5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 241

Türk Ceza Kanunu 241. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 241- (1) Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.[99] (2) (Ek:14/4/2020-7242/14 md.) Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

45 karar eşleşti
Ceza Genel Kurulu, 2020/422 E., 2023/323 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
ve ...’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241/1, 43/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, ayrıca nitelikli yağma suçundan sanık ...'in 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin ...
Ceza Genel Kurulu         2020/422 E.  ,  2023/323 K. "İçtihat Metni" YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 245-1319 I. HUKUKÎ SÜREÇ Tefecilik suçundan sanıklar ..., ... ve ...’nın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 241/1, 43/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, ayrıca nitelikli yağma suçundan sanık ...'in 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine ilişkin ... 5. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 30.05.2017 tarihli ve 143-192 sayılı hükümlerin, katılanlar vekilleri, sanık ... ve sanıklar müdafileri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesince 21.06.2019 tarih ve 245-1319 sayı ile duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda, önceki hükümlerin kaldırılarak tefecilik suçundan sanık ...'ın TCK’nın 241/1, 43/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 62.500 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına; sanık ...'in TCK’nın 241/1, 43/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis ve 75.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına; sanık ...’in TCK’nın 241/1, 43/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 4 yıl 8 ay hapis ve 70.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına; sanık ...'in ayrıca nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-c ve 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, tüm sanıkların TCK’nın 53. ve 63. maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına ve mahsuba karar verilmiştir. Bu hükümlerin katılan vekili ve sanıklar müdafileri ile sanıklar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 29.06.2020 tarih ve 429-2294 sayı ile nitelikli yağma suçu yönünden onanmasına, tefecilik suçu yönünden ise düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 29.09.2020 tarih ve 108081 sayı ile; "1- Sanıkların tefecilik suçları yönünden; a- Sanıklar ..., ... ve ...'ya ait olduğu dosya kapsamında anlaşılan ... ve ... Enerji şirketlerine ait kayıtların Ticaret sicil memurluğundan istenerek dosyaya kazandırılmadan, bununla bağlantılı olarak Vergi Denetim Kurulu Başkanlığından bu şirketler yönünden inceleme raporu alınmadan, sanıklara ait olan ... Ltd. Şti yönünden ise sadece ... yönünden inceleme yapılarak bu rapor doğrultusunda ise ... adına düzenlenen faturaların ticari işlem sonucu olup olmadığı tespitinin gerektiği belirtilmesine rağmen bu konuda inceleme yaptırılmadan b- Katılan ... aleyhine sanıklar tarafından yapıldığı belirtilen ... 13. İcra Dairesinin 2009/19463, 2009/19467, 2009/19469, 2009/14469 esas sayılı takipleri dosyaya kazandırılıp incelenmeden, Ayrıca katılan ...'in tefecilik yoluyla kendinden alındığını beyan ettiği Krd. Ereğlideki 3 adet daire ilgili olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 13.12.2012 tarihli cevabi yazısında ... ve Krd. ... sanıklar adına kayda rastlanmadığını belirttiği, alınan MASAK raporunda ise ... adına Krd. ... 3 adet gayrimenkul kaydı bulunduğu belirtilmesine rağmen tapu kayıtları istenip gayrimenkullerin alıcı ve satıcıların kimliği tespit edilip konu ilgili beyanı alınmadan, c- Müşteki ...'in kendisine altın satışı yapılmış gibi fatura düzenlendiğini faturaları kaybettiğini belirtmesi karşısında müşteki yönünden şirket kayıtları üzerinde inceleme yapılmadan, Müşteki ...'in sanıklara verdiği senet ve çekler nedeniyle aslı dosyada bulunan ... 33. Noterliğinin 2012/27263 ve 2012/20916 yevmiye numaralı ihtarnamelere konu borçlanma belgeleri veya icra takiplerinin dosyaya kazandırılmadan, 2- Sanık ...'nın katılan ...'e yönelik yağma suçu yönünden: Sanık ...'nın soruşturma aşamasındaki beyanında katılanın evine gitmediğini yargılama aşamasında ise katılanla ilgisi olmadığını belirtmesi, katılan ...'in ise sanığın kendisini arayıp tehdit ettiğini ve evine gelerek arabasına bindirip 'Malın mı kıymetli yoksa evladın mı?' diyerek tehdit ettiğini belirtmesi karşısında sanık ...'ya suç tarihi ve öncesine ait telefonlar ile katılanın ev ve cep telefonlarının HTS kayıtları üzerinde ve kullanılan baz istasyonları yönünden inceleme yapılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi yasaya aykırı olduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 09.11.2020 tarih ve 2557-3895 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE KAPSAMI İtirazın kapsamına göre inceleme sanıklar ... ve ... hakkında tefecilik suçundan; sanık ... hakkında ise tefecilik ve nitelikli yağma suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar ... ve ... hakkında tefecilik, sanık ... hakkında ise tefecilik ve nitelikli yağma suçları yönünden eksik araştırmayla mahkûmiyet hükümleri kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Katılan ...'in 2008 yılında sanık ...'den çek kırdırmak sureti ile faiz karşılığında 10.000 TL borç para aldığı, katılanın aldığı borç para ve faizini ödeyememesi üzerine sanık ...'in katılandan yeni senetler alarak borcunu yükselttiği gibi gerçekte altın satışı olmadığı hâlde tefecilik eylemlerini gizlemek amacıyla altın satış faturaları düzenlediği, normalde 10.000 TL alan katılan ...'in bu eylemler sonucu sanık ... ve kardeşlerine yaklaşık 125.000 TL civarında ödeme yapmak zorunda kaldığı, 2008 yılında ekonomik sıkıntı yaşayan katılan ...'nın, inceleme dışı sanık ... İnciler vasıtasıyla tanıştığı inceleme dışı sanık ... ve sanık ...'in ... Bulvarındaki bürosuna giderek senet kırdırmak sureti ile 9.000 TL borç para aldığı, karşılığında 4.600 ve 5.500 TL bedelli iki adet senet verdiği, borcunu da her ay 1.000 TL olarak ödemeye başladığı, bir müddet sonra borcunu ödeyemeyen katılanın bu kez ... isimli arkadaşından aldığı 2.500 TL bedelli dört adet çeki adı geçenlere verdiği, 2006 yılında finansal sıkıntı yaşayan katılan ...'in daha önceden iş ortaklığı yaptığı ve faiz karşılığı borç para verdiğini bildiği ... Yapı Grup firması ortaklarına müracaat ederek senet kırdırmak sureti ile aylık % 10 faiz karşılığında 50.000 TL borç para aldığı, süresinde borcunu ödeyememesi üzerine de katılandan yeni senetler alan söz konusu firmanın ortakları olan sanıkların katılan aleyhine icra takibi başlattıkları, anılan sanıkların katılana faiz karşılığında para verme eylemlerini gizleyebilmek amacıyla ... ve ... firmaları üzerinden altın satış faturaları düzenleyerek katılana imzalattıkları, müteahhitlik yapan mağdurun, ekonomik sıkıntıları nedeniyle 2008 yılında sanıklar ..., ... ve ...'dan % 8 faiz ile 100.000 TL borç para aldığı, karşılığında 108.000 TL'lik çek verdiği, daha sonra da 80.000 TL borç para alıp karşılığında 300.000 TL’lik çek verdiği, çek bedellerini ödeyememesi üzerine kendi adına kayıtlı ... ilinin ... ilçesinde bulunan üç adet dairenin tapusunu adı geçen sanıklara verdiği, böylece katılanın bu sanıklardan aldığı 188.000 TL için 678.000 TL ödeme yaptığı, anılan sanıkların, ... 13. İcra Müdürlüğünün 2009/19467 ve 2009/19463 sayılı dosyaları üzerinden katılan aleyhine icra takibi yaptıkları ve tefecilik eylemlerini gizlemek için katılana altın satışı yapılmış gibi fatura düzenledikleri, 2008 yılında finansal sıkıntı yaşayan katılanlar ... ve ...'in, inceleme dışı sanık ... vasıtası ile ulaştıkları sanık ...'den aylık % 10 faiz ile 80.000 TL borç para aldıkları, karşılığında senet verdikleri gibi villalarını da ipotek ettirdikleri ancak gelişen süreçte borçlarını ödeyemedikleri, bunun üzerine sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'in katılanlar ... ve ... aleyhine icra takipleri başlatıp ipotek verilen evi satmaya çalıştıkları, sanık ... ve inceleme dışı sanık ... tarafından satılmak istenen evi almak isteyen katılan ...'ın da söz konusu borcu devraldığı ve sanık ...'e 55.000 TL nakit para ile toplam tutarı 110.000 TL olan 5-6 adet çek verdiği, fakat anılan sanık ve inceleme dışı sanğın ev üzerindeki ipoteği kaldırmadıkları gibi katılan ...'dan aldıkları çekleri de icraya koydukları, bu şekilde tüm sanıkların üzerlerine atılı tefecilik suçunu işledikleri, ayrıca sanık ...'in, katılan ...'yi telefonla arayıp; "Oğlunun bize borcu var, oğlun ödeyecek durumda değil ise bu borcu bize sen ödeyeceksin!" dediği, ayrıca adamları ile gece vakti iki kez katılan ...'nin evine giderek; "Senin oğlunun borcu var, senin üzerinde malın mülkün var, bunları sat, oğlunun borcunu bize sen öde, evladın mı kıymetli malın mı kıymetli sen düşün taşın, biz daha sonra tekrar geleceğiz!" şeklinde tehditte bulunup katılan ...'den 25.000 TL para ve 1.500 TL bedelli senet aldığı, bu şekilde katılan ...'ye karşı nitelikli yağma suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı, ... 33. Noterliği tarafından düzenlenen Ödememe Protestosu başlıklı belgelere göre; noter aracılığıyla protesto çekenin ... Katılım Bankası AŞ, protesto çekilenin ise ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret Ltd. Şti. olduğu, protestonun konusunun ise 25.12.2009 tarihli ve 300.000 TL bedelli senet ile 25.11.2009 tarihli ve 300.000 TL bedelli senet olduğu, ... Katılım Bankası AŞ tarafından gönderilen cevabi yazıda; bahse konu 25.11.2009 vadeli senet ile 25.12.2009 vadeli senet asıllarının müşteriye iade edilmiş olması nedeniyle istenen belgelerin gönderilemediğinin yazıldığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 13.12.2012 tarihli yazısı ile; Kdz. ... Tapu Müdürlüğünden alınan cevabi yazılara göre söz konusu ilçede sanıklar üzerine kayıtlı taşınmaz mal kaydına rastlanmadığının bildirildiği, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 10.09.2014 tarihli aklama suçu inceleme raporuna göre; 21.11.2008 tarihinde kurulan ... Grup İnşaat Enerji Kuyumculuk Tic. Ltd. Şti'nin kuruluştaki hissesinin % 50'sinin sanık ...'e, % 50'sinin ise sanık ...'a ait olduğunun, sanık ...'ın 17.02.2009 tarihinde hisselerini sanık ...'e devrettiği, sanık ...'in de 26.06.2009 tarihinde hissesinin % 49'luk kısmını sanık ...'e, kalan % 1'lik kısmını ise ... ...'e devrettiğinin, sanık ...'in de 02.03.2011 tarihinde şirketteki tüm hissesini ...'e devrettiği, şirketin genel müdürlüğü görevini kuruluştan 02.03.2011 tarihine kadar sanık ...'ın yürüttüğünün, bu tarihten sonra ise söz konusu görevi ...'e devrettiğinin, Gelir İdaresi Başkanlığı intranet sisteminden yapılan incelemede de ... Ltd. Şti.nin mağdur ...'e 2009 yılının Mart, Haziran, Ekim ve Kasım dönemlerinde sırasıyla 252.893 TL, 24.958 TL, 104.661 TL ve 36.610 TL değerinde faturalar düzenlediğinin görüldüğünün, söz konusu faturaların gerçek bir ticari işlemin sonucunda düzenlenmesi hâlinde aklama suçunun unsurlarının oluşmayacağının, tapu ve kadastro bölge müdürlüklerinden gönderilen bilgiler çerçevesinde sanık ... adına kayıtlı ... ili, ... ilçesi, Gülüç Bölgesinde üç tane taşınmaz tespit edildiğinin, bu durumun mağdur ...'in iddialarını doğrular nitelikte olduğunun ancak gerçeğin ne olduğunun yargılama sonucunda anlaşılacağının belirtildiği, Aklama suçu inceleme raporunun ekinde sunulan belgelere göre; ... Grup İnşaat Enerji Kuyumculuk San.Tic. Ltd. Şti'nin 2009 yılının 11. ayında mağdur ... adına 36.610 TL'lik; 2009 yılının 10. ayında mağdur adına 104.661 TL'lik; 2009 yılının 6. ayında mağdur adına 24.958 TL'lik; 2009 yılının 3. ayında katılan ... adına 199.210 TL'lik, katılan ... adına 20.008 TL'lik, katılan ... adına 231.800 TL'lik, mağdur adına 252.710 TL'lik mal ve hizmet satışı yapıldığına dair e-beyanname verildiği, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden yapılan araştırmada; ... ili, ... ilçesi, Gülüç/Bekyeri Mahallesinde sanık ... adına kayıtlı taşınmazlar bulunduğu, ayrıca ... 29. Asliye Ceza Mahkemesince 05.03.2020 tarih ve 1558-258 sayı ile; ... Gayrimenkul İnş. Enj. Kuy. Gıda Teks. Taah. San. Tic. Ltd. Şti. ortağı ve müdürü olan sanık ...'in 2010, 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında gerçek bir mal alım satımı yapmadığı hâlde yapmış gibi çok sayıda sahte fatura düzenleyerek vergi kaçakçılığı suçunu işlediğinden bahisle hakkında mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, söz konusu hükümlerin sanık ve müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine de ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 06.11.2020 tarih ve 2371-273 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve hükümlerin bu şekilde kesinleştiği, 016654 sıra numaralı fatura fotokopisinden; ... Grup İnşaat Enerji Kuyumculuk San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından katılan ...'ye 205 adet (71.750 değerinde) tam altın satışı yapıldığına dair fatura düzenlendiği, Borçlusu katılan ..., alacaklısı ... Grup İnşaat Enerji Kuyumculuk Limited Şirketi olan, 71.500 TL bedelli bono hakkında düzenlenen 03.09.2012 tarihli bilirkişi raporundan; senedin ilk tanzimi sırasında rakam ile değer gösteren haneye "1.500" meblağının, yazı ile değer gösteren haneye ise "Bin beş yüz" ibaresinin yazılmış olduğunun, bilahare bu kısımların kimyasal yolla silinmeye tabi tutularak görünüm olarak soluk hâle getirildiğinin ve rakam ile değer gösteren kısmına "71.500" meblağının, yazı ile değer gösteren kısmına da "Yetmiş bir bin beş yüz" ibaresinin yazılmış olduğunun, bu şekilde senedin tahrifen mevcut duruma getirildiğinin tespit edildiği, Mağdurun şikâyet dilekçesinde; kat karşılığı inşaat müteahhitliği yaptığını, bu işi yaparken 2008 yılında ekonomik krize girmesi ve bankaların kendisine kredi vermemesi nedenleriyle başka yoldan para bulmak için uğraştığını, bu sırada sanıklar ..., ... ve ...'ın tefeci olduklarını ve faiz karşılığında para verdiklerini duyduğunu, kendisinin de adı geçen sanıkların yanlarına giderek aynı yıl içerisinde 15.000, 40.000 ve 35.000 TL olmak üzere aylık % 8 faiz ile 100.000 TL borç aldığını, bunun karşılığında ise 108.000 TL'lik çek verdiğini, daha sonra aynı sanıklardan 80.000 TL daha borç aldığını ve bunun karşılığında da adı geçenlere 300.000 TL'lik çek verdiğini, anılan sanıkların tüm bu çeklerin borcunu karşılamadığını söyleyerek adına kayıtlı bulunan ... ...'deki üç tane evin tapusunu zorla aldıklarını, her bir evin değerinin 90.000 TL olduğunu, sonuç olarak 180.000 TL için bu sanıkların kendisinden 678.000 TL aldıklarını, bundan sonra kendisini rahat bırakacaklarını düşünürken sanıklar ..., ... ve ...'ın baskı ile aldıkları çekleri icraya koyduklarını, hakkında karşılıksız çekten dolayı şikâyette bulunduklarını, adı geçen sanıkların adamları olduğunu söyleyen bazı kişilerin de evine gelerek silah göstermek suretiyle kendisini tehdit ettiklerini, söz konusu sanıkların, zor durumda olup paraya ihtiyacı olan kişilere borç para vererek bunu yüksek faizle geri istediklerini, borcunu ödediği hâlde kendisinden de sürekli artan miktarlarda para istediklerini, veremeyeceğini anladıklarında da kendisini ve ailesini ölümle tehdit ettiklerini, tüm bu işlemler sırasında sanki altın almış gibi adına altın alımına dair faturalar düzenlendiğini, esasen kendisi gibi müteahitlik yapan birisinin altınla bir işinin olmayacağını, bu işin ticaretini yapmadığı gibi altın alım satımı yapan bir iş yerinin de bulunmadığını, sadece kendisine verilen paraya kılıf olması için bu faturaların düzenlendiğini, kendisinden alınan çeklerle alakalı ... 13. İcra Müdürlüğünün 2009/19467 ve 2009/19463 numaralı dosyaları üzerinden takibin hâlâ devam ettiğini yazdığı, Dosya arasındaki tarafların icra dosyalarına ilişkin belgelere göre; 1- ... 20. İcra Müdürlüğünün 2010/873 sayılı dosyasının; 07.04.2008 tarihli ve 4.600 TL bedelli ile 27.07.2008 tarihli ve 5.500 TL bedelli iki adet bonoya dayandığı, toplam takip miktarının 14.089.90 TL olduğu, alacaklısının sanık ..., borçlusunun ise katılan ... olduğu, 2- ... 13. İcra Müdürlüğünün 2009/19469 sayılı dosyasının; 14.08.2009 tarihli ve 108.000 TL bedelli çeke dayandığı, toplam takip miktarının 120.820.93 TL olduğu, alacaklısının sanık Abdülmetin, borçlusunun ise mağdur olduğu, 3- ... 13. İcra Müdürlüğünün 2009/19467 sayılı dosyası ile sanık ...'in mağdur hakkında icra takibi yürüttüğü ancak detayların dosya kapsamı itibarıyla anlaşılamadığı, 4- ... 13. İcra Müdürlüğünün 2009/14361 sayılı dosyasının; 01.08.2009 tarihli ve 10.000 TL bedelli ile 01.09.2009 tarihli ve 20.000 TL bedelli iki adet çeke dayandığı, toplam takip miktarının 32.329.18 TL olduğu, alacaklısının sanık ..., borçlusunun ise katılan ... olduğu, 5- ... 13. İcra Müdürlüğünün 2009/16581 sayılı dosyasının; 01.10.2009 tarihli ve 10.000 TL bedelli çeke dayandığı, toplam takip miktarının 10.639.32 TL olduğu, alacaklısının sanık ..., borçlusunun ise katılan ... olduğu, 6- ... 5. İcra Müdürlüğünün 2010/2323 sayılı dosyası için katılan ...'ın; Av. ... ...'e haricen 15.000 TL, 17.000 TL ve 25.000 TL ödeme yaptığı, takibe konu 21.12.2009 tarihli çek ile takibe konu yapılmayan 23.12.2009 tarihli ve 30.000 TL bedelli senedin, borcun ödenmesi nedeniyle geri verildiği ve borçlunun ibra edildiği, 7- ... 16. İcra Müdürlüğünün 2010/10092 sayılı dosyasının; 20.04.2010 tarihli ve 71.500 TL bedelli bonoya dayandığı, toplam takip miktarının 73.250 TL olduğu, alacaklısının sanık ..., borçlusunun ise katılan ... olduğu, 8- ... 13. İcra Müdürlüğünün 2009/19534 sayılı dosyasının; 22.01.2009 tarihli ve 47.500 TL bedelli ile 22.12.2009 tarihli ve 10.000 TL bedelli iki adet senede dayandığı, toplam takip miktarının 67.473.70 TL olduğu, alacaklısının sanık ..., borçlusunun ise katılan ... olduğu, Anlaşılmaktadır. Katılan ... Savcılıkta; ... Ltd. Şti'nin sahibi olduğunu, 2008-2009 yıllarında ... Elektrik firması ile iş ortaklığı kapsamında büyük çapta inşaat işleri yürüttükleri sırada yaptıkları bir iş sonucunda zarar ettiklerini ve ortaklıklarının bu şekilde sona erdiğini, ... Elektrik isimli firmanın sahibinin inceleme dışı sanık ... ve kardeşleri olan sanıklara ait olduğunu, 2008-2009 yıllarında sanıkların inceleme dışı sanık ...'in yanından ayrılarak ... ve ... isimli firmaları kurduklarını, bu sırada kendisinin işlerinin kötü gitmekte olduğunu, sanıkların kendisine ortak iş yapma ve işlerini yürütmesi için faizle para verme teklifinde bulunmaları üzerine içinde bulunduğu ekonomik durum nedeniyle 2008 yılı sonu 2009 yılı başı gibi sanıklardan % 10 faiz ile 40-50 bin TL borç para aldığını, üç sanığın da bu parayı verme teklifinde bulunduklarını ancak parayı sanıklar ... ve ...'dan aldığını, bu para karşılığında da üç adet üzerinde miktarları yazılı toplam 100-150 bin TL bedelli senet verdiğini, bunların 90-100 gün vadeli senetler olduğunu, bu senetlerin karşılığını zamanında ve tam olarak ödeyemediğini, bu sebeple söz konusu senetlerin yerine ödeme günü daha ileri tarihli olan fakat çok daha yüksek miktarlarda senetler vermek zorunda bırakıldığını, iki yıl kadar süren bu süreç içerisinde aldığı paranın karşılığı olarak parça parça toplam 200.000 TL kadar bir parayı elden herhangi bir belge almaksızın sanıklara ödediğini, ancak borcunun sürekli artarak ödenemeyecek boyutlara ulaştığı, bunun karşılığında da sanıkların kendisinden senet aldıklarını, netice olarak en son üç tane 300.000, bir tane 200.000, bir tane de açık senet olmak üzere toplam beş adet senedi sanıklara vermek zorunda kaldığını, senetlerinin hâlâ sanıklarda olduğunu, açıkça cebir ve tehdit olmasa da bu parayı ödemediği takdirde veya senetleri vermediği takdirde evine icra göndereceklerinden, zor duruma düşüreceklerinden bahisle "Sen bizi biliyorsun, Urfalıyız!" gibi örtülü tehditlerde bulunduklarını, almış olduğu paranın karşılığını ödemiş olmasına rağmen bu sebeple belirtilen miktardaki senetleri vermek zorunda kaldığını, ayrıca faizle para aldığı anda kendisine altın satışı yapılmış gibi fatura düzenleyip imzalattıklarını, herhangi bir altın satışının söz konusu olmadığını, sırf tefecilik suretiyle vermiş oldukları parayı ve senetleri hukuka uygunmuş gibi göstermek amacıyla bu faturaları düzenlediklerini, bu faturaların ... ve ... isimli firmalar adına kesildiğini ancak bu faturaları attığını, sanıklardan parayı ve karşılığında vermiş olduğu senetleri ...'da bulunan şirket ofislerinde alıp verdiğini, Gürcistan'dan döndükten sonra hakkında ... 16. İcra Müdürlüğünün 2010/7071 sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını öğrendiğini, bu dosyayı araştırdığında takibe konu çekin arkasındaki cirantalardan birinin kendisi olduğunu, cirantalar arasında ... firmasının da bulunduğunu gördüğünü, çekin keşidecisinin kim olduğunu öğrenemediğini, bu çeki ... isimli bir şahsın icraya koymuş olduğunu fark ettiğini, çekin bedelinin 250.000 TL olduğunu, çekin cirantaları arasında sanık ...'i de görmesi üzerine onu aradığını ve adı geçen sanıkla Balgat’ta buluştuklarını, söz konusu çeki sorduğunda, sanık ...'in; "Senin üzerine mal var mı ki düşünüyorsun?" gibi sözlerle konuyu kapatıp değiştirdiğini, sanık ...'den karşılığını ödemesine rağmen vermedikleri senetlerini geri istediğini fakat anılan sanığın böyle bir şey olmayacağını söylediğini, ayrıca senetlerin kendisinde fakat ... dışında olduğunu belirttiğini, sanıkların bu senetleri muhtemelen bir bankaya kredi karşılığında verdiklerini, bankanın o zaman protesto çektiğini, 2009 yılı sonu 2010 yılı başlarında bu senetler nedeniyle şirketi hakkında icra takibi yapıldığını ancak iflas durumunda olduğu için herhangi bir mal haczi yapılamadığını, aynı nedenle bu dosyalara ödeme de yapmadığını, kendisinin hâlâ ..., ..., ... ve Denizli İcra Müdürlüklerinde takip dosyalarının olduğunu, hangisi olduğunu tespit edememekle birlikte söz konusu dosyaların ... icra dairelerinden birinde olduğunu bildiğini, bu dosyaların akıbetini bilmediğini, ancak sanık ...’in konuşmaları sırasında; "Ben senin senetlerini de iade ederim, hatta gerekirse sana maddi yardımda da bulunurum, işlerinin düzelmesini sağlarım!" diyerek bunun karşılığında savcılığa gidip inceleme dışı sanık ... hakkında bu şahıstan faiz karşılığı borç para aldığını, bu nedenle tehdit edilip senet vermeye zorlandığını söyleyip şikâyetçi olmasını istediğini, bu görüşmeyi 20.02.2012 tarihinde 14.00 ile 16.00 saatleri arasında araba ile dolaşırken yaptıklarını, sanık ...’in bu talebi, kardeşi sanık ... ile konuşup kararlaştırarak kendisine ilettiğini belirttiğini, ayrıca görüşmeleri sırasında sanık ... ile cep telefonuyla irtibat kurup bilgi verdiğini, sanık ...'in bu talebini kabul etmediğini, sanıkların ... ve ... isimli firmalar vasıtasıyla tefecilik yaptıklarını, kendisi gibi bir çok insana faiz karşılığı borç para verdiklerini, bu eylemlerini şirketler adına fatura kesmek suretiyle meşrulaştırdıklarını, sanıkların verdikleri paranın çok üzerinde senetler alarak senet bedellerini tahsil ettiklerini bildiğini, verdiği senetlerin alacaklısı olarak ... veya ... şirketlerinin yazıldığını, borçlu olarak da kendisinin ve şirketinin gözüktüğünü, faiz karşılığı borç para almaya ilişkin görüşme yaptığı kişilerin sanıklar ... ve ... olduklarını, sanık ...'i ilk başlarda onların yanında gördüğünü ancak bu olaylar sırasında hiç görmediğini, sanıklar ... ve ...'in etrafında tanımadığı, ipsiz sapsız olarak niteleyebileceği bir grup insanın da dolaştığını, her birinde silah bulunduğunu, ancak sanıkların, kendisini bu şahıslar vasıtasıyla tehdit etmediklerini, Mahkemede; sanık ...'den % 10 faiz ile 40-50 bin TL kadar borç para aldığını, faizle aldığı bu paradan sanık ...'ın da haberdar olduğunu bildiğini, bu borç karşılığında sanıklara üç tane senet verdiğini, Katılan ... kollukta; ... Posta İşleme Merkezinden 2007 yılında emekli olduğunu, emekli ikramiyesi ile Kızılay'da bulunan ... isimli bir kafetaryaya % 50 ortak olduğunu, daha sonra işlerinin bozulduğunu ve bütün parasını kaybettiğini, acil paraya ihtiyacı olduğu için arkadaşı inceleme dışı sanık ... vasıtasıyla sanık ... ve inceleme dışı sanık ... ile irtibat kurduğunu, bu kişilerin ... Mahallesi, ... Bulvarında bürolarının olduğunu öğrendiğini, bu adrese gittiğinde ... İnşaat isimli bir firmanın faaliyet gösterdiğini gördüğünü, büroda beş altı kişinin bulunduğunu, buradakilere sorduğu sanıklar ... ve ...'in iş yerinin sahipleri olduklarını anladığını, daha sonra adı geçen sanıkların odasına geçtiğini ve kendilerinden 9.000 TL borç para aldığını, karşılığında ise 4.600 ve 5.500 TL'lik iki adet senet verdiğini, anlaşmalarına göre senetlerini geri alabilmek için her ayın başında 1.000 TL'yi Kızılay Büyük Çarşıda bulunan ... isimli kuyumcu dükkânına ödemesi gerektiğini, bu parayı aldıktan sonra da işlerinin ters gittiğini ve borcunu ödeyemediğini, iki yıl süre ile bu parayı 1.000 TL olarak ödeyip senetlerini almak istese de bunu başaramadığını, en son inceleme dışı sanık ...'a senetlerini geri getirmesi için ... isimli arkadaşından aldığı 2.500 TL'lik dört adet hatır çekini verdiğini, ancak buna rağmen senetlerini geri alamadığını, bu senetlere dayanılarak hakkında sanık ... tarafından ... 20. İcra Müdürlüğünün 2010/873 esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını, sanık ... ve inceleme dışı sanık ... ile bir kez ofiste para alıp senet verirken karşılaştıklarını, onları bir daha da görmediğini, hatırladığı kadarıyla söz konusu parayı 2008 veya 2009 yıllarında aldığını, ödeme yapamadığı için sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'in maddi ve manevi olarak kendisini sıkıştırdıklarını, sadece emekli maaşının olduğunu ve bunun dışında bir gelirinin bulunmadığının, söz konusu icra takibine karşılık Av. ...'a 8.000 TL'lik ödeme yaptığını, ... İcra Müdürlüğünce işleme konulan söz konusu senetlerin sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'den faiz karşılığı aldığı borca karşılık verdiği ancak ödeyemediği senetler olduğunu, borcunu bir şekilde ödese de bu kişilerin ellerinden kurtulamadığını, borcunun hâlâ devam ettiğini, aldığı borç paranın faizini ana parasının iki katı olarak ödemesi nedeniyle ana parayı ödeyecek durumunun kalmadığını, Mahkemede; inceleme dışı sanık ... vasıtasıyla 2008 yılında sanıklarla tanıştığını, sanıklardan iki kez 5.000 TL olmak üzere toplam 10.000 TL borç para aldığını, bu paraları üçer ay aralıklarla aldığını, bunun karşılığında 15-16 ay kadar aylık 1.000 TL faiz ödediğini, kalan borcunu ise ödeyemediğini, bu paraları Kızılay Büyükçarşı ... isimli kuyumcuda bulunan ve sanıkların muhasebecisi olan ... isimli birine ödediğini, ardından ... isimli arkadaşından dört adet 2.500 TL'lik hatır çeki aldığını ve inceleme dışı sanık ...'dan bunları verip senetlerini geri almasını istediğini, çekleri vermesine karşın senetleri geri alamadığını, çeklerle tahsilat yapılmasına rağmen borcuna karşılık verdiği senetlerin icraya konulduğunu, 10.000 TL yerine 16.300 TL ödeme yaptığını, ayrıca sanıkların avukatı olan ...'a da 8.000 TL ödediğini, bu nedenle sanıklardan şikâyetçi olduğunu, borç parayı ... Grup isimli iş yerinden aldığını ve senetleri de buraya verdiğini, sanıklarla kendisini inceleme dışı sanık ...'ın tanıştırdığını, hatır çeki aldığı ...’un, arkadaşı olan Haldun'un eşi olduğunu, Katılan ... Savcılıkta; inceleme dışı sanık ...'in haber vermesi üzerine katılan ... ile birlikte şikâyetçi olmaya geldiklerini, eşinin ... ili Mecidiyeköy Semti'nde eczane işlettiğini, inceleme dışı sanık ...'la eşinin iş yerinden alışveriş yapması ve aynı semtte ofisleri olması nedeniyle tanıştıklarını, eşinin ekonomik sıkıntıya girdiği bir sırada sanıkların eşine yardımcı olabileceklerini söylediklerini, eşinin de sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'dan faiz karşılığında borç para aldığını, ilk önce 2008 yılının Eylül aylarında 80.000 TL almak istediğini ancak sanıkların bunun 10.000 TL'sini kesip 70.000 TL verdiklerini, eşinin borcunu ödeyememesi üzerine söz konusu borcu birden 160.000 TL'ye çıkarttıklarını, bu sırada eşinin üzerine kayıtlı olan Sancaktepe Semti'ndeki evi satılığa çıkarttıklarını, tanıdıkları olan katılan ...'ın da bu evi almaya talip olduğunu ve eşinin borçlarını ödemeyi taahhüt ettiğini, sanık ... ile inceleme dışı sanık ...'ın da bu teklifi kabul ettiklerini ve katılan ...'ın sanıklara bildiği kadarıyla 55.000 TL nakit para ve toplam bedeli 110.000 TL olan 5-6 tane çek verdiğini, bu ödeme karşılığında daha önce verdikleri çek ve senetleri geri almayı kararlaştırdıklarını, katılan ...'ın yaptığı ödemeler haricinde kendilerinin de sanıklara 157.000 TL ödediklerini, son ödemelerini 05.03.2010 tarihinde yaptıklarını ve eşi tarafından verilen çek ve senetleri geri aldıklarını ancak katılan ...'ın çeklerini "Göndereceğiz!" dedikleri hâlde göndermediklerini ve icraya koyduklarını, sanıklarla bir daha irtibat kurmadıklarını, bu olayla ilgili daha önce şikâyetçi olmadığını, Mahkemede; eşi katılan ...'ın paraya ihtiyacı olduğu bir zamanda iş yeri komşuları olan inceleme dışı sanık ... vasıtasıyla borç para bulduğunu, inceleme dışı sanık ...'ın, eşine 72.000 TL verdiğini ve bunun ...'dan geldiğini söylediğini, eşinin de bunun karşılığında 80.000 TL'lik çek verdiğini, borcunu ödeyip çekini geri aldığını, borçları zamanında ödeyemedikleri için evini satışa çıkarttığını, bunun üzerine evi alan katılan ...'ın çeklerinin de alacaklılara geçtiğini, borçlarını ödedikleri hâlde bu çeklerin iade edilmediğini, bu çekleri de ödemek zorunda kaldıklarını, bunların bir kısmını kendisinin bir kısmını ise katılan ...'ın ödediğini, çeklerden kaynaklanan borcun hâlâ ödenmeyen bir kısmının bulunduğunu, 72.000 TL'lik borca karşılık 200.000 TL'den fazla para ödediklerini, sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'dan şikâyetçi olduğunu, inceleme dışı sanık ...'ın parayı kendisinin mi verdiğini yoksa aracı mı olduğunu bilmediğini, savcılık ifadesi okunup sorulduğunda da; doğru olduğunu ancak borç verilen miktarın 72.000 TL olduğunu hatırladığını, sanık ... ile bir kez görüştüğünü, Katılan ... Savcılıkta; inceleme dışı sanık ...'in bilgi vermesi üzerine ifade vermeye geldiğini, ... ilinde balıkçılık yaptığını, 2009 yılı Mayıs-Haziran ayları gibi sanık ..., inceleme dışı sanık ... ve katılan ...'in yanına geldiklerini, katılan ...'in, satılık bir evinin olduğunu ancak tefecilik yapan sanık ...'den borç para aldığını, bunu ödeyemediğini ve onda bir senedinin olduğunu, bu borcu üstlenmesi h

Diğer kararlar (4)

Ceza Genel Kurulu, 2017/1131 E., 2018/331 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza
tam metni aç
Tefecilik suçundan sanık ...'ın TCK'nun 241/1, 43/2, 52/2-4, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl hapis ve 17.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının taksitlendirilmesine, hak yoksunluğuna ve mahsuba, sanık ...'in ise beraatine ilişkin Kırşehir 2.
Ceza Genel Kurulu         2017/1131 E.  ,  2018/331 K. "İçtihat Metni" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 5. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Sayısı : 143-184 Tefecilik suçundan sanık ...'ın TCK'nun 241/1, 43/2, 52/2-4, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 7 yıl hapis ve 17.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, adli para cezasının taksitlendirilmesine, hak yoksunluğuna ve mahsuba, sanık ...'in ise beraatine ilişkin Kırşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.10.2013 tarihli ve 250-418 sayılı hükümlerin, katılan vekili ve sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 19.03.2014 tarih ve 17058-3071 sayı ile; “...Sanık ... hakkında kurulan beraet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanık hakkında iddianamede tefecilik suçlamasına ve TCK'nın 241/1. maddesine yer verildiği halde fiilin bölünmezliği ilkesine aykırı olacak şekilde eylem suç üstlenme olarak kabul edilip suç duyurusunda bulunulmasına, tefecilik suçundan ise beraetine karar verilerek çelişki oluşturulması, Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde tefecilik suçunun; 'Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, ...' biçiminde tanımlandığı, bu düzenlemeye göre suçun oluşması için sanığın yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi yeterli olup, bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin öneminin bulunmadığı, bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, Ayrıca, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği anda suçun işlendiği kabul edilmekle birlikte 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun maddede yazılı tipik hareketin bir kez işlenmesiyle oluşan sırf hareket suçu niteliğinde bulunduğu, bu suçun ivaz karşılığında ödünç paranın borç alana verilmesiyle tamamlandığı, suçun tamamlanması için ivazın temin edilmiş olmasının şart olmadığı, hatta ödünç olarak alınan paranın vadesinde geri ödemesinin yapılmamış olmasının da suçun oluşması üzerinde bir etkisinin bulunmadığı, aralarında yakın akrabalık bağı veya iş ilişkisi bulunmayan kişiler arasında günün ekonomik koşulları nazara alındığında bu miktar paraların karşılıksız verilmesinin de hayatın olağan akışına ve genel hayat tecrübelerine uygun düşmediği nazara alındığında; Sanık hakkında aynı dönem içerisinde meydana gelen tefecilik eylemleri nedeniyle daha önce açılan davalar bulunduğunun anlaşılması karşısında, tüm dava dosyalarının getirtilip, yargılaması sürenler varsa, şahsi ve fiili bağlantı nedeniyle bu dosya ile birleştirilmesinden, buna imkan yoksa denetime olanak sağlamak için dosya arasına konulup iddianame tarihlerine göre hukuki ve fiili kesintinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinden sonra, sonucuna göre hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden 'müşteki ve eylemlerin farklı olduğu görülmüştür' şeklindeki gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması, Zincirleme suç nedeniyle TCK'nın 43. maddesi uyarınca arttırım yapılırken denetime imkan verecek şekilde yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden sadece takdiren ibaresine yer verilmek suretiyle 3/4 oranında ve en üst sınırdan uygulama yapılması, Sanık tarafından, lehe hükümlerin uygulanması talep edilmesine rağmen, takdiri indirime ilişkin TCK'nın 62. maddesinin uygulanıp uygulanmaması konusunda herhangi bir karar verilmemesi” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel mahkeme ise 21.05.2014 tarih ve 143-184 sayı ile bozma kararına direnmiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de katılan vekili ve sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2017 tarihli ve 294652 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle dosya, 6763 sayılı Kanunun 36. maddesiyle değişik CMK'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 03.10.2017 tarih ve 4645-4182 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daireyle yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Sanık ...’in fiilinin nitelik yönünden ikiye bölünerek tefecilik suçundan beraat, suç üstlenme suçundan ise suç duyurusunda bulunulması suretiyle hükmün karıştırılıp karıştırılmadığı, 2- Sanık ... hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığı, 3- Sanık ... hakkında TCK’nun 43. maddesi uyarınca artırım oranı belirlenirken gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olup olmadığı, 4- Sanık ... hakkında TCK’nun 62. maddesinin uygulanmamasına ilişkin gerekçe gösterilmesinin gerekip gerekmediği, Hususlarının belirlenmesine ilişkin ise de, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi uyarınca öncelikle hazır bulundukları oturumda son söz sanıklara verilmeden direnme hükmü kurulmasının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından; bozmadan sonra yapılan yargılamada, direnme kararına konu hükümlerin verildiği 21.05.2014 tarihli oturumda, sanıklar ve müdafilerine bozmaya karşı diyecekleri sorulduğu, ardından Cumhuriyet savcısının görüşünün alındığı ve hazır bulunan sanıklara son söz hakkı tanınmadan duruşmanın bitirildiği anlaşılmaktadır. 1412 sayılı CMUK'nun 251. maddesine benzer hükümler içeren 5271 sayılı CMK'nun "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir" düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup, hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun birçok kararında açıkça belirtildiği üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup, bu kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır. Bununla birlikte, yürürlükten kaldırılmış bulunan 1412 sayılı CMUK’nun 251. maddesinin son fıkrasındaki; “Sanık namına müdafii tarafından müdafaada bulunulsa dahi müdafaaya ilave edecek bir şeyi olup olmadığı sanığa sorulur” şeklindeki düzenlemenin yeni usul kanununda yer almamasının nedeni, aynı yöntemin yeni yasada kabul edilmemesi değil, 216. maddenin son fıkrasındaki “Hükümden önce son söz hazır bulunan sanığa verilir” ibaresinin bu anlamı da kapsamasıdır. Temyiz merciince verilen bozma kararından sonra ilk derece mahkemeleri tarafından yargılamaya devam olunduğunda, dava henüz sonuçlanmamış bulunduğundan, ilk defa hüküm kurulurken "son sözün sanığa verilmesi" kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamalarda da "kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği" ilkesinin doğal bir sonucu olarak aynen geçerli olacaktır. Kovuşturmanın sona erdirilip hükmün tesis ve tefhimine geçilmesinden önce son söz alan tarafın sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gereken "son sözün sanığa verilmesi" kuralına uyulmaması hâli, gerek "savunma hakkının sınırlandırılamayacağı" ilkesine, gerekse CMK'nun 216. maddesinin üçüncü fıkrasına açık aykırılık teşkil edecek ve bu durum, temyiz incelemesi aşamasında hükmün esasına geçilmeden önce bozma nedeni kabul edilecektir. Öğretide; "Son söz sanığındır. Son sözün sanığa verilmesi, müdafaa bakımından çok önemlidir. Bunun içindir ki son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi mutlak temyiz sebebi, hukuka kesin aykırılık ve dolayısıyla bozma sebebi sayılmaktadır." (Nurullah Kunter-Feridun Yenisey-Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2014, s. 1484); "Hüküm safhasına geçmeden önce son söz hazır olan sanığa verilmek zorundadır. Bu hüküm silahların eşitliği ve suçsuzluk karinesi ilkelerinin gereği olarak düzenlenmiş, uyulması zorunlu ve emredici bir hükümdür. Son sözün sanığa verilmesi bozmadan sonraki yargılamada da uyulması zorunlu bir usul kuralıdır." (Yener Ünver-Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, cilt: 2, s. 146–149) şeklinde görüşler ileri sürülmek suretiyle, hükmün tesis ve tefhim edildiği oturumda hazır bulunan sanığa mutlaka son sözün verilmesi gerektiği düşüncesi ittifakla benimsenmiştir. Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Yerel mahkemece bozmadan sonra yapılan yargılamada, direnme kararına konu hükümlerin verildiği 21.05.2014 tarihli oturumda, sanıklar ve müdafilerine bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan ve Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hazır bulunan sanıklara son sözleri sorulmadan yargılama bitirilmek suretiyle hükümlerin tesis ve tefhim edilmesi, CMK'nun 216/3. maddesine açıkça aykırılık oluşturduğundan, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuran bu usule aykırılık nedeniyle yerel mahkeme direnme kararına konu hükümlerinin diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Kırşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.05.2014 tarihli ve 143-184 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin, hükümlerden önce son sözün hazır bulunan sanıklara verilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.07.2018 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2016/781 E., 2017/373 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza
tam metni aç
Tefecilik suçundan sanık ...'in 5237 sayılı TCK'nun 241 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 10.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hatay 1.
Ceza Genel Kurulu         2016/781 E.  ,  2017/373 K. "İçtihat Metni" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 5. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Günü : 18.11.2009 Sayısı : 784-852 Tefecilik suçundan sanık ...'in 5237 sayılı TCK'nun 241 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 10.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 18.11.2009 gün ve 784-852 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 24.12.2013 gün ve 12957-12515 sayı ile; “Tefecilik suçunda suç tarihinin, kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verilen tarih olduğu, katılanın ifadeleri ve sanığın savunması itibarıyla 2004 Mart'ta yapılan yerel seçimler döneminde faiz karşılığı para verildiğinin anlaşılması karşısında; atılı suçun, 2279 sayılı Kanunun 17. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen yedi yıl altı aylık asli ve ilave zamanaşımına tabi olduğu, 2004 Mart olan suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi ile 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK'nın 321. maddesi uyarınca bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanunun 322/1 ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine” karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 19.02.2014 gün ve 205946 sayı ile; “...5237 TCK'nun 'Tefecilik' başlıklı 241. maddesinde; bir kimsenin kazanç elde etmek amacıyla faiz karşılığında para verme işlemi suç olarak düzenlenmiştir. Suçun konusunu 'kazanç' karşılığı verilen ödünç para oluşturmaktadır. Şüphesiz yetkili kurumların onayıyla bu işlemin yapılması suç teşkil etmeyecektir. Suçun oluşumu için öncelikle başka birine ödünç para verilmelidir. Kanun metninde paradan söz edilmişse de para yerine geçen altın ve hisse senedi gibi değerler de bu kapsamda mütalaa edilebilir. Paranın kazanç elde etmek amacıyla verilmesi gerekir. Ancak asıl sorun, bir kimsenin kazanç elde etmek amacıyla faiz karşılığında para verme işleminin bir kez gerçekleştirmesi durumunda suçun oluşup oluşmayacağına ilişkindir. Doktrinde bu husus tartışmalı olup bir kısım yazarlarca; fail tarafından bu işin sürekli yapılmasının gerekmediği, madde metninde 'başkasına' ödünç para verilmesinden bahsedildiği, söz konusu kelime çoğul anlamda kullanılmadığı gibi madde gerekçesinden de farklı bir anlam çıkartılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle bir defa dahi faiz karşılığı ödünç para verilmesi durumunda bu suçun oluşacağını ifade edilmektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi birçok kararında suçun oluşması için önceki kanunda olduğu gibi süreklilik şartının bulunmadığını belirtmiştir. Aynı kimseye birden fazla ve kısa aralıklarla kazanç sağlamak amacıyla borç para verilirse zincirleme suç, farklı kişilere ödünç para verilmesi durumunda ise gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir. Söz konusu suç, ivaz karşılığında ödünç paranın borç alana verilmesiyle tamamlanmış olmaktadır. Diğer ifade ile suçun tamamlandığı an, ödünç sözleşmesinin yapıldığı zaman değildir. Ödünç sözleşmesi, ödünç veren bakımından akdin konusunu oluşturan misli eşyanın mülkiyetini ödünç alana geçirme borcunu doğurur. Zilyetliğin devri ile mülkiyet de ödünç alana geçmektedir. Bu nedenle tefecilik suçu, ivaz karşılığı ödünç verilen paranın mülkiyetinin borç alana geçtiği anda tamamlanmış olur. Suçun tamamlanması için ivazın, paranın vadesinde geri ödenmemesinin veya icra takibine konu olmasının bir önemi yoktur. Tarafların ödünç para verme hususunda imzaladıkları sözleşme tarihinin de suç tarihi olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Suçun tamamlanma anı zamanaşımı açısından önem arz eder. Bu itibarla borç para verilmesiyle zamanaşımı da işlemeye başlayacaktır. Dava konusu olayımızda ise, Yüksek Daire suç tarihini 2004 yılının Mart ayı olarak kabul etmişse de; katılan ... 17.06.2008 tarihli şikâyet dilekçesinde, borç para aldığı tarih konusunda bir açıklamada bulunmamıştır. Ancak 20.06.2008 tarihinde Cumhuriyet savcılığındaki ifadesinde iki yıl önce şüpheliden 3.000 Avro borç para aldığını söylemiştir. Dosya arasında bulunan 08.07.2008 tarihli polis tutanağı ile şüphelinin iş yerinde ele geçirilen ve kapağında 'Yevmiye' yazılı defter üzerinde yapılan incelemede; defterin on dokuzuncu sayfasında katılana 25.03.2006 tarihinde 3.000 Avro verildiği yazılı olup katılanın yaptığı ödemeler de görülmektedir. Bu durum suç tarihinin 2006 yılı olduğunu doğrulamaktadır. Diğer yandan sanık tarafından icraya konulan senedin üzerinde düzenleme tarihi 25.03.2004 olarak belirtilmesine karşın ödeme tarihinin 31.08.2007 olarak gösterilmesinin, hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle bu tarihlerin sonradan düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla sanığa isnat edilen suçun dava zamanaşımına uğramadığı gözetilerek hükmün esasının incelenmesi gerektiği...” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı CMK'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 18.04.2016 gün ve 2669-4002 sayı ile; itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığa gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı tefecilik suçunun suç tarihinin belirlenmesi ve buna bağlı olarak dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Katılan ...'ın, suç tarihine ilişkin bir açıklamada bulunmaksızın Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği 17.06.2008 tarihli şikâyet dilekçesi ile sanıktan faizle borç para aldığını belirtmesi üzerine sanığın evinde yapılan arama sonucunda el konulan defterde, aralarında katılanın da bulunduğu bazı kişilerin isimleri ile bunların karşısında para miktarları ve tarihlerin yazılı olduğu, katılanın adının yazılı olduğu bölümlerde el yazısı ile "25.03.2006", "2004" ve "2005" tarihleri ile "3.000 x 5 +150 ödendi" ibaresinin yazılı olduğu, Sanığın katılan aleyhine başlattığı icra takibine ilişkin dosyadaki bononun incelenmesinde; borçlunun katılan, alacaklının sanık, düzenleme tarihinin 25.03.2004, ödeme tarihinin 31.08.2007, miktarın ise 3.500 Avro olduğu tespitlerine yer verildiği, Katılan ...'ın savcılıkta 20.06.2008 tarihinde; iki yıl önce sanıktan 3.000 Avro borç alıp karşılığında aynı bedelli bono verdiğini, her ay sanığa 200 Avro ödeme yaptığını, ayrıca değişik tarihlerde 2.500 Lira ile 600 Avro verdiği halde sanığın kendisinden faiz istediğini beyan ettiği, Mahkemede 13.05.2009 tarihinde; yaklaşık beş sene önce sanıktan borç para alıp faizini ödediğini, geri kalan kısmı ödeyemeyince sanık tarafından aleyhine icra takibi başlatıldığını, 29.06.2009 tarihinde ise; Cumhuriyet savcılığında ifade verdiği zaman borç aldığı tarihi kesin olarak hatırlamadığını, ancak senedi görünce 2004 yılında borç aldığını hatırladığını dile getirdiği, Hükümden sonra mahkemeye verdiği 22.03.2010 havale tarihli dilekçesinde; 2004 yılı yerel seçimlerinden önce sanıkla birlikte yürüttükleri siyasi faaliyet kapsamındaki ihtiyacından dolayı 2004 yılında sanıktan borç aldığını ve şikâyetinden vazgeçtiğini belirttiği, Sanık ...'in aşamalarda; daha önceki yerel seçimlerde aynı siyasi partinin faaliyetleri kapsamında çalıştıklarından katılana 3.500 Avro borç verip, karşılığında aynı bedelli senet aldığını, katılan borcunu ödemediği için icra takibi başlattığını, evinde ele geçirilen defterdeki miktarların ise katılanla aralarındaki alışveriş ilişkisinden kaynaklandığını savunduğu, Anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusunda isabetli bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi bakımından; "tefecilik suçu" üzerinde durulması gerekmektedir. Tefecilik suçu, 5237 sayılı TCK'nun "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının "Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar" başlıklı dokuzuncu bölümününde yer alan 241. maddesinde; "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır" biçiminde düzenlenmiş, Madde gerekçesinde; "Faiz veya başka bir namla da olsa kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesi, tefecilik suçunu oluşturur. Tefecilik suçu, iktisadi hayatımızda, 'senet kırdırma' denen usulle de işlenebilir. Örneğin henüz vadesi gelmemiş bir bononun vadesinden önce başkasına verilerek karşılığında bono üzerinde yazılı meblağdan daha az bir paranın alınması durumunda tefecilik suçu oluşur. Çünkü, bu durumda bononun el değiştirmesi, kişiler arasında doğmuş olan bir alacak borç ilişkisine dayanmamaktadır. İfade yerinde ise, bu durumlarda, birer ödeme aracı olan bononun veya çekin kendisi satılmakta ve satın alınmaktadır. İzlenen suç politikası gereğince, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi cezalandırılmaktadır. Buna karşılık, ödünç para alan kişi cezalandırılmamaktadır" şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. 5237 sayılı TCK öncesinde tefecilik suçu mülga 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanununda ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenmiş, 765 sayılı TCK'da tefecilik suçuna yer verilmemiştir. 5237 sayılı TCK içerisine 241. maddeyle tefecilik suçu dahil edilmiş ise de, tanımı yapılmamıştır. Buna karşılık mülga 90 sayılı KHK ve 2279 sayılı Kanunda "tefeci" ve "tefeciliğin" tanımları yapılmıştır. Buna göre, 2279 sayılı Kanunun 14. maddesinde; "1 inci maddeye göre izin almaya mecbur olan hakiki veya hükmi şahıslardan bu mecburiyete riayet etmeyenlere veya 9 uncu madde hükümlerine göre Bakanlar Kurulunca ittihaz edilecek kararlara aykırı hareket eyleyenlere ve beyannamelerindeki şartları ve faiz hadlerini muvazaa ile gizleyenlere tefeci denir”, 90 sayılı KHK'nın 9. (Değişik madde: 21/06/1994-KHK-545/9. md.) maddesinde ise; “Bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ikrazatçılık yapmak üzere izin alınmadan, faiz veya her ne ad altında olursa olsun, bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işlemlerinin yapılması veya bu işlerin meslek ittihaz edilmesi ve Kanun Hükmünde Kararname uyarınca alınan ikrazatçılık izni iptal edildiği halde ödünç para verme işlerine devam edilmesi, tefecilik sayılır” şeklinde tanımlara yer verilmiştir. Tefecilik kavramı, ikrazatçılık kavramı ile de yakından ilgili olup 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (Değişik: 21.6.1994-KHK - 545/3 md.) 3/a bendinde ikrazatçı; "Devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişiler" olarak tanımlanmıştır. Tefecilik suçuyla korunan hukuksal değer serbest rekabet mekanizması ve ekonomik yaşamın güvenilirliğidir. Bu nedenle suç TCK'nun "Topluma Karşı Suçlar" kısmının "Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Suçun konusunu kazanç karşılığı başkasına verilen ödünç para oluşturur. Türk Dil Kurumu sözlüğünde ödünç; "İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey" olarak ifade edilmiştir. Ancak burada ödünç olarak verilen her şey bu suçun konusunu oluşturmayacak, madde metninde de açık şekilde ifade edildiği gibi yalnızca "para" bu suçun konusunu oluşturacaktır. Öte yandan paranın Türk parası ya da yabancı para olması suçun oluşması bakımından önem taşımamaktadır. Gerek Türk parası gerekse de yabancı para tefecilik suçunun maddi konusu olabilir. Tefecilik suçunun hareket unsuru, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme işlemidir. Bu suçun oluşması için öncelikle ikrazatçılık yapmak üzere yetkili organlardan izin alınmamış olmalı ya da verilen iznin iptal edilmiş olması gerekir. İzin alınarak faiz karşılığında ödünç para verilmesi eylemi suç olmayacaktır. Tefecilik suçunun oluşması için, fail tarafından başka birisine ödünç olarak para verilmiş olması gerekmektedir. Ayrıca verilen bu paranın da kazanç elde etmek amacıyla verilmiş olması gerekir. Bir kimsenin paraya ihtiyacı olan kişiye yardımcı olmak amacıyla para verip bir süre sonra geri alması suç oluşturmayacaktır. 5237 sayılı TCK yürürlüğe girmeden önceki dönemde tefecilik suçunun oluşması için Ceza Genel Kurulunun 03.07.1995 gün ve 207-236 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bir kimsenin birden fazla kişiye sürekli ve sistemli bir biçimde faiz karşılığı ödünç para vermek suretiyle kendisine çıkar sağlaması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nun 241. maddesindeki düzenlemeye göre ise, kişinin yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi suçun oluşması için yeterli olup bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyecektir. Tefecilik suçu, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme eylemiyle tamamlanır. Kasten işlenen bir suç olup suçun tamamlanması için fiilen kazanç elde edilip edilmediğinin ve ödünç verilen paranın geri ödenip ödenmediğinin bir önemi bulunmamaktadır. Suç tarihi ise kazanç elde etmek amacıyla ödünç paranın verildiği tarihtir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Şikâyet dilekçesinde sanıktan borç para aldığı tarihi belirtmeyen katılan, Cumhuriyet savcılığındaki 20.06.2008 tarihli ifadesinde, anılan tarihten iki yıl önce borç para aldığını beyan etmiş ise de, icra takip dosyasındaki senedin düzenleme tarihinin 25.03.2004 olması, sanığın evinde yapılan aramada ele geçirilen defterde ödemelerin 2004 yılında başladığı bilgisine yer verilmesi, katılanın mahkemedeki 13.05.2009 günlü beyanında, sanıktan yaklaşık beş yıl önce borç para aldığını ve icra takibine konu senedi gördüğünde, 2004 yılında borç para aldığını hatırladığını ifade etmesi, 22.03.2010 havale tarihli dilekçesinde ise 2004 yılı yerel seçimlerinin yapıldığı dönemde sanıktan borç para aldığını belirtmesi ve sanığın da aynı tarihlerde katılana borç para verdiğini savunması karşısında; suç tarihinin senedin düzenleme tarihi olan 25.03.2004 olduğu kabul edilmelidir. Bu aşamada dava zamanaşımı yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir. Sanığa atılı tefecilik suçu, suç tarihi itibarıyla 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanununda ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenmiş, 765 sayılı TCK'da bu suça yer verilmemiştir. 2279 sayılı Kanunun 17. maddesinde tefecilik suçunun yaptırımı bir aydan bir seneye kadar hapis ve beş yüz Liradan on bin Liraya kadar ağır para cezası olarak öngörülmüş, ayrıca iki seneden beş seneye kadar âmme hizmetlerinden memnuiyetlerine karar verilebileceği düzenlenmiş olup, 765 sayılı TCK'nun 102/4. maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı 5 yıl, 104/2. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesintili dava zamanaşımı ise 7 yıl 6 aydır. Suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 241/1. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun yaptırımı ise 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası olarak öngörülmüş olup, aynı Kanunun 66/1-e maddesi gereğince asli dava zamanaşımı 8 yıl, 67/4. maddesi göz önünde bulundurulduğunda kesintili dava zamanaşımı ise 12 yıldır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun birçok kararında açıkça vurgulandığı üzere, yargılama yapılmasına engel olup davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi halinde, yerel mahkeme ya da Yargıtay, resen zamanaşımı kuralını uygulayarak kamu davasının düşmesine karar verecektir. Daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 25.03.2004 tarihinde gerçekleştirildiği iddia edilen eylemle ilgili olarak, suç tarihinden itibaren dava zamanaşımını durduran bir sebebin gerçekleşmediği de gözetildiğinde, 765 sayılı TCK'nun 102/4 ve 104/2. maddelerindeki yedi yıl altı aylık kesintili dava zamanaşımı süresinin, Yargıtay 5. Ceza Dairesince kamu davasının düşmesine ilişkin kararın verildiği 24.12.2013 tarihinden önce 25.09.2011 tarihinde dolduğu anlaşıldığından, Özel Dairenin kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2017 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2014/118 E., 2016/208 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza
tam metni aç
Tefecilik suçundan sanık ...'nun 5237 sayılı TCK'nun 241, 62, 51, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluğuna ilişkin, Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesince verilen 05.11.2009 gün ve 50-137 sayılı hükmün, katılma talebi re
Ceza Genel Kurulu         2014/118 E.  ,  2016/208 K. "İçtihat Metni" Yargıtay Dairesi : 5. Ceza Dairesi Mahkemesi :Asliye Ceza Tefecilik suçundan sanık ...'nun 5237 sayılı TCK'nun 241, 62, 51, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluğuna ilişkin, Bozdoğan Asliye Ceza Mahkemesince verilen 05.11.2009 gün ve 50-137 sayılı hükmün, katılma talebi reddedilen Aydın Vergi Dairesi Başkanlığı vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 11.03.2013 gün ve 3772-1722 sayı ile; "Yargılama aşamasında usulüne uygun olarak katılma talebinde bulunmasına rağmen bu talebi reddedilen ancak atılı tefecilik suçundan zarar görme durumu bulunan ve 11.12.2009 tarihli dilekçe ile hükmü temyiz eden Aydın Valiliği Gelir İdaresi Başkanlığının, CMK'nun 237/2. maddesine göre katılma talebinin kabulüne karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Birden fazla kişiye faizle borç para vererek tefecilik suçunu işlediği anlaşılan sanık hakkında TCK'nun 43. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik cezaya hükmolunması, Kabule göre de; TCK'nun 53/3. maddesine göre; hapis cezası ertelenen sanığın, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun uygulanamayacağı gözetilmeksizin, şartla tahliye tarihine kadar 53/1-c maddesindeki hakların tümünü kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi ve diğer bentlerdeki hak yoksunluğunun ne zamana kadar süreceği gösterilmeksizin infazda tereddüde neden olunması" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 22.05.2013 gün ve 74893 sayı ile; "Tefecilik suçu 5237 sayılı TCK'nun 'Ekonomi Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar' bölümünde düzenlenmiştir. Bu suçun mağduru toplum olduğu gibi faiz ödemek zorunda olan kişiler de suçtan doğrudan zarar görmüş olduklarından mağdurlardır. Bu itibarla bu davalara Hazine olduğu gibi borç para alan kişiler de müdahil olarak katılabilirler. Devlet vergi gelirinden mahrum olarak zarara uğradığı gibi gerçek kişiler de yüksek miktarda faiz ödeyerek zarara uğramaktadırlar. Bu nedenle aynı kimseye birden fazla defa ve kısa aralıklarla kazanç sağlamak amacıyla borç para verirse zincirleme suç hükümlerinin uygulanması, farklı kişilere ödünç para verilmesi durumunda da gerçek içtima hükümlerinin uygulanması gerekir. Somut olayda birden fazla mağdur bulunduğu gibi aynı suç işleme kararı da söz konusu değildir. Her bir mağdura karşı ayrı ayrı ve farklı zamanlarda işlenen suç söz konusu olduğundan sanığın yenilenmiş kastı vardır. Bu itibarla her bir mağdura karşı işlenen tefecilik suçu ayrı bir suç teşkil edecektir." görüşüyle itiraz kanun yoluna müracaat ederek, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün itiraza konu sebeple bozulmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur. CMK'nun 308/1. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince, 14.01.2014 gün ve 9010-396 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Suçun sübutu ve nitelendirilmesine ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde de dosya muhtevası itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda, Özel Daireyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; tefecilik suçunda ivaz karşılığı ödünç para alan kişilerin hukuki statülerinin ne olduğu, bu bağlamda kazanç elde etmek amacıyla birden fazla kişiye ödünç para veren sanık hakkında ödünç para verilen kişi sayısınca hüküm kurulması mı, yoksa zincirleme suç hükümlerinin mi uygulanması gerektiği noktasında toplanmaktadır. İncelenen dosya kapsamından; Sanığın Aydın İli Bozdoğan İlçesi Ziyaretli Köyünde ikamet edip çiftçilik yaptığı, potansiyel vergi mükellefi olup ödünç para vermek işiyle uğraşmak üzere izin belgesinin bulunmadığı, Bozdoğan Mal Müdürlüğüne verilen 18.09.2006 tarihli ihbar dilekçesi üzerine vergi denetmeni tarafından yapılan incelemede sanığın, 2005-2006 yıllarında köylüsü olan veya yakın çevrede ikamet eden Mehmet Genzileli, ..., ... ve Necdet Tırnaksız adlı kişilere faiz karşılığı ödünç para verdiği tespit edilip hakkında usulsüzlük cezası kesildiği, sanığın bu cezayı ödediği, sanıktan ivaz karşılığı ödünç para alan kişilerin tanık sıfatıyla dinlendikleri, herhangi bir şikâyet beyanlarının bulunmadığı, yapılan yargılama sonucunda sanığın birden fazla kişiye faizle borç para verdiği kabul edilerek 5237 sayılı TCK'nun 241, 62, 51, 52 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 5.000 Lira adli para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının ertelenmesine ve hak yoksunluğuna karar verildiği, Anlaşılmaktadır. Tefecilik suçu, 5237 sayılı TCK'nun "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının "Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar" başlıklı dokuzuncu bölümünde yer alan 241. maddesinde; "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır" biçiminde düzenlenmiş, Madde gerekçesinde; "Faiz veya başka bir namla da olsa kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesi, tefecilik suçunu oluşturur. Tefecilik suçu, iktisadi hayatımızda, 'senet kırdırma' denen usulle de işlenebilir. Örneğin henüz vadesi gelmemiş bir bononun vadesinden önce başkasına verilerek karşılığında bono üzerinde yazılı meblağdan daha az bir paranın alınması durumunda tefecilik suçu oluşur. Çünkü bu durumda bononun el değiştirmesi, kişiler arasında doğmuş olan bir alacak borç ilişkisine dayanmamaktadır. İfade yerinde ise, bu durumlarda, birer ödeme aracı olan bononun veya çekin kendisi satılmakta ve satın alınmaktadır. İzlenen suç politikası gereğince, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi cezalandırılmaktadır. Buna karşılık, ödünç para alan kişi cezalandırılmamaktadır" şeklinde açıklamalara yer verilmiştir. 5237 sayılı TCK öncesinde tefecilik suçu mülga 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanununda ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de düzenlenmiş, 765 sayılı TCK'da tefecilik suçuna yer verilmemiştir. 5237 sayılı TCK içerisine 241. maddeyle tefecilik suçu dahil edilmiş ise de, tanımı yapılmamıştır. Buna karşılık mülga 90 sayılı KHK ve 2279 sayılı Kanunda tefeci ve tefeciliğin tanımları yapılmıştır. Buna göre, 2279 sayılı Kanunun 14. maddesinde; "1 inci maddeye göre izin almaya mecbur olan hakiki veya hükmi şahıslardan bu mecburiyete riayet etmeyenlere veya 9 uncu madde hükümlerine göre Bakanlar Kurulunca ittihaz edilecek kararlara aykırı hareket eyleyenlere ve beyannamelerindeki şartları ve faiz hadlerini muvazaa ile gizleyenlere 'tefeci' denir", 90 sayılı KHK'nın 9. (Değişik madde: 21/06/1994-KHK-545/9. md.) maddesinde ise; "Bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ikrazatçılık yapmak üzere izin alınmadan, faiz veya her ne ad altında olursa olsun, bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işlemlerinin yapılması veya bu işlerin meslek ittihaz edilmesi ve Kanun Hükmünde Kararname uyarınca alınan ikrazatçılık izni iptal edildiği halde ödünç para verme işlerine devam edilmesi, 'tefecilik' sayılır" şeklinde tanımlara yer verilmiştir. Tefecilik kavramı, ikrazatçılık kavramı ile de yakından ilgili olup 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (Değişik: 21.6.1994-KHK - 545/3 md.) 3/a bendinde ikrazatçı; "Devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişiler" olarak tanımlanmıştır. Tefecilik suçuyla korunan hukuksal değer serbest rekabet mekanizması ve ekonomik yaşamın güvenilirliğidir. Bu nedenle suç TCK'nun "Topluma Karşı Suçlar" kısmının "Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Suçun konusunu kazanç karşılığı başkasına verilen ödünç para oluşturur. Türk Dil Kurumu sözlüğünde ödünç; "İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey" olarak ifade edilmiştir. Ancak burada ödünç olarak verilen her şey bu suçun konusunu oluşturmayacak, madde metninde de açık şekilde ifade edildiği gibi yalnızca "para" bu suçun konusunu oluşturacaktır. Öte yandan paranın Türk parası ya da yabancı para olması suçun oluşması bakımından önem taşımamaktadır. Gerek Türk parası gerekse de yabancı para tefecilik suçunun maddi konusu olabilir. Tefecilik suçunun hareket unsuru, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme işlemidir. Bu suçun oluşması için öncelikle ikrazatçılık yapmak üzere yetkili organlardan izin alınmamış olmalı ya da verilen iznin iptal edilmiş olması gerekir. İzin alınarak faiz karşılığında ödünç para verilmesi eylemi suç olmayacaktır. Tefecilik suçunun oluşması için, fail tarafından başka birisine ödünç olarak para verilmiş olması gerekmektedir. Ayrıca verilen bu paranın da kazanç elde etmek amacıyla verilmiş olması gerekir. Bir kimsenin paraya ihtiyacı olan kişiye yardımcı olmak amacıyla para verip bir süre sonra geri alması suç oluşturmayacaktır. 5237 sayılı TCK yürürlüğe girmeden önceki dönemde tefecilik suçunun oluşması için Ceza Genel Kurulunun 03.07.1995 gün ve 207-236 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bir kimsenin birden fazla kişiye sürekli ve sistemli bir biçimde faiz karşılığı ödünç para vermek suretiyle kendisine çıkar sağlaması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nun 241. maddesindeki düzenlemeye göre ise, kişinin yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi suçun oluşması için yeterli olup bu işi meslek haline dönüştürüp dönüştürmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyecektir. Nitekim tefecilik suçundan verilen hükümlerin temyiz incelemesini yapan Özel Dairelerce de durum bu şekilde kabul edilmiştir. (4. CD.nin 02.07.2012 gün 12999-15810 ve 5. CD.nin 25.09.2014 gün 3665-9013 sayılı kararları). Tefecilik suçu, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme eylemiyle tamamlanır. Kasten işlenen bir suç olup suçun tamamlanması için fiilen kazanç elde edilip edilmediğinin ve ödünç verilen paranın geri ödenip ödenmediğinin bir önemi bulunmamaktadır. İvaz karşılığında ödünç para veren kişi tefecilik suçunun failidir. Tefecilik suçunun faili herkes olabilir. Tefecilik suçunun mağduru konusunda ise öğretide ve yargı kararlarında farklı görüşler bulunmaktadır. Bu görüşler suçun mağdurunun ödünç para alan gerçek kişi mi yoksa toplumun geneli mi olduğu hususunda yoğunlaşmaktadır. Bu görüşleri kısaca incelemek gerekirse; Örneğin Yrd. Doç. Dr. Fatih Birtek'e göre, tefecilik suçunun mağduru, ödünç para alan gerçek kişidir. Yazara göre bu suç bakımından mağdur, genellikle acil ekonomik kaynağa ihtiyaç duyan ancak banka ve diğer kredi kurumlarına müracaat edemeyen, müracaat etse de ekonomik ihtiyacını bu kurumlar vasıtasıyla karşılayamayan ekonomik açıdan zor durumda bulunan kişilerdir. Bir kısım yazarlar ise tefecilik suçunun mağdurunun toplumun geneli olduğunu savunmaktadırlar. Örneğin Prof. Dr. İzzet Özgenç bu suçun mağdurunun ödünç para alan kişi olamayacağını, zira bu suçun aslında çok failli suçlardan (karşılaşma suçu) olduğunu ve fakat izlenen suç politikası gereğince ödünç para alanın cezalandırılmadığını, ne var ki bunun o kişiyi mağdur kabul etmek anlamına da gelmeyeceğini ifade etmektedir. Yazara göre, tefecilik suçunun mağduru toplumu oluşturan ve istikrarlı makroekonomide yararı bulunan herkestir. Benzer şekilde Ali Parlar da tefecilik suçunun mağdurunun ödünç para alan ve bu nedenle ekonomik yönden sömürülen bireyler değil, ödünç para verme işleminin ilgili mevzuatta öngörülen kurallara aykırı olarak yapılmasından dolayı çıkarları ihlal edilen toplumun bütün bireyleri, yani toplum olduğunu ileri sürmektedir. Yine Yaşar, Gökcan ve Artuç'a göre de tefecilik suçunun mağduru belli kimselerden ve sayıdan oluşmayan topluluktur. Kısacası bu suçta ödünç para alan değil, tüm toplum mağdurdur. Buna karşın bazı yazarlar, konuyu mağdur-suçtan zarar gören kavramları üzerinden ele almışlardır. Örneğin Özbek, Kanbur, Doğan, Bacaksız ve Tepe'ye göre; suçun mağduru genellikle acil ekonomik ihtiyaca gereksinim duyan ve banka ve diğer kredi kurumlarına müracaat edemeyen veya müracaat etse de bu kurumlardan kredi alamayan ve dolayısıyla ekonomik açıdan zor durumda bulunan kişidir. Mağdur, suçun icra hareketlerinin üzerinde gerçekleştiği kişidir. O halde, ödünç para alan suçun mağdurudur. Buna karşın, haklı çıkarı bir şekilde zedelenen kişi ise suçtan zarar gören olduğuna göre kamu, yani toplumun bu suçta suçtan zarar gören olduğunu da kabul etmek gerekir. Yargıtay uygulamalarına bakıldığında ise, 5237 sayılı TCK öncesinde ivaz karşılığı ödünç para alanların tefecilik suçunun mağduru olamayacağı noktasında genel bir kabul bulunmaktadır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 29.05.1989 gün ve 147-209 sayılı kararında; "Sanık hakkındaki dava izin belgesi olmaksızın ödünç para vermek suçundan açılmıştır. Sanığa yüklenen bu eylemden gerçek ya da tüzel kişilerin zarara uğradıkları söylenemez. Ancak, bu tür faaliyetlerin Devletin denetim ve gözetimi altında ve izin belgesi alınmak suretiyle yapılması gerekir. O halde Maliye Hazinesi bu suçlarda katılan sıfatını kazanabilir. İzin almadan ödünç para vermek suretiyle faaliyette bulunduğu iddia edilen sanığın bu eyleminden mağdurun doğrudan doğruya zarara uğradığı söylenemeyeceğinden, katılan sıfatını kazanması mümkün olmayan şikâyetçinin temyiz isteminin reddine karar verilmelidir" sonucuna ulaşılmıştır. 5237 sayılı TCK'nun yürürlüğe girmesinden sonra ise Yargıtay, tefeciden kazanç karşılığı borç para aldığı belirtilen kişilerin suçun mağduru, Hazinenin ise suçtan zarar gören olduğunu kabul etmiştir (Örneğin Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 02.10.2015 gün ve 10871-14742 sayılı kararı). Tefecilik suçunda ivaz karşılığı ödünç para alanların hukuki niteliğindeki bu tartışmalara karşın gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda 5237 sayılı TCK döneminde farklı kişilere karşı ödünç para veren kişi hakkında bir suç işleme kararı ile hareket ettiği sürece zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği noktasında birlik bulunmaktadır. Yeni TCK döneminde TCK'nun 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı da gözetilerek, değişik zamanlarda ve farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK'nun 43. maddesinin uygulanması gerektiği, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekmektedir. Aksinin kabulü halinde, somut olayda olduğu gibi birden fazla kişiye karşı işlenmiş olan tefecilik suçlarında hükmolunacak sonuç ceza miktarları göz önünde bulundurulduğunda, 5237 sayılı TCK'nun "Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi" başlıklı 3. maddesinin gerekçesinde, "Suç işlenmesiyle bozulan toplum düzeninde adaletin sağlanması için suç işleyen kimseye uygulanacak ceza hukuku yaptırımlarının haklı ve ölçülü olması gerekir. Çünkü ancak haklı ve suçun ağırlığıyla orantılı bir yaptırım ile suç işleyen kişinin bu fiilinden pişmanlık duyması sağlanabilir ve yeniden topluma kazandırılması söz konusu olabilir" şeklinde açıklanmış olan ölçülülük ilkesine aykırı davranılmış olunacaktır. Bu nedenle, 5237 sayılı TCK'nun 241. maddesinde tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek haline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı gözetildiğinde değişik zamanlarda ve farklı kişilere karşı ödünç para veren kişi hakkında bir suç işleme kararı ile hareket ettiği sürece aynı kanunun 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.04.2016 tarihinde yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.
6. Ceza Dairesi, 2012/20020 E., 2013/16625 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
ile örgüt üyesi ...’nın mağdur ...’e yönelik tefecilik suçundan TCK 220/5, 241.maddeleri gereğince cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat;
6. Ceza Dairesi         2012/20020 E.  ,  2013/16625 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Suç örgütü kurmak ve yönetmek, kurulan örgüte üye olmak, yağma, yağmaya kalkışma, tefecilik, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, konut dokunulmazlığını bozma, tehdit HÜKÜM : Kısmen Beraat, Kısmen Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2010/9-149, 2010/205 sayılı ve 19.10.2010 günlü kararı ışığında; Yakınan Maliye Hazinesi vekili doğrudan doğruya suçtan zarar görmesi nedeniyle davaya katılan Av. Gülhan Altınok’un katılan vekili olarak kabulüne, karar verilerek yapılan incelemede; Hükmedilen cezaların sürelerine göre sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... savunmanlarının duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi gereğince REDDİNE, Mağdur ...’ın soy isminin hükümde ... olarak yazılması, yerinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiş, sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik zorla para tahsil etmek suretiyle yağma suçundan, sanıklar ... ve ... hakkında yakınan ...'a yönelik tefecilik suçundan dava açıldığı halde, bir hüküm verilmemiş ise de, bu konuda zamanaşımı süresi içinde karar verilmesi olanaklı görülmüştür. I- Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde: Sanıklar ... ve ... savunmanlarının temyizinin beraat kararının gerekçesine yönelik olmadığı ve kararı temyiz etmesinde de hukuki yarar bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince temyiz talebinin istem gibi REDDİNE, II- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı örgüte üye olmak suçundan verilen beraat, sanık ... hakkında suç örgütü kurup yönetmek suçundan verilen mahkumiyet; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç örgütü üyesi olmak suçundan verilen mahkumiyet; sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya muhalefet suçundan verilen mahkumiyet; sanık ... hakkında mağdur ...’a yönelik zorla para tahsili sureti ile yağmaya kalkışma suçundan verilen beraat; sanık ...’nin suç örgütü lideri olmasından dolayı, örgüt üyesi sanık ...’ın mağdur ...’a yönelik yağmaya kalkışmadan sorumlu olduğu gerekçesiyle açılan dava sonucunda verilen beraat; sanıklar ... ve ... ile örgüt üyesi ...’nın mağdur ...’e yönelik tefecilik suçundan TCK 220/5, 241.maddeleri gereğince cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ... hakkında yakınan ...’ye yönelik zorla para tahsil etmek suretiyle yağma suçundan verilen beraat; sanık ... hakkında TCK'nın 220/5. maddesi yollaması ile TCK’nın 149/1. maddesi gereğince (örgüt üyeleri ... ve ...’nun yakınan ...’ye yönelik) zorla para tahsil etmek sureti ile yağma suçundan verilen beraat; sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik zorla para tahsil etmek sureti ile yağma suçundan verilen beraat; sanıklar ... ve ...’nun (sanıklar ... ve ...’ın iki kez yakınan ...'a yönelik tefecilik eyleminden dolayı) örgüt yöneticisi olduğu iddiası ile TCK’nın 220/5, 241 maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...'nin örgüt üyesi olduğu iddia edilen ...’ın yakınan ...'a yönelik yağma suçundan dolayı TCK'nın 220/5, 149.maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ... ile örgüt yöneticisi sıfatı ile örgüt üyesi olduğu iddia edilen ...’ın yakınan ...'a karşı yağma suçundan dolayı TCK'nın 220/5, 149.maddeleri gereğince cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; sanıklar ..., ..., ... ... ve ... ... hakkında...'ye yönelik yağma suçundan verilen beraat, sanık ... ... hakkında yakınan ...’a yönelik bıçak çekmek sureti ile zorla para tahsil etmek sureti ile yağma suçundan verilen beraat; sanık ... hakkında örgüt yöneticisi olduğu gerekçesi ile örgüt üyesi ... hakkında yakınan ...'a yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen yağma suçundan TCK 220/5, 149.maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...’nın örgüt yönetici olduğu gerekçesi ile örgüt üyesi ...’nun yakınan ...'a yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen mağdur ...’a yönelik yağma ve tefecilik suçlarından TCK 220/5, 241, 149.maddeleri gereğince cezalandırılması açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ... hakkında yakınan ...’ye yönelik zorla para tahsili sureti ile yağma suçundan verilen beraat; sanıklar ... ve ...’nin örgüt yöneticisi sıfatı ile yakınan ...’ye yönelik yağma suçundan TCK 220/5, 149.maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’nin yakınan ...’a yönelik zorla para tahsili sureti ile yağma suçundan verilen beraat; sanıklar ... ve ...'nun müşteki ...'a yönelik tefecilik suçundan TCK’nın 220/5.maddesi yollaması ile TCK’nın 241.maddesi gereğince cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; sanık ... ...’nun örgüt yönetici olduğunda bahisle TCK’nın 220/5. maddesi yollaması ile yağma suçundan (Müşteki ...’dan zorla para tahsil edilmesi sureti ile yağma) cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’nin müdahil ...’e yönelik zorla para tahsil etmek sureti ile yağma suçundan verilen beraat; sanıklar ... ve ...’nun yakınan ...’e yönelik TCK 220/5.maddesi yollamasıyla 241.maddesi gereğince açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ... hakkında müdahil ...’in annesinin adına kayıtlı arsaya el koymak sureti ile yağma suçundan verilen beraat; sanık ... hakkında örgüt üyeleri ... ve ...’nun yakınan ...’e yönelik gerçekleştirdikleri iddia edilen yağma ve tefecilik suçundan TCK 220/5, 149/1, 241. maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle örgüt üyeleri ... ve ...’nun yakınan ...’e yönelik TCK 220/5, 149/1.maddeleri gereğince açılan yağma suçundan verilen beraat; sanıklar ..., ... ve ...’nin yakınan ...’ın maaş kartına el koymak sureti ile yağma suçundan verilen beraat; sanıklar ... ve ...’nun 30/12/2004 tarihinde yakınan ...'a yönelik gerçekleştirdikleri iddia edilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat; sanıklar ..., ... ve ...’nin 30/11/2004 tarihinde ve birkaç gün sonra olmak üzere ... ve ...’nin iki kez, ...’nin ise bir kez, yakınan ...'a yönelik konut dokunulmazlığını bozmak suçundan verilen beraat, sanık ...'nın örgüt yöneticisi sıfatı ile yakınan ...'a yönelik TCK’nın 220/5.maddesi yollaması ile örgüt üyelerinin gerçekleştirdiği iddia edilen hürriyeti tahdit ve tefecilik suçundan TCK’nın 241.maddesi gereğince dört kez ve konut dokunulmazlığını bozmak suçundan TCK’nın 116/4.maddesi gereğince iki kez cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ... ...'nun yakınan ...'a yönelik örgüt yöneticisi sıfatı ile TCK’nın 220/5.maddesi yollaması ile örgüt üyelerinin gerçekleştirdiği iddia edilen tefecilik suçundan TCK’nın 241.maddesi gereğince dört kez cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...'nin örgüt yöneticisi sıfatı ile TCK’nın 220/5.maddesi yollaması ile örgüt üyelerinin yakınan ...'a yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen hürriyeti tahdit suçundan TCK’nın 109. ve konut dokunulmazlığını bozmak suçundan TCK’nın 116/4.maddesi gereğince bir kez cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...’nin örgüt lideri olarak örgüt üyeleri oldukları iddia edilen sanıklar ... ve ...’in yakınan ...'a yönelik gerçekleştirdiği tefecilik eyleminden TCK 220/5, 241 maddesi gereğince iki kez cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...’nin örgüt üyesi olduğu iddia edilen ... ve ...’in yakınan ...’e yönelik tefecilik eylemlerinden dolayı TCK 220/5, 241. maddeleri gereği iki kez cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ...'nın suç örgütü yöneticisi oldukları iddiası ile örgüt üyesi olduğu iddia edilen ... ve ...’in yakınan ...’e yönelik tefecilik eylemlerinden dolayı TCK 220/5, 241.maddeleri gereği iki kez cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ... hakkında yakınan ...’e yönelik hürriyeti tahdit suçundan verilen beraat, sanıklar ... ve ...’in yakınan ...'e yönelik gerçekleştirdikleri iddia edilen hürriyeti tahdit suçundan örgüt yöneticisi sıfatıyla sanık ... hakkında TCK'nın 220/5.maddesi yollaması ile TCK’nın, 109.maddesi gereğince hürriyeti tahdit suçundan açılan davada verilen beraat; sanık ... hakkında sanıklar ... ve ...’in gerçekleştirdikleri iddia edilen hürriyeti tahdit, tefecilik, 19.04.2006 tarihindeki zorla senet imzalatmak, 22/23 Nisan 2006 tarihindeki zorla senet imzalatmak suçlarından verilen beraat; sanık ... ... hakkında örgüt yöneticisi olduğu iddiası ile örgüt üyesi ...’nın yakınan ...’a yönelik bir kez sanık ...’nin iki kez işlediği tefecilik suçlarından TCK 220/5, 241.maddeleri gereğince üç kez cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...'nın örgüt yöneticisi sıfatı ile örgüt üyesi sanık ... ...’nun yakınan ...’a yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen tefecilik suçundan örgüt yöneticisi sıfatı ile TCK 220/5, 241. maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ...'nun örgüt yöneticisi sıfatı ile örgüt üyesi oldukları iddia edilen ... ve ...'in yakınan ...’ya yönelik tefecilik eyleminden TCK’nın 220/5, 241.maddeleri gereğince iki kez cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; sanık ...'nin örgüt yöneticisi sıfatı ile örgüt üyesi olduğu iddia edilen ...'in katılan ...’ya yönelik tefecilik eyleminden TCK.nun 220/5, 241.maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'nin müdahil ...’ya yönelik (2004 yılında başlayan ve sanık ...'e verdiği ödünç para ile ilgili olarak) zorla para tahsili sureti ile yağma suçundan verilen beraat; sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında (2007 yılı kış aylarında ...’in borcunu müdahil ...'ya zorla ödetmek istemeleri ve karşılık olarak senet almaları olayı) zorla senet almak sureti ile yağma suçundan verilen beraat; sanık ...'nin suç örgütü yönetici olduğundan bahisle, ...’in yakınan ...’ya yönelik tefecilik eyleminden TCK 220/5, 241.maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ...'nun suç örgütü yöneticisi olduklarından bahisle ..., ..., ... ... ...’in yakınan ...’ya yönelik tefecilik eylemlerinden TCK 220/5, 241. maddeleri gereğince üç kez cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; sanık ...'nın müdahil ...’ya yönelik zorla para tahsili sureti ile yağma suçundan TCK 220/5, 149/1. maddelerinden cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...’nin örgüt yöneticisi sıfatı ile örgüt üyelerinin müdahil ...’ya yönelik zorla para tahsili sureti ile yağma suçundan TCK 220/5, 149/1.maddelerince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...'nın örgüt yöneticisi sıfatı ile müşteki ...'ya yönelik örgüt üyeleri ..., ..., ..., ... tarafından işlenen yağma suçundan (2007 yılı kış aylarında ...'nun borcunu müşteki ...'ya zorla ödetmek istemeleri ve karşılık olarak senet almaları olayı) TCK 220/5, 149/1. maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ...'nun örgüt üyesi ...’nin müdahil ...’ya yönelik tefecilik eyleminden yönetici sıfatı ile TCK 220/5, 241.maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...'nın örgüt üyesi ...’nun yakınan ...’ya yönelik tefecilik eyleminden örgüt yöneticisi sıfatı ile TCK 220/5, 241. maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanıklar ..., ... ve ...’nin yakınan ...’a yönelik zorla para tahsil etmek sureti ile yağma suçundan cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...'nin örgüt yöneticisi sıfatı ile örgüt üyesi olduğu iddia edilen sanık ...’ın yakınan ...’a yönelik tefecilik eyleminden TCK 220/5, 241. maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ...'nun örgüt üyesi olduğu iddia edilen sanık ...’ın yakınan ...’a yönelik tefecilik eyleminden TCK 220/5, 241. maddeleri gereğince cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; Sanık ...’ın yakınan ...’a ve ...'a yönelik tefecilik suçundan verilen mahkumiyet; sanıklar ... ve ...'nun örgüt üyesi oldukları iddia edilen ... ve ...’in katılan ...'ya yönelik tefecilik suçlarından TCK 220/5, 241.maddeleri gereğince ikişer kez cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; sanık ...'nin örgüt yöneticisi sıfatı ile sanık ...'in katılan ...’ya yönelik tefecilik eyleminden TCK’nın 220/5, 241.maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ... ...'nun örgüt üyesi ...’nın müşteki ...’e yönelik tefecilik eyleminden TCK 220/5, 241.maddeleri gereğince cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; sanık ...’nin zorla para tahsili sureti ile yakınan ... ...’ye yönelik yağma suçundan verilen beraat; sanıklar ... ve ...'nın örgüt yöneticisi sıfatı ile örgüt üyesi olduğu iddia edilen ...’in müşteki ... ...’ye yönelik tefecilik suçundan TCK 220/5, 241.maddeleri gereğince cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; sanık ... hakkında müşteki ...'a yönelik zorla para tahsili sureti ile yağma suçundan verilen beraat, sanıklar ..., ... ve ...'nın müşteki ...’a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma ve zorla para tahsili sureti ile yağma suçundan cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; sanık ... ve diğer örgüt üyelerinin yakınan ...’a yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen kişiyi hürriyettinden yoksun bırakma ve yağma suçlarından TCK 220/5. maddesi yollaması ile TCK’nın 109. ve 149/1.maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...’nin, sanık ...’in yakınan ...’a yönelik tefecilik suçundan örgüt lideri olması nedeniyle TCK’nın 220/5, 241.maddeleri gereğince açılan davada verilen beraat; sanık ... ve diğer örgüt üyelerinin yakınan ...’a yönelik gerçekleştirdiği tefecilik suçundan TCK 220/5, 241. maddeleri gereğince altı kez cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ... ile örgüt üyesi ...’nun mağdur ...’e yönelik tefecilik suçundan TCK 220/5, 241.maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ...'nin örgüt üyesi olduğu iddia edilen ...’in mağdur ...’ya yönelik tefecilik eyleminden TCK 220/5, 241. maddeleri gereğince cezalandırılmaları için açılan davada verilen beraat; sanıklar ... ve ...'nun örgüt üyesi olduğu iddia edilen ...’in mağdur ...’ya yönelik tefecilik eyleminden TCK 220/5, 241. maddeleri gereğince cezalandırılmaları açılan davada verilen beraat; sanık ...’nın örgüt üyesi ...’nun müşteki ...'a yönelik tefecilik eyleminden TCK'nın 220/5, 241.maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada verilen beraat; sanık ... ...’nun katılan ...’a yönelik zorla para tahsili sureti ile yağma suçundan verilen beraat; sanık ...’nın örgüt üyesi ...’nun müdahil ...’a yönelik yağma ve tefecilik suçlarından TCK'nın 220/5, 149/1, 241.maddelerinden cezalandırılması için açılan davada verilen beraat, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle, örgüt üyesi ...’nun yakınan ...’a yönelik yağma suçundan cezalandırılması için TCK’nın 220/5, 149/1.maddeleri gereğince açılan davada verilen beraat; ve sanık ... hakkında tefecilik suçundan verilen beraat; hükümlerine yönelik yapılan temyiz incelemesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... savunmanlarının ve O Yer Cumhuriyet Savcıları ile katılan hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve yasaya uygun bulunan hükmün tebliğname gibi ONANMASINA, III- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında mağdur ...’a yönelik tefecilik suçundan, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle örgüt üyesi ...’nın mağdur ...’e yönelik tefecilik suçundan kurulan beraat, sanık ... hakkında mağdur ...’e yönelik açılan tefecilik suçundan, sanık ... ... hakkında yakınan ...’a yönelik tefecilik, sanık ...’nin katılan ...'a yönelik bizzat tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin yakınan ...’ya yönelik bizzat işlediği tefecilik ve örgüt lideri olması nedeniyle tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanıklar ..., ..., ... ve ...’nin mağdur ...’ya yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanıklar ... ve ... hakkında mağdur ...’a yönelik tefecilik, sanık ...’nin örgüt lideri olmasından dolayı mağdur ...’a yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin örgüt yöneticisi olması nedeniyle diğer örgüt üyelerinin mağdur ...’a yönelik işlemiş olduğu tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’ın yakınan ...’e yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin yakınan ...’e yönelik tefecilik suçundan örgüt lideri olması dolayısıyla kurulan mahkumiyet, sanıklar ... ve ...’nın yakınan ...’e yönelik tefecilik, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle diğer örgüt üyelerinin yakınan ...’e yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’ın yakınan ...’a yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle diğer örgüt üyelerinin yakınan ...’a yönelik işlemiş olduğu tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... ...’nun yakınan ...’a yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nın örgüt lideri olması dolayısıyla diğer örgüt üyesi ...'nun katılan ...’a yönelik TCK’nın 220/5, 241, 149/1.maddeleri gereğince verilen beraat, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle diğer örgüt üyelerinin yakınan ...’a yönelik işlemiş olduğu tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... ..., ... ve ...’nin yakınan ...’a yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle diğer örgüt üyelerinin yakınan ...’a yönelik işlemiş olduğu tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanıklar ... ve ...’in yakınan ...’e yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... ...’nun yakınan ...’e yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanıklar ... ve ...’nın yakınan ...’a yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... ...’nun yakınan ...’a yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle diğer örgüt üyelerinin yakınan ...’a yönelik işlemiş olduğu tefecilik, sanık ... hakkında yakınan ...’ya yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... hakkında yakınan ...’ya yönelik tefecilik, sanık ...’in yakınan ...’ya yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanıklar ..., ... ve ...’ın yakınan ...’ya yönelik tefecilik, sanık ...’nin yakınan ...’ya yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle diğer örgüt üyelerinin yakınan ...’ya yönelik işlemiş olduğu tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nun yakınan ...’ya yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle diğer örgüt üyelerinin yakınan ...’ya yönelik işlemiş olduğu tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’in yakınan ...’ya yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’in yakınan ...’ya yönelik tefecilik, sanık ...’nın yakınan ...’e yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle diğer örgüt üyelerinin yakınan ...’e yönelik işlemiş olduğu tefecilik suçundan, sanık ...’nin yakınan ... ...’ye yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’in yakınan ... ...’ye yönelik tefecilik suçundan, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’nın yakınan ...’a yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle diğer örgüt üyelerinin yakınan ...’a yönelik işlemiş olduğu tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... ...’nun yakınan ...’e yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin örgüt yöneticisi olması nedeniyle yakınan ...’e yönelik tefecilik suçundan, sanık ...’in yakınan ...’ya yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... ...’nun yakınan ...’a yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin suç örgütü yöneticisi olması nedeniyle diğer suç örgütü üyelerinin işlemiş olduğu yakınan ...’a yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... ...’nun yakınan ...’a yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’nin suç örgütü yöneticisi olması nedeniyle diğer suç örgütü üyelerinin işlemiş olduğu yakınan ...’a yönelik tefecilik suçundan, sanıklar ..., ..., ... ve ...’ın katılan ...’a yönelik tehdit suçundan kurulan mahkumiyet, sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılan ...’a yönelik zorla senet imzalatmak suretiyle yağma suçundan verilen beraat, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’nin yakınan ...' ya yönelik zorla senet imzalatmak suretiyle yağma suçundan verilen beraat, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nın yakınan ...’ya yönelik tehdit suçundan verilen mahkumiyet, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında örgütün korkutucu gücünden yararlanarak yakınan ...'ya yönelik tehdit suçundan verilen mahkumiyet, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’nin yakınan ...’a yönelik tehdit suçundan verilen mahkumiyet, sanıklar ..., ..., ... ve ...’nin yakınan ...’a yönelik zorla senet imzalatmak suretiyle yağma suçundan verilen beraat, sanık ...’nin örgüt lideri olduğundan bahisle örgüt üyelerinin yakınan ...'a yönelik gerçekleştirdiği zorla senet imzalatmak suretiyle yağma suçundan verilen beraat, sanık ... ...’nun yakınan ...’a yönelik yağma suçundan kurulan beraat, sanıklar ..., ... ve ...’ın yakınan ...’a yönelik tehdit suçundan kurulan mahkumiyet,sanıklar ..., ... ve ...’nin katılan ...'a 19.04.2006 tarihindeki tehdit suçundan kurulan mahkumiyet, sanıklar ... ve ...’nun yakınan ...’e yönelik tehdit suçundan verilen mahkumiyet, sanıklar ... ve ... hakkında zorla senet imzalatmak suretiyle yağma suçundan verilen beraat, sanık ...’nin örgüt lideri olması nedeniyle örgüt üyeleri ... ve ...’nin yakınan ...’e yönelik 19.04.2006 tarihindeki tehdit suçundan kurulan mahkumiyet ve 22/23 Nisan 2006 tarihindeki zorla senet imzalatmak suretiyle yağma suçundan verilen beraat, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...’nun yakınan ...’a yönelik tehdit suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ...’in yakınanlar Nurşen ve ...’ya yönelik tehdit suçundan kurulan mahkumiyet, sanık ... hakkında ...'a yönelik tefecilik, sanık ...’in yakınan ...’ya yönelik tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, hükümlerine yönelik temyiz incelemesine gelince; Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1) a-Sanıklar ..., ... ve ... hakkında mağdur ...’a yönelik tefecilik, sanık ... hakkında ...'a yönelik tefecilik, sanık ... hakkında mağdur ...’e yönelik tefecilik, İddianame içeriğine göre, sanık ...’nin suç örgütü yöneticisi olduğundan bahisle yakınan ...’a yönelik tefecilik, sanık ... hakkında yakınan ..., ... ve ...’ya yönelik tefecilik, sanıklar ... ve ... hakkında yakınan ...’a yönelik tefecilik, sanık ... hakkında ise yakınan ... ...’ye yönelik tefecilik, sanıklar ..., ... ve ... hakkında yakınan ...'a yönelik tefecilik suçlarından dava açıldığı halde, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, b- Kabule göre de; Sanık ... hakkında yakınanlar ... ve ...’ya yönelik tefecilik suçlarından ayrı ayrı dava açıldığı halde, hangi yakınana ait olduğu denetime olanak verecek şekilde karar yerinde açıklanıp, tartışılmadan beraat kararı verilmesi, 2) 5237 sayılı TCK'nın 241.maddesindeki düzenleme ile; faiz karşılığı bir başkasına bir defa ödünç para verilmesi halinde, tefecilik suçu tamamlanmaktadır. Suçun oluşması için tefecilik faaliyetinin süreklilik arz etmesine, bunun meslek olarak ittihaz edilmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak Yargıtayca; tefecilik suçunun oluşması için birden fazla kişiye sürekli ve sistemli bir biçimde faiz karşılığı ödünç para verilmesi gerektiği, tefeciliğin süreklilik taşıyıp, taşımadığının, bu işi meslek haline, uğraş haline getirip, getirmediğinin araştırılması gerektiğine işaret edilmektedir. Suçun tamamlanma tarihinin en son ödünç para verilen tarih olduğu da kabul edilmektedir. Oluş ve dosya içeriğinden; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...’nin birden çok kişiye faizle borç para verdiğinin ... olup, mahkeme tarafından da kabul edilmesi karşısında; sanıkların eyleminin bir bütün halinde 5237 sayılı TCK'nın 241/1, 43/2.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Sanık ...’nin hem örgüt lideri olması, hem de bizzat yakınanlar ..., ..., ... ve ...’a yönelik tefe parası verdiği kabul edildiği halde, aynı eylemden dolayı iki kez uygulama yapılması, 3) Sanık ...’nin örgüt lideri olduğu ve dosya kapsamından; diğer sanık ...’nın sanık ...’nin bilgisi dahilinde yakınanlar ... ve ...'e, sanık ... ...'nun yakınanlar ... ve ...’a tefe parası dağıttığı halde, sanık ... hakkında bu suçlardan mahkumiyet yerine, beraat kararı verilmesi, 4) Yakınan ...’ın 2005 yılı mayıs ayında eşinin hastalığı nedeni ile paraya ihtiyacı olduğundan, sanık ...'den 1000 ABD doları para aldığı, karşılığında açık senet imzalayarak verdiği, borcunu süresinde ödeyemediği, iki ay sonra sanık ...'ın bu borcu istediği, sonradan sanık ... tarafından alacağın ...’a devredildiğini öğrendiği, takip eden günlerde kahvehanede bulunduğu sırada, ..., ... ve ...'ın birlikte gelerek "Neden borcunu ödemiyorsun?" dedikleri, sanık ...'nın "Seni öldüreceğiz" diyerek tehditte bulunduğu, kendisine bir başka boş senet uzatılarak imzalattırıldığı, korktuğundan dolayı bu senedi imzalamak zorunda kaldığı, kendisine "Senin borcun 10.000 Dolar oldu" diyerek ayrıldıkları, bir kaç gün sonra sanıklar ... ve ...'ın bir taksi ile evine geldikleri, yanlarında tanımadığı bir kaç kişi daha olduğu, yakınanın kardeşi ...'a "Senin kardeşin borcunu ödemiyor, bu kardeşini öldürelim mi?" diyerek tehditte bulundukları, yakınanın da "Benim borcum ...'ye" dediğinde, sanık ...'nın "sen ölümünü istiyorsun" diyerek evden ayrıldıkları, 27 Aralık 2007 günü ...'nin önünü keserek "Sen bizim şu paramızı ne zaman ödeyeceksin? senden eninde sonunda bu parayı almasını bilirim, bu iş uzadıkça senin açından işler daha kötüye gidecek, haberin olsun" dediği, kendisinin borcu fazlasıyla ödediğini belirtmesi üzerine, sanık ...'nin "sen bilirsin, ben sana son bir şans veriyorum, sen bu parayı bize öyle ya da böyle vereceksin veya biz senden nasıl olsa alacağız" diyerek tehdit ettiği, 28 Aralık 2007 günü sanıklar ..., ... ve ...'nın işyerine geldikleri, burada işyeri arkadaşı ve Sendika Başkanı ... ... ile 4000 TL. kendisi adına verilmesi halinde icranın kaldırılacağı şeklinde konuştukları, tanık ...'ın müşteki ...'ın ...'den 1000 dolar para aldığını, açık senet imzalattıklarını, 2005 yılında ..., ... ve ...'nın evlerine geldiğini, borcu iş daha kötüye gitmeden ödemeleri, Kemal'in ellerinden kurtulamayacağı şeklinde sözler söyledikleri, bir kısım borçları kredi çekerek kapattıklarını, 2005 yılı Haziran ayında sanık ...'nın evine gelerek, Kemal'e borcun hala bitmediğini, kendisini öldürecekleri şeklinde tehdit ettiklerini, tanıklar ... ve ...'ın sanıkların 2005, 2006 ve 2007 yıllarında gece saatlerinde eve geldikleri, Kemal'i alıp gittikleri, "Kemal'i buluruz, daha olmazsa öldürürüz" şeklindeki beyanları da dikkate alındığında; öncelikle yakınanın gerçek borç miktarının tespit edilip, yakınanın ne kadar ödeme yaptığı ve ödenmediği sürenin de belirlenmesinden sonra yasal faizi de dikkate alınıp, tespit edildikten sonra sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun vasıflandırılması gerekirken, eksik inceleme ile yetinilip, yerinde yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Eylem bir bütün halinde tek bir alacağın istenmesi olduğu halde, sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında yakınan ...’a yönelik yağma suçundan TCK 150.madde yollamasıyla aynı yasanın 106/2-c-d, 43/1.maddeleri ile mahkumiyet ve sanıklar ..., ... ve ... hakkında yakınan ...’a zorla senet imzalatmak suçundan beraat kararı verilmesi, 5) Yakınan ...’nun 2003 yılının Temmuz ayında Iğdır ... bulunan ... otelinin önünde kahvehanede iken önceden tanıdığı olan sanık ...’nin paraya ihtiyacı olup olmadığını sorduğu, aynı yıl yakınanın 2000 ABD doları borç parayı aylık %20 faizle aldığı, karşılığında açık senet imzaladığı, yaklaşık 6 ay-1 sene geçtikten sonra sanık ...’nin borcunun 5200 Dolar olduğunu söylediği, bu parayı yakınanın kardeşi ...'dan alarak ödediği ve senedini geri aldığı, 2004 yılı içerisinde ise sanık ... aracılığı ile tanıştığı sanık ...'tan 1000 ABD doları parayı aylık %10 faizle aldığı, yine açık senet imzalayarak verdiği, 2 ay içerisinde aldığı parayı ve faizini ...'a ödediği ancak senedi ...'tan almadığı, 2004 yılının sonlarına doğru ...’tan 2000 dolar para talebinde bulunduğu, sanık ...’ın, yanında sanık ... olduğu halde yakınanın çiftliğine geldikleri, istenen parayı bu kez sanık ...’nın verdiği, sanık ...'ın bir ay sonra 2600 dolar olarak geri alacağını söylediği, yakınanın yine açık senet imzaladığı, bir ay sonra borcunu ödediği ve senedini geri aldığı, 2005 yılının Şubat ayında sanık ...'tan 3500 ABD doları parayı aylık %20 Faiz ile aldığı, bu borç için senet imzalamadığı, daha önce imzaladığı senedin ise ...'ta kalmasını zimni kabul ettiği, bir süre sonra sanıklar ..., ... ile birlikte çiftliğe geldikleri ve sanık ...’in alacağının ...'ye devrettiğini söyleyip, yakınanın bu kez 2005 yılında ...’den 2000 Dolar daha borç aldığı, karşılığında ayrıca yeni bir açık senet ile sanık ...’ın, "kendisi ile alacak verecek meselem yoktur" diye yazılı kağıt verdiği, 2006 yılının başlarında sanıklar ... ... ve ...’nın birlikte çiftliğine geldikleri, sanık ...’nin 5500 Dolar olan borcun 11000 dolar olduğunu söylediği, sanıklar ..., ... ile birlikte "Bize olan borcunu ödeyeceksin, yada seni öldüreceğiz, yada çiftliği bize vereceksin" dediğ

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Ticari işletmesi finansal darboğaza giren (A), bankalardan kredi temin edemeyince (B)’den yardım istemiştir. (B), (A)’ya 100.000 TL borç para vermiş, ancak bu borca karşılık altı ay vadeli 180.000 TL bedelli bir emre muharrer senet almıştır. Soruşturma aşamasında, (B)'nin bu tür bir işlemi daha önce hiç yapmadığı ve fiilin süreklilik arz etmediği tespit edilmiştir. Bu bilgilere göre, (B)'nin hukuki durumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu bakımından doğrudur?

A) Kazanç elde etme amacıyla ödünç para verme eyleminin bir kez işlenmesi dahi TCK m. 241'deki tefecilik suçunun oluşması için yeterlidir.
B) B’nin eylemi, A’nın içinde bulunduğu zor şartlardan yararlanmak suretiyle işlendiğinden, TCK m. 158/1-b’de düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur.
C) Tefecilik suçunun oluşumu için failin bu faaliyeti ticari bir organizasyon veya meslek kapsamında yürütmesi gerektiğinden, münferit bir borç verme ilişkisi suç teşkil etmez.
D) Taraflar arasındaki işlem, ceza hukuku kapsamında bir suç oluşturmayıp, yalnızca Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen aşırı yararlanma (gabin) hükümleri çerçevesinde senedin kısmi butlanına yol açabilir.
E) 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu'nun 16. maddesi, ödünç para verme işinin 'devamlı yapılması'nı aradığından, bu ilke genel tefecilik suçu için de geçerlidir ve tek seferlik eylem suçu oluşturmaz.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol