6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 106

Türk Borçlar Kanunu 106. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 106- Yapma veya verme edimi gereği gibi kendisine önerilen alacaklı, haklı bir sebep olmaksızın onu kabulden veya borçlunun borcunu ifa edebilmesi için kendisi tarafından yapılması gereken hazırlık fiillerini yapmaktan kaçınırsa, temerrüde düşmüş olur. Alacaklı, müteselsil borçlulardan birine karşı temerrüde düşerse, diğerlerine karşı da temerrüde düşmüş olur. II. Hükümleri 1. Bir şeyin teslimine ilişkin edimlerde a. Tevdi hakkı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2023/2669 E., 2024/932 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 106 ncı maddesi.
3. Hukuk Dairesi         2023/2669 E.  ,  2024/932 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/517 E., 2023/457 K. vekili Avukat ... İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/682 E., 2019/643 K. Taraflar arasındaki geç teslimden kaynaklı tazminat ile eksik ve ayıplı ifadan kaynaklı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Dosya içeriğine göre kabul edilen ve temyize konu edilen toplam miktar 149.466,00 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.730,00 TL'nin altında kalması nedeniyle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Ankara İli, Çankaya İlçesi, Mühye Köyü, 902 parselde müvekkilinin 5351 m² hissesinin bulunduğunu, taşınmaz üzerinde yapılan Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Projesi kapsamında hisseli tapusu olan müvekkili ile davalı idare arasında akdedilen 15.03.2006 tarihli arsa sözleşmesinin tanzim edildiğini, aradan 10 yıldan fazla süre geçmesine rağmen davalı yanın edimini yerine getirmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla; müvekkilinden istenilen daire teslimi için şart koşulan ve tahsil edilen KDV tutarı olarak 1.000,00 TL, davalı yanın geç teslim nedeniyle kira bedeli tazminatı olarak 1.000,00 TL ve teslimi yapılan dairelerde eksik ve ayıplar karşılığı 1.000,00 TL olmak üzere şimdilik 3.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi işletilmek üzere davalıdan tahsilini talep etmiş; davacı vekili 21.11.2019 havale tarihli ıslah dilekçesiyle fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak geç teslimden kaynaklanan tazminat için 149.466,00 TL, KDV alacağı için 1.000,00 TL, bina ve dairedeki eksik ve ayıplı işlerden kaynaklı 1.000,00 TL olmak üzere toplam 151.466,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; davacının KDV’ye ilişkin taleplerin Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına iletilmesinin gerektiğini, Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm Proje alanında işin yapımı sırasında proje alanının topoğrafık ve zemin şartlarına bağlı olarak öngörülmeyen zemin problemleri ile karşılaşılmış olduğunu, bu kapsamda proje alanında proje sürecini etkileyecek ölçüde zemin iyileştirme çalışmaları yapılmak zorunda kalınıldığını, bununla ilgili olarak proje alanında açık otopark olarak planlanan alanlarda açık otopark yerine 1237 araç kapasitede kapalı otopark inşa edildiğini, proje alanı içerisinde 407 km' yi bulan betonarme fore kazık imalatları gerçekleştirildiğini, hak sahiplerine verilecek konutların 2017 tarihi itibariyle tamamlandığını ve teslimatlarına başlandığını, mücbir sebeplerden kaynaklı gecikme için toplam 741 takvim günü süre uzatımı verildiğini, imar planında yapılaşmaya uygun alanlar üzerinde makul süre içerisinde tamamlandığını, imalatların eksiksiz olarak hak sahiplerine konutların teslim edildildiğini, 29.04.2016 tarihinde Noter huzurunda yapılan kura çekilişinde davacı adına isabet eden konutların 28.09.2017 tarihinde teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; geç teslimden kaynaklı kira kaybı konusunda alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, eksik ve kusurlu imalat nedeni ile açılan alacak talepli davanın da yapılan keşif ve keşif sonrası alınan rapor ve içerikleri ve keşifteki gözleme göre dava tarihi itibari ile fiili olarak eksik ve kusurlu imalat tespit edilemediği, konut teslim formunda belirtilen eksik ve kusurlu imalatların giderildiği, davacının ödediği KDV bedelinin tahsili ile ilgili olarak da KDV'nin vergi niteliği ve bu verginin davalı tarafından Vergi Dairesine yatırılıyor olması nedeni ile ancak idare aleyhine Vergi Mahkemesinde açılacak dava ile talep edilebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, geç teslimden kaynaklı 149.466,00 TL tazminatın 1.000,00 TL'sine dava tarihinden bakiyesi olan 148.466,00 TL'sine de ıslah tarihi olan 21.11.2019 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, eksik ve ayıplı iş tespit edilemediğinden bu taleple ilgili davanın da reddine, KDV ile ilgili talepli davanın da husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; kira bedelinin düşük belirlendiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, kullanılan malzeme kalitesinin düşük olması nedeniyle eksik ve ayıplı işlerin söz konusu olduğunu ileri sürülerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu, dava konusu olan ve davacının hissesine düşen 5 adet bağımsız bölümün davalı tarafından davacı adına tapuda resmi olarak devredilmiş olduğu, ancak inşaatın makul süresinde tamamlanamaması nedeniyle konut tesliminin gecikmeli olarak yapıldığı, bilirkişi raporunda hesaplanan kira alacağının konutun bulunduğu semt, kent ve iş merkezlerine uzaklığı, bölgedeki konumu, arz ve talep durumuna uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebepleri tekrarlayarak, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, Güneypark Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince teslim edilmesi gereken bağımsız bölümlerin, geç teslim nedeniyle kira kaybı alacağı, eksik ve ayıplı işlerden kaynaklanan tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 106 ncı maddesi. 2.Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 31.10.2023 tarihli ve 2023/1157 E., 2023/3005 K. sayılı ilamı. 3. Değerlendirme Davacının temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemesince, hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, dosya içerisinde yer alan ve taraflar arasında imzalanan sözleşmede tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlendiği ve teslimin bu şekilde sözleşmeye uygun yapıldığı, bilirkişi raporunun taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davacının temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE, 2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

3. Hukuk Dairesi, 2020/1460 E., 2020/1881 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
6 tarihinde alındığı, yapı kullanma izin belgesi alınamadığından kiralananın dava tarihine kadar kiracıya teslim edilemediği, yani sözleşmenin ifa sürecine geçilemediği, davacı kiracının fesih bildiriminin geçmişe etkili olacağı, kiracının 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesindeki (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun106. Maddesi) seçimlik hakkını sözleşmeden dönme yolunda kullandığının
3. Hukuk Dairesi         2020/1460 E.  ,  2020/1881 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının reddine dair verilen hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, dava dilekçesinde özetle; davalıların vekil kıldığı davalı ... ile iki adet dükkan için kira ön sözleşmesi yapıldığını, davalılara 04/03/2016 tarihinde 108.000 TL ödeme yaptığını ancak aradan geçen uzun süreye rağmen kiralananları teslim alamaması nedeniyle davalılara ... Noterliğinin 01/11/2016 tarih ve 8184 yevmiye numaralı ihtarnamesini göndererek ön sözleşmenin geçmişe dönük olarak feshedildiğini ve geçersiz sözleşme nedeniyle ödenen 108.000TL’nin ödeme tarihi olan 04/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 15 gün içinde hesabına nakten ve def'aten ödenmesini aksi halde alacak davası açılacağını ihbar ve ihtar ettiklerini, 07/11/2016 tarih ve 8325 yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile ihtarnamenin içeriğinin teyit edildiğini, "Çok kısa bir süre içinde yükümlü olduğumuz edim ifa edilerek taşınmaz tamamlanmış ve tarafınıza teslim edilecek hale getirilmiştir." ifadesiyle sözleşme bedelini ödemeyeceklerini bildirdiklerini, ... Sulh Hukuk Mahkemesi 2016/35 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespit talebi üzerine 11/11/2016 tarihinde keşif yapıldığını ve keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda binanın ve dükkanların kullanıma ve iskana uygun olmadığı kanaatine varıldığının belirtildiğini, bu durumun fotoğraflar ile de teyit edildiğini, davalıların kiralananı tam ve eksiksiz teslim etme yükümlülüğünü yerine getirmediklerini, haksız olarak sebepsiz zenginleşen davalıların ödenen parayı iade etmediklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları ve müspet-menfi alacak hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 108.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ..., ..., ..., ..., ... cevap dilekçesinde özetle; kira sözleşmesinde kira başlangıç tarihinin “anahtar teslim tarihi” olarak belirlendiğini, inşaatın ikmalini temin bakımından davacı tarafça bir yıllık kira bedelinin peşin ödendiğini,dava konusu iadesi talep edilen kira bedelinin ödendiği tarihte inşaatın bodrum direklerinin inşaası aşamasında olduğunu, 8-9 aylık bir sürede inşaatın tamamen ikmal edildiğini, inşaatın ikmali ile davacıya teslimini gerektirecek düzeye getirilmesinde doğmuş bir ihmal ve gecikmenin söz konusu olmadığını, iş yerlerinin halen iskanı alınmış vaziyette davacının kullanımına açık olarak bekletildiğini, davacının tek taraflı olarak ileri sürdüğü fesih talebinin kabul edilmediğini, dava sonuna kadar davacının kullanımına açık tutulacak iş yerleri için tahakkuk edecek olan kira bedellerinde davacının sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenlerle öncelikle davanın reddine, sözleşmenin feshi halinde talep ettikleri imalat bedellerinin davacının alacağından tenziline karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; taraf tanıkları dinlenmiş, mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu aldırılmış, taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinde kiranın başlangıç tarihi olarak belirli bir tarih belirtilmediği, davacı tarafça inşaatın süresinde tamamlanmadığı iddiasında bulunulmuş ise de inşaatın tamamlanmasına ilişkin belirli bir süre bulunmadığından bu iddianın kanıtlanamadığı, alınan bilirkişi raporunda; binanın dava konusu olan dükkanlarının yapı kullanma izin belgesi alınmasından sonra, dava dışı olan bina bölümlerinde yapılabilecek çalışmaların dava konusu dükkanların kullanımını etkilemeyeceğinin belirtildiği, yapılmış olan kira sözleşmesinde dükkanların kiracıya teslim tarihi konusunda ne vaat edildiği bilinememekle birlikte izah edildiği üzere dava konusu dükkanların ve bu dükkanların bulunduğu binanın yapım sürecinin mutat uygulamalardaki süreye uygun olduğu, dükkanların ve binanın yapımında gecikme oluşmadığının rapor edilmiş olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafça istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince; yapı kullanma izin belgesinin, dava tarihinden sonraki tarih olan 28.12.2016 tarihinde alındığı, yapı kullanma izin belgesi alınamadığından kiralananın dava tarihine kadar kiracıya teslim edilemediği, yani sözleşmenin ifa sürecine geçilemediği, davacı kiracının fesih bildiriminin geçmişe etkili olacağı, kiracının 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesindeki (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun106. Maddesi) seçimlik hakkını sözleşmeden dönme yolunda kullandığının kabulü gerektiği, kiracının sözleşmeden dönmekle, sözleşme ilişkisinin geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı, dönme ile sona eren sözleşme ilişkisinin artık bir borç doğurmayacağı gibi, önceden doğmuş olan borçlar da son bulacağından tarafların birbirlerine verdikleri şeyler var ise, bunların karşılıklı olarak geri verilmesi gerektiği, bu durumda davacı kiracının döndüğü kira sözleşmesine dayanarak davacıya ödediği kira bedellerini istemesinde bir usulsüzlük bulunmadığı, davacının basiretli davranarak eczane işi için kiraladığı taşınmazın nitelik ve özellikleri konusunda gerek hukuki, gerek fiziki özellikleri yönünden gerekli araştırmayı yapmamasının davanın reddi için gerekçe olamayacağı, zira başlangıçta inşaat halinde bulunan kiralananı davacıya kiralayıp, kiracılık süreci içinde de bu hukuki ayıbı gidermemekle davalı kiraya verenlerin kusurlu davrandığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile 108.000 TL’nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacı kiracıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında 04.03.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kira başlangıç tarihi anahtar teslim tarihi olarak belirlenmiş, kira süresi 7 yıl, aylık kira bedeli ise 9000 TL’dir. Sözleşmenin hususi şartlar kısmının 9. maddesinde kiracının kiralananı boşaltmak istediği takdirde en az 15 gün önceden mal sahibine ulaşacak şekilde bildireceği düzenlenmiştir. Yine kira sözleşmesinde kiralananın durumu “inşaat yapım halinde” ifadesiyle belirtilmiştir. Davacı, .... Noterliği 01.11.2016 tarihli 08184 yevmiye numaralı ihtarname ile anahtar teslimi gerçekleştirilmediğinden ve diğer sebeplere istinaden sözleşmeyi geçmişe dönük olarak feshettiğini, geçersiz sözleşme nedeniyle yapılan 108.000 TL ödemenin ödeme tarihi olan 04.03.2016’dan işleyecek yasal faiziyle 15 gün içinde bildirilen banka hesabına nakden ödemelerini, aksi halde aleyhlerine alacak davası açılacağını ihtar etmiş, ihtarname davalıların her birine ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Bunun üzerine davalılar, ... Noterliği 07.11.2016 tarihli 08325 yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile fesih gerekçesinin haksız ve gerçeğe aykırı olduğunu, kabul etmediklerini, sözleşmede taşınmaz teslimi için bir tarih belirlenmediğini, taşınmazın kısa sürede tamamlandığını ve talep edilmesi halinde derhal teslimin gerçekleştirileceğini, sözleşmenin haksız feshi halinde sözleşme uyarınca yapılmış masrafları ve sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklı menfi ve müspet zararlarının tazmini haklarını saklı tuttuklarını davacıya bildirimişlerdir. Somut uyuşmazlık davacı kiracının, henüz teslim almadığı kiralanan bakımından peşin ödediği bir yıllık kira bedeli 108.000 TL’nin iadesini talep edip edemeyeceği ve davalı tarafın sözleşmenin haksız feshine dayalı masraf ve zarar talebinin mahsubu gerekip gerekmediği noktalarındadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun borçlunun temerrüdünün koşullarını düzenleyen 117. maddesine göre “Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.” İlk derece mahkemesince mahallinde keşif yapılarak, inşaat mühendisi ve gayrımenkul değerleme uzmanı bilirkişilerden rapor alınmış, bilirkişi raporunda; dava konusu dükkanların ve bu dükkanların bulunduğu binanın yapım süresinin mutat uygulamadaki süreye uygun olduğu, dükkanların ve binaların yapımında gecikme olmadığı bildirilmiştir. TBK 117. maddesi de dikkate alındığında davacı tarafça davalılara borcun ifası için uygun bir mehil vermeksizin sözleşmeden dönüldüğü takdirde bu şekilde sözleşmeden dönmenin haklı olduğu söylenemez. Zira kira sözleşmesinde kiralananın inşaat halinde olduğu bildirildiği gibi bilirkişilerce de inşaatın mutat sürede tamamlandığı, gecikme olmadığı belirtilmiştir. Buna göre 01.11.2016 tarihli sözleşmeden dönmeye dair ihtar öncesinde davalılar temerrüde düşürülerek borcun ifa edilmemesi halinde sözleşmeden dönüleceği bildirilmediği takdirde peşin ödenen 108.000 TL kira bedelinden , inşaatın 01.11.2016 tarihinden itibaren ne kadar sürede tamamlanacağı belirlenerek , sözleşmede yer alan 15 günlük ihbar süresi de kiralananın yeniden kiraya verileceği makul süre olarak kabul edilip , inşaatın tamamlanma süresi ile makul süre döneminde işleyecek kira bedeli mahsup edilerek peşin ödenen kiranın iadesi gerekir. Diğer yandan davalı cevap dilekçesiyle iki ayrı dükkanı tek dükkan haline getirmek için masraf yaptığını ve bunun da mahsubunu talep ettiğine göre bu konudaki taraf delilleri değerlendirilerek bilirkişilere bu yönde de inceleme yaptırılarak varsa bakiye alacağa hükmedilmesi gerekirken bölge adliye mahkemesince davacının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasına dayalı olarak tarafların aldıklarını iade etmeleri gerektiği belirtilerek davalı kiraya verenlerin mahsup talebi değerlendirilmeksizin davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nun 371. maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar lehine BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 02.03.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/5593 E., 2022/2831 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Devir Sözleşmesi ile davalıya devrettiğini, davalının hisse devir sözleşmesinin gereğini yerine getirmediği gibi şirketi usulsüz borçlandırdığını, hukuka uygun olmayan yöntemlerle şirketin içini boşalttığını, bu nedenle devir sözleşmesinin TBK'nın 106. maddesine uygun olarak feshedildiğini ileri sürerek, hisse satış sözleşmesinin feshedildiğinin tespitine, feshedilen satış sözleşmesi nedeni ile 4.
11. Hukuk Dairesi         2020/5593 E.  ,  2022/2831 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 11.12.2018 tarih ve 2011/533 E- 2018/387 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.02.2020 tarih ve 2019/1073 E- 2020/294 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ... ile davalı Manavgat Sevgi Özel Sağlık Hiz. Turzm. İnş. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının Manavgat Sevgi Özel Hiz. Tur. İnş. ve Tic. Ltd. Şti'ndeki hisselerini, 01/09/2010 tarihli protokol, aynı tarihli ortaklar kurul kararı ve 02.09.2010 tarihinde Noter'de yapılan Hisse Devir Sözleşmesi ile davalıya devrettiğini, davalının hisse devir sözleşmesinin gereğini yerine getirmediği gibi şirketi usulsüz borçlandırdığını, hukuka uygun olmayan yöntemlerle şirketin içini boşalttığını, bu nedenle devir sözleşmesinin TBK'nın 106. maddesine uygun olarak feshedildiğini ileri sürerek, hisse satış sözleşmesinin feshedildiğinin tespitine, feshedilen satış sözleşmesi nedeni ile 4.327 adet hissenin tekrar ticaret sicilinde ve ortaklar pay defterinde adına kaydına, hisse satış sözleşmesindeki edimini ifa etmeyerek sözleşmenin geçersizliğine sebep olan davalıların şimdilik, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla 10.000,00 TL tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacı ile davalı ... arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinin TTK'nın 520. maddesi uyarınca geçerli olduğunu, hisse devir sözleşmesinin tek taraflı feshedilemeyeceğini, hisse devir bedelinin nakden ve peşin olrak ödendiğinin resmi belge ile sabit olduğunu, 01.09.2010 tarihli protokolde çek verileceği yazılı olsa da, 02/09/2010 tarihinde devir bedelinin nakit olarak ödendiğini, davacı dahil eski ortakların sermaye koyma borcunu yerine getirmedikleri için ortaklıktan çıkarıldıklarını, şirket üzerindeki haciz riskinden dolayı şirket borçlarının ...'ın şahsi hesaplarından yapıldığını, ayrıca müvekkili tarafından şahsen 228.035,00 TL paranın şirket işlerinin devamı için şirkete konulduğunu, tazminat talebinin mesnedinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davaya konu 01.09.2010 tarihli protokolde satıcı olarak davacı dışında dört ortağın daha bulunduğu, sözleşmeden sonra 02.09.2010 tarihinde Noter'de yapılan sözleşmeyle hisse devrinin gerçekleştiği, şirket tarafından devire onay verildiği, Noter'de yapılan hisse devir sözleşmelerinde devir bedelinin peşin olarak ödendiğinin belirtildiği, hisse devirlerinin ticaret sicilince tescil ve ilan edildiği, Noter'de yapılan sözleşmenin sahteliği veya geçersizliği ileri sürülmediği, resmi şekilde yapılmış ve aksi iddia ve ispat edilemeyen Noter sözleşmesi karşısında bakiye borcun ödenmediğine ilişkin iddianın usulünce ispatlanamadığı gerekçeleriyle, davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, davacının protokolde belirlenen ileriye yönelik ödemelerin yerine getirilmediği iddiasının yerinde olmadığı, dava dışı ortaklardan ...tarafından, aynı gerekçelerle aynı protokole dayanarak açtığı Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1125 Esas sayılı davanın reddi kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği ve kesinleşen dava dosyasının, işbu dava dosyası yönünden güçlü delil teşkil ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir. 1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına hisse devir sözleşmesinin feshi sebebinin bulunmamasına davacının hem hisse devir bedeli, hem de devrin iptali ile tazminat talebinde bulunamayacak olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, davalı ...’a satışına ilişkin 02.09.2010 tarihli limitet şirket hisse devir sözleşmesinin feshedildiğinin tespiti ve hisselerin davacı adına tescili kayyum tayini, ödenmeyen hisse devir bedelinin faiziyle tahsili ile tazminat talebine ilişkindir. Davacı ve dava dışı diğer şirket ortaklarının hisselerinin davalıya devri nedeniyle davalının hisse bedeli borcunun kapsam ve miktarı 01.09.2010 tarihli protokol ile düzenlenmiş olup buna göre toplam devir bedelinin 2.500.000.-TL olduğu, 1.000.000.-TL’sinin peşin ödendiği, bakiye kalan 1.500.000.-TL için Ocak 2011 tarihinden başlamak üzere 8 adet sıralı çek verileceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında protokol ve hisse devrinin sahteliği ve geçersizliğinden söz edilmemiş olup, davacı tarafça hisse devri karşılığı alınan 1.000.000.-TL peşinat dışında bakiye 1.500.000.-TL devir bedeli için verilmesi gerekli 8 adet çekin davalı tarafından teslim edilmediği iddia edilmiştir. Davacı dosyada mevcut 02.11.2010 tarihli ...’a hitaben gönderdiği ihtarname ile de çeklerin teslim edilmesini istemiş, davalı ... tarafından gönderilen 08.11.2010 tarihli cevabi ihtarnamede yer alan “Satış protokolünde gösterilmeyen borçlarınızı özellikle de sizin döneme ait borçların çıkması nedeniyle ihtar konusu edilen çeklerde olası işbu borçlarınızı kapatmak üzere kullanılacaktır. Netice itibariyle ödenilmeyen borçlar sizin dönemin keyfi ve muvazaalı işlemlerine ve satış protokolünde ödemeyi taahhüt edip ödemediğiniz hisseleriniz nedeniyle ödenilemediğini ihtaren beyan ederim” şeklindeki beyandan çeklerin teslim edilmediği ve bakiye hisse devir bedelinin devir tarihinde davalı tarafından davacıya ödenmediğinin kabulü gerekirken, mahkemece hatalı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi davacı ile davalı ... arasındaki hisse devir sözleşme bedelinin bakiye çekler bakımından ihtarnamedeki bu beyan ve çek bedelinin hisse devri anında peşin ödendiğine dair ibare de bulunmadığı nazara alınarak her dosyanın ayrı değerlendirilmesi gerekirken emsal karar nazara alınarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacının sair temyiz isteminin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...'tan alınarak davacıya verilmesine, 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Genel Hükümler

Otomobil ticareti yapan Borçlu (B), yakın arkadaşı Alacaklı (A)'dan işletmesi için 6 ay vadeli 50.000 TL borç almıştır. Vade günü geldiğinde (B), borcunu nakden ödemek üzere (A)’nın iş yerine gitmiş ancak (A), aralarında herhangi bir faiz anlaşması olmamasına rağmen piyasa koşullarının değiştiğini ileri sürerek anaparaya ek olarak 5.000 TL

A) Alacaklının haklı bir sebep olmaksızın ifayı reddetmesi nedeniyle borcun imkânsızlaştığını ileri sürerek borçtan kurtulabilir.
B) Alacaklının ek talebi borcu ahlaka aykırı hale getirdiğinden, 6098 sayılı TBK m. 81 uyarınca ifadan tamamen kaçınabilir.
C) Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde uygulanan ödemezlik def'ini (TBK m. 97) ileri sürerek, alacaklı kendi edimini yerine getirene kadar ödemeyi reddedebilir.
D) Hasar ve giderleri alacaklıya ait olmak üzere, borçlandığı şeyi hâkimin belirleyeceği bir yere tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
E) Alacaklı temerrüdü nedeniyle sözleşmeden dönerek, bu sebeple uğradığı menfi zararlarının tazminini talep edebilir.

Bu maddeyle ilgili 8 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol