Türk Medeni Kanunu 83. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 83- Toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilir.
Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz.
Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlar saklıdır.
III. Yönetim kurulu
1. Oluşumu
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
30 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2022/2754 E., 2024/4185 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesince, 4721 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen hak düşürücü sürenin kıyasen diğer zorunlu organların kararlarına karşı açılacak davalarda da uygulanabileceğinin kabulünün gerekli olduğu, davacıya Galatasaraylılar Dernek Yönetim Kurulu tarafından 02.01.2019
8. Hukuk Dairesi 2022/2754 E. , 2024/4185 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/755 E., 2022/498 K.
DAVA TÜRÜ : Dernek Yönetim Kurulu disiplin cezasının iptali
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurulmak sureti ile değişik gerekçe ile davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/100 E., 2019/569 K.
Taraflar arasında İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile değişik gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı derneğin Yönetim Kurulu'nun 02.01.2019 tarihli ve 2019/1 sayılı kararı ile "Bir yıl boyunca Dernek Lokali ve muhtelif sosyal tesisleri kullanmama" şeklinde verilen cezanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek yönetim kurulu kararının iptalini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafından uyuşmazlık konusu davayı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 83 üncü maddesindeki hak düşürücü süre içinde açılmadığının kabulü ile davalı müvekkili aleyhine açılan davanın usul yönünden reddine, hak düşürücü süreye ilişkin taleplerinin yerinde görülmediği takdirde esas hakkında öne sürdükleri hususlar dikkate alınarak haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 4721 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen hak düşürücü sürenin kıyasen diğer zorunlu organların kararlarına karşı açılacak davalarda da uygulanabileceğinin kabulünün gerekli olduğu, davacıya Galatasaraylılar Dernek Yönetim Kurulu tarafından 02.01.2019 tarihli ve 2019/1 kararı ile 1 yıl süre ile dernek lokal ve muhtelif tesislerini kulanmama cezası verildiği, verilen kararın 07.01.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, Dernek Tüzüğünün 66 ncı maddesinde yönetim kurulunca verilen disiplin kararlarına karşı, kesin çıkarma kararı müstesna olmak üzere itiraz imkanın olmadığını, "kesin çıkarma kararlarına karşı itiraz mercii genel kuruldur" düzenlemesine yer verildiği, dernek genel kurulunca bu maddeye dayanılarak itirazın işleme alınmadığı, davaya konu edilen yönetim kurulu kararının 07.01.2019 tarihinde davacıya tebliği edildiği, davanın ise 1 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 22.03.2019 tarihinde açıldığı, bu nedenle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile "açılan davanın hak düşürücü süre yönünden reddine" karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; 4721 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinde toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilecekleri, diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamyacağı hükmünü içerdiği, buna göre, davacının yönetim kurulu kararına karşı Genel Kurula başvuru yapmasının doğru olduğu, genel kurulun, davacının itirazını işleme almaması üzerine 1 aylık sürede dava açmış olmasına göre davanın süresinde açıldığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince yönetim kurulu kararının tebliğ tarihini esas alarak davanın hakdüşürücü süreden reddi doğru olmadığı, ancak davalı derneğin Tüzüğünün 65 inci maddesinde "Cezayı Gerektiren Haller" belirtilmiş olup Tüzüğün 66 ncı maddesinde ise "Yönetim Kurulunca verilen disiplin kararlarına karşı, kesin çıkarma kararları müstesna olmak üzere itiraz imkanı yoktur' düzenlemesinin olduğu, bu durumda; dernek yönetim kurulunun tüzükte verilen yetkiyi kullandığı, verilen disiplin cezasının tüzüğe uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf talebinin gerekçeye ilişkin olarak kabulü ile kararın HMK 353/(1)-b.2 nci maddesi gereğince kaldırılmasına ve gerekçesinin değiştirilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek, davalı Dernek Yönetim Kurulunun, müvekkilinin başka bir dernek çatısı altındaki usulsüz işlemlere izin vermemesi nedeniyle cezalandırdığını, Yönetim Kurulu tarafından alınan bu karara karşı Tüzüğün 66 ncı maddesi gereğince itiraz yolu kapalı olsa da, Yargıtay görüşü doğrultusunda, 23.02.2019 tarihi yapılan genel kurul toplantısında, müvekkilinin disiplin cezasına karşı yapmış olduğu itirazının reddedildiğini, davalı derneğin vermiş olduğu disiplin cezası kendi faaliyetleri ile kadük ... geldiğini, müvekkilinin bizzat dernek başkanı ve genel sekreteri tarafından dernek lokaline davet edildiğini yani davalı dernek disiplin cezası olduğu halde başkanlık ve genel sekreterlik düzeyinde müvekkilini dernek lokali ve genel kurula davet ederek disiplin cezasını kendisi ortadan kaldırdığını, disiplin cezasının açıkça Anayasa, yasa ve dernek tüzüğüne aykırı olduğunu, verilen cezada tek amacın; kabile kayırmacılığı mantığı ile hareket ederek Galatasaray Spor Kulübü Sicil Kurulunda görev yapan müvekkili ve diğer Galatasaray Lisesi mezunu üyeleri baskı altında tutmak suretiyle, mevzuat ve yasa hükümlerine aykırı olsa dahi, başvurularda Galatasaray Lisesi mezunları aleyhine karar almalarını engellemek, usulsüzlüklere göz yummalarını sağlamaya çalışmak olduğunu, davalı Dernek Tüzüğünün 65 inci maddesinde sayılan; "...'nin ve Galatasaray Lisesi'nin manevi şahsiyetini, hak ve menfaatlerini, değerlerini ve tarihi mirasını zedeleyici hareketlerde bulunmak, Üyelerin ... ve itibarlarını zedeleyici söz söylemek veya hareketlerde bulunmak'' kurallarına aykırı davrandığı iddiasıyla cezalandırmış olmasına karşın iddiaların hiçbirisinin kanıtlanmamış tümüyle dedikodu aşamasında bir takım beyanlardan oluştuğunu, davalı demek müvekkilinin hangi hareket, tutum ve davranışıyla ... ve Galatasaray Lisesinin manevi şahsiyetini, hak ve menfaatlerini, değerlerini ve tarihi mirasını zedelediğini somut olarak ortaya koymak ve bunları ispatla mükellef olduğunu, açıkladıkları ve re’sen takdir olunacak nedenlere göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Dava, dernek yönetim kurulunca verilen disiplin cezasının iptali istemine ilişkindir.
Anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup anılan maddede düzenlenen hak arama özgürlüğü, yargılama usulüne ilişkin güvencelerle hakkaniyete uygun yargılama yapılmasını hedefleyen ve demokratik toplumda vazgeçilmez nitelikte olan adil yargılanma hakkını da kapsayan geniş bir içeriğe sahiptir.
Hak arama, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme ... ve insan onuru kavramıyla yakından ilgilidir. Bu nedenle demokratik hukuk düzenlerinde hakların korunmasını ve hak ihlallerinin giderilmesini temin edebilecek hukuki yollar öngörülmüştür. Nitekim Anayasa Mahkemesi (AYM) de kararlarında hak arama özgürlüğünün hukuk devletinin başlıca ölçütü ve demokrasinin vazgeçilmez koşullarından biri olduğunu ifade etmiştir (AYM 19.09.1991 tarihli ve 1991/2 Esas, 1991/30 Karar; 25.11.2015 tarihli ve 2014/86 Esas, 2015/109 Karar, 01.10.2020 tarihli ve 2020/21 Esas, 2020/53 Karar). Bu doğrultuda Anayasanın 40 ıncı maddesinde hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkesin yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
4721 sayılı Kanun'un "Toplantı usulü" başlıklı 79 uncu maddesi gereği genel kurul toplantısında yalnız gündemde yer alan maddelerin görüşüleceği, ancak, toplantıda hazır bulunan üyelerin en az onda biri tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen konuların gündeme alınmasının zorunlu olduğu, aynı Kanun'un "Kararın iptali" başlıklı 83 üncü maddesinde ise; toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilecekleri, diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamayacağı düzenlenmiştir.
Şimdi 4721 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinde düzenlemiş olan diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamayacağı düzenlenmesi üzerinde durulması gerekmektedir.
Yargıtayın istikrarlı bir şekilde uyguladığı iç denetim yollarını tüketmeden dava açılamaması kuralı uygulanırken bu konuda derneğin tüzüğünde genel kurul dışındaki diğer organların (somut uyuşmazlıkta yönetim kurulu kararı) kesin olduğuna dair bir hüküm bulunmamasının arandığı, dolayısı ile dernek tüzüğünde somut uyuşmazlıkta olduğu gibi yönetim kurulu kararına karşı genel kurula itiraz yolu açıkça kapatılmış yani verilen kararın kesin olduğu belirtilmiş ise artık bu durumda iç denetim yolunun tüketilmesini aramanın Anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36 ncı maddesini ihlali anlamına geleceğinden derneğin genel kurul dışındaki diğer organlarının kesin nitelikteki kararlarına karşı doğrudan dava açılması önünde yasal bir engel bulunmamaktadır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, davalı dernek yönetim kurulu tarafından 02.01.2019 tarihli 2019/1 Kararı ile 1 yıl süre ile dernek lokal ve muhtelif tesislerini kulanmama cezası verildiği, verilen kararın 07.01.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, davalı derneğin 23.02.2019 tarihli genel kurul toplantı gündemin davacıya verilen disiplin cezasının görüşülmesine dair bir gündem maddesi olmadığı gibi Kanunda belirtilen bir çoğunlukta verilmiş bir yazılı önerge olmaksızın sadece davacı hakkında verilen disiplin cezası üzerine konuşma yapmıştır. Dolayısı ile bu durumu davaya konu disiplin cezasının gündeme alınıp görüşüldüğü olarak yorumlamanın mümkün olmadığı açıktır.
Somut olayda; davalı derneğin tüzüğünün 66 ncı maddesinde "Yönetim Kurulunca verilen disiplin kararlarına karşı, kesin çıkarma kararları müstesna olmak üzere itiraz imkanı yoktur" düzenlemesinin olduğu, davacıya da davalı dernek yönetim kurulu kararı ile verilen 1 yıl süreli geçici mahrumiyet kararına karşı artık iç denetim yollarının tüketilmesine gerek olmadan iş bu karara karşı dava açılabileceği, iş bu davanın da 4721 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen "kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak" hak düşürücü sürenin kıyasen diğer zorunlu organların kararlarına karşı açılacak davalarda da uygulanması halinde yönetim kurulu kararının davacıya 07.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra 22.03.2019 tarihinde açıldığı, bu nedenle davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ise de, bu husus yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden ve hükmün redde ilişkin bölümü sonucu itibari ile doğru görüldüğünden bozma nedeni yapılmamış ve 6100 sayılı HMK'nin 370/4 üncü maddesi uyarınca, hükmün gerekçesinin açıklanan şekilde değiştirilmesi/düzeltilmesi suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE**- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 83 ]
7. Hukuk Dairesi 2010/5797 E., 2010/7597 K.
7. Hukuk Dairesi 2010/5797 E., 2010/7597 K.
- GENEL KURUL KARARININ İPTALİ
- HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 83 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün ONANMASINA ilişkin olarak Daireden verilen 13.05.2010 gün ve 2010/1146-2987 E.K. sayılı ilamın tashihi karar yoluyla incelenmesi davacı Mustafa tarafından istenilmekle, dosya İncelendi, gereği görüşüldü:
Dava, dernek genel kurul toplantısına çağrıya ilişkin yönetim kurulu kararının ve bu karara dayanılarak yapılan genel kurulda alınan fesih kararının yoklukla sakat olduğu iddiasına dayalı iptal istemine İlişkindir.
Mahkemece, dava üç aylık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesi ile reddedilmiş ve Dairemizce karar onanmıştır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 83. maddesinin 1. fıkrasındaki üç aylık hak düşürücü süre iptal edilebilir kararlar için öngörülmüştür. Aynı maddenin son fıkrasında ise yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayılan kararlar açısından birinci fıkradaki hak düşürücü süre uygulanmaz. Daha açık anlatımla yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayılan kararlar hakkında her zaman dava açılması mümkündür.
Somut olay bakımından davacı, gerek genel kurulu toplantıya çağırmaya yetkili yönetim kurulunun 10.10.2008 tarihli kararının, gerekse bu karara dayanılarak 16.11.2008 tarihinde toplanan genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğu iddiasıyla eldeki dava açılmıştır.
Davalı derneğe ait Tüzüğün 10. maddesinin "Yönetim Kurulunun oluşumu, görev ve yetkileri" başlıklı fıkrasında yönetim kurulunun 7 üyeden oluşacağı ve üye tam sayısının yarıdan bir fazlası ile toplanabileceği, toplantıya katılan üye tam sayısının salt çoğunluğu ile karar alabileceği belirtilmiştir.
Dava konusu yönetim kurulu kararı ise 4 üyenin imzasını taşımaktadır ve bu dört üyeden Emine ile Nimet 18.09.2008 tarihinde yönetimden ve üyelikten istifa ettiklerini bildirmişlerdir. Ancak bu istifaların kabul edilmediğine ilişkin diğer 4 üyenin aynı dilekçelere şerh koydukları anlaşılmaktadır.
Yönetim kurulu üyeliğinden istifa halinde, diğer yönetim kurulu üyelerinin istifayı kabul etmeme gibi bir hak ve yetkileri bulunmamaktadır. Kaldı ki, istifa dilekçesinde hem yönetimden hem de üyelikten istifa edildiği belirtildiğine göre öncelikle üyelikten istifanın geçerliliğinin değerlendirilmesi gerekir. TMK'nın 66. maddesi gereğince yazılı olarak bildirmek kaydı ile dernekten çıkmak mümkündür. Dernek tüzüğünün 5. maddesine göre de istifa dilekçesinin yönetim kuruluna ulaştığı tarihte üyelikten çıkma gerçekleşir. Dernek üyeliğinden çıkmış bir üyenin yönetim kurulu üyeliğinin devam etmesi olanağı da yoktur.
Dava konusu 10.10.2008 tarihli yönetim kurulu toplantısı ikisi istifa etmiş 4 üyenin imzasını taşıdığından gerçekte iki üye ile yapılmış bir toplantıdır. Yasa ve tüzükte öngörülen yarıdan 1 fazla üye ile toplanma sayısı olan 5 üyenin imzasını içermediğinden geçersiz bir karar halini almıştır.
Genel kurul kararının yok hükmünde olduğu iddiasına gelince; tüzük değişikliği ve derneğin feshi ile ilgili olarak yapılacak genel kurul toplantısına dernek üyelerinin 2/3'ünün katılması zorunludur. Bu zorunluluk çoğunluk sağ lana maya rak ertelenen ikinci toplantıda aranmaz İse de, eldeki dava ertelenmiş bir toplantının iptali istemine ilişkin olmadığından yasanın amir hükmü gereğince derneğin 46 üyesinin 2/3'ünü oluşturan 31 üyenin katılımı İle genel kurulun toplanmış olması zorunludur. Oysa dava konusu genel kurula 26 üye katılmıştır. Yasanın amir hükmüne aykırı olarak toplantı nisabı oluşmadığından alınan genel kurul kararı da yok hükmündedir.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek yönetim kurulu, gerekse genel kurul kararı yok hükmünde olduğundan TMK'nın 83/son maddesine göre davanın 3 aylık hak düşürücü sürede açılması şartı gerekmemektedir. Mahkemenin aksi yöndeki kararının bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce zühule dayalı olarak onanmış olduğu anlaşıldığından davacının karar düzeltme itirazlarının kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Dairemizin 13.05.2010 tarih, 2010/1146 E. 2010/2987 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 28.12.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/7648 E., 2024/10386 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Kararın iptali” kenar başlıklı 83 üncü maddesi de şöyledir:
9. Hukuk Dairesi 2024/7648 E. , 2024/10386 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/748 E., 2024/666 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/58 E., 2024/100 K.
Taraflar arasındaki disiplin kurulu kararının iptali ile ödenmeyen mali hakların tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015 yılından itibaren davalı Sendikanın genel örgütlenme sekreteri olarak görev yapmakta iken haksız bir disiplin kurulu kararıyla 11 ay süreyle geçici olarak işten el çektirildiğini, kararın haklı ve gerçekçi bir dayanağı bulunmadığını, tek sebebinin, her zaman sendika amaç ve ilkelerine uygun hareket etmeye çalışan davacının 2023 yılı Aralık ayında yapılacak olan Olağan Genel Kurul toplantısı ortamından uzaklaştırmaya çalışmak olduğunu, kararın süresinin de bunu gösterdiğini, Disiplin Kurulu tarafından uyarı ya da kınama yerine ölçüsüz bir şekilde el çektirme cezasına karar verilmesinin de haklı bir gerekçesi olmadığını, bu nedenlerle geçici işten el çektirme kararının iptali ile davacının haksız karar nedeniyle ödenmeyen mali haklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının Sendika Ana Tüzüğü ve yönetmeliklerinde tanımlanan görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyerek sendikal örgütlenme çalışmalarını takip etmediğini, çalışmalara katılmadığını, şubelerle birlikte yürütülmesi gereken çalışmalarda koordinasyon görevini yerine getirmediğini, imzasını keyfi olarak geciktirerek sendikal işleyişi aksattığını, Sendikaya sürekli olarak geç geldiğini ve erken ayrıldığını, Genel Yönetim Kuruluna bilgi vermediğini ya da yanlış bilgi verdiğini ve Kurula karşı sorumluluklarını yerine getirmediğini, 11.01.2023 tarihinde yapılan Başkanlar Kurulu toplantısında kurul üyelerinden birine cinsiyetçi ibare içeren ve ağır hakaret sayılacak şekilde küfür ederek yöneticilik vasfına yakışmayan davranışlarda bulunduğunu ve tüm bu davranışları sebebiyle Disiplin Kuruluna sevk edildiğini, 16.01.2023 tarihli yazı ile davacıya iddialar konusunda bilgi verilerek savunmasının istendiğini, Merkez Disiplin Kurulunca yapılan inceleme sonunda davacının Sendikanın ilkelerine, amaçlarına ve hedeflerine aykırı davrandığı, hakkındaki iddiaların doğrulandığı tespit edilerek Sendika Ana Tüzüğü'nün 18 ve 22 nci maddelerine göre 11 ay süreyle geçici olarak işten el çektirilmesine karar verildiğini, davacının Genel Kuruldan uzak tutulması amacıyla hareket edildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, Yargıtay kararlarına göre verilen kararın ölçülü ve hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içerisinde bulunan hizmet cetveline, detay sicil bilgilerine, işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerine, ücret bordrolarına, banka hesap hareketlerine, yıllık izin kayıtlarına, emsal ücrete ilişkin yazı cevabına, tanık beyanlarına, işyeri sicil dosyasına, bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre davalı tarafça davacı hakkındaki iddialara ilişkin tanık dinletilmediği gibi ispata yarar başka bir delil de sunulmadığı gerekçe gösterilerek davanın kabulü ile kararın iptaline ve ödenmeyen mali haklara dair 170.594,28 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; Disiplin Kurulu tarafından Tüzük'e uygun olarak yöneticilere geçici olarak işten el çektirme cezası verebileceğini, bu bakımdan davacı hakkında verilen kararın Yargıtay kararlarına da uygun olduğunu, davacının ağır hakaret ve zarar verici tutumları dikkate alındığında Disiplin Kurulu kararının ölçülü olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafından Merkez Disiplin Kuruluna sevk kararı, savunma talep yazısı, davacıya ait savunmalar, Disiplin Kurulu kararı, kararın tebliğine ilişkin ihbarname, karar defteri örnekleri dışında başkaca bir delil sunulmadığı, delil listesinde bildirilen tanığın dinletilmediği, söz konusu Disiplin Kurulu kararında davacıya birden fazla ... isnat edildiği ve söz konusu eylemlere ilişkin araştırma, bilgi ve belgelerden bahsedildiği hâlde dosyada bu delillerin bulunmadığı, Disiplin Kurulu kararında davacının hakaret içerdiği belirtilen ifadesinin tepki ve eleştiri niteliğini taşıdığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; Sendika Disiplin Kurulu kararının iptalinin isabetli olup olmadığı ile bu karar nedeniyle mahrum kalınan mali hakların tahsili hakkında belirsiz alacak davası açılıp açılamayacağı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 13 ve 36 ncı maddeleri ile 148 inci maddesinin dördüncü fıkrası ve 153 üncü maddesinin altıncı fıkrası.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 24, 25, 26, 31, 33, 36, 106, 114, 115 ve 119 uncu maddeleri ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi.
3. 6100 sayılı Kanun'un "Belirsiz alacak davası" kenar başlıklı 107 nci maddesi şöyledir:
“(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(2) (Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.
(3) (Mülga:22/7/2020-7251/7 md.)”
4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 158 inci maddesi.
5. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun “Diğer kanunların uygulanması” kenar başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kuruluşlar hakkında, bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 4721 sayılı Kanun ile 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.”
6. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Kararın iptali” kenar başlıklı 83 üncü maddesi de şöyledir:
“Toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilir.
Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz.
Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlar saklıdır.”
7. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2017 tarihli ve 2016/2316 Esas, 2017/1461 Karar sayılı kararının ilgili kısmı ise şöyledir:
“...
Öte yandan 6356 ve 4688 sayılı Kanunlarda sendika yönetim kurulu kararlarına karşı dava açılabileceğine ilişkin açık hüküm yoksa da, bu Kanunların atıf yaptığı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun derneklere ilişkin 83'üncü maddesinde genel kurul ve yönetim kurulu kararlarına karşı dava açılabileceği düzenlendiğinden yönetim kurulu kararına karşı dava açılabileceği kabul edilmektedir.
...”
8. Anayasa Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli ve 2014/819 Başvuru numaralı ... kararı; 10.02.2021 tarihli ve 2018/2784 Başvuru numaralı ... kararı; 22.02.2022 tarihli ve 2019/12190 Başvuru numaralı ... kararı.
9. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 03.05.2022 tarihli ve 59914/16 Başvuru numaralı ... ve Diğerleri/Türkiye kararı.
10. İsviçre Federal Mahkemesinin 15.06.2020 tarihli ve 4A\_502/2019 sayılı kararı; Zürih Kantonu Yüksek Mahkemesinin 20.10.2015 tarihli ve LB150038 sayılı kararı.
11. Dairemizin belirsiz alacak davasına ilişkin ilkelerinin açıklandığı 27.12.2022 tarihli ve 2022/6872 Esas, 2022/17896 Karar sayılı ilâmı.
3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı Sendika Disiplin Kurulu tarafından 11 ay süre ile geçici olarak işten el çektirilmesine karar verilmesi üzerine davacı, Disiplin Kurulu kararının iptali ile bu karar nedeniyle mahrum kaldığı mali haklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince karar yerinde belirtilen gerekçelerle dava konusu iptali talep edilen 18.01.2023 tarih ve 10 sayılı Disiplin Kurulu kararının iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktaysa da davacının mahrum kaldığı mali haklarının davalıdan tahsiline ilişkin olarak davasını belirsiz alacak davası türünde açtığı ve Dairemiz ilâmının İlgili Hukuk bölümünün (11) numaralı paragrafında yer verilen kararında açıklanan ilkeler dikkate alındığında anılan alacağa ilişkin olarak belirsiz alacak davası açılmasının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
3. Somut uyuşmazlıkta davacı, davalı tarafından kendisine ödenmesi gereken mali haklarını belirleyebilecek durumdadır. Dolayısıyla davanın açıldığı tarihte dava konusu alacak belirlenebilir nitelikte olduğundan belirsiz alacak davasına konu edilemez. Aksi düşünüldüğü takdirde dahi dava tarihine göre davacı söz konusu Disiplin Kurulu kararı nedeniyle yalnızca 12 günlük mali haklarının davalıdan tahsilini talep edebilecektir.
4. Şu hâlde talep edilen mali haklar bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Bu nedenle koşulları oluşmayan mali hakların tahsili talebinin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2023/1809 E., 2024/2696 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 83 üncü maddesi.
3. Hukuk Dairesi 2023/1809 E. , 2024/2696 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/795 E., 2019/998 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/169 E., 2018/95 K.
Taraflar arasındaki dernek genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı asıl; kısa adı YASBİR olan davalı Birliğin üyesi olduğunu, daha önceden YASBİR yönetim kurulu başkanı ... tarafından yasalara uyularak ilan edilen ve 28.02.2017 günü yapılması gereken olağan mali genel kurul toplantısının hazirun cetveli oluşturulamadığı için yapılamadığının, yönetim kurulu tarafından resmi yazı ile vilayete bildirildiğini, kendisinin toplantı yapılmadığı için toplantı yerinden ayrıldığını, kendisi ayrıldıktan sonra davalılar ... ve ... ile arkadaşlarının bir araya geldiklerini, hiçbir yasal hükme uymayarak sözde genel kurul toplantısı adını verdikleri bir toplantı yaptıklarını, YASBİR’in halen görevde olan ve seçimle işbaşına gelen yönetim kuruluna rağmen, kendi kendilerine yasaya ve hukuka aykırı olarak sözde bir seçim yaptıklarını ve YASBİR adını kullanarak, sözde bir yönetim ve denetim kurulu oluşturmak suretiyle kendilerini yönetim kurulu ve denetim kurulu olarak gösterdiklerini, YASBİR genel kurulunun yetkilerini gasp ettiklerini, hukuka aykırı olarak yapılan genel kurul toplantısında yönetim kurulu oluşturularak davalı ...'yü yönetim kurulu başkanlığına getirdiklerini, Birlik tüzüğüne ve ilgili mevzuat hükümlerine göre YASBİR’de aynı anda iki ayrı yönetim ve denetim kurulu oluşturulamayacağını, mevzuatta belirlenen ilan ve diğer hükümlere uyulmadan, tüm üyelere duyurulmadan yapılan sözde genel kurul toplantısı ve bu kurulda alınan kararların hukuken geçerli olduğunu, gerek YASBİR’in Tüzüğüne, gerekse 5200 sayılı Kanun ve Kanunun gönderme yaptığı ilgili mevzuata da uyulmadığını belirterek; davalılar ... ve ... ile arkadaşlarınca 28.02.2017 günü YASBİR Tüzüğüne ve ilgili Kanun'a aykırı olarak yapılan sözde genel kurul toplantısının ve toplantıda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Birlik Temsilcisi ve davalı ...; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, genel kurul toplantısı için 21.02.2017 tarihinin ön görülen ilk tarih olduğunu, genel kurul toplantısı yapılamadığından ikinci toplantı gün ve saati olan 28.02.2017 tarihinde genel kurulun toplandığını, toplantıya çağrılan üyelerin büyük çoğunluğunun geldiğini, yönetim kurulu üyelerinden olan davacının ellerinde üye listesi olmadığını gerekçe göstererek genel kurul toplantısının yapılamayacağını belirttiğini, genel kurul gündeminin maddelerine uyulması konusunda yapılan çağrılara uymayıp davacı ile birlikte ..., ..., ... isimli yönetim kurulu üyelerinin genel kurula ait sorumluluklarını yerine getirmeden toplantıyı terk ettiklerini, birlik üyelerinin kabul oyu ile genel kurulun ve divan heyeti seçiminin yapıldığını, yönetim ve denetim kurullarının oluştuğunu, genel kurul toplantı sonuçlarını bir yazı ile Tarım İl Müdürlüğüne bildirildiğini, bu esnada Bakanlıktan gelen başkontrolörlerin denetime başladığını, yapılan denetim sonunda "Birlik Tüzel Kişiliğince Alınacak İdari Tedbirler" başlıklı raporun kendilerine tebliğ edildiğini, bu rapora göre gerekli işlemleri yaptıklarını, üyelikleri gerçekleşen üyeler ile Temmuz ayı içinde olağanüstü genel kurulu toplayıp yeni yönetim ve denetim kurulu oluşturduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili; müvekkilinin davada taraf sıfatının olmadığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, 28.02.2017 tarihli yapılan Olağan Mali Genel Kurul toplantısının, bir önceki genel kurul toplantısında toplantı nisabı sağlanamadığı için yapılan yenileme toplantısı olduğunu, yani toplantı yeter sayısı aranmadığını, usulüne uygun ilan edilip toplanmasına rağmen davacı ve diğer yönetim kurulu üyelerinin haklı bir neden olmadan toplantıyı terk ettiklerini, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Genel Kurulun toplanma şekli ve gündemi incelendiğinde 2017 yılı genel kurul toplantısı ilanının Yalova Hayat Gazetesinin 09.02.2017 tarihli sayısında yayınlandığı, Birlik Tüzüğüne göre gündemin yerel gazetede en az 15 gün yerine 12 gün önceden ilan edilmiş olduğu, gazete ilanında Yalova İli İç ve Dış Mekan Süs Bitkileri Üreticileri Birliği'nin 2017 yılı olağan genel kurul toplantısı gündemi görüşmek üzere "21.02.2017 Salı günü 14:30 da ... Tesisleri Altınova/YALOVA" adresinde yapılacağı, ilk toplantıda ekseriyetin sağlanamaması durumunda ikinci toplantının 28.02.2017 tarihinde aynı yer ve saatte yapılması kararı alındığı, 21.02.2017 tarihinde salt çoğunluk sağlanamadığından 28.02.2017 tarihinde çoğunluk aranmaksızın genel kurulun yapıldığı, hazirun cetvelinde 24 üyenin imzasının bulunduğu, 28.02.2017 tarihinde 7 üyenin imzası ile divan başkanlığına genel kurulun seçimli olarak yapılmasının gündeme alınmasının talep edildiği, genel kurul gündemine eklendiği, gündemde bulunan bir maddenin gündemden çıkarılmasının söz konusu olamayacağı, tüzük değişikliği veya fesih konularının görüşülebilmesi için gündemde bulunmasının zorunlu olduğu, bu iki konunun gündeme sonradan ilave edilemeyeceği, ancak toplantıda hazır bulunan üyelerin en az onda biri tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen diğer konuların da gündeme alınmasının zorunlu olması nedeniyle seçimli genel kurulun gündeme alınmasının usule uygun olduğu, 28.02.2017 günü yapılan Genel Kurul Toplantısının ve toplantıda alınan kararların mevzuata uygun bulunduğu gerekçesiyle; davanın reddine, 19.02.2018 tarihli ihtiyati tedbire ilişkin itirazın kabulü ile tedbirin kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı asıl; YASBİR'in hiçbir zaman bir avukata vekalet vermediğini, birliğin defterleri Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeyken davalıların çift defter kullanarak ve usulsüz olarak avukatlar ... ve ...'a vekalet verdiklerini, böylece takip yetkisi bulunmayan kimselerle davaya bakıldığını, genel kurul evraklarının ve hazirun cetvelinin 2016 yılında seçilen ... başkanlığındaki Yönetim kurulu tarafından, önceki yönetimin defterlerini teslim etmemesi nedeniyle hazırlanamadığını, sonradan davalıların kendi kendilerine oluşturdukları hazirun cetvelinde hiçbir üyenin karar ve imzasının olmadığını, bu nedenle yapılan Genel Kurulun yokluk ya da butlanla sakat olduğunu, bilirkişi raporunun davalılar tarafından hazırlanan düzmece belgelere dayalı olarak verildiğini, hazirun cetvelinin ve üye kayıt defterinin dikkate alınarak raporun hazırlanmadığını, davalıların kendilerini yönetim kurulu üyesi gibi tanıtıp ikinci bir karar defteri oluşturup, noterden tasdik ettirdiklerini, Mahkemeye de bu defterlerdeki kararları gerçek yönetim kurulu olarak sunduklarını ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hazirun cetvelinin yönetim kurulunca hazırlanması Yönetmelik gereği ise de amacın genel kurul toplantısına katılacak ve katılan üyelerin tespitine ilişkin olduğu, buna ilişkin düzenlemenin en yetkili organ olan genel kurul tarafından bertaraf edilerek hazirun cetvelinin toplantı sırasında hazırlanmasını engelleyen hüküm bulunmadığı, kaldı ki hazirun listesindeki kişilerin birlik üyelerinden oluştuğu, listenin yönetim kurulu tarafından hazırlanıp hazırlanmamasının sonuca etkili olmadığı, yine genel kurulun yönetim kurulu olmaksızın toplanacağına dair ilgili mevzuatta bir hüküm bulunmadığı, toplantıya katılan üye sayısının %10'undan fazla üyenin gündeme seçime ilişkin ek madde konulması teklifinin kabulünde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı asıl, istinaf sebeplerini tekrar ederek, kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 28.02.2017 günlü genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 83 üncü maddesi.
2. Dernekler Yönetmeliğinin 14 ve 15 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, 21.02.2017 tarihinde salt çoğunluk sağlanamadığından 28.02.2017 tarihinde çoğunluk aranmaksızın genel kurulun yapılmasına, hazirun cetvelinde 24 üyenin imzasının bulunmasına, 28.02.2017 tarihinde 7 üyenin imzası ile divan başkanlığına genel kurulun seçimli olarak yapılmasının gündeme alınmasının talep edilmesine, genel kurul gündemine eklenmesine, toplantıda hazır bulunan üyelerin en az onda biri tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen diğer konuların da gündeme alınmasının zorunlu olması nedeniyle seçimli genel kurulun gündeme alınmasının usule uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacının tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Birlik Tüzüğünün 20. maddesine göre, "Bu tüzükte açık hüküm bulunmayan durumlarda, 5200 sayılı Tarımsal Üretici Bitkileri Kanunu ve ilgili konuya ilişkin genel hükümlerin uygulanır." şeklinde belirtilmiş olup, Dernekler Yönetmeliğinin 14 ve 15 inci maddelerinde ise genel kurul toplantısının nasıl yapılacağına dair çağrı ve toplantı usulü gösterilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesi tarafından açılan davanın yokluk ya da mutlak butlana ilişkin olduğu değerlendirilerek, davalıların süre yönünden davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığına ilişkin iddialarına itibar edilmemiş olup, aynı şekilde Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçelerle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dava konusu uyuşmazlıkta Genel kurul kararının yokluk ya da mutlak butlanla sakat olmadığı, iptale tabi bir işlem olduğu anlaşıldığından, 4721 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesindeki sürelere uyulup uyulmadığı hususu derece Mahkemelerince denetlenmemiştir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 83 üncü maddesinde genel kurul kararlarının iptaline ilişkin olarak "Toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilir. Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz. Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlar saklıdır." şeklinde düzenlenmiş olup; buna göre, toplantıda hazır bulunmayan davacının 28.02.2017 günü yapılan genel kurul toplantısının iptali için 26.05.2017 tarihinde yani Kanunda öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde dava açtığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, davanın süresinde açılıp açılmadığı hususu değerlendirilmeden işin esasına girilerek davanın reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacının tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK VE DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
01.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/9410 E., 2024/10972 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
tam metni aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Kararın iptali” kenar başlıklı 83 üncü maddesi de şöyledir:
9. Hukuk Dairesi 2024/9410 E. , 2024/10972 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1119 E., 2024/1382 K.
KARAR : İstinaf başvurularının esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/118 E., 2024/69 K.
Taraflar arasındaki disiplin kurulu kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Sendikanın Merkez Genel Kurulunda Merkez Yönetim Kurulu üyesi seçildiğini ve Sendika merkez örgütlenme sekreterliği görevini sürdürdüğünü, davalı Sendikanın Merkez Disiplin Kurulu tarafından görevine süresiz olarak son verildiğini, bu işlemin Genel Kurul dışındaki bir organ tarafından yapıldığını, Sendika üyelerinden O.K. isimli şahıs ile birlikte daha önce yine davacı hakkında bir takım iddia ve isnatlarda bulunan M.T. isimli sendika üyesinin avukatı olduğunu söyleyen bir şahsın 22.11.2022 tarihinde Sendika binasına gelerek, bir takım evrakları talep ettiklerini, O.K. isimli şahsın cep telefonu ile görüntü kaydı yapması nedeniyle Sendika Genel Başkanının bu şahsı uyararak görüntü alamayacağını ve görüntüleri silmesi gerektiğini söylediğini, davacının bunu duyduğunu ve evrak güvenliğini sağlamak adına refleks olarak elini uzattığı sırada O.K'nin telefonunun yere düştüğünü, O.K. isimli şahsın davacıya hakaretler etmekteyken bu şahsı dışarı davet ettiğini, ancak hiçbir fiziki şiddet, saldırı ya da tehditte bulunmadığını, bu olayların Sendika güvenlik kamerasına yansıdığını, yöneltilen ... ile Disiplin Kurulu Yönetmeliği'nde dayanak gösterilen fiilin birbiriyle örtüşmediğini, cezanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ve üyelikten çıkarma yetkisinin Sendika Genel Kurulunun yetkisi olduğunu belirterek Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Merkez Disiplin Kurulunun vermiş olduğu 30.01.2023 tarihli ve 82 sayılı seçimli ilk Genel Kurula kadar sürekli olarak el çektirme cezasına dair karar ile bu cezanın uygulamasına yönelik Sendika Merkez Yönetim Kurulunun 01.03.2023 tarihli ve 810 sayılı kararının hukuka aykırılığının tespiti ile iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Sendika üyesi O.K'nin davacı hakkındaki şikâyeti üzerine Eğitim İş Disiplin Kurulları Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin (ç) bendi uyarınca davacı hakkında üyelikten ihraç istemiyle soruşturma yürütüldüğünü, soruşturma sonucunda davacının ihracı gerektiren bir fiil işlediği kanaatine varıldığını ve Disiplin Kurulunca oybirliğiyle davacının yöneticilik görevinden seçimli ilk Genel Kurula kadar uzaklaştırılmasına karar verildiğini, verilen cezanın bir alt ceza olduğunu, davacı hakkında başka disiplin soruşturmaları ile şikâyetlerin de olduğunu, verilen kararın seçilmiş veya atanmış herkese uygulanabilir olduğunu, tanık beyanlarına göre O.K. tarafından evraklara bakılmadığı ve herhangi bir kişisel veri ihlalinin olmadığını, O.K. tarafından görüntü kaydının alınmadığını, davacının ardı ardına 4 kez fiilî saldırıda bulunduğunu, Disiplin Kurulu evrakının davacı tarafından kasıtlı olarak geç alındığını, davacının eyleminin tanık ifadeleriyle sabit olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın süresinde açıldığı, davacının Sendika yöneticisi olduğu, davacıya verilen cezanın dayanağı olan Disiplin Kurulu Yönetmeliği'nin 22 nci maddesinin üyeler için düzenlendiği, Disiplin Kurulu Yönetmeliği'nin 21 inci maddesinin ise sendika yöneticileri için düzenlendiği, davacıya uygulanan “Yöneticilik görevinden el çektirme" yaptırımının hangi hâllerde uygulanacağının 21 inci maddede sınırlı olarak sayıldığı ve davacının işlediği iddia edilen fiilin sayılanlar arasında bulunmadığı, davacıya verilen uzaklaştırmanın, 2021 yılında yapılan Genel Kurul sonrasında Sendika Tüzüğü'ne göre yeniden Genel Kurulun toplanacağı 2024 yılı Ağustos ayı veya bu tarihe yakın bir tarihe kadar geçecek bir süreyi kapsadığı, Disiplin Kurulu kararının geçici bir süreyi kapsamadığı, Genel Yönetim Kurulunca Olağanüstü Genel Kurul toplantısı yapılmasına yönelik bir çağrının bulunmadığı, bu nedenle davacının görev süresinin bitimine kadar görevden uzaklaştırıldığı ve bu cezayı verme yetkisinin Sendika Genel Kurulunun yetkisinde bulunduğu, Disiplin Kurulunun böyle bir yetkisinin bulunmadığı gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili; ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın davalı Sendikanın bir sonraki Genel Kurul tarihinin 31.08.2024 olduğu gözetilerek kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili; davacının davalı Sendika Genel Merkezinde dava dışı Sendika üyesine fiilî saldırıda bulunduğunu, bu eylemin üyelikten ihraç cezasını gerektirdiği hâlde yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda davacının daha önce disiplin cezası almadığı göz önüne alınarak davacıya bir alt ceza uygulanarak seçimli ilk Genel Kurula kadar yöneticilik görevinden el çektirilmesi cezası verildiğini, tanıklarının dinlenmemesinin hukuki dinlenilme hakkının ihlali mahiyetinde olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, davacı hakkında sürekli bir el çektirme cezası verildiği varsayılsa bile bunun karar merciinin Disiplin Kurulu olduğunu, Genel Kurulun sadece sürekli ihraç kararları için bir onay mercii olduğunu, el çektirme kararlarında Genel Kurulun onayının aranmayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıya görev süresini bitirecek kadar uzun süreli disiplin cezası verilmesinin üyelikten çıkarma niteliğinde olacağı ve somut olayda bu kararın Olağan ya da Olağanüstü Genel Kurul toplantısında görüşülmediği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair hüküm tesisinin isabetli bulunduğu, davalı vekilinin tanık dinletme talebinin reddine dair ara kararın usul ve yasaya uygun olduğu, somut olayda ihtiyati tedbir kararı verilmesi konusunda gerekli şartların oluşmadığı ve işin esasına temas edecek ve doğrudan asıl davanın sonucunu öne çekebilecek nitelikte ihtiyati tedbir kararı verilemeyeceği, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçe gösterilerek tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı esas yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Sendika vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Sendika Disiplin Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci madde hükümleri.
2. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun “Diğer kanunların uygulanması” kenar başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kuruluşlar hakkında, bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde 4721 sayılı Kanun ile 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı Dernekler Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır.”
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Kararın iptali” kenar başlıklı 83 üncü maddesi de şöyledir:
“Toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilir.
Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz.
Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlar saklıdır.”
4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.11.2017 tarihli ve 2016/2316 Esas, 2017/1461 Karar sayılı kararının ilgili kısmı ise şöyledir:
“...
Öte yandan 6356 ve 4688 sayılı Kanunlarda sendika yönetim kurulu kararlarına karşı dava açılabileceğine ilişkin açık hüküm yoksa da, bu Kanunların atıf yaptığı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun derneklere ilişkin 83'üncü maddesinde genel kurul ve yönetim kurulu kararlarına karşı dava açılabileceği düzenlendiğinden yönetim kurulu kararına karşı dava açılabileceği kabul edilmektedir.
...”
5. Sendika Tüzüğü'nün 12 nci maddesi, Sendika Disiplin Kurulu Yönetmeliği ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Hukuk
Dernek Genel Kurulu'nda alınan bir kararın kanuna veya tüzüğe aykırı olduğu iddiasıyla, toplantıda hazır bulunup karara muhalif kalan bir üyenin dava açma süresi (hak düşürücü süre) ne kadardır?
A) Karar tarihinden itibaren 15 gün
B) Karar tarihinden itibaren 1 ay
C) Karar tarihinden itibaren 3 ay
D) Karar tarihinden itibaren 6 ay
E) Karar tarihinden itibaren 1 yıl
Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.