sayılı taşınmazlar yönüyle reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın tespit öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, mahallinde yapılan keşifte, davacının dava konusu 498 ada 16 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak davalı tarafından sunulan satış senedine bir itirazının olmadığını beyan ettiği, davalının dava konusu 188 ada 5, 222 ada 7 ve 488 ada 15 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak dayandığı hibe senedi incelendiğinde, hibe eden kök muris ...’un mühür kullanmak suretiyle senedi imzaladığı, buna göre murisin senet tarihinde imza atamadığı ve mühür-imza kullandığı, senet tarihine göre uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'un 297. maddesinde, "Bundan başka imza vaz'ına muktedir olamıyan veya yazı bilmiyen şahsın heyeti ihtiyariye ve mahallince maruf iki şahıs tarafından tasdik edilmiş ve el ile yapılmış bir işaret veya mühür istimal etmesi caizdir." hükmüne yer verildiği, buna göre imza atamayan veya yazı bilmeyenlerin mühürünü veya parmak izini taşıyan senetlerin geçerli olabilmesi için, muhtar ve ihtiyar heyetinin çoğunluğundan başka, ayrıca o yerde tanınan iki kişi tarafından da mührün onaylanması gerektiği, ayrıca keşif sırasında senet tanığı olan ...'un, söz konusu senedi daha önce görmediğini ve senetteki imzanın kendisine ait olmadığını beyan ettiği, hal böyle olunca söz konusu senedin geçerli kabul edilemeyeceği, diğer dava konusu taşınmazlar yönüyle ise davanın kabul edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, dava konusu 188 ada 5, 195 ada 1, 7, 18; 199 ada 1; 214 ada 1; 222 ada 7; 242 ada 5, 8, 16; 255 ada 11, 49; 488 ada 15 ve 508 ada 2 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının kısmen iptali ile taşınmazların 224/512 payının davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan 288/512 payın ise mevcut tapu maliki olan davalı ... üzerinde bırakılmasına, 498 ada 16 parsel sayılı taşınmaza yönelik davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama sonunda dava konusu 188 ada 5, 222 ada 7 ve 488 ada 15 parsel sayılı taşınmazlar yönüyle verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu taşınmazlar yönüyle dayandıkları senedin şekil şartlarını taşıdığını, Mahkemece bankalardan, seçim müdürlüklerinden ve nüfus müdürlüklerinden herhangi bir imza araştırması yapılmaksızın karar verilmesinin de usule aykırı olduğunu, söz konusu taşınmazlar yönüyle hibe iddiasını kanıtladıklarını, 188 ada 5, 222 ada 7, 488 ada 15 ve 498 ada 16 parsel sayılı taşınmazlar dışında, geriye kalan dava konusu taşınmazlar yönüyle davayı ilk celsede kabul ettiklerinden, aleyhlerine yargılama gideri ve harca hükmedilmesinin de isabetsiz olduğunu ileri sürerek, istinaf taleplerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriğine, iddia ve savunma ile toplanan delillere, kararın dayandığı hukuka uygun gerektirici nedenlere, mevcut deliller mahkemece değerlendirilerek takdir edildikten sonra karar verildiğine, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına, dava konusu 195 ada 1, 7, 18; 199 ada 1; 214 ada 1; 242 ada 5, 8, 16; 255 ada 11, 49 ve 508 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar muris ...'dan geldiğine ve bu parseller yönüyle davalı tarafından dava kabul edildiğine, 498 ada 16 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak davalı tarafından dayanılan satış senedine davacı tarafından itirazda bulunulmadığına, 188 ada 5, 222 ada 7 ve 488 ada 15 parsel sayılı taşınmazlar yönüyle ise, keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişilerin söz konusu senetten, taşınmazların muris tarafından hibe edildiği ve zilyetliğin devredildiğine dair murisin bizzat kendisinden duyumları olmadığını belirttiklerine, senet tanığı ...'un, senedi daha önce görmediğini ve senetteki imzanın kendisine ait olmadığını açıkladığına, muris tarafından anılan taşınmazların davalının eşine hibe edildiğinin kanıtlanamadığına ve muristen gelen taşınmazların mirasçılar arasında taksim edilmediği anlaşıldığına göre, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... tarafından duruşma istekli olarak temyiz başvurusunda bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrarla, Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın ve Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemenin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kadastrodan önceki nedene dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk a) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 190/1. maddesi; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” b) 4721 sayılı ... Medeni Kanunu'nun 6. maddesi; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” c) 4721 sayılı ... Medeni Kanunu'nun 763/1. maddesi; “Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir.” hükmünü içermektedir. 3. Değerlendirme 1. Kadastro çalışmaları sonucunda ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan dava konusu 188 ada 5 parsel sayılı 1.665,38 metrekare, 195 ada 1 parsel sayılı 92,09 metrekare, 195 ada 7 parsel sayılı 1.848,66 metrekare, 195 ada 18 parsel sayılı 1.102,24 metrekare, 199 ada 1 parsel sayılı 1.906,83 metrekare, 214 ada 1 parsel sayılı 737,87 metrekare, 222 ada 7 parsel sayılı 826,84 metrekare, 242 ada 5 parsel sayılı 780,08 metrekare, 242 ada 8 parsel sayılı 477,77 metrekare, 242 ada 16 parsel sayılı 471,63 metrekare, 255 ada 11 parsel sayılı 557,70 metrekare, 255 ada 49 parsel sayılı 37,69 metrekare, 488 ada 15 parsel sayılı 1.968,84 metrekare, 498 ada 16 parsel sayılı 282,57 metrekare ve 508 ada 2 parsel sayılı 379,82 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalının temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 99,20 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, Temyiz edilen davacı vekili duruşmaya katılmadığından, lehine duruşma vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.06.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2022/1299 E., 2022/5299 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 763/1.maddesinde;
1. Hukuk Dairesi         2022/1299 E.  ,  2022/5299 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda Korkuteli 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 10/03/2021 tarihli ve 2016/122 Esas - 2021/151 Karar sayılı karar yasal süre içerisinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, mirasçılar arasında taksim edilmemesine rağmen ortak mirasbırakanı ...’e ait Korkuteli ilçesi, Yelten köyü 222 ada 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazların asıl davada davalı ..., 222 ada 12 parsel sayılı taşınmazın birleştirilen davada ( 2002/54 E.) davalı ..., 222 ada 13 parsel sayılı taşınmazın ise birleştirilen davada ( 2002/55 E.) davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile ... mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalılar, ortak mirasbırakan ...’in mirasçıları arasında dava konusu yerlerin uzun yıllar önce paylaşılıp yakın mirasbırakan babaları ...’e bırakıldığını, tespit tarihine kadar 50 seneye yakın bir zamandan beri taşınmazları kullandıklarını, davacının mirasbırakan babası ... tarafından daha önce aynı taşınmazlara ilişkin açılan davanın reddedilip kesinleştiğini, anılan kararın eldeki davada kesin hüküm teşkil ettiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Davalı ...’in yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinin 16/01/2007 tarihli, 2002/53 Esas, 2007/1 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların taksimle davalıların yakın mirasbırakanı ...'e verildiği, ...'in de ölümü ile taşınmazların davalılara intikal ettiği, davalıların taşınmazlara 40 – 50 yıldır zilyet oldukları, uzun süreli kullanmanın taksime karine oluşturacağı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ 1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Yukarıda belirtilen karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Bozma Kararı Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 07/05/2007 tarihli, 2007/2379 Esas, 2007/2794 Karar sayılı kararıyla; "Dava konusu parsellerin ortak mirasbırakan ...’den kaldığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığına göre geçerli taksim olgusunun davalı tarafça kanıtlanması gerekir. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre geçerli bir taksimin yapılıp yapılmadığı gereği gibi araştırılıp belirlenmemiştir. Uzun süreli kullanma taksime karine teşkil eder ise de, miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda mirasçılardan birinin kullanması tüm mirasçılar adına geçmiş sayılacağından her zaman uzun süreli kullanma karine oluşturmayabilir. Bu yön gözönünde tutularak taksim olgusunu kanıtlamak üzere davalılara, davacı delil gösterdiği taktirde taraflara süre ve imkan tanınması, 1948 yılında ölen ...’in tüm mirasçılarının katılımıyla terekesinin taksim edilip edilmediğinin araştırılıp belirlenmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken taksim olgusu gereği gibi araştırılmadan yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Bu yönün eksik bırakılmış olması bozma nedenidir. Davacı dilekçesinde tapu kayıtlarının iptali ile ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş ise de, davanın mirasçılar arasında açılıp yürüyen bir dava olduğu gözönünde tutularak dava başarıya ulaştığı taktirde davacının payı oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. 3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 17/01/2014 tarihli, 2007/300 Esas, 2014/18 Karar sayılı kararıyla; taşınmazların taksim sonucu davalılara bırakıldığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. 4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 5. İkinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 30/03/2015 tarihli, 2014/10630 Esas, 2015/2935 Karar sayılı kararıyla; "...yapılan araştırma ve inceleme karar için yeterli bulunmamaktadır. Bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre, bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur. Hükmüne uyulan bozma ilamında; "çekişmeli 222 ada 12, 13, 14 ve 15 parsel sayılı taşınmazların kök muris ...'den kaldığının sabit olduğu, davalı taraf taşınmazların taksimen kendilerine intikal ettiğini ileri sürdüklerine göre taksim olgusunu ispat yükümlülüğün davalı tarafa ait olduğu belirtilerek taraflara iddia ve savunmalarını ispat zımnında delil gösterme imkanı tanınması ve taraf delilleri toplanarak taksim olgusunun gereği gibi araştırılması" hususlarına işaret edilmiş olduğu halde mahkemece, davacı tarafa delil listesini ve tanık isimlerini sunması bakımından süre verilmemiş, davalı tarafın ismini bildirdiği tanıklar ile davacı tarafın tanık listesi sunmadan kendi iradesine göre getirdiği tanıklar uyuşmazlık gayrimenkule ilişkin olmasına rağmen keşif yapılmadan duruşmada dinlenilmiştir. Duruşmada dinlenen tanıkların beyanları da taksim olgusunu ispat noktasında yetersizdir. Bunların yanında dava dışı 225 ada 1 ve 222 ada 16 parsel sayılı taşınmazlar kadastro tutanaklarına göre kök muristen intikalen gelen yerlerden olup kadastro sonucu davacı ve müşterekleri adına tapuya tescil edilmiş olmalarına rağmen davacıya bu husus sorularak izahat alınmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez. Önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere, çekişmeli taşınmazların müşterek muristen kaldığı sabit olup uyuşmazlık murisin ölümünden sonra mirasçılar arasında usulüne uygun taksim yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise taşınmazların taksimde kime isabet ettiği noktasında toplanmaktadır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi kök muristen kalan tüm taşınmazların kadastro tutanakları eksiksiz getirtilerek davacı ve davalılar dışındaki mirasçılar adına taşınmaz tespiti yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kimler adına tespit yapıldığı dikkate alınmalı, kök muristen gelen dava dışı 225 ada 1 ve 222 ada 16 parsel sayılı taşınmazlar hakkında davacıdan izahat alınmalı, davacı tarafa delillerini ve tanık listesini sunması bakımından süre verilerek delilleri toplanmalı ve dosya keşfe hazır hale getirilmelidir. Daha sonra mahallinde yeniden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tüm tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve fen bilirkişisi huzuruyla keşif icra edilmelidir. Taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından muris ...'in ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, taksim yapılmış ise ne zaman yapıldığı, bütün mirasçıların katılıp katılmadığı, katılmayan mirasçı var ise temsil edilip edilmediği, kime hangi taşınmazın verildiği, çekişmeli taşınmazların kime düştüğü, taşınmaz almayan mirasçı var ise nasıl ikna edildiği, taksimden sonra taşınmazları kimin kullandığı maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, taksime dair beyanlar muristen kalan taşınmazların tutanak içerikleri ile denetlenmeli, fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli rapor alınmalı bundan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik araştırma ve inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz (dir.)... " gerekçesiyle karar ikinci kez bozulmuştur. 6. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen karar Mahkemenin 10/03/2021 tarihli, 2016/122 Esas, 2021/151 Karar sayılı kararıyla; iddianın sabit olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir. 7. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili, asıl ve birleştirilen davada davacı vekili (katılma yoluyla) temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Temyiz Nedenleri 8.1. Davacı vekili, dosyanın asıl dava ve birleştirilen iki davadan oluşmakta olup her bir dosya için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak vekalet ücreti takdirinde, hükümde "her bir dosya için ayrı ayrı" denmediği için üç dosya için tek bir vekalet ücretine hükmedilmiş gibi göründüğünü ileri sürerek kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. 8.2. Davalılar vekili, davalının dava konusu taşınmazı 50 yıldan uzun süredir fiilen kullandığının açık olduğunu, bu hususun fiili taksime fiili karine teşkil ettiğini, ispat hususunda fiili karine ve imar ihya hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğunu, her ne kadar mahkemenin eksik incelmesi sonucu keşif mahalinde doğrudan doğruya tanıklar usulune uygun dinlenmemiş olsa da tanık beyanlarının delil mahiyeti ve fiili taksim hususunda yaptıkları ısrarlı ve haklı savunmalarının karine nedeniyle ispat yükünün değiştiğini gösterdiğini, mahkemenin bozma kararına uyduktan sonra gerekli işlemleri eksiksiz yapmayarak usul açısından hatalı bir karar verdiğini, ispat yükü değerlendirmesinde fiili karineye rağmen yanılgılı şekilde değerlendirme yaparak esas açısından da hatalı bir şekilde davanın kabulüne karar verdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir." 9. Gerekçe 9.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 9.2. İlgili Hukuk 9.2.2. Tapu siciline kayıtlı olmayan taşınmazlarda, zilyetlik mülkiyetin karinesidir. Zilyetliğin konusu taşınır, taşınmaz mallar ve haklardır. Taşınmaz mal tapulu olabileceği gibi, tapusuz da olabilir. Tapusuz taşınmazlarda zilyetliğin ayrı bir önemi ve işlevi bulunmaktadır. Tapuda kayıtlı taşınmazlarda tapu sicili mülkiyete karine teşkil ettiği halde tapusuz taşınmazlarda zilyetlik mülkiyetin karinesidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 15.02.2012 gün, 2011/20-714 Esas, 2012/78 Karar) 9.2.3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 763/1.maddesinde; "Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir." 9.2.4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesinde; “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” 9.2.5. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1. maddesinde “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.” hükümleri düzenlenmiştir. 9.2.6. 6100 sayılı HMK’nın 297/2. maddesine göre, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği açıktır. 9.3. Değerlendirme 9.3.1. Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle (IV.5.) no.lu paragrafta yer verilen ve hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılarak, asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi gerekmektedir. 9.3.2. Asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Davalar birleştirilse dahi ayrı dava olma özelliklerini korurlar. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince birleştirilen her bir dava bakımından ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Ne var ki, Mahkemece, birleştirilen davaların ayrı dava olma özelliklerini korudukları dikkate alınmadan asıl ve birleştirilen davalar açısından davacı lehine tek avukatlık ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Ancak, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmemektedir. V. SONUÇ: 1.(IV/9.3.1.) no.lu paragrafta belirtilen nedenlerle asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine. 2.(IV/9.3.2.) no.lu paragrafta belirtilen nedenlerle asıl ve birleştirilen davalarda davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazının kabulüne; hükmün 5. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Asıl dava (2016/122 esas ) ve birleştirilen davalar (2002/54 Esas - 2002/55 Esas ) bakımından; davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden 4.080,00-TL ücreti vekaletin davalılardan tahsili ile, davacıya ödenmesine, " cümlesinin hükümden çıkartılmasına, yerine “Asıl ve birleştirilen davalarda davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, asıl davada 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten, birleştirilen 2002/54 Esas sayılı davada 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten, birleştirilen 2002/55 Esas sayılı davada 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine," cümlesinin yazılmasına, 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/06/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
17. Ceza Dairesi, 2019/5846 E., 2019/16285 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/6-1232-2013/106 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 763. maddesi uyarınca suça konu eşyayı üçüncü bir kişiye satmak suretiyle zilyetliği devreden sanığın artık eşya üzerinde tasarruf yetkisi kalmadığından, üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan suç konusu malları sattığı kişiyi bildirmesi sonucu satın ala
17. Ceza Dairesi         2019/5846 E.  ,  2019/16285 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel mahkemece sanık hakkında hırsızlık suçundan verilen hüküm temyiz edilmekle, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: I) O yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz isteminin incelenmesinde; 30/04/2015 tarihinde verilen hükmü 1412 sayılı CMUK’nun 310/3. maddesinde öngörülen bir aylık süre geçtikten sonra 09/06/2015 tarihinde temyiz eden o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin aynı Kanun'un 317. maddesi gereğince REDDİNE, II) Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik, sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde; Dosya kapsamına göre, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Ceza Genel Kurulununun 28/02/2017 tarih, 2017/115 Karar sayılı kararında da ifade edildiği gibi duvar ve parmaklıkla çevrili cami bahçesinde bulunan abdest alma yeri (şadırvan) ve arkasındaki bina niteliğindeki tuvaletlerden muslukları çalmaktan ibaret eylemin TCK'nun 142/2-h maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden vasıfta yanılarak sanık hakkında TCK'nun 142/1-a maddesi uyarınca eksik ceza tayini, 2- Anayasa Mahkemesinin hükümden sonra 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 08/10/2015 tarih, 2014/140 Esas ve 2015/85 sayılı kararı ile TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendine yönelik olarak vermiş olduğu iptal kararlarının da kapsam ve içerik itibarıyla değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 3-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2012/6-1232-2013/106 sayılı kararında da belirtildiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 763. maddesi uyarınca suça konu eşyayı üçüncü bir kişiye satmak suretiyle zilyetliği devreden sanığın artık eşya üzerinde tasarruf yetkisi kalmadığından, üzerinde tasarruf yetkisi bulunmayan suç konusu malları sattığı kişiyi bildirmesi sonucu satın alan kişiden alınmasının 5237 sayılı TCK'nun 168. maddesi anlamında sanık tarafından gerçekleştirilmiş bir iade veya tazmin olarak kabulünün mümkün olmadığı, ancak sanığın çaldığı malı satması nedeniyle haksız biçimde sağladığı kazancı iade etmesi halinde 5237 sayılı TCK'nun 168. maddesi anlamında bir iade ve tazminden bahsetmenin mümkün olacağı, çaldığı malları sattığı kişiyi bildirmekle yetinen ancak satıştan elde ettiği kazancı iade etmeyen sanık hakkında etkin pişmanlık nedeniyle anılan madde uyarınca indirim yapılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca sanığın kazanılmış hakkının gözetilmesine, 18.12.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2015/18558 E., 2018/10085 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
kişinin elinde olduğu, 4721 sayılı TMK'nın 763. maddesi hükmü ile taşınır malların mülkiyetinin devri için zilyetliğin devir edilmesinin yeterli görüldüğü, her ne kadar ibraz olunun tescil belgesine göre mahcuz borçlu adına kayıtlı ise de zilyetliğinin davalı alacaklı tarafından 3.
8. Hukuk Dairesi         2015/18558 E.  ,  2018/10085 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı 3.kişi vekili; 04.04.2013 tarihli hacze konu biçerdöverin müvekkiline ait olduğunu öne sürerek istihkak davasının kabulünü talep ve dava etmiştir. Davalı alacaklı vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; dinlenen tanık beyanlarına göre dava konusu biçerdöverin 2009 yılından beri davacı 3. kişinin elinde olduğu, 4721 sayılı TMK'nın 763. maddesi hükmü ile taşınır malların mülkiyetinin devri için zilyetliğin devir edilmesinin yeterli görüldüğü, her ne kadar ibraz olunun tescil belgesine göre mahcuz borçlu adına kayıtlı ise de zilyetliğinin davalı alacaklı tarafından 3. kişiye devredildiği, 3. kişinin devir işleminde iyiniyetli, malik olma niyet ve kasdı ile hareket ettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir.. Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. Mahkemece istihkak davasının kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu 22/c-2 maddesine göre iş makinası tarzında olan araçlardan, özel ve tüzel kişilere ait olanların tarım kesiminde kullanılanların Ziraat Odasınca tescillerinin yapılarak belge ve plakaların verileceği kabul edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği 29/A- d-2 maddesinde de aynı doğrultuda düzenleme yapılmıştır. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin satış ve devirler bölümünün 36. maddesinde Karayolları Trafik Kanunu 20/d maddesindeki düzenleme doğrultusunda tescil edilen araçların satış ve devir işlemlerinin noterlerce yapılmasının zorunlu olduğu hükmü getirilmiştir. Mahkemece anılan bu hususlara ilişkin bir araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle; Öncelikle taraflara dava konusu iş makinasıyla ilgili olarak yukarıda belirtilen şekilde noterlerce düzenlenmiş satış sözleşmesini sunmaları için süre verilmesi, ayrıca ilgili Ziraat Odasına müzekkere yazılmak suretiyle dava konusu iş makinasının tescilinin yapılıp yapılmadığının sorulması ve varsa makinaya ilişkin tüm belgelerin istenmesi, gelen belgelerin mahcuz mala olan uygunluğunun dosyada bulunan diğer tüm deliller ile birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın kabülüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nın 366 ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nın 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Koleksiyoner (K), sahibi olduğu tarihi eser niteliğindeki el yazması bir kitabı, üzerinde inceleme yapması için sanat tarihçisi (S)'ye bir ariyet sözleşmesi ile üç aylığına bırakmıştır. (S), mali sıkıntıya düşünce, kitabı kendi mülkiyetindeymiş gibi göstererek, antika eser alım satımı yapan ve kitabın (K)'ye ait olduğunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan (Ü)'ye satmış ve zilyetliğini devretmiştir. Bu olayda, kitabın mülkiyetinin akıbeti hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Mülkiyeti devir yetkisi bulunmayan (S) tarafından yapılan devir işlemi hukuken geçersiz olduğundan, (Ü) mülkiyeti kazanamaz.
B) Kitabın zilyetliği (K)'nin rızasıyla (S)'ye devredildiğinden, (S) emin sıfatıyla zilyet konumundadır ve ondan iyiniyetle kitabı devralan (Ü) mülkiyeti derhal kazanır.
C) Kitap, (K)’nin elinden rızası dışında çıkmamış olsa dahi, (K)'nin mülkiyet hakkı üstün olduğundan, devir tarihinden itibaren beş yıl içinde taşınır davası açarak kitabı (Ü)’den geri alabilir.
D) İyiniyetli zilyet olan (Ü), mülkiyeti ancak davasız ve aralıksız beş yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmasıyla kazanabilir.
E) (Ü) kitabı ticari bir işletme sahibi olarak iyiniyetle edindiği için mülkiyeti kazanır, ancak (K) ödediği bedeli iade etmek suretiyle kitabı (Ü)'den geri isteyebilir.

Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol