TBK Madde 131A. Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.
Kısaca
TBK m.131, asıl borcun ifa veya başka bir sebeple sona ermesinin, buna bağlı hak ve borçlar (rehin, kefalet, faiz, ceza koşulu) bakımından doğurduğu sonucu düzenler. Hüküm, bütün borçlar bakımından uygulanır; TBK dışındaki kanunlardan doğan borçlar için de geçerlidir. Birinci fıkra kuralı, ikinci fıkra ile işlemiş faiz ve ceza koşulu bakımından istisnalı kılar. Üçüncü fıkra ise taşınmaz rehni, kıymetli evrak ve konkordato hükümlerini saklı tutar.
Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.
Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.
İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir.
Taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler saklıdır.
Madde gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 113 üncü maddesini karşılamaktadır. Tasarının üç fıkradan oluşan 130 uncu maddesinde, asıl borca bağlı hak ve borçlann sona ermesi düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 113 üncü maddesinin kenar başlığında kullanılan "A. Borçların Ferilerinin Sukutu" şeklindeki ibare, Tasarıda "A. Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi" şek linde değiştirilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 113 üncü maddesinin birinci fıkrasında kullanılan "kefalet ve re hin ve sair fer'î haklar dahi sakıt olur." şeklindeki ibare, Tasarıda "rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur." şekline dönüştürülmüştür. 818 sayılı Borçlar Kanununun 113 üncü maddesinin ikinci fıkrasında kullanılan olumsuz ifade, olumluya çevrilmiş ve fıkra yeniden kaleme alınarak, "saklı tutma koşuhf'na açıklık kazandırılmıştır. Buna göre, asıl borcun ifasını kabul eden alacaklının, faizleri ve ceza koşulunu isteyebilmesi için, bu hakkını sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapacağı bir bildirimle saklı tutması veya durum ve koşullardan bunu saklı tuttuğunun anlaşılması gerekir. Metninde yapılan düzeltme ve anlaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge
Bu maddedeki kavramlar
- Ceza koşulu
- İşlemiş faiz
- Konkordato
- Saklı tutma
- Taşınmaz rehni
- Bağlı hak ve borç
Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.
Bu maddeyi uygulayan kararlar
188 karar arasından seçildi- 3. Hukuk Dairesi · E. 2024/1155 · K. 2025/2336 · T. 22.04.2025Daire kararıOnama
tarafların tacir olduğu, ticari işlerinden sayılan kira sözleşmesinde ticari faiz talep edebilecekleri, davacının ticari faiz farkını, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması nedeniyle, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 131/2 maddesi uyarınca isteyebileceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin 378.817,82 TL takip çıkışı asıl alacak üzerinden devamına, alacağa takip çıkışı itibariyle faiz işletilmemesine,
- 11. Hukuk Dairesi · E. 2022/761 · K. 2023/1388 · T. 07.03.2023Daire kararıOnama
yapılan tahsilatlar neticesinde belirtilen kredilerden kaynaklı asıl alacağın tahsil edildiği ancak bankanın halen temerrüt faizi ve BSMV'den kaynaklı alacağı bulunduğu, davacı yanca, asıl alacağın sona ermesi sebebiyle ferilerinin de sona erdiği savunulmuş ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 131 inci maddesine göre alacağın ferilerini talep etme hakkının sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulduğu hallerde asıl borç sona ermiş olsa dahi ferilerinin talep edilebileceği,
- 3. Hukuk Dairesi · E. 2021/4770 · K. 2021/8690 · T. 21.09.2021Daire kararıBozma
öncelikle belirtilen bu olgu kapsamında borcun sona erip ermediği hususunun açıklığa kavuşturulması ve varılacak sonuç çerçevesinde tarafların diğer iddia ve savunmalarına göre karar verilmesi gerekeceği açıktır.Bilindiği ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 131. maddesinde işaret edildiği üzere; asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur,
Seçim otomatiktir: kararın maddeyi uygulayan cümlesi, mahkemenin bağlayıcılık derecesi, maddenin sonraki değişiklikleri ve kararın bu maddeye özgülüğü birlikte puanlanır. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Bu maddeye özel soru
Kredi Bankası A.Ş., borçlu B Ticaret Ltd. Şti.'ye kullandırdığı 500.000 TL'lik ticari kredi alacağını, B'ye ait bir taşınmaz üzerinde tesis edilen birinci dereceden ipotek ve şirketin ana ortağı K'nin şahsi kefaleti ile güvence altına almıştır. Bir süre sonra B şirketinin mali darboğaza girmesi üzerine, Banka ile B şirketi arasında yapılan ve "borcu sona erdirme sözleşmesi" olarak adlandırılan bir ibra sözleşmesiyle, Banka, fer'i haklara ilişkin herhangi bir kayıt düşmeksizin B şirketini bakiye borcun tamamından ibra etmiştir. Ancak daha sonra Banka, bu ibranın sadece B şirketini kapsadığını, teminatların ise devam ettiğini ileri sürerek, hem ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmış hem de kefil K'ye ihtarname göndererek borcu ödemesini talep etmiştir. Bu olayda, Banka A.Ş.'nin asıl borçluyu ibra etmesinin ardından başlattığı takip ve gönderdiği ihtarın hukuki akıbeti, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun borca bağlı (fer'i) haklara ilişkin ilkeleri çerçevesinde aşağıdakilerden hangisidir?
- A) İbra sözleşmesi sadece asıl borçluyu borçtan kurtarır; K'nin kefalet sorumluluğu ve B'ye ait taşınmaz üzerindeki ipotek hakkı, alacaklı tarafından açıkça sonlandırılmadığı için varlığını sürdürür.
- B) Kefalet borcu sona erse de, ipotek ayni bir hak olduğundan ve tapu sicilindeki kaydı devam ettiğinden, sicile güven ilkesi gereği banka ipoteğin paraya çevrilmesini talep edebilir.
- C) Asıl borcun ibra yoluyla sona ermesi, buna bağlı (fer'i) nitelikteki ipotek ve kefaleti de kendiliğinden sona erdirdiğinden, Banka'nın başlattığı takip ve talepleri hukuki dayanaktan yoksundur.
- D) Banka'nın asıl borçluyu ibra etmesi, kefil K'nin rücu hakkını kullanacağı bir borçlu kalmaması nedeniyle kefilin durumunu ağırlaştırdığından, bu ibra kefalet borcunu etkilemez ve K'nin sorumluluğu devam eder.
- E) Banka'nın borçluyu ibra etmesi, alacağın güvencesi olan ipotek hakkını zayıflattığı için, kefil K'nin sorumluluğu TBK m. 592 uyarınca ipotek bedeli kadar azalır ancak tamamen sona ermez.
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var
Soruların tamamını çözmek ve açıklamalı cevapları görmek için Hukuksal Eğitim platformuna katıl.
Platforma katıl