5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 280

Türk Ceza Kanunu 280. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 280- (1) Görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirti ile karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Sağlık mesleği mensubu deyiminden tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler anlaşılır. Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
1. Ceza Dairesi, 2024/4617 E., 2025/387 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
Ceza Dairesinin, 08.12.2023 tarihli ve 2022/2359 Esas, 2023/2411 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık ...
1. Ceza Dairesi         2024/4617 E.  ,  2025/387 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/2359 E., 2023/2411 K. Sanıklar hakkında bozma üzerine verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Katılanlar ... ve ...'in duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği kanunen reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sivas 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.02.2019 tarihli ve 2017/233 Esas, 2019/115 Karar sayılı kararı ile; 1.Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-d, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 2.Sanıklar ..., ...ve ... hakkında suç delillerini yok etme gizle veya değiştirme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 281/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 31.01.2020 tarihli ve 2019/1744 Esas, 2020/212 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme, sanıklar ..., ...ve ... hakkında kasten öldürmeye yardım etme suçundan aynı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir. C. Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 2. Ceza Dairesi kararının katılan ... vekili, katılanlar ... ve ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 31.10.2022 tarihli ve 2022/198 Esas, 2022/8429 Karar sayılı kararı ile özetle "kararın gerekçesiz olduğu" nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. D. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.12.2023 tarihli ve 2022/2359 Esas, 2023/2411 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme, sanıklar ..., ...ve ... hakkında kasten öldürmeye yardım etme suçundan aynı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar ... vekili, katılanlar ... ve ..., Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle, sanık ...'in nitelikli kasten öldürme, sanıklar ..., ...ve ...'nın ise kasten öldürmeye yardım etme suçundan mahkumiyetlerine dair yeterli delil bulunduğuna, haklarında beraat kararı verilmemesi gerektiğine, ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Sanık ...'in maktulün eşi olduğu, sanık ...'nın maktulün kayınvalidesi, sanık ...'nın maktulün kayınbiraderi, sanık ...'ın ise ...'in arkadaşı olduğu, maktulün 09.01.2005 tarihinde saat 15:30 sıralarında Sivas ili şehir merkezine yaklaşık 10 km uzaklıkta Defterdarlık Ormanı tel örgüleri kenarında ölü olarak bulunduğu anlaşılmıştır. 2.Otopsi raporlarına göre maktulün sağ uyluk bölge iç kısmına aldığı 5 adet kesici delici alet yarası nedeniyle öldüğü, sol yanağında sürtünmeye bağlı çatlaklar, göğüs bölgesinde sürüklenmeye bağlı giysi izleri ve sağ uyluk bölgesinde geniş bir alanda kas doku bulunmayıp ısırık izleri, ayrıca saçlı deri altında yer yer kanamalı alanlar bulunduğu, olay yerinde yapılan incelemede maktulün ayaklarının açıkta olup ayakkabılarının cesedin yanında bulunduğu, kıyafetlerinde kan lekesi olmadığı, bulunduğu yerde öldüğüne delalet edecek nitelikte kan birikintisi bulunmadığı ve günlük eşyalarının yanında olmadığı, otopsi işlemi sırasında maktulün ayak parmağında insan kafasından geçmeye müsait olmayacak şekilde dar zincire bağlı ikamet anahtarı ele geçirildiği ve maktulün alt iç çamaşırının bulunmadığı, maktulün ikametinde 09.01.2005 günü saat 22:45 sonrasında yapılan aramada yatak odasında bir adet mavi renkli pamuklu üzeri kanlı bez, bir adet kanlı iç çamaşırı, yerde kumral renkli kopmuş saçlar ve ikamet girişine göre sağ tarafta bulunan duvar önünden tuvalet masanın üzerinde kırık tarak ele geçirildiği, ayrıca maktule ait çantaların da ikamette olduğu belirlenmiştir. 3.Maktulün annesi ...'nin 06.04.2016 tarihinde kollukta "...... kapıyı anahtarı ile açtı ve bana, anne bizden önce ... gelmiş, eve cips ve kola bırakmış" şeklinde beyanda bulunduğu, maktulün karşı komşusu ...'ın 11.04.2016 tarihinde kollukta "...... de ...'ya iş aradım dedi ve ikisi birden evlerine gittiler, ben kendileri içeri girene kadar takip ettim, kapıyı kimin açtığını hatırlamıyorum, ...'nın boyununda anahtar halen asılıydı, eğer ... anahtarı almak için elini boğazına atmış olsaydı bunu kesinlikle görürdüm" şeklinde beyanda bulunduğu, yine ...'ın 11.04.2016 tarihinde kollukta alınan ifadesinde "aradan yine on ya da onbeş dakika geçtikten sonra ... tekrar bize geldi fakat bu gelişinde öncekilerden fark olarak ...'nın yüzünün rengi kireç gibiydi, ayrıca korktuğunu söylüyordu ve titriyordu, aynı zamanda gözleri doluydu ve ağlamaklıydı, yine hatırladığım kadarıyla boğazında beyaz renkli yorgan ipine geçirilmiş kapı anahtarı asılıydı. Ben kendisine ... ne oldu diye sordum, kendisi de bana abla ... eve erkek arkadaşını getirmiş, ben onun erkek arkadaşından hoşlanmıyorum, kendisine defalarca söylediğim halde arkadaşını bize getiriyor dedi." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. 4.Maktulün karşı komşusu ...'nın 05.04.2016 tarihinde kollukta "...benim için en dikkat çekici husus dış kapıdan yatak odasına giderkenki antrede yer yer mozaik beton zemin üzerinde kan lekesine benzer kırmızı lekelerin olduğu, aynı zamanda yatak odasında da çıplak kalan mozaik beton zemin üzerinde de bu lekelerin olduğunu gördüm, ayrıca yatak odası hatırladığım kadarı ile dağınıktı yatağın üzerinde yorgan ve yastığın kılıfları yoktu, aynı zamanda yatak örtüsü de mevcut değildi yine yatağın üzerinde beyaz bir bez parçası üzerinde kan lekesine benzer kırmızı lekelerin olduğunu hatırlıyorum" şeklinde beyanda bulunduğu tespit edilmiştir. 5....'ın 11.04.2016 tarihinde kollukta "...ertesi gün sabah saat 10:00 sıralarında ...'in annesi olduğunu bildiğim bayanı ...'in evinin önünde temizlik yaparken gördüm, ben de kendisine teyze, ...'dan haber var mı, ne oldu diye sorduğumda kendisi de bana hiçbir haber yok, ben de geldim evi temizledim dedi, ayrıca bana kova içerisindeki simsiyah olmuş suyu göstererek şunun pasağına bak, bu nasıl gelin, hiç mi evine bakmamış, temizlememiş diye hayıflandı. Bu konuşma benim tuhafıma gitmişti, sebebi de gelini kaybolmuş bir kadının sabah sabah gelinin evine gelip temizlik yapması ve gelininin arkasından bu şekilde konuşmasıydı." şeklinde beyanda bulunduğu tespit edilmiştir. 6.Dosya kapsamına göre; maktul ...'nın 1999 yılında Gölcük'te meydana gelen deprem nedeniyle ailesiyle birlikte Sivas iline göç ettikleri, maktulün lisede öğrenim görürken bir pastanede çalışan sanık ...'le tanıştığı ve 23.09.2004 tarihinde evlendikleri, bir süre ...'in ailesinin yanında kaldıktan sonra olay tarihinden yaklaşık bir ay önce ayrı eve taşındıkları, 07.01.2005 tarihinde maktul ile annesi ...'nin maktulün ikametine geldiklerinde ...'in kendilerinden önce eve gelip kola ve cips aldığını gördükleri, ancak ikamette ...'in bulunmadığı, aynı gün akşam saatlerinde maktulün karşı komşuları tanık ...'ın evine birkaç kez gidip kendi evine döndüğü, sonrasında ikamete ...'in yanında arkadaşı Sinan'ı da getirmesinden maktulün rahatsız olduğu ve yine ...'ın ikametine gittiği, gittiğinde tanığın beyanlarına göre maktulün korkmuş bir halde olduğu ve boğazında beyaz renkli yorgan ipine geçirilmiş kapı anahtarı takılı olduğu, maktulün, ...'ın evinde bir müddet oturduktan sonra ... ve Sinan'ın ikametten ayrıldığı, 08.01.2005 tarihi saat 00:30 sıralarında maktulün yine ...'ın ikametine gelerek korktuğundan orada uyumaya karar verdiği, sabah 06:00 sıralarında ...'in ikametlerine gelerek maktulü çağırdığı ve kendi anahtarını kullanarak ikametlerine maktul ile birlikte girdikleri, birkaç saat sonra maktulün iş aramak amacıyla giyinmeye başladığı sırada ... ile tartışmaya başladıkları, ...'in maktulün kafasına tarak ile vurarak maktulü yaraladığı ve tarağın kırılmasına neden olduğu, saçlarını kopardığı ve devamında yargılama aşamasında ele geçirilemeyen kesici - delici alet ile maktulü sağ uyluk iç bölgesinden birden fazla kez bıçaklayarak öldürdüğü, birkaç saat sonra maktulün annesi ...'nin ikamete geldiği ancak maktulün içeride bulunması nedeniyle ...'in, ...'ye maktulün iş aramaya gittiğini, tek anahtarları olduğunu, kapıyı açamayacağını söyleyerek gönderdiği, birkaç saat sonra ...'nin tekrar geldiği ve ...'in yine aynı şekilde ...'yi geri gönderdiği, bu aralıkta ...'in, maktulün üzerindeki yırtık, delik ve kanlı kıyafetleri çıkardığı, yeni kıyafetler giydirdiği ancak alt iç çamaşırı giydirmeyi unuttuğu, ikametteki kan birikintilerini büyük oranda temizlediği ve yatak, yastık ve çarşaf kılıflarında bulunan kan lekelerini çıkaramayacağı ve evde de çamaşır makinası bulunmadığı için bu eşyaları yıkayamayacağından bu eşyaları evden attığı, ...'ye söylediği tek anahtarları olduğunu dair mizanseni devam ettirmek amacıyla maktulün ipe bağlı anahtarını yok ettiği ve devamında maktulü ölü olarak bulunduğu yere bıraktığı, yine ikametin tek anahtarı olduğu belirtmek amacıyla kendi anahtarını maktulün ayak parmağına geçirip üzerine çorap giydirdiği, akşam saatlerinde ... yanına eşi ...'yi de alarak geldiği, maktulün ebeveynlerinin, geç saate kadar maktulün eve gelmemesine rağmen ...'in ikamette oturmasından dolayı kızdıkları, ...'in birinci katta oturmaları sebebiyle ikametleri balkonundan aşağı atladığı, üçü birlikte karakola gitmek üzere yola çıktıkları, yolda ...'in kardeşi sanık ...'nın da onlara yetiştiği ve birlikte karakola giderek ihbarda bulundukları, ... ve ...'nın suç mahalline geri dönerek ikamete balkondan giriş yaptıkları ve kolluk görevlilerini beklemeye başladıkları, kolluk görevlilerinin çilingir vasıtasıyla ikamete kısa süreli giriş yaparak maktulü aradıkları ancak bulamayarak olay yerinden ayrıldıkları, 09.01.2005 tarihinde sabah saatlerinde ...'in annesi sanık ...'nın ikametti temizlemek amacıyla ikamete geldiği, aynı gün öğle sıralarında maktulün ölü olarak bulunduğu ve akşam saatlerinde kolluk görevlilerince yapılan detaylı arama sırasında (1) numaralı paragrafta belirtilen suç unsurlarını tespit ederek ikametten ayrıldıkları olay sonrasında yapılan yargılamada, sanıklar ..., ...ve ...'nın, sanık ...'e maktulün öldürülmesinde yardım ettikleri sabit olmadığından haklarında beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak, sanık ...'in suç tarihinde eşi olan maktulü öldürdüğü anlaşıldığından, sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 82/1-d maddesinde belirtilen nitelikli kasten öldürme suçunu işlediği sabit olduğu halde hakkında mahkumiyet yerine beraatine kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Sanıklar ..., ...ve ... hakkında kasten öldürmeye yardım etme suçundan verilen beraat hükümleri yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.12.2023 tarihli ve 2022/2359 Esas, 2023/2411 Karar sayılı kararında katılan ... vekili, katılanlar ... ve ..., Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B.Sanık ... hakkında nitelikli kasten öldürme suçundan verilen beraat hükmü yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan ... vekili, katılanlar ... ve ..., Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 08.12.2023 tarihli ve 2022/2359 Esas, 2023/2411 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2025 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Ceza Dairesi, 2024/2813 E., 2024/9329 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
"..5237 sayılı Kanun'un 280 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, 5271 sayılı Kanun'un 280 nci maddesi ve 303 üncü maddeleri kapsamına girmediği halde, duruşma aç
6. Ceza Dairesi         2024/2813 E.  ,  2024/9329 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1112 E., 2024/1108 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin hükmünün kaldırılarak yeni hüküm kurulması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine nitelikli yağma suçundan verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/33043 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasının (a) ve (e) bentleri, 53 üçüncü maddesi gereğince cezalandırılması için kamu davası açılmıştır. B.İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2020 tarihli ve 2019/545 Esas, 2020/669 Karar sayılı kararıyla; sanık hakkında; 5271 sayılı Kanun'un 4 üncü ve 5 inci maddeleri uyarınca görevsizliğine karar verilmiştir. C.İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli ve 2021/81 Esas, 2021/281 Karar sayılı kararıyla; sanık hakkında; 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a), (d) ve (h) bentleri, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına, mahsubuna karar verilmiştir. D.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Ceza Dairesinin 27.09.2021 tarihli ve 2021/2533 Esas, 2021/2860 Karar sayılı kararıyla; sanık ve müdafinin istinaf başvurusu üzerine, "olayın 15/07/2019 günü saat 20:00'da meydana geldiği, olay tarihinde güneşin 20:40'da battığı, gece vaktinin ise TCK'nun 6/1-e madde ve fıkrası gereğince 21:40'da başlaması karşısında, eylemin geceden sayılan zaman dilimi içerisinde gerçekleşmemesi nedeniyle sanık hakkında TCK'nun 149/1-h maddesinin uygulanamayacağı ve TCK'nun 35 madde ve fıkrası uyarınca takdiren 1/4 oranında indirim yapıldığı, ancak meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş şekli, sanığın suç için kat etmiş olduğu mesafe dikkate alındığında bu indirim oranından daha fazla indirim yapılması gerektiği" gerekçeleriyle sonuç olarak 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrası (a) bendi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. E.Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 15.02.2024 tarih 2022/11759 Esas, 2024/2014 Karar sayılı kararıyla; sanık müdafinin temyiz başvurusu üzerine, "..5237 sayılı Kanun'un 280 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, 5271 sayılı Kanun'un 280 nci maddesi ve 303 üncü maddeleri kapsamına girmediği halde, duruşma açılmadan istinaf başvurusunun koşulları bulunmadığı belirlenen uygulama maddelerinin kararlardan çıkartılması ile yetinilmek suretiyle yazılı şekilde düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi," sebebiyle diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir. F.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 27.03.2024 tarih, 2024/1112 Esas, 2024/1108 Karar sayılı kararı ile duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda; "ilk derece mahkemesinin hükmü kaldırılarak, 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentleri, 150 nci maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesi, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi, 63 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluklarına, mahsubuna" karar verilmiştir. II. GEREKÇE Mağdurun olayın sıcaklığı ile alınan beyanı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığına ilişkin rapor gibi deliller karşısında, sanığın eyleminin sabit olduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık müdafiinin "mahkûmiyet için yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, beraat kararı verilmesi gerektiği, cezai ehliyet yönünden araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğine" ilişkin yerinde görülmeyen temyiz isteminin reddiyle, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Ceza Dairesinin 27.03.2024 tarihli ve 2024/1112 Esas, 2024/1108 Karar sayılı kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Yasa'nın 288 inci ve 289. maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 19.09.2024 tarihinde karar verildi.
15. Ceza Dairesi, 2017/4898 E., 2019/1203 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekirken, temel gün adli para cezasının önce 300 gün olarak belirlenip, ardından TCK nın 52/2 maddesi gereğince sanığın 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılması, TCK nın 158/1.f-son cümlesi gereğince 56.280 TL’ye çıkarılması, ardından TCK nın 168/1-2 maddesi gereğince 28.140 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına kar
15. Ceza Dairesi         2017/4898 E.  ,  2019/1203 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 1- TCK'nın 158/1-f-son, 52, 168/2, 53 maddeleri gereğince mahkumiyet 2- TCK'nın 204/1, 53 maddeleri gereğince mahkumiyet Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın müşteki ...’den satın aldığı araç karşılığı bir miktar peşin para ve bakiyesi için keşidecisi ... Tek Teks. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. olan 4500 TL bedelli, keşidecisi ... Gıda Otom. Emlak olan 5800 TL bedelli, keşidecisi ... olan 8630 TL ve 9210 TL bedelli 4 adet çalıntı çeki verdiği, çeklerin bankaya ibrazında hesap sahibince ödemeden men talimatı verilmesi nedeniyle ödeme yapılmadığı, bu şekilde sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilen olayda; her ne kadar sanık savunmasında çeklerin arkasındaki ciro silsilesindeki ismi altındaki imzaların kendisine ait olmadığını ve suçlamayı kabul etmemişse de; alınan ekspertiz raporlarında; suça konu ... numaralı iki adet İş Bankası çekinin arka yüz ikinci sıralarındaki, ... numaralı Garanti Bankası çekinin arka yüz dördüncü sırasındaki, 3006107 numaralı İş Bankası çekinin arka yüz dördüncü sırasındaki ... ibareli cirantacı isim yazıları ve bu yazıların altında atılı bulunan cirantacı imzaları ile sanığın mukayese yazı ve imzaları arasında benzerlikler bulunduğu, anılan yazı ve imzaların sanığın eli mahsulü olduklarının kabulü kuvvetle muhtemel görüldüğü, keşidecisi ... olan hamiline düzenlenmiş 30/06/2007 keşide tarihli ... çek numaralı 8.630 TL değerindeki çek üzerinde atılı bulunan keşideci imzası ile ... ve ...'in imzaları arasında yapılan karşılaştırmada, söz konusu imzanın adı geçen şahıslar elinden çıkmadığı yönünde görüş ve kanaatlerin bildirilmesi, müşteki ...'in en başından beri çekleri sanıktan aldığına dair değişmeyen ve istikrarlı beyanları, diğer katılan ve müştekilerin çekleri çaldırdıklarını belirtir beyanları ve beyanlara ilişkin ilgili kayıtlar, tanık anlatımları, banka yazıları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın, çalıntı olduğu çekleri satın aldığı araç karşılığında müşteki ...'e vermek suretiyle kullandığı ve böylece üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarının sübut bulduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. 5237 Sayılı TCK'nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde belirtilen nitelikli hallerde suçtan elde edilen haksız menfaati belli ise; TCK'nın 52. madde hükmü de gözetilmek sureti ile haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel adli para cezası aynı Kanun'un 61. maddesi uyarınca gün olarak belirlenerek artırım ve indirimler gün üzerinden yapıldıktan sonra, ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı 52/2. madde hükmü gereğince 20-100 TL arasında takdir edilecek miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerekirken, temel gün adli para cezasının önce 300 gün olarak belirlenip, ardından TCK nın 52/2 maddesi gereğince sanığın 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılması, TCK nın 158/1.f-son cümlesi gereğince 56.280 TL’ye çıkarılması, ardından TCK nın 168/1-2 maddesi gereğince 28.140 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin eksik soruşturmaya, delillerin takdirinde yanılgıya düşüldüğüne, delil yetersizliğinden beraat hükümleri kurulması gerektiği gerekçesine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 25/02/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2014/20108 E., 2015/7685 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Hüküm : TCK'nın 280, 62 maddeleri gereğince mahkumiyet hükmünün CMK'nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması
12. Ceza Dairesi         2014/20108 E.  ,  2015/7685 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi : Sulh Ceza Mahkemesi Suç : Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi, Görevi ihmal Hüküm : TCK'nın 280, 62 maddeleri gereğince mahkumiyet hükmünün CMK'nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması TCK' nın 257/2, 62, 50/1-a, 52/2-4 maddeleri gereğince mahkumiyet Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar ile görevi ihmal suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ve mahalli Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Mahalli Cumhuriyet Savcısının temyizinin lehe olduğu anlaşılmakla yapılan incelemede; 1- Sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirmemesi suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabi bulunduğu, aynı Kanunun 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda mercide yanılmanın başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağı nazara alınarak, sanık müdafinin temyiz isteminin, itiraz mahiyetinde değerlendirilmesi suretiyle CMK'nın 264/2. maddesi uyarınca gereği merciince yapılmak üzere dosyanın incelenmeksizin mahkemesine iadesinin temini için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 2- Görevi ihmal suçundan verilen mahkumiyete yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ve mahalli Cumhuriyet Savcısının sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Trafik kazası geçiren mağdurun babası sanığın çalıştığı ....Hastanesi acile servisine mağdurun ayağının üzerinde traktör geçmesi şikayeti ile getirdiği, pratisyen hekim olan sanık tarafından yapılan muayenede sağ ayak bileğinde hassasiyet olduğu, çekilen grafisinde kırık çıkık olmadığı tespiti ile ağrı kesici krem önerilerek evine göderildiği, ancak mağdurun ağrılarının artması yere basamaması nedeniyle mağdurun babası tarafından 23.11.2009 tarihinde .... Hastanesinde ortapedi servisine götürüldüğü, ... uzmanı Dr. ...tarafından yapılan muayenede kırık, çıkık olmadığı, ezilmeye bağlı diz altından itibaren bacak ve ayağın ortasına kadar ödem ve şişlik olduğu tespiti ile şişlikte artma sonucu dolaşımında sıkıntı olmaması için müşahade amaçlı yatışını yaptırdığı, mağdurun takiplerinde açıklanmayan hemoglobin değerlerinde düşüklük başlaması nedeni ... hastalıkları uzmanı Uzm. Doktor.... konsültasyon istediği, yine mağdurda sebebi açıklanamayan kusma başlaması üzerine ailenin isteği ve ileri tetkik ve tedavi için 25.11.2009 tarihinde .... Hastanesine sevki yapıldığı, burada mağdurun iç kanama geçirdiği tespit edilerek yatışının yapıldığı, sanığın mağdura gerekli müdahaleyi yaptığı, kendisine getirildiği saptadığı bulgulara uygun olarak tedavi önerdiği, sanığın eyleminin tıp kurallarına uygun olduğu, eyleminin görevi ihmal suçunun unsurlarını oluşturmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, 2- Adli Tıp Kurumundan talep edilen sanığın kusuruna ilişkin rapor sonucu beklenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması, 3- TCK'nın 257. maddesinde düzenlenen suçun 6086 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle cezanın 6 aydan 3 aya indirilmesine rağmen sanık lehine yapılan değişiklik nazara alınmayarak fazla ceza tayini, Kanuna aykırı olup, sanık müdafii ve mahalli Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince hükmün isteme uygun olarak BOZULMASINA, 07/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Sanığın ikna suretiyle irtikap suçundan 5237 sayılı TCY’nın 250/2, 53 ve 2802 sayılı Yasanın 89. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, Yargıtay 5.
Ceza Genel Kurulu         2010/5.MD-215 E.  ,  2011/19 K. "İçtihat Metni" Tebliğname : 2010/95732 Sanığın ikna suretiyle irtikap suçundan 5237 sayılı TCY’nın 250/2, 53 ve 2802 sayılı Yasanın 89. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, Yargıtay 5. Ceza Dairesince 23.06.2010 gün ve 5-4 sayı ile yüklenen fiilin yasada suç olarak tanımlanmadığı gerekçeleriyle 5271 sayılı CYY’nın 223/2-a maddesi gereğince verilen beraat kararının, C.Savcısı tarafından, “somut olayda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir halin söz konusu olmadığı, son soruşturmanın açılması kararındaki eylemin, irtikâp ya da görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturmadığı, ancak kişisel ilişkileri çerçevesinde hareket eden sanığın eyleminin, şikâyete tabi güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği, 5271 sayılı CYY’nın 223/9. maddesindeki derhal beraat koşullarının da gerçekleşmediği, sanık hakkında şikâyet bulunmaması nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği görüşüyle temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C. Başsavcılığının “bozma” istekli 20.10.2010 gün ve 95732 sayılı tebliğ¬namesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değer¬lendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Yargıtay Ceza Genel Kurulunca çözümlenecek uyuşmazlık, kovuşturma aşamasına geçildikten sonra suçun soruşturma ve kovuşturmasının şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması üzerine, sanık hakkında öncelikle düşme kararının mı yoksa beraat kararının mı verilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. 5271 sayılı CYY’nın 158. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde, mağdur şikâyetten açıkça vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam edilecektir. Bu hüküm gereğince, gerek şikâyete bağlı bir suçta şikâyetin bulunmadığı nazara alınmaksızın kamu davasının açılması, gerekse suçun yargılama aşamasında nitelik değiştirerek şikâyete bağlı bir suça dönüşmesi halinde, açıkça şikâyetten vazgeçilmedikçe, durma veya düşme kararı verilmeyip, yargılamaya devamla esasla ilgili hüküm kurulmalıdır. 5271 sayılı CYY’nın 158/6. maddesindeki bu açık düzenleme karşısında C.Savcısının derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir hal söz konusu olmadığından, sanık hakkında beraat kararı değil, düşme kararı verilmesi gerektiği yönündeki temyiz nedeninin yerinde olmadığı saptandıktan sonra verilen beraat kararının esasıyla ilgili incelemeye geçilmiştir. İncelenen dosyada; Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve bu kapsamda işlenen suçlardan dolayı, şüpheliler A.G., Ş.G. ve diğer bir kısım şüpheliler hakkında, Afyonkarahisar Sulh Ceza Mahkemesinin 09.11.2007 gün ve 2007/1107 değişik iş sayılı iletişimin dinlenmesi kararı çerçevesinde A. G.ve M. G.’in telefonlarının teknik takibi yapılırken, daha önceden Afyonkarahisar’da C.Savcısı olarak görev yapan şüpheli H. U.'ın 21.07.2007-19.01.2008 tarihleri arasında A. G. ve M.G.’le 44 kez telefon görüşmesi yaptığı, konuşmalarının ağırlıklı olarak A. adlı kişideki A.’in 7000 liralık alacağı ve H. U.’ın da A.G.’den para istemesiyle ilgili olduğu, zaman zaman da şüpheli H.’in kefil olma¬sından çektiği sıkıntılar nedeniyle, buna yönelik sitem ve yakınmaları içerdiğinin saptan¬masıyla, olayla ilgili olarak beyanına başvurulan A.G.’in, kardeşi Ş. G. ile S. K.arasında çıkan olaylar nedeniyle oluşan husumetin giderilmesi için C.Savcısı .........’ın devreye girdiğini, adı geçen C.Savcısının görevli olmadığı halde iki tarafı makamında buluşturup, olayın şikayetçisi S.K.’nin şikâyetten vazgeçmesi karşılığında beş’er bin liralık iki senet düzenleyip verdiğini, bu senetlere C.Savcısı .......’ın da kefil olduğunu belirtmesi üzerine, yapılan inceleme ve soruşturma sonunda, C.Savcısı ........’ın, Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu olarak yargılanan tarafların akrabası A. G. ile olayın şikayetçilerinden S.K.’yi makam odasında bir araya getirip, barışmaları için iki tarafı da ikna ettiği, S.’nin şikayetinden vazgeçmesi karşılığında A.’dan alınan iki adet beş’er bin liralık senede de kefil olduğu, bu senetlere karşılık A.tarafından peyder pey ödenen 8000 lirayı S.’ye ödemeyerek ikna suretiyle irtikap suçunu işlediğinden bahisle, iddianame düzenlendiği ve sanık hakkında bu iddianameye dayalı olarak son soruşturma açılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Sanık savunmalarında, her iki tarafı da önceden tanıdığından husumetlerinin devam etmemesi, daha büyük olaylara engel olması amacıyla ve iyi niyetli olarak bu işi yaptığını, S.’ın, A.’e güvenmediğinden düzenlenen üçer bin liralık senetlere kefil olarak imza attığını, vadeleri gelince senet borçlusu A.’nın ödeme yapmaması nedeniyle, senet karşılıklarını kendisinin ödediğini, bu ödeme karşılığındaki parasını almak için tayini çıktıktan sonra defalarca A.’yı telefonla aradığını, A.’den peyder pey dört bin lirasını aldığını, kalan iki bin lirasını halen tahsil edemediğini beyanla suçlamaları red etmiştir. Senetlerin borçlusu A. G., Adalet Müfettişi tarafından saptanan beyanında, anlaşmanın on bin lira üzerinden yapıldığını, iki adet beşer bin liralık senet düzenleyip, şikâyetinden vazgeçmesi karşılığında S. K.’e verdiğini, bu senetlere sanık H. U.’ın da kefil olduğunu, S.’a ödenmek üzere sanık H.’e elden sekiz bin lira verdiğini, senetleri geri alıp imha ettiğini, kalan iki bin liralık borcu için de başkasına ait 2.500 liralık bir senedi sanığa verdiğini söylemiş, yargılama aşamasında saptanan ilk beyanında anlaşmanın yirmi bin lira üzerinden yapıldığını, bilahare dinlendiğinde ise önceki ifadesinin doğru olduğunu ifade etmiştir. Tanık olarak beyanı saptanan S. K. ise; şikâyetinden vazgeçme karşılığında altı bin lira üzerinden anlaşma yaptıklarını, düzenlenen iki veya üç adet senedin karşılığını A.’in ödememesi nedeniyle birinin karşılığını sanık H. U.’dan tahsil ettiğini, diğerini ise aldığı odunlara karşılık H. S. adlı kişiye verdiğini, onun da parayı senedin kefili sanık H. Uyar’dan tahsil ettiğini beyan etmiş, tanık H. S. de, S. K.’in bu beyanını doğrulamıştır. A. G.’in işyerinde yapılan aramada, borçlusu A. G., alacaklısı S. K. ve kefili H. U. olan üç bin lira ve iki bin sekiz yüz lira bedelli iki adet senet ele geçirilmiş, bu suretle A.’in senetlerin imha edildiği ve miktarlarına ilişkin beyanlarının aksi kanıtlanmış, tanık S.K. ve sanık H. U.’ın beyan ve savunmaları ise doğrulan¬mıştır. Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/83 esas sayılı dosyasının incelen¬mesinde, sanık H.U.’ın yargılamayı etkilemeye yönelik hiçbir girişiminin bulunmadığı, sanıklara isnat edilen suçlamaların da ağırlıklı olarak şikâyete bağlı olmadığı saptanmıştır. Sanığa isnat edilen ikna suretiyle irtikâp suçunun oluşabilmesi için öncelikle sanığın görevli olması ve bu görevine bağlı olarak karşı tarafı ikna ederek haksız bir yarar sağlaması gerekmektedir. Somut olayda sanık, C.Savcısı olması dışında tarafların karıştığı olayla ilgili hiçbir görev icra etmemiştir. Ayrıca tarafları makamında bir araya getirip barıştırmaya yönelik aracılık etmesi karşılığında, bir menfaat elde ettiğine ilişkin de dosyada hiçbir kanıt bulun¬mamakta olup, tarafların özgür iradelerini etkileyecek bir baskısı veya ikna olmaları için bir çabası da saptanamamıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yönelik anlaşma tamamen tarafların yararına yönelik olup, sanığın bundan bir çıkarı bulunmadığı gibi, anlaşmaya konu senetlere de kefil olmak ve senet alacaklısına bedellerini ödemek suretiyle de mağdur edilmiştir. Diğer yönden her ne kadar tanık olarak beyanı saptanan A,G,Adalet Müfettişince saptanan ifadesinde, senet alacaklısı S,K,’ye verilmek üzere, sanığa peyder pey 8000 lira verdiğini, ancak sanığın bu parayı S.K.’e ödeyip ödeme¬diğini bilmediğini ileri sürmüş ise de, incelenen iki senedin toplam miktarının 5800 lira olduğu, tarafların anlaşmayı 6000 lira üzerinden yaptıklarının toplanan kanıtlarla sabit olduğu ve A.’nın senet bedellerini sanığa ödediğine ilişkin hiçbir kanıtın bulunmadığı, aksine A.’nın senet bedellerini ödememesi nedeniyle, kefil olan sanığın senet bedellerini ödediği, dolayısıyla ikna suretiyle irtikap suçunu oluşturmayan eylemin, kendisine ödenen veya teslim edilen herhangi bir para ya da senedin bulunmaması nedeniyle, güveni kötüye kullanma suçunu da oluşturmayacağı, bu itibarla yüklenen fiilin yasada suç olarak tanımlanmadığı gerekçesine dayanan Özel Daire beraat kararının 5271 sayılı CYY’nın 223/2-a ve 158/6. maddelerine uygun olduğu, bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığının tüm temyiz itirazlarının reddi ile Özel Daire beraat hükmünün onanmasına karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 23.06.2010 gün ve 5-4 sayılı beraat hükmünün ONANMASINA, 2- Dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.02.2011 günü yapılan müzakerede tebliğnamedeki isteme aykırı olarak oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.