4721 sayılı Türk Medeni Kanunu Madde 85

Türk Medeni Kanunu 85. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 85- Yönetim kurulu, derneğin yürütme ve temsil organıdır; bu görevini kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak yerine getirir. Temsil görevi, yönetim kurulunca, üyelerden birine veya bir üçüncü kişiye verilebilir. IV. Denetim kurulu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
21. Hukuk Dairesi, 2018/6924 E., 2019/6844 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 85’inci maddesi ile 2908 sayılı Dernekler Kanununun 27’nci maddesi hükümleri uyarınca;
21. Hukuk Dairesi         2018/6924 E.  ,  2019/6844 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : İş Mahkemesi A)Davacı İstemi; Davacı vekili, davacıya gönderilen 2015/10663 ve 2013/15841 takip nolu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. B)Davalı Cevabı; Davalı Kurum vekili, haksız ve yersiz açılan davanın reddi ile reddolunan miktardaki kamu alacağının % 10 zamlı olarak tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C)İlk Derece Mahkemesi Kararı; “Davacının davasının KABULÜ ile; 1-2015/10663 ile 2013/15841 takip numaralı ödeme emirlerinin ve takibin davacı yönünden iptaline, 2-Davacının bu ödeme emirlerinden dolayı davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine," karar verilmiştir. D)Bölge Adliye Mahkemesi Kararı; "İlk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurularak, ayrı ayrı yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, 6100 sayılı HMK'nun 297. maddesine aykırı karar verilmesi de hatalı olduğu, davacı vekilinin buna yönelik istinaf itirazının yerinde olduğu ve kabulü gerektiği sonuç ve kanaatiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ; ...İş Mahkemesinin 26/03/2018 Tarih, 2017/345 Esas, 2018/169 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 hükmü gereğince kaldırılmasına, A) Asıl dosya 2017/345 Esas sayılı dosya yönünden: Davacının davasının kabulü ile; 1-2015/10663 ile 2013/15841 takip numaralı ödeme emirlerinin ve takibin davacı yönünden iptaline, 2-Davacının bu ödeme emirlerinden dolayı davalı kuruma borçlu olmadığının tespitine, B) Birleşen 2017/361 Esas sayılı dosya yönünden davanın esası ile ilgili birleşen dosyada hüküm kurulduğundan yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına," karar verilmiştir. E) Temyiz Nedenleri, Davalı Kurum Vekili; tüzel kişiliğin yönetim organındaki kişilerin de primlerin ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği, birleşen dava bakımından aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir. F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe; Dava ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. Davanın yasal dayanaklarını oluşturan, 506 sayılı Yasa’nın 80/12. maddesinde; sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzelkişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin Kurum'a karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları, 5510 sayılı Yasa'nın 88. maddesinde de Kurum'un sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanun'da belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcilerinin Kurum'a karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları bildirilmiştir. Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları ile öğretide kabul edildiği üzere "üst düzey yönetici" kavramından anlaşılan şirketin mali ve idari konularında tek başına emir ve tasarruf yetkisine sahip özel şekilde kendisine yetki verilen kişidir. Türk Ticaret Kanunu'nun 317. maddesine göre anonim şirketlerde şirketi yönetmek ve temsil etmek yönetim kuruluna aittir. Anonim şirkette primlerin ödenmesinden müteselsilen sorumlu üst yönetici ve yetkiliden söz edebilmek için primlerin tahakkuk ve ödenmesinde yetkili üst düzey yönetici olması, yönetim kurulu başkanı, başkan yardımcısı gibi unvan taşıması veya temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olması gerekir. Öte yandan süresinde ödenmeyen prim ve diğer Kurum alacaklarının bizzat Kurum tarafından cebren takip ve tahsil edilebileceği 5510 sayılı Yasa'nın açık hükmü gereğidir. Cebren tahsil ve takip esasları 6183 sayılı Yasa'da gösterilmiştir. 6183 sayılı Yasa'nın mükerrer 35. maddesinde asıl borçlu hakkında yapılan yasal takip ve araştırmalar sonucu kamu alacağının tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde yasal temsilcisine ödeme emri çıkarabileceği bildirilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 85’inci maddesi ile 2908 sayılı Dernekler Kanununun 27’nci maddesi hükümleri uyarınca; derneklerin yönetim kurulları, derneğin yürütme ve temsil organlarıdır. Bu görevlerini, kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak yerine getirmelidirler. Ayrıca temsil görevinin, yönetim kurulunca üyelerden birisine veya üçüncü bir kişiye devri de mümkündür. Belirtilen yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, dernek niteliğindeki spor kulüplerinde; prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, işverenle birlikte müteselsil sorumluluk koşulunun oluşması için kulübün “...temsil ve ilzama yetkili üst düzey yöneticisi veya yetkilisi...” durumunda olunması gereklidir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden ; ödeme emirlerinin 2013/2-5. dönemler ile 2014/5-2015/2 dönemlerine ait olduğu, davaya konu ödeme emirlerinin 04/08/2017 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davanın 7 gün içinde açıldığı anlaşılmaktadır. 5510 sayılı Yasa'nın 88. maddesinde "... tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere..." denildiğinden, "şirket" haricindeki tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin yönetim kurulu üyesi; üst düzeydeki yönetici, yetkililer veya kanuni temsilcileri ile Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulamayacaktır. Diğer bir deyişle, salt yönetim kurulu üyesinin 5510 s. Kanun ve 6183 s. Kanun'un mükerrer 35. maddesi gereğince müteselsilen sorumluluğu sadece şirketlere özgüdür. Belirtilen yasal düzenlemelerden anlaşılacağı üzere, dernek niteliğindeki spor kulüplerinde; prim alacağının tahakkuk ettiği ve ödenmesi gereken dönemde, işverenle birlikte müteselsil sorumluluk koşulunun oluşması için kulübün “...temsil ve ilzama yetkili üst düzey yöneticisi veya yetkilisi...” durumunda olunması gereklidir. Somut olayda ; davaya konu borç dava dışı derneğe aittir. ...Spor Kulübü Derneği yönetim kurulu üyesi olan davacının imza yetkilerinin belirlendiği 14/06/2014 tarihli toplantı tutanağından temsil ve ilzam yetkisine sahip olmadığı anlaşıldığından dava dışı derneğin bu tarihten sonraki borcundan dolayı sorumlu tutulamayacağı açıktır. Ancak belirtilen tarihten önceki sorumluluğunun belirlenebilmesi için belirtilen tarihten önce temsil ve ilzam yetkisine sahip olup olmadığının, sayman veya parasal konularda imza yetkilisi olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Mahkemece, davacının anılan dava dışı borçlu derneğin yönetim kurulu üyesi olduğu ve derneği temsil ve ilzam yetkisine sahip olmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de; davacının ...Kulübü Derneği yetkili üst düzey yöneticisi, temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece yapılacak iş; ...Kulübü Derneği'ne ait 14/06/2014 tarihinden önceki dönemde kulüp sorumlularını belirten yönetim kurulu kararları (imza yetkililerinin belirlendiği), gelir-gider defterleri, karar defter ve tutanakları dâhil tüm bilgi ve belgeler getirtilerek davacının; 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesi anlamında ...Kulübü Derneği’nin temsil ve ilzama yetkilisi olup olmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde araştırılıp tespit edilerek; temsil ve ilzam yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi olduğunun tespiti halinde 14/06/2014 tarihinden önceki davaya konu kamu borçlarından dolayı 88. madde kapsamında müteselsilen sorumlu olacağı belirlenerek hüküm kurmak aksi takdirde şimdiki gibi davanın kabulüne karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davalı SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nun 373/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi, 2015/3331 E., 2015/4215 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 85. maddesinde, derneği yönetim kurulunun temsil edeceği ve bu görevini kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak yerine getireceği;
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi         2015/3331 E.  ,  2015/4215 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Dava dilekçesinde, derneğin 29.04.2012 tarihli genel kurul toplantısının yok hükmünde olduğunun tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Camii ve Kuran Kursu Onarma ve Güzelleştirme Derneğinin 29.04.2012 tarihinde genel kurul toplantısı yapılmadığı halde yapılmış, ayrıca bu genel kurul toplantısında derneğe ait bir kısım taşınmazların başkasına devredilmesi konusunda karar alınmış gibi gösterildiğini ileri sürerek Derneğin 29.04.2012 tarihli genel kurul toplantısının yapılmadığının ve yapılmış görünen bu toplantının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesini istemiş; mahkemece, Valiliğin ve dernek eski başkanının muhatap olamayacağı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davanın Trabzon Valiliği yönünden reddine karar verilmesine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 85. maddesinde, derneği yönetim kurulunun temsil edeceği ve bu görevini kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak yerine getireceği; 83. maddesinde ise, dernek genel kurul toplantısında hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üyenin, karar tarihinden başlayarak bir ay, toplantıda hazır bulunmayan her üyenin de kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay ve her halde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebileceği, genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz olduğu durumların saklı olduğu hükme bağlanmıştır. Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaç ve faaliyetlerine uygun olarak fiil ehliyetlerini kullanabilirler. Dolayısıyla derneğin, dernek amacı doğrultusundaki iş ve işlemler nedeniyle dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 113. maddesi uyarınca; dernekler ve diğer tüzel kişileri statüleri çerçevesinde, üyelerinin veya mensuplarının yahut temsil ettikleri kesimin menfaatlerini korumak, kendi adlarına, ilgililerin haklarının tespiti veya hukuka aykırı durumun giderilmesi yahut ilgililerin gelecekteki haklarının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi için dava açabilecekleri belirtilmiştir. ... Camii ve Kuran Kursu Onarma ve Güzelleştirme Derneğinin genel kurul toplantısının 29.04.2012 tarihinde yapılmış ve bu genel kurul toplantısında derneğe ait bir kısım taşınmazların başkasına devredilmesi konusunda karar alınmış gibi gösterildiği, ancak gerçekte bu tarihte bir genel kurul toplantısı yapılmadığı ve böyle bir kararın alınmadığı ileri sürülerek Derneğin 29.04.2012 tarihli genel kurul toplantısının yapılmadığının ve yapılmış görünen bu toplantının yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesi istendiği davada; mahkemece, dernek eski başkanının muhatap olamayacağı gerekçesiyle davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Derneği savunmak ve hukuk içerisinde haklarını korumak yönetim kuruluna aittir. Derneğin iddia edilen 29.04.2012 tarihli genel kurul toplantısının yapıldığı tarihteki yönetim kurulu başkanı davalı ...'e karşı hukuka uygun olmadığı ileri sürülen Genel Kurul toplantısının ve burada alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespiti ile iptalinde derneğin yararı bulunduğundan; davaya devamla taraf delilleri toplanıp sonucuna göre işin esası hakkında bir karar verilmesi yerine, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi geregince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2011/14303 E., 2012/2614 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİZMİR 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
ğının belirlendiği, bu sebeple taşınmaz kayıtlarına, maliklerince eski hale getirilmesi veya dava açılması gerektiği yönünde şerh düşüldüğü, buna rağmen kadar düzeltme işlemi yapılmaması ve bu yönde dava açılmaması üzerine, davacı idarenin TMK.1027 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 85. maddesi gereğince kayıtların düzeltilmesi için mahkemeye başvurduğu anlaşılmaktadır
1. Hukuk Dairesi         2011/14303 E.  ,  2012/2614 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İZMİR 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/05/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, .. parselin ifrazı sonucu oluşan taşınmazlarda idare müfettişlerince yapılan inceleme sonucu, bir kısmının yasal olmayan yollarla satışının yapıldığının belirlendiğini, taşınmaz kayıtlarına maliklerince eski hale getirilmesi veya dava açılması gerektiği yönünde şerh düşüldüğünü bugüne kadar düzeltme işlemi yapılmadığını ileri sürerek, yolsuz olarak oluşan tapu kayıtlarının iptali ile eski hale getirilmesi isteğinde bulunmuştur. Bir kısım davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, yolsuz tescil nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davalarının ancak mülkiyet hakkı sahipleri tarafından açılabileceği, davacının sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, .. parselin ifrazı sonucu oluşan taşınmazlarda idare müfettişlerince yapılan inceleme sonucu, bir kısmının intikallerinde ve satışlarında usulsüzlükler bulunduğu, yasal olmayan yollarla satışlar yapıldığının belirlendiği, bu sebeple taşınmaz kayıtlarına, maliklerince eski hale getirilmesi veya dava açılması gerektiği yönünde şerh düşüldüğü, buna rağmen kadar düzeltme işlemi yapılmaması ve bu yönde dava açılmaması üzerine, davacı idarenin TMK.1027 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 85. maddesi gereğince kayıtların düzeltilmesi için mahkemeye başvurduğu anlaşılmaktadır Hemen belirtilmelidir ki bu tür davaların kural olarak mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere, kayıt maliki ya da mirasçıları tarafından açılması gerekir. Ancak; tapu sicillerinin tutulmasına ilişkin ilkelerden biri de Türk Medeni Kanununun 1007.maddesinden kaynaklanan hazinenin sorumluluğu olup, davacı idarenin böylesi bir davayı açmasında da hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur. Tapu Sicil Tüzüğü'nün 85.maddesi "Kütük üzerinden belgelere aykırı tescil veya yazımın düzeltilmesi için ilgilerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterine kaydedilmesi gerekir. Belgeye aykırı yazımın veya tescilin düzeltilmesine, ilgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, müdür defterdarlık veya mal müdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını, talep eder. Hazine avukatı bulunmayan yerlerde bu düzeltmeler için müdürlük tarafından re'sen dava açılır. İkinci ve üçüncü fıkralardaki durum, ayrıca kütük sayfasının beyanlar sütununda belirtilir.(Değişik son fıkra: 8.11.2004-2004/8109 K.) Kültür, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde belgesine aykırı olarak basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi halinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re'sen düzeltme yapılır." şeklinde olup, doğrudan dava açmaya engel bir yasal düzenleme içermemektedir. Bu durumda, önceki kayıt maliklerinin veya ölmüş ise mirasçılarının ihbar suretiyle davada yer almalarının sağlanması, ondan sonra işin esasına girilerek inceleme yapılması ve hâsıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, değinilen hususlar yerine getirilmeden yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin bu yönlere değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nın 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2011/8346 E., 2011/13360 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varMANİSA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Y.'nun 11.4.2010 tarihinde öldüğü, davacı Tapu Sicil Müdürlüğünün 29.9.2010 tarihinde davalı Yaşar'a TMK.1027 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 85.maddesi gereğince kayıtların düzeltilmesi için başvurduğu anlaşılmaktadır.
1. Hukuk Dairesi         2011/8346 E.  ,  2011/13360 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : MANİSA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/03/2011 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 2517 parsel maliki A.Y.'nun vesayet altına alınarak kendisine kızı olan davalı E.'in vasi olarak atandığını, talep üzerine vasiye davalı Y. ile ölünceye kadar bakım akdi yapmak ve tapuya tescil ettirmek üzere izin verildiğini ve işlemin tapuya tescil edildiğini, ancak denetim makamından izin almadan kısıtlının ölmesi üzerine işlemin eksik kaldığını, davalı Y.'a yapılan tescilin yolsuz tescil haline geldiğini ileri sürüp öncelikle denetim makamı olarak Türk Medeni Kanununun 463/4.maddesi uyarınca ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapılmasına izin verilerek onanması suretiyle tescilin yasal hale getirilmesi olmazsa işlemin iptali ile önceki haline getirilmesini istemiştir. Davalılar, tescil işleminin yolsuz olmayıp denetim makamının onayı ile tamamlanacak işlemlerden olduğunu , eksikliğin tamamlanması gerektiğini bildirip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, ölü kişi ile ilgili ölünceye kadar bakım sözleşmesinin denetim makamınca onaylanmasının mümkün olmadığı, denetim makamı onayı olmadan yapılan tescilin yolsuz olduğu gerekçesiyle davalı E. yönünden davanın husumetten reddine, davalı Yaşar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davalı E. yönünden davanın husumet nedeniyle reddine, kayıt maliki davalı Yaşar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden Manisa 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/221 Esas 2009/472 Karar sayılı vesayet davasında A.Y.'nun kısıtlanmasına ve kızı E. K.'nın vasi olarak atanmasına karar verildiği, kararın 18.5.2009 tarihinde kesinleştiği, daha sonra vasinin başvurusu üzerine Manisa 1.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/576 Esas 2009/862 Karar sayılı husumete izin davasında A. Y.'nun maliki olduğu 2131 ve 2517 parsellerin karşılığında Y. A.ile ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapmak üzere vasiye izin verildiği, bu kararın da 20.7.2009 tarihinde kesinleştiği ve vasi E. ile Y.arasında 24.9.2009 tarihinde ölünceye kadar bakım akti yapılarak A. Y.'ya ait 2517 parsel sayılı taşınmazın davalı Y.'a temlik edildiği, bakım akdinin yükümlüsü Y.'ın 7.7.2010 tarihinde Manisa 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/70 D-İş dosyasında husumete izin kararının denetim makamınca onanmasını istediği,Asliye Hukuk Mahkemesince vesayet altına alınan kişinin öldüğü gerekçesi ile dosyanın vesayet makamına iadesine karar verildiği nitekim nüfus kayıtlarına göre kısıtlı A. Y.'nun 11.4.2010 tarihinde öldüğü, davacı Tapu Sicil Müdürlüğünün 29.9.2010 tarihinde davalı Yaşar'a TMK.1027 ve Tapu Sicil Tüzüğünün 85.maddesi gereğince kayıtların düzeltilmesi için başvurduğu anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki bu tür davaların kural olarak kayıt maliki yada mirasçıları tarafından açılması gerekir. Ancak; tapu sicillerinin tutulmasına ilişkin ilkelerden biri de Türk Medeni Kanununun 1007.maddesinden kaynaklanan hazinenin sorumluluğu olup, davacı idarenin böylesi bir davayı açmasında da hukuki yararının bulunduğu kuşkusuzdur. Tapu Sicil Tüzüğü'nün 85.maddesi "Kütük üzerinden belgelere aykırı tescil veya yazımın düzeltilmesi için ilgilerin yazılı olurunun alınması ve yevmiye defterine kaydedilmesi gerekir.Belgeye aykırı yazımın veya tescilin düzeltilmesine, ilgililerden birisinin yazılı oluru olmazsa, müdür defterdarlık veya mal müdürlüğünden düzeltme için dava açılmasını, talep eder.Hazine avukatı bulunmayan yerlerde bu düzeltmeler için müdürlük tarafından re'sen dava açılır.İkinci ve üçüncü fıkralardaki durum, ayrıca kütük sayfasının beyanlar sütünunda belirtilir.(Değişik son fıkra: 8.11.2004-2004/8109 K.) Kültür, yevmiye defteri ve yardımcı sicillerde belgesine aykırı olarak basit yazım hatası yapıldığının tespit edilmesi halinde, müdür tarafından nedeni düzeltmeler sicilinde açıklanarak, re'sen düzeltme yapılır." şeklinde olup, doğrudan dava açmaya engel bir yasal düzenleme içermemektedir. Bu durumda önceki kayıt malikinin ölümü sebebiyle mirasçalırının ihbar suretiyle davada yer almasının sağlanması, ondan sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, değinilen husus yerine getirilmeden karar verilmesi doğru değildir. Davacı Tapu Sicil Müdürlüğü davalı Yaşar'ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesine göre) HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Hukuk

Dernek Denetim Kurulu'nun görev ve yetkileri kapsamında aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Derneğin tüzükte gösterilen amaç ve çalışma konuları doğrultusunda faaliyet gösterip göstermediğini denetler.
B) Defter, hesap ve kayıtların mevzuata uygunluğunu inceler.
C) Denetim sonuçlarını bir rapor halinde yönetim kuruluna ve genel kurula sunar.
D) Gerektiğinde genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırabilir.
E) Derneği üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisine sahiptir.