5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 71

Ceza Muhakemesi Kanunu 71. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 71 – (1) Usulünce çağrıldığı hâlde gelmeyen veya gelip de yeminden, oy ve görüş bildirmekten çekinen bilirkişiler hakkında 60 ıncı maddenin birinci fıkrası hükmü uygulanır ve durum bilirkişilik bölge kuruluna bildirilir.[7] Bilirkişi gider ve ücreti

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2023/6477 E., 2024/9742 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Hakimliği
Dolayısıyla CMK nun 5271 sayılı CMK’nın 237 gereğince davaya katılma ve 260. maddesi uyarınca kanun yollarına yoluna başvurma hakkının bulunduğunun kabulü gerekir, aksi halde şikayetçinin mülkiyet hakkının kısıtlanması, hak arama özgürlüğünün engellenmesi söz konusu olacaktır.
11. Ceza Dairesi         2023/6477 E.  ,  2024/9742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/933 Değişik İş KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Bafra Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2022 tarihli ve 2021/1201 Soruşturma, 2022/1329 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Bafra Sulh Ceza Hakimliğinin, 28.04.2022 tarihli ve 2022/933 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK'nin 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 28.04.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nin 309/1. maddesi uyarınca, 09.10.2023 tarihli ve 2023/15791 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.11.2023 tarihli ve KYB-2023/107659 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.11.2023 tarihli ve KYB-2023/107659 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre; şüphelinin, müşteki ... adına sahte imza atmak suretiyle adı geçen müştekiye ait işyerine ilişkin kira sözleşmesi düzenleyip, söz konusu sözleşmeye istinaden anılan işyerini kullandığı ve bu sözleşmeyi Bafra Belediye Başkanlığına sunduğunun iddia edildiği somut olayda, atılı suçun şüpheli tarafından işlediğine dair somut delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Erzurum Polis Kriminal Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 09/02/2022 tarihli uzmanlık raporuna göre şikayete konu 01/01/2019 başlangıç tarihli kira sözleşmesinde müşteki ... adına atılı bulunan imzaların adı geçen müşteki elinden çıkmayıp adı geçenin hakiki imzalarına benzetilerek adına sahte olarak atıldıklarının tespit edilmiş olması, şüphelinin savunmasında söz konusu işyerinin 20 yıldır kiracısı olduğunu, işyeri ruhsatının evvelce eşi ... adına kayıtlı olup sonradan kendi adına düzenlendiğini, kira sözleşmesine ilişkin evrakların müştekinin ölen babası olan ... tarafından düzenlenmesi sonrası kendisinin imzalayıp belediyeye verdiğini beyan etmesi karşısında, ... isimli kişinin olaya ilişkin tanık sıfatıyla ifadesi alınarak, ... ve ... ile 30/11/2020 tarihinde vefat ettiği anlaşılan ...'ın samimi imza ve yazı örneklerinin ilgili kurumlardan temin edilip, belge asıllarıyla birlikte gönderilmek suretiyle anılan kira sözleşmesi üzerinde yer alan imza ve yazıların kime ait olduklarının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması, şüphelinin veya eşinin söz konusu işyerinde hangi tarihten beri kiracı olarak bulunduğunun ve anılan kira sözleşmesine ilişkin evrakların Bafra Belediye Başkanlığına kim tarafından ve hangi tarihte verildiğinin de araştırılarak, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı CMK'nin, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. ...“ Şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5271 sayılı CMK'nin, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 3. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde, 5271 sayılı CMK'nin 173/1. maddesine göre, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yalnızca suçtan zarar görene itiraz hakkı tanındığı ve sahtecilik suçlarında mağdurun suçun maddi unsurunun hedef aldığı kişi olduğu belirlenmekle; suç tarihinde şikâyetçi adına sahte imza atılmak suretiyle düzenlenen kira sözleşmesinin, Bafra Belediye Başkanlığı Ruhsat ve Denetim Müdürlüğüne ibraz edilmek suretiyle kullanıldığının iddia olunması karşısında, suça konu kira sözleşmesinin şikâyetçiye karşı kullanılmadığı ve şikâyetçinin atılı suçtan doğrudan zarar görmediği anlaşıldığından, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itiraz hakkı bulunmayıp, itirazın sıfat yokluğu nedeniyle usûlden reddi yerine işin esasına girilerek reddine karar verilmiş ise de, ret kararı sonucu itibarıyla doğru bulunduğundan, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN sayın ... ve sayın ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla REDDİNE, Suça konu belgenin sunulduğu iddia olunan ve bu suretle suçtan zarar görme ihtimali bulunan Bafra Belediye Başkanlığına kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın tebliğ edilmesinin gerektiği anlaşılmakla, belirtilen husus yönünden müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY: Yasal Düzenleme: “Anayasa'nın mülkiyet hakkını güvenceye alan 35. maddesine göre, herkes mülkiyet hakkına sahiptir. Bu hak, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir ve kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. faydalanma ve tasarruf etme yetkilerinin kısıtlanması veya tümüyle engellenmesi veya yok edilmesi mülkiyet hakkının ihlalidir. Mülkiyet hakkı; taşınır ya da taşınmaz bir eşya üzerinde hakkı bulunan hak sahibine mülkü kullanma, yararlanma ve mülk üzerinde işlem gerçekleştirme yetkisi veren, hukuk düzeninin sınırları içinde kullanılabilecek ayni hak anlamına gelmektedir. Anayasamızın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Hak arama özgürlüğünün unsurlarını; "davacı olma", "davalı olma", "iddia ve savunmada bulunma" "meşru vasıta ve yollardan faydalanma" ve "yargı merciler önüne çıkma", ‘yasal yollara başvurma’ şekilinde saymak mümkündür. CMK Madde 237 (1) Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler. 5271 sayılı CMK’nın 237. maddesinde, mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek davaya katılabilecekleri hüküm altına alınmıştır. Katılma, ceza muhakemesinde mağduru, suçtan zarar göreni ya da malen sorumlu olanları koruma araçlarından birisidir. Suçun işlenmesiyle mağdur olan ya da suçtan zarar görenlerin katılma hakkını kullanmaya veya kullanmaya devam etmeye zorlanamayacağı açıktır. Bu itibarla mağdur veya suçtan zarar gören kişi kamu davasına katılmak istemeyebilecektir. 5271 sayılı CMK’nın 237. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.” şeklindeki hüküm ile kamu davasına katılma hak ve yetkisi bulunanlar üç grup hâlinde belirtilmiştir. Bu düzenleme, 1412 sayılı CMUK’nın 365. maddesindeki; “Suçtan zarar gören herkes, soruşturmanın her aşamasında kamu davasına müdahale yolu ile katılabilir.” hükmü ile benzerlik göstermekte ise de yeni hükme, önceki kanunda yer almayan malen sorumlu ve dar anlamda suçtan zarar göreni ifade eden mağdur da eklenmek suretiyle, madde; öğreti ve uygulamadaki görüşlere uygun olarak, katılma hak ve yetkisi bulunduğu kabul edilenleri kapsayacak şekilde düzenlenmiştir. Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların kanunun kendilerine tanıdığı hak ve yetkileri kullanabileceklerdir. Gerek CMK’da, gerekse CMUK’da kamu davasına katılma konusunda suç bakımından bir sınırlama getirilmemiş, ilke olarak şartların varlığı hâlinde tüm suçlar yönünden kamu davasına katılma kabul edilmiştir. Öğreti ve uygulamada kamu davasına katılma yetkisi bulunan kişinin “Suçtan zarar görmesi” şartı aranmış, ancak Kanun’da “Suçtan zarar gören” ve “Mağdur” kavramlarının tanımı yapılmadığı gibi, zararın maddi ya da manevi olduğu hususu bir ayrıma tabi tutulmamış ve sınırlandırılmamıştır. Bu nedenle konuya açıklık kazandırılırken öğretideki görüşlerden de yararlanılarak, maddede katılma yetkisi kabul edilen “Mağdur”, “Suçtan zarar gören” ve “Malen sorumlu” kavramlarının, kamu davasına katılma hususundaki uygulamaya ışık tutacak biçimde tanımlanması gerekmektedir. Olağan kanun yollarına başvurma hakkı olanlar itiraz yoluna da başvurabilirler. CMK nun 260. maddesinde bu kişiler Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanlar olarak belirlenmiştir 5271 sayılı CMK’nın “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesi ise; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir. HUKUKİ SÜREÇ : Dosya kapsamına göre; şüphelinin, müşteki ... adına sahte imza atmak suretiyle adı geçen müştekiye ait iş yerine ilişkin kira sözleşmesi düzenleyip, söz konusu sözleşmeye istinaden anılan iş yerini kullandığı ve bu sözleşmeyi Bafra Belediye Başkanlığına sunduğunun iddia üzerine yürütülen soruşturma sonunda; atılı suçun şüpheli tarafından işlediğine dair somut delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bu kez ; belgede sahtecilik suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Bafra Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 06/04/2022 tarihli ve 2021/1201 soruşturma, 2022/1329 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Bafra Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/04/2022 tarihli ve 2022/933 değişik iş sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Kanun Yararına Bozma isteminde 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulmuştur. Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık şikayetçinin, şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeler dikkate alındığında; şikayetçiye ait iş yerine ilişkin kira sözleşmesini, şikayetçinin imzasını sahteleştirmek suretiyle bir başkasına devredilmesine ilişkin olayda, şikayetçinin yerine sahte imza atılmak suretiyle sözleşme tarafının şikayetçinin iradesi dışında değiştirilmiş olacaktır. Şikayetçinin malik olma sıfatından kaynaklanan haklarını kullanması engellenecektir. Bu sahte sözleşmenin muhatabı öncelikle mülkiyet sahibi şikayetçidir. Belgenin su aboneliği bağlatmak amacıyla belediyeye verilmesi şikayetçinin mağdur ya da suçtan zarar gören sıfatını ortadan kaldırmaz. Ancak şartları var ise, şikayetçi ile birlikte belediye de suçtan zarar gören sıfatını alacaktır. Somut olayda, içerik sahteciği yoktur, imza sahteciliği vardır. Bu şekildeki meydana getirilen sahte sözleşme ile davaya konu iş yeri sahibi olan şikayetçi, iş yeri üzerindeki faydalama ve tasarrufta bulunma hakkının bir sonucu olarak katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüştür. Dolayısıyla CMK nun 5271 sayılı CMK’nın 237 gereğince davaya katılma ve 260. maddesi uyarınca kanun yollarına yoluna başvurma hakkının bulunduğunun kabulü gerekir, aksi halde şikayetçinin mülkiyet hakkının kısıtlanması, hak arama özgürlüğünün engellenmesi söz konusu olacaktır. Bu bakımdan; şüpheli hakkında verilen kovuşturmaya ye olmadığına dair karara itiraz hakkı bulunmadığından bahisle istemin reddine karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyoruz.

Diğer kararlar (4)

11. Ceza Dairesi, 2021/41528 E., 2022/967 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 71. maddesi ile değişik 173/3.
11. Ceza Dairesi         2021/41528 E.  ,  2022/967 K. "İçtihat Metni" Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 12.08.2021 tarih ve 2021/9435 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 29.09.2021 tarih ve KYB-2021/102818 sayılı ihbarname ile; Resmi belgede sahtecilik suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27.01.2020 tarihli ve 2019/103444 soruşturma, 2020/5503 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü ile soruşturmanın genişletilmesine, eksiklikler tamamlandıktan sonra yeniden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde bu kararın yeniden itiraza tabi olacağı hususunun hatırlatılmasına ilişkin Bakırköy 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.03.2020 tarihli ve 2020/1466 değişik iş sayılı kararını müteakip, olay hakkında yapılan soruşturma neticesinde, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 26.02.2021 tarihli ve 2020/34740 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü ile soruşturmanın genişletilmesine, eksiklikler tamamlandıktan sonra yeniden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde bu kararın yeniden itiraza tabi olacağı hususunun hatırlatılmasına ilişkin mercii Bakırköy 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.03.2021 tarihli ve 2021/1899 değişik iş sayılı kararının "Dosya aslının, iftira suçundan şüpheli Sünbül Yazıcı hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianamenin Bakırköy 44. Asliye Ceza Mahkemesince kabulü sonrası 2021/126 esas sayılı dosyası üzerinden derdest bulunması nedeniyle onaylı dosya sureti üzerinden yapılan incelemede, 1-Bakırköy 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.03.2020 tarihli ve 2020/1466 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 71. maddesi ile değişik 173/3. maddesinde yer alan, “Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder...'' ile aynı Kanun’un 173/4. maddesindeki “Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Sulh Ceza Hâkimliğince soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi ve Cumhuriyet savcılığınca söz konusu bu hususlarla ilgili eksiklikler giderildikten sonra şüpheli hakkında itirazla ilgili bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın kabulü ile soruşturmanın genişletilmesine, eksiklikler tamamlandıktan sonra yeniden kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde bu kararın yeniden itiraza tabi olacağı hususunun hatırlatılmasına karar verilmesinde, 2-Bakırköy 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.03.2021 tarihli ve 2021/1899 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, Bakırköy 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.03.2020 tarihli kararının soruşturmanın genişletilmesine ilişkin olduğu, Cumhuriyet savcılığından talep edilen hususlarla ilgili eksiklikler giderildikten sonra daha önceden soruşturmanın genişletilmesine karar veren merciince itirazla ilgili bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yeniden verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve gereği için ilk mercii Bakırköy 7. Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmesine dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla, Dosya incelendi, gereği görüşüldü: İncelenen dosya içeriğine göre; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, Bakırköy 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 20.03.2020 tarih ve 2020/1466 Değişik İş sayılı kararı ile Bakırköy 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 30.03.2021 tarih ve 2021/1899 Değişik İş sayılı kararı kararının, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi uyarınca ayrı ayrı BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 24.01.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
14. Ceza Dairesi, 2016/2389 E., 2019/11165 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
maddesine göre algılama ve yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu, 5271 sayılı CMK'nın 62 ila 73. maddeleri arasında düzenlenen bilirkişi incelemesine ilişkin hükümlere göre de, hakimin gerekirse bu konuda tam kanaat sahibi olabilmesi için sosyal inceleme raporu ile birlikte adli tıp uzmanı, çocuk psikiyatristi ya da zorunlu hallerde uzman hekim
14. Ceza Dairesi         2016/2389 E.  ,  2019/11165 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK : ... SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCE : Bozma İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü: Suç tarihinde on iki - on beş yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuğun, cezalandırılabilmesi için işlediği beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu suçla ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmiş olması gerektiği, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35. maddesine göre algılama ve yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığını takdir yetkisinin mahkemeye ait olduğu, 5271 sayılı CMK'nın 62 ila 73. maddeleri arasında düzenlenen bilirkişi incelemesine ilişkin hükümlere göre de, hakimin gerekirse bu konuda tam kanaat sahibi olabilmesi için sosyal inceleme raporu ile birlikte adli tıp uzmanı, çocuk psikiyatristi ya da zorunlu hallerde uzman hekimden görüş de alabileceğinin hüküm altına alındığı, mevcut düzenlemeler karşısında alınan raporların bizzat duruşmada yapılan gözlemle birlikte irdelenerek 5237 sayılı TCK'nın 31/2. maddesine göre suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediğinin belirlenmesinden sonra hüküm kurulması gerekirken, bu konuda gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme yapılmadan suça sürüklenen çocuk hakkında ... Devlet Hastanesinde görevli ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından düzenlenen suçun adının da yer almadığı 19.07.2012 günlü içerik olarak yetersiz raporla yetinilerek yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması, Kabule göre de; Suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nın 103/1, 103/6. maddeleri gereğince hükmedilen 15 yıl hapis cezasında aynı Kanunun 31/2. maddesi ile 1/2 oranında indirim yapılırken anılan maddenin son cümlesine göre verilecek hapis cezasının 7 yıldan fazla olamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde 7 yıl 6 ay hapis cezası belirlenip, bu ceza üzerinden TCK'nın 62/1. maddesi ile 1/6 oranında indirim yapılması suretiyle sonuç cezanın 5 yıl 10 ay yerine 6 yıl 3 ay olarak fazla tayini, Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.09.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2021/13401 E., 2024/1579 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
3 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 85271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğ
11. Ceza Dairesi         2021/13401 E.  ,  2024/1579 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/251 E., 2015/193 K. SUÇLAR : Memurun resmi belgede sahteciliği, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜMLER : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 85271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2013/251 Esas, 2015/193 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik, ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz talebi, sanığın nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. ...'ün...Aile Sağlığı Merkezi'nde doktor olarak görev yapan sanığın ...Eczanesi çalışanlarıyla arasının iyi olmasından kaynaklı, muayene etmediği hastalara gerçek dışı reçeteler düzenleyerek bu reçetelerin katılan kuruma fatura edilmesini sağlayıp bundan menfaat temin ettiği iddiasıyla dava açılmıştır. 2. Sanık doktor hakkında yargılama konusu suçlara ilişkin soruşturma izni verilmesine dair resmi evraklar dosya arasındadır. 3. Sanık gerçek dışı reçete yazmadığını ve menfaat temin etmediğini beyan etmiştir. 4. Dosya kapsamında eczane sahibi ve çalışanları ile bir kısım reçete sahipleri tanık olarak dinlenmiştir. 5. Sanığın 01.01.2011-01.01.2012 arasında düzenlediği 1173 adet 160.105,59 TL meblağlı reçetenin ...Eczanesinden karşılandığı, menfaat karşılığında gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlenmiş olması ihtimaline karşı inceleme ve disiplin soruşturması yapılması gerektiğine ilişkin 30.10.2012 tarihli İl Sağlık Müdürlüğü tevdi raporu dosya arasındadır. 6. 24.12.2012 tarihli disiplin ön inceleme raporuna göre, doktor ...’ün diğer doktorların hastalarını ikna yoluyla kendisine kaydettirildiği, hastaların bu doktora muayene olmadıklarını, reçete ve ilaçlardan haberlerinin olmadığını beyan ettikleri, doktorun çalıştığı sağlık ocağından farklı mahallede olan ...Eczanesi’nden bu sanığın çok sayıda reçetesinin geçtiği gerekçesi ile etik dışı davranışta bulunduğu, durumun SGK ya bildirilmesi gerektiği kanaatinde bulunulduğu anlaşılmıştır. 7. 21.06.2011 ve 05.11.2012 tarihli SGK raporlarına göre sondaj yolu ile bakılan reçete sahiplerinden ..., ..., ..., ..., ... isimli şahısların...Aile Sağlığı Merkezi'ne hiç gitmediklerini ve doktor ...'ü tanımadıklarını, reçetelerin gerçeği yansıtmadığını beyan ettikleri rapor edilmiştir. 8. Katılan kurumun 03/02/2014 tarihli cevap yazısında, "Düzenlenen 478 sayılı rapora istinaden ...Eczanesinin bir yıl süre ile sözleşmesinin fesih edilmesine karar verilmiş olup, fesih bildirimi yapılmıştır. Ancak adı geçen eczane fesih işlemine karşı Adana 9.Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açmış olup 2013/589 esas sayılı ihtiyadi tedbir kararı gereği fesih işlemi durdurulmuştur. Bu rapor gereği kurum zararı bulunmamaktadır. Düzenlenen ... sayılı rapor gereği, 148,42 TL kurum zararı tespit edilmiştir. Kurum zararına 02/08/2012 tarihi itibari ile hesaplanan 4,09 TL yasal faiz ve 2012 yılı eczane protokolünün 5.3.5. Maddesi gereğince kurum zararının 10 katı para cezası olmak üzere toplam 1636,71 TL borç tahakkuk ettirilmiştir. Kurum zararı, cezai şart ve faizin 11/09/2012 tarihinde ...Eczanesinden tahsil edildiği, kurumumuz mosip sisteminden tespit edildiği" bildirilmiştir. 9. Mahkeme sanığın atılı suçları işlediği yönünde delil bulunmadığı gerekçesi ile her iki suç yönünden beraatine karar vermiştir. IV. GEREKÇE Sanığın sahte reçete düzenleyerek menfaat temin ettiği iddia olunan olayda, sanığın aşamalarda, hasta giriş kayıtları yapılmasının ardından muayene ve gerekli ise reçete işlemleri yapıldığını beyan etmesine rağmen bu hususlar araştırılmadan sadece reçete sahiplerinin beyanlarının esas alınması, sahte olduğu düşünülen reçete sahiplerinin sağlık ocağına reçete tarihleri itibarıyla giriş kayıtları olup olmadığının araştırılmaması, davaya konu sahte olduğu iddia edilen reçetelerin hangileri olduğu, bu reçetelerin kuruma fatura edilip edilmediği, edildi ise hangi eczane tarafından reçete edildiği ve sahte reçeteler nedeniyle kuruma fatura edilen miktarın yani zararın ne kadar olduğunun araştırılmaması karşısında gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, suç tarihleri arasında sanığın görevli olduğu sağlık ocağında düzenlediği 1173 adet reçetenin tarihleri itibarıyla sağlık ocağına giriş kayıtları ve sahte olduğu iddia olunan reçetelerin sahiplerinin mevcut hastalıkları, ilgili raporları temin edilerek sahte reçete olup olmadığının, sahte reçetelerin olduğunun tespit edilmesi halinde kuruma fatura edilmesi suretiyle menfaat temin edilip edilmediğinin tespiti yönünde alanında uzman bilirkişilerce rapor düzenlenmesinin akabinde sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hükümlerinin kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.04. 2015 tarihli ve 2013/251 Esas, 2015/193 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.02.2024 tarihinde karar verildi.
19. Ceza Dairesi, 2015/17688 E., 2016/18983 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Sulh Ceza Hakimliğince itirazın kabulü ile soruşturmanın genişletilmesi için evrakın ...Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 71. maddesi ile değişik 173/3.
19. Ceza Dairesi         2015/17688 E.  ,  2016/18983 K. "İçtihat Metni" Karşılıksız çek keşide etme suçundan şüpheli... - ... Tic. Ltd. Şti. hakkında yürütülen soruşturma evresi sonucunda, ...Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 09/07/2014 tarihli ve 2014/1327 soruşturma, 2014/761 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulüne ve soruşturmanın genişletilmesi talebiyle soruşturma evrakının ...Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine ilişkin ...2. Sulh Ceza Hakimliğinin 16/10/2014 tarihli ve 2014/905 değişik iş sayılı kararı aleyhine Adalet Bakanlığının 09/09/2015 gün ve 59827 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/10/2015 gün ve KYB. 2015-316711 sayılı ihbarnamesi ile daireye verilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; ...2. Sulh Ceza Hakimliğince itirazın kabulü ile soruşturmanın genişletilmesi için evrakın ...Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiş ise de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 71. maddesi ile değişik 173/3. maddesinde yer alan, “Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder...” şeklindeki düzenleme karşısında, soruşturmanın genişletilmesi kararı verilmesi sebebiyle Cumhuriyet savcılığından talep edilen hususlarla ilgili eksiklikler giderildikten sonra itirazla ilgili bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, bu yapılmadan itirazın kabulüne ve soruşturmanın genişletilmesine yönelik olarak yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü; Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı itirazı düzenleyen CMK.'nın 173. maddesi " (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. md) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik fıkra: 25/05/2005-5353 S.K./26.mad) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. (5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu Madde hükmü uygulanmaz. (6) İtirazın reddedilmesi halinde; Cumhuriyet savcısının, yeni delil varlığı nedeniyle kamu davasını açabilmesi, önceden verilen dilekçe hakkında karar vermiş olan sulh ceza hâkimliğinin bu hususta karar vermesine bağlıdır." şeklindedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 04/12/2007 tarih 2007/2-247 esas 257 sayılı kararı ile 28/04/2009 tarih 2009/6-35 esas 103 sayılı kararında da belirtildiği üzere; CMK.'nın 173/3. maddesinin " (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./71. md) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir;...." hükmü ilk bakışta, lafsen yorumlandığında, itiraz mercii Sulh Ceza Hakimliğinin kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görmesi halinde dosyayı Cumhuriyet Savcısına iade etme yetkisinin bulunmadığı sonucuna varılabilir. Ancak, itiraz merciince eksik soruşturma yapıldığının tespit edilmesi halinde mercii tarafından ne şekilde karar verileceği hususunun CMK.'nın soruşturma evresine ilişkin diğer maddeleri de göz önüne alınarak çözümlenmesi yerinde olacaktır. 5271 sayılı CMK.'nın 160. maddesinde Cumhuriyet Savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı ve maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olacağı, 161. maddesinde Cumhuriyet Savcısının görev ve yetkileri, 170. maddesinde de kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirileceği düzenlenmiştir. CMK.'nın 171. maddesinde Cumhuriyet Savcısının kamu davasını açmada takdir yetkisi düzenlendikten sonra, hangi hallerde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verileceği CMK.'nın 172. maddesinin "(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.(2) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra yeni delil meydana çıkmadıkça, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (3) (Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./19. md) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır." hükmü ile açıklanmıştır. 03/02/2012 tarih ve 28193 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla değişik 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5/1. maddesinin “(1) (Değişik fıkra: 31/01/2012 - 6273 S.K/3. md.) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılması hâlinde, altı ay içinde hamilin talepte bulunması üzerine, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi hakkında, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da çek hesabı sahibinin yahut talepte bulunanın yerleşim yeri Cumhuriyet savcısı tarafından, her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir. Bu fıkra hükmüne göre çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı, karşılıksızdır işlemine tabi tutulan çekin düzenlenmesi suretiyle dolandırıcılık, belgede sahtecilik veya başka bir suçun işlenmesi hâlinde de verilir.” hükmü ile çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkındaki cezai sorumluluk, idari yaptırım sorumluluğuna dönüştürülerek, çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişi hakkında Cumhuriyet Savcısı tarafından idari yaptırım niteliğinde "çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" kararı verilebileceği öngörülmüştür. Somut olayda, karşılıksız çek keşide etme eylemi nedeniyle şikâyet dilekçesi verilmesi üzerine, Cumhuriyet Savcısının dilekçede belirtilen iddialara karşın,“...karşılıksız çek keşide etme eyleminin suç olmaktan çıkarıldığı ve kabahate dönüştürüldüğü...” gerekçesiyle verdiği kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının, CMK. kapsamında etkin bir soruşturmaya dayandırılmadan, yetersiz araştırmaya dayalı olarak verildiği anlaşılmaktadır. Cumhuriyet Savcısı tarafından maddi gerçeğe ulaşma amacına yönelik olarak gerekli kanıtların toplanmadığı hatta buna teşebbüs bile edilmediği çok açık olarak anlaşılmakta ve soruşturma evresinin tamamlanmadığı net bir biçimde tespit edilmekteyse, soruşturma evresi Cumhuriyet Savcısınca tamamlanmalıdır. Aksinin kabulü halinde, soruşturma safhasının asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı varken itiraz mercii Sulh Ceza Hakimliğinin soruşturmayı yapması sonucuna ulaşılır ki bu CMK.’nın getirdiği sisteme ve yasanın amacına aykırı olacaktır. Açıklanan nedenlerle, ... T.A.Ş. vekilince ... – ... Tic. Ltd. Şti. tarafından keşide edilen ... Bankası AŞ. ... Şubesine ait 17/05/2014 keşide tarihli 44... nolu 26.500,00 TL. bedelli ve 07/06/2014 keşide tarihli 44778...nolu 30.000,00 TL. bedelli çeklerin muhatap bankaya ibrazı sonucunda karşılıksız çıktığından bahisle şikayetçi olunmasını müteakip Cumhuriyet Savcılığınca herhangi bir araştırma yapılmadan verilen karara karşı yapılan itirazın kabul edilip Sulh Ceza Hakimliğinin 16/10/2014 tarih ve 2014/905 değişik iş sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması ve soruşturmanın tamamlanması için dosyanın aynı Cumhuriyet Başsavcılığına iadesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 02/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.