Türk Borçlar Kanunu 205. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 205- Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır.
Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir.
Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır.
Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır.
B. Sözleşmeye katılma
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
18 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2022/5323 E., 2023/623 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
ıl ve birleşen dosya davacısı ikinci yüklenici tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 20.09.2022 tarih, 2021/5449 Esas, 2022/4240 Karar no.lu bozma ilamı ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilerek asıl dava açısından TBK 205. maddesinde düzenlenen "Sözleşmenin Devri " hükümleri gereğince, devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçları dev
6. Hukuk Dairesi 2022/5323 E. , 2023/623 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Uyuşmazlık arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Asıl davada; davacı sözleşmeyi ilk yükleniciden devralan ikinci yüklenici, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 5548 ada, 12 parsel sayılı taşınmazda arsa sahibi ... ve müteahhit ... arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, müteahhitin hiçbir iş yapmadan sözleşmeyi davacıya devir ettiğini ve inşaatı kendisinin bitirdiğini, ancak sözleşme gereği müteahhite verilmesi gereken toplam altı adet daireden 1, 2 ve 3 no.lu bağımsız bölümlerin davacıya verilmediği gibi 1 ve 2 no.lu bağımsız bölümlerin ... adına olan vekalete istinaden Mustafa Kaya tarafından başkalarına satıldığını ileri sürerek, davalı ... adına kayıtlı olan 1. kat 3 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, sözleşme gereğince davacıya kalması gereken ve dava dışı eski müteahhit ile birlikte hareket ederek satılan 1 ve 2 numaralı dairelerin bedelinin ...’den tahsiline, bozma ilamından sonra taraf teşkili sağlamak üzere açılan birleşen davada ise 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümlerin bedelini sözleşmenin devralındığı ilk yüklenici ...’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı arsa sahibi vekili cevap dilekçesinde; maliki olduğu dava konusu taşınmaz üzerinde bina yapılması için müteahhit ... ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, inşaat bittiğinde sözleşme gereğince müteahhide verilmesi gereken dairelerin tapuda devri için gerekli işlemleri yaptıklarını ve söz konusu dairelerin müteahhit tarafından teslim alındığını, davacı taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, davacı olan şirket ile aralarında hiçbir sözleşme veya anlaşma bulunmadığını, davacı şirket ile ...'nın kendi aralarında anlaştıklarını, kendisinin bu anlaşmadan haberi olmadığını, davanın öncelikle husumet yönünden reddini istemiş, ayrıca davacı şirkete gerek faturadan kaynaklanan, gerekse inşaat sözleşmesi nedeniyle hiçbir borcu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili ise; sadece 3 numaralı daire için anlaştıklarını belirterek birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; 3 numaralı bağımsız bölüm ile ilgili daha önce verilmiş kararın Yargıtay aşamasından geçerek tarafları bağlayıcı hüküm haline geldiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümler ile ilgili asıl dosya davalısı ... aleyhine açılan davanın reddine, birleşen dosyanın davalısı ... aleyhine açılmış olan tazminat davasının ıslah dilekçesi de gözetilerek kabulü ile, toplam 157.560,00 TL tazminatın 1.000,00 TL'si için birleşen dosyanın dava tarihi olan 13.02.2017, kalan kısmı için ıslah tarihi olan 25.02.2021 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen dosya davacısı ikinci yüklenici tarafından temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 20.09.2022 tarih, 2021/5449 Esas, 2022/4240 Karar no.lu bozma ilamı ile davacı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilerek asıl dava açısından TBK 205. maddesinde düzenlenen "Sözleşmenin Devri " hükümleri gereğince, devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçları devralana geçtiğinden, arsa sahibi ...'in sözleşme gereğince birinci yükleniciye devretmesi gereken 1 ve 2 no.lu bağımsız bölümleri sözleşmeyi devralan davacı şirkete devretmesi gerekirken üçüncü kişilere satması nedeniyle, 1 ve 2 no.lu bağımsız bölümlerin dava tarihindeki rayiç bedellerinden sorumlu tutulmamasının hatalı olduğundan bahisle karar bozulmuş, asıl dosya davalısı arsa sahibi karar düzeltme talep etmiştir.
1-Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında asıl dosya davalısı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme talepleri yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Asıl dosya davalısının diğer karar düzeltme taleplerinin incelenmesine gelince;
Sözleşmenin devri diğer adıyla sözleşmenin yüklenilmesi için "yüklenme anlaşmasına konu olan borç ilişkisinin devredilebilir nitelik taşıması gerekir. Bir borç ilişkisinin devredilebilirliliği, kendisinden doğan hakların ve borçların devredilebilir olmasına bağlıdır. Borç ilişkileri, kural olarak devredilebilir bir nitelik taşırlar. Borçlar Kanunu'nda kendi niteliği gereği devredilemeyen sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır... Taraflar sözleşmenin yüklenilmesini yasaklamış bile olsalar, sonradan bu yasağı kaldırarak sözleşmeyi yüklenilebilir hale getirebilirler" (Dr. Hasan Ayrancı Sözleşmelerin yüklenilmesi (Devri) Yetkin yayınları basım 2003 sf 95-96).
TBK'nın 205/1. maddesi gereğince sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ya da sözleşmede kalan tarafça onaylanan veya önceden verilen izne dayanılarak yapılan ve devredenin devrettiği sözleşmeden doğan taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçlarının devralana geçiren bir anlaşmadır.
Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da sözleşmenin devri hükümlerine tabidir (TBK'nın 205/2. maddesi). Sözleşmenin devrinde taraflardan biri aynı kalmakta, diğer taraf ise tümüyle sözleşmeden çıkmakta, sözleşmeden doğan hak ve borçlar da tümüyle devralana geçmekte, muaccel hale gelen ve ifa edilmemiş edimleri de kapsayan bütünsel bir değişim meydana gelmektedir. Bu değişim hem geçmişe hem de geleceğe etkili olan külli bir değişimdir. Diğer bir ifadeyle, sözleşmenin devri halinde devralan asıl sözleşmenin tarafı konumuna geçer ve asıl sözleşmenin tüm hükümleri kendisini bağlayıcı hale gelir.
Somut olayda; taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde müteahhidin binanın müteahhitliğini başkasına devredemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Davacı, her ne kadar asıl dosya davalısı arsa sahibinin sözleşmenin devrine 07.12.2010 tarihli "Muvafakatname" ile onay verdiğinden bahisle asıl davayı açmış ise de, asıl dosya davalısı arsa sahibi vekili 20.06.2012 tarihli dilekçesinde; 07.12.2010 tarihli muvafakatnamenin kendilerine tebliğ edilmediğini, dosyadan fotokopi aldıkları tarih olan 13.06.2012 tarihinde belgeden haberdar olduklarını, sözü edilen belgenin davalı arsa sahibi tarafından imzalanmadığını, gerekirse aslı temin edilerek imza incelemesi yapılmasını talep etmiş, fakat mahkemece imza incelemesi yapılmadan karar verilmiştir. Bu durumda sözleşmenin devrine arsa sahibince onay verilip verilmediği ve devrin arsa sahibini bağlayıp bağlamadığı araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; 07.12.2010 tarihli "Muvafakatname" adlı belgenin aslının davacı tarafından dosyaya ibraz ettirilip, asıl dosya davalısı arsa sahibinin imza incelemesine yönelik imza örnekleri getirtilip, mümkünse asıl dosya davalısı arsa sahibinin imza örneklerinin de alınıp imza incelemesi yaptırılması, belgenin aslı ibraz edilmez ise, diğer tarafça kabul edilmeyen fotokopi belge üzerinde imza ve yazı incelemesi yapılamayacağından (Yargıtay HGK’nın 16.03.2005 gün, 2005/13-80 Esas ve 2005/149 Karar sayılı ilâmı) ve yine altındaki imzası inkâr olunan fotokopi belge yazılı delil başlangıcı kabul edilemeyeceğinden, bu belgeye dayanılmak suretiyle tanık dinlenemeyeceğinden (Yargıtay HGK’nın 21.04.1993 gün, 15-17/1170 sayılı ilâmı) ve aslı sunulup yapılan inceleme sonucunda imzanın davalı arsa sahibine ait çıkmaması durumunda arsa sahibinin devre muvafakat vermediği anlaşılacağından asıl davanın reddine, imza incelemesi sonucu imzanın asıl dosya davacısı arsa sahibine ait çıkması halinde ise sözleşmenin devrine arsa sahibinin muvafakat verdiği kabul edileceğinden iki adet daire bedelinden davalı arsa sahibinin de ilk yüklenici ile birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, arsa sahibinin imza inkarına rağmen imza incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken imza incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile karar verildiği bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından asıl dosya davalısının bu yöne ilişkin karar düzeltme talebinin kabulü uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle asıl dosya davalısının diğer karar düzeltme taleplerinin reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile Dairemizin 20.09.2022 gün 2021/5449 Esas, 2022/4240 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan karar düzeltme harcının istek halinde iadesine, 16.02.2023 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
(Muhalif)
- KARŞI OY YAZISI -
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 5548 ada, 12 parsel sayılı taşınmazda arsa sahibi ... ve yüklenici ... arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, yüklenicinin hiçbir iş yapmadan sözleşmeyi davacıya devir ettiğini ve inşaatı kendisinin bitirdiğini, ancak sözleşme gereği yükleniciye verilmesi gereken toplam 6 daireden 1, 2 ve 3 no’lu bağımsız bölümlerin davacıya verilmediği gibi 1 ve 2 no’lu bağımsız bölümlerin de ... adına olan vekâlete istinaden Mustafa KAYA tarafından başkalarına satıldığını ileri sürerek, davalı ... adına kayıtlı olan 1. kat 3 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, sözleşme gereğince davacıya kalması gereken ve dava dışı eski yüklenici ile birlikte hareket ederek satılan 1 ve 2 numaralı dairelerin bedelinin de ...’den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 26.12.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile 3 numaralı dairenin yargılama devam ederken tapusunun kendilerine verildiğini, 1 ve 2 numaralı daire için taleplerinin devam ettiğini belirtmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ... ile 01.07.2010 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, yüklenici tarafından iş bittiğinde verilmesi gereken dairelerin verildiğini, davacı ile arasında hiçbir sözleşme olmadığını, davacının ... ile yaptığı anlaşmadan haberi olmadığını, anılan yükleniciye yapılan sözleşmede sözleşmenin üçüncü kişilere devrinin yasak olduğu hükmü olmasına rağmen davacı ile dava dışı yüklenici arasında yapılan sözleşmenin geçersiz olduğunu, davacı arasında sözleşme olmadığından davanın öncelikle husumetten reddi gerektiğini, davacının hangi mal ya da hizmet karşılığında düzenlediğini bilmediği faturalara da itiraz ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, ‘’Toplanan delil durumu tüm dosya kapsamına göre; ..., ..., 5548 ada, 12 parsel sayılı taşınmaz için gayrimenkul sahibi ... ile ... arasında Kartal 7. Noterliğinden 01.07.2010 tarihinde 17299 yevmiye nol’u kat karşılığı İnşaat sözleşmesi düzenlendiği, ancak yüklenicini işi davacı şirkete devretmesi ile 29.11.2010 tarihinde davacı şirketin Beyoğlu 25. Noterliğinde inşaatın yükleniciliğini üstlendiğine dair taahhütname düzenlendiği, 08.09.2011 tarihinde ise yüklenici ..., davacı şirket arasında düzenlenen muvafakatname ile ...'nın 3 no’lu dairenin davacıya verilmesini beyan ettiği ve davacı şirket yetkilisi ...'in kabul ettim şeklinde beyanı mevcut olup, davacının inşaatı yüklendiği aşamada kendisine sadece 3 no’lu dairenin verilmesini önceki yüklenici ile anlaşarak kabul ettiği dolayısıyla önceki 17299 yevmiye no’lu sözleşme gereği, önceki yüklenici ...'ya verilecek olan 1 ve 2 no’lu davacıya devredilmemiş olmasında davalının bir sorumluluğu olmadığından davanın 1 ve 2 no’lu bağımsız bölümleri için reddi 3 no’lu bağımsız bölüm için ise dava atiye terk edilmekle bu taleple ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmekle, davacının 3 no’lu daire için talebinin 30.01.2012 tarihli dilekçe ile atiye terk etmekle bu talep için karar verilmesine yer olmadığına, davacının 1 – 2 no’lu bağımsız bölümler için davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Kapatılan Yargıtay 23. Hukuk Dairesi bozma ilamında; ‘’Davacı vekilince, müvekkilinin dava dışı yüklenici ... ile davalı arsa sahibi arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini yüklenici ...’dan devraldığı ileri sürülerek, tapu iptali ve tescil ile iki daire için tazminat istemiştir.
Mahkemece, davada taraf olmayan dava dışı ... ile davacı arasındaki sözleşme tartışılarak karar verilmiş olup, karar bu haliyle dava dışı olan ...'nın hukukunu etkiler mahiyettedir. Anılan kişinin taraf olmadığı bir davada verilen kararın ona karşı infaz edilmesi olanağı bulunmamaktadır. Davada taraf olmayanın durumu tartışılarak onun leh veya aleyhinde bir karar verilemez.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafa dava dışı ...’ya karşı dava açılması için süre verilmesi, dava açılması halinde işbu dava ile birleştirilerek tarafların iddia, savunma ve delilleri değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır’’ gerekçesiyle mahkeme kararını bozmuştur.
Mahkemece dayanak bozma ilamına uyulmuş, uyulan bozma ilamına bağlı davacı yanca birleşen dosyanın davalısı ve sözleşmeye göre önceki yüklenici ... aleyhine İstanbul Anadolu 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/52 Esas numaralı dosyası üzerinden açılan alacak davasında dosyanın mahkeme dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş, birleşen dosyada tarafların delilleri toplanmış, birleşen dosyadaki alacak talebinin değerlendirilmesi amacıyla bağımsız bölümlere ait tapu kayıt örnekleri getirtilmiş, deliller toplandıktan sonra daha önce mahkeme dosyasında rapor veren bilirkişilerden 27.11.2019 tarihli ek rapor alınmış, tüm dosya kapsamı, birleşen dosya, taraflar arasında yapılan sözleşmeler ve protokol, her iki yanın dayanağı deliller, bilirkişi rapor ve ek raporları ve tanık beyanlarıyla birlikte yeniden değerlendirilerek davalı aleyhine açılan 3 no’lu daire için daha önce verilmiş karar Yargıtay aşamasından geçerek tarafları bağlayıcı hüküm haline geldiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına; 1 ve 2 numaralı daireler açısından önceki yüklenici ...'ya verilecek olan 1 ve 2 no’lu dairelerin davacıya devredilmemiş olmasında davalının sözleşemeye dayanarak herhangi bir sorumluluğu olmadığından bu daireler açısından tapu iptali ve tescil isteminin reddine; birleşen davadaki davacı yanın 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümlerin değeri üzerinden birleşen dosyanın davalısı ... aleyhine açmış olduğu davada dayanak yapılan birleşen dosyanın davacısı ve davalısı arasındaki Beyoğlu 25. Noterliğinde 29.11.2010 tarihli sözleşmeye göre ... ile ... arasındaki sözleşmeyle yapılacak işin davacı yükleniciye devredildiği, ... ile ... arasında Kartal 7. Noterliğinin 01.07.2010 tarih ve 17299 yevmiye no’lu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin halen ayakta olduğu, bu sözleşmeye göre 1 ve 2 no’lu bağımsız bölümlerin yüklenici birleşen dosyanın davalısı ...'ya kalacağı, davacı şirket ile ... arasındaki sözleşmeye bağlı olarak temel sözleşmedeki ... haklarının davacı şirkete geçeceği, tapu kayıt örneğinin incelenmesinde, taşınmazların üçüncü şahıslara satılıp devredildiği, davacı yanın somut olayda bu devirler nedeniyle birleşen dosyanın davalısından taşınmazların bilirkişi heyetince belirlenen değerleri üzerinden alacak hakkının doğduğu anlaşılmakla, birleşen dosya açısından davacı yanın ıslah dilekçesi de gözetilerek toplan 157.560,00 – TL esas alınarak davasının kabulüne karar vermek gerekmekle, davacı yanın mahkeme dosyasının davalısı aleyhine İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 5548 ada, 12 parsel sayılı taşınmazda 3 numaralı bağımsız bölüm için açmış olduğu tapu iptali tescil istemiyle ilgili daha önce verilmiş karar Yargıtay aşamasından geçerek tarafları bağlayıcı hüküm haline geldiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı yanın İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 5548 ada, 12 parsel sayılı taşınmazda 1 ve 2 numaralı bağımsız bölümler ile ilgili mahkeme dosyasının davalısı ... aleyhine açılan davanın yasal koşulları oluşmadığından esastan reddine, davacı yanın birleşen dosyanın davalısı ... aleyhine açmış olduğu tazminat davasının ıslah dilekçesi de gözetilerek kabulü ile toplam 157.560,00 – TL tazminatın 1.000,00 – TL'si için birleşen dosyanın dava tarihinden (13.02.2017), kalan kısmı için ıslah tarihinden (25.01.2021) itibaren yasal faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, asıl davada davacı vekili temyiz etmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bozma ilamında, ‘’Asıl dava, yüklenicinin arsa sahibine karşı açtığı tapu iptal tescil ve taşınmazların bedelinin tahsili, birleşen dava ise kat karşılığı inşaat sözleşmesinin devralındığı yükleniciye karşı açılan taşınmazların bedelinin tahsiline ilişkindir.
Davalı arsa sahibi ... ile ilk yüklenici ... arasında 01.07.2010 tarihinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye göre 1, 2, 3, 4, 7 ve 8 numaralı bağımsız bölümlerin yükleniciye verilmesinin kararlaştırıldığı, 1. yüklenici ... ile davacı 2. yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 29.10.2010 tarihinde devredildiği ve davacı tarafından sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla dava konusu 1, 2 ve 3 numaralı bağımsız bölümlerin davacıya devredilmesi gerekirken 1 numaralı bağımsız bölümün arsa sahibi tarafından 21.07.2010 tarihinde dava dışı Ferdi Tanrıvermiş’e satıldığı, Ferdi Tanrıvermiş’in de 28.09.2011 tarihinde Burhan Türkel’e sattığı, 2 numaralı bağımsız bölümün arsa sahibi tarafından 09.08.2011 tarihinde dava dışı Kamuran Karaaslan’a satılmış olduğu" anlaşılmıştır.
Asıl dava açısından TBK’nın 205. maddesinde yer alan ‘’Sözleşmenin devri’’ hükümleri gereğince, devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçlar devralana geçtiğinden arsa sahibi ...'in sözleşme gereğince birinci yükleniciye devretmesi gereken 1 ve 2 no’lu bağımsız bölümleri sözleşmeyi devralan davacı şirkete devretmesi gerekirken üçüncü kişilere satması nedeniyle, 1 ve 2 no’lu bağımsız bölümlerin dava tarihindeki rayiç bedellerinden sorumlu tutulmaması doğru görülmemiştir’’ gerekçesiyle mahkeme kararını bozmuştur.
Bu karara karşı asıl dosya davalısı tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Yüksek Özel Daire bu kez yaptığı incelemede; ‘’Sözleşmenin devri diğer adıyla sözleşmenin yüklenilmesi için ‘’yüklenme anlaşmasına konu olan borç ilişkisinin devredilebilir nitelik taşıması gerekir. Bir borç ilişkisinin devredilebilirliliği, kendisinden doğan hakların ve borçların devredilebilir olmasına bağlıdır. Borç ilişkileri, kural olarak devredilebilir bir nitelik taşırlar. Borçlar Kanunu'nda kendi niteliği gereği devredilemeyen sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır... Taraflar sözleşmenin yüklenilmesini yasaklamış bile olsalar, sonradan bu yasağı kaldırarak sözleşmeyi yüklenilebilir hale getirebilirler’’ (Dr. Hasan Ayrancı Sözleşmelerin yüklenilmesi (Devri), Yetkin Yayınları, Basım 2003, Sf. 95 - 96).
TBK'nın 205/1. maddesi gereğince sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ya da sözleşmede kalan tarafça onaylanan veya önceden verilen izne dayanılarak yapılan ve devredenin devrettiği sözleşmeden doğan taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçlarının devralana geçiren bir anlaşmadır.
Bilindiği gibi sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olması sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarının devralana geçiren bir anlaşmadır (TBK'nın 205/1. maddesi). Sözleşmeyi devralan ilen devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da sözleşmenin devri hükümlerine tabidir (TBK'nın 205/2. maddesi). Sözleşmenin devrinde taraflardan biri aynı kalmakta, diğer taraf ise tümüyle sözleşmeden çıkmakta, sözleşmeden doğan hak ve borçlar da tümüyle devralana geçmekte, muaccel hale gelen ve ifa edilmemiş edimleri de kapsayan bütünsel bir değişim meydana gelmektedir Bu değişim hem geçmişe hem de geleceğe etkili olan külli bir değişimdir. Diğer bir ifadeyle, sözleşmenin devri halinde devralan asıl sözleşmenin tarafı konumuna geçer ve asıl sözleşmenin tüm hükümleri kendisini bağlayıcı hale gelir.
Somut olayda; taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenicinin binanın yükleniciliğini başkasına devredemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Davacı, her ne kadar asıl dosya davalısı arsa sahibinin sözleşmenin devrine 07.12.2010 tarihli ‘’"Muvafakatname’’ ile onay verdiğinden bahisle asıl davayı açmış ise de asıl dosya davalısı arsa sahibi vekili 20.06.2012 tarihli dilekçesinde; 07.12.2010 tarihli muvafakatnamenin kendilerine tebliğ edilmediğini, dosyadan fotokopi aldıkları tarih olan 13.06.2012 tarihinde belgeden haberdar olduklarını, sözü edilen belgenin davalı arsa sahibi tarafından imzalanmadığını, gerekirse aslı temin edilerek imza incelemesi yapılmasını talep etmiş, fakat mahkemece imza incelemesi yapılmadan karar verilmiştir. Bu durumda sözleşmenin devrine arsa sahibince onay verilip verilmediği ve devrin arsa sahibini bağlayıp bağlamadığı araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; 07.12.2010 tarihli ‘’Muvafakatname’’ adlı belgenin asılının davacı tarafından dosyaya ibraz ettirilip asıl dosya davalısı arsa sahibinin imza incelemesine yönelik imza örnekleri getirtilip mümkünse asıl dosya davalısı arsa sahibinin imza örneklerinin de alınıp imza incelemesi yaptırılması, belgenin aslı ibraz edilmez ise diğer tarafça kabul edilmeyen fotokopi belge üzerinde imza ve yazı incelemesi yapılamayacağından (Yargıtay HGK’nın 16.03.2005 gün, 2005/13 – 80 esas ve 2005/149 karar sayılı ilâmı) ve yine altındaki imzası inkâr olunan fotokopi belge yazılı delil başlangıcı kabul edilerek, bu belgeye dayanılmak suretiyle tanık dinlenemeyeceğinden (Yargıtay HGK’nın 21.04.1993 gün, 15 – 17/1170 sayılı ilâmı) ve aslı sunulup yapılan inceleme sonucunda imzanın davalı arsa sahibine ait çıkmaması durumunda arsa sahibinin devre muvafakat vermediği anlaşılacağından asıl davanın reddine, imza incelemesi sonucu imzanın asıl dosya davacısı arsa sahibine ait çıkması halinde ise sözleşmenin devrine arsa sahibinin muvafakat verdiği kabul edileceğinden iki adet daire bedelinden davalı arsa sahibinin de ilk yüklenici ile birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekirken, arsa sahibinin imza inkârına rağmen imza incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile karar doğru olmamıştır.
Yerel mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken imza incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme ile karar verildiği bu kez yapılan incelemede anlaşıldığından asıl dosya davalısının bu yöne ilişkin karar düzeltme talebinin kabulü uygun bulunmuştur’’ gerekçesiyle mahkeme kararını oyçokluğuyla bozmuştur.
Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunun bu kararına aşağıdaki nedenlerden dolayı katılmıyoruz.
Uyuşmazlık, TMK’nın 2. maddesindeki iyi niyet ve dürüstlük kuralının somut olayda uygulanıp uygulanmayacağı meselesinde toplanmaktadır.
TMK’ nın 2. maddesine göre;
‘’Madde 2 - Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz’’.
İsviçre Medeni Hukuk m 2 (TMK m 2) özel hukuk için doğruluk ve dürüstlük ilkesini yansıtmaktadır. TMK’nın 2. maddesi hükmü emredicidir. Hak ve hükümlerin kapsamı için her bir bireye yöneltilmiş talimat içeren emredici bir kuraldır. Böylece objektif bir ölçüte dayanan genel bir davranış normunu oluşturur. Bu madde, belli bir durumda tarafların nasıl davranmak zorunda olduğunu ve bu yolla kendilerine hak yükümlülüklerin tahsis edildiğine dair bir davranış normu olarak değerlendirilir. Bu durum talimat haklarının sakınılarak kullanılması ilkesiyle somutlaşır. Bu hak, hakların kötüye kullanılması yasağından türetilir. Eğer bir kişi için farklı bir şekilde davranma olanakları açıksa ve bu olanak beklenebilir ise, başka bir anlatımla, bu yolla hedeflediği amacına erişebiliyorsa, diğer bir taraf için en az zarar verici yolu seçmek zorundadır.
Dürüstlük kuralı emredici olup, hâkim tarafından resen göz önüne alınır. Ancak, Türk Medeni Kanununun ve Türk Borçlar Kanununun olaya uygulanacak özel nitelikteki hükümlerini bertaraf etmez. Ortadan kaldırmaz (Akyol, Dürüstlük Kuralı, S. 15).
Dürüstlük kuralı, keyfiliğe yol açmamalı, hukuka güvenin sarsılmasına sebep olmamalı, kanun hükümlerini yumuşatmamalı ve özellikle de kanun hükümlerini ihmal etme sonucunu doğurmamalıdır (Akyol, Dürüstlük Kuralı, S. 15, 16).
Dürüstlük kuralına ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasına aykırılık halinde yargıç, TMK’ nın 2. maddesine göre görevi gereği kendiliğinden araştırır. İleri sürülmesine gerek yoktur. Burada TMK’ nın 4. maddesine göre, yargıcın takdir yetkisi bulunmaktadır (Özsunay, S. 329).
Yargıcın kendiliğinden dürüstlük kuralına ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılması yasağına aykırı eylem ve işlemi göz önünde bulunduracağı gerçeğinde bir sorun bulunmamaktadır. Koşulları var ise HMK’nın 31. maddesinde yer alan ‘’Hâkimin davayı aydınlatma ödevi’’ kurumundan yararlanabilir (Mustafa Kılıçoğlu, Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Açıkça Kötüye Kullanılması Yasağı, Ankara 2015, S. 3 vd).
Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunca, karar düzeltme talebi kabul edilerek 07.12.2010 tarihli ‘’Muvafakatname’’ adlı belgenin asılının davacı tarafından dosyaya ibraz ettirilip imza incelemesi yaptırılması, imzanın davalı arsa sahibine ait çıkmaması durumunda arsa sahibinin devre muvafakat vermediği anlaşılacağından asıl davanın reddine, imza incelemesi sonucu imzanın asıl dosya davacısı arsa sahibine ait çıkması halinde ise sözleşmenin devrine arsa sahibinin muvafakat verdiği kabul edileceğinden iki adet daire bedelinden davalı arsa sahibinin de ilk yüklenici ile birlikte sorumlu tutulmasına karar verilmesi gerekçesi ile mahkeme kararını bozmuştur.
Oysa somut olayda, dosya kapsamında bulunan ... Belediye Başkanlığı Yapı Kontrol Müdürlüğünün 11.10.2011 tarihli “İş Bitirme Tutanağı” ve dava konusu taşınmaza ait 13.10.2011 tarihli “Yapı Kullanma İzin Belgesi” incelendiğinde; her iki belgede de yüklenicinin ... Güvenlik Sistemleri İnşaat ve Madencilik San. Dış Tic. Ltd. Şti olarak göründüğü, davalı arsa sahibi adına vekâleten bu belgelerin imzalandığı, imza anında veya daha sonrasında arsa sahibinin yükleniciye dair bir itirazının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava açıldıktan sonra sözleşmenin açıklanan nedenlerle devredildiğinin bilinmediğinin ileri sürülmesi ve muvafakatnamedeki imzanın inkâr edilmesi Türk Medeni Kanununun 2. maddesi hükmünde düzenlenen “iyi niyet – dürüstlük kuralı” na aykırı olduğundan, bu nedenlerle muvafakatnameye yönelik imza araştırması yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Bir önceki bozma ilamında açıklandığı üzere, asıl dava açısından TBK’nın 205. maddesindeki ‘’Sözleşmenin devri’’ hükümleri gereğince, devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçlar devralana geçtiğinden arsa sahibi ...'in sözleşme gereğince birinci yükleniciye devretmesi gereken 1 ve 2 no’lu bağımsız bölümleri sözleşmeyi devralan davacı şirkete devretmesi gerekirken üçüncü kişilere satması nedeniyle, 1 ve 2 no’lu bağımsız bölümlerin dava tarihindeki rayiç bedellerinden sorumlu tutulmaması doğru olmamıştır. İlk derece mahkemesi kararının bu nedenlerle bozulması gerekmekte iken Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunun ‘’muvafakatnamedeki imzanın sıhhati yönünden imza araştırılması yönündeki bozma ilamına katılmıyoruz.
Açıklanan nedenlerle asıl dosya davalısının karar düzeltme talebinin reddedilmesi görüşündeyiz. 16.2.2023
Diğer kararlar (4)
6. Hukuk Dairesi, 2023/3645 E., 2025/320 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ile arasındaki hukuki ilişki TBK'nın 205/1 maddesi gereğince sözleşmenin devri mahiyetindedir.
6. Hukuk Dairesi 2023/3645 E. , 2025/320 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1468 E., 2023/904 K.
DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ... 2-...
İLK DERECE MAHKEMESİ: ...t 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)
SAYISI : 2019/346 E., 2021/172 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalılardan ... vekili Avukat Şenay Aktürk ile davacı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın vekili olan... aracılığıyla müteahhit ...'dan 30.10.2017 tarihinde ...t 1. Noterliğinin 12103 yevmiye nolu düzenleme şeklinde ön ödemeli konut satış vaadi sözleşmesi ile ...t, ... Mah, 1563 ada, 6 parsel üzerine kayıtlı arsa üzerine inşa edilen bağımsız bölümlerden zemin üzeri 1. normal kat 8 nolu dairenin tamamını peşin ödeme yaparak satın aldığını, müteahhit ... ile toprak sahibi ... vekili ... İnan arasında ...t 1. Noterliği'nin 06.03.2017 tarih ve 1975 yevmiye nolu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşme içeriğine göre, 8 nolu dairenin müteahhit ...'a devredilecek 14 daireden biri olduğunu, ilgili taşınmazda 03.08.2017 tarihinde kat irtifakı kurulduğunu, sözleşme gereği satış vaadine konu 8 nolu dairenin anahtar teslim tarihinin 30.10.2018 tarihi olmasına karşın dava tarihine kadar teslim edilmediğini ve inşaatının bitirilemediğini, müteahhit ve arsa sahibinin sözleşmede müteahhide verileceği belirtilen ve çoğu müteahhit tarafından 3. kişilere satış vaadine konu olan bağımsız bölümleri kötü niyetli olarak mal sahibi üzerinden satış ve devir yaptıklarını, yine müteahhit ..., arsa sahibi ... vekili ... İnan ve üçüncü kişi Vahdettin Avcı arasında düzenlenen 03.05.2019 tarihli protokol başlıklı belgenin 3 nolu bendinde "... Eksik işlerin 3 ay içinde bitirilmesi karşılığında... 8 nolu bağımsız bölüm yüklenici ... tarafından Vahdettin Avcı'ya tapuda teslim ve tescil edilecektir" hükmü bulunduğunu, bu düzenlemeden sonra 10.06.2019 tarihinde yarım inşaatların tamamlanması konusunda müvekkiline gönderilen, daire başı 10.000,00 TL'lik ilk ödemenin 15.06.2019 tarihinde olacağını belirten ... ve ... İnan imzalı belge suretlerinin davalıların kötü niyetlerini açıkça ortaya çıkardığını belirterek, ...t, ... Mah, 1563 ada, 6 parsel üzerindeki 8 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşme konusu inşaatın en geç 06.03.2019 tarihinde bitirilmiş olması gerektiğini, ancak söz konusu inşaatın ancak %50'sinin tamamlandığını, sözleşmenin 5. maddesi uyarınca inşaatın bitirilmesi gereken süre içinde bitirilemediğini, müvekkili tarafından yüklenici müteahhit ...’a gönderilen ...t 1. Noterliği'nin 07.03.2019 tarih ve 01757 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle, kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince edimlerinin yerine getirilmesi, getirilmediği takdirde sözleşmeden doğan hakların kullanılacağının ihtaren bildirildiğini, müteahhidin arsa sahibinden hakediş olarak arsa payı alacağı kalmadığını, taraflar arasında yapılan anlaşmanın davalı arsa sahibinin bilgisi dahilinde yapılmış bir anlaşma olmadığını, müvekkilinin bu anlaşmadan haberdar olmasının düşünülemeyeceğini, müvekkili ile yüklenicinin ...t 1. Noterliğinin 06.03.2017 tarihli Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin feshedilmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını ve 02.09.2019 tarihinde anılan sözleşmenin taraflarca feshedilmiş olduğunu, kalan inşaatın başka bir müteahhit firma tarafından tamamlanması hususunda da 02.09.2019 tarihli devir protokolü imzalandığını, bu nedenlerle müvekkili hakkında açılmış bulunan davanın esastan reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın tamamlandığı, oturulabilir vaziyette olduğu, hali hazırda içerisinde ikamet eden kiracı bulunduğu, her ne kadar davalı arsa malikince, diğer davalı yüklenicinin binayı yapıp teslim etme borcunu yerine getirmediği iddia edilse de, bunun doğru olmadığı, davalı arsa sahibinin temlik hükümleri uyarınca ifaya zorlanabileceği, aksi düşünülse dahi davalı arsa malikinin sorumluluğunun davacı zararına muvazaalı veya kötü niyetle hareket ettiğinin ispat edilmesi halinde mümkün olduğu, buna göre 03.05.2019 tarihli protokol başlıklı belgenin 3 nolu bendine göre dava konusu 1. kat 8 nolu bağımsız bölümün eksik işlerin tamamlanması halinde yüklenici ... tarafından üçüncü kişi Vahdettin Avcı'ya tapuda teslim ve tescil edileceğinin belirtildiği, davalı arsa maliki vekilinin işbu protokolde imzasının bulunduğu, yüklenici ile arsa maliki arasındaki resmi sözleşmenin 6 nolu bendinde açıkça inşaatın yüklenici tarafından tamamlanacağı ve sözleşmeden kaynaklanan hakların bir başkasına devredilemeyeceğinin ifade edilmesine rağmen davalılar arasında bahsedilen protokolün imzalandığı, davalı yüklenicinin davacı ile daha önce resmi şekilde düzenlenen sözleşme ile dava konusu taşınmazı devretme borcunu üstlendiği, davalı arsa sahibi vekili ...'in bu işlemden bilgi sahibi olduğu, davacının eşi... ile daire için yeniden para alınması hususunda uzlaşıldığı görülen 10.06.2019 tarihli adi yazılı evrakta davalı yüklenici ile davalı ... vekili ...'in ayrı ayrı imzalarının bulunduğu, taşınmazı bir başkasına devretme hususunda anlaşmalarına rağmen yine de davacıdan para almaya çalışarak davacı zararına hareket ettiklerinin sabit olduğu, davalı arsa sahibinin, vekili olan oğlunun iş ve işlemlerinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine dava tarihinden sonra davalılar arasında imzalanan 02.09.2019 tarihli arsa payı karşılığı inşaat devir sözleşmesinin 16 nolu bendinden dava konusu taşınmazın da bulunduğu üç taşınmazın üçüncü bir kişiye devredileceğinin kararlaştırıldığı, davalı yüklenicinin diğer on bir taşınmazı edinirken bu üç taşınmaz yönünden hak iddia etmemesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu işlemden de davalıların açıkça davacı zararına birlikte hareket ettiklerinin tespit edildiği, tanık ...'ın dikkate alınan beyanlarından arsa sahibi ...'in yüklenici ...'ın isteğine göre taşınmazları devredebileceğini kendisine bizzat söylediği, diğer tanık beyanlarına da davacı lehine itibar edildiği, davalı arsa sahibinin iyi niyetinden bahsedilemeyeceği, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğu, gerekçesiyle davanın kabulüne, ...lçesi, ... Mah, 1563 ada, 6 parsel, 1. kat 8 nolu bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalılar arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 02.09.2019 tarihinde feshine ilişkin protokol yapılmışsa da, aynı tarihli arsa sahibi vekilinin de imza ve onayı bulunan bir başka protokolle ...t 1. Noterliği 06.03.2017 tarih ve 1975 yevmiye nolu düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin yüklenici tarafından dava dışı ... İnşaat firmasına devrinin kararlaştırıldığı ve inşaatın yeni müteahhit tarafından tamamlandığı, bu suretle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinden vazgeçildiğinin kabulü gerektiği, bu devir sözleşmesinde inşaatı davalı yükleniciden devralan dava dışı yüklenicinin ...t 1.Noterliği 06.03.2017 tarih ve 1975 yevmiye numaralı sözleşmeye uygun olarak inşaatı tamamlayacağının, çekişmeli bağımsız bölümün de aralarında bulunduğu 8, 15 ve 19 numaralı bağımsız bölümlerin yeni yükleniciye bırakılacağının karalaştırıldığı, anılan devir sözleşmesi içeriğinden bu 3 bağımsız bölümden ikisinde mahkemece konulan ihtiyati tedbirden bahsedildiği, keza davacı tarafça sunulan 10.06.2019 tarihli "Yılsan İnşaat Sözleşme" başlıklı arsa sahibi vekilinin imzaladığı belgenin de bulunduğu, buna göre arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin yeni müteahhide devri esnasında davalı arsa sahibinin çekişmeli 8 numaralı bağımsız bölümün davacıya temlik edildiğini bildiği, keza tarih itibariyle de davacıya yapılan temlikin 02.09.2019 tarihli devir sözleşmesinden önce olduğu, bu suretle davalının iyi niyetinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davalı arsa sahibinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde,
a)Davacının yapılan davalı yüklenici ile yaptığı sözleşmeyi müvekkiline bildirmediğini, yazılı olarak noter aracılığıyla tebligat yapmadığını, müvekkilinin bu sözleşmeden haberdar olmasının mümkün olmadığını,
b)Yüklenicinin hak edişi olan 11 dairenin devrinin yükleniciye yapıldığını, ancak yüklenicinin inşaat sözleşmesinde inşaatın 24 ay içerisinde tamamlanması taahhüdünde bulunmasına rağmen, belirlenen süre içerisinde inşaatın ancak %50'sini tamamladığını,
c)Müvekkili ile yüklenici arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin 02.09.2019 tarihinde taraflarca feshedildiğini, fesih protokolü ile birlikte inşaatın geriye kalan kısmının tamamlanması için ... firması ile anlaşıldığını, müteahhitin geriye hakedişi olan 3 dairenin ( 8-15 ve 19 numaralı daireler) yeni yüklenici firmaya verilerek inşaatın tamamlandığını, ... firması ile yapılan 02.09.2019 tarihli anlaşma gereği 8 nolu dairenin ... firmasına verilmesi gerekirken söz konusu bağımsız bölüm üzerinde mahkeme tedbiri bulunması üzerine ... Firması ile yapılan anlaşma ile müvekkiline ait 10 numaralı bağımsız bölümün ... Firmasının gösterdiği 3. kişiye devrinin yapıldığını,
d)Mahkemece değerlendirme ve kanaatte yanlışlık yapıldığını, davacı tanıklarından emlakçılık yapan ve müteahhitten komisyon alan, tüm bu safhalar hakkında bilgisi olan kişinin çelişkili beyanlarının dikkate alındığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı arsa sahibi ile davalı yüklenici arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereğince, davalı yüklenici tarafından yapılan inşaatta yükleniciye isabet eden bağımsız bölümün satın alınması sebebiyle temliken tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davalı yüklenici ... ile davalı arsa sahibi ... arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 02.09.2019 tarihli "arsa payı karşılığı inşaat devir sözleşmesi" ile dava dışı yüklenici ... Motorlu Araçlar Ltd. Şti'ye devredildiği, 02.09.2019 tarihli devir sözleşmesinin arsa sahibi, devreden yüklenici ... ve devralan ... Motorlu Araçlar Ltd. Şti. tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Yüklenici ...'ın, ... Motorlu Araçlar Ltd. Şti. ile arasındaki hukuki ilişki TBK'nın 205/1 maddesi gereğince sözleşmenin devri mahiyetindedir. TBK'nın 205/1. maddesi uyarınca sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ya da sözleşmede kalan tarafça onaylanan veya önceden verilen izne dayanılarak yapılan ve devredenin devrettiği sözleşmeden doğan taraf olma sıfatıyla birlikte bütün hak ve borçlarının devralana geçiren bir anlaşmadır. Davacı üçüncü kişi tarafından yükleniciden temlik alınan 8 no.lu bağımsız bölüm davalılar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerdendir. 02.09.2019 tarihli devir sözleşmesi ile de 8 no.lu bağımsız bölümün, sözleşmeyi devralan dava dışı ... Motorlu Araçlar Ltd. Şti.'ye verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu durumda davalılar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı yükleniciye bırakılan 8 nolu bağımsız bölümün davacıya devredilme yükümlülüğünün de TBK'nın 205/1 maddesi uyarınca dava dışı devralan yüklenici ... Motorlu Araçlar Ltd.Şti.'ye geçtiği dikkate alındığında davalı ...'ın temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve yukarıda yazılı açıklamaya göre usul ve kanuna uygun olup, davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2021/4700 E., 2022/1666 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Haller" başlıklı 36.maddesindeki "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır" hükmü dikkate alınarak idarelerin sözleşme devirlerinin Borçlar Kanunu'nun ilgili maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Sözleşmenin Devri" başlıklı 205. maddesi uyarınca sözleşmenin devrinin hukuken gerçekleşebilmesi için sözleşmede kalan tarafın de
6. Hukuk Dairesi 2021/4700 E. , 2022/1666 K.
"İçtihat Metni"
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen kararın temyizen tetkiki asıl ve birleşen davalarda davacı Yılmazlar Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile asıl ve birleşen davalarda katılma yolu ile davalı ... ( Elektrik Üretim A.Ş. Genel Müdürlüğü) vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Asıl davada davacı vekili, davacı ile TKİ arasında 02/08/2012 tarihinde ... Müessese Müdürlüğü S-49 Panosu üst+ara dekapaj, kömür kazı, yükleme ve stoklama ve 14/05/2012 tarihli ... Müessese Müdürlüğü Ayvalı-2 Panosu üst+ara dekapaj, kömür kazı, yükleme, nakliye ve stoklama ile alt geçit yapımı işi ile ilgili iki adet sözleşme imzalandığını, daha sonra sözleşme tarafı olan TKİ'nin, ... Müessese Müdürlüğünün 05/11/2012 tarihli yazı ile 01/11/2012 tarihinden itibaren söz konusu sözleşmelerin ...'a devredildiğinin taraflarına bildirildiğini, iki tarafın da kamu kurumu olması sebebiyle müvekkilinin devre itirazı olmadığını, bu tarihten itibaren sözleşme hükümlerinin ... ile davacı arasında ifa edildiğini, davacı şirketin sözleşme hükümlerine göre yaptığı işlerin karşılığı olan ödemelerin ... tarafından ödendiğini, ... Genel Müdürlüğü Özelleştirme ve Devredilen Santraller Genel Müdürlüğünden gelen 13/08/2013 tarihli iki adet yazı ile ... ve ... Termik Santrali'nin 17/06/2013 tarihinden itibaren ... ... Elektrik Üretim A.Ş.'ye devredildiğinin ve bu sözleşmelerle ilgili tüm hak ve yükümlülüklerin ... ... Elektrik Üretim A.Ş.'ye devredileceğinin bildirildiğini ve bu yeni muhataplığı davacı şirketin kabul edip etmediğinin sorulduğunu, davacının ise 15/08/2013 tarihli iki adet cevap dilekçesiyle muhataplığı kabul etmediğini davalıya bildirdiğini, davalı tarafından davacı şirkete bugüne kadar tüm istihkaklarının ve faturalandırılan diğer alacakların ödendiğini, banka havaleleriyle de davalı ile davacı şirket arasındaki sözleşmesel bağın devam ettiğinin kanıtlandığını, davacının söz konusu iki faturayı önce elektronik ortamda 24/12/2014 tarihinde davalıya gönderdiğini, davalının faturalara itiraz etmediğini, daha sonra davacı şirket yetkililerinin, faturaları 26/12/2014 tarihinde elden 81257 evrak kayıt numarasıyla davalı teşebbüsün bulunduğu müdürlüğe elden teslim ettiğini, yine bir itiraz olmadığını, davacı şirket yetkililerinin şifai olarak defalarca talepte bulunmasına, müzakereler yapılmasına, söz konusu alacağın davalı tarafından kabul edilmesine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 1.990.849,17 TL'nin davalıdan talep tarihi olan 25/09/2014 tarihinden işleyecek avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davalarda da aynı sebeplerle farklı tarihli ÖTV fiyat farkı alacağı, hakediş alacağı ve sözleşme fesih tazminatı talep ve dava edilmiştir.
Asıl ve bileşen davalarda davalı vekili; ... ... Elektrik Üretim A.Ş. ile imzalanan devir sözleşmesinin 8.4 maddesinin devir tarihi (17/06/2013) sonrası dönemin tüm hak ve yükümlülüklerinin alıcı şirketi ilgilendirdiği hükmüne istinaden, ... ... Elektrik Üretim A.Ş.'ye fatura edildiğini, ancak ... ... Elektrik Üretim A.Ş.'nin bahse konu faturaları kabul etmediğini, bu durum üzerine devir sonrası döneme ait davalı adına kesilen faturaların davacıya iade edildiğini, davacı ile davalı arasındaki sözleşmelerin yürürlükte olduğunu, ancak davacının sözleşme kapsamında yapmış olduğu işlerin ve bu işler sonucunda düzenlenen hak edişlerin tamamen davacı ile ... ... Elektrik Üretim A.Ş. yetkililerinin mutabakatı ile yapıldığını ve bu süreçte davalının herhangi bir dahlinin olmadığını, davacı ile ... ... Elektrik Üretim A.Ş. arasında gerçekleşen sözleşmesel ilişkide kendi rollerinin fatura ödenmesine aracılık yapmaktan öteye gitmediğini, fatura bedellerinin ... ... Elektrik Üretim A.Ş.'den tahsil edildikten sonra davacıya ödendiğini, bu durumda da davacı ile ... ... Elektrik Üretim A.Ş. arasında devam eden dava konusu sözleşmelerde ...'ın taraf olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamında; işin ifası devam ederken SeyitömerTermik Santrali ve Linyit İşletmeleri Müessese Müdürlüğünün 23/10/2012 tarihinde yine bir kamu idaresi olan... A.Ş.'ye devredildiği, asıl dava ile birleşen davalar yönünden uyuşmazlık konularının sözleşmelerin ifa edildiği ... Termik Santrali ve Linyit İşletmesinin Özelleştirme Yüksek Kurulunun 15/03/2013 tarihli kararı ile 17/06/2013 tarihinde özel bir şirket olan ... ... Elektrik Üretim A.Ş.'ye İşletme Hakkı Devir ve Satış Sözleşmesi ile devredilmesiyle ortaya çıktığı, idarelerin sözleşme devri konusuna ilişkin olarak aynı Kanunun "Hüküm Bulunmayan Haller" başlıklı 36.maddesindeki "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır" hükmü dikkate alınarak idarelerin sözleşme devirlerinin Borçlar Kanunu'nun ilgili maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Sözleşmenin Devri" başlıklı 205. maddesi uyarınca sözleşmenin devrinin hukuken gerçekleşebilmesi için sözleşmede kalan tarafın devre onayı gerektiği, somut olayda sözleşmede kalan taraf olan davacının onayı alınmadan devrin gerçekleştiği, davalı ...'ın devir işlemleriyle ilgili olarak davacı yana bildirimde bulunduğu ancak davacının böyle bir devir işleminin kendilerine danışılmadan yapılmasının uygun olmadığını ve ... A.Ş.'nin muhataplığını kabul etmediğini bildirdiği, davacı ile ... ... A.Ş. arasında düzenlenen Devir Sözleşmesinin 8.4 maddesi de dikkate alındığında davacının taraf değişikliğini kabul etmemesi neticesinde davalı ...'ın Yılmazlar Madencilik ile imzalanan sözleşmelerde taraf olarak kalmaya devam edeceği gerekçesiyle asıl ve birleşen 3 davanın kabulüne, sözleşmenin feshinden kaynaklanan tazminat talebi içeren 2 birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesince istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Mahkemece TBK’nun 205. maddesi gereğince taraflar arasındaki ilişki sözleşme devri olarak yorumlanmış ve buna göre karar verilmiş ise de, davalı ... ile ...arasında imzalanan sözleşme ‘sözleşme devri’’ mahiyetinde olmayıp işletme hakkı devridir. Özelleştirme Yüksek Kurulunun 15/03/2013 tarih ve 2013/55 sayılı kararına istinaden davalı ... ile ... ... Elektrik Üretim A.Ş. arasında 17/06/2013 tarihinde ... Termik Santrali, Santral Tarafından Kullanılan Taşınmazlar, ... Linyitleri İşletmesi Tarafından Kullanılan Taşınır ve Taşınmazların Satışına 2594. 31743 ve 200702650 nolu Maden Ruhsatları ve Bu Ruhsatların Kapsadığı Maden Sahalarının İşletme Hakkının Verilmesine İlişkin Satış ve İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi imzalanmıştır. Uyuşmazlığın işletme hakkı devir sözleşmesi hükümlerine göre incelenip sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu nedenle TBK’nun 205. maddesine dayanılarak karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer, davacı vekilinin de tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 2021/125 Esas, 2021/398 Karar sayılı ve 15.04.2021 günlü kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine, 28.03.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/138 E., 2024/8690 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 205 inci maddesi.
11. Hukuk Dairesi 2024/138 E. , 2024/8690 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/416 Esas, 2023/1585 Karar
HÜKÜM :Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2019/674 E., 2020/741 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında akaryakıt satışına ilişkin 31.12.2014 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye istinaden davalı ... Eurasia Petrol A.Ş.'ye, davacı tarafından ... Bankası Bornova Şubesinden 20.08.2015 tarih, 15.12.2019 vadeli, 700.000,00 TL bedelli teminat mektubunun verildiğini, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 14.06.2018 tarihinde davalı tarafından ... Akaryakıt Dağıtım A.Ş.'ye devredildiğini, devir sözleşmesi ile devir tarihi itibariyle davalı şirkette doğmuş/doğacak tüm borç ve alacakların devredilen ...'e geçtiğini, davalı ile hukuki ilişkinin 14.06.2018 tarihinde son bulduğunu, ancak teminat mektubunun bugüne kadar iade edilmediğini, vadesinin 15.12.2019 tarihi olduğunu, teminat mektubunda temlik alan ...'in sıfatının bulunmadığını, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin temlik ile son bulduğunu, davalının bayilik ilişkisinden çıkan davacıdan hiç bir hak ve alacağı kalmadığını ileri sürerek davalının elinde tuttuğu teminat mektubunun iadesi ve iptaline, paraya çevrilmesi halinde en yüksek ticari faiziyle birlikte bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı arasında üzerinde kurulu akaryakıt ve otogaz istasyonu bulunan taşınmaza ilişkin olarak; 31.12.2014 tarihli Çerçeve Protokol, 31.12.2014 tarihli Standart Bayilik Sözleşmesi, 31.12.2014 tarihli Ürün Alım Taahhütnamesi, 31.12.2014 tarihli Ariyet Demirbaş Belgesi'nin imzalandığını, davacı ile dava dışı ... arasında 14.06.2018 tarihli devir mutabakatı akdedildiğini, taahhütname ve ariyet demirbaş belgesinin davacının da onayıyla dava dışı ...'e devredildiğini, devir ile birlikte imzalanan kefaletname ile davalının davacının ... nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarının 700.000,00 TL'sine müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğunu, banka teminat mektubunun davalı açısından teminat vasfı taşıdığını, davanın ikame edildiği tarihte taraflar arasında akdedilmiş sözleşmelerin halen yürürlükte olduğunu, bu kapsamda ticari ilişki nedeniyle borcu bulunmadığının tespiti ile buna bağlı olarak dava konusu teminat mektubunun geçersizliğine karar verilmesini talep etme hakkı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında 31.12.2014 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında dava konusu teminat mektubunun davalıya verildiğini, 14.06.2018 tarihli devir mutabakatı ile davalının sözleşmeyi tüm hak yükümlülükleri ve borçları ile birlikte dava dışı ...'e devrettiği, bayilik sözleşmesinin süresinin sonuna kadar geçerliliğinin sürdürülmesine karar verildiği, davacının imzaladığı 31.12.2014 tarihli Çerçeve Protokol, Standart Bayilik Sözleşmesi, Ürün Alım Taahhütnamesi, Ariyet Demirbaş taahhütlerinin dava dışı ...'e devredildiği, bu devir sonucunda davacı ile davalı ... ...A.Ş. arasındaki sözleşme ilişkisinin 14.06.2018 ile sona erdiği, davacının sözleşme sorumluluğunun dava dışı ...'e karşı sözleşme süresinin bittiği 31.12.2019 tarihine kadar devam edeceği, teminat mektubunun sözleşmeyi devralan ...'e verilmediği, davalının kendi yönünden sona eren sözleşmenin teminatı olan mektubu elinde tutmaya devam ettiği, davalının teminat mektubunu elinde tutmasının gerekçesi olarak dava dışı ...'e verdiği 700.000,00 TL miktarlı kefaleti gösterdiği, ancak kefalet beyanında davacının imzasının bulunmadığı, davalının verdiği kefaletin davalı ile dava dışı ... arasındaki iç ilişkide geçerli olduğu, bu nedenle davalının davacı şirketten sözleşme kapsamında talepte bulunmasının mümkün olmadığı, aksi halde davacının hem teminat mektubu nedeniyle davalıya hem de sözleşme nedeniyle dava dışı ...'e ödeme yapmak zorunda kalacağı, davalının teminat mektubunu elinde tutmasının ve nakde çevrilmesini talep etmesinin iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... Bornova Şubesi 262.104713.100 numaralı 20.08.2015 düzenleme tarihli, 15.12.2019 vadeli 700.000,00 TL bedelli teminat mektubunun iptali ile davacıya iadesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, somut olayda, aksi kararlaştırılmadığından davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin dava dışı ...'e devri ile birlikte davacı ile davalı şirket arasındaki hukuki ilişkinin 14.06.2018 tarihinde sona erdiği, taraflar devir sözleşmesinde dava konusu teminat mektubunun akıbeti hakkında herhangi bir hükme yer vermedikleri gibi sözleşmenin devrinden sonra da davacının devreden davalı ...'a karşı sorumlu olmaya devam edeceğine ilişkin şart öngörmedikleri, davalı ..., teminat mektubunu elinde tutmasının gerekçesi olarak sözleşmeyi devralan ...'e verdiği 700.000,00 TL miktarlı kefalet olduğunu ileri sürmekte ise de bahsi geçen kefalet sözleşmesi davalı şirket ile ... arasında düzenlenmiş olup davacı şirket yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, diğer taraftan teminat mektubunde muhatap değişikliği ancak bankanın kabulü ile gerçekleşeceğinden sözleşmenin devri ile birlikte muhatap sıfatının kendiliğinden devralana geçmesinin mümkün olmadığı, bu durumda davacı ile davalı ... arasındaki ilişkinin 14.06.2018 tarihli devir sözleşmesi ile sonra ermesi sonucunda teminat mektubunun da hükümsüz hale geldiği anlaşıldığından Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık dava konusu teminat mektubunun dayanağı bayilik sözleşmesinin üçüncü kişiye devri halinde teminat mektubunun geçerliliğinin devam edip etmediği, varılacak sonuca göre iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 205 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, davacı tarafından davalıya bayilik sözleşmesi kapsamında verilen teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.
Sözleşmenin devri 6098 sayılı Kanun'un 205 inci maddesinde düzenlenmiş olup, anılan madde "Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Sözleşmeyi devralan ile devreden arasında yapılan ve sözleşmede kalan diğer tarafça önceden verilen izne dayanan veya sonradan onaylanan anlaşma da, sözleşmenin devri hükümlerine tabidir. Sözleşmenin devrinin geçerliliği, devredilen sözleşmenin şekline bağlıdır. Kanundan doğan halefiyet hâlleri ile diğer özel hükümler saklıdır." hükmünü haizdir. Bu hükümden anlaşıldığı üzere sözleşmenin devri üç taraflı bir sözleşme olup, sözleşmeyi devreden, sözleşmeyi devralan ve sözleşmede kalan tarafından imzalanması geçerlilik şartıdır. Somut olayda sözleşmenin devrine ilişkin sözleşmeyi üç taraf da imzalamış olduğundan geçerli bir devir olduğunun kabulü gerekir. Yine dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, bayi olan davacının asgari alım taahhüdünü yerine getirmediği davacı bayinin imzalı yazısı ile beyan edilmiştir. Ayrıca davacı davalı aleyhine açtığı menfi tespit davasından da vazgeçmiştir. Hal böyle olunca teminat mektubunun garanti fonksiyonunun devam ettiğinin de kabulü gerekir. Diğer taraftan Mahkemece karar verildikten ancak kararın kesinleşmesinden önce sözleşmeyi devreden dağıtıcı şirket ile devralan dağıtıcı şirket birleşmiştir.
Bu durumda sözleşmenin devrine davacı tarafından onay verildiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2023/1384 E., 2023/3381 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Sözleşmenin devri başlıklı 205 inci maddesi.
3. Hukuk Dairesi 2023/1384 E. , 2023/3381 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki taşınmazın geç tesliminden kaynaklı kira alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı ... ile davalıya vekaleten ... A.Ş. ... ... Bulvarı Şubesi arasında 12.04.2010 tarihinde ... ... İşyerleri ... Toki Projesinde yer alan 2 no.lu bağımsız işyerleri için satış sözleşmesi yapıldığını, dava dışı ...'ın bu sözleşmeden kaynaklanan tüm hak, alacak ve sorumluluklarını 16.02.2012 tarihinde müvekkiline devrettiğini, bu devir ve temlik işleminin davalı tarafından onaylandığını, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini düzenli olarak yerine getirdiğini, müvekkilinin satın aldığı davaya konu işyerinin davalı idare tarafından fiilen ve hukuken 12.10.2010 tarihinde teslim edilmesi gerekirken 13.03.2014 tarihinde teslim edildiğini, müvekkilinin 41 ay boyunca kira bedeli alacağından mahrum olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla belirsiz alacak davası olarak davacının sözleşmeye konu taşınmazın teslim edilmeleri gereken tarihten, teslim edildiği tarihe kadar geçen süreye ilişkin mahrum kalınan kira bedelinden (müspet zararından) şimdilik 10.000,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davacı vekili 19.03.2018 tarihli ıslah dilekçesiyle; 10.000,00 TL gösterilen mahrum kalınan kira bedelini harcı tamamlanmak üzere 36.471,36 TL arttırılarak toplamda 46.471,36 TL olarak ve alacağın tamamına ilk dava tarihi olan 17.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının sözleşmeden doğan hakkını dava dışı ... ve ...'a temlik ettiğini, davacının taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1. ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.03.2015 tarihli ve 2015/202 E., 2015/105 K. sayılı ilamıyla; ... Nöbetçi Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunun tespitine, Mahkemenin görevsizliğine, dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
2. Dosyanın gönderildiği ... 3. Tüketici Mahkemesinin 01.07.2015 tarihli ve 2015/301 E., 2015/509 K. sayılı ilamıyla; Mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, görevli ve yetkili Mahkemenin ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir.
3. Olumsuz görev uyuşmazlığı nedeniyle dosyanın gönderildiği Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 06.03.2017 tarihli ve 2017/493 E., 2017/1875 K. sayılı ilamıyla; eldeki davada uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı, davanın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
4. Yargı yeri olarak belirlenen Mahkemenin 10.04.2018 tarihli ve 2017/173 E., 2018/289 K. sayılı ilamıyla; davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşmede 30 aylık sürenin temerrüt süresi olduğunun açıkça ifade edildiği, bağımsız bölümün davalıya 12.04.2010 tarihinden itibaren en geç 30 aylık süre sonunda teslim edilmesi gerekirken 13.03.2014 tarihinde teslim edildiği, bu kapsamda usul ve esasa uygun hüküm vermeye elverişli bilirkişi raporunda 30 aylık sürenin sonunun 12.10.2012 tarihi olduğu ve bu tarihten 13.03.2014 tarihine kadar davacının talep edebileceği ecrimisil miktarının 20.602,10 TL olduğunun belirtildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 20.602,10 TL'nin 10.000,00 TL'si açısından dava tarihinden itibaren, 10.602,10 TL'si açısından ıslah tarihi olan 19.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 29.09.2020 tarihli ve 2020/4847 E., 2020/5128 K. sayılı ilamıyla; davalının sair ve davacının tüm temyiz itirazları incelenmeksizin dosya içerisinde davacı ile dava dışı ... arasında yapılan 11.02.2015 tarihli devir protokolü başlıklı belgeye göre davacının 12.04.2010 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinden doğan her türlü hakkını dava dışı ...'a devrettiğinin anlaşılmış olduğu, anılan belge altında devredilen hisse yüzdeleri açıklattırılarak, belgenin değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararı bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak 11.02.2015 tarihli belgedeki hisse yüzdelerinin davacı tarafa açıklattırıldığı, davacıya ait hissenin tamamının % 50'sinin ...'a, % 50'sinin ...'a devredildiği yönünde 25.11.2021 tarihli dilekçe ile davacı vekilince açıklamada bulunulduğu, sözleşmenin devri halinde devralan asıl sözleşmenin tarafı konumuna geçtiği ve asıl sözleşmenin tüm hükümleri kendisini bağlayıcı hale geldiği, bu bağlamda 11.02.2015 tarihli belgede devralanın (... ve ...), devredenin (davacı ...), sözleşmede kalan tarafın (davalı temsilcisi olarak T. ... A.Ş.) imzası bulunduğu, bu belgenin sözleşmenin devri niteliğinde olduğu, sözleşmenin devrinde, devreden taraf ise tümüyle sözleşmeden çıktığından sözleşmeden doğan hak ve borçlar da tümüyle devralana geçtiği, davacı tarafın sözleşmeye dayalı olarak geç teslim nedeniyle talepte bulunamayacağı, bu hakkın 11.02.2015 tarihli belgede de saklı tutulmadığı, devralanlar ... ve ...'a geçtiği, davacı tarafın bu davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle aktif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; söz konusu devir protokolü incelendiğinde sadece satış sözleşmesinin tarafını değiştirdiğini, mahrum kalınan kira alacağının devrini içermediğini, devir protokolünde buna ilişkin açık bir irade beyanı da olmadığını, irade beyanında sadece taşınmazın mülkiyetine ve mülkiyet hakkını iktisabında davalı kuruma ödenecek bedelin devrinin kararlaştırıldığını, söz konusu mahrum kalınan kira bedeli alacağının devri iradesi olmadığını, devir protokolü ile devredilen gayrimenkulün devredilen bedeline de yansıtılmadığını, Yerel Mahkeme gerekçesinin sözleşmenin tüketici olan müvekkili aleyhine yorumlanmasından başka bir şey olmadığını, eksik inceleme üzerinden ve yanlış tespit ve değerlendirmelerle karar verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taşınmazın geç tesliminden kaynaklı gecikme tazminatının (kira kaybı alacağının) tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Sözleşmenin devri başlıklı 205 inci maddesi.
2. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 20.06.2011 2011/2668 E., 2011/9731 K. sayılı ilamının sözleşmenin devri konusunda ilgili kısmı şöyledir: "...Dosya içerisinde mevcut Davacı ile dava dışı... arasında tanzim edilen 15.03.2010 tarihli devir sözleşmesine göre; Davacının sözleşmeden doğan her türlü hak ve yetkilerini dava dışı...’a devrettiği anlaşılmaktadır. Eldeki Davanın, devir sözleşmesi tarihinden sonra 03.09.2010 tarihinde açılmış olduğu anlaşılmış olmasına göre; davacının anılan sözleşme uyarınca eldeki davayı açma hakkının bulunmayıp, bu nedenle davanın husumetten reddi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir..."
3.Değerlendirme
Dava dosyasının incelenmesinde; Mahkemece bozma ilamı doğrultusunda değerlendirme yapıldığı, davacının dava dışı ...'dan 12.04.2010 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinden doğan hakları 16.10.2012 tarihinde devraldığı, söz konusu sözleşmeye davalının da muvafakat verdiği, davacının da 11.02.2015 tarihinde 12.04.2010 tarihli sözleşmeden doğan tüm haklarını dava dışı ...'a %50, ...'a %50 hisse olarak devrettiği, söz konusu sözleşmeye davalının muvafakat verdiği, 11.02.2015 tarihli protokolde bu hususun açıkça "Devir eden ... T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi ile akdeylediği 12.04.2010 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinden doğan her türlü haklarını ve bu sözleşmeye göre bu protokol tarihine kadar yaptığı ödemeler tutarını devir alan ...'a temlik etmiştir. Devir alan ... da 12.04.2010 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinden doğan her türlü hakların kendisine devrini ve borçların naklini, bu devir ve nakle herhangi bir engel bulunmadığını ve bu sözleşme gereği yapılan ödemeler tutarının temlikini kabul etmiştir. " şeklinde ifade edildiği, davacının 6098 sayılı Kanun'un 205 inci maddesi gereğince taşınmazın geç tesliminden kaynaklı gecikme tazminatı (kira kaybı alacağı) hakkı da dahil olmak üzere sözleşmeden doğan tüm haklarını devrettiği, emsal içtihat da gözetilerek davacının aktif husumetinin olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun kararın ONANMASINA,
Bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
27.11.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Alacaklı Kaya, borçlu Berk’ten olan 100.000 TL alacağını Deniz’e devretmiştir. Bir hafta sonra aynı Kaya, Deniz ile bir sözleşme yaparak "Berk ile arasındaki tüm kira sözleşmesi ilişkisini" Deniz’e devretmiştir.
"Alacağın devri" ile "sözleşmenin devri" kurumlarının bir olayda çakışması ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Alacağın devri için borçlu Berk’in rızası gerekmezken; sözleşmenin devri için Berk’in rızası şarttır.
B) Alacağın devrinde sadece "aktif" (alacak) el değiştirirken; sözleşmenin devrinde tüm hak ve borçlar bir bütün olarak devredilir.
C) Sözleşmenin devri yapıldığı anda alacağın devri sözleşmesi kendiliğinden hükümsüz hale gelir.
D) Alacağın devri sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekle tabiyken; sözleşmenin devri asıl sözleşmenin şekline tabi olabilir.
E) Sözleşmenin devrinde Deniz, Berk’in hem alacaklısı hem de kiraya vereni (borçlusu) haline gelir.
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.