6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 143

Türk Borçlar Kanunu 143. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 143- Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer. Cari hesapla ilgili ticarete ilişkin özel teamüller saklıdır. III. Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2024/194 E., 2025/648 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
yılı ilamı ile somut olayda davacının kabulünde de olduğu gibi yüklenici tarafından eksik işler karşılığında 20.000,00 USD'nin davacıya verildiğinin sabit olduğu, eksik işler bedelinin 20.000,00 USD'nin alındığı tarih itibariyle belirlenip TBK'nın 143. maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği dosyada üç adet bilirkişi raporu mevcut ise de yapılan inceleme ve ara
6. Hukuk Dairesi         2024/194 E.  ,  2025/648 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/147 E., 2023/328 K. BİRLEŞEN 2020/469 ESAS SAYILI DOSYADA İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ...ile asıl davada davalı-birleşen davada davacı asil ... ile vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arsa sahibi arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalı arsa sahibinin sözleşme gereği müvekkili yükleniciye verilmesi gereken 4 ve 6 no.lu bağımsız bölümleri 3. kişilere satıp devrettiğini, üçüncü kişilerin de iyiniyetli olduklarını iddia edeceklerini, bu nedenle tapu iptal davası açmadıklarını ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte şimdilik 40.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; davalı yüklenicinin teslim tarihi üzerinden yaklaşık 1 yıl geçmesine rağmen edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmeye göre müvekkiline ait olan dükkan ve daireleri eksiksiz ve iskânları alınmış olarak müvekkiline teslim etmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/37 D. İş sayılı tespit dosyasında belirlenen mevcut eksikliklerin bugünkü rayiç değerinin hesaplanarak, davalı yükleniciden alınarak mal sahibine ödenmesine karar verilmesini, davalının kusurundan dolayı anılan sözleşme hükümlerine göre müvekkiline ait olan 4 daire ve 1 adet depolu dükkanı müvekkilinin kiraya verememesinden dolayı uğramış olduğu kira ve gecikme tazminatının davalıdan alınarak tarafına verilmesini, yukarıda belirttiği alacakların dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi üzerinden hesaplanarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'sinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Asıl davada davalı cevap vermemiştir. Birleşen davada davalı vekili; bir kısım eksiklikleri davacı kendi zevki doğrultusunda tamamlayacağını beyan ettiğinden kendisine 20.000,00 USD müvekkili tarafından para verilerek ibralaşıldığını, müvekkilinin edimini yerine getirdiğini ve A Blokta davalıya öngörülen depolu dükkan dahil beş adet bağımsız bölümü, gününden önce teslim ettiğini, davalının daireleri kendisi ve çocukları için düşünürken depolu dükkanı ise ...Firmasına kiraya vererek fiilen kullanmaya başladığını, dükkan dışındaki bağımsız bölümleri ise kendisi ve çocuklarının kullanımı için ayırdığından kiraya vermediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. ASIL DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2014 tarihli kararı ile taraflar arasındaki sözleşmeye göre devir arasında yaklaşık 17 ay fark bulunması, bu sözleşmede 10 numaralı bağımsız bölümün alım-satımına karar verilmiş olması ve satış vaadindeki satış bedeli ile resmi senetteki satış bedelinin birbirinden farklı olması dikkate alındığında bu taşınmazı davacının devretmediğinin anlaşıldığı, üçüncü kişilerin iyiniyet iddiasında bulunma ihtimalleri dikkate alındığında davacının davalıdan taşınmazların bedelini talep etmekte hukuki yararı bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 1.419.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. ASIL DAVADA BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2014 tarihli kararının süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 2015/9998 E., 2017/3101 K. sayılı kararı ile tapu maliki davalının yüklenici ile ...arasındaki satış sözleşmesinin ifası maksadıyla tapudaki resmi işlemi gerçekleştirdiğinin kabulü ile 6 no.lu bağımsız bölümle ilgili talebin reddine karar verilmesi gerekirken talebin kabulü doğru görülmediği, 4 no.lu bağımsız bölüm yönünden ise birlikte ifa kuralı gereği kendi edimini ifa etmeyen taraf, karşı taraftan edimini talep edemeyeceğinden, yüklenici davacının 4 no.lu bağımsız bölümün tapu kaydını veya bedelini talep edebilmesi için tüm edimlerini yerine getirmesi gerektiği, bu nedenle eksik ve kusurlu işler bedelinin tazminine ilişkin arsa sahibi tarafından açıldığı bildirilen davanın eldeki dava ile birleştirilerek eksik ve kusurlu imalatların bulunmaması halinde karar tarihi itibariyle 4 no.lu bağımsız bölüm arsa sahibi adına kayıtlı bulunduğundan öncelikle tapu iptali talep edilebileceğinin göz önünde tutularak karar verilmesi gerekirken yazılı şeklide karar verilmesi doğru görülmediği belirtilerek bozulmuştur. V. BİRLEŞEN DAVADA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Birleşen Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin birleştirme öncesi 2013/585 Esas, 2016/28 Karar sayılı ve 26.01.2016 tarihli kira tazminatı, eksik işler ve inşaata yapılan harcama ile ilgili taleplerin haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 2016/3666 Esas, 2019/1064 Karar sayılı ilamı ile somut olayda davacının kabulünde de olduğu gibi yüklenici tarafından eksik işler karşılığında 20.000,00 USD'nin davacıya verildiğinin sabit olduğu, eksik işler bedelinin 20.000,00 USD'nin alındığı tarih itibariyle belirlenip TBK'nın 143. maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği dosyada üç adet bilirkişi raporu mevcut ise de yapılan inceleme ve araştırmanın eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, davacı arsa sahibi tarafından davalıya borç verildiğinin iddia edildiği, bununla ilgili olarak dosyaya sunulan 8.000,00 Euro'ya ilişkin fotokopi evrakın aslı getirtilerek imza inkarı halinde usulüne uygun olarak imza incelemesi yaptırılarak sonuca göre karar verilmesi gerektiği, yapı denetim ücretinin arsa sahipleri tarafından ödenmesi gerektiği, ancak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin bu edimi üstlenmesinin mümkün olduğu, somut olayda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yapı denetim ücretini yüklenicinin üstlendiğinin anlaşıldığı, arsa sahibi davacı tarafından dosyaya sunulan yapı denetim ücreti ile ilgili makbuzlar ve imzalar üzerinde durulup ilgili yerlerden belgeler sorulup getirtilerek gerekirse imza incelemesi de yapılarak uygun sonuç dairesinde karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve her iki dosyanın birleştirilmesine karar verilerek yapılan yargılama sonucu 6 no.lu daire için verilen 8.000,00 Euro üzerindeki imzanın adli tıp kurumu rapor sonucuna göre, davacı-birleşen davalının el ürünü olduğunun sabit olduğu, yüklenici tarafından eksik işler karşılığında verdiği 20.000,00 USD'nin alındığı tarih itibariyle belirlenip eksik işlerden mahsubu ile birleşen dosyaya yönelik olarak hesaplanan birleşen dosya davacısının 78.093,24 TL alacağının asıl dava dosyasındaki 4 no.lu daire bedeli olan 129.000,00 TL'den mahsubu ile asıl davanın 4 no.lu daire yönünden kısmen kabulüne, 6 no.lu daire yönünden; 6 no.lu bağımsız bölümün arsa sahibi tarafından satıldığının ve satış bedelinin arsa sahibi tarafından alındığının ispatlanamadığı Yargıtay ilamı ile sabit olduğun gerekçesi ile reddine, birleşen dosyadaki taleplere yönelik ise asıl davadaki alacağa mahsup edildiği gerekçesi ile dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı-birleşen davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Adli Tıp Kurulu raporuna göre imzanın davacı-birleşen davalı eli ürünü olduğu ortaya çıkmışsa da; birleşen dava davacısı tarafın aldığını ikrar ettiği 20.000,00 USD'nin bir ibralaşma belgesi olduğunu, 8.000,00 Euro bedelini de kapsadığı, 8.000,00 Euro'nun verildiği 25.11.2011 tarihinden bir yıl sonra, yani 15.11.2012'de alındığı (USD'nin bozdurulduğu tarih) gözetildiğinde, 8.000,00 Euro'nun da ibralaşmaya dahil edilmiş olacağını, b. İnşaatın süresinde teslim edildiğini, davalı-birleşen davacının da taşınmazı teslim süresinden dahi önce kullanmaya başladığını, birleşen davanın açılma sebebinin eksiklerin giderilmesi olduğunu, buna ilişkin verilen 20.000,00 USD'nin ibralaşma mahiyetinde olduğundan 4 no.lu bağımsız bölümün tespit edilen değerinden mahsup edilmesinin hatalı olduğunu, c. 6 no.lu bağımsız bölümün ise arsa sahibi tarafından satıldığının sabit olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı-birleşen davacı vekili; a.) Dava konusu 4 no.lu dairenin 05.08.2013 dava tarihi itibarı ile 129.000.00 TL'si olan bedelinin Edremit 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/37 D. İş sayılı eksik işlerin bedeli karşılığında 20.000.00 USD alındığı kabul edildiği taktirde müvekkilin inşaata yapmış olduğu harcamalar, yükleniciye inşaatı tamamlaması için vermiş olduğu 8.000,00 Euro ve kalınan kira mahrumiyet bedellerinin toplamı olan 80.339.00 TL'sinin TBK 143. maddesi gereğince takas ve mahsup edildiğinde müvekkilinin davacı karşı davalıya 50.906,76 TL değil 48.661,00 TL'sinin teminat evi bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesine, düzelterek onanmasına karar vermesini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı-birleşen davalının tüm, davalı-birleşen davacının aşağıdaki bendim kapsamı dışında kalan temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Birleşen Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin birleştirme öncesi 2013/585 Esas, 2016/28 Karar sayılı ve 26.01.2016 tarihli kira tazminatı, eksik işler ve inşaata yapılan harcama ile ilgili taleplerin haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 2016/3666 Esas, 2019/1064 Karar sayılı ilamı ile; somut olayda davacının kabulünde de olduğu gibi yüklenici tarafından eksik işler karşılığında 20.000 USD'nin davacıya verildiğinin sabit olduğu, eksik işler bedelinin 20.000,00 USD'nin alındığı tarih itibariyle belirlenip TBK'nın 143. maddesi hükmü çerçevesinde değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde 20.000,00 USD’nin verildiği tarih olan 15.11.2012 tarihi taraflar arasında ihtilafsız olup, bu tarih itibari ile TL karşılığı bedelin belirlenip eksik iş bedelinden mahsubu gerekirken tespit dosyasındaki rapor tarihi itibari ile TL karşılığının bedeli belirlenerek mahsup edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen davada davalı vekilinin tüm, davalı-birleşen davacının aşağıdaki bendim kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı-birleşen davacı yararına BOZULMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı-birleşen davada davalıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalı-birleşen davada davacıya verilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine, 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

23. Hukuk Dairesi, 2016/3666 E., 2019/1064 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
2- TBK nın 143. maddesi “Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir.
23. Hukuk Dairesi         2016/3666 E.  ,  2019/1064 K. "İçtihat Metni" ..... Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, taraflar arasında 29.11.2010 tarihli düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olduğunu, bağımsız bölümlerin iş sahibine en geç 29.11.2012 tarihinde iskanları alınmış eksiksiz olarak teslim edileceğini ancak davalı yüklenicinin teslim tarihi üzerinden yaklaşık 1 yıl geçmesine rağmen edimlerini yerine getirmediğini ileri sürerek eksik iş, kira tazminatı ve diğer ödemeler için şimdilik 10.000 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davacının bir kısım eksiklikleri kendi zevki doğrultusunda tamamlayacağını beyan ettiğinden kendisine 20.000,00 dolar verilerek ibralaşıldığını davacının iddia ettiği gibi müvekkiline borç vermediğini, müvekkilinin edimini yerine getirdiğini ve (A) blokta davalıya öngörülen depolu dükkan dahil beş adet bağımsız bölümü, gününden önce teslim ettiğini, davalının daireleri kendisi ve çocukları için düşünürken depolu dükkanı ise .......kiraya vererek fiilen kullanmaya başladığını, dükkan dışındaki bağımsız bölümleri ise kendisi ve çocuklarının kullanımı için ayırdığından kiraya vermediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre kira tazminatı, eksik işler ve inşaata yapılan harcama ile ilgili taleplerin haklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- TBK nın 143. maddesi “Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer.” şeklindedir. Somut olayda davacının kabulünde de olduğu gibi yüklenici tarafından eksik işler karşılığında 20.000 USD.nin davacıya verildiği sabittir. Bu durumda eksik işler bedelinin 20.000 USD.nin alındığı tarih itibariyle belirlenip yukarıda yazılı kanun hükmü çerçevesinde değerlendirme yapılarak karar verilmelidir. Bu kabulden hareketle dosyada üç adet bilirkişi raporu mevcut ise de yapılan inceleme ve araştırma eksik ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşıldığından, mahkemece yeni uzman bilirkişi heyetinden tekrar rapor alınmak suretiyle yukarıda belirlenen ilkelere göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. ....... 3- Davacı tarafından davalıya borç verildiği iddia edilmiş olup bununla ilgili olarak dosyaya sunulan 8.000 Euroya ilişkin fotokopi evrakın aslı getirtilerek imza inkarı halinde usulüne uygun olarak imza incelemesi yaptırılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile tanık beyanları doğrultusunda sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. 4- Yapı denetim ücreti arsa sahipleri tarafından ödenmesi gerekir. Ancak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin bu edimi üstlenmesi mümkündür. Somut olayda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yapı denetim ücretini yüklenicinin üstlendiği anlaşılmıştır. Arsa sahibi davacı tarafından dosyaya sunulan yapı denetim ücreti ile ilgili makbuzlar ve imzalar üzerinde durulup ilgili yerlerden belgeler sorulup getirtilerek gerekirse imza incelemesi de yapılarak uygun sonuç dairesinde karar verilmeli iken hatalı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) , (3) , (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 19.03.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/7142 E., 2018/541 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Ancak, davalıların işbu davadan önce yahut dava sırasında, TBK'nın 143. maddesi çerçevesinde açık bir takas iradesi söz konusu olmayıp, yukarda özetlenen savunmalarının bu yönde bir irade açıklaması olduğu da söylenemez.
11. Hukuk Dairesi         2016/7142 E.  ,  2018/541 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/04/2016 tarih ve 2015/79-2016/138 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23.01.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, tarafların ...Kollektif Şirketi isimli şahıs şirketinin hissedarı iken şirketi ve şirkete ait taşınmaz ve taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunu müştemilatı ile birlikte dava dışı ... Petrol A.Ş. isimli şirkete devrettiklerini, devir işlemlerinin 2014 yılı Aralık ayında başladığını, ...Kollektif Şirketi'nin 93.709,34 TL prim borcunun müvekkili Beyazıt Can'ın hesabından 17/12/2014 tarihinde çekildiğini, ayrıca şirketin vergi borçları toplamı olan 57.677,57 TL ile ... isimli işçinin sigorta prim borcu olan 23.000,00 TL'nin müvekkili ... tarafından ödendiğini, oysa bu paranın şirket borcu olduğu için ortak olarak ödenmesi gerektiğini, ayrıca ... isimli işçi şirket adına kayıtlı görünse de davalılara ait tarım işlerinde çalıştığını, bu işçi için ödenen bedelin iadesinin gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 98.693,45 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, ...Kollektif Şirketi'ni satın alan şirket tarafından davacı Beyazıt Can'ın hesabına şirketin SGK prim borçları, vergi borçları ve şirket çalışanı ...'ın prim borçlarının ödenmesi için satış bedeline mahsuben bir miktar avansın yatırıldığını, davaya konu edilen ödemelerin bu avanstan karşılandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ...Kollektif Şirketi isimli şahıs şirketinin eşit oranda hissedarı iken şirketi dava dışı ... Petrol A.Ş. isimli şirkete devrettikleri, ...Kollektif Şirketi'nin prim borçları, vergi borçları ve şirket çalışanı ...'ın sigorta prim borçlarının davacı Beyazıt Can tarafından ödendiğinin sabit olduğu, bu ödemelerin hemen öncesinde 25/11/2014 tarihinde dava dışı ... Petrol A.Ş. tarafından davacı Beyazıt Can'ın hesabına 183.000,00 TL yatırıldığı, devredilecek borçların avans olarak yatırılan bu paradan ödendiğinin tanık beyanlarından anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 23/01/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞIOY Dava, tarafların ortağı oldukları davadışı kollektif şirkete ait olup davacılar tarafından ödenen kamusal nitelikteki borçların hisseleri oranında davalılardan tahsiline ilişkin alacak davası niteliğindedir. Tarafların ...Kollektif Şirketi – ... ve Ortakları unvanlı şirketin eşit oranda hissedarı oldukları, şirkete ait 93.709,34 TL tutarındaki yapılandırma suretiyle oluşan prim borcunun davacılardan ... tarafından 17.12.2014 tarihinde, 57.677,57 TL vergi borcunun da 26.11.2014 tarihinde davacı ... tarafından ilgili kamu idarelerine ödendiği, davacılarca bu borçların yarısından davalıların sorumlu olduklarının ileri sürüldüğü, ayrıca anılan şirketin çalışanı görünmekle birlikte davalıların hizmetinde bulunduğu iddia olunan ... için kollektif şirket hakkında tahakkuk etmiş 23.000 TL tutarındaki prim borcunun da davacı ... tarafından ödendiği ve bu tutarın tamamından davalıların sorumlu olduğunun iddia olunduğu dosya kapsamıyla sabittir. Davalılar savunmalarında, şirketin ve şirkete ait ticari işletme ile üzerinde bulunduğu taşınmazın davadışı bir anonim şirkete devredildiğini, davacıların mezkur ödemeleri kendi "ceplerinden" yapmadıklarını, borç ödemelerinin devralan şirketin satış bedeline mahsuben davacılardan ...'ın hesabına gönderdiği para ile yapılmış olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir. Yukarda özetlenen iddia ve savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı uyarınca, tarafların sözü geçen kollektif şirketin eşit oranda ortakları oldukları, şirketin (!) ve şirket envanterindeki ticari işletme ile üzerinde bulunduğu taşınmazın 2015 yılı başında davadışı ... Petrol A.Ş'ye tarafların imzasını taşıyan protokolle devredildiği, devir bedeline mahsuben davacılardan Bayazıt'ın banka hesabına, devralan şirket tarafından 183.000 TL tutarında ödeme yapıldığı, kollektif şirkete ait olup yukarda açıklanan kamu borçlarının bizzat davacılar tarafından ilgili kamu idarelerine davacılar adlarına düzenlenen makbuzlarla ödendiği anlaşılmakta olup esasen bu hususlar üzerinde taraflar arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Şu halde, uyuşmazlığın çözümü, davadışı anonim şirket ile davanın tarafları arasındaki devir protokolünün içeriği ile birlikte davalıların söz konusu borçların davadışı devralan şirket tarafından devir bedeline mahsuben gönderilen avanstan sarfedilmek suretiyle ödendiği yolundaki savunmalarının hukuken tavsif olunması ile mümkün görülmektedir. Dosyaya mübrez olup "Gayrimenkul ve Şirket Satış Protokolü" başlıklı devir protokolünde, kollektif şirket ortaklarının şirkete ait devir konusu taşınmaz üzerindeki takyidatları tümüyle kaldırmayı ve devir tarihinden önce kollektif şirkete ait borçları ödemeyi taahhüt ettikleri belirtilmektedir. Mezkur protokolde, anonim şirket tarafından ödenecek bakiye devir bedelinin öncelikle devrolunan şirkete ait borçların bertaraf edilmesinde kullanılması gerektiğine ilişkin bir koşul bulunmamaktadır. Keza, anılan devralan şirket tarafından davacı ...'ın hesabına yapılan havalede de bu yönde bir kayıt ve koşula rastlanılmamaktadır. Yukarda da değinildiği üzere, 183.000 TL tutarındaki bu havalenin devir bedeline mahsuben yapıldığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Şu durumda, davalıların anonim şirket tarafından yapılan ödemenin öncelikle şirket borçlarına mahsup edileceği yolundaki savunmalarını muteber delillerle ispatlayamadıkları açıktır. Bu yoldaki savunmanın ancak yazılı delille ispatlanması gerektiği izahtan vareste olup dinlenen davalı tanığının beyanına itibar edilemez. Şu halde, davalıların mezkur ödemenin şarta bağlı olduğuna yahut tarafların ödemenin şirket borçlarına sarfedileceğine ilişkin anlaştıkları biçimindeki savunmalarının ispatlanamaması nedeniyle, işbu dava bakımından, davacıların, davalılarca da üstlenilen kollektif şirkete ait kamu borçlarını hangi kaynaktan temin etmek suretiyle ödediklerinin esasa etkili olması söz konusu değildir. Davalıların savunması, aynı zamanda, davacılardan...'a ödenen devir bedelinin içerisinde, davalıların hissesine düşen devir bedelinin de bulunduğuna yöneliktir. Bu durumda, davalıların, çekişmeli de olsa varlığını ileri sürdükleri alacakları bakımından, davacılardan....'a karşı takas beyanında bulunmaları mümkündür. Ancak, davalıların işbu davadan önce yahut dava sırasında, TBK'nın 143. maddesi çerçevesinde açık bir takas iradesi söz konusu olmayıp, yukarda özetlenen savunmalarının bu yönde bir irade açıklaması olduğu da söylenemez. Tüm bu nedenlerle, yerel mahkemenin davanın reddine dair kararının, TBK'nın vekaletsiz işgörme hükümleri çerçevesinde, her bir davacının yine her bir davalıya ne miktarda kazandırmada bulundurmuş olduğu, gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle hesaplattırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, Daire çoğunluğunun onama kararına katılmıyorum.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Genel Hükümler

İki kişinin karşılıklı olarak birbirlerinden para veya aynı cins mal alacaklısı olmaları durumunda, bu alacakların az olanı oranında sona erdirilmesine "Takas" denir. Takasın hüküm ifade edebilmesi için gerekli olan şartlar ve işleyişle ilgili hangisi yanlıştır?

A) Takas, ancak taraflardan birinin diğerine "takas beyanında" bulunmasıyla gerçekleşir (Otomatik gerçekleşmez).
B) Takas edilecek alacakların her ikisinin de muaccel (vadesi gelmiş) olması gerekir.
C) Takas hakkından önceden feragat edilebilir.
D) Zamanaşımına uğramış bir alacak, takas süresi içinde zamanaşımına uğramamışsa takas edilebilir.
E) Takas yapılabilmesi için karşı tarafın (diğer alacaklının) rızası ve kabulü şarttır.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol