6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 202

Türk Borçlar Kanunu 202. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 202- Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar. Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir. Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz. G. İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

86 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/8865 E., 2023/3136 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
rken 13.12.2018 tarihinde davalı Makel'e haricen satış işlemi yapıldığını, davalı Makel Elektrik taşınmazı üzerinde var olan hacizler ile yükümlü olarak satın aldığını, davalı Maktur şirketinin ise söz konusu taşınmazda işletmeci olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 202 nci maddesi uyarınca borçlu Azak Otelcilik'in davacıya karşı olan İzmir 26.
11. Hukuk Dairesi         2021/8865 E.  ,  2023/3136 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1545 Esas, 2021/1377 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/269 E., 2021/234 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Azak Otelcilik Sey..Ltd. Şti.'ne otel işletim programı satışından kaynaklanan 30.12.2013 tarihli 3.000,00 euro bedelli 01.09.2014 tarihli 14.192,60 euro bedelli iki adet fatura kestiğini, fatura bedellerinin süresinde ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, borçlunun Merkezefendi Mah. 2945 Ada 18 Parselde kayıtlı taşınmazına borç tutarı kadar haciz konulduğunu, haczedilen taşınmazın Bakırköy 18. İcra Dairesinin 2017/100 E. sayılı dosyası ile cebri satış işlemleri devam ederken 13.12.2018 tarihinde davalı Makel'e haricen satış işlemi yapıldığını, davalı Makel Elektrik taşınmazı üzerinde var olan hacizler ile yükümlü olarak satın aldığını, davalı Maktur şirketinin ise söz konusu taşınmazda işletmeci olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 202 nci maddesi uyarınca borçlu Azak Otelcilik'in davacıya karşı olan İzmir 26. İcra Dairesinin 2014/15000 E. sayılı dosya borcundan dolayı müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek davalıların İzmir 26. İcra Dairesinin 2014/15000 takip sayılı dosyasına konu 17.192,60 euro borçtan dolayı dosya borçlusu Azak Otelcilik ile birlikte müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile 17.192,60 euro alacağın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, ticari işletmenin, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebileceği ve diğer hukuki işlemlere konu olabileceği, bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir." hükmü ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava dışı Azakoğlu Elektrik şirketinin davaya konu taşınmazda 1/2 paydaş bulunduğu, taşınmazın tapu kayıtlarından niteliğinin arsa olduğu,ancak kıymet takdir raporundan otel bulunduğunun anlaşıldığı, 1/2 hisse üzerinde dava dışı Denizbank'ın 1 nci derecede 18.06.2013 tarihli ipotek hakkını davalı Makel Elektrik şirketine alacağın temliki suretiyle devrettiği, davalı Makel'in ipoteğinin paraya çevrilmesi suretiyle icra takibi yaptığı, ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin icra takibi devam ederken davalı Makel tarafından taşınmazın 1/2 hissesinin haricen satın alındığı, otele ait menkullerin Maktur Makel Şirketince kullanıldığı, davalı tarafın taşınmazı tapuda devralmasının 6098 sayılı Kanun'un 202 nci maddesi kapsamında işletmenin devri niteliğinde olmadığı,davacının alacağından davalıların müteselsilen sorumlu tutulması talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılardan Makel...AŞ'nin , borçlu Azak Otelcilik..Ltd. Şti.'ne ait malvarlığını hacizle yükümlü olarak satın aldığını, bu hususun dava dosyası içeriği ile de sabit olduğunu, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/16270 E. sayılı kararında 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi gereğince işyeri devri için bir işletmenin veya malvarlığının tümünün devredilmesinin şart olmadığını, işletmenin önemli bir malvarlığının devrinin de işyeri devri niteliğinde olduğunu, borçlu tarafından borcun doğumundan sonra şantiye sahasında bulunan 700.000,00 TL bedelli tünel kalıp malzemelerine ilişkin mal satışı, işletmenin önemli kısmının devri niteliğinde olduğundan malları devir alan üçüncü kişinin, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi gereğince devir aldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacağından bu devrin, alacaklının haklarını etkilemeyeceğinin belirtildiğini malvarlığı devrinin işin esaslı bir kısmının devrini oluşturması halinde söz konusu malvarlığı devrinin ticari işletme devri olarak kabul edileceğini, rızai alım satım akdi ile satışı yapılan taşınmazın borçlu şirketin işinin esaslı bir kısmını oluşturup oluşturmadığının, başka bir deyişle satışa konu taşınmazın kullanım amacının yalnız başına bir iş kolu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyaceğinin şirket faaliyetinin devamının sağlamaya yeterli olup olmadığı, devir sonrasında devredenin bahsi geçen iş kolundaki faaliyetlerini yerine getirme kapasitesinin önemli ölçüde azalıp azalmadığı değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmesinin yasaya ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla somut olayda, davacının taşınmazda bulunan otel işletmesinin dava dışı borçludan devir alındığı, 6098 sayılı Kanun'un 202 nci maddesi gereği borçlunun işletmesini devir ettiği ileri sürülerek davalıların borçtan sorumlu tutulmasını talep edildiği, davalıların ise yeni bir otel işletmesi kurduklarını savunduğu, davacı tarafından bu devirlerin üçüncü şahıs alacaklıları zararlandırma amaçlı olduğu da ileri sürülmediği, kredi borçlusu Azaklıoğlu Elektrik ..A.Ş. nin Denizbank A.Ş' ye olan kredi borcunun davalı Makel tarafından ödenerek alacak ve ipotek hakkının temlik alındığı, davalı Maktur şirketinin 2018 yılında kurulan diğer davalının grup şirketi olduğu, taşınmazın üzerinde bulunan ipotek hakkının cebricra yoluyla paraya çevrilmemesi işletme konusunun yine otelcilik olması menkullerin cebri icra yoluyla satın alınmış olması hususlarından hareketle işletme devrinin gerçekleştiği sonucuna varılamadığı, taşınmaz üzerindeki hacizlere bakıldığında anlatılan süreçte taşınmaz üzerinde yüklü miktarlarda hacizler bulunduğu da görüldüğü, otelin bulunduğu taşınmazın borçlu ve borçlu yanında üçüncü şahıslardan devir alındığı, menkullerin de ipotek takibinden 3 yıl evvel başlatılan kambiyoya dayalı takipte cebri icra yoluyla 2015 yılında satın alındığı, zaman içerisinde üçüncü şahısların da dahil olduğu bir şekilde parça parça satış yoluyla davalı Makel'in mülkiyetine geçtiği anlaşılan menkul ve gayrımenkuller nedeniyle işletme devrinin değil, satış ilişkisinin mevcut olduğu sonucuna varıldığı, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın başlattığı icra takibinden davalıların müteselsilen sorumlu tutulması talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davaya konu olayda işletmenin devri değil, satış ilişkisi bulunduğu kanaatiyle davanın reddine karar verilmişse de; dava dilekçesinde açıklandığı üzere, davalılardan Makel Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş., takip borçlusu Azak Otelcilik Seyahat Tur. San ve Tic Ltd Şti'ye ait malvarlığını hacizle yükümlü olarak satın aldığını, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar Yargıtay'ın yerleşik kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2013/16270 E.- 2014/14177 K. 04.07.2014 Tarih, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2012/11113 E.- 2014/2087 K. 18.02.2014 Tarih, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2010/5030 E.- 2011/594 K. 31.01.2011 tarihli kararlarında malvarlığı devrinin "işin esaslı bir kısmının devri" niteliğinde olması halinde bu devir ticari işletme devri olarak kabul edilmesi gerektiğinin benimsendiğini, devre konu varlıkların yalnız başına bir iş kolu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, gerekçeli kararda da açıklandığı üzere davaya konu olayda davalı Makel Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Tic. A.Ş., önce borçlu şirketin ipotek alacaklısı olan Denizbank'tan ipotek hakkını alacağın temliki suretiyle devraldığını, daha bu aşamada bile davalı şirketin takip borçlusu şirketin işletmesini devir alma iradesinin son derece açık olduğunu, davalının önce ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile satış işlemlerine başladığını ancak satış aşamasında üçüncü kişilerin ihaleye girmek suretiyle taşınmazı satın almasının önüne geçebilmek amacı ile cebri satış işlemlerinden vazgeçerek rızai alım satım akti ile taşınmazı hacizlerle yükümlü olarak satın aldığını ve hacizlerin fekkini talep ettiğini, davalının en başından beri ortaya koyduğu irade, borçlu şirkete ait otel işletmesinin devir alınmasına yönelik olduğunu, bu iradenin ipoteğin devir alınması ile gizlenmiş olmasının gerçek iradeyi değiştirmediğini, devir alınan mal varlığının işbu dava açıldıktan sonra işletme adının değiştirilmiş olması ve/veya marka ve patent hakkına ilişkin devir işlemlerinin yapılmamış olması işlemi mal varlığının devri olmaktan çıkartmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay kararlarında belirlendiği üzere rızai alım satım akdi ile satışı yapılan taşınmazın borçlu şirketin işinin esaslı bir kısmını oluşturup oluşturmadığı, başka bir deyişle satışa konu taşınmazın kullanım amacının yalnız başına bir iş kolu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, şirket faaliyetinin devamını sağlamaya yeterli/elverişli olup olmadığı, devir sonrasında devredenin bahsi geçen iş kolundaki faaliyetlerini yerine getirme kapasitesinin önemli ölçüde azalıp azalmadığı hususları değerlendirilmeden verilen ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunarak istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmesinin usule, yasaya ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının hakkında icra takibi başlattığı dava dışı borçlusu şirket adına kayıtlı otelin üzerine haciz şerhi işlendiği, otelin haciz yüküyle davalı Makel tarafından satın alındığı, davalı Maktur'un da söz konusu oteli işlettiği, takip dosyasından davalıların da sorumlu olduklarını ileri sürerek sorumluluklarının tespiti ile takip borcunun davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2024/4047 E., 2025/2831 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ile davacı şirketin sahibi ve tek ortağı ....'nin baba oğul oldukları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca işletmenin devri durumunda devir alan şirketin devreden şirket ile birlikte şirket borçlarından iki yıl süre birlikte sorumlu olduğu, davacının kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 15.09.2019 olduğu, ancak 05.10.2019 tarihli kaç
3. Hukuk Dairesi         2024/4047 E.  ,  2025/2831 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/13 E., 2024/48 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/436 E., 2022/63 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 15.09.2019 tarihinden itibaren kiracısı olduğu işyeri elektriğinin usulsüz ve yasaya aykırı olarak kesildiğini, davalı ... EDAŞ tarafından mecurun önceki kiracısı ve eski abone dava dışı şirket adına kaçak tespit tutanağı düzenlendiğini, davacı ile önceki kiracı arasında herhangi bir bağ bulunmadığını, karışıklığın benzer isim ve marka hakkının kullanımından kaynaklandığını, davacının farklı müşteri numarası altında abonelik başlangıç tarihinin 10.10.2019 olduğunu ileri sürerek; elektrik kullanımının kaçak olmadığının, davacının davalılara herhangi bir borcu bulunmadığının ve önceki kiracı şirket ile müvekkili şirket arasında herhangi bir ilişki ya da bağın olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... EDAŞ vekili; mecura dair 4 adet kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağı düzenlendiğini, müvekkilinin 11.10.2019 tarihli yazı ile davacıya dava dışı önceki kiracı ile fiili kullanımlarının ve aynı tesisatta kaçak elektrik kullanımının tespit edildiğini bildirdiğini, iki firmanın ticaret unvanlarının neredeyse aynı olduğunu, ayrıca firma yetkililerinin soyadlarının aynı olduğunu, davacı ile eski abone dava dışı şirket arasında muvazaalı işlem bulunduğunu, 10.09.2019 tarihli saha araştırma formunda çevredeki esnafların işletmenin iki senedir kullanıldığını ve işletme sahibinin değişmediğini fakat yeni bir ortak bulunduğunu beyan ettiklerini, ... nolu ve 05.10.2019 tarihli kaçak elektrik tüketimi tutanağından 5 gün sonra 10.10.2019 tarihinde davacının abonelik sözleşmesi yaptığını, bu kadar kısa bir süre içinde işletmenin devrinin yapılmış olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dilekçesinde davacının mecuru 15.09.2019 tarihinde kiraladığı ve aradan geçen sürede sözleşmesiz elektrik enerjisi kullandığını ikrar ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... EPSAŞ vekili; davacı ile eski abone dava dışı şirket arasında muvazaalı işlem bulunduğunu, şirket isimlerinin neredeyse aynı olduğunu, her iki firma yetkililerinin soyadlarının aynı olduğunu, diğer davalı şirket tarafından yapılan 10.09.2019 tarihli saha araştırma formunda çevredeki esnafların işletmenin iki senedir kullanıldığını ve işletme sahibinin değişmediğini fakat yeni bir ortak bulunduğunu beyan ettiklerini, ..... nolu ve 05.10.2019 tarihli kaçak elektrik tüketimi tutanağından 5 gün sonra 10.10.2019 tarihinde davacının müvekkili ile abonelik sözleşmesi yaptığını, bu kadar kısa bir süre içinde işletmenin devrinin yapılmış olması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, kaçak elektrik tüketimi tespit tutanaklarına göre elektrik arzının sonlandırılmasının hukuka uygun olduğunu, davanın muhatabının müvekkili perakende şirketi değil diğer davalı ... olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin dava dilekçesi ekinde dava dışı önceki abone şirkete dair vekaletnameyi sunduğu, Ticaret Sicili Gazetesi incelenmesi neticesinde, davacı ile dava dışı önceki abonenin aynı adreste birlikte faaliyet gösterdikleri, dava dışı önceki abone şirketin sahibi ve tek ortağı .... ile davacı şirketin sahibi ve tek ortağı ....'nin baba oğul oldukları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca işletmenin devri durumunda devir alan şirketin devreden şirket ile birlikte şirket borçlarından iki yıl süre birlikte sorumlu olduğu, davacının kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 15.09.2019 olduğu, ancak 05.10.2019 tarihli kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağında dava dışı önceki abone şirketin sahibi ....'nin imzasının bulunduğu, bu itibarla her iki şirket arasında fiili ve organik bağın bulunması ve dinlenen tanık beyanlarının da bu hususu doğrulamadığı gerekçesiyle; davanın ... EDAŞ yönünden esastan reddine, ... EPSAŞ yönünden ise pasif husumet yokuluğundan usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı şirket ile dava dışı önceki abone şirketin aynı adreste birlikte faaliyet gösterdikleri, dava dışı önceki abone şirketin sahibi ve tek ortağı .... ile davacı şirketin sahibi ve tek ortağı ....'nin baba oğul oldukları, işletmenin borçları nedeni ile dava dışı önceki abone şirketi kapatarak aynı adreste baba ...'ye ait davacı ... kurdukları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 202. maddesi uyarınca işletmenin devri durumunda devir alan şirketin devreden şirket ile birlikte şirket borçlarından iki yıl süre birlikte sorumlu olduğu, 05.10.2019 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağında dava dışı önceki abone şirketin sahibi ....'nin imzasının bulunduğu gözetilerek, davacı ile dava dışı önceki abone şirket arasında organik bağ bulunduğunun kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davacı ile dava dışı önceki abone şirket arasında organik bağ bulunmadığını, davacı ile dava dışı önceki abone şirket arasında iş yeri devri olup olmadığının araştırılmadığını, davacının vergi numarası, abone/müşteri numarası ve ticaret unvanının farklı olduğu beliritlerek, kararın bozulmasını talep edilmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacı şirketin elektrik enerjisinin kesilmesi suretiyle yaratıldığı ileri sürülen muarazanın önlenmesi istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davacı ile dava dışı önceki abonenin aynı adreste birlikte faaliyet göstermelerine, dava dışı önceki abone şirketin sahibi ve tek ortağı .... ile davacı şirketin sahibi ve tek ortağı ....'nin baba oğul olmalarına, davacının kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 15.09.2019 olmasına, 05.10.2019 tarihli kaçak elektrik tüketimi tespit tutanağında dava dışı önceki abone şirketin sahibi ....'nin imzasının bulunmasına, her iki şirket arasında fiili ve organik bağın bulunduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2024/925 E., 2025/509 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ene devri; hukuki işlem niteliğinde sözleşmesel bir işyerinin devri veya iş ilişkisinin devri niteliğinde olmayıp kamu hizmetlerinin yürütülmesinde idari yapılanmayla ilgili açık bir Kanun hükmüne dayandığından somut uyuşmazlığın çözümünde Türk Borçlar Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen işletmenin devri hükümleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6.
6. Hukuk Dairesi         2024/925 E.  ,  2025/509 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/89 E., 2019/535 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... personeli iken 5594 sayılı Yasa ile EGO Genel Müdürlüğü'ne devredilen işçinin işçilik alacakları için açtığı davada hükmedilen alacakların tahsili için yapılan icra takibinde teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle işçinin alacaklarının müvekkilince ödendiğini, ödenen tutarın davalının sorumluluğunda olması nedeniyle 28.04.2014 tarihinde davalıdan talep edildiğini, davalının öncesinde %50 sorumluluğu kabul etmesine rağmen bu tutarın da ödenmediğini, bunun üzerine davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından itiraz edildiğinden itirazın iptaline ve likit alacağa itiraz edilmiş olması nedeniyle de icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 1 yıllık dava açma süresi geçtiğinden davanın hak düşürücü süreden reddi gerektiğini, davacıya devredilen işçinin geçici işçi statüsünde otobüs şoförü iken 17.11.2007 tarihli belediye meclis kararı ile sürekli işçi statüsüne geçirildiğini, 5594 sayılı Yasa'nın ek 2. maddesi gereği de ulaşım hizmetlerinin aktif ve pasifiyle büyükşehir belediyesine devredildiğini, ilgili mahkeme kararında müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları yönünde karar verilmesine rağmen tüm borçtan müvekkilinin sorumlu olmasının kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Ankara 23. İş Mahkemesi'nin 26/01/2016 tarihli ve 2016/588 Esas, 2016/5 Karar sayılı kararı ile işverenin dava dışı işçiye yaptığı ödemenin tahsiline ilişkin bu davada ...Asliye hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği sebebiyle davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. ONAMA VE ONAMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkeme kararının (Kapatılan) Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 08.12.2016 tarihli, 2016/32794 Esas ve 2016/26702 Karar sayılı kararıyla; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı işçinin ...Belediyesi'nde çalışmakta iken 07.08.2008 tarihinde EGO Genel Müdürlüğü'nde Otobüs Daire Başkanlığı'nda şoför olarak işe başladığı, işçilik alacakları için açmış olduğu davanın kesinleştiği, kesinleşen kararda dava dışı işçinin alacağından ...Belediyesi ile EGO Genel Müdürlüğü'nün müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu belirtilmiş ise de, mahkeme kararında hüküm altına alınan işçilik alacaklarının tamamının davalı bünyesinde çalıştığı döneme ilişkin olduğu, her ne kadar İş Kanunu gereği davacı da mahkeme kararında müteselsil sorumlu olarak gösterilmiş ise de rücu ilişkisinde müteselsil sorumluluktan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; devredilen işçilere ait borçlardan Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nın sorumlu olduğunu, yasada bu tür borçların devir kapsamına alınmayacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, iş mahkemesinde tarafların müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarına karar verilmesine rağmen davacının ödediği tüm tutardan müvekkilinin sorumlu tutulmamasının kabul edilemeyeceğini, devir komisyon kararında ulaşım hizmetlerinin tüm aktif ve pasifleri ile EGO Genel Müdürlüğü’ne devredildiğini, bu nedenle müvekkilinin ilgili işçilik alacaklarından sorumluluğunun bulunmadığını, devir komisyon kararında devir öncesinde doğmuş borçlardan, işçilik alacaklarından tarafların sorumluluklarını düzenleyen herhangi bir madde bulunmadığını, 5594 sayılı Kanun'un ek 2 maddesine göre hizmetin yerine getirilmesine yönelik bir borç ilişkisi söz konusu olduğunda EGO Genel Müdürlüğü'nce yapılan ödemenin müvekkil belediyeden istenemeyeceğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Uyuşmazlık, davalı ... personeli iken 5594 sayılı Kanun kapsamında davacıya devredilen işçinin işçilik alacakları nedeniyle açmış olduğu davada hükmedilen alacağın rücuen tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. ...Merkez Belediye Başkanlığı'nın 23 Temmuz 2004 tarihli ve 25531 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun, geçici 2. maddesi hükmüne dayalı olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine dahil edilmiştir. 5594 sayılı Kanun'la 5216 sayılı Kanun'a ek 2. madde eklenmek suretiyle değişiklik yapılmış olup bu maddenin 1. fıkrası hükmüne göre; Birleşme, katılma veya geçici 2 nci madde gereğince büyükşehir belediyesi sınırlarına giren belediyelerin yürütmekte olduğu su, kanalizasyon, katı atık, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olmak üzere bina, tesis, araç, gereç, taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları büyükşehir belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşuna devredilir. Hükmün 2. fıkrası ise şöyledir: Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hizmet alanlarında Devlet memuru olarak çalışmakta olanlar kadrolarıyla birlikte, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49 ncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta olanlar ise bu şekilde çalışmalarına esas teşkil eden kadrolar ile birlikte büyükşehir belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşuna devredilir. Devredilen personelin aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer mâlî haklarının ödenmeye devam olunması, atanma ve kadro unvanlarının yeniden düzenlenmesinde 5393 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi hükümleri uygulanır. Maddede sözü edilen 5393 sayılı Kanun'un 50. maddesi hükmünde ise söz konusu personelin, atama işlemleri yapılıncaya kadar devredildikleri belediye veya il özel idaresince ihtiyaç duyulan işlerde görevlendirilebileceği, bunlar yeni bir kadroya atanıncaya kadar eski kadrolarına ait aylık, ücret, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer malî haklarını devredildikleri belediye veya il özel idaresinden almaya devam edecekleri hükmü bulunmaktadır. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, rücu talebine konu alacak, ödeme yapılan işçilik alacağıdır. Dava dışı işçinin ...Belediyesi ve EGO Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı davada, ...Belediyesi'nin devreden önceki işveren, EGO Genel Müdürlüğü'nün ise devralan sonraki işveren olarak sorumlu olduğu kabul edilerek sabit olan alacağın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davacı EGO Genel Müdürlüğü bu karar gereğince işçiye ödeme yaptığını ve hükmedilen alacakların devir öncesi doğan alacaklar olduğunu belirterek ödediği tüm miktarın ...Belediyesi'nden tahsilini istemiştir. Kesinleşen karar gereğince kendisine ödeme yapılan dava dışı işçi ...Belediyesi'nin ulaşım hizmetlerinde otobüs şoförü olarak çalışmakta iken ek 2. madde hükmü ile ...Belediyesi'nin ulaşım hizmetleri, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ilgili bağlı kuruluşu olan EGO Genel Müdürlüğü'ne devredilmiş, buna bağlı olarak da yine aynı hüküm gereğince bu işçinin kadrosu EGO Genel Müdürlüğü'ne geçmiştir. İşçinin yeni işverene devri; hukuki işlem niteliğinde sözleşmesel bir işyerinin devri veya iş ilişkisinin devri niteliğinde olmayıp kamu hizmetlerinin yürütülmesinde idari yapılanmayla ilgili açık bir Kanun hükmüne dayandığından somut uyuşmazlığın çözümünde Türk Borçlar Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen işletmenin devri hükümleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesindeki "İşyerinin veya bir bölümünün devri" hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. İş Mahkemesinde görülen davada her iki davalının sorumlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de bu sonuç, işçinin açtığı dava yönünden 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesi hükmünün yorumlanıp uygulanması niteliğindedir. İşçiye karşı sorumluluk yönünden yorumlanıp uygulanan bu hükmün iç ilişkide sorumluluk yönünden eldeki davada uygulanması ise açık Kanun hükmü karşısında mümkün değildir. Zira işyerinin ve iş ilişkisinin devri Kanun hükmü (ek 2. madde) ile gerçekleşmiş olup devir öncesi işçilik alacaklarından iç ilişkide hangi işverenin sorumlu olduğu bu Kanunda açıkça düzenlendiğinden artık gerek TBK'nın 202. maddesi, gerekse İş Kanunu'nun 6. maddesi hükümlerine göre değil, ek 2. madde hükmüne göre bu sorumluluk belirlenmelidir. Ek 2. maddenin 1. fıkrasında açıkça, devredilen belediyenin ulaşım hizmetlerine ilişkin olmak üzere bina, tesis, araç, gereç, taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları büyükşehir belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşuna devredildiği belirtilmiştir. Maddenin personel devri ile ilgili 2. fıkrası ve atıf yapılan 5393 sayılı Kanun'un 50. maddesinde de birinci fıkradaki temel düzenlemeye istisna teşkil edecek devreden belediyenin sorumlu olmasını gerektirir bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda devir öncesi döneme ilişkin olsa dahi iç ilişkide sorumlu olan Kuruluş, hizmetleri devredilen ...Belediyesi olmayıp tüm malvarlığıyla ve borçlarıyla ulaşım hizmetlerinin devredildiği EGO Genel Müdürlüğü'dür. Bu Kanun hükmü ile hak ve borçları da kapsayan külli halefiyet doğmuştur. Külli halefiyet nedeniyle önceki dönem çalışmaya dayalı olsa da işçilik alacaklarına dayalı borçlardan artık devreden belediyenin iç ilişkide devralana karşı sorumlu tutulması mümkün değildir. Öte yandan ulaşım hizmetlerine dahil değerler itibarıyla; alacaklar da dahil olmak üzere tüm malvarlığı değerleriyle devir gerçekleştirmek suretiyle, devredene borçları ödeyebilecek bir faaliyet alanı ve malvarlığı bırakmayan bir kanun hükmünün, borçlardan sorumluluğu devir edilen kuruluş üzerine aktarmamış olması da düşünülemez. Kaldı ki kanun hükmü, hem alacak hem de borçların devir edildiğini açıkça düzenlemiştir. Devir anını belirleyen ve borçların da devredileceğini belirtilen bir kanun hükmünün başka şekilde yorumlanması da mümkün değildir. Zira devir için geçerli bir tarih var ise ve bu tarih için bir borçtan söz ediliyorsa bu zaten geçmiş dönem içinde doğan bir borçtur. Bu nedenle işçinin devir öncesi çalışması nedeniyle, işverenin işçiye karşı borçları da bu devir kapsamındadır. Devir sonrası çalışma için önceki işverenin sorumlu olmasından zaten söz edilemez. Kanunda işçilik alacağı yazmamış olmasının da bir önemi yoktur. Zira, dava dışı işçinin devir öncesi çalışması nedeniyle ödenmemiş olan alacakları, devir eden ...Belediyesi için de borç niteliğinde olup, ek 2. maddede devredildiği belirtilen borçlar kavramına, işçilere olan borçlar ve bu kapsamda rücu talebine konu olan borç da girer. Açıklanan hukuksal nedenlere dayalı olarak rücu talebine konu işçi alacağı nedeniyle iç ilişkide tümüyle sorumlu olan davacı taraf olduğu için, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derede Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/5966 E., 2024/2584 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
asından çekindiği için kredi borcunu ödediğini ve ödeme belgesini aldığını, ödemeyi yapmasından sonra ticari işletmenin tüm alacak, hak ve borçları ile birlikte davacıya devredilmiş olması sebebiyle davacı hakkında icra takibi yapıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202 nci maddesi anlamında bir işletme devrinin söz konusu olması için işletmenin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devredi
11. Hukuk Dairesi         2022/5966 E.  ,  2024/2584 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1771 Esas, 2022/574 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/189 E., 2019/734 K. Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının kardeşi ...'in dava dışı bankadan kullandığı kredi sözleşmesinde kefil olduğunu, bu kredinin davalı tarafından ödendiği iddia edilerek davacı hakkında icra takibi başlatıldığını, davacının icra tehdidi altında icra dosyasına 110.000,00 TL ödediğini, davacı ile davalı arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, davalının kardeşi ...'in işletmekte olduğu özel okulu davacının 31.12.2013 tarihli sözleşme ile devir aldığını, özel okul devralındığında okula ait geçmiş ticari defterlerinin incelendiğini ve defterlerde kayıtlı icraya konu kredi kaydına rastlanmadığını, davacının özel okulun işletme defterlerinde kayıtlı olmayan dava dışı ...'in almış olduğu bu krediyi bilmesinin ve sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davalının kardeşi ...'in davalı ile birlikte hareket ederek borcu müvekkilinin üzerine yıkmaya çalıştığını, ... isimli üçüncü kişi, ... hesabına 85.000,00 TL para yatırdığını ve banka tarafından ...'in kredi borcu kesilerek kredinin kapatıldığını, davalının kardeşine ait kredi için para ödemediğini, parayı ödeyenin ... olduğunu ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespitini ve icra dosyasına ödemek zorunda kaldığı 110.000,00 TL'nin, parayı icra dairesine yatırdığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının, davacının devraldığı özel okulun kullanmış olduğu ticari krediye ipotek veren olarak kefil olduğunu, kredi taksitlerinin ödenmemesi sebebiyle bankanın uyarısı üzerine taşınmazın ipotek sebebiyle satılmasından çekindiği için kredi borcunu ödediğini ve ödeme belgesini aldığını, ödemeyi yapmasından sonra ticari işletmenin tüm alacak, hak ve borçları ile birlikte davacıya devredilmiş olması sebebiyle davacı hakkında icra takibi yapıldığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 202 nci maddesi anlamında bir işletme devrinin söz konusu olması için işletmenin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devredilmesinin gerekli olduğunu, ticari işletmenin davacı tarafından devir sözleşmesi ile devralındığını, davacının işletmeye ait tüm borçları üstlendiğini ve kabullendiğini, davacının iddiası ve muhatap olarak görmesi gereken kişinin işletmeyi devir eden kişi olan ... olduğunu, işletmeden kaynaklanan ve devir sebebiyle ödemek zorunda kaldığı borcu davalıdan istemesinin yasal olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kredi sözleşmesinde "... Özel Ak Melek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi" isminin yazılı olduğu, bu kredinin ticari işletmenin kayıtlarına alınmadığı, dolayısıyla ticari işletmeye ait bir kredi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı zira işletme almış olduğu kredileri ticari defterlerine kaydettiği halde devirden sonra davalı tarafından bu kredi borcunun ödenerek davacıdan istenilmiş olması, kredi asıl borçlu Raif Şenel ile ...' in kardeş oldukları nazara alındığında çekilen bu kredinin ticari işletmeye ait bir kredi olmadığı, dava dışı Raif Şenel'in kendi şahsına kullandığı bir kredi niteliğinde olduğu, ticari defterlere kayıtlı olmayan bir kredi borcundan dolayı devir sözleşmesinde her ne kadar doğmuş ve doğacak borçlardan da davacının sorumlu olacağı kararlaştırılmış ise de devrin yapıldığı tarih itibariyle kredinin çekildiği, fakat ticari defterlere kaydedilmediği nazara alındığında bu borcun ticari işletmeye ait olmadığı, davacının borçlu olmadığı halde icra tehditi altında ödemede bulunduğu yapmış olduğu ödemenin davacıya istirdatı gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 110.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davacının iddiası dışında bir sebeple borcun bulunmadığının tespitine karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, krediyi kullananın açıkça şahıs işletmesi olan "... Özel-Ak Melek Rehabilitasyon Merkezi" olduğunu, bu kredinin işletmeye ait kayıtlara geçirilmemiş olması kredinin işletme adına kullanılmadığı sonucunu doğurmayacağını, bankaya yazılan müzekkere cevabında, müvekkilinin, dava dışı "... - Özel Ak Melek Rehabilitasyon Merkezi" kullandığı krediye istinaden kendi taşınmazını ipotek verdiğini, dava dışı ... tarafından ödemenin yapılmaması sonucunda, kredi ödemesinin tamamının müvekkili tarafından ödenmek suretiyle kredinin kapatıldığı ve müvekkilinin taşınmazı üzerindeki ipoteğin banka tarafından 03.03.2014 tarihli ipotek fek yazısı ile kaldırıldığını, ticari işletmenin devrine dair sözleşmeye göre davacının, dava dışı kişiden Özel Ak Melek Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezini tüm aktif ve pasifi ile birlikte devraldığını, bu durumda, davacının basiretli bir tacir olarak davranarak işletmenin herhangi bir bankaya borcunun olup olmadığını araştırması gerektiğini, davacının böyle bir araştırma yapmaksızın tüm aktif ve pasifi ile birlikte ticari işletmeyi devir almasının sonuçlarına katlanması gerektiğini, 6098 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinde işletmedeki borçlarının tamamının kayıtlarda bulunması gerektiği yönünde yasal bir düzenleme olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının devraldığı işletmenin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan kredi borcunun davalı ipotek veren tarafından ödendiği iddiasıyla başlatılan icra takibi nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2024/1077 E., 2024/3236 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ene devri; hukuki işlem niteliğinde sözleşmesel bir işyerinin devri veya iş ilişkisinin devri niteliğinde olmayıp kamu hizmetlerinin yürütülmesinde idari yapılanmayla ilgili açık bir Kanun hükmüne dayandığından somut uyuşmazlığın çözümünde Türk Borçlar Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen işletmenin devri hükümleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6.
6. Hukuk Dairesi         2024/1077 E.  ,  2024/3236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/91 E., 2020/55 K. HÜKÜM : Davanın Kabulü 1- İlk Derece Mahkemesince; itirazın iptali davasında, dava dışı işçinin ... personeli iken 5594 sayılı Yasa ile Ego Genel Müdürlüğü'ne devredildiği, Ankara 15. İş Mahkemesi'nin 09/11/2010 tarih ve 2008/963 E., 2010/812 K., sayılı kesinleşen kararı uyarınca Ego Genel Müdürlüğü ve Elmadağ Belediye Başkanlığının müştereken ve müteselsilen sorumluğuna karar verilen miktarın tamamının davacı yanca icra dosyasına ödendiği, ilgili kararda dava dışı işçinin alacağından Elmadağ Belediyesi ile EGO Genel Müdürlüğü müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu belirtilmiş ise de mahkeme kararında hüküm altına alınan işçilik alacaklarının tamamının davalı bünyesinde çalıştığı döneme ilişkin olduğu, her ne kadar İş Kanunu gereği davacı da mahkeme kararında müteselsil sorumlu olarak gösterilmiş ise de rücu ilişkisinde müteselsil sorumluluktan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. 2-Bu karara karşı süresinde taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, keza; davalı ... personeli iken 5594 sayılı Kanun'un ek madde 2 hükmü gereğince davacı EGO Müdürlüğü'ne devri yapılan işçilerden olan dava dışı işçinin işçilik alacaklarından devreden kurumun sorumlu olduğunun ilgili yasa kapsamından anlaşıldığı, yine uyuşmazlık yargılamayı gerektirmekle likit bir alacağın söz konusu olmadığı gözetildiğinde taraf vekillerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesi kararına ilişkin taraf vekillerinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı harcın temyiz edenlerden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine 07.10.2024 tarihinde kesin olarak oy birliği ile karar verildi.(Muhalif) KARŞI OY YAZISI Elmadağ Merkez Belediye Başkanlığı 23 Temmuz 2004 tarih ve 25531 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun, geçici 2. maddesi hükmüne dayalı olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisine dahil edilmiştir. 5594 sayılı Kanun'la 5216 sayılı Kanun'da ek 2. madde eklenmek suretiyle değişiklik yapılmış olup bu maddenin 1. fıkrası hükmüne göre; Birleşme, katılma veya geçici 2 nci madde gereğince büyükşehir belediyesi sınırlarına giren belediyelerin yürütmekte olduğu su, kanalizasyon, katı atık, ulaşım, her çeşit yolcu ve yük terminalleri, toptancı halleri, mezbaha, mezarlık ve itfaiye hizmetlerine ilişkin olmak üzere bina, tesis, araç, gereç, taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları büyükşehir belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşuna devredilir. Hükmün 2. fıkrası ise şöyledir: Bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen hizmet alanlarında Devlet memuru olarak çalışmakta olanlar kadrolarıyla birlikte, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49 ncu maddesinin üçüncü fıkrasına göre sözleşmeli personel statüsünde çalışmakta olanlar ise bu şekilde çalışmalarına esas teşkil eden kadrolar ile birlikte büyükşehir belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşuna devredilir. Devredilen personelin aylık, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer mâlî haklarının ödenmeye devam olunması, atanma ve kadro unvanlarının yeniden düzenlenmesinde 5393 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi hükümleri uygulanır. Maddede sözü edilen 5393 sayılı Kanun'un 50. maddesi hükmünde ise; Söz konusu personelin, atama işlemleri yapılıncaya kadar devredildikleri belediye veya il özel idaresince ihtiyaç duyulan işlerde görevlendirilebileceği, bunlar yeni bir kadroya atanıncaya kadar eski kadrolarına ait aylık, ücret, ek gösterge, her türlü zam ve tazminatları ile diğer malî haklarını devredildikleri belediye veya il özel idaresinden almaya devam edecekleri hükmü bulunmaktadır. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, rücu talebine konu alacak, ödeme yapılan işçilik alacağıdır. Dava dışı işçinin Elmadağ Belediyesi ve EGO Genel Müdürlüğü aleyhine açtığı davada, Elmadağ Belediyesi'nin devreden önceki işveren, EGO Genel Müdürlüğü'nün ise devralan sonraki işveren olarak sorumlu olduğu kabul edilerek sabit olan alacağın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Davacı EGO Genel Müdürlüğü bu karar gereğince işçiye ödeme yaptığını ve hükmedilen alacakların devir öncesi doğan alacaklar olduğunu belirterek ödediği tüm miktarın Elmadağ Belediyesinden tahsilini istemiştir. Kesinleşen karar gereğince kendisine ödeme yapılan dava dışı işçi Elmadağ Belediyesi'nin ulaşım hizmetlerinde otobüs şoförü olarak çalışmakta iken; ek 2. madde hükmü ile Elmadağ Belediyesi'nin ulaşım hizmetleri, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin ilgili bağlı kuruluşu olan EGO Genel Müdürlüğü'ne devredilmiş buna bağlı olarak da yine aynı hüküm gereğince bu işçinin kadrosu EGO Genel Müdürlüğü'ne geçmiştir. İşçinin yeni işverene devri; hukuki işlem niteliğinde sözleşmesel bir işyerinin devri veya iş ilişkisinin devri niteliğinde olmayıp kamu hizmetlerinin yürütülmesinde idari yapılanmayla ilgili açık bir Kanun hükmüne dayandığından somut uyuşmazlığın çözümünde Türk Borçlar Kanunu'nun 202. maddesinde düzenlenen işletmenin devri hükümleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 6. maddesindeki "İşyerinin veya bir bölümünün devri" hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. İş Mahkemesinde görülen davada her iki davalının sorumlu olduğu kabul edilerek karar verilmiş ise de bu sonuç, işçinin açtığı dava yönünden 4857 sayılı İş Kanunu 6. madde hükmünün yorumlanıp uygulanması niteliğindedir. İşçiye karşı sorumluluk yönünden yorumlanıp uygulanan bu hükmün iç ilişkide sorumluluk yönünden eldeki davada uygulanması ise açık Kanun hükmü karşısında mümkün değildir. Zira işyerinin ve iş ilişkisinin devri Kanun hükmü (ek 2. Madde) ile gerçekleşmiş olup devir öncesi işçilik alacaklarından iç ilişkide hangi işverenin sorumlu olduğu bu Kanunda açıkça düzenlendiğinden artık gerek TBK 202. madde, gerekse İş Kanunu 6. madde hükümlerine göre değil, ek 2. madde hükmüne göre bu sorumluluk belirlenmelidir. Ek 2. maddenin 1. fıkrasında açıkça, devredilen Belediyenin ulaşım hizmetlerine ilişkin olmak üzere bina, tesis, araç, gereç, taşınır ve taşınmaz malları ve bu hizmetlerin yerine getirilmesine yönelik yatırım, alacak ve borçları büyükşehir belediyesine veya ilgili bağlı kuruluşuna devredildiği belirtilmiştir. Maddenin personel devri ile ilgili 2. fıkrası ve atıf yapılan 5393 sayılı Kanun'un 50. maddesinde de birinci fıkradaki temel düzenlemeye istisna teşkil edecek devreden belediyenin sorumlu olmasını gerektirir bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda devir öncesi döneme ilişkin olsa dahi iç ilişkide sorumlu olan Kuruluş, hizmetleri devredilen Elmadağ Belediyesi olmayıp tüm malvarlığıyla ve borçlarıyla ulaşım hizmetlerinin devredildiği EGO Genel Müdürlüğü'dür. Bu Kanun hükmü ile hak ve borçları da kapsayan külli halefiyet doğmuştur. Külli halefiyet nedeniyle önceki dönem çalışmaya dayalı olsa da işçilik alacaklarına dayalı borçlardan artık devreden Belediyenin iç ilişkide devralana karşı sorumlu tutulması mümkün değildir. Öte yandan ulaşım hizmetlerine dahil değerler itibarıyla; alacaklar da dahil olmak üzere tüm malvarlığı değerleriyle devir gerçekleştirmek suretiyle, devredene borçları ödeyebilecek bir faaliyet alanı ve malvarlığı bırakmayan bir Kanun hükmünün, borçlardan sorumluluğu devir edilen kuruluş üzerine aktarmamış olması da düşünülemez. Kaldı ki Kanun hükmü, hem alacak hem de borçların devir edildiğini açıkça düzenlemiştir. Devir anını belirleyen ve borçların da devredileceğini belirtilen bir Kanun hükmünün başka şekilde yorumlanması da mümkün değildir. Zira devir için geçerli bir tarih var ise ve bu tarih için bir borçtan söz ediliyorsa bu zaten geçmiş dönem içinde doğan bir borçtur. Bu nedenle işçinin devir öncesi çalışması nedeniyle, işverenin işçiye karşı borçları da bu devir kapsamındadır. Devir sonrası çalışma için önceki işverenin sorumlu olmasından zaten söz edilemez. Kanunda işçilik alacağı yazmamış olmasının da bir önemi yoktur. Zira, dava dışı işçinin devir öncesi çalışması nedeniyle ödenmemiş olan alacakları, devir eden Elmadağ Belediyesi için de borç niteliğinde olup ek 2. maddede devredildiği belirtilen borçlar kavramına, işçilere olan borçlar ve bu kapsamda rücu talebine konu olan borç da girer. Açıklanan hukuksal nedenlere dayalı olarak rücu talebine konu işçi alacağı nedeniyle iç ilişkide tümüyle sorumlu olan davacı taraf olduğu için, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır Yukarıdaki gerekçeyle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, devir öncesi çalışma nedeniyle doğan işçi alacaklarından doğan borçların, ek 2. madde kapsamında olmadığı kabul edilmek suretiyle hükmün onanması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Genel Hükümler

(D), (K)'nin işlettiği "Lezzet Durağı" isimli restoranı, tüm aktif ve pasifleri (borçları) ile birlikte devralmıştır. Devralma işlemi usulüne uygun olarak Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmiştir. (K)'nin borçlu olduğu Un Tedarikçisi (T), ilandan 3 ay sonra (D)'ye başvurarak 10.000 TL'lik un borcunun ödenmesini talep etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, (D)'nin (T)'ye karşı sorumluluğu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) (D) sorumlu değildir, borç (K)'ye aittir.
B) (D) sadece (K) iflas ederse sorumlu olur.
C) (D), devri alacaklılara bildirdiği veya ilanla duyurduğu tarihten başlayarak (T)'ye karşı sorumlu olur.
D) (D) sadece işletmenin aktifleri ile sorumludur.
E) (D) 2 yıl geçtikten sonra sorumlu olur.

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol