5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 141

Türk Ceza Kanunu 141. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 141- (1) Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir. (2) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.) Nitelikli hırsızlık[64]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

607 karar eşleşti
2. Ceza Dairesi, 2023/1622 E., 2025/677 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
Sanığın, şikâyetçilerin fidan yetiştiriciliği yaptığı açık arazide, toprağa dikili halde bulunan zeytin fidanlarını çalması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 142/1-e.
2. Ceza Dairesi         2023/1622 E.  ,  2025/677 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/71 E., 2020/99 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleştiği 01.05.2015 tarihinde zamanaşımının durduğu ve denetim süresi içerisinde ikinci suçun işlendiği 12.12.2016 tarihinde yeniden işlemeye başladığı, bu nedenle zamanaşımının dolmadığı belirlenerek yapılan incelemede, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bozma sebebi yapılmamış, dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 1. Sanığın, şikâyetçilerin fidan yetiştiriciliği yaptığı açık arazide, toprağa dikili halde bulunan zeytin fidanlarını çalması şeklindeki eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun'un 142/1-e. maddesi uyarınca hüküm kurulmak suretiyle fazla ceza tayini, 2. (1) nolu bozma nedenine göre 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan TCK'nın 141/1. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2025 tarihinde Daire üyeleri Sn. ... ve Sn. ...'nın karşı oyu olması nedeniyle oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY İncelenen olayda; Samandağ Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2012 tarih ve 2020/71 esas, 2020/99 Karar sayılı ilamı ile sanık hakkında fidan yetiştiriciliği yapan şikayetçilerin açık arazide kökleri poşet torbada olmak üzere gömülü bulunan 400 adet fidanı çaldığı gerekçesiyle TCK’nın 142/1-e maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı düzenlediği tebliğnamede eylemin TCK’nın 141/1. maddesine uyan suçu oluşturduğu gerekçesiyle bozma yönünde görüş bildirmiştir. Dairenin çoğunluğu ile aramızdaki çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; poşet torbalarında bulunan müştekinin üreterek pazarladığı binlerce fidan içerisinden 400 adedinin çalınması eyleminin TCK’nın 141/1 mi 142/1-e maddesine uygun suçu mu oluşturduğu hususudur. Müştekinin binlerce zeytin fidanı yetiştirerek sattığı dosya içerisindeki bilgi, beyan ve savunmalarla sabittir. Yine bu zeytin fidanlarının poşet torba içerisinde yetiştirerek işyerinin arkasındaki bahçede muhafaza ederek sattığı da sabittir. Poşet torbadaki zeytin fidanlarının ya da poşet torbadaki herhangi bir fidanının başka türlü muhafaza edilemeyeceği her gün taşınarak kilitli ya da kapalı alanlara nakledilemeyeceği, bu nedenle dükkan önlerinde ya da arkalarında uygun alanlarda poşet torbalı şekilde açıkta bırakıldığı hususu bir gerçekliktir. Bütün üreticiler bu kadar çok sayıdaki fidanlarını kapalı alan bulamadıkları takdirde açık alanlarda gece ve gündüz bırakmak suretiyle satışa sunmaları adet sayılan bir davranış şeklidir. Hiç kimse ya da hiçbir kurum poşetli zeytin fidanlarını sahiplerinin açıkta bırakarak satışa sunması davranışını ayıplayamaz ve eleştiremez. Adet şeklindeki bu davranış herkes tarafından uzun sürelerdir kabul gören davranış şeklidir. Mahkeme de bu davranış şeklinin adet kabul edilen bir davranış olduğunu, adet nedeniyle açıkta bırakılan bu eşyanın çalınmasının 142/1-e maddesindeki suçu oluşturduğunu kabul ederek cezalandırma kararı vermiştir. Açıklanan gerekçelerle uzun süreler boyunca poşetli fidanların açıkta sergilenerek satılıyor olması herkesçe bilinen adet şeklindeki bir davranış olması nedeniyle ve sanığın bu kolaylıktan faydalanarak atılı suçu işlemiş olması nedeniyle yerel mahkemenin kararının onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluğun aksi yöndeki kararına muhalefet edilmiştir.

Diğer kararlar (4)

2. Ceza Dairesi, 2023/10840 E., 2023/3485 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2008 tarihli ve 2008/476 Esas No.lu iddianemesi ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1, 143, 53. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ceza Dairesi         2023/10840 E.  ,  2023/3485 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/125 E., 2022/720 K. SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2008 tarihli ve 2008/476 Esas No.lu iddianemesi ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1, 143, 53. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. 2. Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2011 tarihli ve 2008/121 Esas, 2011/101 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 141/1, 143 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 3. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 07.04.2011 tarihinde kesinleştiği, 23.02.2012 tarihli suç ihbarı ile, Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2015/857 Esas, 2016/904 Karar sayılı kararı sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 141/1, 143, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1. maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. 4.Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.07.2016 tarihli ve 2015/587 Esas, 2016/904 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 13.12.2021 tarihli ve 2021/10309 Esas, 2021/21226 Karar sayılı kararıyla "Müştekinin, ertesi gün pazar için tezgahını kurup, satacağı meyveleri koyduktan sonra üzerini branda ile örtüp eve gittiği, sanığın müştekiye ait muzları gece vakti çaldığı iddia edilen olayda; Dairemizce de kabul edilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.12.2017 tarihli 2014/2-445 E. 2017/556 K. sayılı kararında belirtildiği üzere TCK'nun 142. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki nitelikli hâlin uygulanabilmesi için hırsızlık suçuna konu eşyanın, âdet veya tahsis ya da kullanımı gereği açıkta bırakılmış olmasının gerekmesi, hırsızlık suçuna konu eşyanın âdet gereği açıkta bırakıldığının kabulü için bu konuda süreklilik kazanmış genel bir alışkanlığın bulunmasının zorunlu olması ve âdetlerin zamana, yere ve bölgeye göre değişebilmesi hususları göz önüne alındığında, suçun işlendiği yörede pazarcılık yapan kişilerin, satışa sunduğu ürünleri geceleyin pazar yerinde, tezgâh üzerinde açıkta bırakmaları yönünde süreklilik kazanmış genel bir alışkanlığın bulunup bulunmadığının, başka bir anlatımla katılanın pazar yerinde açıkta bıraktığı meyvelerin âdet gereği açıkta bırakılan eşyalardan olup olmadığının ve ayrıca suça konu yerin binanın eklentisi sayılabilecek yerlerden olup olmadığı mahalli bilirkişi dinlemek, gerektiğinde keşif yapmak suretiyle araştırılıp açıklığa kavuşturulması, sonucuna göre suçun niteliğinin belirlenmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde TCK’nın 141/1. maddesi gereğince karar verilmesi," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 5.Bozma sonrası, Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2022 tarihli ve 2022/125 Esas, 2022/720 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e, 143 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1. maddesi gereği hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi, lehe olan hususların dikkate alınmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Olay tarihinde devriye görevi yapan polis ekibinin ilçemiz Çarşamba Pazar yeri yan sokağında 15-20 kg. kadar muz bulması üzerine yaptığı araştırmada, olay günü mağdura ait pazar tezgahından 11 kasa muz çalındığının tespit edildiği, her ne kadar sanık üzerine atılı suçlamayı inkar etmiş ise de, ..., ..., ... ve ... ile ...'nin aşamalarda alınan beyanlarında olay gecesi yanlarında sanığında olduğu halde parkta alkol aldıklarını, evlerine dağılırken sarhoş olan sanığın, Çarşamba pazarındaki bir tezgahtan iki kasa muz çalarak bisikletinin arkasına koyup götürdüğünü, hatta şarhoşluğun etkisiyle bisikletten düşüp bir kısım muzu yerlere döktüğünü beyan etmeleri karşısında olay tarihinde sanığın gece vakti mağdurun tezgahında bulunan muzları çaldığı anlaşılmıştır. 2.Bozma ilamıyla suçun vasfı için tanıkların dinlendiği, tanık ... beyanında, tüm pazarcıların 1 gün önceden pazar yerine gittiğini, meyvelerini ve sebzelerini dizip üzerini örttüklerini, o şekilde evlerine gidip ertesi gün gelerek sergilerini açtıklarını beyan ettiği, yine tanık ... beyanında, bir gün önce pazar yerine giderek herkesin mallarını tezgaha koyarak eve gittiklerini, ertesi günde gelerek satmaya başladıklarını ifade ettiği görülmüştür. 3.Mahkemece, kolluk görevlilerince suça konu yerin fotoğraflarının çektirildiği, yapılan değerlendirmede suça konu yerin üst kısmının kapalı ancak etrafının açık olması, herkesin rahatlıkla girip çıkabileceği yerlerden olması nedeniyle bina ve eklentisi niteliğinde olmadığı kabul edildiği, tanıkların alınan beyanlarında, satışa sundukları ürünleri geceleyin pazar yerinde, tezgâh üzerinde açıkta bıraktıkları, bu hususun süreklilik kazanmış genel bir alışkanlık olduğunun anlaşıldığı, bu kapsamda müştekinin pazar yerinde açıkta bıraktığı meyvelerin âdet gereği açıkta bırakılan eşyalardan olması nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e maddesinin uygulanması yoluna gidildiği tespit edilmiştir. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, tanık beyanlarıyla eylemin sanık tarafından işlendiğinin sabit olduğu, anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de uygun görülmemiştir. Ancak; 1.Bozma öncesi yapılan yargılamada, sanığın 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırıldığı ve anılan hüküm aleyhine bir temyiz istemi bulunmadığı, sanık hakkında CMUK'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gereği sonuç olarak 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılması, 2.Sanık hakkında aleyhe bozma yasağı hükümleri uygulanırken CMUK'nın 326/son maddesinin gösterilmemesi, V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.06.2022 tarihli ve 2022/125 Esas, 2022/720 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasından "Mahkememizin bozma öncesi kararında sanık hakkında 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın sanık tarafından temyiz edildiği anlaşılmış olup aleyhe bozma yasağı dikkate alınarak bir önceki karar kapsamında sanığın neticeten 1 Yıl 1 Ay 10 Gün hapis cezası ile cezalandırılmasına” ilişkin fıkra çıkarılarak yerine "Sanık hakkında tayin olunan 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasının, 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkı korunarak 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası üzerinden infazına" ibaresi eklenmek suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2023/17980 E., 2023/5152 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
1.Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2012 tarihli ve 2012/6909 Esas nolu iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1, 35, 106/1, 58 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ceza Dairesi         2023/17980 E.  ,  2023/5152 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/381 E., 2023/116 K. HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2012 tarihli ve 2012/6909 Esas nolu iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1, 35, 106/1, 58 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır. 2.Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.05.2016 tarihli ve 2015/219 Esas, 2016/129 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 141/1, 35, 62, 58 ve 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; tehdit suçundan, aynı Kanun’un 106/1-1, 62, 58 ve 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tüm suçlar bakımından tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 3.Kararın sanık ve müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 09.03.2022 tarihli ve 2021/14424 Esas, 2022/4128 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık ve 106/1-1. maddesinde düzenlenen tehdit suçları bakımından uzlaştırma prosedürlerinin uygulanması gerektiğinden ve sanığın tekerrüre esas alınan hüküm uzlaşma sebebiyle ortadan kaldırıldığından ve tekerrüre esas alınabilecek nitelikte başkaca ilâmı olmadığından tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağı sebepleriyle hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir. 4.Bozma ilâmına uyan Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2023 tarihli ve 2022/381 Esas, 2023/116 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hırsızlık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 141/1, 35, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; tehdit suçundan, aynı Kanun’un 106/1-1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tüm suçlar bakımından hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebebi; sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, teşebbüs aşamasında kalan suç bakımından şikâyetçinin zararının bulunmadığına ilişkindir. Sanığın temyiz sebebi; kararı temyiz etme isteğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Olay tarihinde marketlere mal sevkiyatı ve dağıtımı yapan şikâyetçi ...'ın aracını yola ... ..., mal vereceği sırada araç kapılarını otomatik kilitleme yapmak için cihaza bastığında kapanmadığını fark ettiği, aracın arka kapısının açık olduğunu gördüğü, bunu kontrol ... kapatmak isterken sanık ...'ın aracın arka kapısından araç içinden çıkıp kaçmaya çalıştığı sırada şikâyetçi tarafından yakalandığı, sanığın araç içinden herhangi bir mal veya eşya alamadan çıkmış olduğu, şikâyetçiye karşı herhangi bir cebir, şiddet, tehdit kullanmadan hırsızlık kastı ile davrandığı ancak şikâyetçiyi görünce de kaçmaya çalıştığı, şikâyetçi tarafından yakalandıktan sonra kendisini bırakmayan ve polise teslim etmek isteyen şikâyetçiye karşı “...hapisten ... çıktım, sabıkam var, arabanın plakasını aldım, beni bırakmazsan arabanı yakarım, hayatını karartırım...” şeklinde tehditte bulunduğu olayda; sanık şikâyetçiye "hayatını karartırım, arabanı yakarım'' gibi sözler söylemediğini ancak hapisten ... çıktığını, sabıkalı olduğunu söylediğini, bir süre sonra polislerin kendisini yakaladığını, şikâyetçinin zararı olmadığını, şikâyetçinin hiçbir şeyini almadığını, şikâyetçinin aracına ve ürünlerine zarar vermediğini, suçu işlemediğini savunmuş ise de, iddianamede bahsi geçen olayı doğrulaması; hırsızlık suçunu kabul ettiğini anlatması; tanık S.M.'nin aşamalarda arabaya sanığın girdiğini gördüğünü, şikâyetçinin onu yakaladığını, bunları dükkanından izlediğini, esnaf ile polisi aradıkları, sanığın "ağabey beni bırak çok cezam var'' diyerek yalvardığı, ... esnafın sanığın şikâyetçiye "beni bırakmazsan arabanın plakasını aldım, yakarım'' dediğini duyduklarını kendisine söylediklerine dair beyanı; şikâyetçinin otomatik kumandayla kapıları kilitlemek istediğinde kapının kapanmadığını arka kapının açık olduğunu fark edince arabanın içinde sanığı gördügü, indirip tartışmaya başladıkları, kendisini bırakmadığı, tanık S.M.'nin durumu görüp karakola telefon ettiği, sanığı polislere teslim ettiği, sanığın bıçak çekmediği, sanığın "beni bırak, seni öldürürüm, arabanı yakarım" gibi tehdit lafları ettiği, herhangi bir eşyanın çalınmadığı, karanlık olmadığına dair beyanı ile ... olan eylemi hakkında yağmaya teşebbüs suçundan görevsizlik kararı verilmiş ise de sanığın araç içinden herhangi bir mal veya eşya almadan çıkmış olması, bu sırada şikâyetçiye karşı herhangi bir cebir, şiddet ve tehdit kullanmadan ve hırsızlık kastı ile davrandığı, ancak şikâyetçiyi görünce de kaçmaya çalıştığı, şikâyetçi tarafından yakalandıktan sonra yani hırsızlığa teşebbüs eylemi bittikten sonra kendisini bırakmayan ve polise teslim etmek isteyen şikâyetçiye karşı basit tehdit suçunu oluşturacak şekilde sözler sarf ettiği, böylece sanığın hırsızlığa teşebbüs ve akabinde kendisini polise teslim etmek isteyen şikâyetçiye karşı tehdit suçunu işlediğinin anlaşıldığı ve Bakırköy Uzlaştırma Bürosu tarafından uzlaştırma raporunda tarafların uzlaşmadıklarının bildirildiği Yerel Mahkemece kabul edilmiştir. IV. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.03.2023 tarihli ve 2022/381 Esas, 2023/116 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2023/27922 E., 2023/8395 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, "...kapısı açık olan oto içerisinden teybin çalınması durumunda sanığın eyleminin TCK'nın 141/1. maddesinde hükme bağlanan hırsızlık suçunu oluşturacağından" bahisle onama ilâmının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir.
2. Ceza Dairesi         2023/27922 E.  ,  2023/8395 K. "İçtihat Metni" İ T İ R A Z İtirazname No : KD - 2016/327576 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/120 E., 2016/365 K. ŞİKÂYETÇİLER : ..., ... SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Onama İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 14.06.2023 tarihli ve 2021/9512 Esas, 2023/3593 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.11.2023 tarihli ve 2-2016/327576 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, "...kapısı açık olan oto içerisinden teybin çalınması durumunda sanığın eyleminin TCK'nın 141/1. maddesinde hükme bağlanan hırsızlık suçunu oluşturacağından" bahisle onama ilâmının kaldırılmasına ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Dosya içerisindeki 08.02.2015 tarihli olay yeri inceleme raporunda, oto teybinin kablolarının kesilmiş olduğunun belirtilmesi nedeniyle, sanığın suç tarihinde şikâyetçiye ait kapıları kilitli olmayan araç içerisinden araca monteli olan oto teybinin kablolarını kesip sökerek çalması şeklindeki eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e. maddesi uyarınca yapılan uygulamada herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 14.06.2023 tarihli ve 2021/9512 Esas, 2023/3593 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.12.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Karşı oy) KARŞI OY Sanığın suç tarihi olan 08.02.2015 günü tamir amacıyla sokak üzerine bırakılan 77 AE 096 plakalı Mazda marka aracın kilitli olmayan sol ön kapısını açarak otomobil içerisinden CD çalarlı Pioner marka oto teybini çaldığı ... olduğu olayda; sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141/1. maddesindeki suçu mu yoksa 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e maddesindeki suçu mu oluşturduğu hususunda Dairemizin ... çoğunluğu ile aramızda uyuşmazlık doğmuştur. Ayrıntıları Dairemizin 14.06.2023 tarihli ve 2021/9512 Esas. 2023/3593 sayılı kararındaki muhalefet şerhinde de açıklandığı üzere; 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesi açıktan (basit) hırsızlık suçunu. 142/1-e maddesi ise “adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya” hakkında hırsızlık suçunu düzenlemiştir. Yine aynı muhalefet şerhinde adet, tahsis veya kullanım gereği açıkta bırakılma halleri öğretideki görüşlere de değinmek suretiyle izah edilmiş ayrıca yakın geçmişte verilen Ceza Genel Kurulu kararları da örnek olarak gösterilerek, kapıları kilitli olmayan aracın içerisinde bulunan eşyanın 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e maddesi kapsamında adet, tahsis veya kullanım gereği açıkta bırakılan eşya kapsamında değerlendirilmeyeceği bizim de görüşümüzdeki gibi aynı Kanun'un 141/1. maddesinde düzenlenen basit hırsızlık suçunu oluşturacağı belirtilmiştir. Uyuşmazlık konumuz kilitli olmayan araç içerisindeki teybin çalınması olduğu için 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e maddesi kapsamında kalan araçtan hırsızlık hallerinden bahsetmek isterim. Herkesin rahatça girip çıkabileceği cadde, sokak ya da meydan gibi kamuya açık yerlerde ... halinde bırakılmış araçların dış kısımlarında bulunan tekerlek (lastik), jant, plaka, anten, silecek, bagaj aparatı, yan aynalar, kamyonların dış tarafında olup kafes veya benzeri bir şeyle kilit altına alınmamış aküleri, hatta araçların kilitli olmayan depoları içerisinden hortum v.b. bir şeyle çekilen yakıtları bu bent kapsamında değerlendirilmektedir. Burada aracın kilitli olup olmamasının da bir önemi de yoktur. Önemli olan araç cadde, sokak ya da meydan gibi herkesin girip çıkabileceği kamuya açık bir yerde olmasıdır. Dikkat edilecek olursa çalınan parçalar aracın dış kısmında bulunan parçalarıdır. Bu şekilde değerlendirilme yapılmasının nedenine gelecek olursak; aracın dış kısmında bulunan araca ait bu parçalar adet, tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşyalardır. Bu parçalar aracı ... ... yanından ayrılırken yanımıza alabileceğimiz, alıp evimize ya da başka bir yere götürebileceğimiz parçalar değildirler. Kanun da açık açık adet, tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılan eşyadan bahsetmiştir. Aracın dışındaki parçalar bu madde kapsamında olup aracın iç kısmındaki teyb benzeri parçaları bu kapsama dahil edemeyiz, çünkü kullanımları gereği açıkta bırakılmaları söz konusu değildir. Bakıldığında bu parçaları da aracı ... ettiğimizde alıp yanımızda götüremeyiz. Ancak burada adet veya kullanım gereği araç kilitlenerek bırakılır. Bu bir zorunluluktur. Bu zorunluluk eşyanın adet veya kullanım şeklinden kaynaklanmaktadır. Hiç kimse aracını ... ettiği sırada aracını kilitlemeden bırakmaz, bırakamaz. Aracın kilitli olup olmaması farklı sonuçlara bağlanmıştır. Kilitli bırakılan aracın kapısı zorlanır, kilit ya da camı kırılıp içerisinden araca ait herhangi bir parça alınırsa hatta araç içerisinde bırakılan bu neviden olmayan çanta, gözlük, cep telefonu v.b. kişisel bir eşya alınsa eylem 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e maddesindeki suçu değil kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış bir eşyanın çalınması söz konusu olduğundan aynı Kanun'un 142/2-h maddesindeki hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Tekrar etmek gerekirse çalınan eşya kilitli olmayan araç içerisindeki teybtir. Aracın iç kısmında bulunan bir parçasıdır. Çalınan eşyanın aracın bir parçası olması yeterli, aracın içinde ya da dışında olmasının bir önemi yoktur diyemeyiz, bunu dersek hırsızlık suçlarına dair tüm uygulamalarımızı temelinden sarsarız. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için araç hırsızlıklarından bahsetmetmek isterim. Olayın işleniş şekli ve aracın bulunduğu yere göre farklı uygulamalar söz konusudur. Çalınan şey hepsinde de araç olduğu halde, uygulama maddesi birbirinden farklıdır. Çalınan araçtır diyerek uygulamayı aynı kabul edemeyiz. Örneğin, araç sokakta kilitli vaziyette bırakıldığında aracın kapısı zorlanıp açılarak düz kontak yapılıp çalındığında eylem 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesindeki suçu oluşturmakta, ancak araç yine aynı pozisyonda ve kontak anahtarı da kontakta takılı iken araç çalındığında bu kez eylem 141/1. maddesindeki açıktan (basit) hırsızlık suçunu oluşturmakta, aynı örnekteki aracın kapısı haksız ele geçirilmiş anahtar, taklit anahtar veya diğer bir aletle açılıp araç çalıştırılıp götürüldüğünde bu kez eylem 5237 sayılı Kanun'un 142/2-d maddesi kapsamında kalmaktadır. Aracımız cadde sokak ya da meydan gibi kamuya açık bir yerde değilde ev ya da iş yerimizin eklentisinde bulunduğu sırada çalındığında ise eylem aynı Kanun'un 142/2-h maddesindeki hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Özetle, araçların adet veya kullanım gereği kilitli bırakılmaları esastır. Bu bir zorunluluk, yükümlülüktür. Bu yükümlülük yerine getirilerek kilitlenen araç içerisinden araca ait bir parçanın çalınması ile aracın dış kısmında bulunan yine araca ait bir parçanın çalınması farklıdır. Bunun nedeni ise yasadır. 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e maddesi kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşyanın çalınmasını düzenlemiştir. Kilitli aracın içinden herhangi bir kişisel eşya ya da araca ait bir parça çalındığında ise farklı bir durum söz konusu olup araç kilitli olduğu için 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen kilitlenmek suretiyle muhafaza altına alınmış eşyanın çalınması suçu, araç kilitli değilse aynı Kanun'un 141/1. maddesinde düzenlenen açıktan hırsızlık suçu, dış kısmındaki parçalardan biri çalındığında ise araç ister kilitli olsun ister kilitlenmemiş olsun bu parçalar adet veya kullanımları gereği açıkta bırakıldıkları için aynı Kanun'un 142/1-e maddesindeki suç oluşmaktadır. Yukarıdaki anlatımlarımdan da anlaşılacağı üzere çalınan eşyanın çalınma şekli, bulunduğu yer. eşyanın özelliği gibi hususlar uygulama maddesini belirlemektedir. Somut olayımızdaki gibi araca ait aracın iç kısmındaki bir parçası olan teyp, adet, tahsis veya kullanım gereği açıkta bırakılmış bir eşya niteliğinde değildir. Bu haliyle eylem 5237 sayılı Kanun'un 141/1. maddesi kapsamında kalmaktadır. Bu nedenle ... çoğunluğun kararına muhalifim. İtirazın kabul edilmesi gerekmektedir.
Ceza Genel Kurulu, 2018/591 E., 2022/89 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
1- Sanığın, gece vakti sokağa park edilmiş vaziyette bulunan mağdura ait kamyonun açık kasa üzerine gerilerek kapatılmış brandayı keserek kasadan suça konu kavun ve karpuzları çalmaya teşebbüs ettiği olayda, üzerine atılı suçun TCK'nın 141/1 ve 143. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Ceza Genel Kurulu         2018/591 E.  ,  2022/89 K. "İçtihat Metni" Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 13. Ceza Dairesi Sanık ...'in hırsızlık suçundan TCK'nın 142/1-e, 143, 35, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 10 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin ... 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 20.11.2014 tarihli ve 520-547 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesince 22.10.2018 tarih ve 2285-14530 sayı ile; "Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanığın, gece vakti sokağa park edilmiş vaziyette bulunan mağdura ait kamyonun açık kasa üzerine gerilerek kapatılmış brandayı keserek kasadan suça konu kavun ve karpuzları çalmaya teşebbüs ettiği olayda, üzerine atılı suçun TCK'nın 141/1 ve 143. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2- Sanığın eylemi dikkate alınarak TCK'nın 61. maddesi uyarınca suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı gözetilip temel ceza belirlenirken alt sınırdan ayrılınması gerektiğinin gözetilmemesi," isabetsizliklerinden, ceza süresi yönünden sanığın kazanılmış hakkının korunması kaydıyla bozulmasına oy çokluğuyla karar verilmiş, Daire Üyeleri...; "Bilindiği gibi kavun ve karpuz taşınması, yükleyip boşaltılması oldukça zor ve külfetlidir. Üstelik her indirip yüklemede zedelenir, kırılır ve zayiat verilir. Bu nedenlerle kavun ve karpuz satan esnaf satacağı yere ya da araca bir kez yerleştirdikten sonra kolay kolay ürünlerin yerini değiştirmez, değiştiremez. Buna bağlı olarak da satış yapılacak yere bir kez indirilip yerleştirilir, araçta satılacak ise de yine bir kez yerleştirilir. Sonra o kısım bitinceye kadar yeri değiştirilmez, taşınmaz. Yaz meyveleri olduğu için de üstü sadece küçük bir branda ile örtülür. Tüm ülkede adet ve kullanım gereği kavun ve karpuz tezgahları açıkta bırakılır. Bu adet gereği açıkta bırakılma nedeniyle çalınması hâlinde basit hırsızlık değil TCK'nın 142/1-e maddesinde düzenlenen adet gereği açıkta bırakılan eşya hakkında hırsızlık suçu oluşmaktadır. Bu nedenle, yerel mahkemenin kararı yerindedir." açıklamasıyla karşı oy kullanmışlardır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 15.11.2018 tarih ve 77948 sayı ile; "...Hırsızlık suçunun temel ve basit hâlini düzenleyen TCK'nın 141/1. maddesinde 'Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.' düzenlemesi yer almakta, devam eden 142. maddede ise fıkralar hâlinde hırsızlık suçunun temel şekline göre daha ağır cezalar içeren nitelikli hâlleri sayılmış bulunmaktadır. Nitelikli hâlleri düzenleyen suç tarihindeki 142. maddenin 1. fıkrasının (e) bendinde, 'Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında' hırsızlık suçunun işlenmesi nitelikli hâl olarak sayılmıştır. Fıkranın gerekçesinde, örnekleme yoluyla bu hâl açıklanırken 'tarlalarda bırakılan tarım araçları, inşaat yerine yığılan malzeme, bu kapsama giren eşyaya örnek olarak gösterilebilir. Bunların çalınmalarında kolaylık bulunması, bu nitelikli hâlin kabulüne etken olmuştur.' izahatı yapılarak sınırlayıcı bir düzenleme yapılmamıştır. Bu gerekçe karşısında, 'çalınmalarında kolaylık bulunan adet veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya' tanımına, somut olayımızdaki, yüklemesi ve indirmesi, taşınması oldukça zor olan bir kamyon dolusu bozulacak mahiyette kavun ve karpuzun üzerine branda örtülerek cadde üzerinde ve araç içerisinde eylül ayında park hâlinde bırakılması da dahildir. Nitekim, 765 sayılı TCK'nın 491/2. maddesindeki aynı düzenlemenin uygulaması da bu yöndedir. Maddede zikredilen 'adet' belli bir konuda benimsenmiş davranış biçimini, kişisel alışkanlığı değil genellik niteliğini kazanmış uygulamayı ifade etmektedir. Bu adet, tüm ülkede geçerli olabileceği gibi, yerelde de olabilir. 'Kullanım gereği' ifadesinde ise, eşyanın kullanılması için açıkta bırakılmasının zorunlu olduğu durumlar kastedilmektedir. Nitekim, Yargıtay 13. Ceza Dairesi, 16.05.2016 tarihli ve 5720-9075 sayılı kararında, benzer şekilde satılmak üzere pazar yerine geceden bırakılan soğan ve patates çuvallarının hırsızlanması eyleminin, tahsis ve kullanımları gereği açıkta bırakılan eşya hakkında hırsızlık suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Dolayısıyla, Yerel Mahkemenin kararı isabetli olup teşdiden ceza verilmesi için aleyhe temyiz bulunmadığından (2) numaralı bozma sebebi eleştiri konusu yapılarak hükmün onanması gerekmektedir." düşüncesiyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece, 0.12.2018 tarih, 10679-17934 sayı ve oy çokluğuyla itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme hırsızlık suçundan kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın, cadde üzerinde park hâlinde bulunan mağdura ait üzeri branda ile örtülü aracından geceleyin gerçekleştirdiği hırsızlığa teşebbüs eyleminin TCK'nın 141/1. maddesine mi, yoksa aynı Kanunun 142/1-e maddesine mi uyduğunun belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya içeriğinden; Yakalama ve el koyma tutanağında; 08.09.2013 tarihinde gece saat 02.45 sıralarında ... isimli şahsın haber merkezini arayarak ...önünde park hâlinde bulunan bir kamyonetten kavun ve karpuz çalındığını, çalan şahısları kendi aracıyla takip etmekte olduğunu, şu an .... üzerinde bulunduklarını ihbar etmesi üzerine tarif edilen yere intikal edildiğinde ... plakalı bir araçtan boş arazi üzerine kavun karpuz indirmekte olan sanığın yakalandığı, olay yerinde bulunan ihbarcı şahsın anlatımı üzerine ...önünde park hâlinde bulunan ....plakalı ... marka kamyonetin yanına gidildiği, aracın açık kasası üzerine gerilerek kapatılmış olan brandanın muhtelif yerlerinin kesilip açıldığı ve kasada yüklü vaziyette olan kavun ve karpuzların büyük bir bölümünün alınmış olduğunun bildirildiği, Görgü tespit tutanağında;.... plakalı aracın kasa kapağının açılıp aracın üzerini örten iplerin çözülerek kasada yüklü olan kavun ve karpuzların çalınmış olduğu bilgilerine yer verildiği, Anlaşılmıştır. Mağdur ... aşamalarda; ... plakalı kamyonetiyle seyyar satıcılık yaparak geçimini sağladığını, olay tarihinde içinde yaklaşık 2,5 ton kavun ve karpuz yüklü olan kamyonetini cadde üzerinde bulunan ...yakınlarına bırakarak evine gittiğini, gece saat 03.30 sıralarında polislerin kendisini uyandırarak aracından hırsızlık olayı meydana geldiğini haber verdiklerini, aracını kontrol ettiğinde üzerindeki brandanın yırtılarak kavun ve karpuzlarının yarıdan fazlasının alındığını gördüğünü, sanıktan ele geçirilen malzemelerin birinci kalite olup bölgesel özellik taşımaları nedeniyle kendisine ait olduğunu teşhis ettiğini, Tanık ... aşamalarda; olay tarihinde saat 01.45 sıralarında dışarıdan sesler geldiğini, sokağı kontrol ettiğinde biri küçük diğeri yetişkin iki şahsı, ikametinin önünde park hâlinde bulunan ve mağdura ait olduğunu bildiği kamyonetten kendi araçlarına kavun ve karpuz yüklerken gördüğünü, şahıslara bağırdığını, bunun üzerine şahısların araçlarına binerek yüklemiş oldukları kavun karpuzlarla birlikte mahalleden ayrıldıklarını, kendisinin de aracı ile şahısları takip ettiğini, bu sırada polisi de arayarak haber verdiğini, şahısların .... üzerinde aracı park edip kavun ve karpuzları indirmeye başladıklarını, diğer şahsın kaçıp gittiğini, sanığın ise olay yerine gelen ekipler tarafından yakalandığını, Beyan etmişlerdir. Sanık soruşturma aşamasında; seyyar satıcılık ve hurdacılık yaptığını, olay tarihinde yanında 12 yaşındaki yeğeni ile birlikte ... plakalı aracıyla seyir hâlindeyken yeğeninin lavabo ihtiyacının gelmesi nedeniyle ...önünde durduğunu, bu esnada camdan bakan bir şahsın kendilerine bağırdığını, araca binerek olay yerinden ayrıldıklarını, ikamet ettiği mahalle üzerinde bulunan boş sergi alanına ... isimli şahıstan satmak amacıyla almış olduğu karpuzları indirirken polislerin kendisini yakaladığını, Kovuşturma aşamasında önceki beyanlarından farklı olarak; aracıyla kavun karpuz sattığını, bir ara lavabo ihtiyacını gidermek amacıyla aracından ayrıldığını, bu sırada yanında çalışan 12 yaşındaki yeğeninin başka bir araçtan kendi aracına kavun karpuz yüklemiş olduğunu, bu durumdan kendisinin haberi olmadığını, atılı suçu işlemediğini, Savunmuştur. Uyuşmazlığın isabetli bir şekilde çözümlenebilmesi için öncelikle hırsızlık suçunun ilgili hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 141. maddesinde yer alan "Zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı, kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak maksadıyla bulunduğu yerden alan kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir." şeklindeki düzenleme ile hırsızlık suçunun basit hâli hüküm altına alınmış, aynı Kanunun 142. maddesinde ise suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri sayılmıştır. Hırsızlık suçunun basit hâlinin oluşması için, başkasına ait taşınabilir eşyanın suçun nitelikli hâllerinde belirtilen şekiller dışında çalınması gerekmektedir. Suç tarihi itibarıyla uyuşmazlık konusuyla ilgili 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi; "(1) Hırsızlık suçunun; e) Adet veya tahsis veya kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında, İşlenmesi hâlinde, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..." şeklinde iken, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 62. maddesiyle 5237 sayılı TCK'nın 142. maddesinin 1. fıkrasındaki “iki yıldan beş yıla kadar hapis” şeklindeki yaptırım “üç yıldan yedi yıla kadar hapis” olarak değiştirilmiştir. Belirtilen bentteki suçun oluşabilmesi için, hırsızlık fiilinin âdet veya tahsis ya da kullanımları gereği açıkta bırakılmış eşya hakkında işlenmesi gerekmekte olup bu bölüme ilişkin madde gerekçesinde de; "fıkranın (e) bendinde, âdet veya tahsis ve kullanım gereği açığa bırakılmış olan eşya hakkında hırsızlık suçunun işlenmesi, bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir. Tarlalarda bırakılan tarım araçları, inşaat yerine yığılan malzeme, bu kapsama giren eşyaya örnek olarak gösterilebilir. Bunların çalınmalarında kolaylık bulunması, bu nitelikli hâlin kabulünde etken olmuştur." şeklinde açıklamalara yer verilmiş, böylece maliklerince her türlü denetim, gözetim ve önlemden yoksun olan, sahiplerince sürekli biçimde korunmalarındaki zorluk nedeniyle açık alanda bulunan eşyanın başkaları tarafından alınabilmesinin kolaylığını dikkate alan bir düzenleme yapılmıştır. Suçun konusu açıkta bırakılmış eşya olup, "açıkta bırakılmış eşya" ifadesinden özel alanlar dışında kalan caddeler, sokaklar, parklar, bahçeler, tarlalar, sahil kenarları ve bunun gibi yerlerde bırakılmış eşyalar akla gelmelidir. Bununla birlikte maddedeki nitelikli hâlin oluşması için, eşyanın açıkta bırakılması yeterli olmayıp hangi nedenle açıkta bırakıldığının araştırılması ve âdet veya tahsis ya da kullanımları gereği açıkta bırakılma şartlarının da aranması gerekecektir. 5237 sayılı TCK'nın 142/1-e maddesinde yer alan nitelikli hırsızlığın karşılığı 765 sayılı TCK’nun 491/2. maddesinde; “adet muktezası olarak yahut tahsis ve istimalleri itibarıyla umumun tekafülü altında bulunan eşya hakkında hırsızlık” olarak düzenlenmiştir. İki madde birbiriyle paralel hükümler içermekte ise de, umumun tekafülü ya da kamunun güvencesine bırakılma şeklinde ifade edilen unsur 5237 sayılı TCK'nın 142/1-e maddesinde bulunmadığından, açıkta bırakmanın âdet, tahsis ya da kullanım gereği nedenlerine dayandığının tespiti yeterli kabul edilmiş ve böylece nitelikli hâlin uygulama alanı 765 sayılı TCK'na göre genişletilmiştir. Öğretideki görüşlere göre "âdet"; toplumda süreklilik kazanan, alışkanlık oluşturan ve genellik karakterini taşıyan, kamu düzenine, kanunlara ve ahlaka aykırı olmayan, uygunlukları nedeniyle kanunlarca korunabilir nitelikteki yaygın davranış biçimi olarak tanımlanmış olup zamana, yere ve bölgeye göre değişebileceği ancak kişisel alışkanlıkları kapsamadığı kabul edilmektedir. "Tahsis" kelimesi, eşyanın bir ... için özgülenmesi, ayrılması, belirlenmesi ve hasredilmesi anlamına gelmektedir ki, parka gelenlerin oturmasına tahsis edilmiş durumda olan banklar bu kapsamda değerlendirilmelidir. "Kullanım gereği" ibaresi ile, eşyanın kullanılması için açıkta bırakılmasının zorunlu olduğu durumları kastedilmekte olup, söz konusu eşyanın amacına uygun kullanılabilmesi ve kendisinden beklenen fonksiyonu yerine getirilebilmesi için açıkta durmasının gerekli olduğu hallerde bu nitelikli hâl uygulanacaktır. Doktrindeki yaygın görüşlere göre, suça konu eşyanın genel ve kamuya açık bir yerde bulunmayıp herkesin rahatlıkla girip çıkamayacağı bir yere bırakılması, açıkta bırakılmasının adet veya tahsis ya da kullanımları gereği zorunlu olmaması, sahibi veya zilyedi ya da onlar adına başkasının gözetimi altında olması, ebat ve ağırlığı gereği çalınmasının normalin üstünde bir güç ve teknik gerektirmemesi gibi durumlarda söz konusu nitelikli hâlin uygulanmayacağı kabul edilmekte, elektrik ve telefon direkleri, çeşmeler, elektrik lambaları, demir yollarındaki raylar, tarlalardaki tarım araçları ve toplandıktan sonra bırakılan mahsuller, deniz kıyısında bırakılan kayıklar ve ağlar, trafik işaret ve lambaları, inşaata bırakılan inşaat malzemeleri ve demirler, anıtlara bırakılan çelenkler, yol kenarlarına yığılan taş ve çakıllar, gemilerdeki can yelekleri ve filikalar, binalar üzerindeki paratonerler, sel ve baskınların önlenmesi için yapılmış duvar taşları ve kapaklar, deprem anında acil müdahale için gerekli malzemelerin bulunduğu deprem konteynırları bu nitelikli hâl kapsamında bulunan eşyalara örnek olarak gösterilmektedir (Sulhi Dönmezer, Mala Karşı Cürümler, Beta Yayınevi, 2001, s.388, Osman Yaşar, ... Tahsin Gökcan, ... Artuç, Türk Ceza Kanunu, ... Yayınevi, 2010, s. 1410; İsmail Malkoç, Yeni Türk Ceza Kanunu, Malkoç Kitapevi, 2005, s.938; Kubilay Taşdemir, ... Özkepir, Sahtecilik ve Mala Karşı Cürümler, Adil Yayınevi, 1999, s.332). Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın, 08.09.2013 tarihinde geceleyin, seyyar satıcılık yapan mağdurun cadde üzerine park ettiği kamyonetinin brandasını keserek yaklaşık bir ton ağırlığındaki kavun ve karpuzları çalmaya teşebbüs ettiği olayda; Suça konu kavun karpuzun, sayı ve nitelik itibarıyla her gece devamlı bir biçimde başka bir alanda muhafaza edilmesinde güçlük bulunmakla birlikte, TCK'nın 142. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki nitelikli hâlin uygulanabilmesi için hırsızlık suçuna konu eşyanın, devamlı surette taşınması veya bakım ya da gözetiminin zor olması yanında bu zorluk nedeniyle açıkta bırakılmasının adet niteliği kazanmış olması gerektiği hususu dikkate alınarak, toplumumuzda süreklilik kazanmış genel alışkanlığın, taşınma ve yerleştirilmelerindeki zorluk nedeniyle, meyve sebze kasalarının, alışveriş faaliyeti başlamadan bir gün öncesinden pazar yerine bırakılmaları yönünde olduğu, benzer şekilde pazar yeri niteliğinde olmasa bile o yörede belli bir yerin sergi alanı olarak kullanılagelmesi nedeniyle satış işlemi tamamlandıktan sonra ürünün gerek tezgah üzerinde gerekse de aracın kasasında bırakılması durumunda da adet gereği açıkta bırakılmış eşyadan bahsedilebileceği, açık kasa kamyoneti ile sokak aralarında seyyar kavun karpuz satan mağdurun, akşam olduğunda üzerini branda ile kapatıp iplerle bağladığı ve kasasında kavun karpuz yüklü kamyonetini ikametine yakın cadde üzerinde bulunan aynı yere park etmesi şeklindeki alışkanlığının, toplumda ya da o bölgede genel kabul görmüş bu anlamda süreklilik kazanmış bir uygulama olarak kabul edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin TCK’nın 141/1. maddesinde yazılı bulunan basit hırsızlık suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 15.02.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun maddi unsurunu oluşturan 'alma' fiili, suçun tipikliğinin gerçekleşmesi bakımından merkezi bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, 'alma' fiilini ve dolayısıyla suçun maddi unsurunu hukuken en doğru şekilde ifade eden durum aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sağlanacak yararın ekonomik bir değer taşıması ve suçun tamamlanması için bu yararın fiilen elde edilmiş olması
B) Suça konu malın, hukuki düzen tarafından mülkiyeti korunan ve zilyetliği devredilebilir nitelikte bir değer olması
C) Mal üzerinde fiili hâkimiyeti bulunan zilyedin, tasarruf yetkisini ortadan kaldıracak şekilde malın bulunduğu yerden rızasına aykırı olarak alınması
D) Fiilin icrası esnasında suça konu malın değerinde azalma meydana gelmesi halinde eylemin mala zarar verme suçu olarak nitelendirilmesi
E) Failin, mağdur ile arasındaki hukuki bir ilişkiye dayanan muaccel bir alacağı tahsil etme amacıyla malı zilyetliğine geçirmesi

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol