5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 231

Ceza Muhakemesi Kanunu 231. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır. (2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir. (3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da bildirilir. (4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir. (5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder. (6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77] a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. (7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez. (8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak; a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine, b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına, c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine, karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur. (9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde; sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir. (10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir. (11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir değerlendirme yapabilir. (12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm, usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir. (13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili olarak uygulanmaz. Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4.089 karar eşleşti
3. Ceza Dairesi, 2023/12639 E., 2025/5974 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
rini tanınmayacak hâle getirerek katılma ile diğer bir kısım suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, 2911 sayılı Kanun'un 33/1 ve TCK'nın 62/1 maddeleri gereğince hükmedilen 5 ay hapis cezasının 5271 sayılı CMK'nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verildiği, sanık müdafi tarafından söz konusu karara itiraz ed
3. Ceza Dairesi         2023/12639 E.  ,  2025/5974 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/373 Değişik İş SUÇ : Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etme İNCELEME KONUSUKARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında toplantı ve yürüyüşlere silâh ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hâle getirerek katılma ile diğer bir kısım suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasının yapılan yargılamasında, 2911 sayılı Kanun'un 33/1 ve TCK'nın 62/1 maddeleri gereğince hükmedilen 5 ay hapis cezasının 5271 sayılı CMK'nın 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verildiği, sanık müdafi tarafından söz konusu karara itiraz edilmesi üzerine merci Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesince koşulları oluşmadığından HAGB kararının kaldırılmasına kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 94660652 -105-25 - 32981 - 2022 - Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2023 tarihli ve 2023/59067 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM A.Kanun Yararına Bozma İstemi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Toplantı ve yürüyüşlere silah ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hale getirerek katılma, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından sanık ...'ın 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 32/1, 33/1, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7/2-b-1, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 265/1-3-4 ve 62/1. maddeleri gereğince 5 ay (iki kez) ve 10 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına dair Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/11/2022 tarihli ve 2022/46 esas, 2022/216 sayılı kararına karşı yapılan itirazın toplantı ve yürüyüşlere silah ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hale getirerek katılma suçu yönünden itirazın kabulüne, anılan kararın kaldırılmasına, diğer suçlar yönünden reddine ilişkin merci Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/11/2022 tarihli ve 2022/373 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya sureti incelendi. Dosya aslının, sanık tarafından inceleme konusu suçlarla birlikte mahkumiyetine karar verilen terör örgütü üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek suçu yönünden istinaf yoluna başvurulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderildiği anlaşılmakla, onaylı dosya sureti üzerinden yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı Kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği cihetle, Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesince "sanığın üzerine atılı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine, 2911 sayılı Kanun'un 23-b. maddesinde sayılan silah ve araçları taşıyarak katılma suçundan 2911 sayılı Kanun'un 33/1-a maddesine göre hükümde belirlenen cezanın 2 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası olduğu, 2911 sayılı Kanun'un 33/1-a ve 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddelerinin uygulanması halinde Mahkemesince hükmolunabilecek asgari cezanın 2 yıl 1 ay hapis cezası olabileceği, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmolunacak 2 yıl ve daha az süreli hapis cezaları hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği, dolayısıyla ceza miktarı bakımından hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşulları oluşmadığı gibi hatalı uygulama ile 6 ay hapis cezasına hükmedilmiş olduğu" gerekçesiyle itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesinde “Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesinde "Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir." şeklinde yer alan düzenlemeler ile, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 33. maddesinde düzenlenen "Toplantı ve yürüyüşe silahlı katılanlar" başlıklı "Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine 23 üncü maddenin (b) bendinde sayılan silah veya araçları taşıyarak katılanlar, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Silah veya aracın ateşli silah ya da patlayıcı veya yakıcı madde olması durumunda, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Silah veya aracın bulundurulmasının suç oluşturması halinde, ayrıca bu suçtan dolayı da ilgili hakkında kanun hükümlerine göre cezaya hükmolunur." biçimindeki madde metninin 04/04/2015 tarihli ve 29316 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesi ile "Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine; a) Ateşli silahlar veya havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dâhil patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zincir, demir bilye ve sapan gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler taşıyarak veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek katılanlar iki yıl altı aydan dört yıla kadar, ... hapis cezası ile cezalandırılırlar." şeklinde değiştirilerek suçun müeyyidesinin 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası iken 2 yıl 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası olarak düzenlenmiş olduğu hususları nazara alındığında, Somut olayda, sanığın üzerine atılı 2911 sayılı Kanun'a muhalefet suçunun 08/10/2014 tarihinde işlendiği, 2911 sayılı Kanun'un 33. maddesinde değişiklik yapan 6638 sayılı Kanun'un 04/04/2015 tarihli ve 29316 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, dolayısıyla suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan Kanun uyarınca Mahkemesince sanığın sonuç olarak 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği cihetle itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesine isabet görülmemiştir. " şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. B.Hukuki Süreç 1.Sanığın 04.05.1995 Hınıs doğumlu olduğu, kolluk araştırmasına göre kahvehane, lokanta gibi yerlerde günübirlik işlerde çalıştığı anlaşılmıştır. 2.Sanığın, Suriye/Kobani'de yaşanan olayları protesto etmek amacıyla 08.10.2014 tarihinde Hınıs ilçe merkezinde düzenlenen yasadışı gösteriye katıldığı, yüzünü kapattığı, slogan attığı, güvenlik güçlerine ve çevreye taş attığının tespit edilmesi üzerine görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, terör örgütü propagandası yapmak, örgüt adına suç işleme ve toplantı ve yürüyüşlere silâh ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hâle getirerek katılma suçlarından cezalandırılması istemiyle Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2022 tarihli ve 2022/2132 Esas sayılı iddianamesiyle kamu davası açılmıştır. 3.Yapılan yargılama neticesinde, Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2022/46 Esas, 2022/216 sayılı Kararıyla kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama (2911 sayılı Kanun 32/1), görevi yaptırmamak için direnme, terör örgütü propagandası yapmak ve toplantı ve yürüyüşlere silâh ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hâle getirerek katılma (2911 sayılı Kanun 33/1) suçlarından değişen süreler hapis cezalarına hükmedilmiş ve koşulları oluştuğundan, itiraz yasayolu açık olmak üzere, HAGB kararları verilmiştir. 4.Söz konusu HAGB kararlarına karşı sanık müdafi tarafından itiraz edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği merci Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2022 tarihli ve 2022/373 Değişik iş sayılı kararı ile kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama (2911 sayılı Kanun 32/1), görevi yaptırmamak için direnme ve terör örgütü propagandası yapmak suçlarından verilen HAGB kararlarına ilişkin itiraz reddine; toplantı ve yürüyüşlere silâh ve benzeri aletler taşıyarak veya kendilerini tanınmayacak hâle getirerek katılma (2911 sayılı Kanun 33/1) suçundan verilen HAGB kararının ise bu suç için kanunda öngörülen hapis cezasının alt sınırı itibariyle HAGB koşulları oluşmadığı halde eksik cezaya hükmedilerek HAGB kararı verilmesinin hatalı olduğu değerlendirmesiyle bu suç yönünden verilen HAGB kararının kaldırılmasına, kesin olmak üzere karar verilmiştir. 5.Erzurum 3. Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 94660652 - 105 - 25 -32981 - 2022-Kyb sayılı yazısı ile merci Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2022 tarihli ve 2022/373 Değişik iş sayılı kararının CMK 309. maddesi gereğince kanun yararına bozulması talep edilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.06.2023 tarihli ve 2023/59067 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Dairemize gönderilmiştir. C.İlgili Hukuk Konu ile ilgili yasal düzenlemeler Anayasa'nın 38. maddesi, 5237 sayılı TCK'nın 2, 7. maddesi, 2911 sayılı Kanun'un 33. maddesi, 6638 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi, 5271 sayılı CMK'nın 231/5 maddesidir. D.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlığın kapsamı, ilk derece mahkemesince verilen HAGB kararına sanık müdafi tarafından yapılan itirazın merci tarafından incelemesi sırasında, 2911 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesinin yanlış uygulandığı gerekçesiyle HAGB kararının kaldırılmasına karar verilmesinin hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış 26.06.2018 tarih 2014/15-771 Esas ve 2018/317 Karar, 10.04.2018 tarih 2014/15-487 Esas - 2018/151 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, CMK'nın 231. maddesinin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak incelenmesi durumunda hak arama özgürlüğü ile AİHS'nin 13. maddesindeki etkili başvuru hakkının ihlal edilebileceği ve ayrıca ceza muhakemesi hukukunun maddi gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmayan sonuçlara neden olabileceği göz önüne alındığında, itiraz mercisinin CMK’nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığına dair yapılacak şekli denetim dışında esas bakımından da (suçun sübutu, nitelendirilmesi vb. konularda) değerlendirme yapması ve açıklanmayan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkları denetlemesi gerektiği, bu bağlamda HAGB kararlarının itiraz üzerine veya itiraz edilmeksizin kesinleşmeleri halinde kanun yararına bozma kanun yolu başvurusuna konu edilebilecekleri kabul edilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış 03.03.2020 tarih 2016/11-1150 Esas, 2020/148 Kararında açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı yapılan itiraz üzerine merci tarafından verilen itirazın reddi kararlarının, kanun yararına bozma kanun yolunda sadece şeklen değil ilk derece mahkemesince hükmedilen kararın esasına yönelik olarak da denetlenmesi gerektiğine karar verilmiştir. (Baştürk, İ., (2022), Ceza Muhakemesi Hukukunda Kanun Yararına Bozma On İki Levha Yayıncılık, İstanbul) Anayasa’nın 38. maddesinde, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." şeklinde düzenlenen suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 7. maddesinde "Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez." biçiminde hüküm altına alınmıştır. 5237 sayılı TCK'nın 2. maddesinde de; Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı ve ayrıca kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamayacağı düzenlenmiştir. Anılan maddenin üçüncü fırkasında ise kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamayacağı, suç ve ceza içeren hükümlerin, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamayacağı belirlenmiştir. Söz konusu yasal düzenlemede vücut bulan ve ceza hukukunun temel ilkelerinden birini oluşturan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca, hangi fiillerin suç teşkil ettiğinin ve bu fiillere uygulanacak yaptırımların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi gerekmektedir. Bireylerin yasak fiilleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle, temel hak ve özgürlüklerinin korunmasının güvence altına alınması amaçlanmaktadır. 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesinde ise, kanunda yer alan hükümlerinin zaman bakımından ne şekilde uygulanacağına ilişkin kurallar belirlenmiştir. Buna göre; işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği ve güvenlik tedbiri uygulanamayacağı hüküm altına alınmıştır. Yine işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimsenin cezalandırılamayacağı ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamayacağı, böyle bir ceza veya güvenlik tedbirine hükmolunmuş ise infazının ve kanuni neticelerinin kendiliğinden kalkacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı tespit edilmiştir. Ceza kanunlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesinde yer alan düzenlemede iki önemli ilke vurgulanmaktadır. Bunlardan ilkine göre; ceza hukuku kuralları yürürlüğe girdikleri andan itibaren ileriye etkili olarak uygulanırlar. Geçmişe etkili uygulama veya geçmişe yürürlük ilkesi denilen ikinci prensibe göre ise, ancak failin lehine olan kanun geçmişe etkilidir. Dolayısıyla suçtan sonra yürürlüğe giren ve fail lehine olan kanun, hükümde ve infaz aşamasında dikkate alınacak, geçmişe yürürlük ilkesinin bir yansıması olan aleyhe kanunun geriye yürüme yasağı prensibi uyarınca da suç teşkil eden eylemin gerçekleştirildiği tarihten sonra yürürlüğe giren ve cezayı ağırlaştıran hükümler fail hakkında tatbik edilmeyecektir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 23.10.2024 tarih 2022/2-589 Esas - 2024/321 Karar) 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun yürürlükte bulunan 33. maddesi şu şekildedir. (Değişik birinci fıkra: 27/3/2015-6638/8 md.) Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine; a) Ateşli silahlar veya havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dâhil patlayıcı maddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar, boğma teli veya zincir, demir bilye ve sapan gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler taşıyarak veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterek katılanlar iki yıl altı aydan dört yıla kadar, b) Yasadışı örgüt ve topluluklara ait amblem ve işaret taşıyarak veya bu işaret ve amblemleri üzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyerek katılanlar ile kanunların suç saydığı nitelik taşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşıyarak veya bu nitelikte sloganlar söyleyerek veya ses cihazları ile yayınlayarak katılanlar altı aydan üç yıla kadar,hapis cezası ile cezalandırılırlar. Söz konusu maddenin, 04.04.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6638 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu, Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki hali ise şu şekildedir; Madde 33 – (Değişik: 22/7/2010 - 6008/2 md.) Toplantı ve gösteri yürüyüşlerine 23 üncü maddenin (b) bendinde sayılan silah veya araçları taşıyarak katılanlar, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Silah veya aracın ateşli silah ya da patlayıcı veya yakıcı madde olması durumunda, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz. Silah veya aracın bulundurulmasının suç oluşturması halinde, ayrıca bu suçtan dolayı da ilgili hakkında kanun hükümlerine göre cezaya hükmolunur. Toplantı ve gösteri yürüyüşünün kanuna aykırı olması halinde ve dağılmamak için direnildiği takdirde, ayrıca 32 nci madde hükümlerine göre cezaya hükmolunur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 33. maddesinde yapılan değişiklik ile sanığın üzerine atılı suç için 'altı aydan üç yıla kadar hapis' olarak belirlenmiş olan ceza miktarının 'iki yıl altı aydan dört yıla kadar hapis' cezası olarak düzenlendiği, cezanın alt ve üst sınırlarında arttırım yapan söz konusu aleyhe düzenlemenin 04.04.2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, ancak sanığın üzerine atılı suçu işlediği tarihin ise 08.10.2014 tarihi olduğu, yukarıda değinildiği şekilde TCK'nın 2. maddesinde düzenlenen kanunilik prensibi ve 7. maddesinde düzenlenen aleyhe kanunun geriye yürüme yasağı kuralı uyarınca suç teşkil eden eylemin gerçekleştirildiği tarihten sonra yürürlüğe giren ve cezayı ağırlaştıran hükümlerin fail hakkında tatbik edilmeyeceği gözetilmeden, ceza miktarını arttıran aleyhe düzenlemeye dayanarak, hapis cezasının alt sınırı itibariyle koşulları oluşmadığı ve bu nedenle HAGB kararı verilmesinin hatalı olduğu şeklindeki isabet bulunmayan değerlendirmeyle, İlk Derece Mahkemesince verilen HAGB kararının kaldırılmasına dair merci kararı Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. II.KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Erzurum 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.11.2022 tarihli ve 2022/373 Değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,26.02.2025 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Ceza Dairesi, 2025/695 E., 2025/3847 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
maddesi gereğince ertelenmesine karar verilen sanığın işlediği suç tarihinin 6545 sayılı yasanın yürürlük tarihinden önce olduğu anlaşılmakla, sanığın adli sicil belgesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına engel teşkil etmemesi karşısında, 231/6.
1. Ceza Dairesi         2025/695 E.  ,  2025/3847 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/806 E., 2023/284 K. SUÇLAR : Kasten yaralama HÜKÜMLER : Hükümlerin açıklanması suretiyle mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Malatya (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin, 20.06.2014 tarihli ve 2013/885 Esas, 2014/786 Karar sayılı kararının, sanık tarafından temyizi üzerine, Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2016/1897 Esas, 2016/6238 Karar sayılı ilâmı ile özetle; yaşı küçük mağdurlara 5271 sayılı Kanun'un 234/2 maddesi uyarınca vekil atandıktan sonra mağdurların duruşmaya celp edilip aynı Kanun'un 236/3. ve 52/3. maddeleri gereğince görüntü ve sesler kayda alınarak uzman kişi eşliğinde ve vekil huzurunda olaya ilişkin beyanları alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik kovuşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması, kabule göre de; mahkum olduğu kısa süreli hapis cezalarının gösterdiği pişmanlık dolayısıyla bir daha suç işlemeyeceği hususunda mahkemede olumlu kanaat oluştuğundan bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilen sanığın işlediği suç tarihinin 6545 sayılı yasanın yürürlük tarihinden önce olduğu anlaşılmakla, sanığın adli sicil belgesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına engel teşkil etmemesi karşısında, 231/6. maddesindeki diğer şartlar açısından da bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunda bir karar verilmesi gerekirken sanık hakkında "sanığın daha önceki aynı suçtan mahkumiyeti nedeniyle şartları oluşmadığından " şeklindeki yasal olmayan ve yetersiz gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 2. Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.10.2019 tarihli ve 2016/254 Esas, 2019/997 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık hakkında mağdur ...'a karşı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-a-e, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı Kanun'un 231/8. maddesi uyarınca 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına, b) Sanık hakkında mağdur ...'a karşı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-a 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı Kanun'un 231/8. maddesi uyarınca 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına, Karar verildiği, bu kararın 03.07.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 3. Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.12.2023 tarihli ve 2022/806 Esas, 2023/284 Karar sayılı kararı ile sanığın tabi tutulduğu denetim süresi içinde 24.03.2022 tarihinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hükümlerin açıklanması ile; a) Sanık hakkında mağdur ...'a karşı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-a-e, 62, 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Sanık hakkında mağdur ...'a karşı kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 86/3-a 62. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; atılı suçlamayı kabul etmediğine, beraatine karar verilmediğine, lehine hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Sanık Hakkında Mağdur ...'a Karşı Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden a) Sanığın suç tarihinde 10 yaşında olup, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan oğlu mağduru silahtan sayılan pense ile kasten yaraladığı olayda, sanığa 5237 sayılı Kanun'un 86/3. maddesinin (b) bendinin uygulanması için ek savunma hakkı verilerek sanık hakkında kurulan hükümde aynı Kanun'un 86/3. maddesinin (a) bendi ile birlikte (b) ve (e) bentlerinin de gösterilmesi ve birden fazla ağırlaştırıcı nedenin (5237 sayılı Kanun'un 86/3. maddesinin (a), (b) ve (e) bentleri) bir arada bulunması nedeniyle temel ceza belirlenirken alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. b) Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, hükme esas alınan adlî raporun yeterli olduğu, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde eleştiri ve düzeltme nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. c) Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2016/1897 Esas, 2016/6238 Karar sayılı bozma ilâmı öncesi 20.06.2014 tarihli karar ile hapis cezasının ertelenmesine ve 3 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verildiği, anılan hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz bulunmaması karşısında sanık lehine 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeksizin, bozma ilâmı sonrası yapılan yargılamada erteleme hükümlerinin uygulanmaması suretiyle kazanılmış hakkının ihlal edilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. 2. Sanık Hakkında Mağdur ...'a Karşı Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden a) Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan adlî raporun yeterli olduğu, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. b) Dosya kapsamı ve gerekçeli karar içeriğine göre, sanığın mağdur....'a yönelik eylemini silahtan sayılan herhangi bir alet ile işlememiş olmasına karşın 5237 sayılı Kanun'un 86/3-e maddesinin uygulanması, hukuka aykırı bulunmuştur. c) Sanığın, suç tarihinde 7 yaşında olup, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan oğlu mağduru kasten yaraladığı olayda, sanığa 5237 sayılı Kanun'un 86/3. maddesinin (b) bendinin uygulanması için ek savunma hakkı verilerek sanık hakkında kurulan hükümde aynı Kanun'un 86/3. maddesinin (a) bendi ile birlikte (b) bendinin de gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. d) Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 09.03.2016 tarihli ve 2016/1897 Esas, 2016/6238 Karar sayılı bozma ilâmı öncesi 20.06.2014 tarihli karar ile hapis cezasının ertelenmesine ve 3 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına karar verildiği, anılan hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmesi ve aleyhe temyiz bulunmaması karşısında sanık lehine 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeksizin, bozma ilâmı sonrası yapılan yargılamada erteleme hükümlerinin uygulanmaması suretiyle kazanılmış hakkının ihlal edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR 1. Sanık Hakkında Mağdur ....a Karşı Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe başlığı altında (1-c) numaralı paragrafta açıklanan nedenle, Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.12.2023 tarihli ve 2022/806 Esas, 2023/284 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca hükmün 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin uygulandığı paragraftan sonra gelmek üzere "Ancak ilk hüküm sadece sanık tarafından temyiz edilmiş olup aleyhe temyiz bulunmadığından ve bu durum sanık lehine 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak oluşturduğundan sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine, sanık hakkında aynı Kanun'un 51/3. maddesi uyarınca 3 yıl denetim süresi belirlenmesine, 51/6. maddesi uyarınca sanığın kişiliği ve sosyal durumu göz önünde bulundurularak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine, 51/7. maddesi uyarınca sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verileceğinin ve 51/8. maddesi uyarınca denetim süresi iyi halli olarak geçirildiği takdirde cezanın infaz edilmiş sayılacağının sanığa ihtarına" cümlesinin eklenmesi, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında uygulanması mümkün olmadığından hak yoksunluklarına ilişkin fıkranın hükümden çıkartılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 2. Sanık Hakkında Mağdur ...'a Karşı Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe başlığı altında (2-b), (2-c) ve (2-d) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle, Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.12.2023 tarihli ve 2022/806 Esas, 2023/284 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.05.2025 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2021/27930 E., 2024/5600 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, aynı Kanun'un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu anlaşılmıştır.
4. Ceza Dairesi         2021/27930 E.  ,  2024/5600 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/279 E., 2016/766 K. SUÇLAR : Görevi yaptırmamak için direnme, hakaret HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Karar verilmesine yer olmadığı, düzeltilerek onama Sanıklar müdafiinin temyiz talebinin, sanıklar hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararına yönelik temyiz talebi olmadığı belirlenmiştir. Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının, aynı Kanun'un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu anlaşılmıştır. Sanık ... hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin olduğu bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile: 1. Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca neticeten hükmolunan 5 ay hapis cezasının 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 2. Sanık ... hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca neticeten hükmolunan 7080 TL adli para cezasının 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 3. Sanık ... hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri gereğince 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, 4. Sanık ... hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri gereğince 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın atılı suçları işlediğine dair delil bulunmadığı, olayın tarafı olan şikayetçilerin soruşturma yapmasının hukuka aykırı olduğu, bu nedenlerle ve resen tespit edilecek sebeplerle usul ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gerektiğine yöneliktir. 2. Sanık ... müdafiinin süre tutum dilekçesi verdiği belirlenmiştir. III. OLAY VE OLGULAR Olay yerinde İlçe Emniyet Müdürlüğü genel asayiş uygulamasının olduğu, şikayetçinin olay yerinde bulunan ve polislere hakaret eden temyiz dışı sanık ...'dan kimlik istemesi üzerine katılana vurduğu, kurtarın beni bu şerefsizlerin elinden diyerek bağırdığı, sanık ...'ın beraberindeki topluluğa hitaben "Polisler yeğenimi öldürüyor, bu o... çocuklarının dersini verin, hangi or.. çocuğu polis benim yeğenimi tutuyor lan, anasını avradını s..., , sizi linç ederiz, benim kahvehaneme kumardan işlem yaptınız, bana ruhsat vermediniz o... ç..." diyerek hakaret ve tehdit ettiği, sanıkların savunmaları, tanıkların beyanları, tutanaklar, rapor ve tüm dosya kapsamı karşısında; eylemlerinin sabit olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Hakaret ve Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarına Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olup, temyizinin mümkün olmadığı, aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır. B. Sanık ... Hakkında Hakaret ve Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Verilen Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Sanıkların savunmaları, tanıkların beyanları, tutanaklar, rapor ve tüm dosya kapsamı karşısında; sanığın atılı suçları işlediğinin sabit olduğu hususuna dair mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmadığından sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görülmemiştir. Sanığa yükletilen hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, Sanığın birden fazla kişi ile birlikte görevliye direnmesine karşın 5237 sayılı Kanun'un 265 inci maddesinin üçüncü fıkrası uygulanmamış ise de aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı, Anlaşıldığından, Sair yönlerden yapılan incelemede eleştiri dışında hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Sanık ... Hakkında Hakaret ve Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararlarına Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin kanun yolu başvuruları itiraz merciince incelenmek üzere esası incelenmeyen dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, B. Sanık ... Hakkında Hakaret ve Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçlarından Verilen Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz Talebinin İncelenmesinde; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2024 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2023/3252 E., 2024/7130 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231/5. Maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 05/05/2010 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 04/03/2015 tarihinde mala zarar verme suçunu işlediği ve bu suçtan kesin olarak mahkumiyetine karar v
12. Ceza Dairesi         2023/3252 E.  ,  2024/7130 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/150 E. 2015/222 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık ve suçtan zarar gören tarafından temyizi üzerine, sanığın temyizine yönelik yapılan ön incelemede; 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Dairemizin 20.04.2022 tarihli tevdii kararından sonra kararı temyiz eden ve ölen ...'in oğlu olan ...'in 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören sıfatıyla temyiz hakkı bulunduğu ve hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşıldığından, mağdurun 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek inceleme yapılmıştır. I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231/5. Maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 05/05/2010 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 04/03/2015 tarihinde mala zarar verme suçunu işlediği ve bu suçtan kesin olarak mahkumiyetine karar verilmesi üzerine ihbar üzerine ele alınan dosya sanık hakkındaki hükmün CMK'nın 231/11 maddesi uyarınca açıklanmasına, sanığın TCK'nın 85/1, 62, 53/6. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin karar verilmiş olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri; beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. Katılanın temyiz sebepleri; sanığın en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; Sanık ...'un saat 18.00 sıralarında meskun mahal dışında gece vakti, aydınlatmasız, bulutlu havada iki yönlü devlet yolunda sevk ve idaresindeki kamyonet ile Diyarbakır'dan Bingöl'e seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde aynı istikamete bindiği eşek üzerinde gitmekte olan koyu renk giyimli ...'e çarpması sonucu ...'in öldüğü, mevcut raporlarda sanığın kazanın oluşumunda tali kusurlu olduğu anlaşılmakla mahkemece sanığın TCK'nın 85/1, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 05/05/2010 tarihinde kesinleşmesine müteakip sanığın denetim süresi içinde 04/03/2015 tarihinde mala zarar verme suçunu işlediği ve bu suçtan kesin olarak mahkumiyetine karar verilmesi üzerine ihbar üzerine ele alınan dosyada sanık hakkındaki hükmün CMK'nın 231/11 maddesi uyarınca açıklanmasına, sanığın TCK'nın 85/1, 62, 53/6. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık ve katılanın yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Sanık hakkında TCK'nın 53/6. madde hükümlerinin uygulanmasına karar verilirken sürücü belgesinin geri alınma süresinin kararda belirtilmemesi nedeniyle sanık lehine değerlendirme yapılarak TCK'nın 53/6. maddesinin uygulanmasına yönelik bölümün hükümden çıkarılması gerekli görülmüştür. Açıklanan nedenle Lice Asliye Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık ve katılanın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasının TCK'nın 53/6. maddesinin uygulanmasına ilişkin "4" nolu bölümün hükümden "çıkarılması suretiyle hükmün, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2024 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2023/13418 E., 2024/23836 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2018 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın itiraz edilmeksizin 07.03.2019 tarihinde kesinleşmesini takiben sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine İstanbul
10. Ceza Dairesi         2023/13418 E.  ,  2024/23836 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen ve açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın, istinaf edilmeksizin 11.01.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/29017 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59361 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59361 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre; Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç sebebiyle açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez yargılama konusu 13.09.2016 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2018 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararın itiraz edilmeksizin 07.03.2019 tarihinde kesinleşmesini takiben sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2021 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasına yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, Adı geçen sanık hakkında evvelce 09.11.2014 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12.05.2015 tarihli ve 2015/63671 soruşturma, 2015/2568 sayılı 5 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin denetim süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere ve uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmadığından bahisle kamu davası açılması üzerine, İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/189 Esas, 2016/554 Karar sayılı kararı ile sanık üzerinde ve kanında herhangi bir uyuşturucu maddeye rastlanmadığı ve atılı suçun oluşmadığından bahisle sanığın beraatine karar verildiği ve beraat kararının kesinleştiği, bu haliyle 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesinde yer alan "(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenleme gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağı olan davada, sanığın beraatine karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle, beraate konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince “Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı” verilmeden açılmış olan kamu davasında, yargılama şartı bulunmadığından, bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere “durma kararı” verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre ise, Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde nitelikli hırsızlık suçundan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine mahkemesince ihlale konu suçun uyuşturucu madde kullanmak suçu olması gerektiğinden bahisle hükmün açıklanmasına yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararlarda ihlale konu suçun uyuşturucu madde kullanmak suçu olması gerektiği ancak somut dosya kapsamında mahkemesince genel hükümler uyarınca 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine göre takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, hükmün açıklanması koşullarının da genel hükümlere tabi olduğu anlaşıldığından mahkemesince sanığın denetim süresi içinde hırsızlık suçunu işlediğinden bahisle hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. A. Şüpheli hakkında, 13.09.2016 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2017 tarihli ve 2017/100144 Soruşturma, 2017/20901 Esas, 2017/14837 sayılı iddianamesi ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.11.2018 tarihli ve 2017/354 Esas, 2018/647 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın, 07.03.2019 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Sanığın denetim süresi içerisinde 05.10.2020 tarihinde işlediği hırsızlık suçundan mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05.11.2021 tarihli ve 2021/528 Esas, 2021/471 Karar sayılı kararı ile, hükmün açılanabilmesi için denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suçun da kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu olması gerektiği, hırsızlık suçundan hükmün açıklanamayacağı gerekçesiyle "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" karar verildiği, Anlaşılmıştır. B. İstanbul 65 Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/189 Esas, 2016/554 Karar sayılı kararının incelenmesinde: 1. Şüpheli hakkında, 09.11.2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2015 tarihli ve 2015/63671 Soruşturma, 2015/2568 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca, beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, 2. Şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmaması nedeniyle, erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 29.02.2016 tarihli ve 2016/27087 Soruşturma, 2016/9904 Esas, 2016/8064 sayılı iddianamesi ile İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/189 Esas, 2016/554 Karar sayılı kararı ile, sanıkta uyuşturucu madde ele geçmediği, kanında uyuşturucu maddeye rastlanmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği, beraat kararının temyiz edilmeksizin 15.12.2016 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Dosya kapsamına göre; Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç nedeniyle açılmış bir kamu davası olduğundan, yargılama konusu 13.09.2016 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılmıştır. Sanık hakkında daha önceden 09.11.2014 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 12.05.2015 tarihli ve 2015/63671 soruşturma, 2015/2568 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı takiben, şüphelinin denetim süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmaması nedeniyle kamu davası açılması üzerine, İstanbul 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/189 Esas, 2016/554 Karar sayılı kararı ile sanığın üzerinde ve kanında herhangi bir uyuşturucu maddeye rastlanmadığı ve atılı suçun oluşmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verildiği ve beraat kararının kesinleştiği, bu haliyle 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "(6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." şeklindeki düzenleme gereğince doğrudan kamu davası açılmasının dayanağı olan davada, sanığın beraatine karar verilmesi ve beraat kararının kesinleşmesi nedeniyle, beraate konu suç nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki geçerliliği kalmadığından, Mahkemesince "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı" verilmeden açılmış olan kamu davasında, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden, bu şartın gerçekleşmesini beklemek üzere, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma kararı" verilerek, sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kabule göre de; Sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde nitelikli hırsızlık suçundan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine mahkemesince ihlâle konu suçun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu olması gerektiği gerekçesiyle "hükmün açıklanmasına yer olmadığına" karar verilmiş ise de, 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddesinde yer alan, "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesindeki şartlar aranmaksızın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararlarda ihlâle konu suçun kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu olması gerektiği ancak somut dosya kapsamında; mahkemesince genel hükümler uyarınca 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesine göre takdiren hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, hükmün açıklanması koşullarının da genel hükümlere tabi olduğu anlaşıldığından mahkemesince sanığın denetim süresi içinde hırsızlık suçunu işlediğinden hakkındaki hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2021 tarihli ve 2021/528 Esas, 2021/471 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2024 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararına karşı başvurulabilecek kanun yolu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sadece İtiraz
B) İstinaf (CMK m. 272/3 uyarınca kesin olmayan kararlar için)
C) Temyiz
D) Karar Düzeltme
E) Kanun Yararına Bozma

Bu maddeyle ilgili 17 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol