Türk Ceza Kanunu 179. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 179- (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[76]
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
1.169 karar eşleşti
12. Ceza Dairesi, 2020/9687 E., 2024/2573 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 179/3-2, 62/1, 53/1-2-3.maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası D
12. Ceza Dairesi 2020/9687 E. , 2024/2573 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/735 E., 2016/25 K.
SUÇLAR : Taksirle öldürme, Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafii ve mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı TCK'nın 179/3-2, 62/1, 53/1-2-3.maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; Eksik inceleme ile karar verildiğine, ölüm ile kaza arasında illiyet bağının olmadığına ve re'sen gözetilecek sebeplere ilişkindir.
2.Mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; 131 promil alkollü halde araç kullandığı tespit edilen sanığın, güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği ve dolayısıyla atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle öldürme suçlarının oluştuğu, ancak bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına neden olan sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesi uyarınca yalnızca taksirle öldürme suçundan cezalandırılması ile yetinilmesi gerektiği gözetilmeden ayrıca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan da cezalandırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 27.10.2013 günü saat 18.00 sıralarında 1.31
promil alkollü vaziyette olan sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahal içi, iki yönlü, 50 km/saat hız sınırı bulunan, 7.4 metre yol genişliğinde, görüş far ışıkları altında açık olan düz ve eğimsiz asfalt yolda seyir halindeyken, önünde aynı istikamete seyir halinde olan bir traktör nedeniyle ani fren yaparak karşı istikamet şeridine girmesiyle karşı istikamette seyir halinde olan katılan ...'nın idaresindeki otomobile çarpması neticesinde katılan ...'nın otomobilinde yolcu olarak bulunan ...'nın yaralanarak hastaneye kaldırıldığı ve kaldırıldığı hastaneden alınan geçici hekim raporunda hayati tehlike geçirmeyecek,femur boyun kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, taburcu edildiği ancak Bilecik Devlet hastanesinde dializ bölümünde tedavi görürken 20.11.2013 günü öldüğü olayda, İstanbul Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kurulunca 25 Şubat 2015 tarihinde düzenlenen 16356/801 sayılı raporda ...'nın ölümünün genel beden travmasına bağlı femur kırığı ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana gelmiş olduğu ve 27.10.2013 tarihinde maruz kaldığı trafik kazası neticesinde meydana gelen yaralanması ile Bilecik Devlet Hastanesinde 20.11.2013 tarihindeki ölümü arasında illiyet bağı bulunduğunun belirlendiği, mahkemece hükme esas alınan keşfe binaen düzenlenen 26.10.2015 tarihli bilirkişi raporu ile İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından tanzim edilen 08.12.2015 tarihli raporuna göre, sanığın idaresindeki otomobil ile görüşün far ışıkları altında sağlandığı iki yönlü yolda seyri sırasında hızını mahal şartlarına göre ayarlamaması, far ışıkları altındaki görüş alanını yeterince kontrol etmemesi, ani fren yaparak karşı istikamet şeridine girmesi ve alkollü olarak araç kullanması sebebiyle asli kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği, Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 53/6. maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 1 yıl süre ile sürücü belgesinin geri alınmasına, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ise 5237 sayılı TCK'nın 179/3-2, 62/1, 53/1-2-3.maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle öldürme suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda her iki suçtan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, TCK'nın "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179/3. maddesinde alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek olan kişinin araç kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda bir kişinin ölmüş olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre, taksirle öldürme suçunun zarar suçu, TCK'nın 179/3. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğinin tehlikeye sokma suçunun tehlike suçu olması, her iki suçun birlikte işlendiği hallerde, sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, anılan suçlar için kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu olmaları kriterinin esas alınması gerektiği, buna göre tehlike suçunun meydana gelen netice ile zarar suçuna dönüşmüş olması ve sanığın bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırıldığı gözetildiğinde, sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hüküm verilmesine yer olmadığına kararı verilmesi yerine, bu suçtan da mahkûmiyetine karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Eskişehir (Kapatılan) 10. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin ve mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2024 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (4)
12. Ceza Dairesi, 2024/2276 E., 2024/4393 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3 delaletiyle 179/2 ve 62/1. maddeleri gereğince 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bünyan Asliye Ceza Mahkemesinin 03/03/2020 tarihli ve 2019/170 esas, 2020/165 sayılı kararının, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3.
12. Ceza Dairesi 2024/2276 E. , 2024/4393 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/261 E., 2022/208 K.
SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
KARAR : Mahkumiyet
KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3 delaletiyle 179/2 ve 62/1. maddeleri gereğince 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bünyan Asliye Ceza Mahkemesinin 03/03/2020 tarihli ve 2019/170 esas, 2020/165 sayılı kararının, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 21/01/2021 tarihli ve 2020/1367 esas, 2021/33 sayılı kararıyla bozulmasını müteakip, yeniden yapılan yargılama neticesinde sanığın anılan suçtan 5237 sayılı Kanun'un 179/3 delaletiyle 179/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bünyan Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2022 tarihli ve 2021/261 esas, 2022/208 karar sayılı kararının itiraz edilmeden 30/04/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 11/03/2024 tarihli ve 94660652-105-38-29713-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03/04/2024 tarihli ve KYB-2024/32522 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 03/04/2024 tarihli ve KYB-2024/32522 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Dosya kapsamına göre sanığın Bünyan Asliye Ceza Mahkemesinin 03/03/2020 tarihli kararı ile cezalandırılmasına dair kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 21/01/2021 tarihli kararı ile bozulduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri" başlıklı 307/5. maddesinde yer alan, "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." şeklindeki düzenleme uyarınca, aleyhe istinaf yoluna başvurulmaması karşısında, istinaf bozma kararından önce tayin olunan cezanın sanık lehine kazanılmış hak teşkil edeceği ve yeniden kurulan hükümde önceki cezadan fazla cezaya hükmedilmeden karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3 delaletiyle 179/2 ve 62/1. maddeleri gereğince 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bünyan Asliye Ceza Mahkemesinin 03/03/2020 tarihli ve 2019/170 esas, 2020/165 sayılı kararının, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 21/01/2021 tarihli ve 2020/1367 esas, 2021/33 sayılı kararıyla bozulmasını müteakip, yeniden yapılan yargılama neticesinde sanığın anılan suçtan 5237 sayılı Kanun'un 179/3 delaletiyle 179/2 ve 62/1. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Bünyan Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2022 tarihli ve 2021/261 esas, 2022/208 karar sayılı kararının itiraz edilmeden 30/04/2022 tarihinde kesinleşmiştir.
2.İnceleme konusu hükümde, sanığın Bünyan Asliye Ceza Mahkemesinin 03/03/2020 tarihli kararı ile cezalandırılmasına dair kararın sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 21/01/2021 tarihli kararı ile bozulduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri" başlıklı 307/5. maddesinde yer alan, "Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz." şeklindeki düzenleme uyarınca, aleyhe istinaf yoluna başvurulmaması karşısında, istinaf bozma kararından önce tayin olunan cezanın sanık lehine kazanılmış hak teşkil edeceği ve yeniden kurulan hükümde önceki cezadan fazla cezaya hükmedilmeden karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Bünyan Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2022 tarihli ve 2021/261 esas, 2022/208 karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3 maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3.5271 sayılı Kanun’un 309/4 maddesinin (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.09. 2024 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2023/6386 E., 2024/1897 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
ayılı ilâmıyla, sanığın yüklenen suçtan mahkumiyeti yerine, dosya kapsamına ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelere dayanılarak beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak 5237 sayılı TCK'nın 179/3 maddesi delaletiyle 179/2, 62, 50/1-a, 52/4 maddeleri gereğince verilen 500 TL adli para cezasına ilişkin hükmün 5271 sayılı CMK'nın 2
12. Ceza Dairesi 2023/6386 E. , 2024/1897 K.
"İçtihat Metni"
B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/626 E., 2023/861 K.
SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, beraat kararı verilmiş, ilgili kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12.Ceza Dairesinin, 07.07.2014 tarihli ve 2014/3187 Esas, 2014/16708 Karar sayılı ilâmıyla, sanığın yüklenen suçtan mahkumiyeti yerine, dosya kapsamına ve oluşa uygun düşmeyen gerekçelere dayanılarak beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyularak 5237 sayılı TCK'nın 179/3 maddesi delaletiyle 179/2, 62, 50/1-a, 52/4 maddeleri gereğince verilen 500 TL adli para cezasına ilişkin hükmün 5271 sayılı CMK'nın 231/5 maddesi gereğince geri bırakılmasına karar verilmiş, kararın 09.12.2014 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 01.07.2015 tarihinde işlediği 5237 sayılı TCK’nın 179/3 maddesinde tanımlanan trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan İzmir 16.Asliye Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet kararın 08.11.2022 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine mahkemece basit yargılama hükümlerinin uygulanmaması yönünde takdir hakkı kullanılarak genel hükümlere göre yargılamaya devamla önceki hükmün 5271 sayılı CMK'nın 231/11. Maddesi gereğince açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 179/3 maddesi delaletiyle 179/2, 62, 50/1-a, 52/4 maddeleri gereğince 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, müvekkilinin suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak delilin bulunmadığından hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; aynı gün saat 01.20de kolluk görevlilerince tutulan tutanakta sanığın babasına ait ve bordo renkli 09 DT 484 plakalı araca çarptığı iddia olunan, içerisi boş bira şişeleri ile dolu vaziyetteki çeşitli yerlerinde sürtünme izi bulunan 09 DP 030 plakalı aracın başına gidildiğinde, aşırı derecede alkollü sanığın aracın yanında olduğu ve kontak anahtarının sanığın üzerinde bulunduğunun bildirildiği, bu durumu sanığın da aynı gün kolluk huzurunda alınan ifadesinde doğruladığı, olay yeri görüntülerinde de çarpan aracın renginin bordoya benzer renkte olduğuna yer verildiği, düzenlenen genel adli muayene raporunda sanığın alkolmetreyi üflemekten imtina etmesine ve kan alımına izin vermemesine karşın koklamakla ve klinik olarak alkollü olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği hususları birlikte gözetildiğinde almış olduğu alkolün etkisi ile trafik güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde araç kullanarak maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiği anlaşılan sanık hakkında, 5237 sayılı TCK'nın 179/3 maddesi delaletiyle 179/2. maddesindeki trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken, sonuç cezanın adli para cezası şeklinde karar verildiği, 5271 sayılı CMK'nın 231/7. maddesindeki "Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez" amir hükmüne rağmen hükmedilen kısa süreli hapis cezasının bu şekilde 5237 sayılı TCK'nın 50 maddesi uyarınca adli para cezası seçenek yaptırımına çevrilmesi hukuka aykırı bulunmuşsa da, aynı Kanun'un 50/3. fıkrası gereğince suç tarihinde sabıkası bulunmayan sanık hakkında hükmedilen 30 günden az hapis cezasının, paraya çevrilmesinin yasal zorunluluk olduğu gözetildiğinde, bu hususun sonuca etkili olmadığı anlaşıldığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Aydın 4.Asliye Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafiinin tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2024 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2022/8805 E., 2023/2260 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, ve 53 üncü maddesinin birinci ikinci üçüncü fıkraları ile 58 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere
12. Ceza Dairesi 2022/8805 E. , 2023/2260 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma
HÜKÜM : Temyiz isteminin reddine dair ek karar ve mahkûmiyet
Sanıklar hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; ve mahkeme verilen 07.06.2022 tarihli ve 2021/65 Esas, 2022/269 karar sayılı ek kararın; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Erzurum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2015/63 Esas, 2015/290 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, ve 53 üncü maddesinin birinci ikinci üçüncü fıkraları ile 58 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; sanık ... hakkında ise trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan, 5237 sayılı Kanunun 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Erzurum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2015/63 Esas, 2015/290 Karar sayılı kararının sanıklar tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17.11.2020 tarihli ve 2019/13146 Esas, 2020/6054 Karar sayılı kararı ile eylemin 5237 sayılı Kanunun 179 uncu maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suçu oluşturduğundan ve sanık ... hakkında hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken tekerrüre esas alınan ilamdaki suçun yasa değişikliği nedeniyle uyarlama yargılamasına konu edilip edilmediğinin araştırılması geretiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Erzurum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2021/65 Esas, 2022/269 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan, 5237 sayılı Kanunun 179 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, ve 53 üncü maddesinin birinci ikinci üçüncü fıkraları ile 58 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 1412 sayılı Kanunun 326 nci maddesinin sonuncu fıkrası uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hükmedilen hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; sanık ... hakkında ise trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan, 5237 sayılı Kanunun 38 inci maddesi delaletiyle, 179 uncu maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 1412 sayılı Kanunun 326 inci maddesinin sonuncu fıkrası, 5271 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Erzurum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2022 tarihli ve 2021/65 Esas, 2022/269 Karar sayılı ek kararı ile sanık ...’in temyiz başvurusu hakkında “temyiz talebinin süresinde olmamasından dolayı reddine” karar verilmiştir.
5. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.10.2022 tarih, 2022/114801 sayılı tebliğnamesi ile ek kararın ve hükmün onanması talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık ...'in temyiz istemi, talebinin süresi geçtiğinden bahisle ret kararının temyiz yolu açık olduğunun tebliğ edilmesi nedeniyle temyiz hakkını kullanmak istediğine ilişkindir.
2.Sanık ...'in temyiz istemi, suçun unsurlarının oluşmadığına, suçun işlendiğine yönelik yeterli delil olmadığına ve beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mahkeme gerekçesinde "Sanık ...'ın suç tarihinde ...plaka sayılı ... ile Star Ağrı Doğubayazıt firması adına yolcu taşımacılığı yaptığı, diğer sanık ...'ın firma yöneticisi olduğu, her iki sanığın kardeş oldukları, suç tarihinde ...'ın tarafına Erzurum Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından otogar dışından yolcu alması nedeniyle idari para cezası kesildiği, ayrıca sanık ...'in ehliyetinin ceza puanının dolması nedeniyle 2 ay süre ile ehliyetine el konulacağının bildirildiği, bunun üzerine sanık ...'in abisi diğer sanık ...'i arayarak durumdan haberdar ettiği, diğer sanık ...'in talimat üzerine sanık ...'in otobüsü yolun ortasına çekerek trafik akışını durduğu, her ne kadar sanıkların savunmalarında korsan taşımacılık yapan diğer araçları protesto etmek amacıyla bu şekilde davrandıklarını ifade ettikleri görülmüş ise de sanıkların eylemlerinin demokratik bir toplumda ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceği, zira trafiğin akışını engelleyecek şekilde otobüsün yol ortasında bırakılması biçiminde eylem yapmak yerine ilgili makamlara yazılı ve sözlü olarak bu şikayetlerini ayrıca bildirebilecekleri,sanıkların eyleminin trafiğin akışını engelleyip trafikteki diğer insanların güvenliğini tehlikeye attığından protesto hakkı kapsamında kabul edilemeyeceği, sanıkların trafiğin akışını engelleyecek şekilde otobüsün yol ortasında bırakılması biçimindeki eylemlerinin suçun maddi unsuru olan hareketlerden çarpma tehlikesi veya başka şekilde trafiği tehlikeye atmaya sebebiyet verebileceği anlaşılan eylemlerin sanıkların tevil yollu ikrarı ile de sabit olduğu, sanıkların eyleminin TCK'nın 179/1 maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturduğu hukuki sonuç ve vicdani kanaatine varılarak cezalandırılmaları cihetine gidilmiş, sanıkların bu eylemi taraflarına idari para cezası ve yaptırım uygulanması nedeniyle yaptıkları anlaşılmış olup suçun işleniş biçimi, sanıkların kasta dayalı kusurların yoğunluğu ve meydana gelen tehlikenin ağırlığı gözetilerek sanıkların eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nın 179/1 maddesi gereğince teşdiden cezalandırılmalarına karar verilmiştir." denilmiştir.
2.Sanık ... bozma öncesi savunmasında "Ben resmi olarak Erzurum Doğubayazıt aracı yolcu taşımacılığı yapmaktayım. Olay günü firmamıza ait ... Erzurum İlinden Doğubayazıt İlçesinde yolcu taşımacılığı yaptığı esnada durak dışında bir yolcu aldığı için hakkında cezai işlem yapılmıştır, bunun araçta bulanan ... bana haber vermesi üzerine ben de orada bulunan yetkili bir amir ile görüşmek istedim ancak kimse benim ile görüşmek istemedi, ben belli aralıklarla Erzurum Doğubayazıt arası korsan olarak çalışan araçları şikayette bulundum ancak bu şikayetlerime karşı yolcu taşımacılığı devam etti ben de bunu prosetso etmek için ...'a aracı şoförün yolu kesmek suretiyle park etmesini söyledim ve onlarda benim talimatım doğrultusunda yolu kestiler." şeklinde, bozma sonrası ise; kardeşine yolun kapatılması şeklinde talimat vermediğine yönelik beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
3.Sanık ... bozma öncesi ve aşamalarda savunmasında "Ben Star Ağrı Doğubayazıt isimli otobüs firmasında işçi olarak çalışırım iddianamede yaşanan olaylar doğrudur ancak ... şoförü ben değilim, aracı kullanan... isimli şofördü, olay günü ben Erzurum Araştırma Hastanesinde yolcum olan iki hastayı alıp ticari taksi ile firmamızın otobüsünün bulunduğu Köşk mevkiine doğru gittim, aracın yanına gittiğimde trafik polislerinin araca durak dışında yolcu aldığı için cezai işlem yaptığını gördüm bunun üzerine polislere ceza kestikleri için itaraz ettim, polislere Araştırma Hastanesinin önünde kaçak dolmuşların olduğunu neden onlara ceza kesmeyip bize ceza kestiklerini söyledim onlarda da bana o bizim işimiz siz karışamasınız diye cevap verdi, bunun üzerine ağabeyim olan firma sahibi ...'ı telefon ile aradım ağabeyim polisler ile görüşmek istediğini söyledi ben telefonu polislere verdim ancak polisler ağabeyim ile görüşmek istemediler bunun üzerine ... bana telefonda aracı yolun ortasına park et taki onlar benimle görüşene kadar bunun üzerine şoför... aracı yolun ortasına çekip yolu kapattı aradan 10 dakika geçtikten sonra polisler olay yerine gelip bizi aldı ve karakola götürdü." şeklinde beyanda bulunmuştur.
4.Kolluk görevlileri tarafından tanzim edilen suç tarihli tutanak içeriğine göre suça konu otobüsü şoförü olan Selahattin isimli şahsa cezai işlem uygulanması ve ceza puanın 100 puana ulaşması nedeniyle ehliyetine el konulması üzerine olay yerine (E-80 otoyolu Köşk Camii civarı) gelen sanık ...'in otobüsü yol ortasına çekerek anahtarı vermediği ve yolu trafiği kapatarak eylem yaptığı, aracın kolluk imkanlarıyla itilmek suretiyle yolu açmaya çalıştığından engellemeye uğraştığı, kademeli olarak güç kullanılarak sanığın yakalandığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A.Sanık ...'in temyiz talebinin reddine dair ek karar yönünden;
Sanığın yokluğunda verilip 18.05.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 26.05.2022 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği asıl kararın re’sen temyize de tabi olmadığı, aynı Kanun’un 315 inci maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Temyiz isteği kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılmış veya temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmişse veya temyiz edenin buna hakkı yoksa, hükmü temyiz olunan mahkeme bir karar ile temyiz dilekçesini reddeder.” şeklindeki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, ek kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, sanık ...’in temyiz isteği yerinde görülmemiştir.
B.Sanık ... hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik;
1.Sanık ...'e ait otobüs firmasında çalışan ve kardeşi olan sanık ...'e ait otobüsün, otogar dışından yolcu alması sebebiyle trafik ekiplerince cezai işlem uygulanması üzerine sanık ... cezai işlemin uygulandığı karayoluna geldiği, sanık ...'in talimatıyla sanık ... tarafından uygulanan cezai işlemi protesto etmek amacıyla otobüsün trafik akışını engelleyecek şekilde yolun ortasına çekildiği, kontak anahtarının da alınması üzerine bir süre bu şekilde kapalı kalan yolun takviye gelen kolluk kuvvetlerince itilmek suretiyle yol kenarına alındığı anlaşılmıştır.
5237 sayılı Kanunun 179 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki ''Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek, kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla kadar hapis cezası verilir'' şeklindeki düzenlemeye göre otobüsün yol ortasına çekilmesi talimatını veren sanığın eyleminin maddede yazılı suça vücut verdiği, dolayısıyla mahkemenin kabul ve takdirinde isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından sanık ...'in temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
2. Erzurum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2021/65 Esas, 2022/269 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, Erzurum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarihli ve 2015/63 Esas, 2015/290 karar sayılı kararının yalnızca sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle, ceza miktarı bakımından sanığın kazanılmış hakkı oluştuğundan, ilk hükümde sanık hakkında tayin edilen ceza miktarının infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, sanığın neticeten 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi, dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
A.Sanık ...'in temyiz talebinin reddine dair ek karar yönünden;
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Erzurum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.06.2022 tarihli ve 2021/65 Esas, 2022/269 Karar sayılı ek kararında sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden ek kararın, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B.Sanık ... hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik;
Gerekçe bölümünde (B-2) numaralı bendinde açıklanan nedenle Erzurum 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2021/65 Esas, 2022/269 Karar sayılı kararına yönelik Sanık ...’in temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasındaki sanık ... ile ilgili (2) ile numaralandırılan kısmın 3-5-6-7 inci paragraflarının hükümden çıkarılarak yerine "05.05.2015 tarihli ve 2015/63 Esas, 2015/290 karar sayılı hükmün yalnıza sanık tarafından temyiz edilmesi nedeniyle, halen uygulanmakta olan 1412 sayılı Kanunun 326 ıncı maddesinin sonuncu fıkrası dikkate alınarak, sanık hakkındaki 6.000,00 TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün infaz aşamasında gözetilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle, hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.06.2023 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2021/9625 E., 2023/2022 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
u suçtan cezalandırılamayacağı gerekçesiyle itirazı üzerine, itiraz mercii Ereğli(Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin 26/06/2018 gün ve 2018/824 D.İş sayılı kararı ile kaldırıldığı anlaşılmış ise de; "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı TCK'nın 179. maddesinin 3.
12. Ceza Dairesi 2021/9625 E. , 2023/2022 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Taksirle yaralama
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve sanığın mahkumiyetine
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Karapınar Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.03.2018 tarihli ve 2016/202 Esas, 2018/304 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları gereğince 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 20.02.2020 tarihli ve 2018/3702 Esas, 2020/632 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik mahalli Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararın kaldırılmasına ve sanığın 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin dördüncü fıkrası, 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 28.11.2021 tarihli ve 2020/43270 sayılı temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, hükmedilen ceza miktarının isabetli olmadığına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Mahkemece, ''Sanık ...'nun söz konusu kusurlu eylemi neticesinde katılan ...'ın dosyada mevcut adli raporlarda belirtildiği üzere duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması niteliğinde ve kemik kırılmasına yol açacak şekilde yaralandığı tespit edilmiştir. Diğer katılan ...'ın ise söz konusu kazada BTM ile giderilebilecek şekilde yaralandığı dosyada mevcut adli raporda sabittir. Sanığın taksirli eylemi sonucu birden fazla kişinin yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda "taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçunu işlemiş olduğu sabit olduğundan, suçun işleniş şekli, katılanlarda oluşan yaralanmaların ağırlığı, niteliği ve tarafların kusur durumu da dikkate alınarak, eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 89/4 maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle cezalandırılmasına, sanığın geçmişi (sabıkasız oluşu), yargılamaya yansıyan davranışları lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek sanığa verilen cezadan 5237 sayılı TCK’nın 62/1 maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, sanığın olay nedeniyle katılanların uğradığı maddi zararı giderdiğine ilişkin dosyaya yansıyan herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşıldığından hakkında CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına karar verilmiş, sanık hakkında üzerine atılı suç bakımından hükmedilen gün para cezası, günlüğü 20 TL’den adli para cezasına çevrilmiş, 24 eşit taksitle tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.''
Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
2. Katılanların kati adli muayene raporları dosyada mevcuttur.
3. Olay tarihli kaza tespit tutanağında, yargılama aşamasında keşif üzerine aldırılan 30.10.2017 tarihli polis memuru bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ve Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi 02.03.2018 tarihli raporunda, sanığın yola gereken dikkati vermeyerek, hızını yol ve trafik durumuna göre ayarlamaksızın, önündeki aracı güvenli mesafeden seyretmeksizin tam kusuruyla neticeye sebebiyet verdiği bildirilmiştir.
4. Sanık aşamalarda, alkollü halde ... başında uyuyakalmışken, kazanın meydana geldiğini, bu sebeple olayı hatırlamadığını, kendisinin kusuru bulunmadığını ileri sürmüştür.
5. Taraflar arasında uzlaşma sağlanamamış ve katılan tarafın zararı giderilmemiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
1. İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından isabetli görülmüşse de, cezanın uygulanması sırasında, bilinçli taksir hükümlerine yer verilmemesi uygun görülmemiş, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesince ''Yukarıda açıklanan ve toplanan kanıtlara göre ilk derece mahkemesi sıfatıyla Karapınar Asliye Ceza Mahkemesinin 29/03/2018 gün ve 2016/202 Esas ve 2018/304 sayılı kararı ile sanığın idaresindeki aracıyla alkollü vaziyette yola gereken dikkatini vermediği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı seyri sırasında hızını yol ve trafik durumuna göre ayarlamadığı, sağ şeritte, önünde seyir halindeki otomobile tehlikeli biçimde yaklaşıp arkadan çarpması ile meydana gelen olayda, dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketiyle asli kusurlu olduğu gerekçesiyle TCK'nın 89/4, 62/1, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri uyarınca 6.000,00-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hükmün o yer Cumhuriyet savcısı tarafından, sanığın yaklaşık üç saat sonra yapılan ölçümde 0,77 promil alkollü olduğunun tespit edilmesi nedeniyle atılı suçu bilinçli taksirle işlediği gözetilmeyip, TCK'nın 22/3. maddesinin uygulanmadığı gerekçesiyle istinaf edilmesi üzerine dairemizce;
Olay günü 07:10'da meydana gelen kazadan sonra, saat 10:14'de yapılan ölçümde 0,77 promil alkollü olduğu belirlenen sanık hakkında, alkolün etkisi ile bilinçli taksirle gerçekleştirdiği eyleminden dolayı TCK'nın 22/3. maddesinin uygulanmaması hukuka aykırı görülerek duruşmalı inceleme yapılması gerektiği kanaatına varılmıştır.
Sanık dairemizdeki yargılama sırasında SEGBİS bağlantısı yapılarak alınan savunmasında; alkollü olduğunu ve uyuduğunu kabul ettiğini belirtmiş, hakkında TCK'nın 22/3 maddesinin uygulanması ihtimaline göre alınan ek savunmasında da; alkollü olduğunu kabul ettiğini bildirmiştir.
Katılanlar talimat ile alınan beyanlarında önceki beyanlarına benzer mahiyette ifadelerde bulunup, şikayetlerinin devam ettiğini bildirmişlerdir.
Dairemizdeki yargılamaya iştirak eden Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasında özetle; Oluşa, savunma, mağdurların anlatımları ile doktor raporları, keşif zaptı, bilirkişi raporu, trafik kazası tespit tutanağı, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının raporu ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinde, sürücü belgesiz sanık ...’nun güvenli bir şekilde ... sevk ve idare edemeyecek derecede 0.77 (olay anında 1.22) promil alkollü olarak sevk ve idaresinde bulundurduğu ... plaka sayılı araçla, Devlet Karayolu (D-330-15) üzerinde Ereğli'den Karapınar istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde, aynı istikamette ön ilerisinde seyir halinde bulunan mağdur sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araca arkadan çarpması neticesinde sürücü ... ile aracında bulunan babası ...’ın nitelikli şekilde yaralanmalarına sebebiyet verdiği somut olayda; yönetimindeki araçla meskun mahal dışında seyri esnasında yola ve seyir çevresine gereken dikkatini vermemek, hızını yol ve trafik durumuna göre ayarlamamak, önündeki araçla yeterli ve güvenli takip mesafesi bırakmamak, alkollü ... kullanmak suretiyle ve aldığı alkolün de etkisiyle önündeki aracı geç farkederek sebebiyet verdiği olayda, dikkatsizliği, tedbirsizliği ve kurallara aykırı davranışlarıyla asli kusurlu olduğu, eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğunun gözetilmemesi kanuna aykırı görüldüğünden, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılarak, sanık ... hakkında TCK’nın 3/1, 22/4, 61/1. maddelerinde yazılı ilke ve ölçütler gözetilip, TCK’nın 89/4, 22/3. maddeleri uyarınca yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.
Sanık hakkında, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, o yer Cumhuriyet savcısının TCK'nın 44. maddesi uyarınca fikri içtima hükümleri uyarınca bu suçtan cezalandırılamayacağı gerekçesiyle itirazı üzerine, itiraz mercii Ereğli(Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin 26/06/2018 gün ve 2018/824 D.İş sayılı kararı ile kaldırıldığı anlaşılmış ise de; "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı TCK'nın 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde ... sevk ve idare edemeyecek olan kişinin ... kullanma halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, sanığın alkollü olarak ... kullanmaya başlaması ile suçun oluşacağı, alkollü olarak ... kullandığı sırada, tedbirsiz davranışı ile taksirle yaralamaya ya da ölüme neden olunması durumunda TCK'nın 85 veya 89. maddelerinde tanımlanan suçların da ayrıca oluşacağı, TCK'nın 44. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı dikkate alınarak, yerel mahkemece itiraz merciinin kesin kararı yönünden kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulması ihbarında bulunulması mümkün görülmüştür.
İddia, sanığın savunması, katılanların beyanı, kaza tespit tutanağı, adli tıp raporu, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın, olaydan yaklaşık üç saat sonra yapılan ölçümde 0,77 promil alkollü olduğunun belirlenmesi karşısında, alkol oranının her bir saatte ortalama 0,15 promil düşeceği bilimsel olarak kabul edildiğinden, yaklaşık 1.22 promil alkollü olarak yönetimindeki ... ile Ereğli-Karapınar karayolunda, aynı istikamette seyir halinde bulunan katılan ... yönetimindeki araca arkadan çarparak, katılan ...'ın duyu veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde, aynı araçta bulunan katılan ...'in ise BTM ile giderilebilecek şekilde yaralanmalarına sebebiyet verdiği, yola gereken dikkatini vermeyip, hızını yol ve trafik durumuna göre ayarlamadan, önündeki aracı yeterli ve güvenli mesafeden takip etmemekle alkolün de etkisiyle asli kusurlu olarak sebebiyet verdiği olaydan dolayı, TCK'nın 22/3. maddesinin uygulanmaması nedeniyle hukuka aykırı olan ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve sanık hakkında TCK'nın 89/4. maddesi uyarınca belirlenen cezada, alkollü vaziyette uyuduğunun da anlaşılması karşısında TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca takdiren yarı oranında artırım yapılıp, cezanın geleceği üzerindeki olası etkilerine göre takdiri indirim hükmü de uygulanarak aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.''
Biçimindeki gerekçe ile sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
3. Sanığa 5237 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunma hakkı verilerek alınan beyanında, alkollü olduğunu ve uyuduğunu kabul ettiğini dile getirmiştir.
IV. GEREKÇE
1.Sanığın yaklaşık 122 promil alkollü şekilde idaresindeki otomobille, gündüz vakti, meskun mahal dışı, bölünmüş asfalt kaplama yolda seyrederken, aracının ön kısımlarıyla, hemen önünde aynı istikamette seyreden sürücü ...'ın idaresindeki otomobilin arka kısımlarına çarpmasıyla, sanığın önde giden aracı yeterli mesafeden izlemeyerek tam kusuruyla bir kişinin duyu ve organlarından birinin sürekli zayıflaması niteliğinde, bir kişinin ise basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olaya ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde hukuka aykırılık yer almamaktadır.
2. Somut olayda sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma ve taksirle yaralama suçlarından açılan kamu davasında yapılan yargılama sonunda taksirle yaralama suçundan temyiz incelemesi yaptığımız hükmün yanında, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen hapis cezasının açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararına karşı, o yer Cumhuriyet savcısının 5237 sayılı Kanun'un 44 üncü maddesi uyarınca fikri içtima hükümleri uyarınca bu suçtan cezalandırılamayacağı gerekçesiyle itirazı üzerine, itiraz mercii Ereğli (Konya) Ağır Ceza Mahkemesinin 26.06.2018 gün ve 2018/824 D.İş sayılı kararı anılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırıldığı, bu husus hakkında Bölge Adliye Mahkemesince "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı TCK'nın 179. maddesinin 3. fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde ... sevk ve idare edemeyecek olan kişinin ... kullanma halinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, sanığın alkollü olarak ... kullanmaya başlaması ile suçun oluşacağı, alkollü olarak ... kullandığı sırada, tedbirsiz davranışı ile taksirle yaralamaya ya da ölüme neden olunması durumunda TCK'nın 85 veya 89. maddelerinde tanımlanan suçların da ayrıca oluşacağı, TCK'nın 44. maddesinin uygulanma olanağının bulunmadığı dikkate alınarak, yerel mahkemece itiraz merciinin kesin kararı yönünden kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulması ihbarında bulunulmasına'' ilişkin ibareye yer verildiği anlaşılmışsa da, 5237 sayılı Kanun'un "Trafik güvenliğini tehlikeye sokma" başlıklı 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle emniyetli bir şekilde ... sevk ve idare edemeyecek olan kişinin ... kullanma hâlinin suç olarak düzenlendiği, maddede belirtilen suçun tehlike suçu olduğu, somut olayda ise iki kişinin yaralanmış olması sebebiyle zarar suçunun oluştuğu, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; tehlikeli eylemin zarara yol açması ve her iki suçun birlikte işlenmesi halinde sanığın hangi suç nedeniyle cezalandırılacağı belirlenirken, suçlar için Kanunda öngörülen cezaların ağırlığının değil, zarar suçu-tehlike suçu ölçütünün esas alınması suretiyle, sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırılmasının mümkün olduğu ahvalde sadece taksirle yaralama suçundan cezalandırılması, ancak kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi, şikayetten vazgeçilmesi veya uzlaşma nedeni ile taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması gerektiği, somut olayda sanığın taksirle yaralama suçundan cezalandırıldığı gözetildiğinde, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan ''hüküm verilmesine yer olmadığına'' kararının zaman aşımı süresince mahkemesince her zaman verilebileceği, bu husus hakkında isabetli karar veren itiraz merciinin kararı üzerine kanun yararına bozma yoluna gidilmesinde hukuki yararın bulunmayacağı gözetilmelidir.
Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden;
1. Sanığın tam kusurlu olarak bir kişinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir, bir kişinin nitelikli şekilde yaralanmasına sebebiyet verdiği olayda suçun işleniş şekli, meydana gelen zararın ağırlığı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı nazara alındığında mahkemece hükmedilen ceza tayini yerinde bulunduğundan sanığın bu husustaki temyiz istemi reddedilmiştir.
2. Katılanların zararlarının giderilmediğini, sanığın da zararı giderdiğine ilişkin iddiasını her türlü şüpheden uzak, somut bir şekilde karşıladığını kanıtlayamadığı gözetildiğinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasına ilişkin mahkemenin takdirinde isabetsizlik saptanmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 20.02.2020 tarihli ve 2018/3702 Esas, 2020/632 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karapınar Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.06.2023 tarihinde karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Hukuku Özel Hükümler
Avukatlık stajını yeni tamamlayan Arda, ruhsatnamesini almasını arkadaşlarıyla bir restoranda kutlamıştır. Kutlama sırasında iradi olarak birkaç kadeh alkol tüketen Arda, kendini iyi hissettiğini ve aracı güvenli bir şekilde kullanabileceğini düşünerek otomobiliyle yola çıkmıştır. Rutin bir trafik kontrolü sırasında durdurulan Arda’nın yapılan ölçümde 1.40 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir. Arda'nın kontrol noktasına kadar herhangi bir trafik kuralı ihlali yapmadığı ve somut bir tehlikeye neden olmadığı anlaşılmıştır. Bu olay ve olası hukuki sonuçları hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Arda'ya verilecek mahkûmiyet hükmünün TCK m. 51 uyarınca ertelenmesi halinde, TCK m. 53/4 gereğince sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin güvenlik tedbirine hükmedilemez.
B) Arda'nın eylemi, herhangi bir kimsenin hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından somut bir tehlikeye yol açmadığından, suçun maddi unsuru oluşmamıştır ve eylem sadece idari yaptırım gerektiren bir kabahattir.
C) Arda'nın alkolü iradi olarak almış olması TCK m. 34/2 gereği kusur yeteneğini etkilememekle birlikte, bu durum suçun manevi unsurunu taksirden kasta dönüştüreceğinden TCK m. 179/2'nin uygulanması gerekir.
D) Arda'nın eylemi taksirli bir suç olduğundan ve TCK m. 53/1 uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma yalnızca kasıtlı suçlarda söz konusu olduğundan, Arda hakkında sürücü belgesinin geri alınması kararı verilemez.
E) Arda'nın eylemi, TCK m. 179/3'te düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunu oluşturur; zira belirli bir promil üzerindeki alkol oranı, kişinin aracı emniyetli sevk ve idare etme yeteneğini kaybettiğine dair karine teşkil ettiğinden, somut bir zarar veya tehlikenin meydana gelmesi suçun oluşumu için aranmaz.