5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 94

Ceza Muhakemesi Kanunu 94. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 94 – (Değişik:21/2/2014 – 6526/7 md.) (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılır. (2) Yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde yakalandığı yer adliyesinde, mevcut değil ise en yakın adliyede kurulu sesli ve görüntülü iletişim sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hâkim veya mahkeme tarafından bu kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi alınır. (3) (Ek:8/7/2021-7331/12 md.) İfadesi alınmak amacıyla düzenlenen yakalama emri üzerine mesai saatleri dışında yakalanan ve belirlenen tarihte yargı mercii önünde hazır bulunmayı taahhüt eden kişinin serbest bırakılması, Cumhuriyet savcısı tarafından emredilebilir. Bu hüküm her yakalama emri için ancak bir kez uygulanabilir. Taahhüdünü yerine getirmeyen kişiye, yakalama emrinin düzenlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından bin Türk lirası idari para cezası verilir. Yakalanan veya gözaltına alınanın durumunun yakınlarına bildirilmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

14 karar eşleşti
Ceza Genel Kurulu, 2014/478 E., 2016/347 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varÇocuk Ağır Ceza
maddesi gereğince öncelikle, 6526 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi CMK’nun 94. maddesi gereğince yapılan tutuklamanın, 5237 sayılı TCK'nun 67/2-b maddesi uyarınca dava zamanaşımını kesen neden olarak kabul edilip edilmeyeceği, bu bağlamda somut olayda aynı Kanunun 66 ve 67.
Ceza Genel Kurulu         2014/478 E.  ,  2016/347 K. "İçtihat Metni" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : Ceza Dairesi Mahkemesi :Çocuk Ağır Ceza Günü : 05.09.2013 Sayısı : 83-168 Yağma suçundan sanık ...'ın beraatine ilişkin, Beyoğlu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.09.2008 gün ve 177-147 sayılı hükmün Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 18.04.2012 gün ve 2345-7937 sayı ile; "Gece sayılan saat 23.00 sıralarında yürümekte olan mağdurun yanına gelen ve yanında arkadaşları olduğu halde elinde bıçak olan sanığın ‘biz sokak çocuğuyuz’ diyerek para istediği, yakınanın 'param yok' demesi üzerine sanığın ‘param yok deme, bıçak anlamaz, sokarız’ diyerek tehdit etmesi nedeniyle korkan mağdurun ‘param yok ama sigaram var’ diyerek cebinden çıkardığı sigara paketini sanığa verdiğinin anlaşılması karşısında, eylemin nitelikli yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde sanık hakkında beraat kararı verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İstanbul Çocuk 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise 05.09.2013 gün ve 83-168 sayı ile; "Mağdurun ‘sanık ve arkadaşı tarafından bıçak tehdidiyle yarım sigara paketinin yağmalandığı’ iddiası, tutarsız ve tespitsiz kalan şikâyet beyanları dışında, vicdani kanaat oluşmasına yeter kesin, duraksamasız kanıtlarla desteklenerek kanıtlanamamıştır. Bu hâliyle, sanık ve arkadaşının aşamalarda değişmeyen ve birbirini doğrulayan, ‘yolda yürüdükleri sırada sanığın mağdura çarpması üzerine aralarında itişme, tartışma ve karşılıklı küfürleşme yaşandığı’ yolundaki savunmalarının, şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi ilkesi gereği olabileceğinin mümkün görülmesi gerektiği, olayda bıçak kullanıldığının, sigara paketinin alındığının, dolayısıyla açılan kamu davasının konusunu oluşturan ve şikâyete tâbi bulunmayan atılı yağma suçunun işlendiğinin, her türlü kuşkudan uzak biçimde vicdani kanaat oluşacak şekilde sabit olmadığı sonuç ve kanaatini varıldığı" şeklindeki gerekçelerle ilk hükmünde direnmiştir. Direnme hükmünün de Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.07.2014 gün, 340671 sayı ve "bozma" istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile yerel mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın üzerine atılı yağma suçunu işlediğinin sabit olup olmadığının tespitine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesi gereğince öncelikle, 6526 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi CMK’nun 94. maddesi gereğince yapılan tutuklamanın, 5237 sayılı TCK'nun 67/2-b maddesi uyarınca dava zamanaşımını kesen neden olarak kabul edilip edilmeyeceği, bu bağlamda somut olayda aynı Kanunun 66 ve 67. maddeleri gereğince dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından; Sanık ...'ın, 13.12.2001 tarihinde saat 23.00 sıralarında yanında inceleme dışı sanık Hüseyin Keleş de olduğu halde, karşılaştığı mağdura elindeki bıçak ile yaklaşarak mağdurdan para istediği, mağdurun parasının olmadığını söylemesi üzerine sanığın "param yok deme, bıçak anlamaz, takarız” diyerek mağduru tehdit ettiği, mağdurun korkarak para yerine üzerindeki yarım paket sigarayı sanığa verdiği iddia edilen olayda; Sanık ... ve ..... hakkında teşebbüs aşamasında kalan yağma suçundan 11.01.2002 tarihinde kamu davası açıldığı, yargılamayı yapan Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesince 01.08.2003 tarihinde sanığın sorgusunun yapıldığı, daha sonra 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun gereğince yargılamanın çocuk mahkemesi tarafından yapılması gerektiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği, yargılamaya devam eden Beyoğlu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince sanığın adresinde bulunamaması nedeniyle, savunmasının alınması amacıyla 12.06.2006 tarihinde 5271 sayılı CMK'nun 98. maddesi gereğince yakalama emri düzenlendiği, sanığın 29.11.2007 tarihinde Kütahya'da yakalandığı, aynı tarihte Kütahya 1. Sulh Ceza Mahkemesince sanığın savunmasının yargılamayı yapan mahkeme tarafından alınması gerektiğinden bahisle CMK’nun 94. maddesi gereğince tutuklandığı, Beyoğlu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince 07.12.2007 tarihinde savunması alınan sanığın, 17.09.2008 tarihinde atılı suçtan beraatine karar verildiği, Cumhuriyet savcısının temyiz talebi üzerine inceleme yapan Özel Dairece beraat hükmünün bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda yerel mahkeme, 05.09.2013 tarihinde önceki hükmünde direnerek yeniden sanığın beraatine karar verdiği, sanığın birlikte suç işlediği iddia edilen Hüseyin Keleş hakkında Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada ise, adı geçenin 15.03.2006 tarihinde savunmasının alındığı ve 30.11.2006 tarihinde atılı suçtan beraatine karar verildiği, Anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözülebilmesi için öncelikle "dava zamanaşımını kesen sebepler" üzerinde durulmalıdır. Suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nun 104. maddesinin birinci fıkrasında dava zamanaşımını kesen nedenler; "Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkûmiyet hükmü, yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir" şeklinde düzenlenmiştir. Görüldüğü üzere, 765 sayılı TCK'nun 104. maddesinde dava zamanaşımını kesen nedenler, mahkûmiyet hükmü, yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, sorgu, son soruşturmanın açılması kararı veya iddianame ile dava açılması olarak belirlenmiştir. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun “Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi” başlıklı 67. maddesinin ikinci fıkrası ise; “Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi, Halinde, dava zamanaşımı kesilir” şeklinde düzenlenmiş olup, dava zamanaşımını kesen nedenler, bir suçla ilgili olarak; şüpheli veya sanıklardan birinin Cumhuriyet savcısı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi ve sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi olarak belirtilmiştir. Dava zamanaşımını kesen sebeplere ilişkin bu genel açıklamalardan sonra uyuşmazlığın çözümüne katkısı bakımından "tutuklama" kavramı ile "CMK'nun 100 vd maddeleri gereğince yapılan tutuklama" ve "6526 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesinde CMK’nun 94. maddesi gereğince yapılan tutuklama" konuları üzerinde de durulması gerekmektedir. Tutuklama, şüpheli veya sanığın suç işlediğine ilişkin kuvvetli şüphenin varlığını gösteren somut deliller ile birlikte bir tutuklama nedeninin bulunması halinde kaçmasını veya delilleri karartmasını engellemek amacı ile özgürlüğünün kesin hükümden önce, hâkim kararı ile kısıtlanmasıdır. (Kunter/Yenisey/Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınları, 18. Baskı, s.919, Yenisey/Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınları, 4. Baskı, s. 346) Tutuklama, 5271 sayılı CMK'nun "Koruma Tedbirleri"nin yer aldığı dördüncü kısmının ikinci bölümünde düzenlenmiş olup, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren CMK’nun "Tutuklama nedenleri" başlıklı 100. maddesi; "(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; 1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar (madde 76, 77, 78), 2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83), 3. İşkence (madde 94, 95), 4. Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102), 5. Çocukların cinsel istismarı (madde 103), 6. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), 7. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde 220), 8. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308), 9. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), b) 10.7.1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanunda tanımlanan silah kaçakçılığı (madde 12) suçları. c) 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanununun 22 nci maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkralarında tanımlanan zimmet suçu. d) 10.7.2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar. e) 21.7.1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74 üncü maddelerinde tanımlanan suçlar. f) 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununun 110 uncu maddesinin dört ve beşinci fıkralarında tanımlanan kasten orman yakma suçları. (4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez." şeklinde iken, 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun ile, maddenin üçüncü fıkrasının (a) bendinde katalog halinde sayılan suçlara, silahla işlenmiş kasten yaralama (madde 86, fıkra 3, bent e) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama (madde 87) ile hırsızlık (madde 141, 142) ve yağma (madde 148, 149) suçları da eklenmiş, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile, maddenin dördüncü fıkrası "Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez" şeklinde değiştirilmiş, 06.03.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanun ile, maddenin birinci fıkrasında yer alan “olguların” ibaresi “somut delillerin” şeklinde değiştirilmiş, 04.04.2015 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun ile ise, maddenin üçüncü fıkrasında katalog halinde sayılan suçlara, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar eklenmek suretiyle madde son halini almıştır. Aynı Kanunun "Tutuklama kararı" başlıklı 101. maddesi ise; "(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda hukukî ve fiilî nedenler ile gerekçeleri gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir. (3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. (4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır. (5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir." şeklinde iken, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun ile, maddenin ikinci fıkrası; "Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.” şeklinde değiştirilmek suretiyle madde son halini almıştır. Tutuklama, şüpheli veya sanığın kaçmasını ya da delillerin karartılmasını yahut tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurulmasını önlemek amacıyla başvurulan bir koruma tedbiridir. Tutuklama kararı verilebilmesi için, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunmalı, bir tutuklama nedeni olmalı, ölçülülük ilkesine uyulmalı, tutuklama yasağı bulunmamalı, sanığa güvence belgesi verilmemiş olmalı, muhakeme şartı gerçekleşmeli, muhakeme ehliyeti bulunmalıdır. Hâkim veya mahkeme, kanunda yazılı tutuklama nedenleri bulunsa dahi tutuklama kararı vermek zorunda değildir. 5271 sayılı CMK'nun "Koruma Tedbirleri" başlıklı dördüncü kısmının, "Yakalama ve Gözaltı" başlıklı birinci bölümünde düzenlenen "yakalama" tedbiri ile ilgili olarak ise aynı Kanunun "Yakalama emri ve nedenleri" başlıklı 98. maddesinde; "(1) Soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından yakalama emri düzenlenebilir. Ayrıca, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından da yakalama emri düzenlenebilir. (2) Yakalanmış iken kolluk görevlisinin elinden kaçan şüpheli veya sanık ya da tutukevi veya ceza infaz kurumundan kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında Cumhuriyet savcıları ve kolluk kuvvetleri de yakalama emri düzenleyebilirler. (3) Kovuşturma evresinde kaçak sanık hakkında yakalama emri re'sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından düzenlenir. (4) Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile yakalandığında nereye gönderileceği gösterilir." hükmü öngörülmüştür. Belirtilen madde uyarınca, soruşturma evresinde çağrı üzerine gelmeyen veya çağrı yapılamayan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, tutuklama isteminin reddi kararına itiraz halinde, itiraz mercii tarafından yakalama emri düzenlenebilecek, kovuşturma evresinde ise kaçak sanık hakkında re'sen veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkim veya mahkeme tarafından yakalama emri düzenlenecektir. Ayrıca, CMK'nun 199. maddesine göre mahkeme, sanığın hazır bulunmasına ve zorla getirme kararı veya yakalama emriyle getirilmesine her zaman karar verebilecektir. Yakalama emrinde, kişinin açık eşkâli, bilindiğinde kimliği ve yüklenen suç ile nereye götürüleceği gösterilmelidir. Yakalanan kişi hakkında yapılacak işlemler ise CMK'nun "Yakalanan kişinin mahkemeye götürülmesi" başlıklı 94. maddesinde; "Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde en yakın sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır; serbest bırakılmadığı takdirde, yetkili hâkim veya mahkemeye en kısa zamanda gönderilmek üzere tutuklanır" şeklinde gösterilmişken, 06.03.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6526 sayılı Kanun ile; "(1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine soruşturma veya kovuşturma evresinde yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılır. (2) Yakalanan kişi, en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde yakalandığı yer adliyesinde, mevcut değil ise en yakın adliyede kurulu sesli ve görüntülü iletişim sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hâkim veya mahkeme tarafından bu kişinin sorgusu yapılır veya ifadesi alınır" şeklinde değiştirilmiştir. Uyuşmazlığa konu olayda sanık, 6526 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi CMK'nun 94. maddesine göre tutuklandığından, maddenin değişiklik öncesindeki halinin değerlendirilmesi gerekmektedir. 5271 sayılı CMK'nun 94. maddesine ilişkin ilk düzenlemede, hâkim veya mahkeme tarafından verilen yakalama emri üzerine yakalanan kişinin, en geç yirmidört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde en yakın sulh ceza hâkimi önüne çıkarılacağı; serbest bırakılmadığı takdirde, yetkili hâkim veya mahkemeye en kısa zamanda gönderilmek üzere tutuklanmasına karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Uygulamada sevk tutuklaması da denilen bu tutuklamada, kararı veren hâkimin elinde soruşturma veya dava dosyası olmadığı için, CMK'nun 100. maddesinde aranan tutuklama şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmesine olanak bulunmamaktadır. Sulh ceza hâkimince sadece, yakalama emrindeki bilgilerin yakalanan kişiye uyup uymadığına bakılacak, uyduğu takdirde sevk tutuklaması kararı verilecek ve kişi derhal yetkili hâkim veya mahkemeye gönderilecektir. Bu nedenle sevk tutuklaması, CMK'nun 101. maddesi anlamında bir tutuklama kararı olmayıp, yakalama emri üzerine verilen şekli bir kararıdır. (Öztürk/Erdem, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınları, 9. Baskı, s.502) Belirtilen nedenlerle, 6526 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesinde CMK'nun 94. maddesi gereğince verilen tutuklama kararı, şüpheli veya sanığın yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılmasını sağlamak amacıyla başvurulan bir tedbir olduğundan, CMK'nun 100. maddesinde düzenlenen tutuklamanın şartlarını taşımadığı ve davanın esasıyla ilgisinin bulunmadığı, dolayısıyla zamanaşımını kesici niteliğe sahip olmadığının kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, sanık ... hakkında, yargılamayı yapan Beyoğlu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nun 98. maddesi gereğince düzenlenen yakalama emri üzerine, sanığın yakalandığı yerdeki Kütahya 1. Sulh Ceza Mahkemesince 29.11.2007 tarihinde CMK’nun 94. maddesi gereğince verilen tutuklama kararı dava zamanaşımı kesmeyecektir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanığa atılı yağma suçuna ilişkin olarak, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı TCK'nun 149/1. maddesi uyarınca suçun yaptırımı on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası olup, aynı Kanunun 66/1-d. maddesi gereğince belirtilen suçun asli dava zamanaşımı süresi onbeş yıl, 67/4. maddesi göz önüne alındığında ise kesintili dava zamanaşımı süresi yirmiiki yıl altı aydır. Sanığın suç tarihi itibarıyla onbeş yaşını bitirmiş, ancak onsekiz yaşını tamamlamamış olduğu göz önüne alındığında, TCK'nun 66/2. maddesi uyarınca söz konusu suçta asli dava zamanaşımı süresi on yıl, kesintili dava zamanaşımı süresi ise on beş yıldır. Suç tarihinde 17 yaşında olan sanığın, daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimali bulunmayan ve 13.12.2001 tarihinde işlediği iddia olunan eylemle ilgili olarak, TCK'nun 66/1-d, 66/2 ve 67/4. maddelerinde öngörülen on yıllık asli dava zamanaşımı süresinin, sanıkla iştirak halinde suçu işlediği iddia olunan Hüseyin Keleş'in kovuşturma aşamasında sorgusunun yapıldığı 15.03.2006 tarihinde kesilerek yeniden işlemeye başladığı ve 15.03.2016 tarihinde dolduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, yerel mahkeme direnme hükmünün, dava zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle bozulmasına, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu konuda 1412 sayılı CMUK'nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK'nun 66/1, 66/2, 67/4 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "Dava zamanaşımının kesilmesi, kanunda açıkça sayılan bazı hukuki fiillerden dolayı, o ana kadar işlemiş olan dava zamanaşımı süresinin işlememiş sayılmasını ve dava zamanaşımı süresinin yeni baştan işlemeye başlamasını ifade etmektedir. Suçun doğurduğu içtimai sarsıntı devam ettiği müddetçe suçlunun cezalandırılmasında kamu faydası olduğu esasından, dava canlı ve harekette iken zamanaşımı olmayacağı, davanın canlı ve hareketli olduğunu gösteren hadiselerin zamanaşımını keseceği sonucu çıkarılmıştır. (Nurullah Kunter, Ceza Hukukunda Zamanaşımı, Yayımlanmamış Doçentlik Tezi, s. 92) 5237 sayılı TCK'nun 67. maddesinin ikinci fıkrasında, kesme nedenlerinin sirayeti konusunda nesnel ölçüt esas alınarak, bir suçla ilgili olarak; şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasının (b) bendinde 'Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi' dava zamanaşımını kesen nedenlerden biri olarak gösterilmiştir. Soruşturma veya kovuşturma evresinde, CMK’nun 101. maddesi uyarınca verilen tutuklama kararının dava zamanaşımını kestiği konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Yerleşmiş içtihatlara göre, gerek 1412 sayılı CMUK’un 104. maddesi, gerekse sanığın savunmasının alınmasına ilişkin aynı Kanunun 223. maddesi gereğince çıkartılan her türlü tutuklama kararının zamanaşımını kestiği kabul edilmektedir. 5271 sayılı CMK'nda gıyabi tutuklamaya ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak CMK’nun 98. maddesindeki nedenlerin varlığı halinde hakkında verilen yakalama emri gereğince yakalanan kişi, 6526 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi CMK’nun 94. maddesi gereğince en geç yirmi dört saat içinde yetkili hâkim veya mahkeme önüne çıkarılamıyorsa, aynı süre içinde en yakın sulh ceza hâkimi önüne çıkarılacak; serbest bırakılmadığı takdirde, en kısa zamanda yetkili hâkim veya mahkemeye gönderilmek üzere tutuklanmasına karar verilecektir. 5271 sayılı CMK'nda, tutuklama kararının zamanaşımını keseceği belirtilmiş, ancak tutuklama kararı konusunda herhangi bir ayrıma gidilmediği gibi sadece CMK'nun 101. maddesi uyarınca verilen tutuklama kararının zamanaşımının keseceği şeklinde bir düzenleme de yapılmamıştır. Belirtilen nedenlerle, CMK’nun 94. maddesi gereğince yapılan tutuklamanın da dava zamanaşımının kestiğinin kabulü gerektiğinden, bu bağlamda dava zamanaşımı gerçekleşmemiştir" düşüncesiyle, Diğer Beş Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer düşüncelerle, CMK'nun 94. maddesi gereğince yapılan tutuklamanın dava zamanaşımını kestiği, dolayısıyla dava zamanaşımının gerçekleşmediği ve esasa ilişkin uyuşmazlığın incelenmesine geçilmesi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmışlardır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 05.09.2013 gün ve 83-168 sayılı direnme hükmünün, gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle BOZULMASINA, Ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda 1412 sayılı CMUK'nun, 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 322. maddesine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK’nun 66/1-d, 66/2, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2016 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından 11.10.2016 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oyçokluğuyla karar verildi. ...

Diğer kararlar (4)

3. Ceza Dairesi, 2022/1389 E., 2022/6964 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
maddesi uyarınca beyanı alınıp serbest bırakılmak üzere, CMK'nın 196/2 maddesindeki talimat yasağı da dikkate alınarak, CMK'nın 199-94 maddeleri gereğince yakalama kararı çıkarılmasına karar verilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2022/1389 E.  ,  2022/6964 K. "İçtihat Metni" I- TALEP; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.12.2021 tarih ve 2021/144718 sayılı yazısı ile; Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... hakkındaki kamu davasının 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/3 ve 104/2. maddeleri gereğince zaman aşımı nedeniyle düşürülmesine dair İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/11/2017 tarihli ve 2014/102 esas, 2017/478 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 25/02/2019 tarihli ve 2018/4074 esas, 2019/1939 karar sayılı ilâmında "..suçun mütemadi niteliği, kural olarak görevli mahkemenin belirlenmesi ya da kovuşturma usulünün tespiti bağlamında bir özellik taşımaz. Örgüt üyeliği temadi eden suçlardan olması nedeniyle hukuki ve fiili kesintiyle sona erecektir. Kesinti tarihi suç tarihidir. Mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır.." şeklindeki açıklamaların yer aldığı, Somut olayda, sanık hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12/10/2011 tarihli ve 2005/1357 soruşturma, 2011/704 esas, 2011/512 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında suç tarihinin 2011 ve öncesi olarak yer aldığı, sanık hakkındaki İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/469 değişik iş sayılı yakalama kararının infaz edilemediği nazara alındığında, Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 314/2. maddesinde tanımlanan silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlar kapsamında kaldığı, 765 sayılı Kanunun 102/3 ve 104/2. Maddelerine göre 10 yıl olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 12/10/2011 tarihli iddianamesi ile hukuki kesintinin gerçekleşmesi ve sanık hakkındaki yakalama kararının infaz edilememesi karşısında, zaman aşımı süresinin 12/10/2011 tarihli iddianamenin düzenlenmesi ile başlayacağı ve karar tarihi itibariyle anılan sürenin dolmadığı gözetilmeksizin, yazılı şekilde düşme kararı verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 17/11/2021 gün ve 94660652-105-34-14020-2021-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir. II-OLAY; 05.10.1977 doğumlu, adli sicil kayıtlarına göre sabıkası bulunmayan, nüfus kaydında yerleşim yerinin İstanbul'da bulunduğu belirtilen sanık ... hakkında, DHKP/C silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan haklarında işlem yapılan kişilerin ifadelerine istinaden örgüt içerisinde faaliyetlerde bulunduğunun tespiti üzerine atılı suçtan soruşturma işlemlerine başlanılmış, yakalama emrine istinaden kolluğun arama kayıtlarına alınan ancak firari olması nedeni ile temini mümkün olmayan sanık hakkında süreçte, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (5190 sy ile yetkili) 2005/1357 soruşturma sayılı evrakına matuf yakalama kararı infaz edilemediğinden işleyen dava zamanaşımı süresinin kesilmesi için 12.10.2011 tarihli iddianame düzenlenmiş ve atılı suçtan cezalandırılması istenilmiştir. Bu kapsamda, Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi adlı örgüte mensup olduğunu, Gazi Mahallesi Devrimci Halk Güçleri yapılanması içerisinde ve Şişli Mahalli alan siyasi sorumlusu olarak faaliyet yürüttüğünü beyan eden .... kod adlı Vedat Düşküner, 09.04.2001 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde özetle; 1998 yılı aralık ayında yakalanıp tutuklandığını, 7 ay tutuklu kaldıktan sonra 1999 yılı temmuzunda tahliye edildiğini, tahliyesi sonrasında bir dönem beklemede kaldığı sürede İstanbul Anadolu yakası siyasi sorumlusu olduğunu ve bağlı olduğu ....Kod adlı ....'ın kendisine ulaşamadığı zamanlarda...vasıtası ile ... ile görüşmesini istediğini,....n örgüt içerisinde sorumlu birisi olduğunu bildiğini, beklemede kaldığı dönemde kendisi ile ilgilenen kişiler arasında ...'unda bulunduğunu ve yurt dışında olduğunu duyduğunu beyan etmiştir. Aynı örgüte mensup olmakla, Mustafa Kemal Mahallesinde Devrimci Halk Güçleri biriminde ve Anadolu yakası milis ekibinde yer aldığını beyan eden .... kod adlı ...'nın 09.11.1999 tarihinde kollukta verdiği ifadesinde özetle, 1998 yılında mahalleden tanıdığı ve DHKP/C örgütü içerisinde yer aldığını söyleyen ... aracılığı ile .... ile tanıştırılıp örgüte katıldığını, bu yıl içerisinde dergi dağıtan diğer kişiler arasında ...'unda bulunduğunu....Mahallesinde Devrimci Halk Güçleri birimi üst sorumlularının Sultan Yalçın olduğunu ve bu birimde ...'unda bulunduğunu, bir süre sonra ... tarafından kendisine DGH'ın sorumlusu olması teklifinde bulunulduğunu ancak kabul etmediğini ve bu nedenle öz eleştiri verdiğini, 1999 yılı temmuz ayında ...'un tekrar örgütte bulunmasını istemesi üzerine .... kod ....sorumluluğunda örgütte görev aldığını, ....ile ise kendisini Nihat'ın tanıştırdığını, Anadolu yakasında milis ekibi olarak görev alıp silahlı ve bombalı eylem yapacaklarının...tarafından kendilerine bildirildiğini, bu ekip içerisinde Nihat'ında bulunduğunu ve bomba yapımı ile yerleştirilmesini Zehra Kutlay'ın kendilerine öğrettiğini, 05.09.1999 tarihinde ...nın talimatı ile Mustafa Kemal Mahallesi 3001 sokak no:67 sayılı yerde Atamanlar adlı AEG bayii kepengine "Depremde ölen binlerce insanın katili susurluk devletidir-DHKPC-DHG" şeklinde yazı bulunan pankartı ... ile hazırlayıp bomba süsü vererek astıklarını, eylemde kullandığı tabancayı ...ın kendisine verdiğini, bildirileri dağıttıklarını, sonraki süreçte Nihat ile birlikte Yasemin kod... sorumluluğunda milis ekibinde yer aldığını, ...kod'un ... ile birlikte kendisine silah eğitimi verdiğini, yakalandığında ele geçen silahı kendisine ...'un verdiğini, 1998 yılında Beyoğlu Amerikan konsolosluğu önünde korsan gösteri yapmak için ... ile ....dan aldıkları talimat üzerine gitmişler ise de gösteri iptal edildiğinden dağıldıklarını ve eylemi gerçekleştiremediklerini, ....ın şu an nerede olduğunu bilmediğini, yakalandığı sırada ele geçen tabancayı ...tan aldığını, pişmanlık yasasından faydalanmak istediğini beyan etmiştir. ... ve .... kod, ....sahte kimlikli, ....ın kollukta verdiği, 08.11.1999 tarihli ifadesinde özetle, 1993-1994 yıllarında örgüte katıldığını, örgüt stratejisi doğrultusunda bomba yapımını öğrenip başkaca örgüt mensuplarına da öğrettiğini, süreçte bir kaç defa yakalanıp tutuklandığını, 1999 yılında tahliyesi sonrası Anadolu mahalli sorumlusu ...ye bağlı olarak .... Mahallesi Devrimci Halk Güçleri birimini kurduğunu ve birim sorumlusu olarak örgütte görev aldığını, ...'unda... ile birlikte bu birimde kendisine bağlı olarak görev aldığını, ....'ın kendisine bomba yapmayı öğrettiğini, kendisinin de aralarında ...'unda bulunduğu kişilere bomba yapılmasını öğrettiğini, ....'ın kendisine verdiği dinamitleri ...'a verdiğini ve eylemde kullanmalarını söylediğini, ...'ta bir adet kuru sıkı tabancanın bulunduğunu, bu şekilde silahlı eylemleri yapmak için hazırlıklarda bulunduklarını, ... ve .... ile birlikte yaptıkları toplantıda 05.09.1999 tarihli Atamalar AEG Bayiine pankart asma eyleminin yapılmasını kararlaştırdıklarını, eylemi ....ın gerçekleştirdiğini ancak kimlerle gerçekleştirdiğini bilmediğini, ... ile de kendisini ...'un tanıştırdığını, bu şahıslara örgüt içerisinde bombalı ve silahlı eylemler yapacak milis ekibinde yer aldıklarını bildirerek yemin ettirdiğini, ...'un şu an nerede olduğunu bilmediğini, kendisinden önce ... Kod adlı ....'ye bağlı olarak faaliyet yürüttüğünü beyan etmiştir. 22.12.2002 tarihinde ....nın kollukta verdiği ifadesinde ise özetle; 1999 yılında .... aracılığı ile örgütsel faaliyetlerine başladığını, ...'in kendisini ... ile tanıştırdığını, Nihat'ın 1999 yılında Ümraniye...Mahallesi DHG örgütlenmesi sorumlusu olduğunu ve birlikte dergi dağıttıklarını, ...'un talimatı ile 14.03.2000 tarihinde Kadıköy İski Binası önünde korsan gösteri düzenlediklerini, Nihat'ın kendisini eylem yerine gönderdiğini, orada buluştuklarını, talimatı ile eylemin başladığını, eylem anında pankart asılıp, Pamukbank ve İmar Bankasına molotof atıldığını ve sonrasında kaçtıklarını, Nihat'ın eylem anında havaya silahla ateş ettiğini, 21.03.2000 tarihinde ...'un söylemesi üzerine ...Mahalllesinde toplanıp slogan attıklarını, eyleme polis müdahalesinin olmadığını, slogan atıp dağıldıklarını, ...'un silah taşıdığını bildiğini, faaliyetlerinden pişman olduğunu beyan etmiştir. Fezleke firarisi olarak aranan sanıkla ilgili olarak, 3152 sayılı Kanun kapsamında adli makamlarca aranmaları için müzekkere çıkartılmayan kişilerin kayıtlarının suç duyurusunda bulunulup, kayıtlarının güncellenmesine yönelik yapılan işlemler kapsamında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (5190 sayılı kanun ile yetkili) 2005/290 hazırlık ve 2005/36 karar sayılı, 09.02.2005 tarihli, 1996 ve önceki tarihlerde "DHKP/C silahlı terör örgütüne yardım ve yataklık yapmak suçundan hakkında verilen takipsizlik kararı"nda özetle; "sanıklar ... ve ... haklarında her ne kadar İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün 10.01.2005 tarih ve 2005/523 sayılı yazıları ile gönderilen ve daha önce hakkında dava açılan ...'e ait 21.02.2004 tarihli dört sayfadan ibaret atfı cürüm içeren emniyet ifadesine göre atılı suçtan gereğinin takdiri talep edilmiş ise de, sanıkların atılı suçu işlediklerine dair tek beyanı delil teşkil eden ...in ifadesine göre her iki sanığın 1995-1996 yılları arasında izinsiz ve korsan yürüyüş yaptıkları, afiş ve pankart astıkları, pullama yaptıkları, Susurluk skandalını telin maksadı ile bir dakikalık ışık söndürme eyleminde bulunduklarının belirtilmesi karşısında bir kısmı yasal ve suç teşkil etmeyen bu eylemlerin örgüte yardım ve yataklık seviye ve derecesinde gerçekleşmiş sayılabileceği, isnat edilen fiillerin TCK'nın 169. maddesine mümas olduğu, 5 yıllık dava zamanaşımına tabi işlerden olduğu, sanıkların en aleyhleri itibari ile düşünülse dahi 2001 yılı sonu itibari ile zamanaşımının gerçekleştiği zira o tarihten bu yana zamanaşımını kesici veya durdurucu usulü bir işlemin yapılmadığı anlaşıldığından, atılı suçtan zamanaşımı sebebi ile koğuşturma yapılmasına yer olmadığına CMUK'nun 164 ve TCK 102/4 ile 169 maddeleri uyarınca karar verildiği" belirtilmiştir. 10.02.2005 tarihinde karar Başsavcı vekilince görüldü yapılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK'nın 250. maddesi ile görevli) 27.11.2006 tarih, 2005/1357 soruşturma sayılı yazısı ile İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesinden "isnat olunan suç vasfı, dosyada şüpheli aleyhine olan deliller, 2000 yılından itibaren aranmasına rağmen bulunamaması ve açık adresinin belli olmayışı" dikkate alınarak CMK'nın 98. maddesince sanık ... hakkında yakalama emri düzenlenmesi talep olunmuştur. İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK'nın 250. maddesi ile görevli), 27.11.2006 tarih, 2006/469 değişik iş ve 2005/1357 soruşturma sayılı kararı ile; "üzerine atılı Yasadışı DHKP/C terör örgütüne üye olmak suçunun vasıf ve mahiyetine, dosya kapsamına, 2000 yılından beri tüm aramalara rağmen bulunamamasına, adresinin tespit edilemediğine ve kaçak durumda bulunması nedenleriyle yakalandığında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında bu mümkün olmazsa en yakın Cumhuriyet Başsavcılığında hazır bulundurulmak üzere", CMK'nın 98. maddesi gereğince hakkında yakalama emri çıkarılmasına ve yeteri kadar yakalama emri düzenlenmesine karar verilmiştir. 28.11.2006 tarihli müzekkere ekinde de yakalama kararı ve emri Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. 24.12.2006 tarihli kolluk tutanağında, yapılan araştırma ve soruşturma neticesinde sanığın Kantarma Köyünde ikamet etmediği, İstanbul ili ... Paşa'da bulunan adreste ikamet ettiği, bu adresten sanığa ulaşılabileceğinin tespit edildiği belirtilmiştir. Ancak, güncellenen bilgisi ile 2005/1357 sayılı soruşturmadan aranan sanık hakkında çıkartılan yakalama emri infaz edilememiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK'nın 250. maddesi ile görevli) 28.12.2010 tarihli 2005/1357 soruşturma sayılı müzekkeresi ile kolluktan, değişik tarihlerde örgüt lehine bazı eylemlere iştirak ettiği ileri sürülen sanığa ait dosya içeriğinde eylemlerle ilgili ceraim evraklarının bulunmadığından, 05.09.1999 tarihinde Ümraniye Mustafa Kemal Mahallesi 3001. sokak no:67 deki AEG bayii kepengine bomba süsü verilmiş pankart asılması, 14.03.2000 tarihinde Kadıköy İski Binası önünde gerçekleşen korsan gösteri ile ses bombası atılması ile 21.03.2000 tarihinde Ümraniye Mustafa Kemal Mahallesi 3001. cadde üzerinde yapılan korsan gösteriye ilişkin varsa ceraim evraklarının gönderilmesi istenilmiştir. Kadıköy İlçe Emniyet Müdürlüğünün 29.03.2011 tarihli üst yazısı ve ekinde bulunan 22.03.2011 tarihli kolluk yazılarında 14.03.2000 tarihinde İski Binası önünde gerçekleştirilen korsan gösteri ve sonrası ses bombası atılması ile ilgili olarak yapılan arşiv araştırmasında tahkikat evraklarına rastlanılmadığı bildirilmiştir. İl Emniyet Müdürlüğünün 09.03.2011 tarihli üst yazısı ve eki evraklar ile de 05.09.1999 tarihinde Ümraniye Mustafa Kemal Mahallesi 3001. sokak no:67 deki AEG bayii kepengine bomba süsü verilmiş pankart asılması olayı ile ilgili tahkikat evrakları gönderilmiş, 21.03.2000 tarihinde Ümraniye Mustafa Kemal Mahallesi 3001 cadde üzerinde yapılan korsan gösteri ile alakalı tahkikat evraklarının ise bulunmadığı bildirilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK'nın 250. maddesi ile görevli), 12.10.2011 tarihli müzekkeresi ile ... hakkında yakalama kararına istinaden aranmasının sürdürülmesi, dava açıldığından işlem akibeti hakkında bundan sonra mahkemeden talimat alınması kolluğa bildirilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK'nın 250. maddesi ile yetkili), 12.10.2011 tarih, 2005/1357 soruşturma, 2011/704 esas ve 2011/512 iddianame nolu iddianamesi ile silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, başlık kısmında: suç tarihi "2011 ve öncesi", suç yeri ise "İstanbul" ayrıca "halen firari" bulunduğu belirtilerek, kimlik ve Elbistan'da ikamet ettiğine dair adres bilgilerine yer verilen sanık ...'un, 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5 ve TCK'nın 53 maddelerince cezalandırılmasına karar verilmesi istenmiştir. Suçun halen devam etmekte olduğu gözetilip, dava zamanaşımı süresinin kesilmesi için daha fazla aranması beklenmeden ayrıca ifadelerde geçen diğer olaylar konusunda, zamanaşımı gerekçesiyle ayrıca dava açılmadığı belirtilerek düzenlenen iddianamenin ilgili kısımlarında yapılan anlatım, özetle ve belirtildiği şekli ile şöyledir; "Yasadışı DHKP/C terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla yukarıda açık kimliği yazılı olan şüpheli ... hakkında aynı örgüte mensup olduğu iddiasıyla yakalanan diğer bazı şüphelilerin beyanlarına dayalı olarak soruşturma yürütülmekte olduğu, aşamalarda dosyaya eklenen bu ifadeler ışığında şüphelinin örgüt lehine faaliyetlerde bulunduğu anlaşılmıştır. Bu şekilde şüpheli sıfatıyla ifade veren Ali Koca'nın 22.12.2002 tarihili beyanında özetle... Yakalandığında Hanife Erdoğan sahte kimliğini kullanan Zehra Kurtay adlı şahsın 08.11.1999 tarihli ifadesinde özetle,... bağlı olarak faaliyet yürüttüğünü ifade etmiştir. Benzer şekilde yakalanan ve 09.11.1999 tarihinde ifadesi alınan ...adlı şahıs ise beyanında ...'u... ileri sürmüştür. Aynı konuda ifadesi alınan Vedat Düşküner 09.04.2011 günlü ifadesinde ...'un ... söylediğini beyan ettiği görülmüştür. 06.09.1999 tarihli propaganda suçuna ilişkin olarak tanzim edilen ceraim evrakı üst yazıya bağlı olarak dosyaya eklenmiştir. Ancak bu olay ile ayrıca ifadelerde geçen diğer olaylar konusunda zamanaşımı gerekçesiyle ayrıca bir dava açılmamıştır. Fakat yukarıda belirtilen diğer örgüt mensuplarının anlatımları şüphelinin 1998-2000 yılları arasında DHKP/C terör örgütü lehine faaliyet göstermekte olduğunu gösterdiği, bu anlatımların mahkemece değerlendirilerek sonuçlandırılmasının zaruri olduğu anlaşılmıştır. Şüphelinin firari olması sebebiyle savunmasının alınması mümkün olmamıştır. Hakkında yakalama kararı çıkarılmasına rağmen henüz yakalanamamış olan şüpheli hakkındaki örgüt üyeliği suçundan ötürü işlemekte olan dava zamanaşımı süresinin kesilmesi için daha fazla aranması beklenmemiş, hakkında iddianame düzenlenmesi gerektiğine karar verilmiştir. Yukarıda belirtilen anlatımlara dayalı deliller dikkate alınarak müsnet suçtan şüpheli ...'un yargılanmasının yapılarak, suçun halen devam etmekte olduğu da gözetilerek eylemine uyan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı kanunun 5, TCK'nın 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, kamu adına talep ve iddia olunur." İddianamenin 17.10.2011 tarihinde İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanınca kaleme havalesi yapılmıştır. 20.10.2011 tarihli karar ile de iddianamenin kabulüne karar verilmiştir. 24.10.2011 tarihli tensiple, mahkemenin 2011/22 esasa kayıt edilen dosyada firari olan ve zamanaşımının kesilmesi amacı ile davası açılan yakalamalı sanık ...'un yakalama halinin devamına, yakalandığında zorunlu müdafii atanmasına karar verilmiştir. 05.10.2011, 16.01.2012, 26.03.2012, 25.06.2012, 07.11.2012, 26.03.2013, 25.06.2013, 03.10.2013, 13.12.2013 (12.12.2013 tarihinde duruşma bırakılmış ise de dosyanın duruşma kaçağı olduğu anlaşılmakla 13.12.2013 tarihinde duruşması yapılmıştır.), 25.02.2014 tarihli duruşmalarda sanığın yakalama emrinin infazının beklenilmesine karar verilmiştir. İstanbul 15.Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2014 tarih, 2011/41 esas ve 2014/51 sayılı devir kararı ile 6352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi ile görevlendirilen mahkemenin 6526 sayılı Kanunun 1. maddesi uyarınca kaldırıldığı aynı kanun hükmü uyarınca dosyaların görevli mahkemeye devredilmesi hüküm altına alındığından, dosyanın görev ve yetkili İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine devrine devredilmesine karar verilmiştir. İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2014 tarihli kesinleşme şerhinde kararın, kanun yolu kapalı bulunduğundan, 11.03.2014 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir. 10.03.2014 tarihli müzekkere ve eki ile de dosya İstanbul Anadolu Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 19.03.2014 tarihli yazısı ile dosya UYAP sisteminden yapılan otomatik tevzii ile 2014/102 esasına kayıt alan mahkeme olan İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Bu yargılama sürecinde ise, yeniden duruşma numarası verilerek 24.06.2014 tarihinde birinci celsenin yapıldığı, 5271 sayılı CMK'nın 94 maddesindeki yasal değişiklik dikkate alınarak sanık hakkındaki yakalama kararının kaldırılmasına, tüm araştırmalara rağmen adresinin tespit edilememiş, kendisine ulaşılamamış olması nedeniyle savunması ve CMK 231. maddesi uyarınca beyanı alınıp serbest bırakılmak üzere, CMK'nın 196/2 maddesindeki talimat yasağı da dikkate alınarak, CMK'nın 199-94 maddeleri gereğince yakalama kararı çıkarılmasına karar verilmiştir. 16.10.2014, 03.02.2015, 16.04.2015, 14.07.2015, 16.11.2015, 18.02.2016, 24.05.2016 ve 27.10.2016 tarihlerinde yapılan duruşmalarda yakalama emrinin infazı beklenilmiş, 18.02.2016 tarihli 8. duruşmasında sanık hakkında ki yakalama emrinin infaz edilemediği ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 12.02.2016 tarihli yazısı ile Hollanda güvenlik birimleri tarafından Hollanda Göç ve Vatandaşlık Hizmetlerine intikal ettirilen bir rapora istinaden Schengen alanında istenmeyen kişi ilan edildiğinin bildirilmesi nedeni ile yapılan talebin değerlendirilerek, talepte belirtilen usulü hususlara dikkat edilmek suretiyle sanığın iadesinin istenmesine, yakalama emrinin ise devamı ile infazının beklenilmesine karar verilmiş, 24.05.2016 tarihli duruşmada ise sanık hakkında Eminyet Genel Müdürlüğü'nün 16.03.2016 tarihli yazısı uyarınca uluslararası seviyede kırmızı bülten ile aranmasının temini için kırmızı bülten formu doldurularak gönderilmesine karar verilmiş, 26.07.2016 tarihli ara karar ile sanık ... hakkında 2014/102 esas sayılı dosyasından çıkarılan kırmızı bülten formu ile ilgili olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosunun 15/07/2016 tarih ve B.M. 2015/1983 sayılı yazısı gereği hakkında 09.04.2014 tarih, 2014/102 esas sayılı CMK'nın 98 maddesine göre çıkartılan yakalama emrinin kaldırılarak, CMK 94. maddesi gereğince yakalama müzekkeresi düzenlenmesine karar verilmiş, 27.10.2016 tarihli 10. duruşmada sanık hakkında çıkarılan yakalama emrinin kaldırılmasına ve Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün yazısı gereği yeniden CMK'nın 100. maddesi uyarınca tutuklamaya yönelik hakkında yakalama emri çıkarılmasına karar verilmiş, 2511.2016 tarihli yakalama emrinde "yoklukta tutuklama (CMK 248)" bilgisinin yazıldığı görülmüştür. 31.01.2017 ve 15.06.2017 tarihli duruşmalarla ise çıkartılan kırmızı bültenin infazı beklenilmiştir. 14.11.2016 tarih ve 2014/102 esas sayılı ara karar ile sanık hakkında çıkarılan kırmızı bülten formu ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 03.08.2016 tarihli, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Bakanlık Muhabere Bürosunun ise 03.08.2016 tarih ve B.M. 2015/1983 sayılı yazıları ile yapılan talebe istinaden sanık hakkında devam eden 2014/102 esas sayılı yakalama emrinin kaldırılmasına ve CMK'nın 100.maddesi uyarınca tutuklanmaya yönelik olarak CMK'nın 199 ve 94 maddeleri gereğince yakalama kararı çıkarılmasına karar verilmiştir. 30.11.2017 tarihli duruşmada kırmızı bültenin infaz edilemediğinden kaldırılmasına karar verilmiş, Cumhuriyet savcısının sanık hakkında terör örgütü üyesi olmak suçundan kamu davası açılmışsa da üzerine atılı suçun suç tarihi itibariyle 765 sayılı TCK'nın 168/2 maddesine uyan suçu oluşturduğu, bu suçun zaman aşımı süresinin 765 sayılı TCK'nın 102/3, 104/2 maddesinde belirlenen 15 yıl olduğu dolayısıyla atılı suça ilişkin olağan üstü zaman aşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşıldığından düşme kararı verilmesine ilişkin mütalaası sonrası tefhim olunan hükümle de davanın CMK'nun 223/8 maddesi gereğince düşürülmesine, Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verilmiştir. Bu kapsamda tefhim olunan hüküm belirtildiği şekli ile; "1- Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan kamu davasında suç tarihi itibari ile 765 Sayılı TCK'nın 102/3, 104/2 maddesi anlamında olağanüstü dava zaman aşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının CMK'nın 223/8 maddesi gereğince düşürülmesine. 2- Dosya ile ilgili yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına Dair, sanığın yokluğunda, iddia makamının huzurunda, kararın tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde... Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olarak talebe uygun ve oy birliğiyle verilen karar..." şeklindedir. Kovuşturma sürecinde verilen ara kararlar doğrultusunda temin edilen belge ve bilgilerde ise özetle; süreçte sanık hakkında beyanda bulundukları belirtilen şahıslar hakkında yapılan araştırma neticesinde; 17.07.2014 tarihli İl Emniyet Müdürlüğü yazısı ile 22.12.2002 tarihli ifadesinden dolayı ...'ya İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin 2002/394 esasına kayden dava açıldığı; ....'ın 08.11.1999 tarihli ifadesine İstanbul 5 Nolu Güvenlik Mahkemesinin 1999/2497 hazırlık, Murat Kaya'nın 09.11.1999 tarihli ifadesine 5 Nolu Güvenlik Mahkemesinin 1999/2497 soruşturma, Vedat Düşküner 09.04.2001 tarihli ifadesine ise Devlet Güvenlik Mahkemesinin 2001/879 hazırlık numaralarının verildiği bildirilmiş, Ali Koca ile ilgili İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2000/151 esas sayılı dosyası celp edilip fotokopisi alınmıştır. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.04.2009 tarih, 2000/151 esas ve 2009/86 sayılı gerekçeli kararı ile eki belgelerde sanıklar arasında ismi yer almayan ...'un adının bir kısım ifadelerde geçtiği; ayrıca, süreçte Emniyet Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakil Bürosunca Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazılar ve eklerinde yer alan belge içeriklerinde özetle; sanığın Hollanda'da bulunduğu, Hollanda Göç ve Vatandaşlık Hizmetleri'ne intikal ettirilen bir rapora istinaden Schengen alanında istenmeyen kişi ilan edildiği, 13/01/2016 tarihi itibariyle Schengen Bilgi Sistemine istenmeyen kişi olarak kaydedildiği, daha sonra ki tarihli yazılarda ise sanığın örgüt lideri olan Dursun Karataş'ın 11.08.2008 tarihinde ölümünden dolayı Hollanda'ya gittiği, terör örgütünün halen İngiltere'de sorumluluğunu yürüttüğüne dair istihbari bilgilerin bulunduğunun belirtildiği, İngiltere yetkili makamlarına yönelik tanzim edilen kırmızı bülten formlarında da suç tarihinin 2000 veya 2011 yılı ve öncesi, dava zamanaşımı tarihlerinin ise 2026 yahut 12.10.2031 yılı olarak işlendiği görülmüştür. İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2017 tarih, 2014/102 esas, 2017/478 karar sayılı, başlık kısmında suç tarihinin 2000 yılı olduğu belirtilen kararının gerekçesi özetle ve belirtildiği şekli ile; "...Her ne kadar sanığın iddianamede belirtilen diğer örgüt mensuplarının anlatımları ile sanığın 1998-2000 yılları arasında DHKP/C terör örgütü lehine faaliyet göstermekte olduğunu gösterdiğinden bahisle kamu davası açılmış ise de; dosya kapsamına göre sanığın 2000 yılından sonra terör örgütüne üyeliğinin devam ettiğine ilşikin delil bulunmadığı şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince temadinin 2000 yılında kesildiğinin kabulü gerekmektedir. Sanığın üzerine atılı suç tarihi itibariyle 765 sayılı yasa yürürlükte olup lehe-aleyhe yasa değerlendirmesi yapmak gerekmiştir. 765 sayılı kanun uygulandığında ...Son suç tarihinin 2000 yılının olması nedeniyle olağan üstü zamanaşımı süresi olan 15 yıllık sürenin 2015 yılında dolduğu anlaşılmıştır. 5237 sayılı kanun uygulandığında ...Son suç tarihinin 2000 yılının olması nedeniyle olağan üstü zamanaşımı süresi olan 22 yıl 6 aylık sürenin 2022 yılında dolacağı anlaşılmıştır. Bu nedenlerle 765 sayılı kanun sanık lehine olduğu anlaşılmakla zamanaşımı süresi dolduğundan sanık hakkında düşürülmesine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindedir. Karar sanığın nüfus kaydında yerleşim yeri ve 25.11.2017 tarihli adres araştırmasında da mernis adresi olarak belirtilen adresine gönderilmiş; tebliğ imkansızlığı nedeni ile Teb K 21/2 maddesi gereği mahalle muhtarına tebliğ edilip, kapısına 2 nolu haber kağıdı yapıştırılarak 15.12.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mahkemenin 27.12.2017 tarihli kesinleşme şerhinde kararın temyiz edilmeden 25.12.2017 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir. HSK Başmüfettişliğinin 25.06.2021 tarihli yazısı ile İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığından, silahlı terör örgütüne katılması nedeni ile 12.10.2011 tarihli iddianame tanzim edilen, kovuşturma aşamasında yakalanamaması nedeni ile savunmasının alınamadığı sanığa atılı suç olan silahlı örgüt üyeliğinin temadi eden suçlardan olduğu, yakalanamayan sanık hakkında kamu davasının açılması ile temadinin kesintiye uğrayacağı ve bu nedenle zamanaşımı süresinin iddianamenin düzenlendiği tarih olan 12.10.2011 tarihinde başlayacağı gözetilmeden, zaman aşımı süresinin 2000 tarihinden başlatılmasının 765 sayılı TCK'nın 104 maddesine aykırı görüldüğünden, kesinleşen kararın bozulması için 5271 sayılı CMK'nın 309 maddesince kanun yararına bozma yoluna gidilmesi ihbar olunmuştur. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2021 tarihli yazısı ile; sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiası ve bu eylemine uyan TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5 ve TCK'nın 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, sanığın aşamalarda yakalanamadığı, bu nedenle savunmasının alınamadığı, sanığın üzerine atılı suçun temadi eden suçlardan olduğu, yakalanamayan sanık hakkında kamu davası açılması ile birlikte temadinin kesintiye uğradığı, zamanaşımı süresinin iddianamenin tanzim edildiği 12.10.2011 tarihinde başlayacağı ve bu haliyle zamanaşımı yönünden gözetilmesi gereken maddelerin 5237 sayılı TCK'nın 66/1-d ve 67/4 maddeleri olduğu, anılan yasaya göre de zamanaşımı süresinin dolmadığı, dolayısı ile sanık hakkındaki davanın düşürülmesine dair İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2017 tarih, 2014/102 esas, 2017/478 sayılı kesinleşen kararının kanun yararına bozulması hususunda ihbar ve görüşte bulunulmuştur. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 17.11.2021 tarih ve 94660652- 105-34-14020-2021-Kyb sayılı yazısı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/11/2017 tarihli ve 2014/102 esas, 2017/478 sayılı kararının bozulması istenilmiştir. UYAP sisteminde yapılan sorgulamada; İstanbul 6.Ağır Ceza Mahkemesinin 05.11.2010 tarih ve 2001/189 esas, 2010/416 karar sayılı ilamı ile resmi belgede sahtecilik suçundan sanık hakkında açılan davanın, sanığın 17.01.2002 tarihinde gıyabında tutuklandığı tarihten bu yana geçen sürede 5237 sayılı yasada atılı suça öngörülen 8 yıllık asli zamanaşımı süresinin dolduğundan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesi gereği düşürülmesine karar verildiği görülmüştür. III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık hakkında olağanüstü zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile verilen düşme kararında hukuka aykırılık bulunup bulunmadığı hususundadır. IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME: İlgili mevzuat şöyledir; A-) 5237 sayılı TCK'nın Dava zamanaşımı Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer. (2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer. (3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur. (4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır. (5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8 md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar. (6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. (7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz. Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi Madde 67- (1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hallerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur. (2) Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, dava zamanaşımı kesilir. (3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar. Silahlı örgüt Madde 314- (1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. (3) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır. B-) 3713 sayılı TMK'nın Terör suçları Madde 3 – (Değişik: 29/6/2006-5532/2 md.) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır. Cezaların artırılması Madde 5 – (Değişik: 29/6/2006-5532/4 md.) 3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Suçun, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması dolayısıyla ilgili maddesinde cezasının artırılması öngörülmüşse; sadece bu madde hükmüne göre cezada artırım yapılır. Ancak, yapılacak artırım, cezanın üçte ikisinden az olamaz. (Ek fıkra: 22/7/2010 - 6008/4 md.) Bu madde hükümleri çocuklar hakkında uygulanmaz. C-) 765 sayılı TCK'nın Madde 168 - (Değişik madde RGT: 22.01.1983 RG NO: 17936 Kanun no: 2787/11) Her kim, 125, 131, 146, 147, 149 ve 156. ncı maddelerde yazılı cürümleri işlemek için silahlı cemiyet ve çete teşkil eder yahut böyle bir cemiyet ve çetede amirliği ve kumandayı ve hususi bir vazifeyi haiz olursa onbeş seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezasına mahkum olur. Cemiyet ve çetenin sair efradı on yıldan onbeş yıla kadar ağır hapisle cezalandırılır. Madde 102- (Değişik madde:29/06/1938 - 3531/1 md.) Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası: 1- Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis (Değişik ibare Kanun no:5218/1 RGT:21.07.2004 RG no: 25529) ve müebbed ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmi sene, 2- Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkat ağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene, 3 - Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene, 4- Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapis veya hapis yahud sürgün veya hidematı ammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzim cürümlerde beş sene, 5 - Bir aydan ziyade hafif hapis veya otuz liradan ziyade hafif para cezasını müstelzim fiillerde iki sene, 6- Bundan evvelki bendlerde beyan olunan mikdardan aşağı cezaları müstelzim kabahatlerde altı ay geçmesile ortadan kalkar. Bu kanunun ikinci kitabının birinci babında yazılı ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis (Değişik ibare Kanun no:5218/1 RGT:21.07.2004 RG no:25529) veya müebbed yahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerin yurd dışında işlenmesi halinde dava müruru zamanı yoktur. Madde 103. Müruru zamanın başlangıcı tamamiyle icra olunmuş cürüm ve kabahatler hakkında fiilin vukuu gününden ve teşebbüs olunan veya icra ve ikmal olunamayan cürümler hakkında son fiilin işlendiği tarihten ve mutemadi ve müteselsil cürümler hakkında dahi temadi ve teselsülün bittiği günden itibar olunur. Madde 104. (Değişik madde:11/06/1936 - 3038/1 md.) Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyet hükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisi tarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir. Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yeniden işlemeğe başlar. Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz. Uyuşmazlığa izahında şu bilgilerin belirtilmesinde fayda bulunmaktadır. Dairemizce de benimsenen, öğretide ekseriyetle kabul gören yerleşik yargısal kararlara göre, örgütü yönetmek ya da örgüte üye olmak suçları mütemadi (kesintisiz) suçlardandır. Yani fiilin icrası süreklilik arz eder. Bu suçlarda örgüt hiyerarşisine dahil olup faaliyetlere başlanmakla suç tamamlanmıştır. Ancak fiilin icrası devam ettiği müddetçe fiilin ifade ettiği haksızlık da süreceğinden suç işlenmeye devam edecektir. Failin kendi isteğiyle ya da irade dışı olarak örgütten ayrılması halinde suç bitmiş olacaktır. Mütemadi suçların tamamlanmasıyla bitmesi aynı anlamı taşımamaktadır. Mütemadi suçların ceza ve muhakeme hukuku bakımından önemli sonuçları mevcuttur. Bu bağlamda; Ceza hukuku bakımından suça teşebbüs fiilin bitmesine kadar değil tamamlanmasına kadar mümkündür. İştirak ise bitinceye kadar gerçekleşebilir. Suç işlenmeye devam ettiğinden, koşulları varsa meşru savunma hükümleri uygulanabilir. Uygulanacak ceza hükümleri bakımından temadinin bittiği tarih esas alınmalıdır. Yine kusur yeteneği ve yaş küçüklüğü bitiş tarihine göre tayin edilir. Muhakeme hukuku bakımından ise, zamanaşımı, yetkili mahkeme ve şikayet süresi temadinin bitişine göre değerlendirilecektir. Ancak suçun mütemadi niteliği, kural olarak görevli mahkemenin belirlenmesi ya da kovuşturma usulünün tespiti bağlamında bir özellik taşımaz. Örgüt üyeliği temadi eden suçlardan olması nedeniyle hukuki ve fiili kesintiyle sona erecektir. Diğer taraftan, TCK'nın 66. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça kamu davasının maddede yazılı sürelerin geçmesiyle düşeceği düzenlenmiş, aynı maddenin birinci fıkrasının d bendinde beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda, sürenin onbeş yıl olduğu, 3. fıkrasında dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hallerinin göz önünde bulundurulacağı, 6. fıkrasında kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği günden itibaren işlemeye başlayacağı, 7. fıkrasında Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmayacağı; TCK'nın 67.maddesinde ise dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlayacağı, zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlayacağı ve kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayacağı belirtilmiştir. Benzer düzenleme, 765 sayılı TCK'nın 102/2 maddesinde de bulunmakla birlikte, suçun, 3713 sayılı TMK'nın 3. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak terör suçları arasında yer alması nedeni ile belirlenecek hapis cezasının, 3713 sayılı Kanunun 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırılmasında zorunluluk bulunduğu, Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı suçlardan olduğu, yazılı cezanın üst sınırı nazara alındığında yurt içinde mi yoksa yurt dışında mı işlendiğinin de göz önünde bulundurulması gereklidir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; DHKP/C silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yargılanan ve safahatta yakalanıp ifadesine başvurulamayan sanığın, 1998 - 2000 yılları arasında gerçekleştirdiği örgütsel faaliyetlerden sonra yurt içinde bilinen adresinden ulaşılamadığı gibi örgütsel faaliyetlerinin devam edip etmediği hususunda da somut olgulara dayanan bir tespite yer verilmediğine göre suç tarihinin 2000 yılı olarak kabulü ile olağanüstü dava zaman aşımının gerçekleştiğine ilişkin gerekçede bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte, kovuşturma aşamasında sanığın İngiltere ve Hollanda ülkelerinde anılan örgüt adına faaliyetlerde bulunduğu yönündeki istihbari bilgilerle ilgili olarak, bu bilgilerin dayandığı somut olay ve olgulara ilişkin yetkili merciler nezdinde araştırmalar yapıldıktan sonra sanığın yurt dışında örgütsel faaliyetlerine devam ettiğinin belirlenmesi halinde mülga 765 sayılı TCK'nın 102/son ve mer'i 5237 sayılı TCK'nın 66/7 maddeleri gereğince dava hakkında zaman aşımı hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmeden eksik araştırmaya istinaden yazılı şekilde hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmamaktadır. V-SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen 30.12.2021 tarih ve 2021/144718 sayılı tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran sonuç itibari ile yerinde görüldüğünden İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli 2014/102 esas, 2017/478 sayılı kararının CMK'nın 309/4-c maddesi uyarınca, yeniden yargılanmamak ve aleyhe sonuç doğurmamak üzere BOZULMASINA, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2022/1390 E., 2022/3200 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
yazısı ile 2018/10273 soruşturma sayılı dosyada; şüphelinin çağrı üzerine savcılığa gelmediği ve kendisine çağrı yapılamadığı, tüm aramalara rağmen kendisine de ulaşılamadığı belirtilerek, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında 5271 sayılı CMK’nın 94. maddesi uyarınca ifadesinin alınmasına yönelik yakalama emri düzenlenmesi, Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden talep edilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2022/1390 E.  ,  2022/3200 K. "İçtihat Metni" I- TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.12.2021 tarih ve 2021/144817 sayılı yazısı ile; silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/02/2020 tarihli ve 2018/10273 soruşturma, 2020/1362 esas, 2020/212 sayılı iddianamenin iadesine dair Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2020 tarihli ve 2020/35 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/03/2020 tarihli ve 2020/45 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 karar sayılı ilâmında, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddî gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikâyete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkânının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere, Somut olayda Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesince, şüphelinin ifadesi alınmadan iddianame düzenlendiğinden bahisle, iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, nitekim Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 25/10/2018 tarihli ve 2018/2882 değişik iş kararı ile şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verildiği, yakalama için makul bir süre beklenildiği ve şüphelinin silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, iddianamenin iadesi sebepleri arasında şüphelilerin savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 23/11/2021 gün ve 94660652-105-46-20869-2021-Kyb sayılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak, Dairemize gönderilmiştir. II- OLAY; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının tespiti ile şehir yapılanmasının deşifre edilmesine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde süreçte il imamı, bölge imamı, eyalet imamı vs... gibi görevlerde bulunduklarını beyan eden şahısların da aralarında bulunduğu anlaşılan ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediklerini beyan eden çok sayıda şüphelinin ifade ve teşhislerinde özetle, ... kod adı ile Kahramanmaraş ilinde küçük bölge imamı, büyük bölge imamı, bölge imamı, eyalet imamı, esnaf sorumlusu vs...gibi görevlerde bulunduğu, atama ile çeşitli il ve bölgelere gönderildiği, gezileri organize ettiğine dair hakkında beyanlarda bulunulan, muhtelif ihbar tutanaklarında adı geçen, aynı suçtan haklarında işlem yapılan kişilerle birlikte yurt dışına çıkış ve otel konaklama kayıtlarına rastlandığı, çocuğunu örgütle iltisaklı okula gönderdiği, Bank Asya'da artan hesap hareketlerinin bulunduğu ayrıca 2015/10818 sayılı soruşturma evrakı kapsamında örgüt mensuplarınca 2014 yılında adliye önünde gerçekleştirilen eylemde yer aldığı yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararı ile gönderilen soruşturma dosyalarına konu evraklarda ise Gürcistan'da bulunan örgütle iltisaklı bir okula bağışta bulunduğu ve en son Malatya ilinde faaliyet gösteren pansiyonda çalıştığı ve ikamet ettiği tespit edilen şüpheli ... hakkında; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturmalara matuf Kahramanmaraş, Malatya ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında ortaya çıkan yetki uyuşmazlıkları sonrası verilen merci kararlarına istinaden Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütülmüştür. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/10818 sayılı soruşturması kapsamında tanzim olunan 31.05.2017 tarihli kolluk fezlekesi içeriğinde belirtilen ve eki evraklarda yer alan 30.08.2018 tarihli ikamet arama tutanağına göre yakalanması amacıyla 2. Sulh Ceza Hakimliğinden alınan 2016/1814 D.iş nolu arama ve el koyma kararına istinaden 30.08.2016 tarihinde şüphelinin ikametinde yapılan aramada, kimsenin olmadığı tespit edilmiş ayrıca aramada herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmamıştır. Fezlekede il sınırları içerisinde yakalanmasına yönelik değişik tarihlerde yapılan çalışmalarda yakalanamadığı belirtilen şüphelinin, soruşturmanın devamı sürecinde, daha sonraki tarihlerde yurtiçi veya yurt dışında olup olmadığının, yurtiçinde bulunması halinde adresinin tespit edilip, yakalanmasına yönelik verilen talimatlara istinaden yapılan araştırmalara dair tanzim olunan kolluk tutanaklarda da özetle; yaklaşık iki ay öncesinde izne ayrıldığını belirterek Maraş ilinde bulunan ikametinden ayrıldığı ve bir daha dönmediğine dair bilgilerin elde edildiği, son güncel adresinin Malatya ilinde olduğu, çok sayıda yurt dışı giriş ve çıkış kaydının bulunduğu ve en son kaydının 16.04.2016 tarihinde giriş şeklinde olduğu, araştırmalar neticesinde yakalanmasının mümkün olmadığı, çalışmaların devam ettiğinin belirtildiği görülmüştür. Safhalarda, İçişleri Bakanlığının 25.09.2017 tarihli ve 149783 sayılı yazısını ilgi tutan Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 12.10.2017 tarihli yazısı ile yetkisizlik kararı ile gönderilmesine müteakip 2017/13287 soruşturma sayısına kayıt edilen dosya kapsamında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığından; özetle, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/10818 soruşturmasında firari olduğu ancak; UYAP kayıtlarında herhangi bir arama kaydının bulunmadığı, Ankara C. Başsavcılığında da derdest dosyasının bulunduğu anlaşılan ve yetkisizlik kararı ile dosyasının gönderildiği bildirilen şüphelinin aranmasına devam edilip edilmediğinin tespiti ile iade talebinde bulunulup bulunulmayacağı hususunun bildirilmesi, talep edilmesi halinde de ilgili evrakların düzenlenerek gönderilmesi istenilmiştir. Süreçte yetki uyuşmazlıklarına konu olan dosyada, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2020 tarih, 2018/10273 soruşturma sayılı yazısı ile şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmanın tamamlanmadığı, kırmızı bülten çıkartılması veya iade edilmesi hususunun soruşturmanın tamamlanmasına müteakip talep edilmesinin düşünüldüğü, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakli Bürosuna bildirilmiştir. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 24.10.2018 tarihli yazısı ile 2018/10273 soruşturma sayılı dosyada; şüphelinin çağrı üzerine savcılığa gelmediği ve kendisine çağrı yapılamadığı, tüm aramalara rağmen kendisine de ulaşılamadığı belirtilerek, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında 5271 sayılı CMK’nın 94. maddesi uyarınca ifadesinin alınmasına yönelik yakalama emri düzenlenmesi, Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden talep edilmiştir. Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.10.2018 tarih, 2018/2882 D.İş sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma dosyasında şüphelinin tanzim edilen araştırma raporlarında adresinde bulunamadığının ve kendisine çağrı yapılamadığı anlaşıldığından, CMK' nın 98 ve 94 maddelerince uyarınca, hakkında yakalama emri çıkartılmasına karar verildiği belirtilerek, Cumhuriyet Başsavcılığının isteminin kabulü ile CMK’nın 98 ve 162. maddeleri gereğince yakalama emri çıkarılmasına, itiraz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Düzenlenen yakalama emrinde de silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ifadesinin alınmasına yönelik yakalama emri çıkartıldığı belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2020 tarih, 2018/10273 soruşturma ve 2020/212 id. nolu iddianamesi ile silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan, birleştirme talepli iddianame tanzim etme zorunluluğu hasıl olduğu belirtilerek, ifade ve teşhis tutanakları, yurt dışı çıkış kayıtları, bank asya kayıtları, sgk, otel konaklama, okul ve yurt kayıtları, yakalama kararı, kolluk tutanakları, örgüt şeması, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden gelen evrak, nüfus ve adli sicil kayıtları ile tüm soruşturma dosyası kapsamı delil gösterilmek sureti ile şüphelinin ilk olarak Kahramanmaraş ilinde Büyük Bölge sorumlusu olarak görev yaparken daha sonra örgüt içerisinde yükselerek eyalet imamı olduğu ve akabinde örgüt içi tayin ile Diyarbakır iline gönderildiği anlaşıldığından, tespit edilen eylemleriyle suç tarihlerinde örgüt yöneticisi olarak faaliyetlerinin bulunduğu iddiası ile 5237 sayılı TCK'nın 314/1, 53/1, 58/9 ve 3713 sayılı TMK'nın 5/1 maddelerince cezalandırılması istenilmiştir. İddianame anlatımında özetle; silahlı terör örgütü tarafından örgüt içerisinde Küçük Bölge İmamı, Büyük Bölge İmamı, Bölge İmamı, Eyalet İmamı gibi üst düzeyde sorumlu görev aldığı ve örgüt tarafından çeşitli il ve bölgelere gönderilerek imamlık yaptırıldığına dair bir çok beyan, teşhis ve araştırma tutanağına binaen şüpheli hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan soruşturmaya başlandığı belirtilerek, ... Kod adı ile mütevelli bölge imamlığı, il bölge imamlığı, esnaf sorumluluğu, Kahramanmaraş Büyük Bölge abisi, Kahramanmaraş eyalet abisi, Büyük Bölge sorumlusu gibi üst düzeyde örgüt içerisinde bulunduğu hususunda hakkında verilen ifadelerle, teşhislere; tespit edilen eylemleri ile örgütle irtibatına dair diğer delillere yer verilmek sureti ile, şüphelinin ikameti Malatya'da olduğundan soruşturma ve kovuşturmada yetkili yerin bulunduğu yer adli makamları olduğu yönündeki Yargıtay kararlarına rağmen Elazığ Mahkemelerince verilen kesin kararlara istinaden soruşturmanın yürütüldüğü ve şüpheli hakkında iddianame tanzimi zorunluluğunun hasıl olduğu, yetkisizlik hususunu değerlendirmenin münhasıran mahkemeye ait olduğunun değerlendirildiği de ifade edilerek, iki yıldır yurt içinde yakalamalı olan şüpheli hakkında yakalama kararının infazının makul sürede beklenildiği, örgüt içinde üst düzey sorumlu olduğu, ülke genelinde bu denli üst düzey örgüt yöneticilerinin davalarının açıldığı ve derdest olduğu; uzun süren soruşturmaya rağmen davanın açılmamış olmasının veya mahkemelerce yakalamalı şahısların iddianamelerinin iade edilmesinin bu tür üst düzey örgüt yöneticileri bakımından uygulanması durumunda örgütle mücadelede zafiyete sebebiyet vereceği, her ne kadar terör suçlarının temadi eden suçlardan olduğu belirtilse de örgütte üst düzey görev yapan şüpheli açısından, hakkında çok sayıda delilin mevcudiyeti de dikkate alındığında temadinin kesilip kesilmemesinin hiç bir öneminin kalmadığının göz önünde bulundurulması gerektiğinin belirtildiği görülmüştür. UYAP sisteminde yapılan incelemede; iddianame, 25.02.2020 tarihinde elektronik olarak imzalanmıştır. Fiziki evraka göre ise 26.02.2020 tarihinde Cumhuriyet Başsavcısınca görüldüsü, 28.02.2020 tarihinde de mahkeme başkanınca havalesi yapılmıştır. Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2020 tarih ve 2020/35 iddianame değerlendirme nolu kararı ile 5271 sayılı CMK'nın 170/3, 4 maddelerine aykırı düzenlendiği kanaatiyle, CMK'nın 174/1-a maddesi gereğince iddianamenin iadesine, oy birliği ile itiraz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Kararda iade nedeni olarak özetle; şüphelinin soruşturma aşamasında ifadesinin alınmadığı, iddianamenin iadesi bağlamında mütemadi suçların diğer suçlara nazaran farklı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği, örgütü yönetmek ya da örgüte üye olma suçlarının mütemadi suçlardan olduğu, bu suçlarda örgüt hiyerarşisine dahil olup faaliyetlere başlanmakla suçun tamamlandığı, ancak fiilin icrası devam ettiği müddetçe, fiilin ifade ettiği haksızlık da süreceğinden suç işlenmeye devam edeceği, failin kendi isteği ile ya da iradesi dışında örgütten ayrılması halinde suçun bitmiş olacağı, muhakeme hukuku yönünden zamanaşımı ve yetkili mahkemenin temadinin bitişine göre değerlendirileceği ve örgüt üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olması nedeniyle hukuki ve fiili kesinti ile sona ereceği ve kesinti tarihinin de suç tarihi olacağı, mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresinin de işlemeye başlayacağı, bir taraftan suç işlenmeye devam ederken iddianame ile kamu davası açılması nedeniyle bu suçun dava zamanaşımına uğrama tehlikesinin ortaya çıkacağı, kamu davası açılması için yeterli delil bulunan hallerde savunma alınmaksızın dava açılmasına engel hal yok ise de; mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalamanın gerçekleşmediği durumda dava açılmasının bir yarar sağlamayacağı, yakalama ile fiili kesinti gerçekleştirilmemesi nedeniyle işlemeye devam edilen bir suçla ilgili olarak örgüt mensubu şüpheliler hakkında açılan kamu davasının sonuçlandırma imkanı bulunmadığından soruşturma evrakının Cumhuriyet Başsavcılığında değil mahkemede beklemesini sağlama dışında, usul ekonomisi bakımından bir fayda sağlamayacağı gibi yargılamanın makul sürede bitirilmesi ilkesinin de ihlal edileceği belirtilerek, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetici kadrosunda bulunduğu belirtilen şüpheli hakkında suç şüphesi oluşturabilecek düzeyde delil bulunduğu ve savunma alınmaksızın kamu davası açılabilecek ise de CMK'nın 247 ve devamı maddeleri gereğince "kaçaklık" kararı da verilmemiş olan şüphelinin, mütemadi suçlarda, temadinin ancak yakalanma ile kesileceği yönündeki yerleşik içtihatlar gözetilerek, ifadesi alınmadan iddianame düzenlenmesi nedeni ile iddianamenin iadesine karar verildiği belirtilmiştir. UYAP sisteminde yapılan incelemede; iade kararının, 04.03.2020 tarihinde elektronik olarak imzalandığı görülmüştür. Cumhuriyet savcısı, 09.03.2020 tarihinde iade kararına itirazda bulunulmuştur. İtiraz layihasında özetle; iddianame anlatımında belirtildiği gibi güncel mernis adresine nazaran yetkisizlik hususunda değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu ve iddianame tanzim etme zorunluluğunun hasıl olduğu, iki yıldır yurt içinde yakalamalı olmakla makul süre beklenilen şüphelinin örgüt içinde üst düzey sorumlu olduğu, uygulamada ülke genelinde benzer üst düzey örgüt yöneticilerine davaların açılmasına ve derdest bulunmasına istinaden, uzun süren soruşturmaya rağmen dava açılmaması veya yakalamalı olması nedeni ile iddianamenin iade edilmesinin özellikle bu tür üst düzey örgüt yöneticileri bakımından uygulanmasının örgütle mücadelede zafiyet yaratacağının değerlendirildiği, her ne kadar terör suçlarının temadi eden suçlardan olduğu belirtilse de toplanan çok sayıda delilin mevcudiyeti karşısında şüpheli açısından temadinin kesilip kesilmemesinin hiç bir öneminin kalmayacağının göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilerek iade kararının kaldırılması istenmiştir. Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.03.2020 tarih ve 2020/35 iddianame değerlendirme nolu kararı ile verilen iade kararında bir isabetsizlik bulunmadığından itirazın reddi ile dosyanın ve eklerinin itiraz mercii olan Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2020 tarih ve 2020/45 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine, oy birliği ile kesin olarak karar verilmiştir. Kararda özetle, Cumhuriyet savcısının iade şartları oluşmadığından itirazın kabulüne dair mütalaasına aykırı olarak, Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin itiraz kararında belirtilen eksiklikler yerine getirildikten sonra iddianamenin düzenlenmesi gerektiği anlaşıldığından, itirazın reddedildiği belirtilmiştir. Soruşturma evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/5924 soruşturma numarasına kaydedilmiştir. Süreçte dosya içeriğine, şüphelinin Ömer Güney adına tespiti yapılan hatlardan bylock programını kullandığına dair soruşturma evrakının ve hakkında örgütle irtibatına dair başkaca ifadelerin gönderildiği görülmüştür. Şüphelinin yakalanmasına yönelik süreçte tanzim olunan kolluk tutanaklarında ise yapılan çalışmalarda yakalanmasının mümkün olmadığı, mernis kaydının Malatya ilinde olduğu, Kahramanmaraş ili dahilinde kalabileceği veya saklanabileceği herhangi bir adresin olmadığı, şahsın ve ailesinin son bir yıl içerisinde polnet sisteminde hastane ve eczane kayıtlarının olmadığı, mernis kontrollerinde 07/04/2016 tarihinde Adana Havalimanından yurt dışına çıkışının olduğu, yurt içine girişinin ise olmadığının belirlendiği belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 03.12.2020 tarihli yazısı ile şüpheli hakkında kırmızı bülten çıkartılması hususunda gerekli evraklar düzenlenerek Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hüküm Nakli Bürosunun 24.12.2020 tarihli yazısı ile iade ve kırmızı bülten taleplerine ilişkin süreçlerin başlatılabilmesi için CMK'nın 100 veya 248/5 maddeleri uyarınca çıkarılmış bir yakalama müzekkeresinin düzenlenmesi ve bu kapsamda iade talepnamesi, kırmızı bülten talep formu ve dosya inceleme tutanağında gerekli güncellemenin yapılarak, kırmızı bülten evrakı içerisinde yer aldığı gibi CMK 94'e göre çıkartılacak ise de savunması alınmak üzere ve SEGBİS ifadelerinin çıkartılmasının uygun olacağı da belirtilmek sureti ile yakalama emri düzenlenmesi ve belirtilen diğer eksikliklerin ikmali sonrasında, yeniden düzenlenecek evrakların gönderilmesi istenilmiştir. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2021 tarih, 2020/5924 yakalama sayılı yazısı ile Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hüküm Nakli Bürosunun 21.12.2020 tarihli yazısı ilgi tutularak, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında soruşturma yürütülen şüpheli hakkında Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.10.2018 tarih ve 2018/2882 D.İş sayılı yakalama kararına istinaden talep edilen kırmızı bülten çıkartma talebinin ilgi sayılı yazı ile eksik hususlar olduğundan bahisle iade edildiğinden, ilgi de kayıtlı yazıda belirtildiği üzere şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK 100 veya 248/5 maddeleri uyarınca yakalama kararının düzenlenmesi, aksi halde CMK 94'e göre çıkartılacak yakalama kararından savunması alınmak üzere ve SEGBİS ifadelerinin çıkartılmasının istenildiği anlaşıldığından, şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK 100 veya 248/5 maddeleri uyarınca yakalama emri düzenlenmesi, aksi kanaatte ise CMK 94'e göre çıkartılacak yakalama kararından savunması alınmak üzere ve SEGBİS ifadelerinin çıkartılması suretiyle yakalama emri düzenlenmesine karar verilmesi talep olunmuştur. Kahramanmaraş 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.01.2021 tarih, 2021/476 D.İş sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK.nun 94.maddesi uyarınca tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenemeyeceği, CMK'nın 98.maddesine göre yakalama emri düzenlenebileceği, şüpheli hakkında çıkarılacak yakalama emri neticesinde savcılıkça hakimliğe tutuklama istemi ile sevkine müteakip yapılacak sorgu neticesinde tutuklama kararının verilip verilmeyeceği hususunun değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu, belirtilen kanun maddesi uyarınca şüpheli hakkında tutuklanmasına yönelik yakalama emri düzenlenemeyeceğinden istemin reddine karar verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2021 tarihli yazısı ile de şüpheli hakkında çıkartılan yakalama kararına ilişkin talebin Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince reddine yönelik karar verildiği, ancak diğer hususların yerine getirildiği ve düzenlenen evrakların gönderildiği belirtilerek, talebin bu haliyle değerlendirilmesinin mümkün olmaması halinde istinabe işlemlerine ilişkin uygulanacak iş ve işlemlerin bildirilmesi istenilmiştir. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 05.02.2021 tarihli yazısı ile konunun yargı yetkisi ve takdir hakkı dahilinde değerlendirilmesi keyfiyetinin talepte bulunan ilgili adli makama ait olmak üzere, bir şahıs hakkında kırmızı bülten ve iade talebinde bulunulabilmesi için, adı geçen hakkında CMK'nın 248. maddesinin 5. fıkrasına istinaden, CMK'nın 100 üncü maddesi uyarınca gıyabi tutuklama müzekkeresi düzenlenmesi, "savunmasının alınması", "SEGBİS vasıtasıyla ifadesinin alınması" ve "CMK'nın 94 üncü ve 98 inci maddesi uyarınca tutuklanması" ifadelerinin yer almadığı bir yakalama emrinin bulunması gerektiği, bu itibarla mevcut tutuklamaya yönelik yakalama emrine istinaden kırmızı bülten talebine yönelik evrak tanzimi ile iletilmesi; isnat edilen suçların vasfı ve mahiyeti imkan tanıyorsa, hakkında çıkarılan yakalama emirlerinin sadece ifadesinin alınmasına yönelik olması durumunda şahsın yurt dışı adresinin belli olması gözetilerek, adı geçenin savunmasının uluslararası adli yardımlaşma (istinabe) yoluyla alınmasının mümkün olduğu bildirilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2021 tarihli yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne, Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2020 tarih, 2020/35 id. değ. sayılı kararının kanun yararına bozulması ihbar ve görüşünde bulunulmuştur. Yazıda özetle; terör örgütü içerisinde eyalet imamı olarak örgütsel faaliyetler yürüttüğü tespit edilerek başlatılan ve yakalama emri düzenlenerek hakkında kırmızı bülten çıkartılması talebinde bulunulan devamında da 2018/10273 soruşturma sayılı dosyadan iddianame tanzim edilerek dava açılan şüpheliye yönelik tanzim olunan iddianamenin, mahkemece yakalamalı olan eyalet imamının savunmasının alınmaması nedeni ile iade edildiği ve buna ilişkin itirazın da mercii tarafından kesin olarak reddine karar verildiği, yaklaşık 2 yıldır yurt içinde yakalamalı olan ve makul süre beklenen, hakkında kırmızı bülten talebinde de bulunulan fakat sonuç alınamayan ayrıca; örgüt içinde üst düzey sorumlu olduğu ile ülke genelinde bu denli üst düzey örgüt yöneticilerinin davalarının açıldığı ve derdest olduğu ve de uzun süren soruşturmaya rağmen davasının açılmamış olmasının veya mahkemelerce yakalamalı olan şahısların iddianamelerinin iade edilmesinin özellikle bu tür üst düzey örgüt yöneticileri bakımından da uygulanmasının örgütle mücadelede zafiyet yaratacağından, her ne kadar terör suçlarının temadi eden suçlardan olduğu belirtilse de örgütte üst düzey görev yapmış olan şüpheli açısından delillerin çokluğu da dikkate alındığında temadinin kesilip kesilmemesinin hiç bir öneminin de kalmayacağının göz önünde bulundurulmaması nedeni iade kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kanun yararına bozulması istenmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/5924 soruşturma sayılı dosyasında yapılan adres sorgulamalarında, şüphelinin yurt dışı adresinde konsolosluk bilgisine yer verildiği görülmüştür. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 23/11/2021 tarih 94660652-105- 46-20869-2021-Kyb sayılı yazısı ile Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2020 tarih ve 2020/45 değişik iş sayılı kararının bozulması istenilmiştir. III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında ifadesi alınamadığından hakkında yakalama kararı çıkartılan şüphelinin silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan cezalandırılması istemi ile düzenlenen iddianamenin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174/1-a maddesi gereğince iade edilmesinde ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunup bulunmadığına ilişkindir. IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME: Konu ile ilgili yasal düzenlemeler şöyledir: 5271 sayılı CMK'nın Kamu davasını açma görevi Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. (3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede; a) Şüphelinin kimliği, b) Müdafii, c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi, e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği, f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği, g) Şikâyetin yapıldığı tarih, h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, j) Suçun delilleri, k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, gösterilir. (4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır. (5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür. (6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir. İddianamenin iadesi Madde 174 – (Değişik: 25/5/2005 - 5353/27 md.) (1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen, d) (Ek:17/10/2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. (2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez. (3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. (4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez. (5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir. Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde araştırılıp bulunmasıdır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. CMK’nın 160/1 maddesinde yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal” ifadesinden de anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesi, soyut bir izlenimle değil; suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıalar ile oluşur. Cumhuriyet savcısı, başlangıç şüphesinin olup olmadığını yani, suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıaların bulunup bulunmadığını değerlendirerek soruşturmaya başlayacaktır. Kısaca, başlangıç şüphesinin bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir (Veli Özbek, Nihat M. Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınlar, Ankara, 2011, sayfa 186 ve devamı). Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. "Yeterli şüphe", şüphelinin müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli olan şüphe derecesini ifade eder. Bu şüphenin, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delile dayanması gerektiğinde kuşku yoktur. Cumhuriyet savcısı topladığı delillerin iddianame düzenlemek için yeterli olup olmadığını takdir edecek, delilleri olaylarla ilişkilendirerek yeterli şüpheyi ortaya koyacaktır. Kamu davasının açılmasında yeterli şüpheden bahsedebilmede önemli olan, suçun işlendiğine yönelik tartışılabilirlik ve mahkûmiyetin ne derecede mümkün olabilirliğidir. Soruşturma aşamasında toplanan deliller sonucunda yeterli şüphenin oluşmaması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, yargılama aşamasında hakim veya mahkemece verilen kararlar ile kanun yolu aşamalarında delillerin hukuka uygunluk denetiminin yapılacağına dair düzenlemelerin yanı sıra; iddianamenin iadesi müessesesinin de delilin denetimine olanak tanıdığının kabulü gereklidir. Ancak Anayasanın 38, 5271 sayılı CMK'nın 206/2 maddelerindeki düzenlemeler kapsamında, bu olanağın çok geniş yorumlanmaması gerektiği CMK'nın 172/1 maddesinin doğal sonucudur. Şüphelinin savunmasının alınmasını zorunlu kılan açık bir hükme CMK’nın 170 ve 174. maddelerinde yer verilmemiştir. Ancak bu durum her koşulda savunma alınmadan dava açılabileceği şeklinde de yorumlanmamalıdır. Kural olarak mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır. Bir taraftan suç işlenmeye devam ederken iddianameyle kamu davası açılması nedeniyle bu suçun dava zamanaşımına uğrama tehlikesi ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan tamamlanan ancak bitmeyen mütemadi suçtan dolayı aynı sanık hakkında çok sayıda iddianame düzenlenebilecektir. Bu nedenle kamu davası açılması için yeterli delil bulunan hallerde savunma alınmaksızın dava açılmasına engel hal yok ise de, mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalamanın gerçekleşmediği durumda dava açılması bir yarar sağlamayacaktır. Ayrıca eksik soruşturma nedeniyle yeterince delil toplamadan açılan davalar beraatle sonuçlanabilecektir. Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlarda yeni delil ortaya çıkması halinde dava açma olanağı var ise de kesin hüküm halinde CMK 314. maddedeki sınırlı nedenlere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi mümkün olup,bu durum maddi gerçeğe ulaşmaya da engel oluşturacaktır. Terör suçlarında amaç suça elverişli araç suç işlenmesi halinde suç tarihi araç suçun işlendiği tarihtir. Bu nedenle mütemadi suçtan bahsetmek söz konusu değil ise de, örgütsel faaliyetlerinin devam ettiği dönemlerde aynı nitelikte suç işleme olanağı bulunduğundan yerleşik uygulamaya göre amaç suçtan ancak bir kez hüküm kurulması gerekliliği karşısında, yakalanmayan sanık hakkında kamu davası açılması usul ekonomisi bakımından fayda sağlamayacaktır. Ancak müsnet suçla ilgili olarak dava açmayı gerektiren yeterli şüphe oluşturacak somut delillerin ikame olunduğu ve fakat şüphelinin kaçması nedeni ile ifadesinin alınma imkanının bulunmadığı, hakkında çıkartılan yakalama emrinin üzerinden somut olaya özgü makul sürenin geçtiği anlaşılan durumlarda, özellikle "yargılamanın makul sürede tamamlanması" ilkesi kapsamında ikame olunan delillerin mahkemece de toplanmasını teminen iddianame düzenlenmesinin gerekebileceği de gözetilmelidir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, somut olayda; Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında atılı suçtan 25.10.2018 tarihinde hakkında yakalama emri düzenlenen ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak suçundan yurt içi ve yurt dışı örgütsel faaliyetlere katıldığı, ... kod adı ile Kahramanmaraş ilinde küçük bölge imamı, büyük bölge imamı, bölge imamı, eyalet imamı, esnaf sorumlusu vs...gibi görevlerde bulunduğu ve atama ile çeşitli il ve bölgelere gönderildiğine ilişkin hakkında suç şüphesi oluşturabilecek düzeyde delil ikame olunan şüphelinin, makul süre içerisinde yakalanamaması ve dosyadaki deliller gözönüne alınarak, itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından istemin kabulüne karar verilmiştir. V-SONUÇ VE KARAR: Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2020 tarih ve 2020/45 değişik iş sayılı kararının, CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde icrasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2022/20208 E., 2022/5494 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
ve ...'nun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı CMK'nın 94. maddesi uyarınca haklarında yakalama emri düzenlenmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
3. Ceza Dairesi         2022/20208 E.  ,  2022/5494 K. "İçtihat Metni" I-TALEP; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.03.2022 tarih ve 2022/25753 sayılı yazısı ile; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarındaki kamu davasının düşürülmesine dair ... Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/12/2017 tarihli ve 2016/196 esas, 2017/522 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 25/02/2019 tarihli ve 2018/4074 esas, 2019/1939 karar sayılı ilâmında "..suçun mütemadi niteliği, kural olarak görevli mahkemenin belirlenmesi ya da kovuşturma usulünün tespiti bağlamında bir özellik taşımaz. Örgüt üyeliği temadi eden suçlardan olması nedeniyle hukuki ve fiili kesintiyle sona erecektir. Kesinti tarihi suç tarihidir. Mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır.." şeklindeki açıklamaların yer aldığı, Dosya kapsamına göre, sanıklar hakkında kurulan hükümde, haklarında çıkarılan yakalama emirlerinin infaz edilemediği, suç tarihinin 2002 yılı olduğu ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/3 ve 104/2. maddelerine göre zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle düşme kararı verilmiş ise de, sanıklar haklarında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işledikleri iddiası ve bu eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2 ve 53/1. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları istemi ile kamu davası açıldığı, sanıkların soruşturma ve kovuşturma aşamalarında yakalanamadıkları, bu nedenle savunmalarının alınamadığı, sanıkların üzerine atılı suçun temadi eden suçlardan olduğu, yakalanamayan sanıklar hakkında kamu davası açılması ile birlikte temadinin kesintiye uğradığı, zamanaşımı süresinin iddianamenin tanzim edildiği 10/11/2015 tarihinde başlayacağı cihetle, zamanaşımı süresinin 11/12/2002 yılında başlatılması suretiyle, 765 sayılı Kanun'un 104. maddesine aykırı şekilde düşme kararı verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 15/02/2022 gün ve 94660652-105-34-14161-2021-kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir. II-OLAY; ... Kraliyet Savcılığının 14.04.2003 tarihli yazısı ile Terörizm Yasası 2000'in 11 ve 18. maddeleri kapsamında aynı Yasanın 2. maddesince de yasak bir örgüt olduğu kabul edilen Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi (DHKP-C) örgütüne üyelik ile bu örgüte destek ve para toplama suçlarından, Metropolitan Polisi, Anti-Terörist Şubesi... Yard, ... memurlarınca yürütülen bir ceza soruşturması ile ilgili olarak, ülkemiz yetkili makamlarından, ilgililer "İmam ..., ... İstanbullu ve ..." haklarında, adli yardım talebinde bulunulmuştur. Adli yardım talebinde özetle; Birleşik Krallık’ta bulunan DHKP-C eylemcilerine yönelik yapılan operasyon neticesinde ele geçen yazışmalardan örgütün enformasyon bürosu olduğu belirlenen, sanıkların bazılarının birlikte yakalandıkları bir adresinde aralarında bulunduğu adresler ve de mahalde yapılan aramalarda örgüte ait çok sayıda belge ve dijital materyalin, bağış kutusu ile listelerin, DHKP-C’nin Avrupa Örgütleri isimli bir kitapçığın ayrıca kutular içerisinde daha sonra adı Ekmek ve Adalet olarak değiştirilen Vatan dergisi nüshalarının ele geçirildiği, yakalananlar ..., ..., ... ..., ... O'Driscoll, ... ... ve ... adlı kişiler hakkında cezai kovuşturmanın başlatıldığı ve 11.12.2002 tarihinde tutuklandıkları ancak süreçte kefaletle salıverildikleri, yargılama için ise henüz mahkeme gününün belirlenmediği, aralarında örgütün uluslararası ilişkilerden sorumlu üç kişiden birisi olduğu belirtilen ... ile örgüt içerisinde para toplamak yahut Avrupa'dan İngiltereye dergi dağıtımında kurye olarak görevlendirilmek gibi örgütsel rolleri bulunduğu belirlenen diğer sanıkların özetle, ilgili kısımlarda; gelir durumları, örgüt adına toplanan paraları ...’de örgüte aktardıkları yahut ... dergisi Dış Haberler Editörüne gönderdikleri, Hollanda'nın ... kentinde bulunan DHKP-C merkezinde yapılan operasyonda bazıları adına İtalya sosyal sigorta kartlarının ele geçirildiği gibi bilgiler de belirtilerek; ...'de örgüt bünyesinde faaliyetlerde bulundukları, gelir durumları ile orantılı olmayan paraları ülkemize gönderdikleri tespit edildiğinden, ayrıntıları bildirilen gönderilen paraların ...'de teslim alınıp alınmadığının, bu paraların gönderildiği kişiler olan;..., ... İstanbullu ve de ...'nun örgüt bağlantılarına dair delillerin ayrıca 09.04.2003 tarihinde ...'da örgüte yönelik yapılan operasyona ilişkin bilgiler ile operasyonda yakalanan şahısların da sanıklarla bağlantıları noktasında gereken bilgi ve belgelerin temini, delillerin araştırılması hususunda iş birliği talebinde bulunulmuştur. Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü 15.05.2003 tarih ve 31418 sayılı yazısı ile ... DGM C. Başsavcılığından, adli yardım isteği konusunun ayrıca CMK'nın 153. maddesi uyarınca da gereğinin yapılmasını istemiştir. Süreçte ayrıca; Cumhuriyet Başsavcılığından, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 28.04.2003 tarihli yazısı ile özetle; İngiliz İnterpolünce "... ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ..." hakkında yürütülen tahkikata dair bilgiler verilerek, örgütün finanse edilmesine yardım ettikleri düşünülen bu şahıslardan yahut ev aramalarından elde edilerek tespit edilen telefon numaralarının liste halinde iletilip; yapılan araştırmanın, örgütün finansmanının tarzına ilişkin delillerin ..., ..., ... vb... bir çok ülkede bulunduğunu gösterdiği, edinilen bilgilerin kullanımının uygun olacağı değerlendirildiği bildirildiğinden; temin edilen telefon listesinden bilgi edinilmesi ve CMUK'un 153 maddesince gereğinin yapılması istenilmiştir. Yine, Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 15.01.2014 tarih, 3290 sayılı yazısı ile de C. Başsavcılığından, özetle; DHKP-C üyeliği, örgüte destek ve para toplama suçlarından yürütülen soruşturmaya dair ... Kraliyet Savcılığının 07.01.2004 tarihli istek mektubu ile ilgililer "..., ..., ... ..., ... ..., ... ..., ..." hakkında cezai kovuşturma başlatıldığı, 11.02.2002 tarihinde tutuklanan sonrasında da kefaletle serbest bırakılan bu şahısların 16.02.2004 tarihinde yargılanmasına başlanacağı ve yargılamada delil olabileceğinden isteme konu olduğu ve Cumhuriyet Başsavcılığınca da mahiyeti bilinen olaylara ilişkin bombalama raporları ile ...'a sağlanan bilgilerin ve de şahit beyanlarına ihtiyaç duyulduğuna ilişkin ekli evrakta yer alan bilgilerin evveliyata eklenmesi ile CMUK'nun 153. maddesi çerçevesinde kanuni gereğinin takdir ve ifası istenmiştir. ... DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, 10.02.2004 tarih ve 2004/251 hazırlık nolu müzekkere ile TEM Şube Müdürlüğünden, ...'de yasa dışı DHKP-C örgütü adına faaliyet yürüttükleri, yardım ve bağış topladıkları, topladıkları paraları ...'ye transfer ettikleri, bu işte ... Şubesini kullandıkları, telefon ve cep telefonları ile haberleştikleri, gönderilen paraları "İmam... ..., ... İstanbullu ve..." isimli şahısların çektiği anlaşıldığından, gerek ...'de yargılanan gerekse ...'de bankadan para çeken şahıslarla ilgili soruşturmanın yapılması, örgütsel faaliyetlerinin açığa çıkarılması, gerekirse istinabe yazılacağından kimliklerinin tespiti ile bu hususta bilgi verilmesi, yakalandıklarında soruşturma yapılarak adı geçenlerin mevcutlu olarak hazır bulundurulması istenmiştir. ... DGM Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.03.2004 tarih, 2004/251 hazırlık nolu yazısı ile de, ... 1 Nolu DGM Nöbetçi Yedek Üyeliğinden; 23.03.2004 tarihli TEM Şube Müdürlüğünün arama talebinin gönderildiği de belirtilerek; ...'ın yakalanabilmeleri, örgütle ilişkilerinin tespit edilmesi, örgüte ait olası belge ve dökumanlar ile sözü edilen banka dekontlarının ele geçirilip bunlara el konulması için gündüz vakti bir defaya belirtilen ikametlerinde,... yönünden ise İdil Kültür Merkezine ait belirtilen adresinde arama, el koyma kararı verilmesi istenmiştir. ... 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, 23.03.2004 tarih ve 2004/168 müteferrik kararı ile özetle; istem doğrultusunda, şüphelilerin yakalanabilmeleri, suç delillerinin elde edilmesi için arama yapılmasına ve el koyma işleminin yapılmasına karar vermiştir. 24.03.2004 tarihinde, şüphelilerden...ve ... yakalanarak gözaltına alınmış ve şüpheli sıfatı ile ifadeleri alınmıştır. 25.03.2004 tarihli fezlekeler ile de tahkikat evrakları Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Bu fezlekelerin içeriklerinde özetle; şüphelilerden ... ... ve ...’ün açık kimliklerinin tespiti ile yakalanmalarına, şüpheli...'in ise yakalama faaliyetine devam edildiği, diğer şüphelilerin kimlik tespitlerinin yapıldığı belirtilmiştir. 25.03.2004 tarihinde de Cumhuriyet Başsavcılığında yakalaması yapılan şüphelilerin, 2004/251 hazırlık nolu dosyadan ifadeleri alınmış ve akabinde üçü de serbest bırakılmıştır. 29.03.2004 tarihli Emniyet Müdürlüğü yazısı ile Cumhuriyet Başsavcılığından, DHKP-C silahlı terör örgütüne yardım ve yataklık etmek suçundan ...,...'nun Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edildikleri, 25.03.2004 tarihinde serbest bırakıldıkları ancak yürütülen tahkikat neticesinde örgüt içerisinde faaliyet gösteren ve sehven aramaya aldırılmayan...ile ...'nun da arama kayıtlarına aldırılmaları talep edilmiştir. Şüphelilerden ... Yorum üyesi oldukları belirtilen... ve ... ise 13.04.2004 tarihinde Elazığ'da verdikleri bir konser bitiminde yakalanmış; ifadelerinin teminine müteakip 14.04.2004 tarihinde salıverilmişlerdir. Aranma kaydı olan...'ın ise bulunmadığından yakalanamamıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı (5190 s.y ile yetkili), 19.07.2004 tarih ve 2004/251 hazırlık nolu yazısı ile TEM Şube Müdürlüğüne, başsavcılığın 5190 sayılı kanun ile yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı ünvanını aldığı bildirilerek, şüphelilerin yakalama çalışmalarına devam edilmesi ve yakalandıklarında savcılıkta hazır edilmeleri ayrıca 4 ayda bir tekide mahal olmadan evrak akibeti hakkında bilgi verilmesi istenmiştir. Emniyet Genel Müdürlüğü, 06.10.2005 tarihli yazısı ile Adalet Bakanlığından, ... Başkonsolosluğundan pasaport talebinde bulunan ve hakkında yakalama kararı da bulunan ...'in yurda avdetinin istenip istenilmeyeceği hususunun Dışişleri Bakanlığına bildirilmesi istenilmiş, yazıda ayrıca genel güvenlik bakımından yurt dışında kalmasında sakınca görülmeyen şahıs hakkında Adalet Bakanlığından alınacak cevaba göre pasaport talebine ilişkin talimatın verileceği belirtilmiştir. 18.10.2005 tarihli yazı ile Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, ... Cumhuriyet Başsavcılığından (CMK'nun 250 maddesi uyarınca yetkili) gerekli belge ve bilginin gönderilmesini istemiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2005 tarihli yazısı ile de ... Kraliyet Savcılığınca yapılan istinabe istemi üzerine başlatılan 2004/251 numaralı soruşturmanın halen devam ettiği, şüphelinin ...' de para gönderdiği şüphelilerin ifadelerinde suçlamayı kabul etmedikleri, ...'de başlatılan soruşturma kapsamında ele geçen delillerin de dosyada mevcut olmadığı, henüz soruşturma evrakında deliller olmadığından ve de suçun şüphelisi olan ...'in suçları ...'de işlemiş olduğu ve...da bulunması nedeni ile İngiliz makamlarının daha önce yapılan çeşitli yazışmalarda non bis in idem kuralı gereği ülkelerinde suç işleyen yabancıları iade etmedikleri bilindiğinden iadesinin talep edilmediği, bu nedenle yurda avdetinin talep edilmeyeceği, şahsın yurda dönmesi durumunda veya sınır dışı edilmesi halinde yakalanarak DHKP-C örgüt üyesi olmak suçundan ifadesinin alınacağı ve gerekli soruşturmanın yapılacağı bildirilmiştir. Kolluğun 03.02.2006 tarihli yazısına istinaden, ... Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK.250 madde ile yetkili) 14.02.2006 tarih, 2004/251 soruşturma nolu yazısı ile ... Emniyet Müdürlüğüne, Abdullah Armutlu, Abubekir Öztürk, İmam Berkpınar'ın ifadelerinde adı geçen ... ve ... adlı şahısların aranmasına yer olmadığı, yakalama çalışmalarına son verilmesi hususu bildirilmiştir. Süreçte, şüpheliler ..., ..., ... ..., ..., ... O' ..., ... ...'ın yakalama çalışmalarına devam edilmiştir. 24.12.2010 tarihinde, şüpheli ..., ...'dan gelerek Sabiha Gökçen Havalimanından giriş yaptığı esnada yakalanmıştır. Nüfus kaydında bekar olduğu belirtilen şüpheli Songül'ün üzerinde bulunduğunu belirttiği 12.780 İngiliz sterlin ise 25.12.2010 tarihli tutanağa göre nişanlısı ...'a rızası ile teslim etmiştir. 25.12.2010 tarihli teslim tesellüm tutanağında şüphelinin karakolda yapılan GBT sorgulamasında aranmadığı ancak tahdit kaydının bulunduğunun görülmesi üzerine yakalanıp Havalimanı Karakol Amirliğine teslim edildiği, TEM Şube Müdürlüğü görevlileri ile yapılan görüşme neticesinde de şahsın TEM Şube Müdürlüğü ekiplerine teslim edildiği belirtilmiştir. 25.12.2010 ve 26.12.2010 tarihli avukat görüşme tutanaklarına göre, belirtilen bu tarihlerde, gözaltına bulunduğu süreçte Av. Gürsel Demir ile görüştürülmüştür. Şüpheli ..., 26.12.2010 tarihinde, Av. ... eşliğinde ... TEM Şube Müdürlüğünde, 1995 yılından itibaren sürekli ikamet adresinin ...'de olduğunu, orada restoran işlettiğini ayrıca evlendiğini beyanla ifadesini vermiştir. 27.12.2020 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığında, Av. ... eşliğinde verdiği ifadesinde de kollukta verdiği ifadesinin doğru olduğunu belirtmiş ancak ikamet bilgisinde bu sefer ...'da bulunan bir adresi beyan etmiştir. müdafii ise şüphelinin nişanlısının ailesi ile tanışmak için ...'a geldiğini ve ...'de iş yerinin bulunduğunu, sabit ikametgah sahibi olduğunu beyan etmiştir. 04.01.2013 tarih ve 07.01.2013 havaleli dilekçesi ile Av. ... ..., şüpheli...'a ilişkin vekaletnamesini ibraz ederek, Cumhuriyet Başsavcılığından müvekkili hakkında GBT'sinde görülen kayıt nedeni ile duyulan rahatsızlıktan ötürü dosyanın incelenerek ... Emniyet Müdürlüğüne bilgi verilmesini talep etmiştir. 31.03.20013 tarih ve DHKP-C faaliyetleri konulu ... Emniyet Müdürlüğünün dağıtımlı yazısı ve eki belgelerle, dağıtım yerlerine; 08.01.2013 tarihinde ... ve ... illerinde DHKP-C Terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda yakalanan şahıslardan 55 kişinin tutuklanmasını protesto etmek amacı ile örgüt adına İngilterede faaliyet yürüten şahısların organizesinde 27.01.2013 tarihinde Londra'da düzenlenen yürüyüş ve basın açıklamasının örgütün yayın organı olan internet sitesinde yayınlanması üzerine görüntülerin incelenmesinde, toplanan gruba karşı şüpheli ...'in konuşma yaptığının tespit edildiği bildirilmiştir.. Basın açıklamasını okuyan kişinin ise ... olduğuna dair tespitte bulunulmuştur. ... Cumhuriyet Başsavcılığının (TMK'nın 10.maddesi ile görevli bölümü), 27.02.2013 tarih, 2004/251 soruşturma nolu ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ile şüphelilerin yurt dışında akrabaları bulunan şahısların kendilerine göndermiş olduğu paraları çektikleri, bu paraların terör örgütü adına çekildiği ve bu amaçla kullanıldığına dair soyut iddia dışında başkaca delil elde edilemediği, şüpheliler... ve ...'in ise ... yorum solisti oldukları, bu amaçla turnelere çıktıkları, silahlı terör örgütü adına eylemlere katıldıklarına, faaliyette bulunduklarına dair delil elde edilememesi nedeniyle, şüpheliler; "..., ... İstanbullu, ...ç..." hakkında, "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan kamu adına ek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Karar başlığında suç tarihi 2002 yılı olarak belirtilmiştir. Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar süreçte; ifadesi alınan şüphelilere ve şüpheli İmam Berkpınar vekiline tebliğe gönderilmiştir. ... Emniyet Müdürlüğü, 02.04.2013 tarihli yazı ile ... Cumhuriyet Başsavcılığına, 13.03.2013 tarihli yazıda adreslerinin araştırılması istenilen şüphelilerden; ...'nın ülkede bulunduğu süre içerisinde DHKP-C örgüt üyesi olarak ...'da faaliyet yürütmekte iken 06.12.1995 tarihinde ...'ye ailesinin yanına gittiği, ülkemizde ikamet bilgisinin bulunmadığı; ...'ün 1998 yılında legal yolla ülkeden ayrılarak ...'ye gittiği, ülkemizde ikamet bilgisinin bulunmadığı; ... ...' in 1995 yılında illegal yolla yurt dışına çıktığı, ...'de DHKP-C terör örgütü içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet yürüttüğü, ailesinin Kahramanmaraş ili... ilçesinde belirtilen adreste ikamet ettiği; ... ...'ın ...'de faaliyet yürüttüğü, ailesinin... ilçesinde belirtilen adreste ikamet ettiği; ...'ün ...'de faaliyet yürüttüğü, ailesinin savcılık ifadesinde belirtildiği görülen ... ilinde ki adreste ikamet ettiği bildirilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığının (TMK'nın 10.maddesi ile görevli bölümü), 03.03.2014 tarih ve 2004/251 soruşturma nolu yazısı ile kolluktan, ... adli makamları tarafından yapılan soruşturmada ..., ..., ... ..., ..., ... O' ..., ... ...'ın örgüt adına bağış adı altında para topladıkları ve örgüte destekte bulunmaları nedeni ile soruşturma açıldığı belirtilerek, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, şüpheliler hakkında fezleke düzenlenmesi istenilmiştir. Bu kapsamda hazırlanan 08.04.2014 tarihli fezlekede ise; ..., ...'ün ...'de bulundukları ve ülkede ikamet bilgilerinin bulunmadığı; ... ...'in ailesinin ikamet bilgisinin bulunduğu ayrıca ... Cumhuriyeti, ... Asliye Hukuk Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının devam eden bir soruşturma kapsamında hakkında bilgi talebinde bulunduğu; ...'nun ailesinin ikamet bilgisinin bulunduğu, yurt dışında sorumlu düzeyde faaliyet yürüten ... ile evlendiği; ...'ün ailesinin ikamet bilgisinin bulunduğu, ...'de faaliyet yürüttüğü, 24.12.2010 tarihinde ifadesinin alınıp serbest bırakıldığı belirtilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 04.04.2013 tarihli talimat yazıları ile ailelerinin ikamet adresleri tespit edilen şüpheliler ... ile ... ... (Korkulu)'nın ifadelerinin alınması ilgili Başsavcılıklardan istenilmiştir. Talimat doğrultusunda mahallinde düzenlenen evraklara göre; 15.04.2013 tanzim tarihli yokluk belgesi başlıklı, ilgili muhtarca tanzim olunan belgede ...'in muhtarlık kaydının bulunmadığı belirtilmiştir. 15.04.2013 tarihli kolluk tutanağında, ... ilinde belirtilen adreste yapılan araştırmada ... ... (...)'ın annesi ... ile yapılan görüşmede, annesinin kızının 17-18 yıl önce kaçak yollardan yurt dışına gittiğini, 2002 yılında evlendiği, ailesi ile ...'de yaşadığını, telefonla görüştüklerini ancak açık adresini bilmediğini, ülkeye hiç gelmediğini beyan ettiği, şüphelinin ..., ... ve ... soyadları ile yapılan sorgulamalarında gelen giden yolcu kaydının bulunmadığı, mahalle muhtarı ile yapılan görüşmede de şüphelinin babasının zaman zaman diğer çocukları ile ilgili belge almak için muhtarlığa geldiğini ancak bahse konu kızı ile ilgili hiç bir evrak talebinin olmadığını, mahallinde yapılan araştırmada şüphelinin yakalanmasının mümkün olmadığı bildirilmiştir. Talimat evrakı adreste anne ve babası ikamet etmekte ise de şüphelinin ... ülkesinde olması, uzun zamandır gelmemesi nedeni ile yakalanarak ifadesinin alınması mümkün olmadığından iade edilmiştir. 18.04.2013 tarihli kolluk tutanağında ise şüpheli ...'in ailesinin belirtilen adresinde ikamet etmediği, babası ile yapılan görüşmede 18 yıl önce oğlunun kaçak yolla ...'ye gittiğini, adresi ve iletişim bilgileri hususunda bir bilgisinin olmadığını beyan ettiği belirtilmiştir. Bu kapsamda talimat evrakı, şüphelinin yurt dışında olması nedeni iade edilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığı (Mülga TMK nın 10 Maddesi ile Görevli Bölümü) 14.03.2014 tarih, 2004/251 hazırlık ve 2014/682 karar sayılı görevsizlik kararı ile teşekkül halinde cürüm işleyenleri barındırmak suçundan, başlık kısmında suç tarihinin 11.12.2002 ve suç yerinin de İstnabul olarak belirtilmesi sureti ile şüpheliler: ..., ..., ..., ..., ... ... hakkında 3713 sayılı TMK'nın 10. maddesinin 6526 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılması nedeni ile görevsizlik kararı verilerek soruşturma evrakının ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 04.08.2015 tarih, 2014/40801 soruşturma sayılı, tutuklamaya yönelik ve içeriğinde yol tutuklamasına karar verilmesi isteminde bulunulduğu anlaşılan yakalama talebi konulu yazısı ile Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden, şüpheliler ..., ..., ... ve ...'nun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı CMK'nın 94. maddesi uyarınca haklarında yakalama emri düzenlenmesine karar verilmesi talep edilmiştir. ... 8.Sulh Ceza Hakimliğinin 04.08.2015 tarih, 2015/2230 değişik iş sayılı kararı ile özetle; 6526 sayılı Kanun ile yol tutuklaması düzenlemesinin 21.02.2014 tarihinde kaldırıldığı, bulunamayan şüpheliler hakkında CMK'nın 98. maddesince yakalama kararının istenebileceği, kaçak olduğuna hükmedilenler dışında gıyabi tutuklama müessesenin ise CMK'da düzenlenmediği, şüphelinin kaçak olma durumunun söz konusu olmadığı, CMK'nın 196/2 maddesine göre alt sınırı 5 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda talimat yoluyla şüphelinin savunmasının alınamayacağı, bu durumda CMK'nın 94. maddesince 24 saat içerisinde yetkili mahkeme önüne çıkarılamayacak ise SEGBİS sistemi ile yetkili mahkeme ya da hakim tarafından dinleneceği, şüphelinin üzerine atılı suçun CMK'nın 10. maddesinde belirtilen katalog suçlardan kasten adam öldürme suçu olduğu, tanık ifadeleri dikkate alındığında da kuvvetli suç süphesinin varlığını gösteren delillerin bulunduğu, atılı suç ve öngörülen ceza miktarları dikkate alındığında da adli kontrol kararının yetersiz kalacağından bahisle; CMK'da öngörülen yasal düzenlemeler ve tutuklamaya yönelik değerlendirmeler dikkate alınarak bulunamayan ve ifadesi alınamayan şüphelinin CMK'nın 98. maddesi gereğince yakalanmasına karar verilmiş ancak CMK'nın 94 ve 196/2 maddeleri ile SEGBİS'in kullanılmasına dair 20.09.2011 tarihli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak, şüphelinin en geç 24 saat içinde yetkili hakim ya da mahkeme önüne çıkarılması, bunun mümkün olmaması halinde 24 saat içinde yakalandığı yer adliyesinde, mevcut sistem olmaması durumunda en yakın adliyede kurulu SEGBİS sisteminin kullanılması suretiyle yetkili hakim veya mahkeme tarafından sorgusunun yapılmasına karar verildiği belirtilerek; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheliler, ..., ..., ... ..., ... hakkında, CMK'nın 98. maddesince yakalama emri düzenlenmesine karar verilmiştir. ... 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 05.08.2015 tarihli yazısı ekinde ise 05.08.2015 tarihli şüpheliler, ..., ..., ..., ... haklarında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, TCK'nın 314/2 maddesi belirtilmek sureti ile düzenlenen yakalama emirleri, Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2015 tarih ve 2014/40801 soruşturma, 2015/3586 karar sayılı ayırma kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında İngiliz vatandaşı olduğu belirtilen şüpheli ... O' ...'un açık kimlik bilgilerinin tespit edilememesi nedeniyle evrakının tefrik edilerek 2015/134415 sayılı numaraya kayıt edilmesine, diğer şüpheliler hakkında ise kamu davası açılacağından, soruşturmaya bu dosya numarası üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir. Cumhuriyet savcısı tarafından 10.11.2015 tarihinde elektronik ortamda mernisten temin edilerek dosya içeriğine alınan nüfus kayıtlarında ise şüpheliler ..., ..., ..., ... ve ...'in yerleşim yerleri, Büyük ... ve Kuzey ... Birleşik Krallığı olarak belirtilmiştir. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 10.11.2015 tarih, 2014/40801 soruşturma, 2015/42202 esas ve 2015/3532 iddianame nolu iddianamesi ile şüpheliler ..., ..., ..., ..., ...'ün, iddianamenin başlık kısmında, suç tarihi "2002" ve suç yeri "...", suçun "silahlı terör örgütüne üye olma" ve sevk maddeleri ise TCK'nın "314/2,53/1" maddeleri ayrıca şüpheli ... hakkında ise "24.12.2010 ve 27.12.2010" tarihlerinde "3 gün" gözaltında kaldığı, sevk maddelerinin ise TCK'nın "314/2, 63,53/1" maddeleri olduğu belirilmek sureti ile cezalandırılmalarına karar verilmesi kamu adına talep olunmuştur. 26.11.2015 tarihinde Cumhuriyet Başsavcı vekilince görüldü yapılan iddianamede özetle; şüpheliler hakkında süreçte yapılan istinabe istemine konu yazışmalarda belirtilen ...'de yapılan operasyon kapsamında bildirilen hususlara ve ...'ye para gönderiklerine dair tespitlere yer verilmiş, şüpheli ... ile ilgili kısımda ise ayrıca ülkemizde Ekmek ve Adalet Dergisi'nin merkez bürosunda yapılan aramada örgütün yurt dışında bulunan sorumlularının ülkemizdeki örgüt mensuplarına gönderdikleri talimatlar ile ülkede bulunan örgüt mensuplarının yurt dışındaki sorumlularına gönderdiği gizli, kodlanmış ve dijital ortamda saklanmış yazışmalar ile dokümanlarda ayrıca ...’da bulunan Özgürlük haber Ajansı, DHKC ... Enformasyon bürosuna ve örgütle ilişkili adreslere yapılan operasyonlarda ele geçirilen dokümanlarda ve de 1999 yılında ...'da terör örgütü liderinin de kaldığı bazı adreslere yapılan aramalarda ele geçen bilgisayar kayıtları ve dokümanlarda adının geçtiği notlar belirtilerek anlatımlarda bulunulmuştur. Bahse konu notlarda sanık ...'ün örgüt mensubu olduğu, örgüt içerisinde eğitim aldığı, ...’da örgüt adına faaliyet yürüttüğüne ve yakalanarak hakkında işlem yapıldığına dair yazışmalar ve de iletişim bilgileri bulunmaktadır. ... ...in ise ayrıca 18.01.2013 tarihinde ... ve ... illerinde DHKP-C Terör örgütüne yönelik yapılan operasyonlarda yakalanan şahıslardan 55 kişinin tutuklanmasını protesto etmek amacı ile örgüt adına ... faaliyet yürüten şahısların organizesinde 27.01.2013 tarihinde...'da düzenlenen yürüyüş ve basın açıklamasının örgütün yayın organı olan www.halkinsesi.tv internet sitesinde yayınlanması üzerine görüntülerin incelenmesinde "AKP Faşizmine boyun eğmeyeceğiz milyonları örgütleyip korkularını büyüteceğiz", yazılı Halk Cephesi imzalı pankartın açıldığı, "Devrimci avukatlar onurumuzdur! devrimci tutsaklar onurumuzdur baskılar bizi yıldıramaz, titre oligarşi parti cephe geliyor, yaşasın devrimci halk kurtuluş cephesi,...'den dayıya sürüyor bu kavga.... kadar savaş, kurtuluş kavgada zafer cephede.umudun adı DHKP-C" şeklinde sloganların atıldığı, toplanan gruba karşı konuşma yaptığının tespit edildiği belirtilmiştir. ... 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2015 tarih, 2015/308 esas ve 2015/215 iddianame değerlendirme nolu kararı ile iddianamenin kabulüne karar verilmiştir. Dosya mahkemenin 2015/308 esasına kayıt edilmiştir. Mahkemenin 03.12.2015 tarihli müzekkeresi ile ... Anadolu Ağır Ceza Mahkemelerinin yetkili olduğunun düşünüldüğü belirtilerek, Cumhuriyet Başsavcılığından mütalaa istenmiştir. Cumhuriyet savcısı, 31.12.2015 tarihli mütalaasında özetle; sanıkların birinin Sabiha Gökçen havaalanında yakalandığı, diğerlerinin ise yakalanamadığı, bu kapsamda ilk usulü işlemin yapıldığı yer itibari ile yetkili mahkemenin Anadolu Ağır Ceza Mahkemeleri olduğundan yetkisizlik kararı verilmesini, mahkemeden istemiştir. 03.12.2015 tarihli tensiple; zaptın başlık kısmında suç yeri "..." olarak belirtilmek sureti ile verilen karar ile de silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 13/1-b; 5271 sayılı CMK'nın 13/1-2 ve 14/1 maddelerince mahkemenin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde dosyanın ... Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine, sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında ... 8. Sulh Ceza Hakimliğince verilen yakalama emirlerinin devamına karar verilmiştir. ... 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.12.2015 tarih, 2015/308 esas ve 2015/400 karar sayılı gerekçeli kararında da özetle; şüphelilerin ...'de terör örgütü DHKP-C üyesi oldukları ve örgüt adına bağış adı altında para topladıkları, finansman sağladıkları, yurt dışında faaliyetlerde bulundukları ve ikametlerinde yapılan aramalarda da örgüt adına para toplama ile ilgili makbuz ve listelerin ele geçirildiği, bir kısmının ikametlerinin örgütün para toplama faaliyetlerinde kullanıldığı, bu suretle de silahlı terör örgütü üyesi olduklarından cezalandırılmalarının istenildiği; dosya kapsamı ile iddianamede anlatılan hususlara ve ... Emniyet Müdürlüğünün 02.04.2013 tarihli yazıları ile nüfus kayıtlarına nazaran sanıkların tamamının 1995-1998 yılları arasındaki dönemde legal ve illegal yollardan ...'ye gittikleri, halen bu ülkede yaşadıkları, ...'de yerleşim yeri adres kayıtlarının bulunmadığı, ...'de örgütsel faaliyetlerinin varlığının iddia edilmediği gibi bilakis iddia konusu suçları ...'de işledikleri iddiasında bulunulduğu anlaşıldığından, 5271 sayılı CMK'nın 14/1 ve 13/1-2 maddelerince, sanıklardan ...'ün 24.12.2010 tarihinde yakalanarak soruşturmada ifadesinin alındığı, diğer sanıkların ise halen yakalanamadıkları, tüm sanıkların ...'de yerleşim yeri adresleri bulunmadığı, en son oturdukları adreslerinin de belli olmadığı, iddianamede belirtilen adreslerin ise nüfusa kayıtlı oldukları yer adresleri olduğundan ve sanıkların birbirleriyle irtibat halinde hareket ederek silahlı terör örgütüne üyelik suçunu işlediklerinin iddia edildiğinden, yetki hususunun Anadolu Adliyesinin yargı çevresi içerisinde... Uluslararası Havalimanında yakalanan sanık ...'e göre belirlenmesi gerektiğinden görevli ve yetkili mahkemenin ... Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi olduğu sonuç ve kanısına varıldığı belirtilmiştir. Yetkisizlik kararını içerir tebligat mazbataları incelendiğinde; sanık ...'in...'da bulunan ve süreçte ailesinin yaşadığı belirtilen adresine gönderilen tebligat, muhatabın adres bırakmadan taşınması ve yeni adresinin bilinmemesi nedeni ile 21.12.2015 tarihinde iade edilmiştir. 18.12.2013 tarihinde ise bu kez Tebligat Kanunu 35. maddesine göre belirtilen adrese tebligat yapılmıştır. Sanık ...'nun Kahramanmaraş ilinde bulunan ve süreçte ailesinin yaşadığı belirtilen adrese gönderilen tebligat ise annesi ...'un beyanına istinaden, adresten taşındığından, 18.12.2015 tarihinde iade edilmiştir. 07.01.2016 tarihinde ise bu kez Tebligat Kanunu 35. maddesine göre belirtilen adreste tebligat yapılmıştır. Sanık ... yönünden ise tebligat soruşturma aşamasında ifadesinde görev alan Av. ...'e gönderilmek sureti ile 18.12.2015 tarihinde yapılmıştır. Gerek dosya içeriğinde ve gerekse UYAP sisteminde, diğer sanıklara ilişkin düzenlenen başkaca bir tebligat evrakı bulunmamaktadır. ... 14.Ağır Ceza Mahkemesinin 20
12. Ceza Dairesi, 2011/15700 E., 2012/9187 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Davacı, hakkında uygulamada yol tutuklaması olarak adlandırılan Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 94. maddesine göre yakalanıp ceza evine konulmuş ve 10 gün sonra yakalamayı çıkaran savcının huzuruna getirilmiş ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştır.
12. Ceza Dairesi         2011/15700 E.  ,  2012/9187 K. * KORUMA TEDBİRLERİ NEDENİYLE TAZMİNAT TALEBİ * UYAP ÜZERİNDEN GÖRÜNTÜLÜ İFADE ALINMASI * CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (5271) Madde 94 * CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN (5320) Madde 8 * CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (5271) Madde 141 * 1982 ANAYASASI (2709) Madde 19 "İçtihat Metni" Davacının tazminat talebinin reddine ilişkin hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Aydm Cumhuriyet Başsavcılığının yazışma binaen davacı zabıtaca yakalanıp İzmir adliyesine getirilmesi üzerine 03/08/2008 tarihinde 3. Sulh Ceza mahkemesince kimliği tespit edilip Buca Cezaevine konulmuş ve 13/08/2008 tarihinde Aydın Cumhuriyet Savcılığına getirilmesi üzerine ifadesi alınmış ve serbest bırakılmıştır. Davacı en kısa zamanda hakim önüne çıkarılmaması sebebiyle 20.000 lira manevi ve 1000 lira maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Mahkeme; "davacının tutuklanmadan dolayı tazminat talep edebilmesi için açılan davanın beraatle sonuçlanıp kesinleşme ve bu kesinleşmeden itibaren 3 ay içerisinde bu davanın açılması gerektiği" gerekçeyle davanın reddine karar vermiş ve red kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, hakkında uygulamada yol tutuklaması olarak adlandırılan Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 94. maddesine göre yakalanıp ceza evine konulmuş ve 10 gün sonra yakalamayı çıkaran savcının huzuruna getirilmiş ve ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 94/1. maddesinde yakalanan veya tutuklanan kişinin "yetkili hakim veya mahkemeye en kısa zamanda gönderilmek üzere tutuklanır" hükmü bulunmaktadır. Madde de "en kısa zaman" diliminin ne kadar olması gerektiği düzenlenmemiştir. Düzenlemede "en kısa zaman" denildiğine göre bu süre yakalanan yere göre birkaç saatten birkaç güne kadar olabilir. Davacı; İzmir Emniyet Müdürlüğü yetkililerince yakalanmış ve aynı gün İzmir Sulh Ceza Mahkemesince kimlik tespiti yapılıp Buca Cezaevine konmuştur. İzmir-Aydın arası bilindiği gibi 1 saatlik mesafededir. Davacı aynı gün Aydın Cumhuriyet Savcılığına getirilebileceği gibi en geç bir sonraki gün de getirilebilirdi. Bunun yanında yargının yaygın olarak kullandığı Ulusal Yargı Ağı (UYAP) üzerinden de görüntülü olarak ifadesi alınabilirdi. Davacının 10 gün Ceza Cezaevinde tutulmasına gerek yoktur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 19/son maddesi "Hürriyeti kısıtlanan kişilerin en kısa zamanda bırakılmasının" sağlanmasını öngördüğü gibi yine Anayasa'nın 90/son maddesine göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalardan olan ve uygulama önceliği olan, İnsan Haklan Sözleşmesinin 5/3. maddesindeki "Yakalanan veya tutuk durumda bulunan herkes hemen bir hakim veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkanlır" düzenlemeleri bulunmaktadır. Aynca Ceza Muhakemesi Kanununun 141/1-d maddesi "Kanuna uygun olarak tutuklandığı halde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen" kişilere de tazminat verilmesini öngördüğünden bir kısım işlemler ve koruma tedbirleri nedeniyle davanın sonuçlanmasının beklenmesine gerek olmadığından davanın kabulü yerine yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel Kamu Hukuku

AİHS Madde 5/3 uyarınca, yakalanan veya tutulan bir kişinin sahip olduğu temel usuli hak aşağıdakilerden hangisidir?

A) İstediği bir avukatla görüşme hakkı.
B) Derhal bir yargıç veya adli görev yapmaya yetkili kılınmış bir görevlinin önüne çıkarılma hakkı.
C) Ailesine haber verme hakkı.
D) Susma hakkı.
E) Kendi dilinde tercüman isteme hakkı.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol