5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 276

Ceza Muhakemesi Kanunu 276. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 276 – (1) İstinaf istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra veya aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı yapılmışsa ya da istinaf yoluna başvuranın buna hakkı yoksa, hükmü veren mahkeme bir kararla dilekçeyi reddeder. (2) İstinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret kararının kendilerine tebliğinden itibaren iki hafta içinde bölge adliye mahkemesinden bu hususta bir karar vermesini isteyebilirler. Bu takdirde dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir. Ancak, bu nedenle hükmün infazı ertelenemez.[117] İstinaf isteminin tebliği ve cevabı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

53 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2024/5407 E., 2024/12665 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
5271 sayılı Kanun'un "İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi" başlıklı 276. maddesi;
11. Ceza Dairesi         2024/5407 E.  ,  2024/12665 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2023 tarihli ve 2022/202 Esas, 2023/321 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-f-son, 62 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca neticeten 3 yıl 4 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 17.09.2024 tarihli ve 2024/7568 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98214 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 01.10.2024 tarihli ve KYB-2024/98214 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150. maddesinde yer alan, "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. (3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. (4) Zorunlu müdafilikle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun cezasının alt sınırı itibariyle zorunlu müdafi tayini gerekmediği anlaşılmış ise de, sanığın mahkeme huzurunda alınan 20/02/2023 tarihli savunmasında, müdafii huzurunda savunmasını yapacağını beyan etmesine rağmen, müdafii görevlendirilmesi yapılmaksızın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir. 2. 5271 sayılı Kanun'un "İstinaf isteminin hükmü veren mahkemece reddi" başlıklı 276. maddesi; "(1) İstinaf istemi, kanunî sürenin geçmesinden sonra veya aleyhine istinaf yoluna başvurulamayacak bir hükme karşı yapılmışsa ya da istinaf yoluna başvuranın buna hakkı yoksa, hükmü veren mahkeme bir kararla dilekçeyi reddeder. (2) İstinaf başvurusunda bulunan Cumhuriyet savcısı veya ilgililer, ret kararının kendilerine tebliğinden itibaren yedi gün içinde bölge adliye mahkemesinden bu hususta bir karar vermesini isteyebilirler. Bu takdirde dosya bölge adliye mahkemesine gönderilir. Ancak, bu nedenle hükmün infazı ertelenemez." Şeklindedir. 3. İncelenen dosya içeriğine göre; kanun yararına bozma talebine konu Tekirdağ 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.07.2023 tarihli ve 2022/202 Esas, 2023/321 Karar sayılı kararına yönelik olarak, sanığın 04.12.2023 tarihli istinaf talebinin süre yönünden reddine dair aynı Mahkemenin 16.01.2024 tarihli ek kararına karşı sanık tarafından 19.01.2024 tarihli dilekçe ile istinaf talebinde bulunulması üzerine, dosyanın 5271 sayılı Kanun'un 276/2. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi yerine, merci Tekirdağ 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen itirazın reddine dair 06.02.2024 tarihli ve 2024/1 Değişik İş sayılı kararın hukuki değerden yoksun olduğu ve inceleme konusu kararın kesinleşmediği belirlenmiştir. 4. Henüz kesinleşmediği belirlenen kararın, öncelikle 5271 sayılı Kanun’un 276/2. maddesi uyarınca bir karar verilmesi amacıyla Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesinin gerektiği, bu haliyle olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma istemine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi hususundaki gerekli işlemlerin yapılması amacıyla Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE04.11.2024 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

9. Ceza Dairesi, 2021/26105 E., 2023/5609 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
ve mağdure vekilinin istinaf taleplerinin 5271 sayılı Kanun'un 276 ncı maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
9. Ceza Dairesi         2021/26105 E.  ,  2023/5609 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2017/2031 E., 2018/636 K. SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi Mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden; sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan yapılan yargılama sonunda beraatine dair ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik olarak mağdure vekilinin istinaf talebinin aynı mahkemece 10.05.2017 tarih ve 2017/35 Esas, 2017/131 Karar sayılı ek kararı ile reddine ilişkin karara karşı istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın kesin nitelikte olup temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Katılan ... vekili yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Adana Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.01.2017 tarihli iddianamesi ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2.Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2017 tarihli ve 2017/35 Esas, 2017/131 Karar sayılı kararıyla sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 3.Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.05.2017 tarihli ve 2017/35 Esas, 2017/131 Karar sayılı Ek Kararı ile katılan ... ve mağdure vekilinin istinaf taleplerinin 5271 sayılı Kanun'un 276 ncı maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. 4.Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin, 07.05.2018 tarihli ve 2017/2031 Esas, 2018/636 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararlar verilmiştir. 5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.10.2021 tarihli 14-2018/63943 sayılı temyiz ret görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan ... Vekilinin Temyiz İsteği Eksik ve yetersiz inceleme ile karar verildiğine, dava konusu olay nedeniyle mağdure ile babası olan katılanın uğramış oldukları zararın yadsınamaz gerçek olup bu nedenle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinin yasal ve hukuki dayanağı olmadığına, kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A.İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Tüm dosya kapsamı, dosya içerisinde bulunan deliller ile sanık savunmaları, tanık anlatımları, şikâyetçi katılan ... mağdure beyanları, soruşturma aşamasında düzenlenen tutanaklar sanık ... sanık müdafi tarafından sunulan fotoğraflar hep birlikte göz önünde bulundurulduğunda, her ne kadar sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan dolayı cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de sanık savunmalarında üzerine atılı bulunan suç işlemediğini, kesinlikle öğrencisi olan mağdureye ek ders verirken cinsel amaçlı olarak dokunmadığını, mağdurenin öğrencisi olduğunu, olay tarihinde mağdurenin talebi üzerine mağdureye ek ders verdiğini, ek ders verirken şaka amaçlı olarak zaman zaman mağdurenin saçına veya omuzuna dokunduğunu, bunun dışında kesinlikle cinsel amaçlı olarak mağdureye dokunmadığını, yine cinsel bölgerine kesinlikle dokunmadığını, mağdurenin niçin kendisine iftira attığını bilemediğini, suçsuz olduğunu savunduğu, sanığın bu savunmalarının aksinin tam olarak kanıtlanamadığı, sanığın mağdureye yönelik olarak suç tarihinde iddianamede belirtilen şekilde cinsel amaçlı olarak şikayetçinin ensesine dokunduğu, yine elini şikâyetçinin üst elbisesinin içerisine soktuğu, bacaklarını okşadığı, cinsel bölgesine dokunduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği, bu konuda somut bir delilin olmadığı, mağdurenin soyut beyanı dışında somut bir delilin olmadığı, mağdurenin soyut beyanının somut bir delille desteklenmediği, suç tarihinde mağdurenin talebi üzerine sanığın mağdureye ek ders verdiği, ek dersin (...) (...) isimli etüd merkezinin içerisinde sınıfta verildiği, ek dersin verildiği sınıfın içerisinde kamera sisteminin bulunduğu, bu kamera sistemi sayesinde elde edilen kayıtlara göre sanığın mağdurenin belirttiği şekilde sanığa yönelik bir cinsel saldırıda bulunduğunu gösterir bir görüntünün olmadığı, görüntüler incelendiğinde, sanığın mağdurenin beyanında belirttiği gibi elini mağdurenin elbisesinin içerisine soktuğu, yine bacaklarını okşadığı veya cinsel bölgesine dokunduğuna ilişkin bir görüntünün olmadığı, görüntüler incelendiğinde sanık ile mağdurenin bir sınıfın içerisinde birlikte ders yaptıkları, bu sırada zaman saman sanığın kolunu mağdurenin omzuna dayadığı, zaman zaman sanığın kafasından tuttuğu, şakalaşır bir vaziyette, masaya doğru iteklediği, veya saç ve kafasından tutarak kendisine doğru çektiği, bu şekilde çalıştıkları, bunun dışında cinsel amaçlı olarak dokunduğunu gösterir veya cinsel bölgelerine dokunduğunu gösterir bir görüntünün bulunmadığı, sanığın mağdureye yapmış olduğu dokunmaların da yani saç ve başından tutması, kendisine doğru çekmesi veya masaya doğru itmesi hususlarının cinsel amaçlı olarak yapıldığına ilişkin delilin olmadığı, sanığın mağdure ile şakalaşma amacı ile bunları yapmış olabileceği, görüntülerde mağdurenin bundan rahatsızlık duyduğunu gösterir bir durumun da gözükmediği, mağdurenin de gülümsediği, genel görüntü itibari ile hal ve vaziyetinden memnun gözüktüğü, yine dosya içerisinde bulunan fotoğraflar dikkate alındığında sanığın mağdure de dahil bir çok kız öğrencisi ile fotoğraf çektirdiği, sanığın öğrencilerine yakın ilgi gösterdiği, öğrencilerin de sanıktan çekinmedikleri, sanığa sürekli olarak yaklaştıkları, sanığa sarılarak fotoğfraf çektirdikleri öğretmen öğrenci ilişkisi dışında birer arkadaş gibi davrandıkları, mağdurenin de olay öncesinde benzer fotoğraflarının bulundukları, sanıkla samimi arkadaş modunda çekilmiş fotoğraflarının olduğu, ilk bakışta bu fotoğraflardandan öğretmen öğrenci ilişkisi dışında normal arkadaş ilişkisinin gözüktüğü, suça konu olay bu bakımdan değerlendirildiğinde olay tarihindeki görüntülerde de benzer durumun söz konusu olduğu, sanığın cinsel amaçlı olarak dokunduğunun kanıtlanamadığı, kaldı ki tanık beyanları, sanık ... mağdure beyanları da dikkate alındığında etüd merkezinde bir çok sınıfın olduğu, olay an ve saatinde başka boş sınıfların da bulunduğu, buna rağmen sanığın uzun bir süredir çalıştığı etüd merkezinde yanlızca bir sınıfta kamera sisteminin kurulu olduğu ve sanığın da bunu bildiği bir ortamda sanığın cinsel saldırıda bulunma isteğinin ve amacının olması halinde rahatlıkla kamera sisteminin kurulu olmadığı, başka sınıflardan birisinde mağdureye ders verebileceği ve burada kimsenin görmediği bir ortamda rahatlıkla cinsel saldırıda bulunma imkanına sahipken sanığın mağdureye başka boş sınıflar olmasına rağmen kamera sisteminin kurulu olduğu, sınıfta ders vermesi durumu da dikkate alındığında sanığın cinsel saldırı amacı ile hareket etmediğini, bu amaçla mağdureye dokunmamış olabileceği, mağdureye şakalaşmak amacı ile elini omzuna veya baş kısmına atmış olabileceği, tüm bu hususlar dikkate alındığında sanığın mağdureye cinsel amaçlı olarak dokunduğu hususunda her türlü şüpheden kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği, tüm dosya kapsamı dikkate alındığında bir an için sanığın mağdureye cinsel amaçlı olarak dokunduğu, kabul edilse dahi bu durumda da mağdurenin suç tarihinde on beş yaşından büyük on sekiz yaş içerisinde olduğu, bu durumda mağdurenin rızası hilafına yani sanığın cebir, şiddet, tehdit veya hile yolu ile mağdureye dokunduğuna ilişkin bir delilin de olmadığı, cinsel amaçlı olarak dokunmanın kabul edilmesi halinde dahi dosya kapsamı dikkate alındığında mağdurenin rızası ile dokunulmuş olabileceği, mağdurenin rıza gösterebilecek bir yaşta olduğu, sanığın cebir, şiddet uygulayarak veya mağdureyi kandırarak dokunduğuna ilişkin bir delilin olmadığı, kamera kaydındaki görüntüler dikkate alındığında sanığın mağdurenin başına dokunması veya omzuna eline koymasından mağdurenin rahatsız olduğunu gösterir bir durumun söz konusu olmadığı, mağdurenin çok rahat bir şekilde öğretmeni olan sanığın yanında oturduğu, herhangi bir tedirginliğini gösterir bir davranışının da gözükmediği, dersin bitiminde birlikte sınıftan gülerek ve mutlu bir şekilde iki tarafında çıktıklarının gözüktüğü, sanığın tedirginliğini gösterir, korktuğunu gösterir veya öğretmeninden rahatsız olduğunu gösterir bir davranışının da kamera görüntülerinden anlaşılamadığı, tamamen mağdurenin rızası dahilinde sanığın mağdureye yaklaştığı ve saçından tuttuğu, elini başına koyduğu, elini omzuna koyduğu hususunun gözüktüğü, yine mağdurenin kendi beyanı ve tanık beyanına göre olay sırasında içeri temizlik görevlisi ....'nin girdiği, mağdurenin sanık öğretmeninin davranışlarından rahatsız olması halinde rahatlıkla temizlik görevlisinden yardım isteyebileceği veya doğrudan isteyemese dahi vücut hareketleri yardımı ile mimikleri ile dahi yardım isteyebilecek imkana sahipken böyle bir talebinin olmadığı, tanık beyanına göre de birlikte rahat bir şekilde ders yaptıkları, yine ek dersin birinci saatinden sonra teras katında mağdurenin tanık .... ve diğer öğretmenlerle bir müddet vakit geçirdiği ve daha sonra tekrardan ikinci ek derse girdiği, bu sırada yine tanık ... ve diğer kişilerden rahatlıkla yardım isteyebileceği veya sanığın haraketlerinden rahatsız olması halinde bunu direk söyleyemese dahi hareketleri ile hissettirme imkanına sahipken bunu da yapmadığı, yine sanığın ilk derste kendisine cinsel saldırıda bulunması halinde rahatlıkla ikinci derse girmeyip evine gitme imkanına sahipken gitmeyip sanığı beklemesi ve tekrardan ikinci derse girmesi tüm bu hususlar dikkate alındığında sanığın cinsel amaçlı olarak dokunduğu kabul edilse dahi bunun şikâyetçinin rızası dışında olmayacağı, sanığın cebir, şiddet tehdit veya hile yolu ile mağdura yaklaşmadığı, şikâyetçinin rızası ile bu hareketlerin olabileceği, sonuç itibari ile sanığın üzerine atılı müsnet suçu işlediği hususunun sabit olmadığı, şüpheden sanık yararların evrensel hukuk ilkesi de dikkate alındığında sanığın üzerine atılı müsnet suçtan beraatine karar verildiği belirtilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü A. Mağdure Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Bölge Adliye Mahkemesince mağdure vekilinin istinaf isteminin reddine dair İlk Derece Mahkemesince verilen Ek Kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilmiş olup mağdure vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. B. Katılan ... Vekili ve Katılan Bakanlık Vekilinin İstinaf Başvuruları Yönünden Şikâyetçi ...'in 16.03.2017 tarihli celsede sanıktan şikâyetçi olduğu ve davaya katılmak istediğini beyan ettiği ve hüküm tarihi itibarıyla velayet hakkının devam ettiği gerekçesiyle şikâyetçinin ve vekilinin katılan ... katılan vekili olarak davaya kabullerine karar verip, istinaf isteminin reddine dair ilk derece mahkemesinin Ek Kararının kaldırılmasına karar verdikten sonra yaptığı inceleme ile ilk derece mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik olmadığı kabul edilerek katılan ... vekili ve katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan yapılan yargılama sonucunda beraatine dair ilk derece mahkemesince verilen hükme yönelik mağdure vekilinin istinaf talebinin aynı mahkemece 10.05.2017 tarih ve 2017/35 Esas, 2017/131 Karar sayılı ek kararı ile reddine ilişkin karara karşı istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın 5271 sayılı Kanun'un 276 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kesin nitelikte olup temyizi mümkün olmadığı anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin aynı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR A. Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle mağdure vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca farklı gerekçeyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesinin, 07.05.2018 tarihli ve 2017/2031 Esas, 2018/636 Karar sayılı kararında katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.09.2023 tarihinde karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
**- İSTİNAF İSTEMİNİN HÜKMÜ VEREN MAHKEMECE REDDİ**- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 276 ]
11. Ceza Dairesi 2006/4315 E., 2007/1558 K. 11. Ceza Dairesi 2006/4315 E., 2007/1558 K. - İSTİNAF İSTEMİNİN HÜKMÜ VEREN MAHKEMECE REDDİ- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 276 ] - 5320 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ... [ Madde 8 ] - 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 315 ] "İçtihat Metni" Sahtecilik suçundan sanık Murat'ın yapılan yargılaması sonunda: Mahkûmiyetine dair MERSİN 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 20.10.2005 gün ve 2003/344 Esas, 2005/1196 Karar sayılı hükmün sanık tarafından süresinden sonra temyiz edilmesi üzerine temyiz talebinin reddine dair aynı mahkemece verilen 29.12.2005 gün ve aynı sayılı kararın Yargıtayca süresi içinde incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığının bozma isteyen 10.6.2006 tarihli tebliğnamesi ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği görüşüldü: 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun temyize ilişkin bölümleri yürürlüğe girmeyip 1412 Sayılı CMUK. nun 305-326. maddelerinin uygulanması gerektiğinden, 29.12.2005 tarihli ek kararda yer alan "CMK. nun 276/1. maddesinin" "1412 Sayılı CMUK. nun 315. maddesi" olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Sanık müdafiinin yokluğunda verilip 17.11.2005 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükmü yasal süresi geçtikten sonra, sanığın 26.12.2005 tarihinde temyiz ettiği anlaşıldığından 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 315. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine ilişkin aynı mahkemenin müteferrik kararı usul ve yasaya uygun görüldüğünden sanığın bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle iş bu red kararının ONANMASINA, 12.3.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2023/6057 E., 2023/10346 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun'un 276 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen 10.04.2023 tarihli esastan ret kararının kesin nitelikte olduğu, bu hususun inceleme konusu ek kararda da gerekçelendirildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili
11. Ceza Dairesi         2023/6057 E.  ,  2023/10346 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi ASIL VE EK KARAR SAYISI: 2022/2029 E., 2023/298 K. SUÇLAR : Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek, görevi kötüye kullanma HÜKÜMLER: Esastan ret EK KARAR : Temyiz talebinin reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz talebinin reddiyle ek kararın onanması Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen 16.05.2023 tarihli ve 2022/2029 Esas, 2023/298 Karar sayılı ek kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir ve karara yönelik temyiz isteminin süresinde olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin ek kararı temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.11.2022 tarihli ve 2022/244 Esas, 2022/340 Karar sayılı kararı ile sanığın resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek ile görevi kötüye kullanma suçlarından, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2.Anılan ilk Derece Mahkemesince 15.11.2022 tarihli ek karar ile şikâyetçi vekilinin istinaf talebinin sıfat yokluğundan reddine karar verilmiştir. 3.... Bölge Adliye Mahkemesince 10.04.2023 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ek karara yönelik şikâyetçi vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 4. Anılan Mahkeme tarafından 16.05.2023 tarihli ek karar ile şikâyetçi vekilinin temyiz başvurusu hakkında 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği “temyiz isteminin kabule değer sayılmamasından dolayı reddine” karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Şikâyetçi vekilinin istinaf dairesinin verdiği ek karara yönelik temyizi; şikâyetçinin katılma hak ve yetkisi bulunmasına rağmen hukuka aykırı olarak sıfat yokluğundan temyiz yolunun kapatıldığına ilişkindir. III. GEREKÇE ... Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun'un 276 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca verilen 10.04.2023 tarihli esastan ret kararının kesin nitelikte olduğu, bu hususun inceleme konusu ek kararda da gerekçelendirildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrasının ilgili bölümünde yer alan; “... temyiz edilemeyecek bir hüküm temyiz edilmiş ise …, hükmü temyiz olunan bölge adliye veya ilk derece mahkemesi bir karar ile temyiz istemini reddeder.” şeklindeki hüküm dikkate alındığında şikâyetçi vekilinin temyiz istemi yerinde görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden şikâyetçi vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Elazığ 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.12.2023 tarihinde karar verildi.
6. Ceza Dairesi, 2022/3143 E., 2023/14476 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
Ceza Dairesine gönderilmesi üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 276/1 maddesine göre değerlendirme yapılmak üzere ...
6. Ceza Dairesi         2022/3143 E.  ,  2023/14476 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/3894 E., 2019/1958 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Sanık ... hakkında ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/147 Esas, 2018/414 Karar sayılı ilâmı ile mahkûmiyetine karar verildiği, mahkeme ilâmının sanık müdafinin yüzüne karşı verildiği, ayrıca kararın sanığın mernis adresi olan ... Mah. ... Nolu Sk. No:3 ... adresine tebliğatın yapıldığı, sanık veya sanık müdafinin 7 günlük istinaf süresinde dosyanın istinafa gönderilmesi için dilekçe vermesi gerekirken bu süre geçtikten sonra diğer sanık olan ... yönünden ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 2018/3894 Esas, 2019/1958 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından 07.01.2020 tarihli dilekçe ile temyiz edildiği, dilekçenin ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmesi üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 276/1 maddesine göre değerlendirme yapılmak üzere ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin iade edildiği, mahkemesince 13.01.2020 tarihinde temyiz talebinin reddine karar verildiği anlaşılmakla temyizin kapsamının sanık ...'e olduğu kabul edilerek yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.10.2018 tarihli ve 2018/3894 Esas, 2019/1958 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-d maddesi uyarınca 11 yıl hapis cezası ile 149/1-a-c-d maddesi uyarınca 12 yıl hapis cezası ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir. 2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 17.12.2019 tarihli ve 2018/3894 Esas, 2019/1958 Karar sayılı karar ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri 1.Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, 2.Eksik inceleme ile karar verildiğine, 3.Beraat etmesi gerektiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Kardeş olan sanıklar ... ve ...'in anne babaları olan mağdurlar ... ve ... ile aynı ikamette 1. katta kaldıkları ve abileri olan tanık M.E.'nin aynı apartmanın 3. katında kaldığı, sanıkların uyuşturucu madde bağımlısı oldukları, uyuşturucu madde satın almak için sürekli para istedikleri, mağdurların kendilerine para vermedikleri zaman evde huzursuzluk çıkardıkları, tehdit ettikleri, 12.11.2016 tarihinde sanıkların aynı ikamette yaşadıkları annesinden para istedikleri, mağdur ... kabul etmediğinde "para vermezsen seni öldürürüz" şeklinde tehdit ettikleri, mağdurun sanıklardan korkarak 15,00 TL para vermek zorunda kaldığı, yine sanıkların 01.12.2016 tarihinde aynı ikamette yaşadıkları babasından para istedikleri vermeyince sanık ...'ın elindeki bıçağı çekerek "bana 4-5 milyar para vereceksin, para vermezsen seni öldürürüm, hepinizi yakarım" şeklinde tehdit ettiği, diğer sanık ...'in de aynı şekilde sanık ...'a destek vererek mağduru tehdit ettiği, mağdurun korkarak cebindeki 26,00 TL'yi sanık ...'a verdiği olayda, oluş açıklandığı şekli ile kabul edilmiştir. 2.Sanık ... Savunmasında: " Müştekiler annem ve babam olur. Uyuşturucu kullanıyorum. Kullandığım uyuşturucunun etkisi ile anneme ve babama karşı ne gibi bir eylemde bulunduğumu hatırlamıyorum. Suçlamayı kabul etmiyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur. 3.Mağdur Yunus Eren Beyanında; "Sanıklar oğullarım olurlar. Her ikisi de uyuşturucu kullanırlar. Ben düzenli olarak kendilerine hergün 20-25 TL gibi para veriyorum. Ancak paraları yetmediği zaman ve para istediklerinde vermediğimiz zaman "para vermezsen seni öldürürüm " şeklinde laflar söylüyor. Olayın olduğu tarihte de benzer şekilde söyleyip söylemediğini hatırlamıyorum. Çocuklar para istedikleri zaman gidip başka yerden çalmasınlar diye mecburen para veriyoruz. Anlattığım eylemleri her iki oğlumda yapıyordu ancak olay tarihinde hangisi ne şekilde yaptı hatırlamıyorum. Olaydan dolayı şikayetçi değilim. Katılma talebim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur. 4.Mağdur ... Beyanında: "Sanıklar oğullarım olurlar. Eşimin anlattığı şekilde oğullarım bizden para isteyince vermezsek kızıyorlar. Olay tarihinde uyuşturucu kullanmıştı. Kendisinde değildi. "Para vermezsen seni öldürürüz" diyerek para istedi. Bu sözü ... söylemişti. ...'ın herhangi bir şey söylediğini hatırlamıyorum. Bende 15 TL para vermiştim. Daha doğrusu o gün parayı babası vermişti. Aldıkları paraları geri vermediler. Şikayetçi değilim. Katılma talebim yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur. 5.Tanık M.E. Beyanında: "Sanıklar benim kardeşim olurlar Müşteki ... Annem ... da babamdır . Biz aynı apartmanda yaşıyoruz ben kendi ailemle 3. Kattayım Annem Babam da sanıklarla birlikte 1. Katta yaşıyorlardı. Her iki kardeşimde uyuşturucu madde kullanıyorlardı. Bu nedenle evde sürekli huzursuzluk çıkarıp para istiyorlardı. Para verilmeyince küfür ediyorlar olay çıkarıyorlardı. İddianamede ki benzer olaylar çok olduğu için tam olarak hangisi olduğunu hatırlamıyorum ancak bu tarz olaylar olduğu zaman ben bazen 1. Kata inerim bazen de Anne ve Babam benim evime geliyorlardı. Şuan sanıklardan ... cezaevindedir ancak ... dışarda uyuşturucu madde bağımlısı olduğu için aynen devam ediyor." şeklinde beyanda bulunmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Olay günü sanık ...'ın mağdurlardan farklı tarihlerde 15,00 TL ve 26,00 TL yağmalamaları olayında; sanığın mağdurlara yönelik eylemi hakkında nitelikli yağma kapsamında mahkûmiyet hükümleri verilmiştir. Herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin değer azlığı indirimi de uygulanmamıştır. 5237 sayılı Kanun'un “Daha az cezayı gerektiren hâl” başlıklı 150/2. maddesinde; “Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.” denilmektedir. Maddenin gerekçesinde ise; “Maddenin ikinci fıkrasında, yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir.” açıklamasına yer verilmiştir. 5237 sayılı Kanun'un 145 inci maddesiyle daha az ceza verilmesini gerektiren bir nitelikli hâl olarak “Değer azlığı”, hırsızlık suçu bakımından da suçun işleniş şekli ve özellikleri de göz önünde bulundurularak, ceza vermekten de vazgeçilebilir.” ibaresi ilâvesiyle- hüküm altına alınmış bir husustur. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun (Y.C.G.K) 15.12.2009 günlü, 6/242-291 esas ve karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 145 inci (veya 150/2) maddelerinde veya gerekçelerinde “Daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” koşulu yoktur. Elbette değerin az olmasına ilaveten, daha çoğunu alma olanağı varken daha azı alınmış ise; bu maddeler sanık lehine uygulanmalıdır. Ancak; her iki maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 5237 sayılı Kanun'un 145 inci veya 150/2. maddeleri uyarınca faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması kural olarak yeterli olup, suç ve cezada kanunilik ilkesi ile aleyhe kıyas ve yorum yasağı gereği, kanunda bulunmayan başka bir koşul ihdas edilemez. Hâkim indirim oranını aynı sayılı Yasa'nın 3 üncü maddesinde öngörüldüğü üzere “İşlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır. 5237 sayılı Kanun'un 145 inci ve 150/2. maddelerinin uygulanmasında hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmış olup, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Kanun'un 34, 223, 230 ve 289 uncu maddeleri uyarınca sözü edilen yetki kullanılırken, keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle açıklanmalı ve uygulama yapılmalıdır. Öte yandan hâkim, 5237 sayılı Yasa'nın 145 inci veya 150/2. maddeleriyle kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken, evrensel ceza hukuku prensiplerinden olan ve ceza kanunlarımızın hazırlanmasında esas alınan, kanunilik, belirlilik, orantılılık ve ölçülülük ilkeleri, kıyas ve aleyhe yorum yasağı ile mükerrer değerlendirme yasağına uygun bir değerlendirme yapmak zorundadır. Bu açıklamalardan değer az ise, verilecek cezadan mutlaka indirim yapılmalıdır gibi bir anlam da çıkartılmamalıdır. Diğer bir anlatımla indirim yapıp yapmama hususu her somut olayda özenle değerlendirilmelidir. Nitekim Y.C.G.K.'nın Dairemizce benimsenen içtihatları uyarınca; rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması halinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai vb.’de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmamalıdır. Bunun gibi kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, cinsel istismar gibi ağır suçların yağma ile birlikte işlenmesi hallerinde değer azlığı indiriminin yapılmaması hukuka, vicdana ve adalete de uygun olacaktır. Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde, sanığın mağdurlardan farklı tarihlerde 15,00 TL ve 26,00 TL yağmalamaları karşısında, suç tarihleri itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığa verilen cezada değer azlığı indiriminin yapılması gerekir. Açıklanan nedenlerle; 5237 sayılı Yasa'nın 150/2. maddesiyle sanığa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle indirim yapılması hususunun gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 17.12.2019 tarihli ve 2018/3894 Esas, 2019/1958 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Bozma kararının, temyiz talebi reddedilen sanık ...'e sirayetine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 22.11.2023 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

İstinaf dilekçesinin reddi halleri ve usulü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Kanuni sürenin geçmesinden sonra yapılan başvurular reddedilir.
B) Hakkı olmayan kişinin başvurusu reddedilir.
C) Ret kararını Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) verir.
D) Ret kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde BAM'dan karar verilmesi istenebilir.
E) Ret kararı veren merci hükmü veren mahkemedir.