5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 89

Türk Ceza Kanunu 89. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.[45] (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır. (3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[46] (5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz. İnsan üzerinde deney

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

1.124 karar eşleşti
12. Ceza Dairesi, 2021/3845 E., 2025/1542 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
temsil ettiren katılanlar lehine bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, her bir katılan için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, dört kişinin yaralanması ile neticelenen olayda; temel cezanın belirlenmesi sırasında TCK‘nın 89/4. maddesi yerine TCK’nın 85/1.
12. Ceza Dairesi         2021/3845 E.  ,  2025/1542 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/601 E., 2020/475 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Turgutlu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2015 tarihli ve 2013/58 Esas, 2015/371 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 85/1, 22/3, 62, 53/1-2-3, 53/6 maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.Turgutlu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2015 tarihli ve 2013/58 Esas, 2015/371 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (12). Ceza Dairesinin 25.09.2019 tarihli ve 2018/593 Esas, 2019/9373 Karar sayılı kararı ile "TCK'nın 22/3. maddesinde tanımlı bilinçli taksirin koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde fazla ceza tayini, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, alt sınırdan çok fazla uzaklaşılarak teşdidin derecesinde yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini, sürücü belgesinin asgari hadden çok fazla uzaklaşmak suretiyle ile geri alınmasına karar verilmesi, TCK’nın 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulama olanağı bulunmadığı gözetilmeden hüküm kurulması, Yargılama aşamasında kendisini tek bir vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, her bir katılan için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, dört kişinin yaralanması ile neticelenen olayda; temel cezanın belirlenmesi sırasında TCK‘nın 89/4. maddesi yerine TCK’nın 85/1. maddesinin dayanak yasa maddesi olarak gösterilmesi, " nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.Turgutlu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2020 tarihli ve 2019/601 Esas, 2020/475 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 85/1, 62, 51, 53/6 maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve ehliyetin 6 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık müdafinin temyiz nedenleri; Alt sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, kusur durumuna, sanık hakkında şartları oluştuğu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmadığına, vekalet ücretine ve sair nedenlere ilişkindir. B. Katılan vekilinin temyiz nedenleri; Olayın mahiyeti dikkate alındığında verilen cezanın az olduğuna, sanığın hareketlerinin bilinçli taksir niteliğinde olduğuna ve sair nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanık savunması, katılanların beyanları, kaza tespit tutanağı, olay yeri krokisi, diğer tutanaklar, Mahallinde yapılan keşif ve keşif sonrası alınan bilirkişi raporu, doktor raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Olay günü sanık ... sevk ve idaresindeki 45 ... 6133 plakalı araç ile seyir halinde iken, konutlar kavşağında kırmızı ışıkta beklemekte olan katılan ...'un sevk ve idaresindeki 45 ... 4438 plakalı araca çarptığı, olay neticesinde katılan ...'un alınan kati doktor raporuna göre basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve vücudunda ikici derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralandığı, katılan ...'nın basit tıbbi müdahale ile iyileşir şekilde yaralandığı, katılan ...'ın ise alınan kati doktor raporuna göre basit tıbbi müdahale ile iyileşmeyecek şekilde omurgasında 4. derecede ağır kırığının meydana geldiği, katılan ...'un alınan kati doktor raporuna göre ise basit tıbbi müdahale ile iyileşmeyecek şekilde yaralandığının tespit edildiği, meydana gelen olay nedeniyle katılanlar ..., ... ve ...'in ve Ruhmetullah'ın şikayetçi olduklarını beyan ettikleri; Trafik kaza tespit tutanağı içeriğine göre, vuku bulan olay nedeniyle önde giden araçları güvenli ve yeterli mesafeden izleme kuralığı ihlal ettiğinden sanık sürücü ...'nın asli kusurlu olduğu, katılan sürücü ...'un ise kusurunun olmadığının anlaşıldığı; Yargılama aşamasında yerel trafik bilirkişisi ile olay mahallinde keşif yapıldığı, yerel trafik bilirkişisinin sunmuş olduğu bilirkişi raporuna göre sabık ...'nın asli kusurlu olduğu, diğer araç sürücüsü katılan ...'un kırmızı ışıklı trafik lambasında beklediğinden kazada bir kusurunun olmadığının belirtildiği, dosyanın kusur tespit raporu aldırılmak üzere Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderildiği, Adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden gelen uzmanlık raporuna göre kırmızı ışıkta bekleyen katılan sürücü ...'un aracına arkadan çarpan sanık ...'nın asli kusurlu olduğunun, katılan sürücü ...'un ise olayda herhangi bir kusurunun olmadığının belirtildiği, Yapılan yargılama neticesinde; müşteki ve katılanların beyanları, kaza tespit tutanağı, keşif tutanağı, yerel bilirkişi raporu, adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesi tarafından verilen uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın redde dayalı savunmalarına itibar edilmeyerek üzerine atılı taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunu işlediği sabit olmakla TCK'nın 89/4.maddesi gereğince cezalandırılmasına (her ne kadar kısa kararda sanığın TCK'nın 85/1.maddesi gereğince cezalandırıldığı gösterilmiş ise de, bu madde sehven yazılmış olup, sanık TCK'nın 89/4.maddesi gereğince cezalandırılmıştır), sanığın taksire dayalı kusurunun ağırlığı ve katılanlarda meydana gelen zararın büyüklüğü göz önüne alınarak cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayinine, ayrıca sanığın kırmızı ışıkta bekleyen katılanın aracına arkadan çarpmak suretiyle gerçekleşen eyleminde taksirin boyutunun bilinçli taksir boyutunda olduğu göz önüne alınarak cezasının TCK'nın 22/3.maddesi gereğince arttırılması şeklinde karar verildiği, sanık müdafinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 25/09/2019 tarih ve 2019/9373 Karar sayılı ilamı ile kararın bozularak döndüğü , Yargıtay ilamına uyularak belirtilen eksiklikler doğrultusunda sanığın sevk ve idaresindeki yolda önünde kırmızı jeep ile beklemekte olan katılanın aracına çarpması ile 4 kişinin yaralanması ile sonuçlanan olayda sanığın kırmızı ışıkta fren yapmasına rağmen öndeki araca çarpması göz önünde bulundurulduğunda sanığın eyleminde bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı ve sanığın eylemi ile orantılı şekilde 6 ay süre ile ehliyetinin elinden alınmasına ve sanığın müştekilerin zararını gidermemiş olduğu hakkında TCK madde 51 madde hükümlerinin uygulanmasına karar verilerek hüküm kurulduğu, her ne kadar kısa hükümde sanığın birden fazla katılana karşı taksirle yaralamaya neden olma suçu açısından cezai sorumluluğunun değerlendirilmesinde Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda TCK 89/4 maddesi uyarınca değerlendirme yapılsa da sehven kısa karar da TCK 85/1 olarak yazılan madde hükmü fark edilmiş ve bu husus gerekçeli karara şerh düşüldüğü anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Dört kişinin yaralanması ile neticelenen olayda; temel cezanın belirlenmesi sırasında TCK‘nın 89/4. maddesi yerine TCK’nın 85/1. maddesinin dayanak yasa maddesi olarak gösterilmesi, 2-5237 sayılı TCK'nın 51/3. maddesindeki cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz şeklindeki düzenlemeye aykırı olarak 1 yıl 3 ay hapis cezası ertelenen sanık hakkında 1 yıl denetim süresi belirlenmesi, 3-Yargılama aşamasında kendisini tek bir vekil ile temsil ettiren katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilirken vekalet ücreti miktarının gösterilmemesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle Turgutlu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafi ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının 1. Paragrafında "TCK 85/1" ibaresi yerine "TCK'nın 89/4" ibaresinin yazılması, denetim süresi belirlenmesine ilişkin 5. Pararafta bulunan "1 yıl müddetle denetim süresine tabi tutulmasına" ibaresinin "1 yıl 3 ay denetim süresine tabi tutulmasına" olarak değiştirilmesi, vekalet ücretine ilişkin Paragrafa AAÜT gereğince ibaresinden sonra gelmek üzere, "3.400 TL " ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2025 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Ceza Dairesi, 2024/67 E., 2025/1149 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
1- Taksirle yaralama suçundan sanık hakkında yapılan ilk derece yargılaması sonucunda, 5237 sayılı TCK'nın 89/1-3-b, 62, 52/2-4 maddeleri uyarınca doğrudan verilen 7.000,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Çerkezköy 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 16/02/2016 tarihli ve 2014/378 E - 2016/235 K sayılı kararının katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edil
12. Ceza Dairesi         2024/67 E.  ,  2025/1149 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/109 E. 2023/81 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizin bozma ilamı üzerine kurulan hükmün; sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1- Taksirle yaralama suçundan sanık hakkında yapılan ilk derece yargılaması sonucunda, 5237 sayılı TCK'nın 89/1-3-b, 62, 52/2-4 maddeleri uyarınca doğrudan verilen 7.000,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Çerkezköy 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 16/02/2016 tarihli ve 2014/378 E - 2016/235 K sayılı kararının katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 12/01/2022 tarihli, 2019/12435 E. 2022/160 K. sayılı kararı ile, dosyanın basit yargılama usulü yönünden değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle usulden bozulmasına karar verilmiştir. 2-Dairemizce verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda,Çerkezköy 3.Asliye Ceza Mahkemesinin bozma ilamına uyulması yönündeki kararı ile mahkemece, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-a-b-e, 89/3-b, 62, 50, 52/4 maddeleri uyarınca doğrudan verilen 7.000,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebebi; Eksik inceleme sonucu hatalı kusur tayini ile beraat yerine mahkumiyet verilmesinin, sanık hakkında fazla ceza tayininin ve koşulları bulunduğu halde lehe hükümlerin, uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu ile re'sen gözetilecek nedenlere, katılan vekilinin temyiz sebebi; Olayda bilinçli taksir unsurları bulunduğundan bahisle sanık lehine uygulama sonucu eksik ceza tayininin hukuka aykırı olduğu ile re'sen dikkate alınacak nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede;Veliköy beldesi mevkiinde bulunan boş deponun çatı tamir ve izolasyon işini sözlü anlaşma ile ... Yapı İnşaat yetkilisi ...'den alan sanık ...'nun ilgili iş kapsamında yanında çalıştırdığı ve olay tarihinde 16 yaşında olan ...'ın çatıdaki çürük panellerin toplanması ve yeni panel takılması sırasında bastığı panelin kırılması sonucu yaklaşık 7 metre yükseklikten aşağı düşerek, hayati tehlikeye neden olur, basit tıbbi müdahale ile giderilemez, kırığın hayati fonksiyonlara etkisi orta(2) derece olacak ve karaciğer fonksiyonlarının sürekli zayıflamasına, safra kesesi fonksiyonlarının ise yitirilmesine neden olacak nitelikte yaralandığı olayda; dosya kapsamında mevcut bulunan, mahkemenin hükme esas aldığı 21/01/2014 tarihli, iş güvenliği uzmanınca düzenlenen tek kişilik bilirkişi raporu ile 27/11/2014 tarihli, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi iş güvenliği uzmanı öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi raporu doğrultusunda sanığın asli kusurlu olduğunun kabulü ile, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 89/1 maddesindeki taksirle yarlama suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE ve KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Dosya kapsamında mevcut bulunan, mahkemenin hükme esas aldığı 21/01/2014 tarihli, iş güvenliği uzmanınca düzenlenen tek kişilik bilirkişi raporu ile 27/11/2014 tarihli, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi iş güvenliği uzmanı öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, 23/06/1997 doğumlu olup kaza tarihinde 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşından küçük bulunan işçi ... 16 yaşından küçük genç işçi statüsüne girmekte olup "Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin" 5.maddesinin 4.fıkrasında yer alan "...genç işçilerin çalışmasına izin verilen işler Ek-2'de...belirtilmiştir" şeklindeki düzenleme karşısında esasen yasak olan ve olay tarihinde yürürlükte bulunan 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 9.maddesi gereğince 26.12.2012 tarihinde çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğine göre, çok tehlikeli sınıfta yer alan çatı yapım-onarım-kaplama işlerinde çalışmasına göz yuman ve yeterli denetim ve kontrol mekanizması oluşturmayan, gerekli kişisel koruyucu donanım ve teçhizatı temin etmeyen, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verdirmeyen sanığın eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu ve sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Kabule göre de ; 1.Katılanda meydana gelen yaralanmanın niteliği dikkate alınarak, sanık hakkında TCK’nın 89/1 maddesi uyarınca tayin edilen temel ceza miktarı üzerinden sadece TCK’nın 89/3-b maddesi uyarınca artırım yapılması gerekirken; aynı kanunun 89/2-e ve 89/3-b maddelerinden ayrı ayrı artırım yapılması suretiyle, sanık hakkında fazla cezaya hükmolunması, 2.Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, sonuç ceza olan adli para cezasının günlük miktarının takdir edilmesinin dayanak maddesi olan TCK'nın 52/2.maddesi yerine 50 maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı davranılması, Bozmayı gerektirmiş olup, açıklanan nedenlerle Çerkezköy 3.Asliye Ceza Mahkemesi kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.02.2025 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2023/6360 E., 2024/179 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2014/77 Esas, 2016/90 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 21 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 89 uncu maddenin birinci fıkrasının (d) bendi ve 62 inci maddesi gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmişti
12. Ceza Dairesi         2023/6360 E.  ,  2024/179 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/153 E., 2022/226 K. SUÇ : Taksirle Yaralama HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2014/77 Esas, 2016/90 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 21 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 89 uncu maddenin birinci fıkrasının (d) bendi ve 62 inci maddesi gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2016 tarihli ve 2014/77 Esas, 2016/90 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 09.11.2021 tarihli ve 2019/10011 Esas, 2021/7766 Karar sayılı kararı ile basit yargılama usulü hükümlerinin değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.05.2022 tarihli, 2022/153 Esas, 2022/226 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, 21 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 89 uncu maddenin birinci fıkrasının (d) bendi ve 62 inci maddesi gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 6.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 08.08.2022 tarihli ve 2022/103703 sayılı temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi veya erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dicle Asliye Ceza Mahkemesi gerekçesinde "Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda iddia, savunma, tanık beyanları, raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanık ...'ın Kıbrıs Türk Barış Komutanlığında birlikte askerlik görevini yaptığı arkadaşı katılan ... ile elindeki falçatayı sallayarak şakalaşmaya başladığı, katılanın kendisini falçata ile şaka yapmaması yönünde uyarmasına rağmen falçatayı sallamaya devam ettiği ve falçatının katılanın yüzüne denk gelerek yüzünde yaralanmaya sebebiyet verdiği, Mahkememizce Eskişehir Adli Tıp Kurumundan alınan raporlara göre, katılanın yüzündeki yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve yüzde sabit iz oluşturacak nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce kabul edilen bu oluş şekline, sanık ...'ın, katılanın kendisini uyarmasına rağmen, elindeki falçatayı katılana sallayarak şakalaşması sırasında, falçatanın katılanın yüzüne denk gelmesi sonucu katılan ...'ü taksirle yaraladığı sübut bulduğundan, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 89/1 maddesi gereğince, suçun silahtan sayılan falçata ile işlenmiş olması, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı nazara alınarak, sanığın olayda tam kusurlu olması nazara alınarak, seçenek yaptırımlardan hapis cezasının tercihi ile alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle teştiden temel cezanın tayini suretiyle cezalandırılmasına karar verilmiş, sanığın şaka yapma amaçlı olarak katılana salladığı falçatanın, katılanın vücudunun herhangi bir yerine denk gelerek yaralanmasına sebebiyet vereceğini öngördüğü halde, şansına ve ustalığına güvenerek bu davranışını sürdürdüğü ve katılanın uyarısına rağmen falçatayı katılana doğru sallamaya devam ettiği ve bu eylemi neticesinde istemediği yaralanma sonucunun meydana gelmesine sebebiyet verdiği ve bu şekilde bilinçli taksirle hareket ettiği anlaşıldığından, sanık hakkında verilen cezada TCK 21/3 maddesi gereğince takdiren 1/3 oranında artırım yapılmıştır. Sanığın eylemi sebebiyle, katılanın yüzünde sabit iz kalmasına sebebiyet verdiğinden, TCK 89/1-d sanık hakkında hükmolunan cezanın yarı oranında artırım yapılmış, sanığın yargılamadaki olumlu davranışları lehine takdiri indirim nedeni kabul edilerek verilen cezasından 5237 sayılı TCK’nın 62.maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sonuç ceza tayin edilmiştir. Katılanın zararının karşılanmamış olması ve sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde Mahkememizde olumlu kanaat oluşmaması sebebiyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına, sanık hakkında seçenek yaptırımlardan Hapis Cezasının tercih edilmiş olması sebebiyle, TCK 50/2 maddesi gereğince Adli Para Cezasına çevrilemeyeceğinden, sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına ve seçenek yaptırımlara çevrilmesine yer olmadığına ve sanığın cezanın ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceğine dair Mahkememizde olumlu kanaat oluşmamış olması sebebiyle hakkında hükmedilen cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." denilmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun'un 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan''Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı 2 yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir'' şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada mahkemece genel hükümlere göre yargılamaya devam edilmesine karar verilmiştir. 3. Sanık aşamalardaki savunmasında şaka amacıyla elindeki falçatayı salladığı sırada katılanı yaraladığını, herhangi bir kastı bulunmadığını, beraatini istediğini belirtmiş ve 17.06.2015 tarihli duruşmada maddi durumu iyi olmaması nedeniyle katılana herhangi bir ödeme yapmadığını ve ileride de ödeme yapamayacağını beyan etmiştir. 4. Katılan aşamalardaki beyanında sanıktan şikayetçi olduğunu, 5.000,00 TL zararı olduğunu, sanığın zararını gidermediğini beyan etmiştir. 5. Adli Tıp Kurumu Eskişehir Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 19.02.2016 tarihli raporunda ve Girne Asker Hastanesi Baştabipliği tarafından 05.02.2013 tarihinde düzenlenen kati raporda sanığın yaralanmasının yüzde sabit iz niteliğinde olduğu bildirilmiştir. 6. Tanıklar İbrahim Halil Y. ve Sercan A.'nın beyanları dosya içerisinde yer almaktadır. IV. GEREKÇE 1. Yapılan inceleme neticesinde yerel mahkemece olayın kabulünde ve verilen ceza miktarında herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır. 2. Katılanın 5.000,00 TL zararının olduğunu bildirmesi üzerine sanığın zararı gideremeyeceğine yönelik beyanı göz önünde bulundurulduğunda sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik hükümlerin uygulanmamasında hukuka aykırılık görülmediğinden, sanık müdafiinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 3. 5237 sayılı Kanun'un "hapis cezasının ertelenmesi" başlıklı 51 inci maddesinde yer alan; "İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir... Ancak, erteleme kararının verilebilmesi için kişinin; a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması, b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması, Gerekir." şeklindeki düzenleme uyarınca erteleme hükümlerinin uygulanmasının hakimin takdir yetkisi içerisinde bulunmaktadır. Bu kapsamda mahkemece erteleme hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı karar yerinde tartışıldıktan sonra "sanığın cezanın ertelenmesi halinde bir daha suç işlemeyeceğine dair Mahkememizde olumlu kanaat oluşmamış olması sebebiyle" şeklindeki gerekçe ile uygulanmamasına karar verilmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, sanık müdafiinin bu hususa ilişkin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. 4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerel mahkeme kararında bu hususlarda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamıştır. 5. Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.05.2022 tarihli, 2022/153 Esas, 2022/226 Karar sayılı kararında, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bilinçli taksir hükümleri uyarınca artırım yapılırken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un "22 inci maddesinin üçüncü fıkrası" yerine hatalı olarak "21 inci maddesinin üçüncü fıkrası" şeklinde gösterilmesi ve yüzde sabit iz nedeniyle artırım yapılırken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin "ikinci fıkrasının (d) bendi" yerine hatalı olarak "birinci fıkrasının (d) bendi" olarak gösterilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde 5 numaralı bentte açıklanan nedenle Dicle Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.05.2022 tarihli, 2022/153 Esas, 2022/226 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinde yer alan "TCK 21/3 maddesi" ibaresinin çıkarılarak yerine "5237 sayılı Kanun'un 22 inci maddesinin üçüncü fıkrası" ibaresinin eklenmesi ve 3 numaralı bendinde yer alan "TCK 89/1-d" ibaresinin çıkarılarak yerine "5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.01.2024 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2022/8693 E., 2024/340 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/788 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddenin altıncı fıkrası gereğince 4.500,00 TL ad
12. Ceza Dairesi         2022/8693 E.  ,  2024/340 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/788 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddenin altıncı fıkrası gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına; katılan sanık ... hakkında ise 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddenin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince 3.000,00 Tl adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olup, katılan sanık ... hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar 21.01.2016 tarihinde itirazın reddi ile kesinleşmiştir. 2.İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.12.2015 tarihli ve 2015/99 Esas, 2015/788 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 07.10.2020 tarihli, 2019/6888 Esas, 2020/4941 Karar sayılı kararı ile; " ...kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir. 3.İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2021 tarihli ve 2020/553 Esas, 2021/50 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddenin altıncı fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 3.360,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir. 4. İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2021 tarihli ve 2020/553 Esas, 2021/50 Karar sayılı kararının sanık müdafii ile katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.02.2022 tarihli, 2021/4778 Esas, 2022/1052 Karar sayılı kararı ile; "...Olay günü saat 00:15 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, gece vakti aydınlatma bulunan orta ayırıcı ile bölünmüş asfalt kaplama kuru yolda seyir halinde iken olay yeri ışık kontrollü kavşak mahalline geldiğinde, istikametine göre sağ taraftan kavşağa giren katılanın sevk ve idaresindeki otomobil ile çarpışması sonucu, katılanın vücudunda 3.derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, mahkemece kazanın meydana gelmesinde sanığın katılan ile eşit derecede kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; 5271 sayılı CMK'nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan ''Basit Yargılama Usulü'' başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; ''Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.'' şeklindeki düzenlemeye göre basit yargılama usulünün uygulanıp uygulanmama takdirinin mahkemeye bırakıldığı, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada mahkemece usulünce basit yargılama usulü uygulanması yönünde bir karar verilmediği halde, sanık hakkında tayin edilen temel cezadan 5271 sayılı CMK'nın 251/3 maddesi uyarınca 1/4 oranında indirim yapılarak, aynı Yasanın 251/1-2 ve devamı maddelerine aykırı şekilde eksik ceza tayin edilmesi..." nedenleri ile bozulmasına karar verilmiştir. 5.İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2022/295 Esas, 2022/606 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin birinci fıkrası, ikinci fıkrasının (b) bendi, 62 inci maddesinin birinci fıkrası, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ile 53 üncü maddenin altıncı fıkrası gereğince 4.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 3 ay süre ile geri alınmasına karar verilmiştir. 6. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 23.10.2022 tarihli ve 2022/128970 sayılı, onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz isteği; tayin edilen cezaya, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemenin Kabulü 1.Olay günü saat 00:15 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, gece vakti aydınlatma bulunan orta ayırıcı ile bölünmüş asfalt kaplama kuru yolda seyir halinde iken olay yeri ışık kontrollü kavşak mahalline geldiğinde, istikametine göre sağ taraftan kavşağa giren katılanın sevk ve idaresindeki otomobil ile çarpışması sonucu, katılanın vücudunda 3.derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, mahkemece kazanın meydana gelmesinde sanığın katılan ile eşit derecede kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği anlaşılmıştır. 2. Trafik kazası tespit tutanağında, sürücü ... 'ın asli kusurlu olduğu, sürücü ...'nin tali kusurlu olduğu belirtilmiş olup, soruşturma aşamasında alınan 28.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda da, " sanık ...'ın "kavşakta kırmızı ışıkta geçme, şeride tecavüz etme, kavşaklarda geçiş önceliğine uymama" kusurlarını işlediğinden asli kusurlu olduğu, sanık ...'nin kırmızı ışıkta geçiş yapan sürücüyü ışıkla ve klakson çalarak uyarması gerekirken uyarmadığından anı oranda kusurlu olduğu " şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğu görülmektedir. 3. Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 12/11/2013 günlü rapora göre, ...'ta olay sonucunda meydana gelen "Sol pelvik hassasiyet, sağ kulak çevresinde 3-4 cm avülsiyon, sağ diz kapağında abrazyon, sol ramus pubiste fraktür, sol sucroiliak bileşkede nondeplase fraktür" şeklindeki kırığın hayati tehlike yaratmadığı, hayat fonksiyonlarına etkisinin Orta (3) derecede olduğunun bildirildiği; Kartal Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 12/11/2013 günlü raporda da, ...'de "Sol el de 1x1 cm ve 1x2 cm yüzeyel sıyrık şeklindeki" yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilir ölçüde hafif olduğu bildirilmiştir. 4. Kaza yeri krokisi, kaza tespit tutanağı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Daire Başkanlığı Trafik Müdürlüğü'nün cevabi yazısı, sanığın alkolsüz olduğuna ilişkin alkolmetre sonucu, tanık R.H.F.' nin anlatımı, genel adli muayene raporları ve tutanaklar dava dosyasında bulunmaktadır. 5. Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesine ait 25.06.2015 tarihli raporunda; "...Mevcut verilere göre; 1. Olayın müşteki sanık sürücü ... yönetimindeki otomobil ile yeşil trafik lambasında kavşakta seyrini sürdürdüğü sırada meydana geldiğinin kabulü halinde; A- Müşteki sanık sürücü ... yönetimindeki 34 FB 6141 plaka sayılı otomobil ile yerleşim yerinde gece vakti aydınlatma bulunan mahalde orta ayırıcı ile bölünmüş Yunus Emre Caddesini takiben Yenişehir istikametinden Pendik istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde kendisine hitaben yanan yeşil trafik lambasında kavşakta seyrini sürdürdüğü sırada diğer sanık sürücü ... yönetimindeki ... ile çarpışması sonucu karıştığı olayda kusursuzdur. B- Müşteki sanık sürücü ... yönetimindeki 34 AT 6728 plaka sayılı otomobil ile Mevlana Caddesini takiben seyir halinde iken olay yeri ışık kontrollü kavşak mahalline geldiğinde mahal şartlarını ve kendisine hitaben yanan kırmızı trafik lambasını dikkate almadığı, ışık ihlalinde bulunarak yeşil ışıkta kavşağa giren müşteki sanık sürücü ... yönetimindeki ... ile çarpışarak olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşılmış olup, dikkatsiz ve özensiz davranışlarından dolayı olayda asli kusurludur. 2. Olayın müşteki sanık sürücü ... yönetimindeki otomobil ile kendisine hitaben yanan sarı trafik lambasında kavşaktan geçiş yaptığı sırada meydana geldiğinin kabulü halinde; A- Müşteki sanık sürücü ... yönetimindeki 34 FB 6141 plaka sayılı otomobil ile yerleşim yerinde gece vakti aydınlatma bulunan mahalde orta ayırıcı ile bölünmüş Yunus Emre Caddesini takiben Yenişehir istikametinden Pendik istikametine seyir halinde iken olay mahalline geldiğinde mahal şartlarını, trafik lambalarının konumunu ve kırmızı trafik lambasını dikkate almadığı, ışık ihlalinde bulunarak sarı trafik lambasında kavşaktan geçiş yapan müşteki sanık sürücü ... yönetimindeki ... ile çarpışıp olayın meydana gelmesine sebebiyet verdiği anlaşılmış olup, dikkatsiz ve özensiz davranışlarından dolayı olayda asli kusurludur. B- Müşteki sanık sürücü ... yönetimindeki 34 AT 6728 plaka sayılı otomobil ile Mevlana Caddesini takiben seyir halinde iken olay yeri ışık kontrollü kavşak mahalline geldiğinde her ne kadar kendisine hitaben yanan yeşil trafik lambasında kavşağa girmiş ve sarı trafik lambasında kavşakta seyrini sürdürmüş ise de , hızını tedbir alabilecek düzeye düşürüp kontrollü şekilde seyrine özen göstermediği anlaşılmış olup, dikkatsiz ve özensiz davranışlarından dolayı olayda tali kusurludur..." şeklinde görüş bildirilmiştir. 6. Yargılama aşamasında alınan 06.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda; "1. 34 AT 6728 plakalı ... müşteki sanık ...'a hitaben yeşil ışığın yandığının kabulü kabulü halinde; A- Müşteki sanık sürücü ... 'nin asli kusurlu olduğu, B- Müşteki sanık sürücü ... 'ın tali kusurlu olduğu, 2. 34 FB 6141 plakalı ... müşteki sanık ...'ye hitaben yeşil ışığın yandığının kabulü kabulü halinde; A- Müşteki sanık sürücü ... 'nin tali kusurlu olduğu, B- Müşteki sanık sürücü ... 'ın asli kusurlu olduğu" şeklinde görüş ve kanaat belirtilmiş olduğu görülmüştür. 7.Katılanın her aşamada sanıktan şikayetçi olduğunu beyan ettiği ve Mahkemece 07.05.2015 tarihinde hakkında katılma kararı verildiği, duruşmadaki beyanında; "olay tarihinde sevk ve idaremdeki 34 FB 6141 plakalı ... ile Yunus Emre Caddesi üzerinde seyir halindeydim, rampa yukarı çıkıyordum, bu caddenin Mevlana Caddesi ile kesiştiği ışıklı kavşağa geldiğimde bana yeşil ışık yandığını görünce yola devam ettim, ancak bir anda karşıma sağ taraftaki Mevlana Caddesinden gelen bir ... çıktı, frene bastım ancak duramadım, bu şekilde çarpma meydana geldi" şeklinde beyanı olduğu anlaşılmaktadır. 8. Sanığın üzerine atılı suçlamaları kabul etmediği, duruşmada alınan savunmasında, "...Olay tarihinde sevk ve idaremdeki 34 FB 6141 plakalı ... ile Yunus Emre Caddesi üzerinde seyir halindeydim, rampa yukarı çıkıyordum, bu caddenin Mevlana Caddesi ile kesiştiği ışıklı kavşağa geldiğimde bana yeşil ışık yandığını görünce yola devam ettim, ancak bir anda karşıma sağ taraftaki Mevlana Caddesinden gelen bir ... çıktı, frene bastım ancak duramadım, bu şekilde çarpma meydana geldi. Olay gece saat 24:00'dan önce meydana geldiği için trafik ışıkları fasılalı değil normal şekilde yanıyordu, belirttiğim gibi benim geçiş istikametimde yanan ışık yeşildi..." şeklinde savunma yaptığı, ayrıca taraflar arasında uzlaşmanın gerçekleşmediği görülmüştür. 9.Sanık ...'a ait güncel adli sicil kaydı ve nüfus kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. 10.Mahkemece, Hukuki Süreç başlığı altında (4) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen Yargıtay bozma ilâmına uyularak yapılan yargılamada; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 14.02.2022 tarihli, 2021/4778 Esas, 2022/1052 Karar sayılı ilamının sanık aleyhine olmasına rağmen sanığın duruşmaya katılımı sağlanıp, bozma kararına karşı diyecekleri sorulmadan hüküm kurulduğu anlaşılmakla birlikte, bozma ilamından sonra yapılan yargılamada herhangi bir ceza infaz kurumunda bulunmayan sanığın bozma ilamına karşı savunmasının alınması için 5271 sayılı Kanunun 307 nci maddesine göre çıkarılan tebligatta ''taraf ve vekiline tebligatın tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları alınamadığından duruşmaya devam edilerek davanın yokluklarında bitirilebileceği CMK 307/2 maddesi gereği ihtar olunur''şerhinin bulunduğu, ayrıca sanık müdafinin 07.07.2022 tarihli duruşmada esas hakkındaki savunmasının alındığı ve karar verildiği belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Yerel Mahkeme kararında yapılan incelemede neticesinde olayın kabulünde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden: 1.Olay günü saat 00:15 sıralarında, sanığın sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, gece vakti aydınlatma bulunan orta ayırıcı ile bölünmüş asfalt kaplama kuru yolda seyir halinde iken olay yeri ışık kontrollü kavşak mahalline geldiğinde, istikametine göre sağ taraftan kavşağa giren katılanın sevk ve idaresindeki otomobil ile çarpışması sonucu, katılanın vücudunda 3.derecede kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanmasına neden olduğu, mahkemece kazanın meydana gelmesinde sanığın katılan ile eşit derecede kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, sanığın taksirinin yoğunluğu, meydana gelen neticenin ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak, eşit kusurlu sanık hakkında belirlenen temel cezanın sonuca etkili olacak şekilde tayin edildiği anlaşıldığından hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, katılan vekilinin tayin edilen cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Anadolu 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2022 tarihli ve 2022/295 Esas, 2022/606 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.01.2024 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2023/4530 E., 2024/2959 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b.e., 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanıklar ...
12. Ceza Dairesi         2023/4530 E.  ,  2024/2959 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/796 E., 2023/240 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık ... ve ... ile temyiz dışı sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b.e., 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanıklar ... ve ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b.e., 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanık ... hakkında kusurunun bulunmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesine göre verilen beraat kararlarının, sanık ..., sanık ..., sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.10.2021 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verildikten sonra sanık ... ve ... ile temyiz dışı sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b.e., 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanıklar ... ve ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b.e., 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanık ... hakkında kusurunun bulunmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesine göre beraat kararı verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; olayda kusursuz olan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, sanığın tüm güvenlik tedbirlerini almış olduğuna, taşeron olarak üstlendiği inşaatın kaba inşaat yapımı sırasında oluşan kaza ile ilgili herhangi bir sorumluluğu bulunmadığına, sanığın güvenlik tedbiri ve denetim konusunda Eko Global isimli şirket ile anlaşmış, tüm tedbirlerin alınması ile ilgili gerekli önlemlerin alındığı yönünde anlaşma yapmış olduğuna, sanığın beraat etmesi gerekirken verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; sanık hakkında basit yargılama usulünün uygulanması gerektiğine, sanığın inşaat mühendisi olduğuna Kavuklar İnşaat firmasının "İzmir Point Bornova Alışveriş Merkezi" projesinde şantiye şefi olarak görev yaptığına, söz konusu proje inşaatının "anahtar teslim kaba inşaat yapım sözleşmesi" imzalanan diğer sanık ...'ın (Hünerli İnşaat) yüklenici sıfatını taşıdığı bir proje olduğuna, bu proje kapsamında devam eden inşaatta meydana gelen iş kazasından müvekkilinin cezai anlamda sorumlu tutulmasının hukuka ve hayatın olağan akışına aykırı düştüğüne, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; olay tarihinde katılanın Point bornova 'da bulunan Kavuklar inşaat firmasının müteahhitliğini yaptığı inşaatta sanık ...'ın Hünerli inşaat olarak taşeron olarak faaliyeti sırasında taşeron firmada işçi olarak çalıştığı, çalışmalar sırasında inşaat vincin halatının altıncı kattaki kalıp tahtasına çarparak, 245 cm uzunluğunda, 30 cm enindeki kalıp tahtasının katılanın işçinin üzerine düşmesi sonucu hayati tehlike geçirecek ve vücudunda birden fazla ağır (6) derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanması ile sonuçlanan olayda; inşaatı üstlenen işveren durumundaki Kavuklar inşaat şirketinin yetkilisi olan sanık ... ve işin ihale edildiği alt işveren durumunda olan Hünerli inşaat şirketinin yetkilisi olan sanık ..., malzemeyi düşüren kule vincin operatörünün sanık ..., formen ve vinç işaretçisi sanık ..., saha sorumlusu olan inşaat mühendisi sanık ... ve şantiye şefinin sanık ... olduğu, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre; sanık ... taşeron Hünerli İnşaatın yetkilisi olup inşaat alanında eğitim almış bir işaretçi çalıştırılmasını ve görevlendirilmesini sağlamama, uygun iş organizasyonunun kurulmasını sağlamama nedeniyle, sanık ... Kavuklar İnşaatın yetkilisi ve şantiye şefi durumunda olup iş güvenliği birimi tarafından yapılan uyarılara rağmen kule vincin çalışma alanı altında çalışmaları önlemek için uygun iş organizasyonunun kurulmasını sağlamama ve yapılan çalışmaları yeterince denetlememe nedeniyle kusurlu olduklarının kabulü ile; sanık ... ve ... ile temyiz dışı sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b.e., 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanıklar ... ve ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b.e., 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanık ... hakkında kusurunun bulunmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesine göre verilen beraat kararlarının, sanık ..., sanık ..., sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.10.2021 tarihli ilâmıyla; "...I-Sanık ...'nin taksirle yaralama suçundan beraatine ilişkin hükme yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde; Olay tarihinde inşaatta işçi olarak çalışan katılan, çalışmalar sırasında inşaat vincin halatının altıncı kattaki kalıp tahtasına çarparak, 245 cm uzunluğunda, 30 cm enindeki kalıp tahtasının katılanın işçinin üzerine düşmesi sonucu hayati tehlike geçirecek ve vücudunda birden fazla ağır (6) derece kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanması ile sonuçlanan olayda; yüklenici firmada saha mühendisi olarak çalıştığını beyan eden sanık ...'ye ilişkin çalıştığı şirketten görev belgesi, şirket içi organizasyon şeması da getirtilerek, görev tanımının belirlenmesi ve gerektiğinde dosyanın iş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilerek rapor alındıktan sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, sanık beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kabule göre de; Yüklenen suç açısından sanık ...'nin taksirinin bulunmaması nedeniyle sanık ... hakkında beraat kararı verilirken uygulama maddesi olan CMK'nın 223/2-c maddesine yer verilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine aykırı hareket edilmesi; II-Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik, sanık ..., sanık ..., sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince; Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; ''mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.'' şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanıklar lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanıklar lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, ''Basit Yargılama Usulü'' yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesine üzerine Mahkemece, uyma kararı verildikten sonra takdiren sanıklar hakkında basit yargılama usulünün uygulanmasına yer olmadığına; sanık ... ve ... ile temyiz dışı sanık ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b.e., 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 3.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanıklar ... ve ... hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/1, 89/2-b.e., 62/1, 52/2-4. maddeleri uyarınca 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanık ... hakkında kusurunun bulunmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 223/2-c maddesine göre beraat kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Taksirle işlenen suçlarda birden fazla sanık olması durumunda yargılama giderlerinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eşit olarak tahsiline karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının yargılama giderleri ile ilgili paragrafında yer alan "eşit olarak" ibaresinin, "sebebiyet verdikleri oranda" şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2024 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Özel halk otobüsü şoförü (A), çalıştığı şirketin tamir atölyesindeki mekaniker tarafından aracın fren sisteminin acil ve kapsamlı bir bakıma ihtiyacı olduğu konusunda yazılı olarak uyarılmıştır. (A), mekanikerin raporunu ve mevcut tehlikeyi tecrübesine ve şoförlük yeteneklerine güvenerek "bana bir şey olmaz" düşüncesiyle göz ardı ederek, o günkü yevmiyesini kaybetmemek adına yoğun bir şehir içi güzergahında sefere çıkmıştır. Güzergah üzerindeki dik bir yokuştan inerken, öngörüldüğü üzere frenler tutmamış ve otobüs, durakta bekleyen yolcu (M)'ye çarpmıştır. Çarpma neticesinde (M)'nin vücudunda kemik kırığı meydana gelmiştir. (M), hastanede alınan ilk ifadesinde, şoförün maddi durumuna acıdığını belirterek kendisinden şikâyetçi olmadığını açıkça beyan etmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Sürücü (A)'nın frenlerin arızalı olduğunu bilerek sefere devam etmesi olası kastla yaralama suçunu oluşturduğundan, soruşturma şikâyete bakılmaksızın yürütülür.
B) Taksirle yaralama suçunun takibi kural olarak şikâyete bağlı olduğundan ve mağdur (M) şikâyetçi olmadığından, (A) hakkında soruşturma yapılamaz.
C) Mağdurun vücudunda kemik kırığı oluşması nitelikli bir hal teşkil ettiğinden ve fiil bilinçli taksirle işlendiğinden, şikâyet şartı aranmaksızın soruşturmaya devam edilir.
D) Bilinçli taksir halinde şikâyet şartının aranmaması kuralı, TCK m. 89/3'te sayılan en ağır neticelerle sınırlı olduğundan, olayda mağdurun şikâyeti soruşturma için zorunludur.
E) Taksirle yaralama suçu uzlaştırma kapsamında olduğundan, mağdur şikâyetçi olmasa dahi öncelikle uzlaştırma yoluna gidilmesi gerekir.

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol